Güntekin Onay

Güntekin Onay

gonay@gazetevatan.com

Kazandı ama sorun büyük

12 Mayıs 2011

İNALDEKİ oyunun kalitesi beklenen seviyenin altındaydı. Bunda Beşiktaş’ın tedirgin oyunun rolü çok büyüktü. Uzun süredir siyah-beyazlı takım için tek hedef olarak kalan ve konsantrasyon seviyesinin bu kadar yüksek olduğu bir maçta bile Beşiktaş son dönemlerdeki sorunlarını aşamamış göründü. Neydi bu sorunlar ?İLKİ Beşiktaş’ta oyuncular arasındaki mesafeler çok fazla. Oyun alanında büyük kopukluklar var. Takım bir bütün halinde hareket edemiyor ve savunma orta alana kadar çıkamadığı için alanları daraltamıyor. Tayfur Havutçu döneminde kontrollü oynamaya çalışan Beşiktaş’ın dün akşamki görüntüsü yine aynıydı.İBB’NİN savunma dörtlüsü baskı altında kaldığı zaman hata yapma yüzdesi yüksek oyuncular. Nitekim Beşiktaş’ın ilk yarıdaki pozisyonları ve golü de bu şekilde geldi. Ancak Siyah-Beyazlılar önde pres yapmak yerine topun arkasına dizilmeyi tercih etti. Açıkçası 2 takım arasında oyuncu bazında büyük kalite farkı var ancak Beşiktaş pasif oynayınca bu durum sahaya yansımadı. tek bir 90 dakika olduğu için rakibe saygı duymak ve temkinli olmaya “evet”. Ancak bu kadar yıldız oyuncusu olan bir takımın da topa daha fazla sahip olması ve oyunu kontrolünde tutması gerekirdi.BEŞİKTAŞ ilk yarıda golü bulmasına rağmen ikinci yarıda da aynı kopukluklar devam edince oyun hep İBB’nin kontrolünde devam etti. Kontraatak yememe düşüncesi ile savunmayı öne çıkartmayan Beşiktaş rakip yarı alanda bir türlü çoğalamadı ve organize olamadı.FERNANDES TEK KALDIPENALTI golünün ardından moral ve güven kazanan İBB, Necip’in hatasıyla 2’nci golü bulduktan sonra da kendi yarı sahasına çekildi. İsmail’in hücumlara hiç destek olmaması savunmanın orta çizgiye çıkmaktan çekinen oyunu , Guti ve Simao’nun yeterince topla oynayamamaları hücumlara da gereken olgunluğu ve etkinliği kazandıramadı. Fernandes dışında iyi oynayan futbolcusu olmayan Beşiktaş bir duran top sonrası Sivok ile beraberliği bulunca psikolojik üstünlüğü tekrar eline geçirdi.Q7’NİN Hasagiç ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda kaçırdığı net pozisyon, maçı uzatmaya götürürken uzatma dakikalarında fizik olarak rakibinin gerisinde olması beklenen Beşiktaş hakimiyeti eline geçirdi. Hasagiç’in üst üste 3 pozisyonda kalesinde devleşmesi Beşiktaş’ın bir kez daha öne geçmesini engelledi. Uzatmanın ikinci yarısında çok yorulan Guti’nin yerine Hilbert’in oyuna alınması geç verilmiş bir karardı. Uzatmalarda özellikle İBB’nin hata yapmaktan korkan görüntüsü Beşiktaş’ı daha etkin bir konuma getirdi. Bunda Fernandes’in orta alanı tamamen ele geçirmesinin de rolü büyüktü.ÖZELLİKLE 2-2’den sonra beklenen oyununu sahaya yansıtan Beşiktaş maçın normal süresindeki kopuk ve çekingen oyunu yüzünden krupa şansını penaltılara bıraktı. Halbuki bu oyun anlayışına rağmen siyah-beyazlılar kalesinde 2 gol gördü.

Devamını Oku

20 dakika..

1 Mayıs 2011

MAÇ öncesinde soru işaretleri vardı. Devamlılığı olmayan bazı kaliteli oyuncuların performansı açıkçası belirleyici olacaktı. Beşiktaş’ta Bobo ve Guti.. G.Saray’da Baros ve Kazım’ın bilinmezlikleri cevaplandırılması imkânsız bir soruydu. İLK yarıda Beşiktaş rakibine saygı duydu. Top rakibine geçtiği zaman kendi yarı sahasında topun arkasına çekilmeyi tercih etti. Guti ve Bobo’nun maç eksiklikleri, güçsüzlükleri siyah-beyazlıların oyununu olumsuz etkiledi. İlk yarıda ortada geçen oyunda zaman zaman G.Saray topa daha fazla sahip oldu. Beşiktaş orta alanının baskı yapmaması ve sarı-kırmızılıların pas alışverişine izin vermesi de bunda etkendi. İLK yarıda Beşiktaş çok hücum yapmasa da Simao ve Quaresma ile daha tehlikeli ataklar yaptı. G.Saray ise 1 kez Kazım ile.. Daha çok yardımlaşan G.Saray fazla üretken olamadığı için Beşiktaş’ın zaaflarından faydalanamadı. İKİNCİ yarıda Beşiktaş daha ofansif ve önde baskı ile başlayınca kalite farkı da ortaya çıkmaya başladı. Önce Bobo’nun 2 direkten dönen topu ve ardından gelen 2 gol ile derbide siyah-beyazlılar kolay bir zafer elde etti. G. Saray’da sağ beke Aydın’ın alınması Beşiktaş gibi silahları olan bir takım karşısında adeta intihar idi. Ernst ve Necip’in orta alandaki dinamizmini arayan Beşiktaş’ta Bobo ve Guti biraz daha diri olsalar Beşiktaş çok daha farklı bir galibiyet de elde edebilirdi. AYHAN VE DİĞERLERİG.SARAY’DA Ayhan hariç vasatı aşan futbolcu yokken Beşiktaş’ta Simao, İbrahim Toraman, Fernandes ve 1 gol atan Aurelio dikkat çeken isimler oldular. Sarı-kırmızılı takım ile ilgili düşündürücü olan gerçek ise şu: orta alan direnci bu kadar düşük bir Beşiktaş karşısında bile pozisyon bulmakta güçlük yaşamaları.. Ligin en az gol atan takımlarından biri olmaları da bu yüzden.. Kaleyi bulan sadece Kazım’ın “0” açıdan attığı şut.. Bu tablo G.Saray için derbiyi kaybetmekten daha acı. BEŞİKTAŞ sezonun son derbisini ikinci yarıda 20 dakika kıpırdanarak rahatlıkla kazandı ve kupa finali öncesi moral buldu. Ancak yine de bu galibiyetin aldatıcı olmaması lazım. G.Saray açısından ise kâbus gibi geçen sezon kupasız ve derbi galibiyetsiz olarak tamamen bitti.

Devamını Oku

Büyük düşüş var

26 Nisan 2011

BEŞİKTAŞ’IN dün akşam Konyaspor karşısında elle tutulur hiç bir tarafı yoktu. Siyah-Beyazlılar ligin en az gol atan, son sıradaki takımıyla oynuyor. Hücumda çoğalamıyor, stoperleri öne çıkartmıyor. Oyun alanını daraltamayıp büyük kopukluklar yaşıyor. Mesafeler o kadar geniş ki takım pas bile yapamıyor. Bırak gol pozisyonuna girmeyi kendi sahasında 7 maçtır gol atamayan takıma net pozisyonlar veriyor. Hücumda sadece Quaresma’nın bireysel becerisiyle pozisyon arıyor. O da destek alamadığı için fazla bireysel kalıyor. ORTA alanda 3 defansif ağırlıklı oyuncu görev yapıyor. Beşiktaş oyun kuramıyor. Akıcı bir pas akışı yok. Tempo yok. Hal böyle olunca da kanat bekleri hücuma destek veremiyor. Ataklar derinlik kazanmıyor. Konyaspor karşısında bile riskten bu kadar uzak oynamanın hiçbir mantığı yok. BİR başka anlamsızlık da şu: İstanbul Büyükşehir Belediye’yle yapılacak final maçında İbrahim Toraman cezalı olduğu için forma giyemeyecek. Mehmet Aurelio, Erhan, Atınç, Fabian Ernst veya Fernandes o bölgede oynayabilecek isimler. Ancak Tayfur Havutçu Tomas Sivok’un muhtemel partnerini Konyaspor karşısında da deneme şansını kullanmıyor. Rakip geriye çekilmese baskı kuracağı da yok. ZİRAAT Türkiye Kupası finali oynayacak bir takımın 11 Mayıs’a kadar belli bir çizgide kalması lazım. Ancak görünen o ki Beşiktaş’ın grafiği giderek aşağı doğru iniyor. Bu net bir şekilde ortada. Almeida, Bobo ve Mert Nobre arka arkaya adale sakatlıkları geçiriyor. Necip Uysal hariç takımdaki tüm futbolcuların fizik gücünde düşüş var. BİR paragraf da maçın hakemleri için açalım.. Beşiktaş, Süper Lig’in en çok kırmızı kart gören takımı konumunda şu an itibariyle. Ama en sert ve faullü oynayan takımı değil, hem de kesinlikle. Sanıyorum hakemler “Ben büyük takımdan da oyuncu atıyorum” psikolojisi ile sadece Beşiktaş’tan kolay oyuncu atabiliyorlar.30 yılın en kötüsüBU sezon 30 maçta 12 galibiyet, 8 beraberlik ve 10 mağlubiyet alarak 44 puan toplayan Beşiktaş, 30. haftalar baz alındığında son 30 yılın en kötü sezonunu yaşıyor. Kartal bundan önce en son 1980-81’de 12 galibiyet, 7 beraberlik ve 11 yenilgi almıştı.

Devamını Oku

Az artı + çok eksi = fİnal

21 Nisan 2011

G.ANTEP maça ne kadar kararlı ve iyi başladıysa Beşiktaş da o kadar kötü ve silik başladı. Erken gelen gol evsahibine daha fazla özgüven getirirken Beşiktaş özellikle de Ekrem ve İsmail’in kötü oyunlarıyla sarsıldı. İlk 30 dakikadaki Beşiktaş görüntüsü o kadar kötüydü ki, oyun alanının hiçbir bölümünde etkin görünmediler. Ne savunma yapabildiler, ne de hücum... SADECE Necip ve Sivok’un ayakta kaldığı ilk yarıda Serdar’ın elle kestiği top ile gelen penaltı Beşiktaş’a hem turu hem de maç içinde aradığı morali getirdi. İkinci yarıda G.Antep’in disiplinden uzaklaşması ile pozisyonlar bulan Beşiktaş, Almeida’nın attığı gol ile de rakibinin umutlarını tamamen tüketti. 3-0’LIK ilk maçın ardından Beşiktaş aslında final biletini almıştı. Bunu hem G.Antepliler hem de Beşiktaşlı futbolcular çok iyi biliyordu. Erken gelen golün getirdiği heyecan ‘Acaba?’ sorusunu aslında sadece birkaç dakikalığına akıllara getirdi. Ve işin doğrusu kamuoyundaki genel inanışın aksine Beşiktaş 5-2’lik bir toplam ile aslında çok da rahat geçti turu.. Her iki karşılaşmanın ikinci yarısında da inanılmaz goller kaçırmasına rağmen.. 2-3 futbolcunun mücadele gücü, 2-3 futbolcunun kalitesi ve büyük takım özgüveni siyah-beyazlıları finale getirdi. Finalin havası rakip kim olursa farklı olur. Ancak saha içi organizasyonu ve oyun disiplini konusunda sanıyorum Tayfur Havutçu’nun da endişeleri vardır. Zaman zaman oyun içinde yaşanan kopukluklar, yardımlaşma eksikliği ve kanat beklerinin pozisyon hataları Beşiktaş’ın mutlaka düzeltilmesi gereken zaafları olarak göze çarpıyor. 3’Ü HARİÇ DÜŞÜŞ VAREKREM ve İsmail defansif olarak orta alandan çok yardım almıyorlar. Bunu kabul etmek lazım ancak bu seviyede yapılmayacak pozisyon hataları ile de hiç güven vermiyorlar. Ayrıca kanatlardan içeriye çıkarılan her top savunmanın dengesini bozuyor ve tehlike yaratıyor. Havutçu’nun bu hataların minimize edilmesi için çalışması şart. Necip, Toraman ve Sivok hariç tüm oyuncuların fizik kalitelerinde ise sanki bir düşüş var. G.ANTEPSPOR iki maçın da ilk yarılarında iyi futbol oynamasına rağmen kupaya veda etti. Kazanmayı bilmek ve maçları kopartmak da zamanla ve deneyimle elde edilecek bir vasıf. Tolunay Kafkas’ın takımı önümüzdeki yıl 1-2 doğru takviye ile çok daha da iyi bir noktaya çıkacaktır. Olcan futbolunu çok olgunlaştırdı ve takımını taşıyan bir yıldız konumuna geldi. Bu çizgiyi devam ettirmesi kendisine milli takım kapısını da açacaktır. BEŞİKTAŞ finalde ve rakibini bekliyor. Final Kayseri’de.. Ancak ligdeki en kötü saha zemini de Kayseri’de. Yetkililer umarız gereken bir çalışmayla bu durumu düzeltir.

Devamını Oku

Düşen rakipten iki gol yemek!

16 Nisan 2011

BEŞİKTAŞ 60 dakika sahanın tek hakimiydi. Tayfur Havutçu dönemindeki istekli ve disiplinli oyunun geri dönüşüyle bu durum siyah-beyazlılardan aslında beklenendi. Ancak beklenmeyen şey son haftaların formda ve golcü takımı G.Birliği’nin pasif oyunuydu. Maçın bu şekilde seyrini sağlayan Beşiktaş’ın baskısı ve iyi oyunuydu. Siyah-beyazlılar 2-0’dan 3. golü bulacak diye beklenirken Jedinak’ın mükemmel frikik golüyle Başkent ekibi güven kazandı ve oyuna ortak oldu. TAYFUR Havutçu bundan önceki maçlarda genellikle Almeida’yı çıkartıp Bobo’yu oyuna dahil ediyordu. Bu kez farklı bir şey denedi ve Bobo ile Almeida’yı birlikte kullandı. Bu değişiklik orta alanın biraz oyundan düşmesine neden oldu. Her ne kadar Tayfur Havutçu bu durumun önlemini almak için Mehmet Aurelio’yu oyuna dahil etse de duran top dönüşü kontradan yenen ikinci gol hesaplarda yoktu.BEŞİKTAŞ’IN G.Birliği gibi saygı duyulacak güçlü ve formda bir rakip karşısında 60 dakika oynadığı futbol en büyük artısı ancak gardı düşmüş rakibinden 2 gol yemesi de düşündürücü. Necip orta alanda yine dinamizm ile taşıyıcı ve itici güç görüntüsündeydi. İsmail harika bir gol asisti yaptı ancak hücumda zaman zaman da arka direği düşünmeli. Nihat uzun bir aradan sonra forma şansı bulmasına rağmen fizik olarak iyi durumda göründü. Simao güzel bir gol attı, Beşiktaş onun yeteneklerini ve liderliğini daha fazla kullanabilmeli. Sonradan oyuna giren Aurelio’yu hem toplu hem topsuz daha fazla öne doğru oynarken gördük. Almeida yine hep 1 adım geç kaldı. O ‘1 adım’ küçümsenecek bir adım değil, ince ancak önemli bir çizgi. Özellikle de bir santrfor için. PEKTEMEK ÖNEMLİG.BİRLİĞİ santrforu Mustafa Pektemek ağır bir sakatlıktan sonra kaldığı yerden devam ediyor. Attığı gol çok klastı ve genç oyuncu ülkenin en önemli santrforlarından birisi konumunda. Milli takım için göz ardı edilmeyecek bir yetenek. KEYİFLİ ve futbolun ön plana çıktığı bir maç izledik. Beşiktaş farklı kazanabileceği bir maçı berabere bitirdi. Bunda G.Birliği’nin başarısı kadar siyah beyazlıların bireysel hataları da vardı.

Devamını Oku

Artık daha disiplinliler

12 Nisan 2011

BEŞİKTAŞ’IN lig yarışındaki hedefinden uzaklaştıktan sonra bu tip maçlara ciddiyet ve istekle yaklaşması önemli bir artı. Teknik direktör Tayfur Havutçu hem saha içi düzeni ile hem de tercihleri ile bu disiplini sağlayan kişi. İLK yarının tamamında baskılı oynayan siyah-beyazlılar, Quaresma’nın önderliğinde gol pozisyonları da buldu. Portekizli yıldız süper yeteneklerini sergileme günündeydi ancak gerek Nobre gerekse de Almeida bu resitale eşlik edemediler. Kaleci Fırat’ın iyi oyunu da buna eklenince ilk yarıdaki tek taraflı oyundan sadece 1 gol çıktı.. İKİNCİ yarıda Kasımpaşa biraz daha direncini artırma duygusuyla daha fazla faul yaparak ve rakibini ısırarak başladı. Evsahibinin bu görüntüsü aradaki büyük farkı azalttı ancak Beşiktaş’ın üstünlüğünü önlemeye yetmedi. Zira Kasımpaşa zaman zaman orta alanda daha kalabalık görünse de rakip kalede tehlikeli olamadı. Quaresma, Simao ve Nobre ile gole yaklaşan Beşiktaş ikinciyi bulamayınca maçı kopartamadı. BEŞİKTAŞ ikinci golü bulamamanın sıkıntılarıyla 78 ve 79. dakikalarda yüzleşti. Cenk Gönen’in kurtarışları beraberliği önlerken Tayfur Havutçu, Fernandes ve Bobo hamleleriyle 2. golü istediğini oyuncularına tekrar hatırlattı. ERNST ile birlikte orta alanın ortasında görev yapan genç Necip, temposu ve fizik gücüyle Alman orta saha oyuncularını andırıyordu. Girdiği her ikili mücadeleyi kazanan yetenekli futbolcu oynadıkça her hafta aşama kaydediyor. Deneyim kazandıkça tek eksiği olan pas yüzdesini de mutlaka artıracaktır. SİYAH-BEYAZLILARIN Ricardo Quaresma çıktıktan sonra akıcılığını kaybetmesi düşündürücü. Genel anlamda bir diğer olumsuzluk ise -çalışkan olmalarına rağmen- Mert Nobre ve Fabian Ernst’in pas hatalarını fazla yapmasıydı. İlginçtir İsmail gibi hücumcu bir bek de dün akşam ataklara fazla katılmadı. KASIMPAŞA Fuat Çapa döneminde çok farklı bir takıma dönüştü. Daha disiplinli ve organize bir takım. Özellikle son 25 dakika iyi oynadılar. Ancak yeterli olmadı. MAÇIN hakemi Hüseyin Göçek ise mükemmele yakın bir yönetim gösterdi ve zaman zaman yükselen tansiyonu çok iyi dengeledi.

Devamını Oku

İmdadına Kazım yetişti

11 Nisan 2011

SEYİRCİSİZ maç yavan ve bayat bir ekmek gibi. Futbolun büyüsünü, güzelliğini yok etmekten başka da hiçbir etkisi yok. Herhangi bir caydırıcı özelliğini de görmüş değiliz. Bu duruma futbolun kazanacağı farklı bir çözüm üretmek şart. Maça çıkarken 14. G.Saray ile şampiyonluk yarışında nefes nefese koşan Trabzon arasında ilk 45 dakikada herhangi bir fark yoktu. Yabancı birini getirseniz aradaki farkı algılayamazdı. Bu durum Trabzon’un mu yoksa G.Saray’ın mı ayıbıydı? Tartışılır. G.SARAY son maçlara oranla daha disiplinliydi ancak üretkenlikten çok uzaktı. İlk yarının aksine 2. yarıda maçın ciddiyetini ve önemini daha iyi algılayan bir Trabzon vardı. Baskıyı daha önde yapmaya başlayan Trabzon, Jaja ve Burak’ın hareketli oyunuyla gol aradı. Ancak Colman, Selçuk ve Umut kapasitelerinin altında kalınca Trabzon hücum zenginliği standardının altında kaldı. Yattara da beklenen katkıyı sağlayamayınca Trabzon’un imdadına Kazım yetişti. GÖRDÜĞÜ kırmızı kart ile takımını 10 kişi bırakan Kazım’ın çıkması ile Trabzon eksik kalan rakibinin üzerine daha kalabalık ve güvenli gitmeye başladı. Pino’nun bireyselliği ve oyun görüşü eksikliğiyle yakaladığı boş alanları kullanamayan G.Saray fiziksel olarak da son bölümde çöktü.KAZIM ilginçtir F.Bahçe’de olduğu gibi G.Saray’ı da yaktı ve golden sonra daha kontrollü oynayan Trabzon topa sahip olmayı seçti. Bordo-mavililer ilginçtir ligin 2. yarısında 2 farklı bir maç kazanamadı. Bunda Colman başta olmak üzere birçok oyuncunun kendi çizgisinde oynayamamasının büyük etkisi var. Burak zorluyor, çalışıyor ve takımını taşımaya devam ediyor. Ancak Trabzon 6 haftada mutlu sona ulaşmak istiyorsa -ilk 11’de başladığı zaman- Alanzinho, görev aldığı zaman Yattara ve Colman’ın oyunlarını yukarıya taşımaları şart. G.SARAY’I bu durumlara getiren bir numaralı gerçeğin ise takım olamama dışında hücumdaki yetersizlik olduğu bir kez daha bu maçta belgelendi.

Devamını Oku