Sarı-lacivertliler artık daha az pozisyona giriyor ve gol sayıları da düşük. ‘10’a özel 4-2-3-1 değil de
Kuyt ve Sow’u daha etkili kılacak farklı bir diziliş bulmak şart.
Görünen o ki Alex sonrası F.Bahçe daha az pozisyona giren, daha az gol atan bir takım. Estetik ve yaratıcılık açısından da daha geride. İstatistiksel analiz yapıldığında Alex sonrası öne doğru değil de daha fazla yana ve geriye pas yapıldığı rakamlara yansıyor. Topa sahip olma oranlarında azalma var. Ortadan hücumlarda gerileme var. Kanatlar daha fazla kullanılıyor. Koşu mesafelerinde ise artış var ve sarı-lacivertli takım rakipten daha fazla top kazanıyor. Ancak top kazanan oyuncular savunma 4’lüsü, Meireles ve Mehmet Topal. yani Alex’in yerine oynayan Cristian değil.
ALEX’İN takım savunmasında yarattığı düşünülen handikap verilen pozisyon sayısına bakınca da tamir edilmiş değil. Alex’e özel olan 4-2-3-1 değil de, hücumda Sow ve Kuyt’ı daha etkin kılacak farklı bir formasyon daha akılcı bir çözüm olacak gibi duruyor.
Dünya derbisi
YILLARDIR aynı klişeler: “nefesler tutulacak, hayat duracak, dünyanın en büyük derbisi vs.” Yüzlerce derbi gördük. Ne hayat durdu. Ne de hayatın anlamı değişti. Şampiyonu belirleyen derbiler oldu. Hayat devam ediyor. Daha ligin 16’ıncı haftası. Sadece 3 puanlık bir maç. Ötesi yok. Kazanan 3 puan, prestij ve moral elde edecek. Daha fazlası yok. Kitlelere, gençlere “ölüm kalım maçı” algısı yaratmak anlamsız. Kaybeden yolundan kesinlikle sapmayacak.
AYRICA unutmayalım dünyanın herhangi bir ülkesinde derbiyi yayınlayan bir televizyon kanalı da yok.
Derbi maçın hakemi
1 hafta öncesinden başladı tartışma: “Derbinin hakemi kim olacak?”. Biri diyor şu olsun, öbürküsü bu olsun... Ahmet olmuş, Mehmet olmuş ne farkedecek ki? Biri yönetecek.
Burada amaç farklı. Hep eskiden kalma kurnaz oyunlar. Hakemi etki altına alma çabası, baskı kurma çalışması.
İŞİN kolay değil Halis kardeş. Gördüğünü çal, cesur ol. Kuralları uygula, otoriter ol. Ne derler diye düşünme. Kulaklarını tıka işini yap. Maçın önüne çıkma. Futbolun bir parçası olduğunu unutmadan oyuna ve oynayana değer ver. Şansın açık olsun.
Gırtlağa kadar fanatizm
GEÇEN hafta yazdım. Mevcut düzen fanatizme hizmet etme üzerine kurulu. Bu hafta da örneklerini gördük. Galatasaray-Beşiktaş tekerlekli basketbol maçında yaşananlar skandal ötesinde utanç verici. Hayatın ne olduğunu ve dünyaya neden geldiklerini bile anlayamayacak kadar primitif olanlara zaten bir şey anlatamazsınız. Anlamazlar. Olay çıkartmışlar çok mu?
Ya Karşıyaka-G.Saray basketbol maçında olanlar? Ufuk Sarıca’nın takımı Karşıyaka’nın alınteri, mücadelesi alkışı hakediyor. Fakat soruyorum: O maç sportmen bir ortamda devam etseydi, olay çıkıp oyun durmasaydı G.Saray 8-10 sayı önde götürdüğü maçı kaybeder miydi?
Kartkolik Beşiktaş
BEŞİKTAŞ’IN kart sorunu devam ediyor. Bu sezon geride kalan 15 haftada 46 sarı kart ile ligin en çok sarı kart gören takımı Beşiktaş.. 2010/11 ve 2011/12 sezonlarında da ligin toplamda en çok kırmızı kart gören ekibi siyah-beyazlılardı. Buna mukabil Beşiktaş ligin en çok faul yapan takımı değil. Oyuncuları centilmenlik dışı abartılı bir duruş da sergilemiyor. Peki bu rakamlar ne anlatıyor?
- BEŞİKTAŞLI futbolcular çok kontrolsüz ve kartlık faulü çok yapıyorlar.
- HAKEMLER Beşiktaş’a kart çıkartırken daha rahat davranıyor.
Alex sonrası F.Bahçe
Haberin Devamı

