Güntekin Onay

Güntekin Onay

gonay@gazetevatan.com

3 puandan çok fazlası

13 Şubat 2011

SONU mutlu biten korku filmi olur mu? Demek ki oluyormuş. Trabzon’a gönül verenler deyim yerindeyse öldü öldü dirildi. Aslında zorluk derecesi yüksek böylesi bir maç için olabilecek en iyi senaryo gerçekleşti ilk dakikada. Trabzonspor golle başladı. Ancak ilk dakikada gelen golün ardından abartılı bir şekilde topun kontrolünü Sivas’a verip kendi yarı sahasında bekledi bordo-mavililer.. Kanımca şampiyonluğa oynayan bir takımın bu kadar kendi yarı sahasında kalması anlamsızdı.KONTROLÜ daha fazla elinde tutmalıydı. Nitekim maç boyunca skor avantajını bulmasına rağmen Sivas’ın ceza sahasına çok sık gelmesinin sıkıntılarını fazlasıyla yaşadı Trabzon. 1-0’dan sonra Sivas’ın bıraktığı geniş alanları iyi kullanan Trabzon, inanılmaz fırsatları kaçırdı ve 2-0’ı bulamadı. 1-1’den sonra yerleşim hatasıyla golü yiyen Sivas profesyonel bir futbol takımının yapmaması gereken hataların cezasını çekti ve maç tekrar 2-1’e geldi.BURAK’IN DİRENİŞİEVET, Trabzon çok pozisyon buldu. Ancak oyun anlamında tatmin etmedi ve kontrolü elinde tutamadı. Sivasspor’un inanılmaz hataları bordo-mavili takıma sürekli davetiye çıkardı. Hücumda bitmek tükenmek bilmeyen arzusu ile golü en çok isteyen ve arayan Burak Yılmaz’dı. Savunma arkasına yaptığı yerinde koşular ile Sivas savunmasını yıpratan Burak attığı 2 golle de Trabzon’u 3 puana taşıdığı.SON 3 maçta kaybedilen 7 puanın getirdiği tedirginliği yaşayan bordo-mavililer bu galibiyetle 3 puanın ötesinde çok büyük bir moral ve güven de kazandı.SİVAS’A gelince... Müthiş mücadele ediyorlar, çok istiyorlar, tempoları ve güçleri iyi.. Ancak bir türlü puana ulaşamıyorlar. Bu kadar dinamik ve enerjik bir takımın biraz da akılcılığa ve sakinliğe ihtiyacı var. Bursa deplasmanı, G.Saray deplasmanı , dünkü maç. Güçlü rakiplere karşı hep oyuna ortak oldular ancak puan alamadılar. Grosicki gerçekten de iyi bir transfer. Ancak takımın lideri Mehmet Yıldız’ın da artık rol alması şart. Savunmanın ortasında da bir uyum ve kalite sorunu olduğu aşikâr. Sol bek oynayan genç Ziya’nın temposu harika ancak çok kontrolsüz ve deneyimsiz.TRABZON birkaç kere gidip gelen maçı rakibinin hatalarıyla kazandı. Burada önemli olan 3 puandı. Bordo-mavililer, Manisa deplasmanı ve evindeki Kayseri maçlarını kazanırsa şampiyonluk yarışında yeniden en büyük aday haline gelir.

Devamını Oku

Sorunları psikolojik

7 Şubat 2011

TRABZONSPOR eriyor. Üzerindeki şampiyonluk baskısını aşamıyor... Sorun tamamen psikolojik... Başka bir izahı yok... Sistem aynı.. Oyuncular aynı... Teknik direktör aynı... Çok net bir şekilde görülüyor ki oyuncular çok rahat değil. Baskı altında rahat hareket edebilmek bu yükü taşımak kolay bir şey değil. Sorun burada. HER ne kadar teknik direktör Şenol Güneş ve başkan Sadri Şener yarışta daha avantajlı olduklarını vurguladılarsa da artık kaybedilen puanlarla o avantaj da ortadan kalktı. Her ne kadar olumsuzlukların başlangıcı Ankaragücü karşısında alınan beraberlik gibi gözükse de erken sezon açan takımda Jaja, Alanzinho ve Colman’ın kampa geç katılmaları, noter tespiti yapılması Trabzonspor’u olumsuz etkiledi. Görünen o. Tüm takımlar ocak ayının 3’ünde 4’ünde sezon açarken Trabzonspor erken başladı bazen az tatil yapmak da fazla tatil yapmaktan daha kötü sonuçlar doğurabilir. YENİ transferlerin henüz uyum sağlamamış olmaları da bir diğer olumsuzluk. Tüm bu faktörler birer etken olabilir. Ancak en önemlisi bu baskıyı kırabilmek için Trabzon kentinin tek vücut, tek yürek, tek ses olarak takımının arkasında olması şart. Bardağın boş tarafına değil dolu tarafına artık bakmaları gerekiyor. Bu olumsuz psikoloji futbolun önüne çıktığı için bunun üzerinde durdum. HERKESTE SORUN VAROYUNA gelince Antalyaspor savunmanın önündeki alanı kalabalık tutarak Selçuk-Colman-Jaja üçlüsünün etkinliğini azaltmayı planlamış ve bunda da başarılı oldu. Bordo-mavililer kanatları da etkin bir şekilde kullanamayınca oyun o bölgede sıkıştı. Cale ve ilk yarının yıldızı Serkan’ın hücumlara çok fazla etkinlik ve derinlik katamadığını gözlemledik. Engin çok top kaybetti. BURAK rakip savunmayı en çok zorlayan isimdi ancak aşırı hırsı kontrolünü zaman zaman kaybetmesine neden oldu. Umut, savunma kalabalığında istediği topları alamadı ve boğuldu. Colman durgundu. İkinci yarı giren Alanzinho ve Yattara da beklenen etkinliği gösteremedi. SON bölümlerde daha fazla risk alınmalı mıydı? Rakibin üstüne daha kalabalık gidilmeli miydi? Bence Hayır! Çünkü alınan 1 puan Trabzonspor’u zirvede tuttu. ANTALYA sahayı iyi parselleyen taktik açıdan olgun bir takım. Onların da hız sorunu var. Ayağa iyi pas yapıyorlar ancak. Hızlı hücum konusunda zayıflar. Dün kontratak oyunu daha iyi yapabilselerdi Avni Aker’den 3 puanla da ayrılabilirlerdi. ***BROZEKLER NEREDE?SEZON ortasında büyük umutlarla transfer edilen 2 Polonyalı kadroda henüz kendilerine yer bulamadı. Şenol Güneş’in bir anda takımda köklü değişiklikler yapmasını beklemek belki yanlış olur ancak yavaş yavaş bu oyuncuları takıma entegre etmesi şart. Çünkü Trabzonspor’un kadrosu çok geniş değil.

Devamını Oku

Hakem kararı

6 Şubat 2011

SON dönemde bir futbol maçında bir hakem üçlüsünün karşılaşmanın skoruna bu kadar tesir ettiğine şahit olmamıştık. İkinci yarıda önce Kerim’in Simao’yu ceza alanı içinde düşürmesine verilen “dışarıda” kararı... Birkaç dakika sonrasında kaleci ile karşı karşıya kalan Emenike’nin Hakan tarafından düşürülmesine verilen “devam” kararı.. Üst üste 2 takım için de verilmeyen 2 net penaltı.Ardından Hugo Almeida’nın kalenin içine düşen buz gibi golü... Ancak yine “devam” kararı. Gösterilen, gösterilmeyen kartları saymıyorum. Sadece skora etki edenler 3 tane. Mustafa Kamil Abitoğlu talihsiz bir maç yönetirken, yardımcılarından da maalesef hiç “yardım” göremedi. GUTI DARBE OLDUFutbolcular iyi niyetli olmasa inanın facianın boyutları çok daha farklı bir noktaya gidebilirdi. Gelelim futbola..Haftalardır “Beşiktaş çift ön libero ile oynasın! Ernst ve Fernandes ile orta alan güçlensin” diyenleri fazlasıyla yanıltan bir 45 dakika izledik. Yediği darbelerle sakatlanan Guti’nin yokluğu Beşiktaş için “büyük bir darbe” oldu. Orta alandan akılcı ve akıcı paslar çıkmadı. Kanat bindirmelerinde Ekrem ve İbrahim Üzülmez final paslarını arkadaşlarıyla buluşturamadı. Ernst ve Ferdandes Karabükspor’un kalabalık ve dinamik orta sahası karşısında yedikleri baskıdan sıyrılamadı. İlk 10 dakika haricinde oyunun kontrolünü elinde tutan ve daha etkili olan Karabükspor’du. SANKİ BİR MUCİZE  Beşiktaş’ın sahanın hiçbir bölgesinde rakibine etkinlik sağlayamamasının nedeni pres gücünün az olması ve pas hatalarıydı. Bernd Schuster, kötü oynayan Fernandes ve Ekrem’i çıkarttı. Quaresma ve Necip’i sahaya sürdü. Hilbert sağ beke geçti ve Beşiktaş üstünlüğü ele aldı. Quaresma’nın arzusu ve etkili oyunu Karabükspor’u sahasına hapsetmek için yeterli olurken Beşiktaş’ın son 10 dakikadaki inanılmaz baskısının golü getirmemesi de sanki bir mucizeydi. Schuster gol yüzdesi çok yüksek olan Bobo’nun yerine ısrarla Hugo Almeida’yı tercih ediyor. Almeida, dün akşam güzel bir gol attı ancak verilmedi. Onun dışında Portekizli oyuncunun arzulu görüntüsüne rağmen pozisyonlarda çok da aktif olmadığını görüyoruz. Almeida iyi ama Bobo da kolay harcanacak bir oyuncu değil. MEHMET’İ ARADILARBeşiktaş dünkü maçta sadece Guti’yi değil Mehmet Aurelio’yu da çok aradı. Pas yüzdesi, sezgisi ve tecrübesiyle Aurelio, Beşiktaş için vazgeçilmez bir futbolcu. Geriye dönüp baktığımız zaman gerek F.Bahçe, gerek Beşiktaş gerekse de Milli Takım’ın orta alan kurgusu Aurelio yokken hep sekteye uğradı. Bence çok önemli bir oyuncu. Karabükspor durdurulması çok güç olan Emmanuel Emenike’ye ek olarak Cernat’ın da dönüşüyle bu Süper Lig’in yine en çok can yakan takımlarından biri olacaktır.

Devamını Oku

Güle oynaya yarı finale

3 Şubat 2011

BEŞİKTAŞ fazla iyiydi.. Oraya geleceğiz ancak Türk futbolunun en önemli sorunlarından biri hakemlerin futbol oynamak isteyen ile oynatmamaya çalışanı bir türlü ayıramaması. 5-0 devam eden tek taraflı bir maçta Gaziantep BB’li Mustafa Marangoz, topla oynama şansı hiç yokken tamamen art niyetle Hilbert’e arkadan çelme takıyor. Ancak Deniz Çoban yapılan haraketin futbolun tamamen dışında olduğunun farkında değil. Sadece kural kitabına göre hareket ederek maç yönetilmez. Futbolun ruhuna ihanet edene prim tanımayacaksın. Maçı yönetirken yorum da katacaksın. Dün akşamki maçın bize gösterdiklerinin içinde belki de en önemlisi buydu. Çözülmesi gereken önemli bir sorun bu.SİYAH-BEYAZLILAR beklenen de kolay bir şekilde yarı final vizesini aldı. Oynamayanların ağırlıklı olduğu kadro bile Gaziantep BB için fazla iyiydi. Hem de tempoyu yükseltmeden. Tempo yapan sadece Hilbert idi. Sağ kanat lokomotifi Hilbert’in oyundaki en büyük ortakları kalitesiyle maça ağırlığını koyan Fernandes ve Bobo oldu. Müthiş oyun görüşü, pas bilgisi ve zekasıyla Fernandes orta alanı yönlendirmekle kalmadı; 2 de şık gol attı. Bobo maç eksiğine rağmen en iyi yaptığı işi yine çok iyi icra etti. 2 gol attı daha fazlasını kaçırdı.Diğer tüm oyuncular ise görevlerini zorlanmadan yaptılar. Maç kondisyonu ve ritmi olmayan isimlerin tercih edilmesi Beşiktaş açısından önemli bir artıydı. Necip, Ernst , Ekrem forma için hazır olduklarını gösterdiler.RAKİBİNİ BEKLİYORBEŞİKTAŞ kalitesini zorlanmadan sahaya yansıtırken rakibinin kaleye tek etkili şut bile atmasına izin vermedi. Bu maçta alınan sonuç ve oynanan futbolu ne büyütmek yanlış ne de küçümsemek doğru.Çünkü bu sezon alt liglerdeki takımlarla kupada oynanan birçok karşılaşmada izledik. Hiçbir maç böyle seyretmedi. Hiçbir maçta böyle bir güç farkı yansımadı. Gaziantep BŞ şunu da kabul edelim ki kupa sahnesinde alt liglerdeki takımların en güçlüsüydü. Buraya Trabzonsporu geçerek geldi. Antep temsilcisi büyük bir başarıya imza attı.KARTAL kupa hedefine ulaştı ve artık yarı finaldeki rakibini bekliyor. Kendilerini sıkmadan ancak ciddiyetle rahat bir galibiyet aldılar. Maç eksiği olanların pozitif bir görüntü vermesi de siyah-beyazlılar açısından bir diğer bir artıydı.

Devamını Oku

Neden yenildi?

31 Ocak 2011

1- Farklı kanat bekleri: Beşiktaş’ı, İBB maçında savunmada yaptığı zorunlu değişiklikler olumsuz etkiledi. Maçın asıl sırrı burada. Ersan’ın sakatlığı ve Hilbert’in cezalı olması gibi faktörlerin yanı sıra İsmail’in yerine İ.Üzülmez’in görev yapması da bir diğer olumsuzluktu. Neden? Sebebi şu: Savunma ağırlıklı oynayan ve çok adamla alanında bekleyen bir rakibe karşı Simao ve Quaresma gibi oyuncular markaj altında, kanat bekleri daha fazla alan buluyor ve hücumlarda daha aktif rol oynuyor. Ekrem ve İ.Üzülmez uygun pozisyonlarda atakları iyi sonuçlandıramadılar. Bu faktör, Beşiktaş’ın hücum gücünü ciddi derecede azalttı. 2- Cenk’in hatası: Tek bir olgun atak yapmayan ve pozisyon bulamayan İBB, Cenk’in bireysel hatası ile 1-0 öne geçti ve direnç kazandı. 3-Aurelio’nun atılması: Bu kadar ofansif ve riskli oynayan bir takımın orta alandaki tek sigortası ve defansif oyuncusunun atılması sadece sayıca azaltmadı, evet 1-0 gerideyken 11’e 10 oynamak her zaman zordur ancak Aurelio Beşiktaş’ın sistemi için vazgeçilmez bir oyuncu. 4-Schuster’in geç hamlesi: Schuster, 66. dakikada Beşiktaş 1-1’i bulduktan sonra yorulan Guti’yi çıkartıp Ernst’i hemen almalıydı. Böylece Ernst ve Fernandes ile orta alan direncini artırabilirdi. Adeta havlu atan orta alanın savunmaya yardım etmemesi yüzünden İBB, sürekli gol ile burun buruna geldi. 5- Guti-Q7’nin kötü oyunları: İki süper yıldız sorumluluk aldılar ancak kendilerinden beklenen kaliteyi özellikle ikinci yarıda sahaya yansıtamadılar. Guti rakibin kalabalık orta alanı karşısında çok yorulduve fazla yardım alamadı. 6- Fırat Aydınus faktörü: Fırat Aydınus bu ülkenin en iyi 2 hakeminden biri. Gördüğünü çalmaktan çekinmeyen, forma ve stat ayırmayan bir hakem. Aurelio’nun pozisyonunu kırmızı kart olarak değerlendirmiş olabilir. Tartışmaya açık bir durum. Sorun bu değil, sorun Aydınus gibi cesur bir hakemin zorluk düzeyi yüksek bu tip maçlarda neden şampiyonluğa oynayan diğer takımların maçlarına verilmemesi. Aydınus gibi otoriter ve ortada yöneten bir hakemi istemeyen kulüpler var. MHK de bu isteğe boyun eğiyor. 7-Olimpiyat Stadı kâbusu: Beşiktaş orada hiç kazanamadı. Seyirci sayısı beklenenin altında kaldı. Olimpiyat stadının soğuk yüzü siyah-beyazlılara yine gülmedi. 8-İBB’nin 5 maçlık yenilgi serisi: 5 maç üst üste kaybeden bir takım her zaman tehlikelidir. Çok iyi hazırlanmış ve bilenmiş olmaları gerçeğini gözardı etmemek lazım. UZUN lafın kısası 17’de 17 rüyası erken bitti. Modern çağlarda hatırladığım 2006-07’de bir tek Inter 17 maç kazandı. Böyle bir seriyi çok oturmuş takımlar bile yakalayamıyor. Beşiktaş gibi defansif zaafları olan bir takımın yukarıdaki faktörleri de eklersek kazanması çok zordu.

Devamını Oku

Yıldızları bırak prese bak

27 Ocak 2011

SCHUSTER’İN kafasındaki futbol, taraflı tarafsız herkesin görmek istediği ve beğendiği futbol. Dün gece özellikle ilk yarıda Beşiktaş bunu iyi yaptı. Siyah-beyazlılar ilk yarının tamamında oyunun tek hakimiydi. Rakip yarı sahada oynayan Beşiktaş göze hoş gelen futbolunu sadece 2 golle süslerken önemli fırsatlardan da sonuç alamadı. Trabzonspor’un kendi yarı sahasından çıkamamasında Beşiktaş’ın rakip yarı alanda yaptığı baskının rolü de çok büyüktü.SIMAO, Quaresma, Guti ve Almeida’ya İsmail de ortak olunca ortaya adeta kusursuz bir oyun çıktı. Bulabileceğimiz tek kusur kaçan gollerdi. İkinci yarıda Trabzonspor’un ilk dakikada golü bulması bordo-mavilileri mahkûm oynadığı maçta cesaretlendirdi. Yenen golün getirdiği tedirginlik ve Guti’nin de yorulması Beşiktaş’ın saha içindeki etkinliğini dakikalar geçtikçe azaltmaya başladı. Schuster, Nobre’yi çıkartarak Fernandes’i sahaya sürdü ve bu duruma engel olmak istedi. Şenol Güneş ise gol için Umut’u oyuna dahil etti.GÜNEŞ DOĞRU YAPTIDÜN gece şu net bir şekilde görüldü ki, Beşiktaş’ın oynamak istediği futbol rakip yarı alanda yaptığı baskıyla çok paralel. Herkesin gözü top ayaklarındayken siyah-beyazlı yıldızlarda. Ancak asıl önemli ve zor olan rakip yarı sahada topun kaybedildiği noktada başlayan baskı. Presin zamanlaması Beşiktaş’ın oyununun anahtarı. Eğer bu etkin pres gelmezse ve rakip topla kalabalık çıkabilirse siyah-beyazlıların işi güçleşiyor. Beşiktaş bu presin süresini arttırmalı ve bunu yaptığı bölümlerde daha fazla gol bulmalı yada dengeli giden kontrollü oyunda topa daha fazla sahip olabilmeli. Şenol Güneş’i bu maçta önemli futbolcularını oynatmadığı için eleştirilenler mutlaka olacaktır.ANCAK strateji bu işin önemli bir parçasıdır ve şayet Trabzonspor bu maça tam kadro çıkmış da olsaydı yine kaybetme ihtimali vardı. Deneyimli teknik adam bu olasılığı da hesaba katarak hem takımını hem de as oyuncularını yıpratmadı ve F.Bahçe maçına odaklandığını göstermiş oldu. Bence bu doğru bir stratejiydi. As kadroyla kaybederek elenmiş olsa bunun izahı Trabzonspor açısından daha zordu. İlk 45 dakikadaki Beşiktaş maçı fazlasıyla hak edecek bir görüntü ortaya koydu. Simao, Quaresma, Guti ve Almeida farkı yaratan oyunculardı.***Fernandes’e yer bulunurBEŞİKTAŞ’IN yeni transferi Fernandes ikinci maçında da oyuna sonradan girdi. Trabzon karşısında özellikle attığı 2 etkili şutla dikkat çeken Portekizli yıldız tekniği, çabukluğu ve kendine güveniyle beğeni topladı. Orta alanın her bölgesinde oynayabilecek kalitedeki bu oyuncuya Schuster mevcut sisteminde henüz ideal bir yer bulamadı.

Devamını Oku

Son 2 yılın en pasifi

24 Ocak 2011

BURSASPOR, Trabzonspor’un puan kaybettiği haftada hayâl kırıklığı yarattı. Bunda devre arasında güçlenen Konyaspor’un etkisi olduğu kadar, Timsahlar’ın hiç risk almadan oynamasının da etkisi büyüktü. Volkan Şen ve Miller gibi iki önemli kozunu yedek kulübesinde oturtan teknik direktör Ertuğrul Sağlam, 2. yarıda sahaya sürdüğü bu iki futbolcudan da beklenen verimi alamadı. Bursaspor’un kaybettiği iki puanın ötesinde dünkü maçta endişe verici asıl durum Bursaspor’un gol opsiyonlarının sadece iki aksiyona indirgenmiş olmasıydı. ŞAMPİYON ve şampiyonluğa oynayan bir takım sadece duran toplarda Ömer Erdoğan ve Turgay Bahadır’ın hava hakimiyetiyle veya kontratak oyunuyla sonuca gitmekten çok daha fazlasını yapabilmeli. Topa sahip olma yüzdesini artırabilmeli. İlginçtir Bursaspor son iki yılın belki de ofansif anlamda en ‘yoksul’ maçını oynadı. Ali Tandoğan ve Vederson hücumlara yeterli desteği yapamadı. Ve gol şansı da sadece duran toplara kalmış oldu.EN İYİSİ MUSA’YDIKONYASPOR ligin ilk yarısından çok daha güçlü ve pozitif oynamaya çalışan bir takım kimliğindeydi. Özellikle G.Saray’dan gelen yeni transfer Musa Çağıran, oynadığı futbolla sahanın tartışmasız en iyi futbolcusu olarak göze çarptı. Şayet ilk yarıda bu takımın açık ara en iyi futbolcusu olan Grajciar, kendi çizgisinde olabilse Konyaspor dünkü karşılaşmayı rahatlıkla kazanabilirdi. Gerçek şu ki; Konyaspor ligin ilk yarısından çok daha güçlü ve çok daha kaliteli. Sadece oynatmayan takım görüntüsünden çıkıp, oynayan bir ekip kimliğine doğru ilerlemişler. Dün akşamki görüntü Konyaspor için ne kadar umut verici ise Bursaspor açısından da bir o kadar umutsuzdu. SKORA etki eden hakem hatalarının çok olduğu 18. haftada dün mükemmel bir hakem yönetimi izledik. Fiziki mücadelenin çok olduğu karşılaşmada Hüseyin Göçek pozisyonlara yakın ve güvenliydi. ‘Sıfır’ hatayla maçı yönetti ve Konyasporlu Musa Çağıran’la birlikte karşılaşmanın en iyisi olmayı başardı.

Devamını Oku

Liverpool’dan daha iyi...

22 Ocak 2011

YENİ transferler ve iyileşen sakatlar ile beklenti yüksekti Beşiktaş’tan. İlk 45 dakika Bucaspor karşısında futbol, pozisyon ve gol. Her şey vardı. Başrol oyuncusu Guti’ydi.. En iyi yardımcı oyuncular da Quaresma ve Nobre.. TECRÜBE, oyun zekası ve olağanüstü yeteneklerini sorumluluk duygusuyla birleştiren Guti’nin organizatörlüğünde Beşiktaş futbol açlığı ile maçı izleyen herkesi fazlasıyla doyurdu henüz ilk 45 dakikada.. GUTI hem oynayan hem de oynatan büyük bir usta. Tartışılmaz bir kariyeri var. Şu ana kadar resmi maçlarda toplam 10 gol attı daha fazlasını da attırdı. Ancak böyle büyük bir futbol yıldızını hala yıldız değil diye eleştirenler var. Daha fazlasını yapsa R.Madrid’de oynardı. Ama zaten 15 sene oynadı...BU kadar kolay pozisyona giren bu kadar kolay sonuca giden bir takımın olmasında Bucaspor’un ne kadar payı vardı onu kestiremedik ama sahada keyif veren çizgi dışı bir takım olduğu kesindi.. Hatta şöyle bir tespitim var.. Bu takımın kadrosu Liverpool’dan daha iyi!SIMAO ÇOK COOL!SIMAO kendini ispat etme çabası içinde olmadan daha basit oynayarak etkili olunabileceğini de gösterdi. Gol attı, gollük paslar verdi, İsmail’i besledi, Guti’nin en büyük asistanı oldu ayrıca savunmaya yardım etti. QUARESMA farklı bir oyuncu olduğunu hemen her ayağına topu aldığında gösterdi. Savunmayı kolayca eksiltti, önlemi zor bir isim olduğunu gösterdi. Almeida arkadaşlarına koridor açtı, toplar indirdi ancak arkadaşlarına oranla biraz daha tutuktu. Golcülerin tek ihtiyacı olan şey goldür ve golü bulduğu zaman daha güvenli ve moralli oynayacaktır. Nobre,Aurelio İsmail ve Hilbert büyük bir iştahla ve yüksek tempoyla oynadılar. Ligin ilk yarısına oranla daha verimliydiler. LİG standartlarının üstündeki bu Beşiktaş rakibin faullü oyununa rağmen attığı 5 golün daha fazlasına ulaşacak pozisyonları da buldu. Şunu da unutmamak lazım, Bucaspor sınavı henüz ligin ilk maçıydı. Bu takım zamanla daha da oturacak ve takım oyunu seviyesini daha da yukarıya çekecek, oyuncuların da birbirleriyle olan uyumu artacak. ***2 önemli sınav..BU takım Bucaspor karşısında çok kolay pozisyona girdi. Ancak hala zamana ihtiyacı var. Kalite sorunu yok. Bu kadronunun ülke standartlarının çok üzerinde olduğunu kabul edelim ama takım olmak da çok kolay değil. Kupadaki Trabzonspor sınavı ve önümüzdeki haftaki İBB karşılaşması Beşiktaş için daha belirleyici ve ciddi bir sınav olacak. Bu 2 karşılaşma Beşiktaş’ın kendini gerçek anlamda sınayabileceği maçlar olacak.

Devamını Oku