Güntekin Onay

Güntekin Onay

gonay@gazetevatan.com

Her şey skor mu ?

16 Ocak 2012

ARTIK takım olduk demişti Carvalhal 1.5 ay önce. Evet, Beşiktaş takım olma sinyalleri de veriyordu. Saha içi organizyonu, alanları parsellemesi ve yardımlaşmasıyla. Mesafeler de daralmıştı.A.GÜCÜ, G.Antep BŞ ve dünkü Bursaspor maçlarında iyi sinyaller gitti. Yerine sezon başındaki umut vermeyen dağınık görüntü geri geldi.SADECE kazanma arzusunu övebiliriz dün için. Bitmeyen bir psikolojik gerilim filmi gibiydi dünkü 2. yarı. Sahada sadece mücadele etmeye çalışan bir takım vardı. Kalite yoktu, akıl yoktu, organizasyon yoktu.TAMAM. Hilbert, Quaresma, Sivok ve Simao yok ama evinde oynarken oyunun inisiyatifi nasıl bu derece rakibe verilebilir? Takım gidemiyor, oyunu tutamıyor, pas yapamıyor, kontra yapamıyor. Bursa’nın golü geldi gelecek. Bağırıyor, avaz avaz. Rüştü direniyor sadece.CARVALHAL değişiklikleri geç yapıyor ve -nihayet- yaptığı değişikliğin 2 adamı Simao ve Mustafa ile 3. gol geliyor. Bursa güçlü bir takım. Beşiktaş’ın önemli eksikleri var. Her şeye kabul. Ama bu galibiyette artılar kadar eksiler de var.CARLOS Carvalhal ve oyuncular galibiyet sarhoşluğu ile bu durumu gözardı ederse büyük bir yanılgıya düşerler.FERNANDES son haftalardaki çizgisinin gerisinde kaldı. Necip özellikle ilk yarı çok diriydi ve harika bir pres ve asist ile kendisinden asıl bekleneni yaptı. Almeida’nın golü kendisinden beklenen çıkış için önemli bir adım olabilir.BEŞİKTAŞ oyundaki ve saha dışındaki tüm olumsuzluklara rağmen 3 gollü bir galibiyet aldı. Beğenen var mı bilmiyorum ama ben beğenmedim. Büyük takımlar için skor her şey olmamalıdır.BÜYÜK takım oyun inisiyatifini ve kontrolünü bu kadar rakibe vermez, vermemelidir. Kazanmak önemli ama ışığı veren oyundur. Beşiktaş tabii ki karanlıkta değil ama verdiği ışık parlak değil.

Devamını Oku

En kötü hali bile yetti

10 Ocak 2012

Kerim kırmızı görmese kimse bu maçın döneceğini aklından geçirmezdi.BU oyunun adı futbol... Ne başı belli, ne sonu.. Ortası da yok.. Futbol denen bilinmezler oyunu dün yine herkese bir şeyler öğretti.. İstanbul deplasmanında maça bu kadar iyi başlayan ve üst üste pozisyonlara giren bir takımı son yıllarda görmemiştik. Öyle ki ilk 10 dakika sahada sadece G.Antep vardı. 4. pozisyon sonrasında gelen gol bile F.Bahçe’yi uyandırmadı..-DEVRENİN sonlarına kadar uykusundan uyanmayan F.Bahçe her ne kadar G.Antep’in üstüne gitmeye başlasa da hiç etkili olamadı. Devrenin sonunda Kerim‘in ikinci sarı karttan atılması F.Bahçe’yi soyunma odasına umutla gönderdi. Bu kart öyle bir dönüm noktasıydı ki G.Antep 10 kişi kalmasa Aykut Kocaman dahil tüm F.Bahçeliler bu maçın döneceğine inanmayacak durumdaydı. Genel görüntü vahimdi..-2. yarıda 10 kişi kalan ve skoru korumaya çalışan G.Antep karşısında F.Bahçe oyunu tamamen rakip yarı sahada oynasa da “Bu maçı çevireceğim mesajını veremedi.” Oyuna Semih’in yerine giren Bienvenu, Alex, Mehmet Topuz ve Caner hiç etkili olamadılar.. Sadece Stoch ve biraz da Gökhan Gönül’ün gol için çaba göstermesi de yeterli olmadı.. 76. dakikadaki gol ise her şeyi değiştirdi.. Golün şokunu atamadan gelen Cristian’ın şık golüyle maç 2-1’e gelince konuk takım havlu attı ve savunma disiplininden uzaklaştı.-F.BAHÇE dün kazandı. Ancak bu görüntüsünden sıyrılamaz ise bu oyunla sadece 10 kişi kalan rakipleri yener.

Devamını Oku

Mazereti ve telafisi yok

9 Ocak 2012

A 2 takımı takviyeli, büyük sorunlar ile boğuşan kadrosundaki 15 oyuncuyu kaybetmiş sadece onur mücadelesi veren A.Gücü karşısında Beşiktaş’ın dün oynadığı futbola bir not vermemiz gerekiyorsa bu olsa olsa kocaman bir ‘0’ olur. (Yazıyla ‘sıfır’)A.GÜCÜ 10 kişiyle kapanıyor. Beşiktaş normal bir rakibe karşı oynuyormuş gibi 3-4 kişiyle hücum yapıyor. Kalabalık savunmaya karşı kalabalık hücum yapacaksın. Eğer ille de 3-4 kişiyle yapıyorsan üstün beceri, yaratıcılık koyacaksın ortaya. Onu da yapamıyorsan işin ya rakibinin bireysel hatalarına kalır ya da duran toplara.SIMAO 2 aydır futbol oynamıyor, sakatlıktan çıktı. Kötü oynadı, güçsüz. Bunu herkes görüyor ama Carlos göremiyor. 75 dakika 10 kişi oynattı takımını. Bir futbol takımı 1 tane kötü oynayan oyuncuyu taşıyabilir. Ama sahada o kadar çok kötü oynayan oyuncu var ki. Biraz Fernandes bir şeyler yapmaya çalışıyor biraz da Ernst. Hatta Fernandes’i çıkartsan takım kaleye gidemeyecek rakip ceza alanına top indiremeyecek..ALMEIDA 6 pastan top ayağına veya kafasına gelecek ki gol yapsın. Böyle santrfor olmaz. Hep bir adım geç kalıyor. O bir adım o kadar önemli ki. Ya topla buluşamıyorsun ya da buluştuğun zaman yavaş kalıyorsun o bir adım yüzünden. Ama sorumlu Mustafa. Oyundan o alınıyor.BU AYIP NASIL TEMİZLENİR?QUARESMA 8 Aralık’ta oynanan Manisa maçında ikinci derece yırtık ile sahadan yürüyerek çıktı. Üzerinden 1 ay geçti hâlâ ortada yok. Normalde şimdiye kadar dönmesi lazımdı. Demek ki Portekiz’de tedavi olmamış. Tatil yapmış.BEŞİKTAŞ için lig yarışı bu maçla tabii ki bitmedi. Ama sen ligin en zayıf takımını yenemiyorsan bu puanları nasıl telafi edeceksin? Dünkü ayıp nasıl temizlenecek.BEŞİKTAŞ’IN dünkü beraberlik için hiç bir mazereti olmamalı. Her türlü koşulda bu maçı kazanmalıydı. Forvet bölgesinde Almeida bir türlü bekleneni veremiyor. Sakatlıktan çıktıktan sonra formunu bulamadı. Carvalhal de alternatif yaratamadı. Edu kesinlikle Beşiktaş’ın oyuncusu değil. Sadece sol ayağı iyi ama dün onu da kullanamadı. Mustafa’ya da hak ettiği güven verilmedi. Transfer bitmeden üst düzey bir forvet mutlaka alınmalı. Edu gitmeli, Almeida’nın problemi neyse çözülmeli, çözülemiyorsa gerekirse o da satılmalı, Simao ve Quaresma tekrar takıma bir an önce katılmalı. Aksi takdirde zayıf takımlara karşı bile zorlanan Beşiktaş zorlu rakiplere karşı daha büyük problemler yaşayabilir. Lig ve Avrupa kaybedilmeden doğru teşhisle hemen tedaviye başlanmalı.

Devamını Oku

Alex yoksa elde ne var ?

5 Ocak 2012

“Özer top kaybetme makinası gibi. Stoch da etkisiz kalınca S.Şentürk yalnızları oynadı. Bu futbolla, bozuk bir zeminde çok motive Ordu’ya karşı alınan 1 puan kötü sonuç değildir.”F.BAHÇE yıllardır yüzleştiği bir gerçekle bir kez daha karşı karşıya kaldı. Alex’sizlik... Alex yoksa hücum opsiyonları son derece sınırlı bir takım var sahada. Bu sorun yıllardır aşılamıyor. Aşılacak gibi de gözükmüyor. Alex hücumda işleri o kadar kolaylaştırıyor; takım da bu duruma o kadar alışmış ki F.Bahçe o yokken üretemiyor.-DÜNKÜ oyunu sadece Alex’in yokluğuna bağlamak herşeyi tam yansıtmıyor tabii. Özer’in adeta bir top kaybetme makinasına dönüştüğü maçta ataklar olgunlaşmadan eridi gitti. Stoch da çok etkisiz oynayınca Semih yalnızları oynadı. Stoch çekingen bir oyuncu. Dikkatli inceleyince iç-dış saha performansı arasında çok belirgin farklılık var. Bunlara Emre ve Baroni’nin belli bölgedeki statik oyunlarını ekleyince F.Bahçe kaleye gitmekte zorlandı.-2. yarı Emre -nihayet- orta yuvarlağı terkedip ceza alanına gidince klas bir gol attı. Bunu yapabilecek yeteneği olduğu halde rakip ceza alanına bu kadar az gitmesi Emre’nin en büyük eksisi. Emre 18 haftada ilk golünü atacak bir oyuncu değil. Ofansif anlamda daha fazlasını yapabilir, dün yaptığı gibi yapmalı.-DIA oyuna hız ve hareket getirdi. Orduspor’u en çok zorlayan oyuncu oldu. Son 25 dakika F.Bahçe orta sahası yorgunluğun da etkisiyle dengesini kaybetti ve Orduspor özellikle G.Gönül’ün kanadından hızlı hücumlarla etkili olmaya başladı. Yobo hep doğru anda doğru yerde olmasa Ordu kaleci Volkan ile bir kaç kez burun buruna kalabilirdi.-BIENVENU’NÜN girmesinden sonra gol için daha da riskli bir tertipe dönen sarı-lacivertliler sayısal olarak fazla hücumcu ile oynadığı bu bölümü hiç üretkenliğe dönüştüremedi. Aksine Ordu maçın en net pozisyonunu Stancu ile bu son bölümde yakaladı.-BU oyunla bozuk zeminde böylesi motive bir takıma karşı alınan beraberlik kötü sonuç değil. Takıldığım tek bir şey var. Aykut Kocaman, Alex’in yokluğunda neden hep hayal ettiği 4-3-3’ü denemedi onu anlayamadım.

Devamını Oku

Hem tatlı hem de ekşi

23 Aralık 2011

Büyük takımlar benim ölçülerim ile 2’nin üzerinde puan ve gol ortalamasını tutturamıyorsa başarılı değildirBeşiktaş maçın ilk yarısında belki de ligin ilk devresindeki tüm maçlar içinde en çok gol girişiminde bulunulan 45 dakikayı oynadı. Bu girişimlerden bir çoğu da gol pozisyonu olarak kayıtlara geçti. Öyle ki Ekrem biraz becerikli ve şanslı olsa kariyerindeki toplam gol sayısından fazla gol bulabilirdi. Bunda Beşiktaş’ın oyunu kadar Karabükspor’un kötü savunma yapmasının da etkisi vardı.İlk yarıda Fernandes o kadar kaliteli paslar attı ki bunların hepsi gol ile sonuçlansa Fernandes asist krallığını 17. haftada ilan edebilirdi. Beşiktaş o kadar çok şut atma imkânı buldu ki siyah-beyazlı oyuncular kendilerini bu kadar boş bırakan rakipleri karşısında bazen de şuursuz ve erken şutlar atmak zorunda kaldılar.İKİNCİ yarıda Beşiktaş’ın temposu düştü. Oyun keyifsiz bir hâl almaya başladı. Beşiktaş 1-0 değil 4-0 önde gibi oynamaya başladı. Bu tip maçlarda Beşiktaş’ın rakipler tarafından cezalandırıldığına yıllar boyu çok şahit olduk. Futbol ciddi bir oyundur ve bu tip hataları affetmez. İkinci golü bulamamak siyah-beyazlılara çok pahalıya mal olabilirdi. Şayet rakip Karabükspor değil biraz daha dişli bir takım olsa 70. dakikadan sonraki oyunun faturası kesilirdi.İLK YARI BAŞARILIFUTBOLCULAR ve teknik direktör bu tip maçları 3 puan maçı olarak görebilir. Ancak futbol bir seyir oyunudur ve bazen aldığınız sonuçlarla da seyirciyi doyurmak gerekir. Kaçan inanılmaz gollere Necip’in direkten dönen topu da eklenince Beşiktaş 2 farkı bir türlü bulamadı ve kısır bir sonuçla zayıf rakibini geçerek 3 puan aldı.BÜYÜK takımlar benim ölçülerim ile 2’nin üzerinde puan ve gol ortalamasını tutturamıyorsa başarılı değildir. Beşiktaş bunu yakalayamadı. Ancak sıkışık takvimde UEFA Avrupa Ligi’nde grubu lider bitirdiği için genel çizgisi ile başarılı bir ilk yarı geçirdi siyah-beyazlılar.KARABÜKSPOR ise dünkü maçta Bülent Korkmaz karakterinin aksine teslimiyetçi bir takım görüntüsü verdi. Maça hiç inanmadıkları belliydi.

Devamını Oku

Alternatifler tat vermedi

19 Aralık 2011

Beşiktaş önemli eksiklerini kenara bırakırsak uzun süredir ilk kez bu kadar dağınık bir görüntü ortaya koydu.EN önemli hücum silahlarından yoksun Beşiktaş’ın, Samsun karşısında nasıl bir futbol oynayacağı merak konusuydu. Açıkçası Veli-Mustafa-Holosko üçlüsü beklentilerin çok uzağında kaldı. Top Samsun ceza alanı civarında hiç kalmadı. Beşiktaş baskı kuramadı. Kaybedilen toplarla hızlı çıkan Samsun pozisyonlar buldu ve etkili oldu. Ev sahibinin golünden sonra da Beşiktaş’ın işi daha da güçleşti. 2. yarıda rakip ceza alanı çevresinde sırtı dönük oynamaya daha yatkın bir oyuncu olan Edu girdikten sonra Beşiktaş daha baskılı oynamaya başladı. Ancak yine rakibin karşı ataklarına ilk topta baskı yapamayıp Samsun kalesine kadar gelmesini engelleyemedi.-Sivok’un yokluğunda tercih edilen Sidnei ağır ve hamlesiz bir oyuncu. Yerine Toraman oynasa Beşiktaş savunması böyle güç durumlara düşmezdi. Keza Sidnei’nin maç eksiği de var.-İLK 11’de başlayan Mustafa Pektemek pas kalitesini kesinlikle artırmak zorunda. Ayrıca ekonomik oynayamıyor. Bir maçta fırsatlar 2-3 kez gelir. Uygun anı kollamalı ve patlayacağı yeri iyi bilmeli. Mustafa her an patlamak istiyor hep en iyisini yapmaya çalışıyor. Bu yüzden biraz dağılıyor ve doğru zamanda doğru yerde olamıyor. Basit oynayacağı yerde top kaybediyor ve kendini gereksiz yoruyor.-NECİP artık Beşiktaş’ın oyuncusu. Bunu bilerek maçlarını izlemeli ve eksiklerini görmeli. Önünde uzun yıllar var. Kalıcı olmak için mutlaka üstüne koymalı. Henüz çok genç, önünde zaman var ama gelişmeli. Bu oyunu ne Beşiktaş’a ne de kendisine yetmez.-BU sezon ilk kez oynayan Burak Kaplan kumaşı iyi olan bir oyuncu. Sol ayaklı olmasına rağmen sağda daha verimli oynayabilen bir oyuncu. Stili Tümer Metin’i andırıyor. Takım yenikken girmesine ve ilk kez oynamasına rağmen olumlu izlenim bıraktı. MESAFE UZUN!-İSMAİL Köybaşı üst üste gelen maç trafiğinde yıpranmış ve hücuma yeterli desteği sağlayamadı. Golde hatası olmasına rağmen Rüştü net pozisyonlarda gole izin vermedi ve Beşiktaş’ın maçta kalmasını sağladı. Veli geldiği günden bu yana en kötü maçını oynadı. Holosko ise ihtiyaç duyulan günlerde beklenenin altında.-BEŞİKTAŞ önemli eksiklerini kenara bırakırsak uzun süredir ilk kez bu kadar dağınıktı. Savunma ve forvet arasındaki mesafe uzundu. Bu mesafenin açılması Ernst ve Fernandes’in oyununu da olumsuz etkiledi. Bu koşullarda maçın seyrini de hesaba katarsak 1 puan kötü değil. Ancak futbol ve alternatif oyuncuların performansı tat vermedi.-SAMSUN hırsla ve iyi taktiksel oyunla 1 puandan fazlasını alacak mücadele ortaya koydu. Buna biraz kalite katarlarsa ligde kalma hedefine ulaşabilirler.

Devamını Oku

Manuel değil full otomatik

15 Aralık 2011

MUHTEŞEM bir zafer gecesi oldu. Her şey ne kadar olumsuzluklarla başlasa da güzelliklerle bitti. İlk yarıda oyunun kontrolü ve topun hakimiyeti Beşiktaş’taydı. Ancak Stoke City’nin kalabalık savunmasını aşacak formülleri üretemedik. Hem kaleci Begovic’in iyi oyunu hem de Holosko’nun gününde olmaması gol bölgesine fazla adam sokmamızı ve skor bulmamızı engelledi. Stoke City’nin sadece 3 kere geldiği, 1 gol bulduğu ve 2 kez gole çok yaklaştığı pozisyonları da hesaba katarsak ilk 45 dakikanın sonunda ortaya çıkan tablo hiç de iyi değildi.-DİĞER tarafta Kiev’in 2-0 üstünlüğü de Beşiktaş açısından bir diğer olumsuzluktu. İkinci yarıda Holosko yerine Mustafa’nın oyuna girmesi dengeleri değiştirdi. Mustafa topu daha fazla tutabildiği için rakip ceza sahasında Beşiktaş kalabalıklaştı. Sahanın yıldızı Fernandes’in iki kişiden kurtulup attığı mükemmel pasla gelen penaltı ve kırmızı kart da maçın dönüm noktasıydı.-FERNANDES’İN penaltı golünden sonraysa Beşiktaş vitesi daha da yükseltti. Fernandes’in liderliğinde son yarım saat harika bir takım izledik. Mustafa’nın uçarak attığı kafa golü rakibin direncini tamamen yok etti, Beşiktaş’ta oyunu tamamen rakip yarı alan yıktı. Fernandes’in şovu devam ederken 3. golün geleceği de Beşiktaş’ın olgun ve etkili ataklarından belli oluyordu. Uzun süre oynamayan Edu süper bir golle skoru belirlerken Beşiktaş’ın da liderliğini tescil etti.-RÜŞTÜ’SÜNDEN İsmail’ine, Egemen’inden Sivok’una Hilbert’inden Ernst’ine, Veli’sinden Fernandes’ine Edu’sundan Necip’ine harika bir Beşiktaş izledik. Almeida gol atamadı ama çok çalıştı. İşini yapamayan ilk yarıda sadace Holosko vardı. Herkes çok istekli ve çalışkandı. Ancak Fernandes’i ayrı bir yere koymak gerekiyor. Hem topu çok iyi kullandı hem çok top kazandı hem de yetenğiyle zekasını birleştirerek ataklara yön verdi. Açıkçası bütün Avrupa’yı ve dünya liglerini izliyoruz. Fernandes yeteneğinde, gücünde orta saha oyuncusu gerçekten az. Şu futbolu oynamaya devam etsin, Beşiktaş’ı diğer oyuncuların da performansıyla çok iyi noktalara taşıyabilir.*****Tahliyeler moral getirmiş-BEŞİKTAŞ iki büyük yıldızı Quaresma ve Simao’suz önemli ve anlamlı bir zafer elde etti. Onlar olmadan da iyi oynayarak kazanabileceğini gösterdi. Cezaevinden tahliye olan Serdal Adalı, Tayfur Havutçu ve Ahmet Ateş’in dönüşleri de takıma moral dopingi yapmış. Dün gecenin ardından lideri yürekten alkışlamak şart.

Devamını Oku

Kazanmayı bilmek

12 Aralık 2011

BEŞİKTAŞ, Avrupa’da bile hiç bir takımın ulaşmadığı bir maç trafiğiyle oynuyor. 10 Eylül’de başlayan ligimizde 15 maç oynandı. Halbuki en yoğun temponun yaşandığı İngiltere’de de 15. hafta oynanırken Premier Lig 13 Ağustos’ta başladı. Seyretmenin bile izleyenleri yorduğu bu maç trafiğinde oynamak kolay bir hadise değil. Yine de mücadele gücü yüksek bir maç oldu. Beşiktaş kadar İstanbul BŞ’nin kazanma arzusu da ortaya ‘final’ tadında bir maç çıkarttı. Futbolun dışına çıkmayan sertlikler ve ikili mücadeleler maçın seyir zevkini güzelleştirdi.-BEŞİKTAŞ, Q7 ve Simao’yu; İBB ise Webo’nun kalitesini aradı.-İLK yarının sonlarından itibaren maça ağırlığını koyan Beşiktaş, Mustafa’nın golüne dek üstünlüğünü sürdürdü. Golden sonra İstanbul BŞ’nin dengesinin kaybolduğunu ve savunmada pozisyon hataları yaptığını gördük. Beşiktaş bu bölümde final paslarını iyi çıkartabilse rahatça maçı kopartabilecek golü atabilirdi.-BURADA eleştirilmesi gereken Beşiktaş’ın son bölümde pas yapamaması, topu tutamaması ve etkili kontra yapamamasıdır. Rakibin bu kadar üzerine gelmesine izin verirsen gol şansı her zaman vardır.TORAMAN YANLIŞI-Carvalhal’İn skoru korumaya yönelik Mustafa-Toraman hamlesi ise beklenen etkiyi yaratmadı. Çünkü Toraman savunmanın sağında görev yaptı. Halbuki Tevfik de oyuna girdikten sonra İstanbul BŞ orta alanda 6 kişiyle oynadı ve sayısal üstünlük kurdu. Toraman savunmanın önünde oynasa defansif direnç daha çok artardı. Bu hamle savunma hattını güçlendirmediği gibi hücum gücünü de azalttı.-BEŞİKTAŞ’TA koşmayan, mücadele etmeyen oyuncu yoktu. Orta alanda Ernst ve Necip çok diriydi. İstanbul BŞ gibi organize ve kalabalık bir orta alana sahip bir takıma karşı oynamak kolay değil. Ancak özellikle Necip’in yüksek enerjisine ve fizik gücüne pas kalitesini de eklemesi şart.-Mustafa’nın az süre almasına rağmen ligde 5 gole ulaşması önemli. Golde şansı yardım etti ama Cihan’ın arkadan çekmesi vuruş yapma şansını engelledi.-MEVCUT koşullarda İstanbul BŞ gibi güçlü ve organize bir takım karşısında alınan bu beraberlik kötü bir skor değil. Ama Beşiktaş seviyesinde bir takım kazanmaya bu kadar yaklaşmışken oyunu tutabilmeli ve rakibin bu kadar üzerine gelmemesine izin vermemeli.

Devamını Oku