DÜNYA futbolunun zirve noktası olarak kabul edilen Şampiyonlar Ligi finalinden daha fazlasını beklemek herkesin hakkıydı. Beklenen oldu ve maçın tamamı Bayern Münih ağırlıklı geçti. Chelsea savunmada kaldı ve rakibinin hatasını kolladı. Bu durum 2 takım arasındaki güç farkından çok Chelsea teknik direktörü Di Matteo’nun tercihlerinden kaynaklandı.-İTALYAN teknik adam savunmaya o kadar fazla odaklanmış ki bir defans oyuncusu olan Bertrand’ı orta alanın solunda oynattı. Buradaki amaç Lahm ve Robben’in oynadığı kanadı daha iyi kapatmaktı. Başarılı oldu.-İKİ takımın da özellikle savunmada önemli oyuncularının olmaması bireysel hatalar ile gollü bir maç beklentisi doğurdu. Bayern maç boyu rakip ceza alanında oynamasına rağmen özellikle Robben ve Gomez son vuruşlarda telaşlı olunca skoru bulamadı.-Bİtİme 8 dakika kala Müller’in golü Di Matteo’nun pasif futboluna hakedilmiş cezayı keserken Chelsea kalan sürede kabuğundan çıktı ve bir duran top sonrası Drogba’nın mükemmel kafa vuruşu ile beraberliği yakaladı. İlginç olan golden önce Heynckes’in duran toplara önlem olsun diye Van Buyten’i Müller’in yerine oyuna sokmasıydı.EN ZAYIF KADRO!-BAYERN evinde oynuyor, daha ofansif bir kadrosu var buraya kadar tamam ama Chelsea de böylesine abartılı defansif oynayacak, kendi yarı alanından çıkamayacak bir takım asla değil. Potansiyeli çok daha yüksek olan bir ekip. Uzatmada Drogba, Torres, Malouda, Mata ve Lampard gibi hücum silahlarıyla oynayan Chelsea, Müller’siz Bayern karşısında uzatmaya avantajlı başlayan taraftı. Fakat Drogba’nın kontrolsüz hareketiyle gelen penaltıyı Robben kaçırınca Bayern büyük bir fırsat tepti.-UZATMADA Chelsea gücü tükenen moralsiz Bayern’in üstüne gitmek yerine “0 risk” felsefesiyle penaltılara gitmeyi tercih etti. İlginç olan şu ki: Chelsea yıllarca uğruna savaş verdiği en büyük kupayı son yılların en zayıf kadrosuyla kazandı.
KUPA finalleri tek bir 90 dakika olması nedeniyle her zaman sürprizlere açıktır. Ancak dün son yılların en tek taraflı ve rahat geçen kupa finalini izledik. F.Bahçe ve Bursaspor arasında sahada büyük bir fark vardı ve bu da skora yansıdı. Orta siklet bir boksör ile ağır siklet boksör maç yapıyor gibiydi.-MORALSİZ ve yorgun olmasına rağmen F.Bahçe, Bursaspor’u adeta sahadan sildi. Bunun çeşitli nedenleri vardı. F.Bahçe’de top kullanma becerisi yüksek olan kaptan Alex, Emre Belözoğlu ve Cristian Baroni hiç baskı altında kalmadan top kullanma şansı buldular. Öyle ki Alex Türkiye’ye geldiği günden beri belki de rakip tarafından hiç rahatsız edilmeden en rahat maçını oynadı. İstediği şekilde oyunu kontrol etti, pas dağıttı, 3 tane asist yaptı, 1 gol attı.-YEŞİL-beyazlılar taç çizgisi kenarlarına kadar açılan F.Bahçe’nin oyun alanını enine kullanmasına çare bulamadı. Bu şekilde rahat pas yapan Kanarya, kanat bindirmeleriyle de oyunun yönünü istediği şekilde değiştirdi ve pozisyonlar buldu. F.Bahçe önde baskı yaparak rakibi yıprattı mı, hayır. Çok tempo yaptı mı, yine hayır.BÜYÜK USTA ALEX-YAVAŞ ama sakin ve akılcı bir oyunla oyun alanına çok iyi yayılarak, iyi, bol pas yaparak sezonun en rahat maçını oynadı. Öyle ki Yobo ve Gökhan Gönül gibi 2 önemli oyuncusu sakatlanıp çıktı ancak Bursaspor buna rağmen rakibini hiç zorlayamadı.-29 yıl sonra gelen kupa F.Bahçe için bir çok açıdan önemliydi. Kaybedilen şampiyonluk sonrasında gelmesi yıkılan moralleri düzeltti. F.Bahçe’de herkes mükemmele yakın oynadı herkes görevini fazlasıyla yaptı.-KAPTAN Alex gibi büyük bir usta bu başarının mimarı olurken F.Bahçe’deki harika kariyerine bir de Ziraat Türkiye Kupası ekledi. Doğrusu kaptana ve arkadaşlarına yakıştı da.-BURSASPOR ise büyük seyirci desteğine rağmen ne fiziksel, ne taktiksel ne de psikolojik açıdan bu finale hiç hazırlanamamış.
HATANIN telafisi olmayan bir final maçıydı. 2 takımın da tedirginliği bu yüzdendi. Öyle ki kalecileri yere yatıracak zorlayacak pozisyon bile olmadı. Beraberlik halinde şampiyonluğa ulaşacak G.Saraylı futbolcuların aklının köşesinden bu avantaj hiç çıkmadı. Özellikle de Elmander’in çıkmasından sonra sarı-kırmızıların hücumdaki etkinliği iyice azaldı. Necati kötü günündeydi. Riera etkisizdi. F.Bahçe orta alanı Selçuk İnan ve Melo’yu pasifize edince G.Saray oyunun kontrolünü rakibine kaptırdı. F.Bahçe daha çok pas yapmasına rağmen etkili olabileceği bölgeye topu sokamadı.‘SORUMSUZ DIA’MAÇTA mücadele çoktu ancak beceri azdı. Alex ve Gökhan Gönül’ün yokluğunu fazlasıyla hisseden F.Bahçe kalabalık G.Saray savunması arasında 1-2 kez Dia ile beceri sergilemeye çalıştı.Şampiyonluğu hakeden 2 takımın Süper Finali’nde kalitenin bu kadar düşük seviyede kalması şaşırtıcıydı. Hatta sezonun en kötü oyununu oynadılar dersek sanırım haksızlık yapmış olmayız.Hatanın telafisi olmayan maçta en büyük hatayı Issiar Dia yaptı.ŞAMPİYONLUK maçında sarı kartı varken hakem kararını protesto ederek topa vurması o dakikaya kadar elini cebine atmaya çekinen Cüneyt Çakır’ı bile çaresiz bıraktı. F.Bahçe 10 kişi kalmasa işler Aykut Kocaman’ın istediği gibi gidiyordu. G.Saray pasifti ve Alex hamlesiyle son bölümde baskısını arttırarak golü bulabilirdi. F.Bahçe dünkü maçı kazanamayıp şampiyonluğu kaybettiyse bunun 1 numaralı sorumlusu “sorumsuzca davranan” Issiar Dia’dır.34 haftalık sezonu 9 puan farkla lider bitiren, Süper Finalde son 3 maçta formu düşen G.Saray dünkü finalde de kötü oynamasına rağmen hakettiği şampiyonluğu almayı başardı.BAŞTA Fatih Terim olmak üzere bu Şampiyonlukta emeği geçen herkese tebrikler. 40 haftalık emeği ve alın teriyle şampiyonluk yarışını son saniyeye kadar kovalayan F.Bahçe de büyük bir alkışı haketti.
ARDA ilk sezonununda İspanya’da böylesine büyük bir kupayı kaldırarak önemli bir başarının parçası oldu. Takımın önemli oyuncularından birisi olarak dünyanın gözleri önünde kupayı kazanmak ve Türk bayrağıyla orada tur atması hepimizi gururlandırdı.ARDA’NIN özellikle fiziksel olarak çok ciddi ilerlemeler kaydettiğini söylemek rahatlıkla mümkün. Sadece bu bile orayla, burasının farkını göstermek için yeterli. Orada bir yerlere gelebilmek için ya da yerini koruyabilmek için çok çalışmak şart. Türkiye’deyken Arda çalışmadan yıldızdı.ARDA gittiği zaman eleştirenler, çamur atanlar oldu. ‘Keşke G.Saray’dan daha büyük bir kulübe gitseydi’ diyenler çıktı. O kişiler Arda’yı yıpratmak için, üzmek için adeta kampanya yürüttüler. Ama Arda herşeye rağmen takımını Avrupa’da zirveye çıkardı. Futboluyla ilgili zaten söylenecek birşey yok. Kalitesi ortada. O takımın bir parçası olduğu, saha içinde de dışında da çok net gözüküyor.
G .SARAY’DA bir düşüş var. 1 haftada 3 maç oynamak ve aylardır aynı 11 ile oynamak sarı-kırmızılı takımı yıpratmış. Dün arzulu ve coşkulu başlayan G.Saray, kornerden Melo ile golü de buldu. Türkiye’nin en organize ve iyi savunma yapan takımı, bir başka duran top ve Almeida’nın ters kafa vuruşu ile gelen 2-0’a rağmen evinde 50 bin kişi önünde maçı kazanamıyorsa bir şeyler eksik demektir.İLGİNÇTİR G.Saray’ın Süper Final’de attığı gollerin %70’i duran toptan. Bu tartışmasız bir başarı.. Selçuk İnan’ın başarısı. Ancak Fatih Terim’in irdelemesi gereken şey bu seviyedeki bir takımın oyun içindeki ataklarda gol bulmakta neden bu kadar zorlandığı..SARI-kırmızılı takımın 2 forveti Elmander ve Baros’un Süper Final’de henüz golü yok. Bu ciddi bir sıkıntı. Forvetlerin formsuz olursa ve skor üretemezse sonuca gitmekte de zorlanırsınız. Özellikle de iç saha maçlarında...CESUR HAMLELERLİGİN en güçlü ve organize takımı G.Saray’ın Süper Final’de evinde oynadığı 3 maçı da kazanamamasının nedenlerinden biri de bu. Forvetlerin formsuzluğu ve durgunluğu.. Son bölümü santrforsuz oynama düşüncesi de bu beraberliğe davetiye çıkardı.6 gün süre psikolojik ve fiziksel açıdan toparlanmak için yeterli. 3 skordan 2’si G.Saray’ı şampiyon yapacak. Sarı-kırmızılılar bunun bilincinde olmalı.BEŞİKTAŞ 2-0 geriye düşmesine rağmen maçı bırakmadı ve ikinci yarıdaki müthiş futboluyla beraberliği yakalamayı başardı. Arena’da G.Saray karşısında tek bir devrede 5 gol pozisyonu üretmek başka bir takımın gerçekleştirebileceği bir şey değil. Tayfur Havutçu cesur değişikliklerle Fernandes ve Simao’yu oyundan alıp Mustafa ve Holosko’yu oyuna sokarak 4-3-3’e daha yatkın bir formül buldu. Çünkü Holosko, Simao’nun hiç bir zaman yapmadığını yaptı ve ters kanattan gelen ortaya kafa vurdu. 2. yarıda harika oynayan Quaresma, G.Saray savunmasını çok zorladı ve pozisyonlar üretti. Beşiktaş’ın 2’nci yarı oynadığı futbol sadece maçı kurtarmadı takımın gerçek potansiyeli ile ilgili de önemli fikir verdi.YILDIRIM YETENEKLİSİN AMA!BEŞİKTAŞ önde baskı yapıp cesaretle rakibinin üstüne gittiği zaman her takımı zor durumlara düşürebiliyor. Bunun için ille de yenik duruma düşmesi mi lazım? Tayfur Havutçu’nun da artık bu gerçeği görmesi şart.SON cümle de Bülent Yıldırım için.. Kimin şampiyonluğa oynadığı seni neden bu kadar ilgilendirdi onu anlayamadım sevgili Bülent? Yetenekli bir hakemsin, kaç tane derbi yönetme şansı buldun veya bulacaksın? Senin işin ortada maç yönetmek.
BEŞİKTAŞ Süper Final’deki ilk galibiyetini alırken aslında çok da zorlanmadı. Siyah-beyazlılar biraz daha güvenli olsalar çok daha farklı bir neticeyle kazanabilirdi.FİZİK, kalite ve tempo olarak 2 takım da çok düşüktü. Genel görüntü böyle olunca Beşiktaşlı Veli ve Ernst sahanın en iyi 2 oyuncusu olarak öne çıktı. Bireysel beceri sergileyecek oyuncular içerisinde Alex, takımını 10 kişi bırakacak kadar kötü oynarken Quaresma, Almeida’nın attığı golün hazırlayıcısı oldu. Simao 2 gollük pas verdi. Fernandes’in kötüsü bile zaman zaman parladı.İŞİN doğrusu Beşiktaş dün akşam çok iyi oynadığı için değil F.Bahçe çok kötü olduğu için kazandı. Sarı-lacivertli takımda savunma arkasına koşu yapacak tek bir oyuncu bile yoktu. Orta alanda, yana ve geriye yapılan amaçsız ve yavaş pas oyunu Beşiktaş’ın işini kolaylaştırdı.FUTBOLDA artık amatör takımlar bile savunmada pozisyon almasını biliyor. Savunma arkasına yapılacak koşular çok önemli. Beşiktaş’ta Fernandes, Almeida, Veli ve Holosko bu koşularla net pozisyonlara girdi. F.Bahçe ise bunu yapamadı.ERNST 1 YIL DAHA KALMALIAYKUT Kocaman, hem G.Saray deplasmanında hem de Kadıköy’deki Beşiktaş maçında takımının kötü oyununu iyi analiz edememiş. Sadece mücadele ederek, hiç futbol oynamadan 2 maçı da kazanmaları Aykut hocayı yanıltmış. Aksi takdirde cezası biten Emre’yi ilk 11’de sahaya sürerdi ve 2 maçtır hiç iyi futbol oynamayan takımını hareketlendirmeye çalışırdı. Dün mücadele de düşük seviyede kalınca F.Bahçe’nin puansız ayrılması kaçınılmaz sondu.BEŞİKTAŞ kazandı ama gerçek potansiyelinin çok altında. Ernst, Veli ve Quaresma fizik olarak arkadaşlarının önünde göründü. İbrahim ve Egemen kendilerini çok da zorlamayan F.Bahçe forvetine pozisyon şansı vermedi. 45 gündür galibiyetsiz kalmak güven kaybı da getirmiş. Bu durum pas ve tercih hatalarını da beraberinde getirdi.BEŞİKTAŞ, F.Bahçe’yi yenerek hem formasının onurunu kurtardı hem de şampiyonluk yarışının seyrini değiştirdi. Futbolcular ve yeni yönetim bu galibiyetle bir nefes almış oldu.BİR de son söz: İlerleyen yaşına ve kulüpte biriken alacaklarına rağmen sorumluluk duygusuyla sahada her maçta tüm gücünü ortaya koyan Fabian Ernst bu karakterli duruşuyla en az 1 yıl daha Beşiktaş forması giymeyi hakediyor.
SÜPER Final’deki F.Bahçe ve Trabzon maçlarında mükemmele yakın futbol oynayan G.Saray dün sahada yoktu. Bu kadar formda, güçlü ve istekli bir takımın 4 günde bu kadar farklı bir görüntü vermesi şaşırttı.-G.SARAY 4 gün önce rahat yendiği Trabzon karşısında ilk 60 dakika üretkenlikten uzaktı. Halbuki 4 gün önce ki maçın ilk 60 dakikasında 4 gol bulup bir çok kez de gole yaklaşmıştı. Evet bu kez Trabzon silkinmek isteyen çok daha dirençli bir takım görüntüsündeydi ama asıl sorun G.Saray’ın kendisindeydi.-ELMANDER hâlâ eski Elmander değil, buna yıpranmış bir Melo ve temposu düşen Selçuk da eklenince G.Saray hücumda zorlandı. Cim-Bom’un zaten süper becerilere sahip yaratıcılık fışkıran bir hücum yapısı yok. Fiziksel olarak üstünlük kuramayıp, tempo düşük kalınca gol şansı da duran toplara kaldı.AVANTAJI BİTTİ-G.SARAY’IN maçın son bölümlerinde baskıyı kurduğu dakikalarda Riera’nın tercih edilmesi daha isabetli olurdu. Sağ kanadı Aydın ve Eboue ile etkili kullanan sarı-kırmızılılar, sol kanatta pasif kaldı. Riera belki 90 dakika yüksek tempo oynayacak güce sahip değil ancak son 20 dakika tecrübesi ve becerisiyle istenen üretkenliği getirebilirdi.-TRABZON’UN 2 kez Burak ile kaçırdığı net fırsatlar ve özellikle açık alandaki yanlış pas tercihleri olmasa bordo-mavililer Arena’dan 3 puanla da dönebilirdi.-ZORUNLU Mustafa-Glowacki değişikliği de Trabzon’un defansif oyununda bordo-mavililerin ekmeğine yağ sürdü. Polonyalı stoper 3 aydır oynamamasına rağmen başarılı bir oyun ortaya koydu.-LİGİ domine eden, Süper Final’de 3 maç iyi oynayan G.Saray, 4. maçın sonunda büyük avantajını yitirdi. Ancak lig şampiyonluğu konusunda henüz kaybettiği bir şey yok. Önemli olan bu puan kaybının psikolojik bir travmaya dönüşmemesi.-KARŞILAŞMANIN hakemi Tolga Özkalfa ise zorluk düzeyi yüksek maça çok hakim olamadı.
FUTBOL kalitesi açısından bakarsak kimseyi tatmin edecek bir oyun olmadı. 2 takım da hücum üretkenliğinden uzaktı. Gol pozisyonu ise yok denecek kadar azdı. Taktik maçında mücadele gücü daha yüksek olan F.Bahçe duran toptan bulduğu 2 golle kazandı.-SON dönemlerin moda ifadesi ile “kırılma anı” ise Stoch’un attığı goldü. Bu gol Rüştü gibi deneyimli ve büyük bir kalecinin yememesi gereken bir goldü. F.Bahçe 1-1’i bu kadar erken bulamasa daha da fazla risk alacaktı. Zira sarı-lacivertliler 2. yarının ortalarından itibaren oyundan düştü. Kontrolü kaybeden F.Bahçe orta alanda çok pas hatası yaparken savunmada Beşiktaş’a geniş alanlar vermeye başladı. Bu noktada 2. gol geldi.-FUTBOLDA küçük detaylar çok önemli. Hilbert’in ayağı kayıp düşüyor ardından Egemen dengesiz bir kafa vuruyor ve kornere giden top Egemen’in kendi ağlarına gönderdiği bir başka dengesiz kafa vuruşu sonrasında golle sonuçlanıyor. Bu seviyede yapılmayacak hatalar bunlar. F.Bahçe’yi Beşiktaş’tan ayıran en önemli fark bu. F.Bahçe bu tip hatalar yapmıyor. Kötü de oynasa kazanmasının nedeni bu.-ARZU ve konsantrasyonunuz düşük olursa bu basit görünen detaylar ile da kaybeden hep siz oluyorsunuz. Süper Finalde 3 maçta 0 puan alınmasının sebebi de bu. Beşiktaş oyun olarak rakiplerini çok gerisinde kalmadı ama kendisine gelen 3 derbiyi de kaybetti.BEBE YANLIŞ TERCİH-TAYFUR Havutçu taktiksel olarak rakibi kitlemiş gibi gözükebilir. Ancak Emre, Alex ve Sow’un yokluğu F.Bahçe’nin hücum gücünü olumsuz etkilediği gerçeğini gözardı edemeyiz. 2. yarıda yorulan ve sürekli top ezmeye başlayan Edu, F.Bahçe savunmasının en büyük yardımcısıydı. Arkadaki alanlara koşu yapacak bir oyuncu şarttı. Havutçu, Bebe’yi bu işi yapabilecek oyuncu olarak tercih etti. Ancak çok fazla maç eksiği olan Bebe’nin de yanlış tercih olduğu aşikardı.-2-1’DEN Beşiktaş’ın gole ihtiyacı varken dar alanda beceri gösterebilecek 2 oyuncu Quaresma ve Simao’yu çıkarıp Mehmet ve Pektemek’i oyuna sürmek de çok anlamsızdı.-İSMAİL, Ernst ve İ.Toraman Beşiktaş’ın en iyileriydi. Quaresma ve Veli diri istekli ve çalışkandı. F.Bahçe’de ise Cristian, Yobo ve Volkan çok başarılıydı. Herkes çalışkandı. Hakem Halis Özkahya kariyerinin ilk derbisinde pozisyonlara yakındı. Ancak bu kadar faullü oyuna izin vermemeliydi. Sahadaki tek otoritenin hakem olduğunu zaman zaman gösteremedi.