BURSASPOR yeni sezona tam anlamıyla hazır değil.. Yeşil-beyazlılar net bir şekilde görüldü ki oyun temposunu ve ritmini bulamamış.. Ancak yine de duran toptan yedikleri gole iki kez duran topla cevap vererek tur için avantajlı bir skor elde etmeyi başardılar. Sezon başlamadan, maç ritmini bulmadan, bu tip savunma ağırlıklı oynayan takımlara karşı istediğini elde etmek her zaman zordur. Rakip Gomel, kısıtlı teknik kapasitesine rağmen oyun disiplininden kopmadan kalabalık bir şekilde savunmada kaldı. Ve duran toptan da bir gol bularak istediğini elde etti.BURSA, son iki yılındaki çizgisinde gözükmemesine rağmen, pas yapamayan ve çıkamayan rakibini hapsetti, maçı çevirdi. Kimsenin şüphesi olmasın.. Bursaspor bu turu geçer. Kaza kurşunu bile hazır olmayan temsilcimizi yıkmaya yetmedi. Bu maçın ve bu turun dışına çıkarsak zirve mücadelesinde iddialı bir Bursaspor için yeşil-beyazlıların çok yol katetmesi gerekiyor. FORVET ŞART!Sonradan oyuna giren Batalla takımın en iyilerinden birisiydi. Oyunu organize etti, paslarıyla arkadaşlarını pozisyonlara soktu. Gökçek Vederson ve Ozan İpek’in oynadığı sol kanat iyi çalıştı. Yeni transferlerden N’Diaye basit oyunuyla çok göz doldurmadı. BURSASPOR’UN net bir şekilde giden Kenny Miller ayarında iyi bir forvete ve yine takımdan ayrılan Ali Tandoğan tipinde hücumcu bir sağ beke ihtiyacı var. Yeşil-beyazlılar bu turu geçer ama ligde hedeflediği noktaya gelmek için kadroyu takviye etmeleri şart.
“Melo, oyunun merkezinde görev yapan çok yönlü bir futbolcu tiplemesi.. Özgüven sorunu yaşamazsa doğru hamle.. Eboue ise sağ bek mevkii için harika bir çözüm.”FELIPE Melo Juventus’a Fiorentina’dan görkemli bir transferle geldi.. Beklentiler yüksekti.. Ancak net bir şekilde vurgulamak gerekir ki; hiçbir zaman beklentileri karşılayamadı ve hayâl kırıklığı yarattı.. 2009-10’da öyle kötü maçlar oynadı ki; zaman zaman ıslıklandı, yuhalandı..İTALYA’DA yılın en kötü transferi seçildi.. Ancak tüm bunlar, Brezilyalı kötü bir oyuncu olduğu için değil, kendi güvenini kaybettiği için ve Juventus kötü bir takım olduğu için gerçekleşti.. Kötü olan aslında sadece Felipe Melo değildi, Juventus’un kendisiydi..Juve’DE YÜKÜ AĞIRDIOYUNUN merkezinde gerek defansif, gerekse de ofansif olarak görev yapan çok yönlü bir oyuncu tiplemesi.. Defansif orta saha pozisyonu için tekniği son derece yeterli.. Juventus 4-4-2 oynadığı için yükü çok ağırdı.. 4-2-3-1 gibi bir düzende Selçuk‘la birlikte oynarsa zorlanmadan bu görevi yapabilecek kalitede ve tecrübede.. İhtiyacı olan şey, özgüven.. Uyum sorunu yaşamazsa, ben G.Saray’ın ihtiyacı olan bir pozisyonu doğru bir hamleyle dolduracağını düşünüyorum..LİGİMİZİN ÜZERİNDE!EBOUE’YE gelince herşeyden önce son 6 yıldır çok üst seviyedeki bir futbol düzeninde var olmuş bir oyuncu.. Arsenal’in seviyesi en üst seviye.. Tecrübeli ve güçlü bir oyuncu.. Orjinal bölgesi sağ bek.. Hem Ujfalusi hem de Sabri varken, Eboue alınırsa Terim’in kafasında farklı fikirler mi var acaba sorusu otomatikman ortaya çıkabilir.. Ya Sabri’yi yetersiz görüyor ya da farklı bir pozisyonda kullanmayı düşünüyor.. Eboue defansın bek bölgeleri dışında diğer mevkiilerinde de görev yapabilecek donanımda.. Geçen yıl fazla oynamadı.. Ancak genel anlamdaki çizgisi ve kariyeri ligimizin standartlarının üstünde.. Bence Eboue de sağ bek mevkii için harika bir çözüm.. Temposu çok iyi, hücum yönü tatmin edici, oyun bilgisi üst düzey..
BEŞİKTAŞ şike yapmıştır demiyorum veya yapmamıştır iddiasında da değilim.SUÇLAMALARI, ifadeleri varsa itirafları da bilmiyorum.. Elimde delil, belge hiçbir şey yok. Ayrıca masumiyet karinesi kavramı ve yargı süreci konularında saygı göstermek ve susmak hepimizin görevi.***BEN işin futbol tarafına bakıyorum..KAYSERİ’DEKİ kupa finali 2-2 bitti. Maç uzatmaya gitti. Normal süre ve uzatmalarda kazanan olmadı. Ama “Futbol kazandı..” dedik. Hem Beşiktaş’ı hem de İBB’yi alkışladık. Nefis bir maç izledik, futbola doyduk. Sonunda futbolun cilvesi olan penaltılarla Beşiktaş şansıyla kupayı kazandı...“MEĞER her şey yalanmış İBB 9 kişiyle oynamış” dersek maçtan görüntüler farklı şeyler söylüyor. İşte o maçtan enstantaneler:İBRAHİM Akın sağ çaprazdan topla sokuluyor ve Aurelio’dan kurtulup vuruyor. Çok sert bir şut değil belki ama gollük bir şut. Rüştü çeliyor, sektiriyor kornere atıyor.İBRAHİM Akın soldan sert ve kavisli bir orta kesiyor. Rüştü çeliyor.DAKİKA 41: Ekrem soldan ortalıyor arka direkte İskender topu ağlara gönderiyor. Ancak karar ofsayt. (Maçtan sonraki programda da konuşmuştuk, bana göre de Rıdvan hocaya göre de hizada ve ofsayt değildi)DAKİKA 53: Simao’nun pasında pres yapıp araya giren İskender Alın topu kazanıyor, Aurelio’dan sıyrılıyor, Aurelio çelmeyi takıyor. Karar: Penaltı..DAKİKA 54: İbrahim Akın, Beşiktaş kalecisi Rüştü Reçber’i ters köşeye yatırarak penaltıyı gole çeviriyor.DAKİKA 68: İbrahim Akın’ın pasıyla ceza sahasına sokulan Gökhan Ünal, İBB’nin 2. golünü atıyor.78. dakikada Sivok’un golüyle maç 2-2 olduktan sonra 81. dakikada İskender orta alanda pres yaparak Guti’den topu kazanıyor Guti’den sıyrılıyor Sivok araya girince seken top sağdan hücuma çıkan Cihan’ın önüne geliyor kaleci ile karşı karşıya kalan Cihan kötü bir vuruşla topu dışarı vuruyor.83’TE İbrahim, 105’te İskender oyundan alınıyor.UZATMALARDA İBB’nin kayda değer tek bir atağı yok. Hatta maçtan sonra Abdullah Avcı İbrahim Akın’ı oyundan aldığı için eleştiriliyor..Hatırlamayanlar için penaltılara giden maçta Cihan ve Metin’in vuruşlarında top direkten dönüyor ve kupayı Beşiktaş kazanıyor..İşte bilanço:ŞİKE yaptığı iddia edilen 2 oyuncu kupa finalinde 2 gol atmış (1’ini hakem saymamış) Biri penaltı kazandırırken diğeri gole çevirmiş. Birinin 2’inci golde payı var. Neticede Beşiktaş şike ile suçlandığı maçı kazanamamış. İskender ve İbrahim’in katkılarıyla maç berabere bitmiş.DÜNYA futbol tarihinde böyle bir şike maçı daha var mıdır? Onu da araştırmak lazım.
TÜRKİYE Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, liglerin planladığı tarihte başlayacağını açıkladı. Fakat burada kafalarda soru işaretleri oluştu, bazı cevap bekleyen sorular var. İşte o sorular:Dİyelİm ki lig başladığında herhangi bir hafta soruşturmada adı geçen bir veya birkaç takımın düşürülmesine karar verildi. Bu süreçte bu takımlar 2011-12 sezonunu boş geçmiş olacaklar. Daha sonra nereden başlayacaklar? Eğer cevabı Bank Asya ise bu sefer takımlar hem 2011-12 hem de 2012-13 sezonun kayıpla kapatmış olacaklar.BUCA VE KONYA..Bu takımların sözleşmeli futbolcuları ne olacak, sezon ortasında ortada kalma ihtimalleri var. Özellikle yabancı futbolcuların sözleşmeleri ne olacak?Dİyelİm ki 2 takım düştü ve 16 takım Süper Lig’de kaldı. Seneye bir takım mı düşecek veya 3 takım düştü diyelim o zaman normal sezon nasıl devam edecek? Ligden düşme kalkacak mı, eğer böyle olursa ligin heyecanı azalacak.Avrupa’ya gitmeyi bekleyen kulüpler var. Mesela Bursa (Şampiyonlar Ligi), Kayseri (UEFA) bu haklarından olacak. Ve muhtemel elde etmesi gereken gelirleri nasıl telafi edilecek?F.Bahçe, Trabzonspor, Beşiktaş, gibi takımlar Avrupa’da devam ederken bir karar çıkarsa UEFA’ya pardon mu diyeceğiz?Bank Asya’da Buca ve Konya Süper Lig’e çıkmayı bekliyor. Hakları varken onlar da çıkamayacak. Bir sezon daha Bank Asya’da boşu boşuna oynayacaklar.LİG BAŞLAMAMALITürkİye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, kişiler ve kurumları ayırmak lazım diyor. Hukukta tüzel kişilik diye bir kavram var. Neticede kurum, şirket, vakıf veya dernek gibi kurumlar suç niteliği taşıyan faaliyetlere kişiler üzerinden karışabilir. Kurum kavramı salt bir bina değil ki. Neticede kişiler üzerinden suça karışırlar.Eğer yaptırım uygulanmazsa bundan sonraki yıllarda, sezonlarda güven ortamı nasıl sağlanacak, şike nasıl ispat edilecek? Süreç daha da zorlanacak.Türkİye Futbol Federasyonu’nun özerk yapısı içersinde federasyonun kurullarıyla bu tip kararlar vermesi konusunda yasal hakkı var. Bu niye kullanılmıyor?Sorular bunlar.. Bence sırf burada cevap bekleyen sorulara bakınca bile en iyisi liglerin başlamaması olarak gözüküyor.
EURO 2012 yolunda en önemli maçımız ve İyi bir sezon geçirmeyen Çağlar Birinci ilk 11’de. Yüksek tempoda tek bir üst düzey maç oynamamış olan Çağlar’ın hatasıyla oluşan pozisyonda kalemizde golü gördük. Bir diğer anlamsız tercih gol umudu olarak oynayan Kazım... 30’uncu milli maçı ve henüz golü olmayan Kazım ise santrfor... Bizde Gökhan Gönül, Hamit Altıntop ve Nuri Şahin yok. Belçika’da ise Fellaini, Dembele ve Lukaku. Eksik varsa onlar için tablo daha vahim.OYUNA baktığımız zaman Arda’nın bireysel becerisi ve yaratıcılığı ile hazırladığı 1.5 pozisyonumuz var. Yaptığımız tek olumlu şey hedefsiz bölgede yaptığımız paslar. Bizi rakip kaleye götürmeyen ve ceza alanına taşımayan paslar bunlar.YAVAŞ oynuyoruz. Direkt oynayamıyoruz. Kontratak yapamıyoruz. Teknik kapasitesi yüksek oyuncularımız var ancak önemli oyuncularından yoksun ve genç bir takım olan Belçika bizden daha hızlı oynuyor ve daha etkili hücumlar yapıyor. Duran toplarda da bizden daha iyiler. İkİncİ yarıda Belçika lehine tek kaleye dönen oyunda teknik direköçtör Guus Hiddink orta alan direncini arttırmak için hamle yapmayınca mahkum oynadık. -Transferde adı Milan ile anılan- Witsel’in penaltıyı dışarı atması ise şansın yanımızda olmasından başka birşey değildi.BU oyunun karşılığında dün aldığımız beraberlik harika bir skor. İstanbul’da Kompany’nin atılması, Brüksel’deki rövanşta ise Witsel’in kaçırdığı penaltı gibi faktörler gruptaki en büyük rakibimiz karşısında istediğimizi almamızı sağladı.İSTİKRAR YOKBERABERLİK grup ikinciliği için umut verdi ancak oynadığımız oyun için kesinlikle aynı ifadeyi kullanamayız. Hala bir kadro istikrarımız yok. Biraz mücadele ve şansın da yardımıyla ikincilik için avantaj elde ettik. Fakat gerçek şu ki Türk Milli takımının potansiyeli bundan daha fazla.KÖTÜ oyunun yanında transfer dedikoduları, sms olayları.. Hiddink’in Chelsea’ye transferi ve sezon yorgunluğu gibi olumsuzlukları da hesaba katarsak aldığımz skor harika. Eylül’e umutla bakıyoruz ve herşeyin ötesinde önemli olan da buydu.Alex gitti ama aklı hâlâ bizdeSPOR Toto Süper Lig’de attığı 28 golle ‘kral’ olan ve bunun yanına 14 de asistle bir krallık daha ekleyerek F.Bahçe’yi şampiyonluğa taşıyan Alex de Souza’nın aklı hep Türkiye’de.. Tatilini geçirmek için gittiği Coritiba’da ülkemizin gündemini yakından takip eden Sambacı, dün oynadığımız zorlu Belçika maçından önce twitter hesabından A Milli Futbol Takımımız’a başarılar diledi..KENDİSİNE has Türkçe’siyle “Türkiye A Milli takım bu akşam başarılar” yazan Alex, maç için de “Çok zor” yorumunda bulundu. Alex ayrıca, F.Bahçe taraftarına da “Taraftar çok teşekkürler. 7 yıl beraber. Çok mutluyum” mesajını gönderdi.
ORHAN Şam, G.Gönül’ün yedeği olarak alındı. Çünkü F.Bahçe’de bu pozisyonda Gökhan’ın alternatifi olarak görev yapan “stoper Bekir” asla bir sağ bek değildi. Elyasa Süme dışında da açıkçası başka bir opsiyon yoktu. F.Bahçe bu açıdan bakarsak sağ bek olarak en iyi alternatifi seçti. 25 yaşında olgun ve tecrübeli bir oyuncu. G.Birliği gibi önemli bir kulübün kaptanıydı.ÖNÜMÜZDEKİ sezon en az 45-50 resmi maç oynayacak olan F.Bahçe’de Gökhan’ın yükünü hafifletecektir. Güçlü ve mücadeleyi seven bir yapısı var. Gerektiğinde stoper de oynayabilir. Çok uzun boylu olmasa da hava toplarında iyidir. Geçen sezon 4 gol atması ofansif yönünü geliştirdiğinin bir göstergesi. Hücuma katılmayı seven tempolu bir oyuncu. Ancak yine de tekniği üst düzey değildir. İlk 11 oyuncusu olarak değil ama 18 için iyi bir tercih. Düzgün kişilik yapısını da hesaba katarsak iyi bir transfer diyebiliriz.MUSTAFA Pektemek, ligimizde Semih, Cenk Tosun ve Umut ile birlikte en iyi 4 Türk santrfordan biri. G.Birliği’nde son 3 sezonda 52 maçta ilk 11’de sahaya çıktı ve 24 gol attı. Yerli kalitesini arttırmak isteyen Beşiktaş’ın çok iyi bir tercih yaptığını düşünüyorum. Ayağı kırıldıktan sonra geçtiğimiz sezon ilk 11’de sadece 6 maç forma giyen Mustafa 5 gol atarak golcü özelliğini tekrar kanıtladı. Mustafa, Sakaryaspor’dan beri takip ettiğim çok yetenekli bir oyuncu.ZEKASI ÜST DÜZEYKALEYE yüzünü döndüğü zaman çok etkilidir. Sağ ayağının hem içini hem de üstünü çok etkili kullanır. Topa her açıdan iyi vurur ve zaman zaman spektaküler gollere de imza atar. Topla yumuşaktır, oyun zekası ve bilgisi fazlasıyla iyidir. Fizik gücü ve hızı da bence yeterlidir. Beşiktaş gibi bir takımda kapalı savunmalara karşı markaj altında oynayacak olması nedeniyle bazı özelliklerini geliştirmesi gerekiyor. Kafa vuruşları en büyük silahı olmasa da pozisyon bulunca rahatlıkla neticelendirebilir.BEYEFENDİ ve sakin bir kişiliği vardır. Uyum problemi yaşamaz ise siyah-beyazlılara ve Türk milli takımına uzun yıllar hizmet edebilecek değerli bir oyuncu. Tayfur Havutçu’nun kendisini ısrarla istemesi de genç oyuncunun en büyük avantajı.
EŞİKTAŞ için skorun önemli olmadığı bir maçtı. Genç oyuncuların performansı ve uyumuydu merak edilen. G.Antep gibi kendi evinde sürekli kazanan ve lig 3.’lüğü için iddiasını sürdüren bir takım karşısında kimse böylesine denk bir maç beklemiyordu. Açıkçası bu maçtaki görüntü herkes için sürpriz oldu. Erhan hemen hemen hatasız oynarken 93 doğumlu Atınç, soğukkanlılığı, tekniği ve pozisyon bilgisiyle olumlu not aldı. Ayaklarını biraz daha çabuklaştırıp güçlenirse A takımda önümüzdeki yıllarda oynayabilecek bir görüntü ortaya koydu. Sağ bek oynayan Rıdvan da ciddi bir sakatlığın ardından toparlanma aşamasında. Driplingleri ve hızı ile dikkat çeken Rıdvan zaman zaman riskli bölgede yaptığı top kayıpları dışında pozitifti. Necip’in ise topu daha olumlu kullanması ve pas yüzdesini arttırması gerekiyor. Onur yetenekli ancak saha içinde becerilerini yansıtabilmesi için kendine olan güvenini artırması gerekiyor.HÜCUMU EKSİKAURELIO tecrübesi ve ustalığı ile genç arkadaşlarını rahatlatıp orta alanı organize ederken, Beşiktaş’ın en önemli eksiği Bobo’nun yanına yani gol bölgesine fazla adam sokamamak oldu. Zaman zaman Hilbert ve Ekrem, Bobo’ya destek vermeye çalıştılar ancak bu yeterli olmadı. Kaleci Hakan uzun süren maç eksikliğine rağmen çok iyi bir maç çıkarttı. İsmail güvenli ve formda göründü. Hem ofansif hem defansif olarak başarılı bir maç çıkarttı. BEŞİKTAŞ’IN genç oyuncularındaki genel eksiklik ise Türk futbolununki ile paralel. Fizik olarak güçlü değiller. Atletik özellikleri kesinlikle artmalı. Güç, dayanıklılık, süratte devamlılık, patlayıcı kuvvet gibi atletik yeteneklerin artması için özel antrenman programlarının uygulanması şart.SEZONUN son maçı G.Antep açısından büyük önem taşıyordu. Ancak kırmızı-siyahlılar da özellikle ikinci yarıda etkili oldukları maçta golü bulamadı. Evsahibi ekip açıkçası Cenk Tosun’u bu maçta çok aradı.BEŞİKTAŞ’IN genç ağırlıklı kadrosu beklentilerin üstünde bir oyunla güçlü rakibine boyun eğmedi ve sahadan 1 puanla ayrılmayı başardı.
BEŞİKTAŞ yönetimi cesur bir karar alıp Tayfur Havutçu ile devam kararı aldı. Neden cesur bir karar? Çünkü teknik adamlık günümüzde yöneticiliktir, sadece antrenörlük değildir. Yöneticilik ise karar vermektir. Kriz yönetmektir, egolar ile başa çıkmaktır. Yöneticilik, insan ilişkilerinde başarıdır gerektiğinde masaya yumruğunu vurabilmektir. Otoriter olmaktır, strateji belirlemektir. Medya önünde topluma mesaj verebilmektir. Yöneticilik adil olmaktır. Baskı altında iken tek başına kritik kararları alabilmektir.YÖNETİM devam kararı alırken bu vasıfları göz önünde bulundurmuş olmalı. Ancak Havutçu ile kupa kazanıldığı için kararı verdiler ise bu büyük bir yanılgı olabilir. O zaman sormak lazım: İstanbul BŞ’li Metin Depe’nin direkten dönen penaltısı mı Kartal’ın geleceğine yön veriyor diye? Kesinlikle karşıyım. Nasıl 33 yaşında hayatta futbol oynamamış Villas Boas, Porto ile harikalar yaratıyorsa, nasıl Mourinho, Leira macerasının ardından Porto’da büyük bir kariyere adım attıysa veya Miami’nin 1970 doğumlu koçu Spoelstra LeBron James ve Dwane Wade gibi süperstarları çalıştırabiliyorsa Havutçu’nun da bir yerden başlamaması için bir engel yok.HERKES bir yerden başlar ve yetenekliyse yükselir. Önemli olan soru Havutçu bu donanımda mı? Zor göreve hazır mı? Yöneticilik vasıfları dışında teknik bilgisi modern futbolun geldiği noktayı yakalamış mı? Yenilikçi mi, farklı fikirlere açık mı?HAVUTÇU döneminde oynanan futbol ve alınan sonuçlar çok da tatmin edici değil. Takımı zor bir dönemde aldığı için ve kendisi kurmadığı için yargılamak da acımasızlık olur. Bu bardağın dolu tarafı. Ancak farklı fikirler ve modern futbola yönelik bir oyun anlayışını da şu ana kadar göremedik. Kadıköy’de F.Bahçe’ye karşı 70 dakika tek kale oynayan takımdan oyunun kontrolünü rakiplere bırakan, bireysel beceriler ile gol arayan bir takım görüntüsüne gelindi. Bu da bardağın boş tarafı..