Güntekin Onay

Güntekin Onay

gonay@gazetevatan.com

Kapkaranlık bir tünelde

16 Ekim 2011

BEŞİKTAŞ jübile maçı temposunda oynadı. Tempoyu yükseltemezseniz bu tip maçları kazanmanız bireysel becerilere kalır. O becerilere sahip oyuncular da yokları oynayınca kazanma ihtimaliniz şansa ve mucizelere kalır. Beşiktaş kopuk, dağınık ve güçsüz... Takım savunmasında aksaklıklar var. Takım hücumu ise hiç yok. -GUTI’NİN maç eksiği var, gücü yok. Profesyonel futbolda bu yaştaki bir oyuncunun 2 ay sonra çıkıp harikalar yaratmasını bekleyemezsiniz. Son 30 dakika oynaması daha akıllıca olurdu. Quaresma ve Simao oyuna kalitelerini yansıtmıyorlar. Özellikle sürekli top kaybeden Q7 takımı bozan oyuncu görüntüsünde.-KANAT bekleri Ekrem ve İ.Toraman hücumda yoklar. Bu da yetmezmiş gibi savunmada da aksıyorlar. Sidnei ağır bir oyuncu ve geniş alanda yakalanınca bu zaafı ortaya net şekilde çıkıyor. Sivok-Egemen ikilisi değişmemeli.-EDU süper yetenek değil ama çalışkan ve kapasitesini sonuna kadar zorluyor. Diğer ofansif oyunculardan yardım aldığını söylemek imkansız.-İLGİNÇTİR takımın en diri ve olumlu görüntü veren isimleri en yaşlı oyuncuları.. Aurelio, Rüştü ve Egemen... Takımın ihtiyacı olan dinamizm ve fizik gücüne sahip oyunculardan Hilbert 18’de yok. Holosko ve Ernst kenarda..KAYSERİ HAK ETTİ-BU maç berabere bitse üzülen Kayseri olurdu. Beşiktaş’ın durumu bu. Maçlar kaybedilebilir. Bir takım kötü de oynayabilir. Ancak arka arkaya zorlu maçlar oynayacak olan Beşiktaş bu seriden hedeflerinden uzaklaşarak çıkabilir. Tablo bunu gösteriyor. Disiplinli ve kazanmak için oynayan Kayseri’ye ara yaramış. Haklı bir galibiyet elde ettiler.-HAKEM hata yapabilir veya pozisyonları süzemeyebilir. Ama maçın hakemi Özgür Yankaya kasıtlı olarak topu elle alan G.Ünal’a neden sarı kart göstermedi, sanıyorum bunu izah edemez.

Devamını Oku

Selçuk-Burak A.Ş.

12 Ekim 2011

DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDEN daha zor bir maç oldu. Azerbaycan beklenildiği gibi kendi yarı sahasından hiç çıkmadı. İlk 45 dakika oyunun tamamını rakip yarı sahada oynadık. Ancak bu oyunu etkinliğe dönüştüremedik. Kalabalık savunma içinde Burak’ın yanına adam sokamadık. Hamit’in ceza sahası dışından şukları ve Sabri’nin sağ kanat bindirmeleri dışında düşündüklerimizi yansıtamadık. Azerbaycan gibi bir takım karşısında ilk yarıda sadece 1 pozisyon bulmak oyunun devamında bizi yeni arayışlara itmeliydi.TOP çok yavaş dolaşıyordu ve rakip ceza sahasına adam sokamıyorduk. Şu ana kadar resmi milli maçlarda tek golü olmayan Kazım’ın ilk yarıda ne yaptığını bilmez, kopuk görüntüsüyle 2. yarıya başlaması bile hataydı. 57. dakikaya kadar Hiddink, Kazım’ı oyunda tuttu ve 12 dakikayı daha harcadı. Selçuk İnan oyuna girdikten sonra topun akış hızı somut bir şekilde arttı. Pasların kalitesi de çoğaldı. Genç Milli Takım’dan beri birlikten oynayan Selçuk-Burak ikilisi Trabzonspor’daki alışkanlıklarını dün de bir kez daha gösterdi.AÇIKÇASI böyle bir rakibe karşı Selçuk’un yedek başlaması çok şaşırtıcıydı. Burak varsa Selçuk da olmalı. Çünkü Selçuk varsa Burak hep var.EMRE sakatlıktan yeni çıktı ve henüz maç kondisyonu kazanmış değil. Tecrübesiyle, kalitesini birleştirerek bu açığını kapatmaya çalıştı. Ancak yine de beklenen çizgisinde değildi. Milli Takım’ın bu grupta 2. olup play-off’a gitmesi olabileciğin zaten en iyisiydi. Daha fazlasını 4-5 puan daha fazla alarak yapabilirdik. Ve tabii ki daha iyi futbol oynayarak.SEVİYE YÜKSELMELİGOL sorunumuz var, bu bir gerçek. Tuncay ve Semih bence henüz devirlerini doldurmadılar ve bu takımda da oynayabilirler. Nuri de takıma monte olacaktır. Daha hızlı, tempolu oynayan bir milli takım şart. Skor ve özellikle de ilk yarıdaki oyun tatmin edicilikten çok uzakta. Play-off’taki rakibimizi görmeden bir yorum yapmak ve bir öngörü de bulunmak da yanlış olur. Ancak set oyununda ofansif bölgede sorunlarımız olduğu gerçeğini göz ardı etmemeliyiz.KURALAR çekildiği zaman gerçekçi hedefimiz bu grupta Almanya’nın ardından 2. olmaktı ve her şeye rağmen bunu elde ettik. Ama oyunumuzu bir üst seviyeye taşımamız şart.

Devamını Oku

Belçika’yı yenerler

8 Ekim 2011

Almanya FIFA klasmanında 3. sırada yer alan, son derece organize, oturmuş, güçlü bir takım. Böyle bir Almanya karşısında son derece disiplinli, enerjik ve akıllı oynamak durumundasınız. İlk 45 dakikada oyun disipline sağdık ve alanı iyi daraltan bir milli takım vardı sahada. Fakat Almanlar’ın ani bir atağında Servet’in kolay yediği bir çalımla yenik duruma düştük. Bu golün dışında herşey istediğimiz gibi gidiyordu. Hamit ve Selçuk’la bulduğumuz gol fırsatları da vardı. Hiddink’in oyun planında Sabri’nin dinamizminden faydalanma düşüncesi de orta alanda bize yardım etti.İKİNCİ yarıda ilk yarıdaki oyun disiplininden çok uzak bir Milli Takım izledik. Tempo yükseldiği zaman zaaflarımız da ortaya çıkmaya başladı. Selçuk’un çıkmasıyla hiç pas yapamamaya başladık ve Scweinsteiger sahanın Müller’le birlikte patronu haline geldi. Almanya olağanüstü ağır Servet’in arkasına sürekli sarkarak pozisyonlar bulmaya başladı. Ve Müller’le 2. golü buldu. Bu bölümde yorulan Sabri’nin geriye dönmemesi savunmamızı daha da yalnız bıraktı. Mükemmel yardımlaşan, fizik olarak bizden kat be kat üstün Almanlar, 3. golü bulacak diye düşünürken, Hakan Balta’nın golü geldi.MÜKEMMEL MAKİNEBERABERLİK umutları, oyundaki enerjimizi arttırırken, kontrolü de daha fazla kaybetmememize yol açtı. Almanya lehine 3. kez penaltı tartışması yapılan bir pozisyonda İngiliz hakem penaltı noktasını gösterdiğinde ise bizim için maç sona erdi. Almanya ile aramızda kalite ve seviye farkı var. Bütün bunların üstüne disiplinden uzaklaşmamız ve fizik olarak da onların seviyesinde olmamamız nedeniyle böyle bir mağlubiyet kaçınılmaz oldu.AÇIKÇASI Almanya dün bize çok daha farklı bir yenilgi yaşatabilirdi. Artık ipler bizim değil, Belçika’nın elinde. Ancak bu mükemmel makine Belçika karşısında da kazanır ve biz de bu şekilde play-off vizesini alırız.

Devamını Oku

Kalede güven abidesi

4 Ekim 2011

UYKU problemi çekenlere göre bir maç izledik G.Antep’te... Gerek Beşiktaş gerekse de G.Antep ‘0’ risk parolasıyla ve ağır oyunlarıyla can sıkıcı bir futbol oynadılar. Beşiktaş eskiye oranla defansif anlamda oyun disiplinini çok geliştirdi. Ancak ofansif anlamda üretkenlikten bu kadar uzak bir Beşiktaş izlemedik. Topu yavaş dolaştıran bir futbol takımı üstelik bir de bu kadar statik oynarsa yapabilecekleriniz sadece rakibin bireysel hatalarıyla sınırlı kalır. ORTA alanda Necip oyuna hiç değer katamıyor. Kırmızı kart görerek takımını eksik bıraktı. Sidnei hem ağır hem de çok hamlesiz. Sanki uzun bir uykudan yeni kalkmış gibiydi. Holosko çok koşuyor ama defans arkasına doğru koşu değil bunlar. Arkadaşlarıyla da yardımlaşması yetersiz. Hücumda top tutamıyor. Simao formsuz ve adam kovalamaktan yeteneklerini sergilemeye fırsat bulamıyor. Böyle bir kadro yapısında Simao’nun kesinlikle rakip kaleye yakın ve serbest oyuncu olarak oynaması şart. Egemen yine dikkatli ve güçlü. Hem Sidnei’nin açıklarını kapatıyor hem de rakiplerle boğuşuyor. Rüştü ise adeta bir güven abidesi. Yine çok iyi maç çıkardı. GÖRÜNEN o ki Beşiktaş kadroyu yanlış kurdu. Hugo Almeida’nın alternatifi yok. Bir Bobo hatta bir Nobre bile yok. Transfer edilen Julio Alves ise hiç ortalarda yok. Guti, Quaresma ve Almeida olmayınca yaratıcılık sorunu yaşamaları doğal. 2. KIRMIZI YANLIŞBEŞİKTAŞ’IN bu maçta Quaresma’dan faydalanamaması ise tam bir rezalet. Türkiye Futbol Federasyonu açıklama yapıyor, ‘Beşiktaş pazartesi oynamak istedi’ diye, Beşiktaş’ın bir ihmali olduğu kesin. Ancak şunu da sormak lazım: Avrupa’da hiçbir ligde neden bu hafta tek bir pazartesi maçı yok? Bu planlamayı kim yapıyor? HALİS Özkahya’nın ilk kırmızısı doğru ancak İsmail’e gösterdiği kırmızı yanlış. Çünkü hem çok çaprazda hem de pozisyonun başlangıcı ofsayt.

Devamını Oku

Fernandes yorulunca

30 Eylül 2011

TÜRKİYE Ligi’nde iyi pas yapamadığı için eleştirdiğimiz Beşiktaş, İngiltere deplasmanında maçın büyük bölümünde iyi pas yaparak oyunu kontrol etti. Stoke, tipik Ada futbolu oynayan ve tüm oyun planı uzun boylu oyuncularla oluşturacağı karambollere dayanan bir takım. Başta 2.01’lik Crouch olmak üzere uzun boylu oyuncularına göre bir strateji belirlemiş Stoke’a karşı yerden ayağa paslarla oynamak bir şarttı.FERNANDES’İN bir maestro gibi oynadığı orta alanda Beşiktaş ilk 60 dakikalık bölümde kontrolü rakibine hiç vermedi. Ne zaman Fernandes yoruldu, son yarım saatlik bölümde Beşiktaş oyundan düştü. Edu, uzun Stoke savunması arasında etkili olamazken, sadece orta alandaki pas alışverişlerine yardımcı olmakla yetindi. Halbuki Hilbert’in attığı goldeki savunma arkasına koşular yapan bir santrfor olsa Beşiktaş çok daha fazlasını elde edebilirdi. BEŞİKTAŞ’IN oyundan düşen orta sahasını güçlendirmek için Carvalhal, Ernst’i oyuna sürdü. Ancak Stoke’un baskısının arttığı dakikalarda gelen Fransız hakemin çaldığı anlamsız penaltı ile Beşiktaş 2-1 yenik duruma düştü. Edu’nun kaçırdığı gol maçın hakkı olan beraberliği siyah-beyazlı temsilcimize getirebilirdi. ŞAYET Fernandes ile Quaresma’ya, Simao ve Edu biraz ayak uydurabilse Beşiktaş hücum zenginlğini arttırabilir ve Stoke deplasmanından galibiyetle bile dönebilirdi. NETİCEDE fizik olarak Beşiktaş rakibinin bu silahına beklenildiği kadar teslim olmadı. Teknik olarak Aurelio, Quaresma ve Fernandes’in kalitesine Edu ile Simao biraz destek olabilseler Beşiktaş kazanarak da dönebilirdi. Dün akşam sahadan puansız ayrılmasının rağmen görünen o ki Beşiktaş bu grubun en kaliteli ‘futbol’ takımı... Stoke rugby tarzı farklı birşey oynuyor ve bunda da başarılı. Beşiktaş bu gruptan çıkmalı ve çıkar da. Tek somut eksiklik Almeida’nın yerine oynayan Edu’nun bekleneni verememesi.Beşiktaş daha kaliteliİKİ takımı da tanımayan bir yabancı bu maçı seyretse Beşiktaş’ın çok daha kaliteli futbolculara sahip olduğunu rahatlıkla görebilir. Ancak Stoke kendi tarzı olan ve çoğu takıma ters gelebilecek bir stile sahip. İngiliz temsilcisinin bu yapısı evinde 3 puanı getiren başlıca faktördü.

Devamını Oku

Egemen’in zaferi

26 Eylül 2011

Beşiktaş, Antalyaspor karşısına Bursaspor deplasmanında sahaya sürdüğü 11’den -oyundan erken alınan Egemen’i de katarsak- 8 farklı oyuncuyla çıktı. Bu rotasyon siyah-beyazlılara belirgin bir dinamizm getirdi. Ali Turan’ın abartılı ve kontrolsüz güç kullanarak neden olduğu penaltı ile gelen gol Antalya’nın hocası Özdilek’in maç öncesi hesaplarını altüst etti. Hızlı ve tempolu oyunda orta saha üstünlüğünü ele geçiren Beşiktaş bu alandaki dinamizmini akıl ile birleştiremedi. Final paslarındaki telaş ve beceri eksikliği farkın 2’ye çıkmasını engellerken Antalyaspor da gole çok yaklaştığı bir pozisyonda golle buluşamadı. Veli hareketli ve enerjik bir oyuncu ancak genellikle yanlış kararlar verdiği için “kaliteli” sıfatına erişemiyor. Mustafa henüz fizik olarak yeterli seviyede olmamakla beraber yaptığı klas bir hareketin devamını getiremiyor. NECİP çok top kazanıyor fakat kazandığından fazlasını kaybediyor. Oyununu artık daha olgunlaştırmalı. Ernst fizik olarak gücünü bulmuş değil ve genel görüntüsü olumsuzdu. İlginç bir detay İbrahim Toraman sağ bek bölgesinde defansif olarak aksadı. Antalyaspor tehlikeleri hep onun kanadından gelişti. Egemen Korkmaz, kritik müdahaleleri ile ve yüksek konsantrasyonu ile 5 yıldızlık bir oyun ortaya koydu. Carlos Carvalhal ikinci yarıda kontrolü tamamen kaybeden takımını maça tekrar ortak etmek için gereken hamleleri yaptı. Ancak bu devrede Veli ve Edu’nun kaçırdığı net fırsatlar hariç Beşiktaş özellikle hücumda hiçbir şey ortaya koyamadı. Topun değerini bu kadar az bilen, sürekli top kaybeden Beşiktaş’a sonradan oyuna katılan Fernandes de ilaç olamadı. 2. YARI UNUTULMALI!Doğrusu şu ki Beşiktaş ilk yarıdaki dinamizm ve enerjisiyle bulduğu skoru ikinci yarıdaki kötü oyununa rağmen korudu. Bu maçın ikinci yarısı siyah-beyazlılar için unutulması gereken bir 45 dakika olarak kayıtlara geçti. Görünen o ki 3 gün ara ile oynanan maçlar yaş ortalaması yüksek Antalya’yı olumsuz etkilemiş. 2. yarının tamamında oyunun kontrolünü ellerinde tuttular ancak üretkenlikten uzaktılar.

Devamını Oku

Burak Yılmaz kaldığı yerden

25 Eylül 2011

İLK 3 maçta kazanacak kadar oynayan ancak galibiyetle tanışamayan Trabzonspor maça yeterli agresiflik ile başlayamadı. Karabükspor’un önde yaptığı baskı ve alan daraltan oyununu çözmekte zorlandı bordo-mavililer... Topa daha fazla sahip olan ve oyunu istediği şekilde yönlendiren Karabükspor, Cernat ile 2 kez gole yaklaşırken orta alanda Trabzonspor’u paralize eden bir oyun ortaya koydu. ERDEM’İN bireysel hatasıyla gelen golün ardından kaleci Tolga Zengin kendisine yakışmayacak bir karar ile tek kişilk bir baraj kurdurma yanılgısına düştü. Baraj neden kurulur? Hedef vuruş direkt kaleye yönelmesin diye. Tolga ya Cernat’ı tanımıyordu ya da kendine çok güvendi ve kalesinde golü gördü. KARABÜKSPOR’UN savunma hattını orta alana yakın kurması, tek bir blok halinde alanları daraltması güzel bir şey. Teori güzel ancak bunu pratiğe yansıtabilmek için orta alandaki baskıyı daha fazla artırabilmek şart. Dakikalar geçtikçe baskı azaldı ve Trabzonsporlu oyuncular orta alanda alan ve zaman buldular. Böylece Karabükspor’un arkada bıraktığı geniş alanları iyi kullanmaya başladılar. 3 PUAN ŞARTTI!BURAK Yılmaz bu ülkede savunmanın arkasına en iyi koşu yapan oyuncu ve Karabükspor’un bu zaafiyetinden iyi faydalanarak hat-trick yaptı. Geçen yılın büyük çıkış yapan yıldızı kaldığı yerden üstüne koyarak devam ediyor. Hem atıyor hem de takımını taşıyor. Bu sonuçla bordo-mavililer, zorlu Lille maçı öncesi kazanmak zorunda olduğu karşılaşmada 3 puan alarak güven ve moral kazandı.Alkışlar Abitoğlu’naKARABÜKSPOR’UN oynamaya çalışan görüntüsü lafta değil. Gerçekten de pozitif oynuyorlar. Sürekli kazanmayı düşünüyorlar. Ancak bu riskli oyunda orta alanda daha fazla dinamizm kesinlikle şart. Ayrıca hakem Mustafa Kamil Abitoğlu ve yardımcıları mükemmele yakın bir karşılaşma yönetti. Hakemlerin formsuz olduğu ligimizde bir alkış da kendilerine.

Devamını Oku

Sadece 1 kez olur

23 Eylül 2011

Beşiktaş hiçbir bölümünde kazanmaya yaklaşmadığı bir maçı hem de 1-0 geriden gelip kazandı. Bu futbol mucizesi. Büyük övgüye yer de gerek de yok. Çünkü sezonda 1-2 kez olur böyle maç. Hep böyle kazanamazsın. Eleştirilmesi gereken 11’e 10 oynanan 60 dakikada sadece tek pozisyonu var siyah-beyazlıların. Dişini gösteren rakip karşısında sindiği gerçeği var. Bu hemen her deplasmanda böyle. Buna çözüm bulmalı Carvalhal... Çünkü Türkiye’de bu oyun böyle oynanıyor. Bunu değiştiremiyorsanız siz değişeceksiniz. Daha fazla fiziki direnç ve mücadele gücü şart deplasmanlarda. Simao siniyor. Quaresma sinmese de sinirleniyor. Orta alandan forvete kaliteli pas çıkmıyor. Top hızlı dolaşmıyor. Boş alanlar kullanılmıyor. Beşiktaş’ın en büyük eksiği orta alandan rakip ceza alanına toplu veya topsuz oyuncu desteği yok. Bu koşuları yapabilecek Ernst’e ihtiyacı var. Kapanan takımları 3 kişiyle aşamazsınız. Duran toplar olmasa sonuç alamayacak. Çünkü rakip ceza alanında sadece duran toplarda kalabalıklaşıyor Beşiktaş. Carvalhal akılcı bir değişiklikle sarı kartlı Egemen’i alıp İsmail’i sol beke çekti. Koro halinde küfür edilen Egemen atılabilirdi. Ayrıca sol beke geçen İsmail 2 asistle maçın kahramanı oldu.TAMAMEN Q7’ye endeksli hücum oyunu yanlış. Rakipler onu 2 kişiyle kademeli karşılayınca ataklar başlamadan bitiyor. Q7 atıldıktan sonra maçın 2-1’e gelmesinde bunun da etkisi var. Son ana kadar maçı bırakmamak ve kazanma arzusunu sahaya yansıtmak Beşiktaş’ı artıları. Ayrıca İsmail, Sivok, Sidnei ve Aurelio iyi oynadılar. Neden vazgeçilmek istendiğini bir türlü anlayamadığım Holosko ise profesyonelliğinin ve iyi niyetinin karşılığını fazlasıyla aldı. 11’E 11 FARKLI OLURDUBu galibiyet Beşiktaş’a büyük bir güven getirecektir. Ama eksiklerini görüp ders çıkarması kaydıyla.. Kimse kendini kandırmasın maç 11’e 11 oynansa sonuç ve oyun farklı olabilirdi. Bursa güçlü ve dirençli bir takım. Ancak kafalarında o kadar çok oynatmamak var ki bu onları biraz törpülüyor sanki. Bu sadece dün için geçerli değil. Evet, 10 kişilerdi. Ama kazanmak zorundayken geçen yıl Kadıköy’de de böyle oynadılar. Genel felsefesi bu Bursa’nın... Sadece ligde geçerli bir format bu. Avrupa’da bu anlayışla başarılı da olamadı zaten. Çünkü oradaki hakemler bu kadar temas futboluna izin vermiyor. 3 günde bir maç oynanan ligde bu kadar mücadele gösteren ve kazanma arzusu sergileyen 2 takım futbolcularını da alkışlamak lazım.

Devamını Oku