ALMANYA’NIN en önemli özelliklerinden biri yüksek tempoda oynayan bir takım olması. Ancak Almanlar gerek Portekiz karşısında gerekse de dünkü Hollanda karşılaşmalarında tempoyu çok yükseltmeden, 3 puan için fazla çırpınmadan oynayarak, adeta ter atarak kazanmayı başardılar.
BİREYSEL olarak Müller, Podolski, Lahm ve hatta Mesut Özil bile henüz istenen seviyede değil. 2010 dünya kupasındaki tempolarını ilk 2 maçta bulamadılar. Bir kulüp takımı gibi kadro istikrarına sahip olmaları, saha içi organizasyonları ve uyumları kazanmaları için yetiyor. Eleme gruplarında 10’da 10 Avrupa Şampiyonasında da 2’de 2 yapan bir takımdan söz ediyoruz.
HOLLANDA ise forvet hattında ve orta alanda çok özel oyunculara sahip olmasına rağmen savunma 4’lüsünün yetersizliğinin kurbanı. Van der Wiel-Heitinga-Mathijsen-Willems savunma 4’lüsü Türkiye Ligi’nde bile şampiyon olmak için yetmez. 1’i veya 2’si değil 4’ü de yetersiz. Hollanda’da Van Bommel ve De Jong ikilisinin hücuma fazla destek olmamaları tüm yükü Robben ve Sneijder’e yüklüyor.
NEDEN AFFELAY?
ALMANYA Wesley Sneijder’i iyi kapatınca da Hollanda hücumda çözüm üretmekte zorlandı. Sakatlıklar yüzünden geride kalan sezonda hiç oynamayan Affelay tercihi ise çok çok anlamsız. Hollanda 2. yarıdaki düzende oynamak zorunda. Nitekim Huntelaar girdikten sonra Van Persie’nin de etkinliği arttı.
HOLLANDA’NIN golüyle maç 2-1 olduktan sonra Almanya skoru korumak için oyunu kendi yarı alanında kabul etti. Portakalların eve dönme endişesi ile de birleşince bu görüntü son derece doğaldı. 2 asist yapan Schweinsteger, 2 güzel gol atan Mario Gomez ve stoper Hummels Almanya’da öne çıkan oyuncular oldu..
BENİM için turnuvanın 1 numaralı favorisi olan Almanya henüz istenilen seviyede olmamasına rağmen 2 güçlü rakibini de yenerek 2’de 2 yaptı. Ancak bu oyun şampiyonluk için Almanya’ya yetmez. “Die Mannschaft” üstüne koyarak yoluna devam edecektir.
Ekşi Portakal
Haberin Devamı

