Güntekin Onay

Güntekin Onay

gonay@gazetevatan.com

Bu takıma sinerji şart

12 Eylül 2012

GALİBİYETİN kötüsü, hele hele ulusal takım galibiyetinin kötüsü hiç olmaz. Estonya, kalitesi ve kapasitesi sınırlı bir takım. Ancak disiplinli ve mücadeleci oynuyorlar. Rakip kim olursa olsun işi güçleştirebilecek özellikleri var. Nitekim Estonya 10 kişi kaldıktan sonra, maç kolay gözükmesine rağmen devrenin sonuna kadar 11’e 10 oynadığımızı hissettiremedik.SAHANIN yıldızı Emre’nin, Arda’nın pasıyla attığı gol o dakikaya kadar fazla yapamadığımız 2’ye 1 organizasyonlardan ilkiydi. İki Atletico Madridli Arda ve Emre hücumu çok iyi organize ettiler, çok efor sarf ettiler. Kanat beklerimiz Gökhan ile Hasan Ali’nin de katılımıyla hücumlar daha fazla genişlik kazandı ve Estonya’yı iyice silkelemeye başladık.MAÇ içersinde kısa süreli parlamalar yaşayan Sercan ve Umut’la gelen 2. golden sonra da maçı kopartan milli takım oyunun devamında artık keyif yapmaya başladı. Rakibin direnci tamamen kırıldı ve son günlerin en tartışmalı ismi Selçuk 3. golü atarak son darbeyi vurdu.TARTIŞMALAR milli takım için olmalı. Kavga varsa bu takım daha yukarıya nasıl çıkarın kavgası olmalı. Eleştiri varsa, büyük hedefler için olmalı. Yıllardır milli takım ve medya arasında eksik olan bir sinerji var. Hepimizin görevi bu pozitif enerjiyi oluşturmak ve sürdürülebilir kılmak olmalı. İç kavgaları bırakıp hep birlikte 2014’e gitmenin yollarını aramalıyız.EKİM ayında oynayacağımız Romanya ve Macaristan maçları gruptaki hedefimiz için bize yol gösterecek.EMRE ve Arda’nın yanına katacağımız bir Hamit, bir Nuri, bir Selçuk veya bir başkasıyla bu takımın kalitesi daha da yukarıya çıkacaktır. Hollanda mağlubiyetini çok abarttık, bu galibiyeti de çok büyütmeyelim. Asıl önemli olan 2014 hedefine sağlam adımlarla ilerlemek. Bu yolda Abdulah Avcı’ya, oyun grubuna destek olmamız bir zorunluluk. Kararlılık ve inanç, milli takımımızı hedefe taşıyacak en önemli unsurlar.UZUN bir aradan sonra ilk kez milli takım seyircisini pozitif buldum. Kulüpçülük yapmadan, tek ses olarak milli takımı desteklediler. Bu hep böyle olmalı.

Devamını Oku

Anahtar pas oyununda

11 Eylül 2012

ESTONYA karşılaşması Dünya Kupası yolunda 3 puanla tanışma maçımız olacak. Kendi içimizdeki tartışmaları bir kenara bırakıp Milli Takım’ın güven kazanması için de önemli bir adım olacak. Kadıköy’de alacağımız farklı bir galibiyet her şeyi unutturacak, Dünya Kupası yolunda hedef odaklı bir birleşme yaşayacağız. Tüm bunlar için Kadıköy’de güzel bir oyun ve bol gollü bir galibiyet şart.TEKNİK direktör Abdullah Avcı göreve ilk geldiği gün geleceğin takımını oluşturacağını ifade etmişti. Ancak hem yarışan hem gençleşen bir takım oluşturmak, bu dengeyi koymak çok kolay değil. Eldeki en güçlü kadroyla sahaya çıkmak ve şu an en formda oyuncuları sahaya sürmek gerekli gibi gözüküyor.SELÇUK İnan orta sahadaki oyun kuruculuk görevini üstlenmeli. Çünkü bugün için bunu yapabilecek daha formda bir isim yok. Nuri ve Emre maç ritminden ve temposundan uzaklar. Benim şahsi kanaatim Arda, Selçuk, Nuri, Emre ve Hamit gibi oyuncuların hepsinin birlikte oynamasından yana. Teknik kapasitesi yüksek, ayağa iyi pas yapan, kaliteli ve deneyimli bir orta sahayla topu hiç rakibe vermeden oynayarak Estonya karşısında kazanabiliriz.ZORLANMADAN GEÇERİZESTONYA’NIN oyun yapısı belli.. Mücadeleci, disiplinli ve aşırı defansif bir takım. Teknik kapasitesi ve hücum gücü sınırlı. Böylesine kapalı bir savunmayı açmak için sabırla ayağa oynamalıyız. Arda Turan ve Selçuk İnan gibi yaratıcı oyuncularımızın hazırlayacağı pozisyonlarla da goller gelecektir. Dar alanda 2’ye 1’ler, adam eksiltecek beceri dolu işler şart. Sağ bek bölgesinde Gökhan Gönül’ün bindirmelerine de ihtiyacımız var.BUGÜNKÜ maçtan yana hiç endişem yok. Oyunun tamamını kontrolü altında tutan ve iyi pas yapan bir Milli Takım, Estonya’yı zorlanmadan geçecektir. Bizi bekleyebilecek tek tehlike ilk 45 dakikada golü bulamazsak oyun içindeki şuurumuzu kaybedip, 2. devrede paniğe kapılmak. İlk gol gecikse bile her dakika sabırlı olmak ve akılcı oynamak şart.

Devamını Oku

Büyük fırsat kaçtı

8 Eylül 2012

HOLLANDA karşısında sahaya çıkan 11 herkes için sürpriz oldu. Uluslararası maç deneyimi olmayan veya çok az olan 5 oyuncu ile Amsterdam Arena deplasmanında oynamak kolay değil. RAKİBİMİZ Hollanda bir geçiş sürecinde ve yeniden yapılanıyor. ‘Total Futbol’un baş aktörlerinden Louis Van Gaal’ın kafasındaki oyun mantalitesini oturtmak için zamana ihtiyacı var. Henüz çok eksikleri ve zaafları var. Bu zaaflar bize gol pozisyonlarını da beraberinde getirdi. ANCAK rakibin bu savunma problemlerinden faydalanmak için orta alanda Selçuk İnan gibi bir maestroya ihtiyacımız vardı. Çünkü Selçuk hem duran topları yüksek beceri ile kullanan bir futbolcu hem de Umut’a savunma arkasına attığı paslarla değer katıyor. Oyun kuruculuk meziyetleri de cabası..DOMİNE EDEMEZLER SAĞ bek bölgesinde Hamit tercihi de belki maç öncesinde değil ama maç sırasında tartışılır hale geldi. Hamit kendisinden çok daha hızlı Robben karşısında maç boyunca zor anlar yaşadı. Bütün tehlikeleri o kanattan yaşadık. Bunun ötesinde Hamit’in hücum etkinliğinden de yararlanamadık. AVRUPA Şampiyonasında 3’te 0 çeken ve hazırlık maçında Belçika’dan 4 gol yiyen Hollanda’da bir ilerleme yok. Yine kötülerdi. Bu grubu domine edemeyecekleri kesin. Dün gece şu Hollanda’dan rahatlıkla puan çıkartabilir ve grup liderliğini çok daha iddialı bir şekilde telaffuz edebilirdik. KAĞIT üzerinde mağlubiyet normal görünebilir. Fakat Bayern Münihli yıldız Robben dışında savunmamızı fazla rahatsız edemeyen, savunmada ve duran toplarda sürekli hata yapan bu Hollanda’dan puan alamamış olmak maçı izledikten sonra bizleri üzdü. DÜN çok önemli bir fırsatı kaçırdıktan sonra umuyoruz ki Estonya karşısında Salı akşamı alacağımız galibiyetle Dünya Kupası yolunda yeni bir sayfa açarız. MİLLİ takımda Arda Turan ve kaleci Tolga Zengin iyi oynadı. Umut ve Mehmet Topal ise çok çalıştı. Üzücü olan yenilmek değil bu kadar kötü bir Hollanda’ya kaybetmekti...

Devamını Oku

Emre'yi aratmaz ama bir Alex değil

4 Eylül 2012

Fenerbahçe'nin kadro planlamasının yanlış olduğunu lig başlamadan önce yazmıştım. Türkiye’de teknik direktörler 4-2-3-1’i yanlış yorumluyor. Dörtlü savunmanın hemen önündeki 2 oyuncuyu da defansif orta saha olarak seçiyorlar. Halbuki dünya futbolunda bunu uygulayan takımlara baktığımız zaman bir oyun kurucu bir de koşucu, çok yönlü 2 oyuncu tiplemesi kullanılıyor. Hücuma katılmayan Selçuk Şahin ve Mehmet Topal’ın oyun kurucu özellikleri de sınırlı. Onlar rakibi karşılayan güçlü defansif orta saha oyuncuları. SİSTEM DEĞİŞMELİMEIRELES orta sahanın her bölgesinde oynayabilen, temposu çok yüksek bir futbolcu. Her şeyi yeterince yapıyor ama hiçbir şeyi çok fazla yapmıyor. Sanıldığı kadar ofansif bir futbolcu değil. Desteğe gidip en fazla şut atar. Ancak üst düzey diye adlandığımız takımlarda istikrarlı şekilde oynuyor olması lig standartlarımızın üstünde olduğu gerçeğini de ortaya koyuyor. Ağırlıklı olarak defansif bir orta saha oyuncusu olduğunu söyleyebiliriz. 4-2-3-1’in 2’lisinden biri olarak oynayacaktır. 3’lünün ortasında Alex’in pozisyonunda verimli olamaz. Selçuk ve Mehmet Topal’dan hücum anlamında daha iyi ama bence temposu daha yüksek olmasına rağmen daha ofansif değil. İyi bir orta saha oyuncusu, birçok siteme uyan bir futbolcu ancak 4-2-3-1 sistemi değişmeyecekse faydası az olur. Eğer amaç Emre’nin açığını kapatmaksa Meireles, benzer tipte bir oyuncu. Ancak Alex‘i kesip onun yerine oynatılacaksa bu işi yapamaz.Fenerbahçe'de Şampiyonlar Ligi’nden elenip üstüne 50 milyon TL maliyetli bir oyuncuyu getirmenin zamanlaması yanlış oldu. Planlama böyle yapılmaz. Bir oyuncunuz sakatlanır, planlarınız alt üst olur o zaman anlarım. Aykut Kocaman kadro planlaması yaparken Alex’i, Emre’nin gidişini, kendi oyun sistemini, alternatif oyuncuları, Şampiyonlar Ligi ön elemesini hiç planlayamamış. Devler Ligi’nden eleniş eksi 15 milyon Euro, panik halde transfer edilen Raul Meireles’in gelişi de eksi 15 milyon Euro. Yani toplam 30 milyon Euro’luk planlama hatasından doğan bir fatura var.

Devamını Oku

Umut veren galibiyet

2 Eylül 2012

BEŞİKTAŞ zor görünen deplasmanı ilk yarıda attığı 3 golle bitirdi. Fernandes üstün yeteneklerine istekli oyununu da ekleyince nasıl etkili bir silah olabileceğini bir kez daha gösterdi. BATUHAN fizik olarak henüz hazır olmamakla birlikte alan yaratan koşuları ile arkadaşlarına pozisyonlar hazırladı. 3. goldeki pası ise çok klastı. Beşiktaş’ın dün en iyilerinden biri Uğur Boral’dı. Hücumdaki etkinliğini ve yeteneklerini bildiğimiz Uğur, 3 haftadır defansif sorumluluklarını yerine getirmişti ancak hücumda kendisinden beklenen katkıyı yapamamıştı. Çok güzel bir gol atarak kalitesini de gösterdi. AĞIRLIĞINI KOYAMADIORTA alanda Necip Uysal ve Veli Kavlak çok top kazandılar, çalıştılar. Ancak pas oyununda daha aktif olmalılar. Futbolda pası veren kadar alan da önemli. Necip’in orta alanda topla oynayan arkadaşlarına daha fazla desteğe gitmesi şart. Olcay ise çok hareketli ve çalışkan ancak oyuna ağırlığını koyamıyor. Direkten dönen topunda ise daha sakin bir vuruş golü getirirdi. KALECİ McGregor ilk resmi maçında güven veren bir kaleci duruşu sergiledi. Lua-Lua-Mehmet Yıldız-Shelton ve arkalarında Cernat ile 4 forvet oynayan Karabükspor’un orta sahası çok dirençsiz kaldı. Beşiktaş ikinci yarı biraz daha akılcı çıkabilseydi çok daha farklı bir galibiyet elde edebilirdi. Bunda geçen haftanın kahramanı Holosko’nun etkisiz oyunu da etkendi. USTA OYUNCU LAZIMMücadele gücü kazanma arzusu ve dinamizme Manuel Fernandes ve Uğur Boral’ın kalitesi eklenince gelen bu galibiyet siyah-beyazlıların gelişmesi gereken bir takım olduğu gerçeğini göz ardı ettirmemeli. SAHAYI iyi parselleme ve organizasyon sorunları zamanla azalacaktır. Ancak yine de Manuel Fernandes dışında orta alanda usta bir futbolcuya daha ihtiyaç var. Hugo Almeida kalmayacaksa bir de ikinci forvete.

Devamını Oku

Anahtar cesaretmiş

30 Ağustos 2012

SPARTAK Moskova uluslararası yıldızlara sahip üst düzey bir takım değil. Savunmada zaafları olan hücumda da belli oranda silahları olan orta seviye bir Avrupa takımı.AYKUT Kocaman, Spartak Moskova’ya gereğinden fazla saygı gösterdi. Onun bu çekingenliği F.Bahçe’yi 2 maçın ilk 150 dakikasında 3-1 geri düşürdü. Dünkü karşılaşmada F.Bahçe, Mehmet Topal-Selçuk Şahin ikilisi ile oyuna başlayıp Cristian ve Alex’i kenarda bırakınca, üretken olmayan bir orta saha ikilisi ile ne pas yapabildi ne de rakip ceza sahasına gidebildi.RAKİP SENDEN ÇEKİNSİN!ALEx’İN oyuna girmesiyle birlikte tribünlerin desteğini de arkasına alan F.Bahçe aradığı baskıyı nihayet kurdu. Bu baskı 2 direkten dönen top ve 1 de gol getirdi. Aykut Kocaman rakiplere çok kafa yoran bir teknik adam. Kafasında hep savunmada zaafiyet göstermemek, rakibe alan vermemek var. Bu yüzden kendi güçlü taraflarını ön plana çıkarmak yerine zayıf noktalarını bertaraf etmek duygusuyla hareket ediyor. Senin elinde çok kaliteli ofansif silahlar var. Bırak rakip senden çekinsin. Sana önlem alsın. Ancak çok daha üst seviye rakiplere karşı daha farklı önlemler düşünebilirsin.ALEX-EMRE-CRISTIAN YOKGEÇEN yıllarda F.Bahçe’yi F.Bahçe yapan orta alandaki pas oyunu ve kalitesiydi. Bunu yapanlar da Alex, Emre ve Cristian’dı. F.Bahçe’nin en önemli maçında şimdi bakıyoruz bu 3 oyuncu da yok.İkinci yarıdaki mücadele, istek ve cesaret maçı F.Bahçe’yi döndürmeye yetti. Rakibin zaafları ortaya çıktı.SPARTAK Moskova’nın 10 kişi kalmasından sonra baskısını artıran F.Bahçe ikinci golü bulsa uzatmalarda 11’e 10 bu turu geçerdi. Bu kadar büyük yatırım yapan bir kulüp yine Devler Ligi’nin dışında kaldı ve gerçekten çok yazık oldu.Ligde evinde 40 maçtır yenilmeyip, rakiplerini domine eden F.Bahçe, Avrupa Kupaları’nda, Kadıköy’de mütevazı rakiplere karşı son 5 karşılaşmada galibiyeti unuttuysa üzerine konuşulacak çok şey var.

Devamını Oku

Beşiktaş’ın mücadelesine yazık oldu

27 Ağustos 2012

İLK yarıda hataların maçı oldu. Bu seviyede yapılmayacak inanılmaz bireysel hatalar ile atılan 4 gol ise oynanan oyunun hakkı değildi. Maçı kontrol eden Galatasaray, sahaya daha iyi yayılan, organize görünen özgüvenli ve oturmuş takım kimliği ile Beşiktaş’a üstünlük kurdu. Siyah-Beyazlılar ise pas yapmakta ve hücuma çıkmakta zorlandı. G.Saray aşırı bir özgüven ile oynuyor ancak kalitesinin ötesindeki bu abartılı özgüven hataları da beraberinde getiriyor. HENÜZ maç ritmini bulmamış Felipe Melo’nun ikili mücadelelerdeki güçsüzlüğü çok net görüldü. Hamit oyunda hemen hemen hiç yok ve oyuna ağırlığını koyamayacak kadar ağırlaşmış. İlk yarıda Beşiktaş savunması uyumsuz görünürken ikinci yarıda 3’üncü golün gelmesiyle birlikte artan güven duygusu siyah-beyazlıları daha cesur ve agresif bir kimliğe soktu. AMRABAT ve Aydın’ın girmesi ile orta alandaki etkinliğini ve pas trafiğini yitiren G.Saray Beşiktaş ceza alanına girmekte güçlük çekti. Fatih Terim Beşiktaş savunmasının kanat zaafiyetini düşünerek bu değişiklikleri yaptı ancak bu kez de Cimbom’un orta sahası ciddi oranda güç kaybetti. UTANÇ VERİCİOLAĞANÜSTÜ mücadele eden Beşiktaş 4. gol için yakaladığı fırsatları değerlendiremezken 86. dakikada Burak Yılmaz’ın kendisini yere attığı pozisyonda Bülent Yıldırım’ın verdiği komik penaltı ile maç 3-3’e geldi. Burak Yılmaz maalesef bunu hep yapıyor. Hiçbir temas olmamasına rağmen aldatmaya yönelik yaptığı hareket ile sarı kart görmesi gerekirken kazandırdığı penaltı utanç verici.MAÇIN sonucu ne olursa olsun Beşiktaş’ın orta alanda pas kalitesi yüksek usta bir oyuncuya ve bir kanat oyuncusuna ve bir de ikinci bir forvete ihtiyacı var. G.Saray ise bu savunma ile rüya takım kimliğinden henüz çok uzak.

Devamını Oku

Favori yok şanslar eşit!

26 Ağustos 2012

MAÇ İnönü’de. Bu Beşiktaş için avantaj olduğu kadar maçın gidişatına göre dezavantaj da olabilir. Çünkü Beşiktaş taraftarı tedirgin. Takım henüz taraftarın güvenini kazanmış değil. Medyada yaratılan hava, G.Saray’ın güle oynaya kazanacağı yönünde. İnönü’de son 20 yıldır G.Saray’ın Beşiktaş’ı güle oynaya yendiği tek bir derbi yok. Maç içindeki değişkenler, dinamikler sonucu belirleyecek. G.Saray deplasmanda oynadığı için kendi evindeki gibi agresif ve aşırı özgüvenli olamayacak. Beraberlik maçı gibi gözüken derbide her şeye rağmen şanslar eşit. Çünkü çok küçümsenen Beşiktaşlı futbolcular ekstra bir motivasyonla sahaya çıkacak. ESCUDE’SİZ OLMAZBEŞİKTAŞ sahip olduğu en güçlü ve deneyimli kadrosuyla sahaya çıkmalı. Stoper bölgesinde Escude-Sivok ikilisi oynamalı. Escude’nin son durumu ne bilmiyorum ama 6 yıl boyunca Sevilla’da Avrupa Kupası finalleri, Kral Kupası finalleri, Şampiyonlar Ligi maçları ve çok sayıda süper yıldıza karşı forma giymiş deneyimli bir oyuncu. Bu ikilinin önünde İ.Toraman defansif orta saha olarak kullanılabilir. Çünkü gerek Hasan Türk gerekse de Necip o pozisyonu böylesine zor bir maçta dolduracak tecrübe ve pozisyon bilgisinden yoksun. ORTADA Veli-Olcay-Fernandes forvette de Holosko ve Batuhan Aybaba’nın tercihleri olacaktır. Beşiktaş Veli’yle Selçuk’a baskı yapıp rahat top kullanmasını engellemeli. Hızlı çıkışlarla da gol aramalı.EN BÜYÜK KOZ EMREG.SARAY, Beşiktaş’a oranla çok daha oturmuş ve organize bir takım. Sahayı iyi parselleyerek, pas yaparak oyunun kontrolünü büyük ölçüde elinde tutacaktır. Ancak sarı-kırmızılı takım Kasımpaşa karşısında bile çok efor sarfetmesine rağmen 88’deki bir karambol golüyle kazanabildi. Kalesinde net pozisyonlar verdi. Güçlü tarafları olduğu kadar zaafları da olan bir takım. Burak Yılmaz’ın cezasının bitmesi önemli. Fatih Terim, Umut-Elmander ikilisini bozmadan Burak’a 2. yarıda şans verecektir. ORTA alanda Emre Çolak formda ve Selçuk’un en büyük yardımcısı. Terim, tam anlamıyla hazır olmayan Melo’yu ise yine gerekirse 2. yarı kullanacaktır. G.Saray’ın kadrosu güçlü. Ancak abartıldığı gibi rüya takım kalitesinde değil. Hırs, ciddiyet, disiplin ve fizik gücüyle rakiplerinden önde. Müthiş teknik kalitesiyle değil.

Devamını Oku