BEŞİKTAŞ’IN ligde en rahat kazandığı maçtı. Son 7 lig maçında sadece 1 gol yiyen, 9 maçtır yenilmeyen ve ligin en az gol yiyen takımı karşısında Beşiktaş’ı galibiyete taşıyan ilk faktör’ün adı ‘beceri’ idi...MANİSA’NIN sırrı şu: Kendi yarı alanında son derece disiplinli ve organize bir alan savunması yapması ve kazandığı toplarla orta alanı çabuk geçerek gole gitmesi. Kemal Özdeş bu alan savunmasına o kadar çok kafa yormuş ve takımını bu yönde o kadar yoğunlaştırmış ki herkes duracağı yere odaklanmış. Anadolu takımlarında bu savunmanın dengesini bozacak beceride oyuncular az olduğu için görünen o ki Manisa’nın bu savunmasına çözüm üretememişler. Ancak Quaresma’nın çalımları ve frikiği; Mustafa Pektemek’in 30 metre sürüp Dixon’ı geçerek attığı harika gol Manisa’nın planlarını alt üst etti.FUTBOL anlık kararlarla şekillenen ve yetenekli dokunuşlarla belirlenen bir oyun. Disiplin ve bilimselik şart ancak biraz romantizm ve saf yetenek de gerekli. Q7 ve Mustafa’nın gollerinde olduğu gibi.ÖZELLİKLE ilk yarıda ev sahibi ekibin hiç pres yapmaması Beşiktaş’ı yoğun maç trafiğinde yormadı. İkinci yarı yükselen tempo 3-1’den sonra heyecanı artırırken Beşiktaş kendi yarı alanında kalıp skoru korumayı tercih etti. Sürekli oynarsa ligin asist krallığına koşacak olan Fernandes’in Sivok’a attırdığı gol ise yine bir beceri ürünüydü..CARLOS ÇÖZDÜSKORU bulduktan sonra hep Holosko ikinci yarılarda Holosko şart diye hep yazdım bundan önce. Geniş alanlarda bu ülkenin en süratli oyuncusu. 4. gol onun hızıyla geldi. 3 günde bir maç oynamak kolay değil. Trabzon-Tel Aviv-Antalya-Manisa farklı iklimler uzak deplasmanlar, başka rakipler... Hepsini birer birer geçti Beşiktaş... Doğru ve akılcı oynayan bir takım var sahada. Carvalhal ligi de takımını da rakipleri de çözdü..SON 9 maçında yenilmeyen, 7 maçta sadece 1 gol yiyen ayrıca ligin açık ara en az gol yiyen takımına deplasmanda 4 gol atarak kazanmak büyük başarı.HAKEM Bülent Yıldırım’ı da pozitif futbola prim verme çabasından dolayı kutlamak gerek. İlk golde 9.15 için çok titiz davrandı. İlk yarı faullü oyuna prim vermedi. Modern hakemlik yorumunda bunlar önemli detaylar.
G.SARAY öyle bir ilk yarı oynadı ki kelimenin tam anlamıyla F.Bahçe’yi derbide sürklase etti. İlk 25 dakikada net 5 gollük pozisyon olağanüstü bir baskıyla geldi. O kadar tek taraflı bir derbi izledik ki F.Bahçe 3 pas yapamadı, rakip kaleye bir kez olsun gidemedi. 2-0 oldu çok daha farklı olabilirdi. Biraz Volkan, biraz da Yobo direnmeye çalıştı o kadar. O da yarım saat.-İŞTE Terim’im kafasındaki G.Saray bu. G.Saray’dan beklenen oyun bu. Mersin İY maçının ikinci yarısındaki o müthiş önde baskı ve sürekli gol arayan bir G.Saray...-FATİH Terim’i Terim yapan cesareti. Rakibe kafa yormadan kendi oyununa odaklanması. Tercihlerinin arkasında durması. Servet-Gökhan yok. Semih-Ujfalusi oynuyor. G.Saray’da kötü oynayan yoktu. Müthiş bir arzu, coşku, disiplin ve baskı. Baros gününde olsa daha farklı olurdu.-Oyunun G.Saray açısından bu kadar ezici olmasında Kocaman’ın da rolü büyüktü. Zor bir maçta durup dururken 4-3-3 macerasına atılıp takımını paralize etti. Alex 7 yıldır bu ülkede. F.Bahçe yıllardır Alex’e uygun bir şablonla oynuyor. Farklı sistemler denendi. Tutmadı. Başarı hep aynı oyun yapısıyla geldi. Yıllardır alışılagelmişin dışına çıkmak niye? Hem de böyle bir maçta. Ayrıca Kocaman’ın kafasında nasıl bir Bienvenu profili var? Bu oyuncuyu kafasında nasıl şekillendiriyor onu da sormak lazım. 4-3-3’ün sağında takım savunmasına yardım edemeyen, ilerde top taşıyamayan, tutamayan bir Bienvenu. Hadi yabancı kontenjanına takıldın, o zaman geçen hafta harika oynayan ve 2 gol atan Stoch niye yedek de Bienvenu oynuyor? Alex niye santrfor başlıyor,savunmanın arasında boğuluyor?YENİLGİYİ HAZIRLADI-G.SARAY’IN arzusu ve mükemmel oyunu dışında Aykut hocanın ‘Kocaman’ hataları da F.Bahçe’nin derbide farklı yenilgisini hazırladı. Tüm bunların dışında hiçbir zaman F.Bahçe kalibresinde olduğuna inanmadığım Bilica’nın kötü oyunu da sarı-lacivertlilerin sonunu hazırladı.-FIRAT Aydınus bu ülkenin kesinlikle en iyi hakemi. Gergin derbiyi de hiç hata yapmadan yönetti.
TİPİK bir Süper Lig oyunu oldu. Yavaş tempo ve az risk alan 2 takım, durağan bir futbol. Bu denge oyununu bozacak 3 şey var. Biri duran toplar, ikincisi beceri, üçüncüsü ise uzaktan atılacak şutlar.DÜN beceri yoktu. Q7 ve Simao olmayınca üretkenlik ve yaratıcılık azdı. Uzaktan atılan şutlar ile karşılıklı 2 gol gelirken üçüncü gol duran toptan Ernst’le geldi. Beşiktaş gibi bir takımın ‘Golü nasıl atarım?’ hesapları içinde olması lazım. Ancak kafalarda hep önce gol yememek var. Ligdeki tüm takımlar böyle oynuyor. Hal böyle olunca da ortaya çıkan futbol bu.HÜCUM zenginliğinin bu kadar az olduğu bir maçta 3 gol olması bir mucize. Oyuna hükmedemiyorsan etkili kontra yapman şart. Beşiktaş bunu da yapamadı. Trabzon-Tel Aviv-Antalya üçgeninde 1 hafta içinde 3 maç oynamak ve kazanmak kolay değil. Ama Beşiktaş gibi bir takım yine de daha iyisini yapmalı.EN İYİSİ BU!ERNST, Egemen ve Sivok öne çıkan isimler oldu. Fernandes oyuna zaman zaman kalite kattı. Duran topları etkili kullanması önemli bir artı. Tipik bir lig maçında tipik bir puan oyunu oldu. Ligimizin gerçeği bu. Dünkü Beşiktaş’ı beğenmesek de bu ligde şu an daha iyisini yapan yok.ERNST yine çok çalıştı, top kazandı, top kullandı, özverili oynadı ve attığı kafa golüyle 3 puanı getirdi. Ernst ve Hilbert devamlılıkları, tempoları ve disiplinleriyle örnek teşkil eden oyuncular. Egemen ve Sivok’un da çizgileri hep üst seviyede. Beşiktaş’ı farklı kılan bu 4 oyuncunun ciddiyetleri ve standartları.
CARLOS Carvalhal grupta hiç şansı olmayan ve sadece bir puanı bulunan Maccabi Tel Aviv’e büyük saygı duyarak Trabzonspor maçının 11’iyle başladı. Defansif ağırlıklı bu takım, ilginçtir savunma güvenliğinden uzak bir görüntü verdi. Beşiktaş kazandı kazanmasına ama 90 dakika boyunca genel anlamda topun kontrolü ev sahibi ekipteydi.-2-0’A gelmesine rağmen böylesine önemli bir maçın 2-2 olması kolay kabul edilebilecçek bir şey değil. 2-2’den sonra Beşiktaş 3-2 geriye düşse her şeyin sonu olabilirdi. Açıkçası Beşiktaş ipten döndü. Quaresma’nın 2 süper golü bu oyuncunun olağanüstü yeteneklerinin doğal bir meyvesiydi. Evet ilk gol harika... Ama 90+3’te maç tam bitecekken 3 kişiyi çalımlayıp attığı bir gol var ki dünyada bu golü yapabilecek sadece Messi ve Cristiano Ronaldo var. Quaresma aslında Almeida’ya “Al da at” diye defalarca servis yaptı. Ancak Almeida “Almayayım” diye ısrarcıydı.-ÇOK net pozisyonlarda bir kez bile olsun kendisinden beklenen kafa vuruşunu yapamadı. Siyah-beyazlılar bu maçı kazandıysa Quaresma’nın süper yeteneklerine ve maçı kazanma isteğine borçlu. Futbol ciddi bir oyun ve oyunun hiçbir anında ciddiyetten ve disiplinden uzaklaşmamak gerekiyor.DERS ÇIKARMALI-CARVALHAL’İN böyle bir rakip karşısında oyunun ve topun kontrolünü rakibe vermesi kabul edilemez. Beşiktaş ilk maçta 5-1 yendiği iddiasız ve formsuz rakibinin üzerine gitmiş olsa farklı kazanabileceği bir maç oynardı. Ancak Carvalhal’ın defansif anlayışı Maccabi’ye davetiye çıkarttı. Carvalhal da Quaresma’nın alnından öpüp teşekkür etmeli...-BEŞİKTAŞ’TA ‘süper’ Quaresma’nın dışında Ernst, İbrahim Toraman ve de Hilbert’i beğendim. Fernandes de çeşitli bölümlerde iyi işler yaptı. Beşiktaş diğer maçın berabere bitmesi ve Quaresma mucizesi ile grupta avantajlı bir şekilde son maça giriyor. Ancak Carvalhal mutlaka bu maçtan dersler çıkartmalı.Takdir hakkı ev sahibinin-ASLINDA maç daha erken bitebilirdi... Almeida’nın beceriksiliği dışında Belçikalı hakemin 2 kritik pozisyonda taktir hakkını ev sahibinden yana kullandığını gördük. İlk yarıda Quaresma’nın şutunda kaleye giden topta Maccabi’li oyuncunun eli açıktı. Ve penaltı kararı çıkabilirdi. 2. yarıda da maç 2-1 iken Pavicevic tamamen kasıtlı bir hareketle topla oynama şansı yokken kontraatağı faulle kesti ancak Belçikalı hakem 2. sarıyı göstermeyerek ev sahibine bir kıyak daha yaptı.
CARVALHAL salı akşamı çıplak gözle izlediği Trabzon’a önlemler almış. Takımın beyni Colman’ın pas kanallarını kesmek yerine pasın varış noktalarını kapatmayı düşünmüş. İlk 45 dakika bunda başarılı oldu. Yaklaşık 6 haftadır tek maç oynamamış 3 oyuncusu ile 11’de başlayan Beşiktaş, Egemen ve Quaresma ile yakaladığı pozisyonlarda golü bulsa her şey Portekizli’nin hesapladığı gibi olacaktı.-UZUN sakatlık sürecinden sonra futboldan uzak kalan Ekrem’in mazareti var. Ama kendisini bu kadar süre oyunda tutan Carvalhal’ın yok. Ekrem hiçbir topu olumlu kullanamadı. Beşiktaş açısından bir farklılık da Q7’nin oynadığı pozisyondaydı. Çizgide fazla kalmayıp süper yetenekleriyle bu sezon ilk kez gole bu kadar yaklaştığı bir maç oynadı.-ZİRVE yarışındaki rakipleri pozisyona girmek konusunda bu kadar zorlanırken, Beşiktaş sadece Trabzon ve G.Saray gibi güçlü rakipleri karşısında iki derbide toplam 12 net pozisyondan sonuç alamadı.AYDINUS KUSURSUZ-GÜNÜN iki pasif ismi Ekrem ve Almeida’nın yerine Holosko ve Mustafa’nın girmesi ise kazanmak için yapılan hamlelerdi. İlk yarıda kontrol daha fazla Trabzon’daydı ancak 2. yarıda Beşiktaş oyunu dengeledi. Celustka’nın bariz gol şansına engel olduğu penaltı ise siyah-beyazlı takıma maçta hakettiği üstünlüğü; Quaresma’ya da hak ettiği golü getirdi.-EGEMEN, Hilbert ve Q7 mükemmele yakın oynarken Beşiktaş taktik açıdan çok olgundu. Trabzon, Beşiktaş savunmasını aşmak için gereken tempo ve çözümleri üretemedi. Bunda yorgunluğun da etkisi var.-BEŞİKTAŞ doğru yolda. G.Saray ve Trabzon derbilerinde girdiği pozisyon 12, verdiği pozisyon 3. Bu tablo sanırım herşeyi anlatıyor.-BİR parantez da hakem Aydınus’a. Kritik pozisyonlarda doğru kararları verdi, kontrolü yitirmedi ve mükemmele yakın bir maç yönetti.
ŞU net bir şekilde görüldü ki Beşiktaş, G.Saray’a oranla daha hızlı ve yetenekli oyunculara sahip. Orta alandaki bütünlüğü ve dengeyi korumaya çalışan rakibi karşısında siyah-beyazlılar bir derbide yakalanmayacak kadar net pozisyonlar yakaladı. Oyunun hızlandığı ve tempo kazandığı bölümlerde çok etkili olan Beşiktaş rakibini güç durumlara düşürse de golü bulamadı. Bazen Muslera, bazen Semih, bazen direkler bazen de şans gole izin vermedi. 83. dakikada Almeida’nın attığı golde çalınan faulde ise Cüneyt Çakır ucuz bir faulle gole mani oldu.İLK yarı Beşiktaş’ın üstünlüğü ile geçilirken ikinci yarıdaki zorunlu değişiklikler 2 takımın da oyun planını olumsuz etkiledi. Özellikle de Terim’i.. Takımı kötü oynamasına rağmen Melo’yu çıkartıp Baros’u sokması “Ben kazanmak istiyorum” mesajıydı.G.SARAY orta alanda daha çok pas yaparken 2 pozisyon dışında gol bölgesine etkili giremedi. Bu, sarı-kırmızılıların genel sorunu.. Beşiktaş’ta ise Quaresma 65’ten sonra ortalarda görülmedi. Halbuki bu bölümden sonra Holosko oyuna girmiş olsa hem rakibin bırakacağı geniş alanlardan daha fazla faydalanılabilirdi hem de orta alana defansif yardım anlamında bir dinamizm yakalanabilirdi. G.Saray daha çok pas yapan taraf olduğu için son dakiklara daha diri girdi.PUAN ORTALAMASI DÜŞÜKBU kadar çok pozisyonun, gol girişiminin olduğu bir maçın 0-0 bitmesi ilginç. Beşiktaş’ta Hilbert-İsmail-Aurelio ve Ernst görevlerini yaptılar. G.Saray’da ise Muslera ve Ufjalusi iyiydi. Genç Semih de 1-2 hatası dışında kritik müdahaleler yaptı.BEŞİKTAŞ kazanmaya bu kadar yaklaştığı bir derbiyi daha berabere bitirdi. Puan ortalaması olarak şampiyonluk çizgisinin çok altında. Kaybedilen G.Birliği ve Kayseri maçlarının telafisi ancak derbi kazanarak olabilir.
İlk bölümlerdeki yüksek tempo ve agresif oyun rakibimizi zaman zaman zor duruma düşürdü...KABUL edelim ki EURO 2012 finallerine kalmak için umutlarımız azdı. Ancak erken gelecek bir gol sonrasında rakibe çıkacak bir kırmızı kart gibi olasılıklar ile çok az olan şansımızı oyunun devamında arttırabilirdik. Karşılaşmanın başında, henüz 5. dakikada direkten dönen topa Kazım Kazım’ın vuruşu gol olsa Hırvatlar oyunun geri kalan bölümünde bir panik yaşayabilirdi.DAHA ENERJİK-İSTANBUL’DA oynanan ilk maçtan 8 farklı oyuncuyla sahaya çıktık. İlk 20 dakikada yüksek tempolu ve agresif oyunumuz zaman zaman rakibimiz zor durumlara düşürdü. Orta alan ve savunma oyuncularının yardımlaşması, mücadele gücü ve uyumu maçın büyük bir bölümünde iyiydi. Kontralarla etkili olan rakibe de şans vermedik. Forvet hattında Kazım ve Umut Bulut çalıştılar ama biraz daha üretkenlik sergilemelilerdi. İstanbul’daki karşılaşmaya oranla Zagreb’deki takım sanki daha dinamik ve enerjik idi.-HÜCUMDA gol özelliği olmayan bir Kazım Kazım yerine Süper Lig’in en formda forvetlerinden Burak Yılmaz oynamış olsa daha fazla pozisyon bulabilirdik. Savunmada oynayan 4’lü çok başarılıydı. Egemen fizik olarak kendisinden daha uzun ve iri Mandzukiç ile çok iyi boğuştu. Ömer Toprak ilk milli maçına ve genç yaşına rağmen soğukkanlıydı. İsmail Köybaşı hem hücumda hem savunmada olumluydu. Serkan Balcı her zaman bu takımın oyuncusu olabileceğini gösterdi. Selçuk Şahin defansif olarak başarılıydı.VAZGEÇiLMEZ DEĞiLLERBU maç bize şunu gösterdi. Hiç kimse vazgeçilmez değil. Yıllardır klişeleşmiş, vazgeçilmez sanılan bazı oyuncuların yerine oynayanlar Zagreb’de olmayanlardan geride değil. Buna kaleci Sinan da dahil. Özellikle dün akşam oynayan tüm savunma oyuncuları son derece başarılıydı.BU takıma Arda, Burak ve Nuri montajı yapılırsa eksik olan kalite de artar. Bir maçı baz almak veya yılların emeğini yok saymak belki çok doğru bir yaklaşım gibi gözükmeyebilir ama güçlü bir rakiple böyle bir psikoloji ile deplasmanda oynayıp galibiyeti kaçırmak da küçümsenecek birşey değil.
YENİLGİDEN daha çok acı veren Avrupa Şampiyonası’nı televizyondan seyredecek olmamız. Futbol hatalar oyunu. Bu seviyede hata yaparsanız cezası ne yazık ki ağır oluyor. 2. dakikada Gökhan Gönül’ün yediği kolay çalım, sonrasında gelen gol dengemizi bozdu ve planlarımızı alt-üst ettiler. Gol yememeyi kafamıza koymuşken adeta 1-0 geri başladık. Hırvatlar son derece disiplinli pozisyon alarak iyi bir savunma yaptılar. Bu savunmayı geçecek çözümü hiç üretemedik. İkinci golde ters kademede Gökhan’ın maçın yıldızı Corluka’ya kafayı vurdurmaması gerekiyordu.-2-0’DAN sonra artık iş mucizelere kalmıştı. Hücumda hiçbir şey üretememizin nedenlerinden biri şu; Emre ve Selçuk orta alanda sadece belli bir bölgede oynuyorlar. Maç boyunca rakip kaleye 40 metre mesafeye bile yaklaşmadılar. Orta alanda sadece pas alışverişinde bulunuyorlar. Oysa ki modern futbolda orta saha oyuncuları toplu ya da topsuz gol bölgesine girmek zorunda. Böyle bir ikili kullanıyorsanız önlerinde mutlaka Mesut Özil ya da Alex tipinde gole yakın bir orta saha oyuncusu oynatmak zorundasınız. Bizde Sabri bunu yapmaya çalıştı. Ama onun da bunu yapması zaten imkansızdı.2012 ARTIK İMKÂNSIZ!-EMRE, -kendisini suçlamıyorum ama- F.Bahçe’de oynadığı gibi oynuyor. Oysa buradaki pozisyonu farklı. Daha geniş bir alanda hem defansif hem de ofansif görevleri çok fazla. Bu yüzden hücumda tek şansımız kanatlardan gelişecek hücumlara kaldı. Top kanatlara indiği zaman Burak’ın yanına destekçi olarak gidecek 2. bir oyuncu hiç yok. Takım kurgumuz hem iyi savunma yapacak şekilde değildi hem de hücumdaki üretkenlikten oldukça uzaktı.-HIRVATLAR sadece futbolun doğrularını oynayarak, iyi pozisyon alarak bizi zorlanmadan geçtiler. Artık bir dönem bitmeli ve yeni bir dönem başlamalı. Türk futbolunda kronikleşmiş hastalıkları bir türlü aşamıyoruz. Kolay gol yemek ve orta sahada belli bir bölgede kalmak bunlardan en temel ikisi. Rövanş maçında bu işi çevirmek artık imkansız!