Güntekin Onay

Güntekin Onay

gonay@gazetevatan.com

Önce Rüştü, sonra ‘çete’

7 Nisan 2011

SEYİRCİSİZ oynanan bir maçta rakip üzerinde baskı kurmak kolay değil.. Beşiktaş oyunun büyük bölümünde bunu yapamadı. Ancak Tayfur Havutçu ve Beşiktaşlı futbolcular sabırlı oynamaları gerektiğinin bilincinde hareket ettiler. İlginçtir defansif oynaması beklenen G.Antepspor kendine güvenli ve rakip yarı alanda çoğalarak oynamayı tercih etti.BEŞİKTAŞ’IN ilk yarıdaki oyunu ağır ve durağandı. Rüştü neden büyük kaleci olduğunu Cenk’in 2 pozisyonunda bir kez daha ispat ederken, istediği tempoyu yakalayamayan takımını ayakta tuttu. Beşiktaş’ın toplu ve topsuz olumsuz görüntüsündeki başrol oyuncusu ise Guti idi.. Çok top kaybeden İspanyol yıldız fizik olarak çok güçsüzdü.İKİNCİ yarı Guti’yi oyundan alan ve yerine Fernandes’i sahaya süren Beşiktaş, önce orta alan direncini artırdı ardından da üstünlüğü eline alıp yıldızlarıyla goller ve pozisyonlar buldu. Guti gibi oyuncuyu ne kadar kötü oynarsa oynasın oyundan çıkartmak çok da kolay değil.. Tayfur Havutçu’yu bu hamlesinden dolayı tebrik etmek lazım. Bu cesur değişiklik Beşiktaş’a finali getirdi.Q7 YİNE ÇOK İYİYDİSIMAO attığı mükemmel frikik golü ile gol perdesini açmakla kalmadı takımına da oyunun devamında güven verdi. Maç boyunca faule maruz kalmaktan kurtulamaması moral ve fizik olarak yıldız futbolcuyu çökertmedi. Attığı ikinci golde fırsatçılığının ve üst düzey konsantrasyonun ürünüydü. Almeida sürekli rakipleriyle boğuştu golü aradı sonunda bir ön direk çalışmasında Fernandes’in ortasıyla golü buldu.. Quaresma rakibi en çok hırpalayan, zorlayan mensubuydu çetenin. Şut attı, çalım attı, orta yaptı, faul aldı. Fernandes ise net bir şekilde oyunun akışın değiştirdi.BEŞİKTAŞ’IN final kapısını aralayan farklı galibiyetinde Portekiz çetesinin rolü büyük ancak takımı ayakta tutan Rüştü Reçber, İbrahim Toraman, Ernst ve Necip’in de hakkını yememek lazım. G.ANTEPSPOR gibi saygı duyulacak güçlü bir rakip karşısında alınan 3-0’lık galibiyet -seyircisiz oynamak ve stopersizlik gibi olumsuz koşulları da katarsak- büyük bir başarı. Beşiktaş final kapısını ardına kadar araladı ve son hedefi için gerçek anlamda büyük bir adım attı.DENK gözüken maçta böyle farklı bir skor ortaya çıktıysa bu farkı yaratanlar önce Rüştü ardından da siyah-beyazlı takımın dünya çapındaki Portekizli yıldızlarıydı.HAKEM Bülent Yıldırım, güzel oyunun en büyük düşmanı olan faulün bir sistematiğe dönüştüğü Türk futbolunda bunu engellemeye çalışan ender isimlerden biri.. Faullü oynayan kim olursa olsun gözüne yaşına bakmadı ve çekinmeden kartlarını kullandı.

Devamını Oku

Standartsız bir yönetim

3 Nisan 2011

BEŞİKTAŞ’IN aklı kupa maçında gibi değildi karşılaşmaya başlarken. Milli maç mesailerinden dönen oyuncular bile ciddi, disiplinli ve yüksek konsantrasyon içinde gözüktüler. Tayfur Havutçu orta alanda Aurelio, Ernst ve Fernandes üçlüsüyle daha fazla direnci düşünmüştü. Kafasındaki plan da sahaya yansıdı. Kontrolü elinde tutan siyah-beyazlılar, Quaresma’nın da etkili oyunuyla üstünlüğünü sahaya yansıttı..SADECE oynamayı düşünen ve oynamaya çalışan Beşiktaş’a karşı dikkatli ve sert bir Sivas vardı. Yarı alanında bekleyen ve faulllerle rakibini durduran Sivasspor karşısında Beşiktaş, Almeida ile net bir pozisyonu kaçırırken gole yaklaştığı birkaç diğer pozisyondan da sonuç alamadı. Şayet Beşiktaş golü bulabilse çok daha rahat bir maç oynayabilirdi. HAKEM Bünyamin Gezer’in sürekli faul yapan Sivas’a tek kart bile çıkartmaması Beşiktaş’ı sindirirken rakibi de cesaretlendirdiği gözlemlendi. Sivok’un çift sarı karttan atılması ise ibreyi tamamen ev sahibi takım lehine çevirdi. RIZA Çalımbay da Beşiktaş’ın 10 kişi kalmasından sonra yaptığı hücuma yönelik olumlu hamlelerle takımını daha fazla gol bölgesine taşımayı başardı. Mehmet Yıldız ve Cihan’ın sahaya sürülmeleri ev sahibinin hücum gücünü gözle görülür bir şekilde artırdı. BUNA karşılık Tayfur Havutçu 10 kişi kalmasına rağmen gole yönelik hamleler ile kazanma isteğini ortaya koydu. Ama Aurelio’nun stopere geçmesinden sonra orta alan Ernst-Fernandes ikilisi ile kalabalık rakip orta alan karşısında eksik kaldı. Hücumdan bir kişi eksiltip orta alana bir takviye yapılsa Beşiktaş oyunu dengeli götürebilirdi. SİVAS geçen hafta Kuddusi Müftüoğlu’nun tartışmalı yönetimiyle Buca karşısında önemli bir galibiyete imza atarken, Beşiktaş’ı son saniye golüyle geçerek büyük bir adım attı. Görünen o ki son haftalara rahat girecekler. BEŞİKTAŞ ise en önemli ve son hedefi kupa yarı finaline odaklanmak durumunda artık. Seyircisiz oynamanın dışında Sivok’un cezalı olması ve Ferrari’nin sakatlığı bu önemli maçta Beşiktaş’ın başını ağrıtacak gibi görünüyor. FIFA kokartı olmayan ve çok kritik maçlarda standartsız yönetimleriyle sürekli tartışılan Bünyamin Gezer bir kez daha kartlarında standartsız bir yönetim daha ortaya koydu.

Devamını Oku

Milli Takım umut verdi

30 Mart 2011

GUUS Hiddink’in kafasındaki planda ilk olarak topun ve oyunun kontrolünü elimizde tutmak vardı. Bunu büyük ölçüde yaptık. Ancak Mehmet Ekici, Nuri, Hamit ve Selçuk dörtlüsü topa ne kadar yatkın olurlarsa olsunlar, gol bölgesine gereken topsuz koşuları ve sızmaları yapamadılar. Bunu yapmaya çalışan sadece toplu ve topsuz olarak Arda’ydı. Oyunun bizim açımızdan durağan gözükmesinin başlıca nedeni rakip ceza sahası içine adam sokamamamız ve topu yavaş dolaştırmamızdı. Bu durumun bir diğer nedeni benzer tipteki oyuncuların çok fazla olmasıydı. Kısaca Burak’ın yanına sadece Arda Turan sokuldu. UFAK RÖTUŞLAR ŞARTİKİNCİ yarıda psikolojik olarak biraz daha geride oynamamız Hiddink’i hamleye itti. Daha enerjik ve agresif bir Mehmet Topuz’la tecrübeli ve zeki Semih’in girmeleri değişim için yeterli oldu. Topla toplam 3 kere buluşan Semih iki mükemmel pasla skoru değiştirdi. İlki olmayan bir ofsayt ikincisi ise goldü. Gökhan Gönül’ü özellikle ikinci yarıda hücumda bir kere görmemiz Hakan Balta’yı ise hemen hemen hiç çıkartmamamız ofansif oyunumuzu biraz sekteye uğrattı. BU önemli galibiyet sadece 3 puan anlamı taşımıyor esasında. Bu takım çok genç ve yeni bir ekip. Birlikte oynamaya ihtiyaçları var. Küçük dokunuşlarla Hiddink tecrübesindeki bir teknik adam gereken yükselişi sağlayacaktır umudunu taşıyoruz. ARDA VAZGEÇİLMEZ!AVUSTURYA düz oyunculardan kurulu kapasitesi ve kalitesi sınırlı bir takım. Ancak yine de penaltıyı gole çevirebilmeş olsalar son dakikalarda panik yaşayabilirdik. Rakibe pozisyon ve oyun şansı vermediğimiz evimizdeki maçta durumun bu olması da biraz düşündürücü. Biraz daha tempo rakip ceza sahası dışında daha etkin topsuz koşular ve santrfor bölgesinde özellikle Semih’in tercih edilmesi Milli Takımımız’ın ilk etapta ihtiyacı olan şeyler. Güzel bir galibiyetle dersler çıkarmamız gereken bir maçı geride bıraktık. Ancak 3 Haziran’da Belçika’yı geçebilmemiz için bu oyun yeterli olmayabilir. Hiddink’in yukarıda bahsettiğimiz küçük dokunuşları yaparak takımın ivmesini yukarıya taşımamaması için hiçbir neden yok.BU maç bize şunu da gösterdi ki aylar süren maç eksiğine rağmen Arda bu ülke futbol için vazgeçilmez bir oyuncu. Onu ve futbolunu özlemişiz.

Devamını Oku

Nerde geçen seneki coşku?

22 Mart 2011

BURSASPOR’DA tanımlanması zor bir düşüş var. Neden tanımlanması zor diyorum çünkü puan kaybettiği maçlarda oynadığı futbol ile kazandığı maçlarda oynadığı futbol arasında çok büyük farklar yok. Oyun disiplini yine var. Sistem aynı.. Futbolcular hemen hemen aynı. Eksik olan biraz coşku, biraz hız ve biraz da özgüven.İLK yarıda beklenenin çok altında kalan yeşil beyazlılar devrenin ortasından itibaren oyunun kontrolünü A.Gücü’ne kaptırdı. 2 takımın da yapamadığı -belki de az hata yapmak için pek yanaşmadığı- şey tempoydu. Oyunu yavaş oynarsanız rakip savunmayı da kolay aşamazsınız.İKİNCİ yarıda rakip yarı alanda daha fazla görünen Bursaspor, Miller ve Altidore ile pozisyonlar da buldu. 2 fırsat da yeşil-beyazlıların orta alanı çabuk geçmesiyle geldi. Ancak Bursaspor’un oyunu A.Gücü’nün kalabalık ve dikkatli savunmasını aşabilmek için yeterli seviyeye hiçbir bölümde ulaşamadı. Duran topları bir silah olarak kullanan yeşil-beyazlılar bu şekilde de etkinlik sağlayamadı.ATAN KAZANIRDI...SAPARA’NIN organizatörlüğündeki A.Gücü, Vittek ve Turgut’un oyuna girmesinin ardından rakip yarı sahaya daha fazla gitmeye başladı ve ciddi gollük girişimlerde de bulundu. Mesut Bakkal’dan sonraki A.Gücü arka arkaya gelen 2 galibiyetin özgüveniyle oynuyor ve oturaklı bir takım görüntüsünde. Ancak onların da hız problemi var. Zaman zaman daha fazla tempo yapabilirler ise daha etkili olabilecek potansiyelleri var.OYUN disiplininden kopmayan ve fazla risk almayan 2 takımın maçında golü bulan kazanacaktı. Özellikle de A.Gücü’nden Turgut final paslarında daha çabuk düşünüp seri hareket edebilse sarı-lacivertliler son bölümlerde bulabileceği bir golle Başkent’e 3 puanla da dönebilirdi.F.BAHÇE maçı öncesinde zirve yarışında 2 puan daha kaybeden ve ağır yara alan yeşil-beyazlılar havlu atmamak için İstanbul’da kazanmak zorunda artık. Bunun için de ihtiyaçları olan şey; hız, tempo ve daha fazla kazanma arzusu.

Devamını Oku

Harika bir ikinci devre

20 Mart 2011

BEŞİKTAŞ’IN Tayfur Havutçu yönetiminde çıkacağı ilk maçta nasıl bir futbol oynayacağı merak ediliyordu. Kadro ve sistemi fazla kurcalamadan sadece Necip ve Ernst birlikte yer vererek orta saha direncine önem veren bir anlayış gördük Havutçu’dan.. İlk yarıda Beşiktaş kontrollü ve sabırlıydı.. Açıkçası Kayserispor bir taç sonrası Ekrem’in hatasıyla bulduğu gol dışında hücumda çok etkili olamadı. Beşiktaş’ta göze çarpan kanat beklerinin defansif anlamda ciddi hatalar yapmasıydı. SON derece dinamik, enerjik ve hareketli bir Necip ve yine oynamadığı maçların acısını çıkartmak isteyen bir Ernst vardı oyun alanında. Yabancı yıldızlardan Simao iyi, Guti ve Quaresma ise vasattı.. Devrenin sonlarına doğru Önder Turacı’nın Simao’yu düşürmesi acemi bir hakem için bile çok kolay pozisyondu. Bu kadar net bir penaltıyı Halis Özkahya nasıl çalmadı anlamak mümkün değil. Verilmeyen penaltı sonrası sinirlenen Beşiktaşlı oyuncular kontrolü kaybettiler. TEK SORUN PRESMİŞİKİNCİ yarıya fırtına gibi giren Beşiktaş Necip, Ernst, İsmail ve İbrahim Toraman’ın hırslı oyunlarına Simao’nun Quaresma’nın ve Almeida’nın kalitesi eklenince Kayserispor’u kendi yarı sahasına hapsetti. Quaresma’nın harika ortasına Almeida’nın ön direkte gelen kafası ve Simao’nun Ernst’e attırdığı gol ve Quaresma’nın olağanüstü golü maçı 3-1’e getirdi. 2. yarıda öyle bir Beşiktaş izledik ki, Kayserispor gibi güçlü bir takım 30 dakika boyunca orta sahayı bir kez olsun geçemedi. Bu oyunu oynamak için pres en önemli anahtar. Ancak bu kadar etkili pres yaparsanız bu kadar etkili hücum yapabilirsiniz. Bunu yapan oyuncular da Ernst ve Necip idi.. Schuster’in özellikle son dönemde atladığı şey buydu; Etkili pres eksikliği. SİYAH-beyazlılar bunu yapınca yıldızlar da doğal olarak parladı. İlginç olan 80. dakikada ilk kez Beşiktaş ceza alanına gelebilen Kayserispor kazandığı penaltıyı gole çevirince tekrar maça ortak oldu. TAYFUR Havutçu’nun 3-2’den sonra yorulan Guti’nin yerine Fernandes’i oyuna sokarak orta alanı kuvvetlendirme düşüncesi de yerindeydi. Neticede genç teknik adam ilk zorlu sınavı takımının bir net penaltısı verilmemesine rağmen başarıyla geçmeyi başardı.

Devamını Oku

Hagi hâlâ futbolcu gibi!

19 Mart 2011

G.SARAY hırslı ve kararlı başladı.. F.Bahçe ise çekingen ve ürkek... Santos’un hatasıyla gelen Kazım golünün getirdiği moral ve coşku ile G.Saray bir süre oyunu forse etti. Az futbol, bol mücadele, çok telaş vardı. Devre sonuna doğru G.Saray sahasına çekildi; F.Bahçe ise karşı alanda oynamaya başladı. Ancak sarı-lacivertlilerin bu kadrosu ne pas yapmaya ne de tempo yapmaya uygun değildi. Emre’nin yokluğu hissedilirken orta alandan akılcı paslar çıkmadı. G.Saray ise çok kontrolsüz, gelişigüzel ve panik toplarla karşı sahaya geçmeye çalıştı. ÜRETKEN bir oyun oynayamayan F.Bahçe’de Aykut Kocaman yolunda gitmeyen işleri değiştirmek için Selçuk’u çıkartıp Semih’i oyuna sürdü.. En azından ‘bir şey’ yaptı. 2. yarıda rakip yarı sahaya oyunu yıkmaya çalışan F.Bahçe karşısında G.Saray kararlığını ve agresifliğini sürdürdü. Daha etkili ve tehlikeli ataklar yaptı, F.Bahçe ise yine hücum zenginliği yaşamaktan uzaktı. 3 PUANIN ÖTESİNDEHAGI, Arda ve Kewell hamleleri ile 2. golü bulup maçı kopartma düşüncesini sahaya yansıtırken F.Bahçe yolunda gitmeyen hücumlar için 2. kozu Stoch’u sahaya sürdü. Kanımca Pino ve Dia hamleleri 2 takım için de daha isabetli olabilirdi. F.Bahçe duran toptan ‘süper yedek’ Semih’le beraberliği bulurken yine sinekten yağ çıkarttı...STANCU’NUN ofsayt golü, Özer’in kaçırdığı fırsat ‘Bu maç 1-1 bitmez’ mesajını izleyenlere veriyordu. Daha sakin ve kontrollü kalan F.Bahçe bunun ötesinde daha organize görünürken, G.Saray arzusuyla ayakta kalıyordu. Geç gelen Ayhan-Yekta değişikliği Hagi’nin oyunun heyecanına kapıldığını ve antrenörlükten çok hâlâ futbolcu duygusuyla maçı izlediğine bir işaretti adeta...GEÇEN hafta A.Gücü karşısında, bu hafta da derbide avucundaki maçı veriyorsa G.Saray, bunda tartışmasız başrol oyuncusu Hagi’dir. Alex’in mucizevi kafa golü F.Bahçe’ye imkânsız gözüken bir maçı ve 3 puanın çok daha ötesinde bir galibiyet getirdi.***Sihirbaz ALEX’E şapka çıkarTEKNİK, taktik, fizik... Hepsini bir kenara bırakalım. Türkiye’de tartışılmaz bir gerçek var. Alex gerçeği. En kritik anlarda, en kritik maçlarda sahneye çıkıp maç kazandırıyor Brezilyalı. Aykut Kocaman’a ve diğer sarı-lacivertli oyunculara haksızlık yapmayalım ama hem atan hem de attıran ve F.Bahçe’nin sürekli kazanmasını sağlayan bu sihirbaza şapka çıkartalım.

Devamını Oku

Karaman’dan 60’ların futbolu

12 Mart 2011

LİGDEKİ durumunu bilmeyen birisi dün akşamki maçı izlese Manisa’nın 1 puana çok ihtiyacı olduğunu düşünür. Küme düşme tehlikesi olsa bu oyun anlayışına saygı gösterilebilir. Ama bu kadar rahat konumda olan bir takımın bu kadar negatif bir futbol oynamasına çok şaşırdım. 11 kişiyle savunma yapan, ‘0’ risk alan, sadece rakibin oynamasını engelllemek isteyen süper-defansif bir Manisa vardı özellikle de ilk yarıda.BUNUN karşılığında rakibin tuzağına düşmemek için risk almayan ve stoperleri orta alana çıkarmayan da bir Beşiktaş izledik. 11’e 5 veya 11’e 4 hücum yaparsanız yani risk almazsanız bu tip takımlara karşı da gol atma şansınız ya olağanüstü bir beceriye ya da bir duran topa kalır. Beşiktaş bunu yaptı. HAL böyle olunca da ortaya çekilmez, sıkıcı hatta rezil bir maç çıktı. Sakatlıktan çıkan ve hafta boyunca antrenman yapmayan Guti’nin son derece kötü oyunu da Beşiktaş’ın oyun kurmasını engelledi. İlk 60 dakikanın ardından maçın devamı artık Schuster’in yapacağı değişikliklere kaldı. 65’te ilk hamle Hikmet Karaman’dan geldi. Kahe’yi oyuna alıp biraz daha hücumu düşünen Karaman’dan sonra Schuster de Quaresma’yı oyuna aldı. Ancak çıkması gereken kötü gününde olan Guti’ydi. Ernst’in 90+3’te Guti’nin yerine oyuna girmesi anlamsızdı. MANTALİTE YÜZÜNDENSON 15 dakikada baskısını arttıran Beşiktaş’ta dikkat çeken şey hücum bölgesindeki oyuncuların yardımlaşmasının da iyi olmamasıydı. Bireysellik siyah-beyazlıların hücumlarını da olumsuz etkiledi. Bobo’nun kaçırdığı 2 %100 gol pozisyonu Beşiktaş’ın golü bulmasını engellerken Manisa, Rüştü’yü tehdit edecek tek bir ciddi girişimde bile bulunamadı. BEŞİKTAŞ’TA Ferrari hemen hemen 0 hata ile oynarken sonradan giren Q7 oyuna hareket getirdi. Hikmet Karaman saygı duyduğumuz ve kendini geliştirmek için çok çaba harcayan bir teknik adam. Puansız aldığı Manisa’yı buralara getirmiş olması da çok büyük başarı. Buraya kadar tamam. Ancak izin gününde Arsenal-Barcelona maçını izlemek için Londra’ya gidecek kadar bu işe meraklı, takımını Barça’nın maçına götürmek isteyecek kadar heyecanlı bir hoca neden böyle bir futbol anlayışını tercih ediyor. Anlamak mümkün değil. Bu kadar kötü bir maç izlediysek bunda ev sahibi ekibin mantalitesinin rolü büyüktü..

Devamını Oku

Guti ile Simao kaybolunca...

7 Mart 2011

TRABZON’UN ligdeki konumu ve iddiası gereği puana çok ihtiyacı vardı. Takım halinde bunun bilincinde, çok dikkatli ve istekliydiler. Ancak daha çok savunmada kalmayı tercih ettiler. Maç öncesi belirttiğim gibi kanat beklerinin arkasına atılan toplar tehlikeleri de beraberinde getirdi. Trabzon tüm pozisyonları sağ bek ve sol bekinin arkasına atılan toplarla verdi. İlk yarıda 2 kez Bobo, 1 kez de Simao uygun pozisyonlardan yararlanamadı. Serkan’ın atılmasıyla 10 kişi kalan Trabzon sadece direnmeye çalıştı. İKİNCİ yarıda Beşiktaş’ın baskısı önce Simao’nun verilmeyen nizami golünü, ardından da Bobo’nun golünü getirdi. Yine tüm pozisyonlar beklerin arkasına atılan toplarla geldi. 1-0’ı çevirmesi imkânsız gözüken 10 kişilik Trabzon, duran toptan golü buldu ve Sivok’un da atılmasıyla tekrar maça ortak oldu. Daha disiplinli oynayan Trabzon farklı yenilgiye giden bir maçta arzusu ve disipliniyle ayakta kaldı. Burak’ın Rüştü ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda maçı çevirme noktasına geldi. Hilbert ve Necip, biraz da İsmail Beşiktaş adına günün başarılı isimleriydi. Guti ve Simao ise beklenenin altındaydı. BEŞİKTAŞ bu sezon kazanabileceği bir çok maçı kaybetti. Hepsi de küçük detaylar, bireysel hatalar ve oyun disiplininden uzaklaşma sonucunda kaybedilen maçlar. Çok belirgin bir kontrolsüzlük var ve bu Beşiktaş’ın en önemli sorunu. Schuster’in ikinci yarıda yaptığı tüm hamleler gol üzerineydi ve son 15 dakikada Beşiktaş riskli, ancak baskılı oynadı. Burak’ın takipçiliği ve fırsatçılığı İbrahim’in hatasıyla birleşip Trabzon’a 2. golü getirdi. BU maç bize şunu gösterdi: Tolga Özkalfa bu seviyede kesinlikle maç yönetmemeli. Böyle bir maça MHK neden ve nasıl Özkalfa’yı verir anlamak zor. İlk 30 dakikadaki inanılmaz sertliklere, kartlık faullere devam kararı vermesi kontrolü kaybetmesini sağladı. Giray’ın İsmail’e tabanla uçan tekmesi direkt kırmızı kart olmalıydı. Ardından da baktı maç iyice sertleşiyor, kartları arka arkaya göstermeye başladı. Kartlar doğruydu, ancak ilk 30 dakikada göstermedikleri maçı çığırından çıkardı. Simao’nun verilmeyen golü ile Burak’ın pozisyonunda bariz gol şansı ile verilmeyen penaltı ve kırmızı kart sonuca tesir eden can alıcı hatalardı.

Devamını Oku