BEŞİKTAŞ bildiğiniz gibi... Hücumda rakibinin üzerine çok adamla gidip önde baskı yaptığı zaman tam bir canavar... Gol atıyor, pozisyona giriyor. Etkili, hem de durdurulması imkânsız şekilde etkili. Ancak ne zaman ki baskının dozajını azaltıyor, kendi yarı sahasına çekilip tempoyu düşürüyor, siyah-beyazlılar o zaman sıradanlaşıyor, hatta zayıf bir takım görüntüsüne bürünüyor. Açık konuşalım: rakip Akhisar değil de daha yetenekli oyunculara sahip güçlü bir takım olsa dün yine en az 3 gol bulurdu. Bazen McGregor bazen de Akhisarlı oyuncuların beceriksizliği rakibin gol sayısını 1’de tuttu. HÜCUM FUKARALIĞI BİTTİSAMET Aybaba bu sorunu da çözebilirse Beşiktaş bu hücum gücüyle şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri olacaktır. YILARDIR hep söylüyorum, yazıyorum. Büyük takım dediğin -dünyanın her yerinde- 2 gol veya üstü ortalama ile oynar. Puan ortalaması da en az 2 olmalıdır. Samet Aybaba, Beşiktaş’ın hücum fukarası görüntüsünden sıyrılmasını sağladı atılan 30 gol bunun net göstergesi. Üstüne üstlük siyah-beyazlılar ligin en çok gol kaçıran takımı.HOLOSKO, Manisa’daki ve 2009’daki kimliğine kavuştu. Olcay haftalar geçtikçe güven kazanıp daha etkili oynuyor. Sakatlıktan çıkan Oğuzhan dün zaman zaman iyi işler yapmasına karşın her zamanki etkinliğinden uzaktı. Necip iyi ve her hafta daha da üzerine koyuyor. Fakat Akhisar’ın bulduğu golde topu karşılayan oyuncu olması lazım. Bazen bu tip pozisyon hataları yapıyor. Samet Aybaba, İsmail’in sakatlanmasıyla ortaya çıkan sol bek ihtiyacı üzerine Emre Özkan’ın durumunu görmek istedi. Genç oyuncu da fena oynamadı. BU KADAR KART OLMAZBEŞİKTAŞ’LA ilgili bir başka düşündürücü faktör ise siyah-beyazlıların ligin en çok kart gören takımı olması. Evinde farklı galibiyete koşan bir takım bu kadar fazla kart görmemeli. Diğer stadlarda çıkmayan kartların İnönü’de daha kolay çıktığı rakamlarla çok net ortada. Ancak Beşiktaşlı oyuncuların da daha kontollü, dengeli ve dikkatli olmaları şart. İLK yarıda coşan ve 3-0’ı bulan Beşiktaş ne kadar keyif verdiyse ikinci yarıda oyundan düşen Kartal bir o kadar sıkıntı verdi. Bundan sonraki haftalarda rakipler daha güçlü ve hücumda tehlikeli ekipler. Beşiktaş güçlü yönlerini koruyup zayıf noktaları üzerine çalışmalı. BU bir puan maçıydı ve 3 golle gelen 3 puan ile Beşiktaş amacına ulaştı. Yine mevcut güzellikleri ve sorunlarıyla.
F.BAHÇE, Marsilya deplasmanında istediğini fazlasıyla aldı. Bu tip kısa metrajlı grup maçlarında önemli olan sonuç odaklı oyunlardır. Oyun kalitesi ve görsellik ikinci plandadır. Hedef gruptan çıkmak ve hatta liderlikse gerisi teferruat.DİSİPLİNLİ, yardımlaşmalı ve rakibe alan bırakmayan savunma anlayışı, dünkü galibiyeti getiren başlıca faktörlerdi. Yaklaşık 1 aydır büyük bir form düşüklüğü içindeki Marsilya’da özellikle hücum bölgesinde Valbuena, Gignac ve Remy gibi klas isimlerin yokluğu da sarı-lacivertlilerin işini kolaylaştırdı.BEKİR’İN kornerden attığı röveşata golü ise Sow’u kıskandıracak cinstendi. Golün ardından bu skoru korumaya yönelik oynayan F.Bahçe hemen hemen hiç hücuma çıkmadı, savunmada kalmayı tercih etti.İkinci yarıda atak üstünlüğünü elinde bulunduran Marsilya Ayew ve Cheyrou ile pozisyonlar buldu. Bekir, Yobo ve Volkan başta olmak üzere defansif olarak herkes görevini fazlasıyla yaptı. Meireles’in zaman zaman yaptığı pas hataları dışında hücuma da aktif olarak katılmaması ikinci yarıdaki oyunu olumsuz etkiledi.3 PUAN ÇOK DEĞERLİYDİAYKUT Kocaman maçın ilerleyen bölümlerinde Mehmet Topuz ve Selçuk Şahin gibi değişikliklerle savunmayı daha da sağlamlaştıracak önlemler aldı.UEFA Avrupa Ligi’ni ikinci plana attığı her halinden belli bir Marsilya karşısında alınan bu galibiyet, hem ülke puanı hem de liderlik açısından çok değerliydi.F.BAHÇE’DE taşlar yerine oturuyor. Özellikle de savunma oyunu çok olgunlaştı. Ancak hücum zenginliği hâlâ yok. Bu dünkü maçta ikinci plana atılabilecek bir unsurdu. Bu savunma anlayışına biraz da hücum zenginliği ve tempo katılırsa ligde de sarı-lacivertlilerin önü açılacaktır.
BEŞİKTAŞ’IN tüm maçları heyecan fırtınası şeklinde geçiyor. Sonuç ne olursa olsun pozisyon zenginliği var. Dün akşam Antalya gibi liderlik mücadelesi veren bir takım karşısında oynanan futbolun artılarını ve eksilerini ayrı değerlendirmek lazım. SİYAH-BEYAZLILAR kolay pozisyona giriyor, gol buluyor. Hücumda opsiyon çok. Tüm orta alan oyuncuları aktif ve hareketli. Gol bölgesine toplu, topsuz gidebiliyor. İlk yarıda Antalya da Beşiktaş’a çok alan ve zaman verdi. İlk 45 daha farklı da bitebilirdi. Oğuzhan ve Fernandes çok yetenekli ve zeki oyuncular. Hatta iddia ediyorum ligin en kaliteli 2 ofansif orta saha oyuncusu. Olcay ve Necip oyunun 2 yönünü de oynayabiliyor. Necip salt defansif orta saha değil. Komple bir orta saha olma yönünde ilerliyor. Kontrolü ve önlemi çok zor bir takım.SORUN takım savunmasında. Bu kadar kolay pozisyon üreten bir takım, savunmadaki sorunlarını aşarsa şampiyonluğa uçabilir. Çünkü rakipler Beşiktaş’ın 1 maçta ürettiği pozisyonu 5 maçta üretemiyor. Bu önemli bir avantaj.UĞUR’U ARTIK ÇÖZDÜLERANCAK yenilen goller savunma hep yerleşik ve kalabalıkken. Asıl düşündürücü olan bu. Uğur’un kanadındaki zaafiyeti rakipler de çözdü. Kanat savunmasındaki yardımlaşma çok eksik. 4-2’YKEN kaçan net fırsatların Beşiktaş’ın başına iş açacağı belliydi. Nitekim 4-3’ten sonra Diarra net golü kaçırmasa maç 4-4’e gelecekti. Bu kadar çılgın maçlar izleyene keyif veriyor mutlaka ama profesyonel futbolda bu seviyede bu kadar pozisyon hatası yapılmaz. Bu kadar kolay gol yenmez. İyi savunma yapan disiplinli oynayan takımlara karşı bu kadar kolay pozisyon üretemezsiniz. Samet Aybaba ve yardımcılarının hepsi savunma oyuncusuydu. Maçları izleyip, hataları bulup bunun üzerinde çalışmalı. SADECE oynamayı ve golü düşünen Özdilek’in takımı Antalya’yı da kutlamak lazım. Onların da sorunları Beşiktaş ile aynı. BEŞİKTAŞ için sezon başında G.Saray ve F.Bahçe’nin çok gerisinde kalacağı yazıldı, çizildi. Ancak siyah-beyazlılar hücum gücüyle bu 2 rakibinin de çok önünde. Hücumla, savunma arasındaki dengeyi bulabilirse, kendi yarı sahasında beklediği zaman daha sağlam durabilirse, siyah-beyazlı Kartallar zirveye uçabilir.GEÇEN yıllarda maç devamlılığı olmayan Almeida ve Fernandes bakıyoruz ki her hafta sahada. Bu devamlılığı sağlayan Samet Aybaba’yı tebrik etmek lazım.
OLKAN gibi bir kaleciniz varsa her şeye inanabilirsiniz.. Maç 1-0 Eskişehirspor lehine devam ederken 2. yarının başında %100’lük 2 pozisyonunu çıkarttı ve takımını ayakta tuttu. Arkasından da Sow’un mucizevi golü geldi. ESKİŞEHİR gibi bir deplasmanda 10 kişi oynamak kolay değil. 11’e 11 oynanırken Eskişehirspor topa daha fazla sahip olan taraftı, ancak hücumda Necati’nin pozisyonu hariç etkinlik sağlayamadı. Caner’in atılmasından sonra da Eskişehirspor oyunu tamamen rakip yarı alana yıktı ve baskı kurdu. Ancak bu baskılı oyunda da ciddi gol girişimlerinde bulunamadı kırmızı-siyahlı takım. HASAN Ali ilk yarının son saniyesinde kontrolsüz şekilde ayağını sokmasa penaltı olmayacaktı. İkinci yarının başında F.Bahçe rakibini biraz daha önde baskı ile karşılamaya çalıştı. 10 kişi olmasına rağmen dengeyi yakalayamasa bile rakibine kafa tutmak için çaba sarfetti. İlk yarıda böyle bir görüntü yoktu. Nitekim Meireles’in ve Sow’un pozisyonları da bu bu silkiniş sonrasında geldi. EV sahibi takımın rahat bir galibiyet alacağı sanısı ve yavaş oyunu da F.Bahçe’nin ekmeğine yağ sürdü. 1-1’den sonra iyi kapanan sarı-lacivertliler tüm olumsuzluklara rağmen çok değerli 1 puan için iyi bir mücadele ortaya koydu. BU koşullarda 10 kişi ile yenik duruma düşmesine rağmen alınan 1 puan büyük başarı. Yobo 2 pozisyondaki hatası dışında F.Bahçe’nin baskılı oyununda sağlam bir duruş sergiledi. Ancak F.Bahçe, Eskişehir’den puan aldıysa buradaki baş rol oyuncuları: 1-Volkan 2-Sow..MAZERET NEYDİ?ESKİŞEHİR, 10 kişi kalan rakibini 1-0 öne geçmesine rağmen yenemedi. Ev sahibinde Alper’in oyununa arkadaşları ayak uyduramadı. KALİTESİ ve temposu düşük maçta F.Bahçe’nin 10 kişi oynamak gibi bir mazereti vardı. Eskişehirspor’un mazereti neydi? İkinci yarıdaki oyunu ile olmasa bile direnişi ve mücadelesi ile ayakta kalan F.Bahçe’yi tebrik etmek gerek. MAÇIN seyrini etkileyen Caner’in kırmızı kart pozisyonu için ise bir yorum getirmek yanlış olur. Fırat Aydınus veya yardımcılarından biri küfür duymuş olmalı ki direkt kırmızı kart ile Caner oyundan ihraç edildi.
İZLEYEN herkesin futbola, pozisyona doyduğu bir maç oldu. 2 takım futbolcuları da kazanmak için varını yoğunu ortaya koyarken maç hem Beşiktaş’a hem de Bursa’ya defalarca gitti ve geldi. İlk yarıda Bursa maçı koparabilirdi. 1-0’dan sonra kaçan 3 net fırsatı arayacakları çok belliydi. BEŞİKTAŞ’IN Oğuzhan olmadığı zaman pas kalitesi düşüyor. Necip, Olcay ve Veli’nin olduğu orta saha maçı mücadele oyununa dönüştürmek zorunda. Zira bu oyuncularla -Holosko’yu da katarsak- set hücumu yapamıyor siyah-beyazlılar. FAKAT 45 ile 60 arasındaki 15 dakikalık inanılmaz baskıyı bu oyunculardan başka da kimse yapamıyor ligde. Beşiktaş’ın iyi yaptığı şey önde baskı. Ancak bunu 90 dakikaya yaymak imkansız. Böyle bir efor böyle bir enerji insan vücudunun kapasitesini aşar. Yapamadığı şey ise savunma güvenliği ile denge oyunu oynamak. ZATEN attığı 22 gol bir gösterge. Yediği 16 gol de madalyonun diğer yüzü. Ligin en çok pozisyona giren, en çok pozisyon veren takımlarından biri Beşiktaş. Herkesin hücuma katılması güzel, ancak geri dönüşlerde de sorun var yerleşikken de.HİÇ GÜVEN VERMİYOR...HOLOSKO 2 maçtır formda ve gerçek kimliğini ortaya koymaya başladı. Dün 1 gol, 1 asistle yıldızlaştı. FUTBOLDA berabere biten bir maçın ardından 2 takım da kazanamadım diye üzülüyorsa, 2 takımın taraftarı da memnunsa söyleyecek fazla bir şey yok. Ancak Beşiktaş son saniyede Ferhat golü atmış olsa maçı kaybetmişti. Siyah-beyazlılar, G.Antep, Sivas ve Trabzon maçlarından sonra Bursa karşısında da tuhaf goller yedi. Bu seviyede bu goller yenmez. BİR parantez de McGregor için açmak lazım. İskoç kaleci hiç güven vermiyor. Kaleye yakın kesilen her topta Beşiktaş tehlike yaşıyor. Tamam, Cenk hatalı goller yerdi ancak zaman zaman inanılmaz kurtarışlara da imza atardı. Hataları bırakalım, McGregor ne zaman maç kurtaracak? Bir çok takımın yürüye yürüye futbol oynadığı, karşı kaleye gidemediği ligimizde saldırgan futbol oynatmaktan korkmayan Aybaba’yı kutlamak lazım. Büyük takım rakibinden çekinmez. Beşiktaş da çekinmiyor. BURSA, Tuncay yorulana kadar çok etkiliydi. Batalla ve Belluschi çok kaliteli oyuncular. Yeşil-beyazlılar gerçekten çok tehlikeli bir takım.FIRAT Aydınus ve yardımcıları için çok zor bir maç oldu. Açıkçası Beşiktaş’ın kazandığı penaltı inandırıcı değildi. Ancak hakem triosunun bu müthiş maça katkı sağladığını ve çok zor pozisyonlarda da defalarca doğru karar verdiklerini söylemek lazım.
F.Bahçe, 90 dakika boyunca mücadelenin kontrolünü eline almadan maçı kazandı.HERKESİN futbol görüşü ve yorumu farklı olabilir. Aykut Kocaman, savunma güvenliğinden ödün vermeden Limassol karşısında bile sonuç odaklı bir futbol oynatmayı tercih ediyor. Böyle bir takım karşısında oyunun büyük bölümünü kendi yarı sahasında bekleyerek geçirmeyi, bir zaafiyet olarak görmüyor. Halbuki F.Bahçe, daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahip.F.BAHÇE’NİN rakip ceza sahasına her gidişi büyük tehlike yarattı. Her gidişi pozisyon oldu. Ancak kaliteli takımlar bu anlayışı çok zorlayacaktır. Kocaman daha fazla önde oynayan, baskılı ve saldırgan bir F.Bahçe yaratma üzerine daha fazla çalışmalı. Mücadele, skor, savunma disiplini ve özellikle de Sow dün gecenin ön plarna çıkan unsurlarıydı. Genel oyun mentalitesi ise şaşırtıcıydı.2-0’lık F.Bahçe galibiyetiyle biten maç hakkındaki değerlendirmeniz? SOW VAR AMA ŞOV YOK“Senegalli futbolcu bu yıl çok formda. Attığı gol de mükemmeldi. Aykut Kocaman daha fazla önde oynayan, baskılı ve saldırgan bir F.Bahçe yaratma üzerine daha fazla çalışmalı.”F.BAHÇE Limassol karşısında beklendiği gibi rahat bir galibiyet aldı. Çünkü rakibin kalitesi ve çapı belli. Yıllık bütçesi 3,5 milyon Euro olan bir takımdan söz ediyoruz. F.Bahçe’nin bir oyuncusunun maaşı karşı takımın yıllık bütçesine bedel. Genel anlamda F.Bahçe’nin hücum üstünlüğünü net bir şekilde eline geçirmeden rakibin yaptığı hataları değerlendirmeye yönelik bir anlıyışla oynadığını söyleyebiliriz. Özellikle Limassol 10 kişi kalana kadarki görüntü böyleydi.PUAN MAÇIYDISAVUNMADA sağlam duran, çok adamla pozisyon alan F.Bahçe , kendi sahasında oynamasına rağmen duran toplarla ve kontralarla gol aradı. Ve ilk 60 dakika çok da fazla pozisyon üretmemesine rağmen 2-0’ı buldu. Özellikle Sow’un attığı gol mükemmeldi. Senegalli, bu yıl çok formda. Hücumda yaptıkları takım için çok değerli. Limassol 10 kişi kaldıktan sonra kaçan net fırsatlar var. Ancak ilginçtir ki konuk takım 10 kişi kalmasına rağmen F.Bahçe’nin üstüne gitmeye devam etti. Ceza sahasına kadar geldiler ancak çok kaliteli ayakları olmadığı için oradan sonra etkili olamadılar. Bu bir puan maçıydı ve F.Bahçe 3 puanı alarak grup liderliğine ve yoluna devam etti. Sarı-lacivertliler için Yobo ve Meireles’in problemsiz dönüşleri de büyük bir kazanç.Sarı-lacivertlilerin gruptan lider çıkma şansı sizce nedir?MÖNCHENGLADBACH’IN Marsilya ile oynadığı maçtan çıkabilecek en kötü sonuçlar, M’gladbach’ın kazanması ya da karşılaşmanın berabere bitmesiydi. Ve bu maç 2-2 beraberlikle sona erdi. Eğer Alman ekibi kaybetseydi, grubun son maçında F.Bahçe’yi Kadıköy’de 2 veya daha farklı bir skorla yenmesi gerekecekti. Fakat şu an M’gladbach yeniden umutlandı. Şimdi F.Bahçe’nin kaderi kendi elinde. Bir sonraki maçta Marsilya’dan puan alıp M’gladbach’ı yenerlerse grubu lider tamamlayacaklar.Sow’dan 6 maçta 4 gol Moussa Sow, F.Bahçe formasıyla son 6 resmi maçında 4 gol attı. Beşiktaş’a ve Bursaspor’a 1’er gol attıktan sonra Limassol maçında sessiz kalan Senegalli yıldız Antalya ağlarını da havalandırmayı başarmıştı. Akhisar’a da gol atamayan Sow dünü ise boş geçmedi.
İLK 45 dakika tam bir Oğuzhan resitali izledik. 20 yaşında bir futbolcu bu seviyede oyunu ve skoru ancak bu kadar değiştirebilir. Attığı gol ve yaptığı asist harika. Ancak onun dışında pas tercihleri, oyun zekası buram buram kalite kokuyor. LİG tarihinde 20 yaşında bu seviyede futbol oynayan bir oyuncu hatırlamıyorum. Belki Sergen... Şu an ligin yıldızı Selçuk İnan, Oğuzhan ile aynı yaşta iken Dardanelspor’da oynuyordu. Bu seviyede değildi. Oğuzhan çalışmaya, ilerlemeye devam ederse 25-26 yaşını beklemeye gerek yok. 1-2 yıl içinde büyük yıldız olabilir. OĞUZHAN’IN bu kadar iyi oynadığı bir maçta çift sarıdan atılması acemilikten. Ayrıca son 2.5 yılda bu Beşiktaş’ın gördüğü 21. kırmızı kart. 84 maçta 21 kırmızının açıklaması şu: Ortalama 4 maçta 1 kırmızı. Bu kartlar Beşiktaş’a biraz kolay çıkıyor. Oğuzhan yanlış atıldı demiyorum. Çünkü kuralara göre doğru. Fakat bu kuralların herkese eşit ve adil uygulanması gerekmez mi? TAŞLAR OTURUYOR...İLK yarı 3 farklı skoru bulan Beşiktaş’ın hızlı hücumları Mersin’i paralize etti. Holosko, G.Saray maçından bu yana ilk kez bu kadar diri ve istekliydi. 3-0’a rağmen Fernandes ve Almeida çok da etkili değildi. 2. yarıda açık oynayacak Mersin karşısında Beşiktaş’ın farkı daha da artırması beklenirken, 10 kişi kalması maçın şeklini değiştirdi. TOPA sahip olup tüm hatlarıyla yüklenen Mersin karşısında devrenin başında Sehiç’in kurtarışları maçın kopmasını önledi. Oyunu soğutan, iyi savunma yapan Beşiktaş kontrataklarla gol aradı. GENEL anlamda Fernandes beklentilerin altında kalırken onun dışında herkes iyi oynadı. Özellikle Necip ve Ersan büyük aşama kaydetti. Beşiktaş’ta taşlar her hafta yerine daha fazla oturuyor. SON bir söz de Beşiktaş yönetimine: Kapalı tribün bilet fiyatları ile ilgili yeni bir düzenleme yapmaları artık kaçınılmaz oldu.
F.BAHÇE formsuz, moralsiz ve eksik.. Hal buyken ligin en mütevazı takımı ile tarafsız sahada oynamak büyük şans. Üzerine UEFA Avrupa Ligi’nin en zayıf takımı ile evinde oynayacak olması da adeta bir piyango. Bu 2 maçı kazanıp rahat bir nefes almak, moral bulmak ve sakatların da düzelmesi ile doğru bir yola doğru adım atmak mümkün. Ancak oynanan oyun yine tatmin edicilikten uzak. Kötü futbolu, az pozisyona girmeyi kadro zaafiyetine bağlayanlar olacaktır. Yine de kabul edelim ki sahaya çıkan 11 Akhisar’dan kat be kat kaliteli. F.BAHÇE yavaş futbol oynuyor. Alex gitti, yaratıcılık da gitti. Üstüne üstlük hız artmadı hatta azaldı. BU ORTA SAHA İLE ZOR BÖYLE büyük bir takım bu kadrosu ile nasıl bu kadar az pozisyon üretebilir? Hücum zenginliğinden nasıl bu kadar uzak kalabilir? Anlamak mümkün değil... Bu durumun temel sebebi 3 defansif orta saha oyuncusu ile oynamak. Selçuk 2. golde o ekstra katkıyı yapmasa o gol de gelmeyecek. Modern futbolda 3 kişiyle hücum yapmak diye birşey yok. Rakip ceza alanına arkadan destek koşuları şart. Orada çoğalmak zorunluluk. F.Bahçe’de Mehmet Topal, Selçuk ve Cristian orta sahası ile bunu yapmak pek de mümkün görünmüyor. İŞİN ilginç tarafı sahadaki takım defansif dururken kalesinde pozisyon da veriyor. Aykut Kocaman Yobo, Egemen ve Meireles’in dönüşüyle defansif olarak güçleneceklerinin farkında. “Şu kolay maçları bir şekilde geçeyim” diyor. FAKAT uzun vadede hücumdaki bu kısırlığa nasıl çare bulacak? Asıl merak konusu o. Üstelik Sow şu anda fit ve formda. Ona rağmen hücumdaki sorunlar büyük. KAZANIRSIN AMA...MAÇIN ilk yarısında gelen ilk 2 gol duran toplar ile geldi. Ortada futbol falan yoktu. 2. yarıda Akhisar beraberlik için açıldı ancak F.Bahçe 78’deki Sow’un dar açıdan girdiği pozisyona kadar yine üretemedi. Akhisar’a oyunun kontrolünü verip 2-1’e razı görünmek F.Bahçe’ye yakışmadı.DÜN rakip Akhisar’dı... Perşembe akşamı da AEL Limassol... Bu futbol, bu hücum performansı bu rakipleri yenmeye belki yeter ancak ya sonrası ???