Milli Takımımız’ın Dünya Kupası yolundaki rotasını belirleyecek 2 maça çıkıyoruz. İçeride Romanya galibiyeti, dışarıda Macaristan beraberliği ise bizi hedefimizden saptırmaz. Ancak şu bir gerçek ki bugünkü maçı kazanmak zorundayız. Milli Takımımız’ın güçlü ve zayıf olduğu yanları var. Orta sahamız güçlü. Ancak savunmada sorunlarımız devam ediyor ve oyunun çeşitli bölümlerinde üretkenlikten uzak, yavaş bir oyun oynuyoruz. Daha agresif, hızlı oynayan ve tempoyu yükselten bir Milli Takım, bugün Romanya’yı sorunsuz geçecektir. GÖKHAN Gönül ve Hasan Ali’nin hücumlara katılması, orta alanda hızlı dolaştırdığımız topu kanatlara indirmemiz şart. Durağan ve yavaş oyun Romenler’in ekmeğine yağ sürer. Kontrollü oynayalım derken rakibin alan bulmasına izin vermememiz gerekiyor. Selçuk İnan şu an çok formda değil. Ama Burak’la Umut’u besleyecek en önemli pasörümüz de o. Burak ve Umut şahsına münhasır tipte forvetler. Bireysel yaratıcılıktan çok orta saha oyuncuları tarafından beslenmeye ihtiyaçları var. Onları besleyebilecek oyuncuların başında da hem yetenek olarak hem de bu iki forvetin dilinden anlayan bir Selçuk var.COŞKU ŞARTSELÇUK oynamazsa Emre ve Arda’ya hücumda büyük iş düşecek. Emre’nin mutlaka belli bir bölgede kalmayıp rakip ceza sahasına penetreler yapması lazım. Estonya maçında bunu yaptı ve harika bir gol attı. ROMANYA buraya beraberlik için geldi ve 90 dakika boyunca yapacağımız hataları bekleyecek. Maalesef savunma anlayışımız güven vermiyor. Gol gecikse bile kontrolü kaybetmeden kendi anlayışımızı, tarzımızı sürdürebilmek de önemli. Coşku ve tempo şart. Bunları yakalayabilirsek Romanya’yı geçeriz. Tedirgin oynayan, yavaş bir Milli Takım için tehlike büyük olur.
İLGİNÇ bir derbi oldu. F.Bahçe ilk yarıda sadece 2 kez kaleye gidip 2 gol buldu. Gole kadar ceza alanına girmeyen sarı-lacivertliler, Sow’un ekstra golünden sonra kendi yarı alanına çekilip en iyi yaptığı şeyi yaptı: ‘Alanları kapatıp beklemek.’OYUN üstünlüğünü ele alan, iyi pas yapan Beşiktaş, kalabalık savunmayı açamadı. F.Bahçe’nin 2. gelişi de golle sonuçlanınca sarı-lacivertliler rahatladı. Kadıköy’de 2-0’dan maç çevirmek kolay değil. 10 kişiyle hiç değil. VELİ’NİN atılması ve 3. ceza sahasına inen topun da golle sonuçlanması maçı bitirdi. Böylesine önemli bir maçta 60 dakikada 18’e düşen 3 topun 3’ü de gol oluyorsa Beşiktaş’ın düşünmesi gereken çok şey var. AYBABA GERİ KALMIŞSAVUNMANIN önünde oynayan Veli Kavlak ve Necip Uysal çok koşup orta alanda top kazanıyorlar ama pozisyon oyununu hiç bilmiyorlar. Nerede duracağını bilmek, doğru pozisyon almak ve adam paylaşımı gibi konularda çok büyük eksikleri var. BEŞİKTAŞ’IN sahaya çıkan 11’i abartıldığı gibi kötü değil. Ancak siyah-beyazlıların çağın gerisinde kalmış, modern futboldan bihaber bir teknik direktörü var. Takım alan daraltmayı bilmiyor. Alan parselizasyonu ve saha içi organizasyonu çok kötü. SAMET Aybaba Trabzonspor’u çalıştırtırken, Beşiktaş’tan İnönü’de 5 gol yemişti. Bursaspor’u çalıştırırken de F.Bahçe’ye 5-2, Bucaspor’u çalıştırırken Beşiktaş’a 5-1’lik hezimetleri var. Yani böyle felaketlere alışık bir teknik adam. Ancak Beşiktaş alışık değil. Zira siyah-beyazlılar lig tarihinde 35 yıl evvel F.Bahçe’ye 3-0 yenilmişti. BOŞLARI YOK!BU skor F.Bahçe üzerindeki kara bulutları dağıtır. Ancak aldatmamalı çünkü Almanya’da 2 pozisyona girip 4 gol buldular, dün de 60 dakika itibarı ile sadece 3 kez kaleye gidip 3-0’ı yakaladılar. Her zaman bu kadar yüzdeli oynamak söz konusu olmaz. Fakat top rakipteyken, disiplinden uzaklaşmadan oynamaları en büyük artıları. Maçta sahanın en iyisi de Gökhan Gönül’dü..
BEŞİKTAŞ, Sivas karşısında net bir üstünlük kuramadı, pozisyona girmekte zorlandı... Lig başlangıcının öncesinden beri yazıyoruz, söylüyoruz. Pas kalitesi yüksek bir orta alan oyuncusu şart diye. Rakip takım Fernandes’i kilitleyince siyah-beyazlılar oyun kurmakta zorlanıyor. Necip-Veli-Olcay koşuyor, mücadele ediyor ancak baskı altındayken top kullanamıyor. Sırtı dönük top alacak orta saha oyuncusu olmayınca da Beşiktaş olgun ve organize atak yapamıyor.İbrahim başta olmak üzere savunmadan sürekli uzun toplarla çıkmak çözüm değil ve büyük bir takıma yakışmıyor. Bu görüntüyle, bu oyun yapısıyla, iç saha maçları golü bulana dek çok zor geçer.VELİ ve Olcay da düşüş var. Holosko bir şey üretemiyor. Sivok olmayınca duran toplardaki etkinlik azalıyor. Escude hatasız oynadı ancak Sivok’un duran toplardaki gücü tartışılmaz.BEŞİKTAŞ’IN bir diğer önemli sorunu da alanı daraltamıyor. Oyuncular arasındaki mesafe çok açık. Oyuna sonradan giren Hasan ise 2 boş pozisyonda topu ceza sahasına ortalayamazken, önemli bir pozisyonda 30 metreden yanlış bir şut tercihi yaparak sınıfta kaldı.OZZY NEREDE?OĞUZHAN yetenekli ve öne doğru oynayabilen, pas kalitesi yüksek bir oyuncu, neden tercih edilmiyor? ‘Ben buldum, ben aldım, ben yarattım’ kavgası mı var acaba? Çünkü Oğuzhan Özyakup’u, Samet Aybaba almadı.Samet Aybaba Hasan ve Kadir gibi genç, deneyimsiz oyuncuları 1-0 mağlupken oyuna sokarak hata yapıyor. Kamuoyuna ‘Elimdeki malzeme bu, ne yapayım ?’ mesajı vermeye çalışıyor.Ancak bu oyuncular bu sorumluluğu baskıyı kaldıracak durumda değiller.SİYAH-BEYAZLILARIN tek tesellisi Sivasspor’a tek bir pozisyon vermeden kendi hatasından aptalca bir golle yenilmek olmalı. Ama sonuçta tablo iç açıcı değil, altı karşılaşmada kaybedilen toplam 10 puan var.HAKEM Mete Kalkavan, İbrahim’i ilk yarıda yapılan penaltıyı es geçti. 59. dakikadaki frikiği 3 dakika boyunca attıramadı. Barajı 9.15’e bile çekemedi.
Kötü F.Bahçe çok izledik ama bu kadar kötüsünü hiç görmedik. Bir futbol takımı beş dakika bile iyi oynamaz mı?Geçen hafta oynanan Trabzonspor maçında ilahlar ve Olcan Adın’ın beceriksizliği ile gelmeyen mağlubiyet Kasımpaşa karşısında bağıra bağıra geldi.. 1 hafta boyunca teknik direktörsüz hazırlanan Kasımpaşa her hattı ile F.Bahçe’den üstündü.. Pozisyonlara girdi, direkleri dövdü, golleri buldu..BU kadar para harcanan, yatırım yapılan transfer yapan F.Bahçe’ye kaleye gidemiyor.. Tempo yok, mücadele yok.. İlginçtir haftalar geçtikçe tempo artacağına azalıyor..OYUNA Alex de Souza’nın yerine maçı kurtarsın diye sokulan Hollandalı Dirk Kuyt o kadar kötü ki, topu kontrol edemiyor, 5 metreye tek bir pası olumlu veremiyor. 10 milyon Euro’luk Meireles karşısında oynayan Fabian Ernst’ten her anlamda daha etkisiz.. TAKIM ERİYOR140 milyon Euro’luk takım ateşin üzerindeki buz gibi hızla eriyor. Öyle ki oynanan 12 resmi karşılaşmada alınan 3 galibiyet bile mucize.. TAMAM kaptan Alex de Souza koşmuyor.. Temposu düşük.. Diğerlerinin ki yüksek mi? Değil.. Galibiyeti sonuna kadar hakeden Kasımpaşa’ya bravo.. Maalesef teknik direktör Aykut Kocaman bu mağlubiyet yüzünden değil ama bu futboldan dolayı iflas bayrağını çekmiştir..
İLK yarıdaki Beşiktaş ne kadar iyiyse ikinci devredeki Beşiktaş da bir o kadar kötüydü... İlk devrenin son 5 dakikalık bölümü hariç oyunun kontrolü tamamen siyah-beyazlılardaydı.. Öyle ki Beşiktaş sanki deplasmanda değil evinde oynuyormuş gibiydi. Orta alanda ilk kez telaşsız ve rahat bir görüntü ortaya koydular. G.Antep’i tamamen pasifize ettiler ve 42. dakikaya kadar ceza alanına bile sokmadılar. Eksik olan tek şey ise ikinci goldü..ANCAK ikinci yarıda her şey değişti.. Çok daha arzulu ve agresif G.Antep’e cevap veremeyen Beşiktaş oyunu kendi yarı alanında kabul etmeye başladı ve çıkamadı. Savunmada özellikle Uğur Boral’ın kanadı çok aksadı. Orta alanda büyük boşluklar oluştu. G.ANTEP’İN golünden sonra evsahibi ekip daha da güven kazanıp iyi oynarken sahneye Fernandes çıktı. Yaptığı asist ile Almeida’ya golü attırırken ikinci yarıda kötü oynayan takımını ayağa kaldırmak için dev bir adım attı. Fakat bu gole rağmen ikinci yarıda adeta ayakta bile duramayan Beşiktaş bu skoru da koruyamadı. Sivok’un gereksiz elle oynaması ile gelen penaltı golü skoru tekrar dengeledi.YOL GEÇEN HANI!TEK devrelik oyun kazanmak için yetmiyor. Yetmesi için ilk yarıda en az 2 farkı yakalayacaksınız. Ya da savunmada sağlam durup hızlı çıkacaksınız. Bunları yapamazsanız bu tip deplasmanlarda maç kazanamazsınız.SAMET Aybaba 2. yarıdaki kötü oyunu iyi analiz etmeli. Orta alan kontrolünün tamamen kaybolduğunu gördü ve özellikle de merkeze takviye yapacağına kanatlara takviye yapmak istedi.. Evet G.Antep kanatlardan geliyordu ama orta alan yol geçen hanına döndüğü için... İlk yarıdaki ve geçen haftalardaki enerjik,dinamik oyun ortadan kaybolunca Beşiktaş da kayboluyor.
F.BAHÇE, Marsilya karşısında alacağı galibiyetle sadece 3 puan değil, çok farklı kazanımlar da elde edecekti. Avrupa’da maç kazanamama serisini noktalayıp, gruptaki en ciddi rakibini yenerek, büyük bir özgüven kazanacaktı. Bu kadar büyük yatırım yapan bir kulübün, bu kadar pahalı bir kadronun, Avrupa Kupaları’nda, Aykut Kocaman’la içerde oynadığı 5 maçın hiçbirini kazanamaması düşündürücü. Her maçın kendine göre farklı bir hikayesi mutlaka var. Ama gerçek şu ki birşeyler eksik.AYKUT Kocaman’la Avrupa’da 9 maçta sadece 1 galibiyet alınması birşeylerin eksik olduğunun göstergesi olabilir. ‘Gücü bu kadar’ desek öyle değil. Rakiplerin çoğu da mütevaziydi. Dün gece maçın 1-0’a da, 2-0’a da gelmesi oyunun genel çizgisine paralel değildi. F.Bahçe 1-0’ı bulurken de 2-0’ı bulduğu bölümde de oyun Marsilya’nın kontrolündeydi.ZAMAN zaman kanatlardan yaptığımız etkili hücumlar dışında, oyun üstünlüğünü ele geçiremedik. Fakat 2-0’dan sonra tribünlerin coşkusu, F.Bahçe’nin özgüveni doruğa çıktı ve Marsilya bir çöküntü yaşadı. Alex’in çıkmasından sonra top rakip yarı alanda hiç kalmamaya başladı. Marsilya’nın Valbuena liderliğinde bunaltıcı baskısı, önce pozisyonları, sonra da golleri getirdi. Maalesef, dramatik olsa da dünkü final kaçınılmaz sondu.‘60 dakika iyi oynadık, 2-0’ı bulduk sonra korumak isterken skor 2-2’ye geldi’ görüşü doğru değil. Oyunun büyük bölümünde F.Bahçe savunmada kaldı, hücumda çoğalamadı. Zaten Marsilya’nın maç sonunda 16 gol girişimi de her şeyi anlatıyor.MANTALİTE FARKI!SONUÇTA kaybedilmiş bir şey yok ama F.Bahçe gibi pahalı bir markanın, sonraki maçlarda rakiplere kendi oyununu hissettirmesi şart.ÖNCEKİ gece Manchester deplasmanında kaybetmekten korkmayan, kendi oyununu oynamaya çalışan bir G.Saray ve dün akşam maçın yüzde 80’ini kendi sahasında bekleyerek geçiren bir F.Bahçe. Mantalite, oyuncu kalitesi ve sistemler kadar hatta belki de daha fazla önem teşkil ediyor.
M.United, Şampiyonlar Ligi gruplarında son yıllarda, özellikle evinde çok kötü bir perfonmansa sahip. Geçen yıl 2’si UEFA Avrupa Ligi, Old Trafford’daki 5 maçtan sadece zayıf Galati’yi yendi. Önceki sene de içerde gruptaki tek galibiyetini 1-0’la Bursa’ya karşı aldı. 2009-10’da da CSKA’yla berabere kalıp, Beşiktaş’a yenilmişti. Son yıllardaki iç saha performansının bu derece negatif olmasının nedeni M.United kadrosunun dar olması ve Alex Ferguson’ın Avrupa Kupaları’na yedek ağırlıklı oyuncularla çıkmasaydı.Geçen yılki Şampiyonlar Ligi kâbusunun ardından ManU ilk maçtan işi sıkı tutup G.Saray’a karşı en güçlü kadrosuyla sahada yer alacaktır. Şunu kabul edelim ki tempoları ve fizik kaliteleri, Türkiye Ligi’nin çok üstünde. United bireysel becerilerden çok, takım oyunu ve yardımlaşmasıyla başarılı oluyor. Sahanın her bölgesinde rakipten daha kalabalık olabiliyorlar. Özellikle kanatlardan hücuma çıktıkları zaman rakip ceza sahasına 4-5 oyuncu sokabiliyorlar ve dönen toplara da çok iyi baskı yapıyorlar. G.Saray böyle kalabalık hücum yapan bir takıma karşı oynamadı ve savunma yan toplarda zaafiyet gösteriyor. Cimbom’u bekleyen en büyük tehlike bu.
BEŞİKTAŞ modern futboldan çok uzak bir görüntü ortaya koydu ilk yarıda. Oyuncular arasındaki mesafeler çok uzak, savunma hattı ise çok geride idi. Durum böyle olunca da yardımlaşma sekteye uğradı. Oyun genişlik ve derinlik kazanmadı.İYİ bir futbol takımı pas yaparken sahayı enlemesine de kullanmalı. Fakat Beşiktaşlı futbolcular telaş içinde sürekli öne doğru şuursuz toplarla oynadı, kanat bekleri hücuma katılamadı, top kayıpları arttı.BEŞİKTAŞ çok dinamik,enerjik ve tempolu bir takım. Organize olması tabii ki zaman alacak. Ancak bu dinamizm ve tempo lig standartlarının çok üstünde. Uyuşuk ve durarak futbol oynanan ligimizde Veli, Necip, Olcay, Holosko ve Fernandes orta sahası gibi güçlü ve dayanıklı oyunculara sahip başka bir ekip daha yok. Ayrıca bu 5’li de rakip ceza alanına toplu veya topsuz gidebiliyor. Bu da Beşiktaş’ı kontrolü zor bir takım haline getiriyor.2. yarıdaki tempo Elazığspor’u paramparça etti. Hareketsiz Batuhan’ın yerine oyuna giren Almeida’nın yarattığı koridorlar da daha iyi kullanıldı.BU CİĞER NE?BEŞİKTAŞ’TA tüm oyuncular çok çalışkan ve istekliydi. Ancak Veli için ayrı bir parantez açmak lazım. Bu ne ciğer? Bu ne enerji? Necip ve Olcay ile birlikte rakibe nefes aldırmadılar. Veli bu takımın sahadaki yüreği. Geçen yıl koşan bir tek o vardı. Şimdi herkes ona ayak uydurmuş durumda. Necip’te büyük bir çıkış var.4 maçta atılan 10 gol Beşiktaş taraftarının özlediği bir tablo. Geçtiğimiz yıllarda yıldızlara rağmen gol fukarası bir takım vardı ortada. Demek ki koşmadan olmuyormuş. Bu hırs, bu dinamizm bu yürek devam ederse kartal zirvede uçmaya devam eder.NOT: Yönetim kapalı bilet fiyatlarını indirmeli. Sinerjiyi oluşturmak için tribünlerin dolması şart.