İNÖNÜ’DE az görülecek bir futbol maçı izledik. Beşiktaş baskılı, enerjik ve hareketli başladı. Geçen maçların aksine görüntü organizasyon ve disiplin açısında pozitifti. Ancak bu duruş dakikalar geçtikçe bir dondurma gibi yavaş yavaş eridi. İlk 20 dakikadaki bunaltıcı oyun golü getirmedi. Bunun nedeni kanatlarda oynayan Simao ve Q7’nin rakip ceza alanına destekçi olarak girmemeleriydi. Orta alandan Necip, Aurelio ve Fernandes de destekçi olarak Edu’nun yanına sokulmayınca Beşiktaş baskısını golle sonuçlandıramadı. SIDNEI’NİN duran toptan gelen golü maçın devamında herşeyin daha kolay olacağını gösteriyordu sanki. Çünkü A.Gücü sadece savunma yapmaya çalışan ve hücum gücü son derece kısıtlı bir takım görüntüsündeydi. 2. yarı Beşiktaş ne zaman 2’yi bulacak diye beklerken Cenk’in anlamsız çıkışı A.Gücü’ne mucizevi bir gol getirdi. Cenk genç ve yetenekli bir kaleci ancak ortada pozisyon yokken yaptığı hatalarla rakiplere çok gol hediye etti. Dün akşamki hediye pahalı bir hediyeydi. Beşiktaş tuhaf golden sonra oyun disiplininden uzaklaştı ve kontrolünü iyice kaybetti. Şuursuzluk bireyselliği getirdi ve A.Gücü’nün direnci arttı. BEŞİKTAŞ organize başladığı maçın devamında yine çok kopuk bir görüntü ortaya koydu. Simao yine formsuz ve etkisizdi. Q7 etkili ama bireyseldi. Edu fiziken yetersiz olsa da oyun bilgisi ve yardımlaşmasıyla olumluydu. İlk kez forma giyen Sidnei 2 golle takımını kurtaran isim oldu. Ağır görünmekle birlikte ayağı iyi ve pozisyon bilgisi olumlu. Pektemek’in ilk maçında golle tanışması da böyle önemli bir yetenek için büyük moral. TOLGA Özkalfa’nın FIFA kokartı var. Şu ana kadar iyi maç yönettiğini hiç görmedim. Bu kokartı ona kim neden vermiş onu da anlamış değilim. Yine kolay maçı zora soktu. Yönettiği maçı bir daha seyretsin. Hatta La Liga’dan, Premier Lig’den bol bol maç izlesin. Bu kadar anti-futbola prim vermek neden? Seyirci stada veya ekran başında her pozisyonda faul yapılan bir maç izlemek istemiyor. Bu ülkede bu oyunun güzelleşmesini istiyorsak marka değeri diyorsak hakemlere önemli görev düşüyor. BEŞİKTAŞ kazandı ama saha içi disiplini ve organizasyonu olarak olumlu sinyal vermedi. Güçlü rakiplere karşı zorlanabilir. Neticede dondurma lezzetlidir. Ancak zamanında yemezseniz eriyip gider.
BÜYÜK Inter zaferinden sonra Trabzon’un İstanbul BŞ karşısında nasıl oynayacağını merak ediyordum. Çünkü bu tip büyük zaferlerden sonraki ilk lig maçına konsantre olmak zordur. Trabzon baskılı başladığı maçta iyi oyununu 3. bölgede etkinliğe dönüştüremedi. Bunda tempoyu yeterince yükseltememelerinin yanı sıra İstanbul BŞ’nin organize savunmasının da rolü vardı.Cezalı Burak’ın rakip savunmaları yıpratan enerjisi de eksikti. Geçen hafta G.Saray’ı rahat yenen İstanbul BŞ ilk 45 dakikada hücumda çoğalmakta zorlanırken, sinsi bir deplasman takımı kimliği sergiledi.TRABZON’UN hücumdaki sorunlarından biri de ülke futbolunun kronikleşmiş problemi: Hücumdayken ceza sahasına fazla oyuncu sokamamak. Top kanatlara indiğinde gol bölgesinde kalabalık olamayınca savunmanın işi kolaylaşıyor. Bu kadar defansif oynayan takımlara karşı yapılması gereken biraz daha risk alıp 18’e daha çok adam göndermek. Volkan ve Alanzinho’nun direkten dönen topları, Trabzon için şanssız anlardı.İLK maçta G.Saray’ı yenen İstanbul BŞ’nin Trabzon deplasmanında beraberliğe oynaması anlaşılabilir. Abdullah Avcı’nın talebeleri sabırla Trabzon’un hatasını bekledi ve nitekim evsahibi ekip o hata 86’da yaptı..TRABZON 2. maçında 5. puanını kaybetti. Kadro iskeleti bu kadar değişen bir takımın sorunlar yaşaması doğal. Ancak hücumda geçen yıla oranla ciddi bir düşüş söz konusu.VITTEK henüz fizik olarak hazır değil. Volkan ise tam olarak adapte olmuş gibi görünmemekle beraber ilk Manisa maçına oranla daha iyiydi.
BELLİ ki Carvalhal bir çok sorun içinde ‘çözülme’ önceliğini ilk olarak savunmaya vermiş. Kendi yarı sahasında rakibine alan vermeden, disiplinli bir defansif anlayışla oynayan bir Beşiktaş gördük dün gece. Savunmanın önünde iyi pozisyon alan bir Aurelio ve onun önünde Necip ile Fernandes..TAMAM, defansif olarak iyi de kontratak dışında etkili hücum yapmakta zorlanan bir takım vardı ilk yarıda. Almeida’nın erken gelen ‘klas’ golü ile maç 1-0’a gelince Maccabi savunmada kalmadı. Quaresma’nın olağanüstü pası ile gelen 2. Almeida golü de neticede bir kontraydı.BEŞİKTAŞ’IN topun ve oyunun kontrolünü rakibe bilinçli olarak verip kendi sahasında bekleyerek kazandığı toplarla kontratak oynaması taktik gereği. Bu oyun benim beğenmediğim, büyük takımlara yakıştıramadığım ancak ligimizde bir çok takımın tercih ettiği bizim ligimizde işe yarayan bir anlayış.İKİNCİ yarının başında Maccabi’nin duran topla bulduğu gol Beşiktaş’› uyandırdı. Önce Aurelio, sonra Egemen’in harika kafa golleri maçı koparttı. Beşiktaş disiplinli ve istekli oynadı ancak hücumda çoğalmakta hâlâ sorunlar yaşıyor. Forvete destek yeterli değil. Kapalı savunma oynayan takımlara karşı bu oyun yapısı ile zorlanacaklardır.ÖZETLERSEK 5-1’lik skor harika. Avrupa’da artık böyle farklı kazanmak kolay değil. Rakip Maccabi, Panathinaikos’u elemiş, kendi liginde zirvede yer alan saygı duyulacak bir rakip.Quaresma-Almeida A.Ş.BAŞTA Egemen olmak üzere savunmadaki 4’lü iyi bir oyun ortaya koyarken orta alanda Fernandes ve Aurelio uyum içindeydiler. Simao kalitesinin çok altında kalırken, Quaresma ve Almeida Beşiktaş’ı skora taşıyan başrol oyuncularıydı. Necip çalışkan ve güçlüydü. Kapasitesi var daha da iyisini ya-pabilir..Nazarın böylesi: 3 hafta yokHUGO Almeida, Tel Aviv maçının 58. dakikasında adelesinden yaşadığı sakatlık nedeniyle yerini Edu’ya bıraktı. Ligdeki Eskişehir maçında fileleri havalandırmasının ardından dün de iki gol atan Almeida’yla ilgili ilk açıklamayı Sağlık Kurulu Başkanı Mete Düren yaptı: “2. derece yırtık var. 3 hafta oynamayabilir.”
BILICA iyi veya kötü oyuncudur. Bunu tartışabiliriz. Spor ahlakına aykırı davranışlarına da saha içinde ve dışında birçok kez tanık olduk. Bu da bir yere kadar kabul edilebilir ancak vicdan sahibi iyi bir insanın kesinlikle yapmayacağı bir şey yaptı ve motosikletli kuryeye çarptıktan sonra kaçtı. Bilica iyi bir insan değil. Bu kesin. İyi bir insan öyle davranmazdı.HERKESİN değer yargıları farklı olabilir, herkes iyi olmayabilir.. Ancak Aykut Kocaman gibi bazı pozitif değerleri temsil ettiğine inandığım saygın ve örnek bir kişiliğin sportif ahlakın ötesinde insanlık dışı bir davranışta bulunan bir kişiyi kendi ekibinde barındırması ve sadece ihtiyacı olduğu için ona forma vermesi beni şaşırttı. Benim tanıdığım Aykut Kocaman ‘Makyavelist’ değildir. Benim tanıdığım Aykut Kocaman önce insandır sonra teknik direktördür. Futbol, konu insanlıksa bir teferruattır.
İLK maçların hep mazereti olur derler. Tamam da Beşiktaş’ın saha içinde o kadar çok sorunu var ki...4-3-3 sisteminde Quaresma-Almeida-Simao 3’lüsü ile kanat bekleri İsmail ve İbrahim Toraman’ın orta alana daha yakın oynamaları gerekiyor. Beşiktaş’ta bu yok. Mesafeler çok geniş.. Doğal olarak büyük kopukluklar var.4-3-3’TE orta alan oyuncularından en az 2’sinin hücuma katılmaları gerekiyor. Beşiktaş’ta bu da yok. Necip ve Fernandes ataklara hiç katılmıyor.BU sistemde hücumun kanatlarında oynayanların top rakipteyken takım savunmasına yardım etmeleri gerekiyor. Beşiktaş’ta bu da yok..4-3-3’TE savunma hattını orta alana yaklaştırmanız şart. Beşiktaş’ta bu da yok. Bu sistemde hücumdaki 3 oyuncunun hareketli olması ve alan değiştirmeleri şart. Bu da yok !SİSTEMDEN kaynaklanan sorunların ötesinde futbolun doğrularından da uzak bir takım vardı sahada..Pas trafiği, tempo, yardımlaşma yok.. Oyun disiplini yok.. O kadar çok “yok” var ki...TAKIM oyunu olmayınca haliyle iş bireyselliğe kalıyor. Bireysel olarak yeteneklerini sergilemesi gerekenler hem yalnız, hem de formsuz ve güçsüz. Q7 ek olarak bir de sorumsuz!NE HÜCUM NE DEFANSOYUNA değer ve aklı katacak bir lider de yok sahada.. Disiplinsizlik yüzünden kadroya alınmayan Guti olmayınca Beşiktaş 3 pas yapamıyor ve kaleye gidemiyor. Guti’yi kazanmalı Beşiktaş. “Fit ve güçlü” tutmalı.EN büyük silahı enerjisi olması gereken Necip’in bile temposu düşük..Toraman sağ bek olarak katkı yapamıyor. Bu takım bu haliyle bu görüntüsüyle hiçbir kulvar için ışık vermiyor. Allah’tan bu sene “play-off” var..Quaresma: Tanınmayacak kadar kötüydüm ama..BEKLENTİLER göz önüne alındığında Eskişehir-Beşiktaş maçının en kötüsü, tartışmasız Quaresma’ydı.. 90 dakika boyunca etkili tek bir hareket yapamayan Portekizli, maç sonu yaptığı açıklamayla garanti verdi: “Bugün çok kötüydüm, tanınmayacak kadar. Ama Beşiktaşlılar hiç merak etmesin. Bir daha bu kadar kötü bir Quaresma görmeyecekler.”
AÇIN temposu ve ritmi beklenilen seviyenin altındaydı.. Avusturya 4 gün önce 6 gol yemiş bir takım olmanın ürkekliğiyle oynadı.BİZ ise beraberliğe üzülmeyecek bir mantaliteyle sahadaydık. Özellikle orta alandaki önemli oyuncularımızın yokluğu yaratıcılığımızı ve teknik kalitemizi azaltan başlıca faktördü. Arda’nın oyun zekası ve bireysel yetenekleriyle hücumda etkili olmaya çalıştık. Zaman zaman Sabri’nin hücuma katıldığı bölümlerde yaptığı etkili ortalarla sağ kanattan pozisyonlar kaçırdık. Savunmadaki 4’lü ve önlerinde oynayan Mehmet Topal-Selçuk Şahin ikilisi görevlerini iyi yaparken hücumda bize maçı kazandıracak pozisyonlar bulmamıza rağmen akıcılıktan uzaktık.AVUSTURYA savunmada çok hata yapan ve zaafları olan bir takım. Tempoyu biraz daha arttırabilsek kazanmaya çok daha yakın olabilirdik. Ama kadrodaki bu kadar eksiğe rağmen sanıyorum alınan 3 puan çok büyük bir başarı. Hiddink de bu tempodan, mücadeleden ve puandan memnun olmuştur. Neticede Viyana deplasmanında aldığımız bu puan en iyi ikincilik için olmasa bile play-off yolunda avantajımızı sürdürmemizi sağladı. Hem de, Selçuk İnan, Hamit Altıntop ve Nuri Şahin gibi yıldızlarımızın olmadığı bu kritik maçta..İKİNCİ devrenin özellikle son bölümünde biraz daha agrasif oynayabilsek Viyana’dan 3 puanla dönmek işten bile değildi.. Uzatmalardaki kazanmaya yönelik futbolumuzu 90 dakikaya yaysak hem en iyi ikincilik şansımızı iyice arttırmış hem de gruptaki en önemli rakibimiz Belçika’yla puan farkını koruyacaktık.HAKEM GÖRMEDİ Mİ?KAZAKİSTAN maçında olduğu gibi dün de son dakikalarda ivme kazanan Milliler, bunun meyvesini 3 puanla almaya çok yaklaşmıştı ki Arda Turan bu kez şapkadan tavşan çıkartamadı. Beyaz yuvarlağın başına geçtiğinde Avusturya kalecisi çizginin en az yarım metre önünde bekliyordu. Geunwald’ın kendisine avantaj sağlayan ‘uyanıklığını’ görmeyen veya görmezden gelen Mallenco’nun penaltıyı tekrarlatmaması onun kalitesinde bir hakeme yakışmadı.
Daha ağır, rakip agresif ve sert. Kabul edilebilir mazaretler bunlar. Ancak Beşiktaş’ın mütevazı rakibine oyunun ve topun kontrolünü bu derece vermesi kabul edilemez. Yıllardan beridir süregelen bir telaş oyunu var Beşiktaş’ın... Taa Tigana döneminden beri süregelen bir sorun bu. Pas yapamayan, topa sahip olamayan bir takım görüntüsü... Bir kangren bu Beşiktaş için. Modern futboldan uzak, alanları daraltamayan, savunmayı geride kuran, oyunu rakip yarı sahaya yıkamayan bir takım çizgisinde... GUTI ÇIKINCA..SCHUSTER bu sorunları çözüp ‘modern futbol oynayan büyük takım’ kimliğine getirmeye çalıştı. Başaramadı... Teknik direktörler değişiyor ‘pas fukarası’ takım değişmiyor. Böyle olmaz. Büyük takım sonuç ne olursa olsun böyle oynamaz. Futbol oyunun temeli pas üzerine kuruludur. Pas yapmayan, yapamayan, alan daraltamayan takımları günümüz futbolunun realitesi kabul etmez. RAKİP Alania, biraz şanslı, biraz daha becerikli olsa. Rüştü kötü oynasa Beşiktaş tarihinin en ağır hezimeti olacak. Kötü oynayan Guti çıktıktan sonra hiç pas yapamayan bir takım var ortada. Son 30 dakika oynanan futbol ve sahadaki aciz görüntü. Hiç mi hiç yakışmadı Beşiktaş’a. UEFA puanı için bile orada kazanarak tur atlamak gerekirdi. Beşiktaş turu geçti ama dünkü görüntüsüyle gelecek için hiç umut vermedi...
BEŞİKTAŞ için iki farklı pencereden yorum yapabiliriz. Tüm olumsuzluklara rağmen kazanılan 3-0’lık bir maç ve Avrupa Ligi’ne atılan adım. Quaresma’nın cezası, Simao’nun maçın ilk yarısında sakatlanıp çıkması, yeni transferi Bebe’nin sakatlığı teknik direktör Carvalhal’ın henüz takımı tanımaması, şike soruşturmasından dolayı iyi bir hazırlık dönemi geçirememesi gibi faktörler Beşiktaş’ın işini güçleştiriyordu.BUNA rağmen özellikle Fernandes ve Ernst’in orta alandaki iyi oyunları, savunmada Egemen’in sağlam görüntüsü sonradan oyuna giren Veli’nin katkısı ve tecrübe gibi bir faktörle de birleşince Beşiktaş rakibini rahat geçti. Siyah-beyazlılar henüz maç ritminden, temposundan çok uzakta. Guti fizik olarak hazır değil. Toraman’ın sağ bekte hücuma katkısı yeterli değil. Almeida arkadaşlarından kopuk. Tüm bu faktörleri de eklediğimiz zaman Beşiktaş sadece bozmaya çalışan rakibi karşısında önemli bir sonuç elde etti. Üst üste oynanacak maçlarla siyah-beyazlılar arzulanan maç temposunu yakalayacaktır.KUMAŞI İYİGÖRÜNEN o ki yeni transferlerden Egemen Korkmaz savunmada çok katkı sağlayacaktı. Mustafa Pektemek fizik olarak hazır değil, maç eksiği var ancak zaman zaman yaptığı klas hareketlerle kumaşını belli etti.