Kalite olarak beklenenin çok altında bir derbiydi. Pozisyon zenginliği, yaratıcılık, taktiksel zekâ, oyun akıcılığı, ritm ve tempo yoktu. Hatta mücadele ve sertlik bile beklenenin altındaydı. Duran toplar veya ceza alanı dışından şutlar ile 2 takım hücum bölgesinde etkili olmaya çalıştı.G.Saray’ın ofansif açıdan belki en ‘yoksun’ ve ‘yoksul’ maçıydı. F.Bahçe beklenenden çok topa sahip oldu ancak Sow’un yanına Kuyt’tan başka destekçi sokamadı.İLK gol Bekir’in talihsizliği kadar sakarlığı ile geldi. Bu seviyedeki bir stoper alnı ile o noktada topa vurmaz. F.Bahçe’nin golü ise tamamen Riera’nın hatası. Bir savunma oyuncusu topu ortaya, gol bölgesinin içine doğru uzaklaştırmaz. Keza aynı hatayı 2. yarıda yine yaptı ve Topal topu dışarı attı.Selçuk frikikte topu iyi yere gönderdi fakat Volkan’ın kurdurduğu barajda hata var. Oraya kurduruyorsan diğer tarafta duracaksın. Top terse giderse golü yersin. Çünkü top barajın üzerinden değil yanından gitti.BARONI’NİN YERİ YANLIŞ!HATALAR dışında maçta organize bir atakla veya beceri ile ortaya çıkan bir pozisyon yok. G.Saray’ın o meşhur önde baskılı oyunu da yoktu. F.Bahçe’nin pas yapmasına çoğu zaman izin verdiler. Burak ve Umut hiç ortada görünmedi. Topla bile buluşamadılar. Evinde oynadığı derbiler içinde belki de en kötü G.Saray buydu. Ancak F.Bahçe’nin hücum gücü o kadar zayıf ki, 10 milyon Euro’luk Meireles ile Topal’ın ofansif alanda takıma hiç bir katkıları yok. İddia ediyorum, beğenilmeyen Baroni ikisinden de daha aktif ve etkili, sadece oynadığı bölge yanlış...FİZİKSEL kalite açısından biraz daha güçlü oyunculara sahip G.Saray, evinde oynamanın da avantajı ile derbiyi kazandı bu derbiyi. F.Bahçe için ise şunu söylemek lazım: TT Arena’ya gelen Anadolu takımları bile onlardan daha çok pozisyon buluyor.G.SARAY kendi kalitesinin ve agresifliğinin altında bir oyun oynamasına rağmen aldığı bu galibiyetle puan farkını 5’e çıkartarak lig yarışında önemli bir ajantaj yakaladı.HAKEM Halis Özkahya zorluk derecesi yüksek derbiden alnının akıyla çıktı. Eyyam yapmadı. Pozisyonlara hep yakındı.
Sarı-lacivertliler artık daha az pozisyona giriyor ve gol sayıları da düşük. ‘10’a özel 4-2-3-1 değil deKuyt ve Sow’u daha etkili kılacak farklı bir diziliş bulmak şart.Görünen o ki Alex sonrası F.Bahçe daha az pozisyona giren, daha az gol atan bir takım. Estetik ve yaratıcılık açısından da daha geride. İstatistiksel analiz yapıldığında Alex sonrası öne doğru değil de daha fazla yana ve geriye pas yapıldığı rakamlara yansıyor. Topa sahip olma oranlarında azalma var. Ortadan hücumlarda gerileme var. Kanatlar daha fazla kullanılıyor. Koşu mesafelerinde ise artış var ve sarı-lacivertli takım rakipten daha fazla top kazanıyor. Ancak top kazanan oyuncular savunma 4’lüsü, Meireles ve Mehmet Topal. yani Alex’in yerine oynayan Cristian değil.ALEX’İN takım savunmasında yarattığı düşünülen handikap verilen pozisyon sayısına bakınca da tamir edilmiş değil. Alex’e özel olan 4-2-3-1 değil de, hücumda Sow ve Kuyt’ı daha etkin kılacak farklı bir formasyon daha akılcı bir çözüm olacak gibi duruyor.Dünya derbisiYILLARDIR aynı klişeler: “nefesler tutulacak, hayat duracak, dünyanın en büyük derbisi vs.” Yüzlerce derbi gördük. Ne hayat durdu. Ne de hayatın anlamı değişti. Şampiyonu belirleyen derbiler oldu. Hayat devam ediyor. Daha ligin 16’ıncı haftası. Sadece 3 puanlık bir maç. Ötesi yok. Kazanan 3 puan, prestij ve moral elde edecek. Daha fazlası yok. Kitlelere, gençlere “ölüm kalım maçı” algısı yaratmak anlamsız. Kaybeden yolundan kesinlikle sapmayacak.AYRICA unutmayalım dünyanın herhangi bir ülkesinde derbiyi yayınlayan bir televizyon kanalı da yok.Derbi maçın hakemi1 hafta öncesinden başladı tartışma: “Derbinin hakemi kim olacak?”. Biri diyor şu olsun, öbürküsü bu olsun... Ahmet olmuş, Mehmet olmuş ne farkedecek ki? Biri yönetecek.Burada amaç farklı. Hep eskiden kalma kurnaz oyunlar. Hakemi etki altına alma çabası, baskı kurma çalışması.İŞİN kolay değil Halis kardeş. Gördüğünü çal, cesur ol. Kuralları uygula, otoriter ol. Ne derler diye düşünme. Kulaklarını tıka işini yap. Maçın önüne çıkma. Futbolun bir parçası olduğunu unutmadan oyuna ve oynayana değer ver. Şansın açık olsun.Gırtlağa kadar fanatizmGEÇEN hafta yazdım. Mevcut düzen fanatizme hizmet etme üzerine kurulu. Bu hafta da örneklerini gördük. Galatasaray-Beşiktaş tekerlekli basketbol maçında yaşananlar skandal ötesinde utanç verici. Hayatın ne olduğunu ve dünyaya neden geldiklerini bile anlayamayacak kadar primitif olanlara zaten bir şey anlatamazsınız. Anlamazlar. Olay çıkartmışlar çok mu?Ya Karşıyaka-G.Saray basketbol maçında olanlar? Ufuk Sarıca’nın takımı Karşıyaka’nın alınteri, mücadelesi alkışı hakediyor. Fakat soruyorum: O maç sportmen bir ortamda devam etseydi, olay çıkıp oyun durmasaydı G.Saray 8-10 sayı önde götürdüğü maçı kaybeder miydi?Kartkolik BeşiktaşBEŞİKTAŞ’IN kart sorunu devam ediyor. Bu sezon geride kalan 15 haftada 46 sarı kart ile ligin en çok sarı kart gören takımı Beşiktaş.. 2010/11 ve 2011/12 sezonlarında da ligin toplamda en çok kırmızı kart gören ekibi siyah-beyazlılardı. Buna mukabil Beşiktaş ligin en çok faul yapan takımı değil. Oyuncuları centilmenlik dışı abartılı bir duruş da sergilemiyor. Peki bu rakamlar ne anlatıyor?- BEŞİKTAŞLI futbolcular çok kontrolsüz ve kartlık faulü çok yapıyorlar.- HAKEMLER Beşiktaş’a kart çıkartırken daha rahat davranıyor.
BEŞİKTAŞ savunma güvenliğini bir türlü sağlayamıyor. Bir futbol takımı hele hele ‘büyük’ takım bu kadar kolay gol yemez. 1 değil 2 tane hiç yemez. Her maç, her hafta kalesinde bu kadar tuhaf ve kolay goller görüyorsa ve bunun analizini yapıp çözüm üretemiyorsa asıl sorun burada demektir.BÜYÜK takımların büyük kalecileri olur. Bu kaleciler gün olur sana maç kazandırır. Beşiktaş’ın kalecileri maaşallah istikrarlı bir şekilde kaybettirmekle meşgul.CENK maça çok kötü başladı. Devamında iyi oynadı. İyi oynamasa daha farklı da bitebilirdi. Samet Aybaba’yı eleştirmek yanlış ve art niyetli olur. Çünkü elindeki kadro dar. Fazla seçenek yok. Rotasyon yapamıyor. Oyuna müdahale edemiyor.ANCAK kendi transfer ettiği Olcay’ı Messi ile mukayese etmesi ve ironi yapması bile manidar. Çalışkan bir futbolcu. Hepsi bu kadar. Fazlası yok. Abartıya hiç gerek yok. Filip Holosko da o kadar çalışıyor, koşuyor. Üstüne her maç gol atıyor. Asıl övgüyü hak eden Holosko..TEBRİKLER ÖZDİLEK’EOĞUZHAN konusuna gelince... 20 yaşındaki bir futbolcu oynadığı her maçta asist yapıyor ve gol atıyorsa o oyuncu büyük övgüye layıktır. Bırakın Beşiktaş’ı ligde Oğuzhan’ın ofansif bölgede yaptıklarını yapan kaç orta saha oyuncusu var?2. yarıdaki oyun ve çaba beraberliği kurtarmaya yetmedi. Elenmenin nedeni maçın başında yenilen 2 basit gol. Ligin zirvesindeki güçlü bir takım karşısında deplasmanda 2-0 geriye düşüp maçı çevirmek kolay değil.BEŞİKTAŞ kupada yok. Lige tekrar dönebilmesi için G.Birliği’ni yenmesi şart. Oğuzhan cezalı. Fernandes’e şiddetle ihtiyaç var.TOLGA Özkalfa dünkü maçta sarı kart rekorunu kovaladı. Dün 7 sarı kart gören Beşiktaş zaten ligin de en çok sarı kart gören takımı. Kartlar doğru-yanlış tartışmıyorum. Tolga Özkalfa dünkü kart coşkusunu acaba diğer maçlarda niye gösteremiyor? Hangi maçta kime kaç kart göstermiş? Kime göstermemiş? Ben yazmayayım kendisi açsın baksın. Ya da sizler bakın.MEHMET Özdilek’in takımı lig ve kupada dolu dizgin gidiyor. 820 bin Euro’luk transfer harcamasıyla bunu başardığı için tebrikler.
OLAĞANÜSTÜ bir mücadele ve adanmışlık vardı sahada Beşiktaş adına dün akşam. Bakmayın kazanamadığına. Rakip Eskişehir ligin en kaliteli hücum yapan ekiplerinden biri. 27 gol atmış, kolay pozisyon üreten, pas yapan harika bir takım...BEŞİKTAŞ, o Eskişehir’e 86 dakika pozisyon vermedi. Sıradışı mücadele gücü, arzu ve konsantrasyonla yaptı bunu. Fedakarca takım ruhu ile oynadı siyah-beyazlılar. Takımdaki herkes ciğeri patlayana, adelelerine kramp girene kadar koştu.OĞUZHAN FARK YARATIYORMÜCADELE gücünün ve savaşçılığın dışında akılcı bir taktikle kendi zayıflıklarını bertaraf eden rakibin zayıflıklarından faydalanan bir Beşiktaş vardı sahada. Savunmada yardımlaşan, hücuma çok hızlı çıkan ve pozisyonlar üreten bir Beşiktaş.HOLOSKO şu anda ligin en faydalı oyuncusu. En çok koşan ismi. Üstüne üstlük 15 haftada 7 gol attı 4 asist yaptı. Fernandes yok ama en az o kadar kaliteli asistler yapan bir Oğuzhan var. İddia ediyorum bugün itibarıyle ligin ofans bölgesinde en akılcı, kalite kokan işlerini yapan oyuncusu o. Orta saha oynuyor. Atıyor, attırıyor, yönlendiriyor..FİZİK olarak ligin en güçlü orta saha oyuncularından biri Necip var. Sürekli basan ve top kazanan. Kazandığını da artık olumlu kullanan.HILBERT’İN enerjisi ve temposu mükemmel. Rakibe pozisyon verilmeyen bir maçta Eskişehir’in kazandığı penaltı tamamen Necip’in acemiliği ve yorgunluğundan. Eskişehir’in bitime kısa süre kala gelen penaltısı Beşiktaş’ı paniğe itti.GENÇ ERKAN NE YAPSIN!KABUL edelim ki Aybaba’nın elinde oyuna müdahale yapabileceği oyuncu yok. Kulübe çok zayıf. Buraya kadar tamam. Beşiktaş’ın en büyük dezavantajı bu. Hal böyle iken hiç dokunma o zaman hoca. Oyuna ısınmış iyi oynayan, maçı yaşayan Holosko’yu ve Olcay’ı çıkartma. Erkan, Holosko’dan fazla ne yapabilir ki? Toy bir oyuncu. Savunmacı değil. Şu ana kadar hangi maçta sokmuşsun da ne yapmış? Ordu maçında son 5 dakika girdi, sarı gördü, gereksiz faullerle duran top şansı verdi. Dün de sarısı var. 4’e 2 giderken acemice ofsayta düştü. Batuhan’ı topu tutsun diye soktun veya duran topu savunsun diye. İlle de korumayı düşünüyorsan Escude’yi sok. 3 stoper yap. Önde Holosko-Almeida, arkalarında Oğuzhan’la yine çıkarsın.HAKEM MÜKEMMELDİALMEIDA’NIN taç çizgisindeki hatası da büyük. Kornere doğru gitse belki maç bitecek, kendi kalesine doğru dönüyor, kaptırıyor. Dönüşünde gelen gol ile Eskişehir son dakikada beraberliği yakaladı.G.SARAY, G.Antep, Trabzon, Bursa ve Eskişehir maçları avucunun içindeyken bu 5 maçta 13 yerine, 4 puan almışsan bu tesadüf ve şanssızlıktan öte bir şey.HAKEM Barış Şimşek dün gece oyunu gereksiz yere kesmeden, mükemmel bir maç yönetti. Eskişehir’in penaltısında ve Hilbert’in aldatmaya yönelik hareketindeki kritik kararları da doğruydu. Bravo, böyle devam et Barış Şimşek.
Türkiye’de spor medyası günden güne bozuluyor. Doğru konuştuğu zaman dışlanan kulüp yazarları var. Eyyamcılık bir virüs haline gelmiş durumda. Buna karşıysan düşman olursun.EDYANIN görevi yandaş ve taraftar olmak değil gerçeği aramak, doğruyu göstermek ve tarafsız olmak... Türk Spor medyası ne yazık ki gün geçtikçe daha kötüye gidiyor. Kulüpler ve onların yandaşları var. Kulüplerin fanatikleri ve yöneticileri medya içinde de şüreka arıyor. Sorun sadece bu değil. Toplumdan sanki böyle bir talep varmış gibi bir algı var. Halbuki bunu isteyen gerçek sporsever değil, sadece fanatik kesim. Sistem sanki fanatizme hizmet için kurulmuş durumda. Kulüp yazarları, kulübün istemediği haberi yazamayan (yazarsa dışlanan) muhabirler, gerçeği çarptıran, gizleyen veya doğru konuştuğu zaman “düşman” ilan edilen yorumcular.BİZDEN olanlar, olmayanlar, karşı cephe ve düşmanlar. Aşırı derecede hastalıklı bir düzen var...EYYAMCI OLMALISIN!Sadece medya değil futbolumuzda sadece Türkiye’ye mahsus bir eyyam düzeni var. Eyyam artık yadırganmıyor. Kabul görüyor. Sistematik bir şekilde virüs gibi nüfuz etmiş beyinlere. Eyyamcı değilsen pürüzsün. Dışlanıyorsun. Kuralın değil eyyamın peşinden gitmelisin. Doğrular ve kurallar eyyamın işine geliyorsa kabul görür. Yoksa görmez. Hakemler eyyam yapmalı, yorumcular eyyamcı olmalı. Futbol Federasyonu ve kurulları da öyle.KİMİN sesi daha fazla çıkıyorsa, kimin şürekası daha güçlü ise eyyam ve sistem ona hizmet ediyor. Sıralama böyle. Bu sıralamayı herkes biliyor. Kavganın büyüğü eyyam pastasından daha fazla pay almak için.EYYAMA karşı isen seni düşman ilan ediyorlar. İster gazeteci ol ister televizyoncu istersen hakem... Maç anlatan spikerlerin bile işi çok zor. Bırakın yorumu onlardan da eyyam ve yandaşlık bekleniyor. Zaten sadece futbolcu ismi söyleyip, gol olduğunda çok bağırmaları bekleniyor. Yorum yapmaları yasak. Halbuki kural bile bilmeyen adamlar çıkıp yorum yapıyor. Hukuk bilmeyen adamlar çıkıp hukuk konuşuyor. Problem yok. Çünkü sistem ve düzen böyle.HAKEMSEN İŞİN ÇOK ZORHAKEMSEN işin en zoru. Sesi çok çıkan, medyada çok yandaşı olan bir kulübün aleyhine hata yaptıysan yandın. Seni hemen asıyorlar. Arkanda duran yok. MHK bile eyyama hizmet etmek zorunda çünkü. Maç alamamaya başlıyorsun. Gelirlerin azalıyor. “En iyisi, ben de eyyama hizmet edeyim” zihniyeti makbul oluyor. Kırmızı kartlar çıkmamaya başlıyor. Sarılar çift sarıya dönmüyor. Bırak hakem kardeşim, kazansınlar. Sana ne? Sen mi kurtaracaksın Türk futbolunu? Bu düzen değişmeli...*****Büyük balık küçük balığı yemeliA.GÜCÜ’NÜN buz gibi golü güme gitmiş, Adanaspor’un aleyhine hayâl mahsülü penaltı verilmiş. Bakalım bu hakemler kaç maç ceza alacak? Büyüklerin canı yanınca olay, büyükler hata ile kazanıp küçüklerin canı yanınca ses yok. Beşiktaş ofsayttan gol atmış, Mehmet Topal kırmızıyı görmemiş. G.Birliği oyuncusu Trabzon’a karşı ağır bir kararla atılmış. Oh ne güzel. Devam... Çoğunluk mutlu çünkü önemli olan bu değil mi?*****Virüsün etkileriÖYLE bir noktaya geldik ki. Eyyam düzeni beyinlerin çalışma şeklini bile değiştirdi. Bakış açıları farklılaştı. Her şey otomatikleşti. Şirin gözükmek zorundasın çünkü. Kulüplere şirin görünmeyi anladık da.. Bir de şahıslar var mesela. Fatih Terim’e şirin gözükmek eskiden beri pek bir moda. Manchester United B takımıyla gelir. Derler ki, “Yedek takımla gelmeleri bizim için dezavantaj.” Son dönemde Beşiktaş, F.Bahçe ve G.Saray, Manchester United’ın yedek takımını yendi. Ne var bunda ? Neden bunu kabul etmiyoruz? Çünkü aksini söylersen başarıyı küçültmüş veya gölgelemiş gibi algılanırsın.HER şey zaten ortada değil mi? Fatih Terim’in başarıları... Kariyeri... Şu andaki çizgisi. Bunları inkâr eden mi var? İnanın Fatih hocanın böyle bir beklentisi yok. Beklenti, ‘kraldan çok kralcı’ olanlarda.EN aklı başında adamlar bile Elazığ-G.Saray maçından sonra.”E hakem penaltıyı vermiş, kırmızıyı da göstermiş, yok artık penaltıyı da tekrar ettirmez, kural öyle dese bile zaten ettiremez.” diyor. (Hakemler kalecilere tüm dünyada biraz tolerans gösteriyor. Ben bilmiyor muyum? Ancak Melo daha atış kullanılmadan 1 metre öne çıkmış ve bekliyordu. O pozisyon sıradan değil çok istisnai ve abartılı bir ihlaldi). “Hakem tekrar ettirmemeli” diyeceksin. “Ettirmeli” dersen düşmansın. Kuralın doğrunun peşinde olan yok.3 Temmuz’daki şike sürecinde de bu sistem böyle işledi. Burası Türkiye çünkü.*****Transfer hovardalığıBİR başka medya hastalığımız da kulüpleri sürekli transfere yöneltmek. Örneğin F.Bahçe her yıl transferde en çok para harcayan kulüp. Şu anda ligin en pahalı kadrosu. Birçok kişi sezon başlarken buyurdu ki, “Bu kadro muhteşem. 2 tane takım çıkar!..”ÜSTÜNE 10 milyon Euro bonservis ile Meireles alındı. Şimdi 20-30-40 daha harcansın Sneijder gelsin, falanca gelsin diyorlar. Diyenler aynı kişiler. Hani kadro en iyisiydi?AYKUT Kocaman’ın sportif direktörlük ve teknik direktörlük döneminde F.Bahçe’nin kasasından tam 119.6 milyon Euro bonservis çıkmış. Maaşları ise saymıyorum. (Transfer gelirleri 35.4 milyon.)Tek bir kişi çıkıp da şu soruları neden sormuyor ? -Alt yapıdan oyuncu neden oynamıyor? -Sizin döneminizde Şampiyonlar Ligi’nde bile bir kez oynamamışken neden bu kadar çok para harcandı? -Sadece 1.5 milyon bonservis harcayan Beşiktaş ve 820 bin Euro harcayan Antalyaspor nasıl üstünüzde?
“M.United, Cluj’u yenemeyebilir. Bu yüzden iddiasız Braga’yı mutlaka devirmeliyiz. İstanbul’dakine göre daha rahat ve açık oynayacaklar ama tehlike bölgesine sokmamalıyız. Zaaflarından yararlanıp turu geçeceğimizi düşünüyorum.“TÜRKİYE’DE bazen tuhaf bir bakış açısı ortaya çıkabiliyor. Mesela Manchester United’ın yedek takımla gelmesi dezavantaj gibi bir fikir ortaya atılmıştı. Şimdi de Braga’nın hiçbir iddiasının olmaması dezavantaj. Çünkü rahat oynayacaklar gibi tuhaf bir iddia daha ortaya atılıyor. Braga’nın hiçbir iddiasının olmaması bal gibi avantaj..İDDİASI ve hedefi olan futbolcuyla, iddiasız ve hedefsiz futbolcu arasında gece ve gündüz kadar fark olur. G.Saray gruptan çıkmak istiyorsa kendi işini görmeli ve kazanmalı. M.United Cluj’u yenemeyebilir. Çünkü yedek takımla çıkacak. O maça güvenmek bizi büyük bir hataya ve yanılgıya sürükleyebilir. Kazanmaya oynayacak bir G.Saray en doğrusunu yapar.BRAGA topa sahip olarak oynamayı seven bir ekip. Asıl kimlikleri bu. Orta alanda 4-2-3-1 oynadıkları için 1 kişi fazla olacaklar.Topa daha fazla sahip olmalarına izin vermenin bir sakıncası yok. Önemli olan onları tehlike bölgesine sokmamak. Cluj deplasmanındaki taktiğe benzer, dengeli bir oyunla fazla riske girmeden en azından ilk yarıyı oynamalıyız. İlk yarının sonunda diğer maçın da sonucunu göz önünde bulundurarak farklı hamleler yapılabilir.BRAGA, İstanbul’daki Braga gibi olmayacak. Bu bir avantaj. Açık ve rahat oynayacaklar. G.Saray bundan faydalanabilecek silahlara sahip. Çok kolay olmamakla birlikte ben temsilcimizin hiçbir iddiası olmayan rakibi karşısında kazanarak gruptan çıkacağını düşünüyorum.En azından ümit ediyorum. Çünkü sanılanın aksine Cluj’un Manchester’dan puan alma olasılığı var. United hafta sonu Manchester City derbisine çıkacak. Gençler ve yedekler Cluj karşısında ne yapar bizi ilgilendirmemeli.KOZUMUZ BURAKMUSLERA’NIN oynayıp, oynamayacak olması tabii ki Cimbom’un performansını etkiliyebilir. Ama sakat sakat oynayacaksa hiç oynamasın. Hem maçı hem de geleceğini riske atar. Şampiyonlar Ligi’nin golcüsü Burak, yine sahada en büyük kozumuz olacak. Fatih Terim onun yanında Elmander ve Umut’u maçın seyrine göre yine dönüşümlü kullanacaktır.
BEŞİKTAŞ ilk kez sakin ve oturaklı bir takım gibi oynadı dün akşam. Hem de 1-0 yenik duruma düşmesine rağmen... Fernandes gibi bir maestronun yokluğunda siyah-beyazlıların nasıl bir performans sergileyeceği merak konusuydu. Fernandes yoktu ama 20 yaşındaki Oğuzhan gerçek bir usta gibi oynadı. Çok da şık bir gol attı. Türkiye’de Arda’dan bu yana bu kadar genç olup da maç kazandıracak meziyetlere sahip büyük bir yetenenek son yıllarda gelmedi. Umarız Abdullah Avcı da Oğuzhan’ı dikkatle izliyordur. HÜCUM potansiyelinin ne kadar yüksek olduğu yönünde her hafta övgüler dizdiğimiz Beşiktaş’ın en büyük sorunu olan savunma güvenliği dün hemen hemen ilk kez bu kadar üst düzeyde idi. Beşiktaş rakibine yediği gol hariç alan ve zaman bırakmadı. Rakibinin tuzağına düşmedi. Bunda İbrahim Toraman’ın savunmanın önündeki bölgede gedikleri kapatmasının payı büyüktü.NECİP artık olgunlaştı. Gün geçtikçe daha iyiye gidiyor. Çok top kazandı ve kazandığı topları da olumlu kullanmayı bildi. ETKİSİZ ELEMAN!İLK yarıda topa daha fazla sahip olan ve oyunu kontrol eden Beşiktaş ikinci yarıda 70. dakikaya kadar etkili oyununu sürdürdü. Holosko biraz daha etkili olabilse farkı artırıp son dakikalara daha rahat girebilirdi. Son 15 dakika Orduspor’un ceza alanına yakın bölgelerden sürekli duran top kazanması Beşiktaş’ın baskı yemesine neden oldu. KALECİ McGregor toplamadaki 0, çarpmadaki 1 gibi...Yani etkisiz eleman. İskoç file bekçisinin kalesine gelen her top gol oluyor veya tehlike... Büyük takımların büyük kalecisi olur. Kalecisi kötü olan takımlar kesinlikle büyük başarılara imza atamaz. Bu dünyanın her yerinde böyledir. HAKEM Mustafa Kamil Abitoğlu mükemmele yakın bir maç yönetti. Beşiktaş’ın attığı ofsayt tartışması yapılan golde bir hata varsa da o da yardımcısına ait. Orduspor’u ise hiç beğenmedim. Hector Cuper gibi büyük kariyere sahip bir teknik adamın takımı bu olmamalı.
F.BAHÇE maça çok düşük bir tempoyla adeta yürüye yürüye başladı. İlk yarım saatlik bölümde G.Birliği daha etkiliydi. Futbolda efor sarfetmeden ve rakibe baskı yapmadan kazanmak diye bir şey söz konusu değil. G.Birliği’nin Aykut ile bulduğu gol sonrasında devrenin sonlarına doğru artan baskı ve tempo 1-1 için yeterli oldu. İkinci yarıya da kaldığı yerden devam eden F.Bahçe ikinci yarının ilk 10 dakikasında yine etkiliydi. İlginçtir ki tam G.Birliği’nin dengeyi bulduğu dakikalarda F.Bahçe Meireles’le 2. golü buldu. Portekizli’nin cılız şutunda top köşeye de gitse kaleci Ramazan o topu çıkartmalıydı. CRISTIAN’IN hücumlardaki katılımı ve yaptığı işler F.Bahçe için çok değerli. İlk yarıda ofansif katkısı hiç olmayan Brezilyalı oyuncu ikinci yarıda ataklara daha çok katıldı ve F.Bahçe hücumda belirgin bir şekilde çoğalmaya başladı. BÜYÜK BİR BAŞARISEZER oyuna girdikten sonra artan pas kalitesiyle birlikte hücum gücü de yükseldi. Sezon başından beri sadece Ordu maçında ofansif zenginlik yaşayan sarı-lacivertliler, dünkü maçın ikinci yarısından dersler çıkartmalı. Herkes saldıran, çok adamla rakip kaleye giden, etkili hücum yapan bir F.Bahçe bekliyor ve istiyor. Kendi yarı alanında bekleyen sadece savunma yapan bir F.Bahçe değil. SOW harika gollerine bir yenisini daha eklerken dün ilk kez pozisyonlar da buldu ve kaçırdı. Gökhan ve Hasan Ali her zamanki standartında görevini çok iyi yaptı. Kuyt çok aktif ve çalışkandı. 40 ila 80. dakikalar arasındaki F.Bahçe sezonun en iyisiydi de diyebiliriz. G.BİRLİĞİ fizik olarak yorgun rakibi karşısında daha bitkin ve güçsüzdü. Kolay çözülen ve teslim olan bir takım görüntüsündeydiler. Önceki gün Elazığ dün G.Birliği sadece kalite olarak değil fizik gücü olarak da rakiplerinin bariz şekilde çok gerisindeydiler. İkili mücadelelerdeki güçsüzlükleri göze çarptı. 2. yarıdaki oyunuyla rahat sonuca giden F.Bahçe zorlu maçlar öncesi çizgisini yukarıya çıkartmaya devam edip gelecek için umut verdi. Perşembe Marsilya, pazar G.Birliği ile oynamak kolay değil. Bu pencereden de bakarsak dün alınan skor büyük başarı.