Güntekin Onay

Güntekin Onay

gonay@gazetevatan.com

Bu eleştiri değil destek yazısıdır

5 Temmuz 2012

BEŞİKTAŞ Başkanı Fikret Orman, “Metin-Ali-Feyyaz ruhunu geri getireceğiz” diyor. Bu ifadeden birçok açılım yapılabilir tabii. Ancak Sayın Orman 25 yıl önceki futbol endüstrisiyle bugün arasındaki farkı yok sayıyor. 25 yıl önceki ülke ekonomisiyle bugünkü koşulları mukayese etmiyor. 25 yıl önceki Türk futbolunun kalibresi ile bugün gelinen noktayı kıyaslamıyor. O günlerdeki yabancı oyuncu kalitesini, sayısını unutuyor. FUTBOL dünyasının gerçekleri var ve bunların temeli ekonomiye dayanıyor. Gerisi de akılcı tercihler ve kaynakların doğru kullanımı... Beşiktaş geçmişte büyük paralar harcadı. Başarısız oldu. Doğru... Fakat çok para harcadığı için değil, yanlış tercihler yaptığı için, iyi bir organizasyon kuramadığı için başarısız oldu. SADECE ruhla bu işler yürüseydi herkes o yoldan giderdi. Keşke o kadar kolay olsa. İngiltere’de koskoca Liverpool bile 22 yıldır şampiyonluğa hasret.BÜYÜK kulüplerin büyük futbolcuları olur. Kitleleri peşinden sürüklerler. Onları büyük yapan mazilerindeki başarılar, unutulmaz maçlar ve yıldızlarıdır. Bugün gelinen noktada ise dünyada ekonomisi büyük olmayan “büyük takım” yok. Mazisi büyük olup da ekonomisi küçülen ise artık sadece tarihiyle avunmakta.BÜYÜK kulübün doğasında rekabet etmek, yarışmak ve kazanmak vardır. Beşiktaş yarışmalıdır... Kazanamayabilir ama rekabet edemeyecek kadar küçülürse asıl iflas o gün kapıyı çalar. VİZYON BAŞKA BİR ŞEYGERÇEK şudur ki: Bugün “Büyük başkan“ diye sırt sıvazlayanlar 2 maç kaybedince ortadan yok olur. BUHRANLI günlerde elini taşın altına sokma cesaretini gösteren Orman ve arkadaşları akılcı davranmak ve deyim yerindeyse sinekten yağ çıkarmak zorunda. MONTPELLIER, Dortmund gibi düşük bütçeli büyük başarı öyküleri cesaret verebilir. Ancak bunu gerçekleştirmek irade, vizyon, bilgi ve sabır ister. Sayın Orman “Kulübü bu duruma ben düşürmedim ki..” diyecektir. Ancak unutmamalıdır ki toplum “sebepler ile değil, sonuçla” ilgilenir...HAYAT tecrübesi ve yılların birikimi göz ardı edilemez. Ancak vizyon farklı bir kavram. Haberler şöyle: Olcay Şahan Beşiktaş’ta... Aybaba, Ernst’i gönderip Hürriyet’i istiyor... Gökhan Ünal Beşiktaş yolunda... Mehmet Akgün Beşiktaş’ta... SAMET Aybaba hayatı boyunca beklediği fırsatı tepmemeli. Doğrudur ki gençlere hep cesaretle forma vermiştir. Ancak sahaya sürdüğü takımlar -top oynamaya çalışmak ile birlikte- dirençsiz, yumuşak ve fizik olarak kuvvetsizdir.BEŞİKTAŞ yarışmalıdır ve toplum sebeplerle değil sonuçlar ile ilgilenir. BU yazı eleştiri değil; destek yazısıdır...

Devamını Oku

Penaltıları hakettiler...

28 Haziran 2012

MAÇIN adı büyük.. Bir Avrupa şampiyonası yarı finali.. Sahada kalitesi tartışılmayacak yıldızlar var.. Ancak oynanan futbol tatmin edicilikten çok uzak.. Futbol kalitesinin beklentilerin bu kadar altında kalması 2 takımın da az risk alarak düşük tempoda oynamasından kaynaklandı..İSPANYA bu turnuvanın hemen hemen tüm maçlarında olduğu gibi 2’nci bölgede hedefsiz yan ve geri paslarla topa sahip olmak için oynadı. Rakip kaleyi düşünmeden.. Topun ve oyunun kontrolünü elinde tutmak amacıyla..PORTEKİZ ise rakibin bu oyunundan rahatsızlık duymadı ve İspanyolların tehlike bölgesinin dışında pas yapmasına izin verdi. Hücumda ise Ronaldo ve Nani’nin bireysel becerileriyle pozisyon aradı. Ancak hücumda çoğalmaktan hep uzak kaldılar. Del Bosque herşeye rağmen Fernando Torres’i oynatmalıydı. Öyle ya da böyle Torres bu takımın en parlak günlerinden önemli bir parça ve oynadığı zaman pozisyona giriyor. Bu kadroyla (David Villa da yokken) İspanya ikinci bölgedeki zenginliği rakip ceza sahasında etkinliğe dönüştüremiyor. İspanya bu kadar pozisyon fukaralığı yaşayacak bir takım değil...UZATMADA İspanya “Maç penaltılara gitmesin” duygusuyla oynayan taraftı. Bu da oyunu biraz daha hareketlendirdi. Ancak yeterli olmadı.İYİ NİYET YOKTU!TÜRK hakemlerinin Avrupa Şampiyonası yarı finalinde maç yönetmesi gurur verici. Cüneyt Çakır, genel anlamda 2 tarafın da şikayet edebileceği düdükler çaldı ancak bariz bir hatası da olmadı. Gerek İspanyollar gerekse de Portekizliler yapı itibari ile çok iyi niyetli oyuncular değil. Bu durum Çakır’ı etkilemedi. Çakır’ın yardımcıları da 0 hata ile maç yönettiler.2 takım da penaltılara gitmenin ötesinde daha fazlasını haketmedi ve kaderlerine razı olmak durumunda kaldı..

Devamını Oku

Güle oynaya yarı finale

23 Haziran 2012

ALMANYA Yunanistan’ı kelimenin tam anlamıyla sürklase etti. İlk yarıda sadece kapanmayı düşünen rakibi karşısında pozisyon bulmakta güçlük çekmeyen Almanlar bir çok fırsatı değerlendiremedi. Lahm’ın şık golüyle 1-0’ı bulan “Die mannschaft” ikinci yarıda tempoyu çok yükseltmeden oyundaki üstünlüğüne güvenerek oynamaya devam etti. Yunanistan’ın golüyle önce silkinen ve sonra da kendine gelip tekrar tempoyu yükselten Almanya 2-1’den sonra da vites düşürmedi. Aynı tempoyla rakibinin üzerine acımasızca giderek farkı arttırmayı bildi.ÖZELLİKLE 1-1’den sonraki bölümde Mesut Özil, Miroslav Klose ve Schweinsteger maça ağırlığını koyarken Khedira da sürpriz koşularıyla Yunanistan savunmasının dengesini bozdu.EN BÜYÜK FAVORİALMANYA her hattıyla daha üstündü. Daha güçlüydü. Gruplarda 10’da 10; Avrupa şampiyonasında da yarı finale giden yolda 4’de 4 yaptılar. Önceki maçlarda istenen oyunu ortaya koyamayan Müller ve Podolski’nin yerine Reus ve Schürrle’nin tercih edilmesi akıllıcaydı. Ayrıca Gomez her ne kadar gol atsa da statik santrfor tiplemesiyle arkadan gelen oyunculara alan yaratmakta sorun yaşıyordu. Klose tercihi de bu yüzdendi.YUNANİSTAN güçlü rakibi karşısında direnemedi. Ancak oyun planları 61’inci dakikaya kadar öyle ya da böyle tuttu. O dakikaya kadar maç 1-1’di ve yakaladıkları tek pozisyonu gole çevirmeyi başardılar. Ancak savunma hatları 2004’deki kadar sağlam değil. Kaleci Sifakis’in iyi oyunu bile komşuya yardımcı olmadı.ALMANYA kupanın en güçlü favorilerinden biri olduğunu dün gece bir kez daha belgeledi. Löw formu düşük bazı oyuncuları keserek takımının derinliğini arttırırken turnuva ilerledikçe artan tempoları da önemli bir gösterge..

Devamını Oku

Hırvatlar’a yazık oldu

19 Haziran 2012

Casillas İspanya’yı resmen ipten aldı... Son Dünya ve Avrupa şampiyonu hiç tempo yapmadığı maçta Hırvatistan karşısında çok da fazla birşey üretmeden 1-0 kazanarak grup liderliği vizesini aldı. Şayet 2’nci yarının ortalarında Modric’in pasında Rakitic kafayla uygun durumda topu ağlara gönderebilse İspanya, şu dakikalarda Madrid uçağı için dönüş biletini cebine koymuştu. O an Casillas’ın yapmış olduğu kurtarış sıradan bir kurtarış değildi. İspanya’yı belki de turnuvada tutan kurtarış idi.İspanyollar yenilecek 1 golün çok pahalıya mal olacağı düşüncesiyle fazla risk almadan 2. bölgede topa sahip olarak oynadı. Ancak gol bölgesinde çok etkili olamadı. Hırvatistan ise güçlü rakibi karşısında skoru dengede tutup son bölümde risk almayı planlamıştı. Bu plan tuttu. Ancak 2’nci yarıda girilen pozisyonlar gol ile sonuçlanmayınca Hırvatistan gruptan çıkamadı.BRAVO BİLİC’EÇok zengin olmayan kadrosuna rağmen son ana kadar gruptaki şansını kovalayan Hırvatistan teknik açıdan, taktiksel ve fiziksel olarak rakiplerinin gerisinde kalmadı. Bilic iyi bir taktisyen ve çok iyi bir takım yaratmış. Açıkçası Hırvatistan’a yazık oldu.Turnuvanın 1 numaralı favorisi İspanya ise Barcelona modeli ile oynamaya devam ediyor ancak David Villa’nın yokluğunda bu oyun üretkenlikten uzak kalıyor. Dünya ve Avrupa Şampiyonu olurken Villa çok önemli bir başrol oyuncusuydu. Barcelona’da da bu oyunu taçlandıran Messi’nin yeteneği. Ancak bu İspanya topa sahip olma ve oyun alanını iyi parselleme dışında çok da lezzet vermiyor.SIlva, Xavi ve Iniesta ile birlikte kaleci Casillas ile Pique büyük güven vermesine rağmen İspanya 2008 ve 2010’daki İspanya değil. Bu kez başaramayabilirler..

Devamını Oku

Ekşi Portakal

14 Haziran 2012

ALMANYA’NIN en önemli özelliklerinden biri yüksek tempoda oynayan bir takım olması. Ancak Almanlar gerek Portekiz karşısında gerekse de dünkü Hollanda karşılaşmalarında tempoyu çok yükseltmeden, 3 puan için fazla çırpınmadan oynayarak, adeta ter atarak kazanmayı başardılar.BİREYSEL olarak Müller, Podolski, Lahm ve hatta Mesut Özil bile henüz istenen seviyede değil. 2010 dünya kupasındaki tempolarını ilk 2 maçta bulamadılar. Bir kulüp takımı gibi kadro istikrarına sahip olmaları, saha içi organizasyonları ve uyumları kazanmaları için yetiyor. Eleme gruplarında 10’da 10 Avrupa Şampiyonasında da 2’de 2 yapan bir takımdan söz ediyoruz.HOLLANDA ise forvet hattında ve orta alanda çok özel oyunculara sahip olmasına rağmen savunma 4’lüsünün yetersizliğinin kurbanı. Van der Wiel-Heitinga-Mathijsen-Willems savunma 4’lüsü Türkiye Ligi’nde bile şampiyon olmak için yetmez. 1’i veya 2’si değil 4’ü de yetersiz. Hollanda’da Van Bommel ve De Jong ikilisinin hücuma fazla destek olmamaları tüm yükü Robben ve Sneijder’e yüklüyor.NEDEN AFFELAY?ALMANYA Wesley Sneijder’i iyi kapatınca da Hollanda hücumda çözüm üretmekte zorlandı. Sakatlıklar yüzünden geride kalan sezonda hiç oynamayan Affelay tercihi ise çok çok anlamsız. Hollanda 2. yarıdaki düzende oynamak zorunda. Nitekim Huntelaar girdikten sonra Van Persie’nin de etkinliği arttı.HOLLANDA’NIN golüyle maç 2-1 olduktan sonra Almanya skoru korumak için oyunu kendi yarı alanında kabul etti. Portakalların eve dönme endişesi ile de birleşince bu görüntü son derece doğaldı. 2 asist yapan Schweinsteger, 2 güzel gol atan Mario Gomez ve stoper Hummels Almanya’da öne çıkan oyuncular oldu..BENİM için turnuvanın 1 numaralı favorisi olan Almanya henüz istenilen seviyede olmamasına rağmen 2 güçlü rakibini de yenerek 2’de 2 yaptı. Ancak bu oyun şampiyonluk için Almanya’ya yetmez. “Die Mannschaft” üstüne koyarak yoluna devam edecektir.

Devamını Oku

Almanya bu...

10 Haziran 2012

ALMNAYA bir kulüp takımı gibi. Oturmuş bir kadrosu var ve Hummels hariç beklenen 11 ile sahaya çıktı. İlk yarıda topa daha fazla sahip olan ve oyunu kontrol eden Almanlar tempoyu isteği şekilde yükseltemedi. Son hazırlık maçında Türkiye’den beklemediği bir tokat yiyen ve savunmada büyük hatalar yapan Portekiz ise defansında bu kez açık vermemeye çalıştı. İlginçtir Portekiz ilk 45 dakikada, Ronaldo ve Coentrao’nun oynadığı sol kanattan değil de daha çok Nani ve Pereira’nın kullandığı sağ kanattan etkili oldu. ALMANYA ikinci yarıda baskıyı ve tempoyu arttırırken oyunu kanatlara daha fazla açmaya başladı. Schweinsteiger’in de hücumlara katılmasıyla daha olgun ataklar yaptı. Durum böyle olunca da Gomez’in etkinliği arttı. Gomez’in mükemmel kafa golünden sonra daha riskli oynamak zorunda kalan Portekiz gerek geniş alanda gerekse de dar alanda beklenen etkinliği sağlayamadı.GÜNÜNDE DEĞİLDİ!ALMEIDA’NIN yerine tercih edilen santrfor Helder Postiga adeta maçta yoktu. Portekiz’in ciddi bir santrfor sorunu var. Tek çözüm Ronaldo’nun bu bölgede oynaması... Santrfor Ronaldo, sağda Nani, solda Varela veya Quaresma ile daha etkili bir forvet hattı olabilir.PORTEKİZ gerek Cristiano Ronaldo’dan gerekse de Nani’den beklediği zenginliği alamıyor. Bunun nedenlerinden biri de orta alanda oynayan 3’lünün ağırlıklı olarak koşucu oyuncular olması.ALMANYA’DA Boateng ve Hummels mükemmele yakın oynarken takımın yıldızları Podolski, Schweinsteiger, Müller ve Lahm gününde değildi. Beklenen temposunun ve kalitesinin altında kalmasına rağmen Portekiz gibi güçlü bir rakibi deviren “Die Mannschaft“, turnuvanın en güçlü favorilerinden biri olduğunu daha ilk maçında gösterdi.

Devamını Oku

Kronikleşmiş hastalık

27 Mayıs 2012

RÜŞTÜ Türk futbol tarihinin tartışmasız en kariyerli kalecisi. F.Bahçe ve Beşiktaş kariyeri şampiyonluklarla dolu. Milli takım formasıyla tarihimizin en büyük başarılarında hep o var. Dünya 3.’lüğü, Avrupa 3.’lüğü, 2000’deki Avrupa şampiyonası çeyrek finali..Barcelona gibi bir dünya devinde oynaması gibi. Bunların ötesinde kamplarda geçirdiği günleri da sayarsak toplam 120 kere milli olmuş bir sporcu olarak hayatının 1 yılını Ulusal takıma vermiş. Yaşattığın herşey için “Teşekkürler Rüştü.”-GÜRCİSTAN maçından sonra yeniden inşaa edilen milli takımın sağlam temeller üzerine kurulduğunu vurgulamıştım. Finlandiya maçı sonrasında bu fikrimde bir değişiklik yok. Duraklama hatta gerileme devrinden sonra milli takımı yeniden yükseliş dönemine geçiyor. Potansiyelimiz yüksek ve hayata geçirecek bir teknik kadro var. -ABDULLAH Avcı milli takım havuzundaki tüm oyuncuların neler verebileceğini görmek istiyor. Genç ve tecrübeli oyuncuları birlikte kullanarak dengeli karmalar ile bu özel maçları oynuyor. Gerçek bir değerlendirme yapabilmek için Portekiz ve Ukrayna maçlarını görmemiz daha sağlıklı olacaktır. Dün geceki savunma ideal defans kurgusu değil. Avcı’nın asıl sorunu sahaya çıkartacağı ideal 11’de.. Bu tatlı bir başağrısı ancak bazı oyuncularımız sahadaki performanslarıyla “Ben vazgeçilmezim” mesajını çoktan verdi bile.ARDA VAZGEÇİLMEZ-BUNLARDAN ilki Arda.. 2 asist yapan yıldız futbolcumuzun yeri her zaman hazır. 2 gole imza atan Burak Yılmaz için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. Emre tecrübesi ve kalitesiyle bu takımda her zaman yer bulur. Hamit tam hazır değil ama sahadaki varlığı bile fark yaratıyor. Nuri ve Selçuk İnan da vazgeçilemeyecek isimler. Defansif orta saha için de en büyük aday Mehmet Topal..Sağ bek için Gökhan Gönül, sol bek için de İsmail ve Hakan Balta fazlasıyla yeterli..-ABDULLAH Avcı stoper bölgesindeki ideal ikili ve forvetin sağındaki pozisyon konusunda ise net kararı sanıyorum bu özel maçlar sonrasında verecek.-A Milli Takım’ın son yıllardaki en büyük hastalığı kolay gol yemek.. Bunun tedavisi kısa sürede yapılabilecek bir şey değil. Çünkü ligimizde oynayan en kaliteli stoperler yabancı. Topa daha fazla sahip olan oyunu istediği gibi kontrol eden milli takımın böyle bir maçta Finlandiya gibi yaratıcılığı sınırlı bir takımdan 3 gol yemesi tabii ki düşündürücü. Kronikleşmiş bu rahatsızlığın bir kez daha ortaya çıkması bu sorunun çözülmesi açısından bir fırsat olmalı.

Devamını Oku

Sağlam temeller

25 Mayıs 2012

Bravo Abdullah Avcı’ya... Yeni bir Milli Takım inşaa etmek böyle olur. Slovakya karşısında yepyeni isimlerle skoru ikinci plana atarak Milli takım havuzundaki isimlerin performansını görmek istemişti. Nitekim o maçı kaybettik..Dün de yine aynı idealizm ile kendi programından ve planından vazgeçmedi. Milli takım forması için inandığı potansiyeli olan oyunculara şans verdi. İlk maçını kaybetmiş bir teknik adam olarak gününü kurtarmaya çalışmadı. Skoru değil milli takımın geleceğini düşündü. Nihayet milli formayı bazı oyuncuların ve kulüplerin tekelinden kurtardı.Genç oyunculardan kurulu, çoğu ilk kez birlikte oynayan, Hamit ve Nuri’nin liderliğinde bir 11 ile başladık. Gözümüz Greuter Fürth’de oynayan sol açık Sercan’daydı doğal olarak.. -Okan Buruk daha önce övgüyle söz etmişti. Ettiği kadar da varmış- İlk kez böyle uluslararası bir maç oynayan genç bir oyuncu için kolay değildi. Ama Sercan çok güvenliydi. Hamit’e yaptığı assist harikaydı. Dikkat çeken şey sahadaki oyuncuların hemen hemen hepsi fizik olarak güçlü kuvvetli yere sağlam basan isimlerdi. Gökhan Töre topla biraz fazla oynayıp çok forse etti ve çok da top kaybetti. Ancak stili bu. Daha ekonomik oynarsa verimliliği artacaktır. TOPAL KUSURSUZDUMustafa Pektemek, Nuri’nin golünde harika bir asist yaptı. Yardımlaşması Beşiktaş’taki oyununa oranla daha iyiydi. Guus Hiddink döneminde neden çağrılmadığını kimsenin anlayamadığı Mehmet Topal sezon yorgunluğuna rağmen hatasız oynadı.İsmail hücumda çok etkiliydi. Serdar milli takımda oynayabilecek potansiyelde olduğunu gösterdi. Stoper bölgesinde ise Abdullah Avcı, kafasındaki ideal ikili birlikte oynama deneyimi kazansın istedi. FIFA klasmanında 95. sırada yer alan, savunma ağırlıklı Gürcistan’ı yeni ve genç isimlere rağmen iyi oynayarak net bir skorla geçtik. Sonuçtan çok yıllarca bu formayı taşıyacak genç futbolcuların performansını ve potansiyelini görmek açısından önemliydi. Abdullah Avcı ve ekibi pragmatik değil idealist bir yaklaşımla sağlam bir inşaatın temellerini atıyor. Şunu unutmayalım temel sağlam olmazsa bina da sağlam olmaz.

Devamını Oku