Yukarıdaki rakam Kahramanmaraş'ın plakası değil; Beşiktaş'ın ligde 30 haftada yediği gol sayısı.. Beşiktaş'ta saha içi organizasyonunda ciddi sorunlar var. Bu zaten aşikâr. Futbolcular rakip hücumlarda duracağı yeri bilmiyor. Öyle ki: Akhisar 2'ye 4 hücum yapıyor topa baskı yapan yok, 4 kişi birden geriye koşuyor. Yenen 46 gol bir tam felaket. Duran top savunması ise sanki amatör takım seviyesinde.. Teknik ekip modern futboldan bihaber diye yazınca alınanlar, kızanlar şapkayı koyup önüne tabloya bir baksın. Takım olarak birlikte hareket edilemediği gibi bireysel olarak inanılmaz hatalar bitmek bilmiyor. Hücumlarda ise her şey anlık gelişiyor; bir plan dahilinde değil. TEK SORUMLU AYBABA MI?McGregor zaten bir felaket. Ersan ne yaptığını bilmiyor, Gökhan Süzen yetersiz, Veli her topu rakibe atıyor. Hemen her maçın 30'uncu dakikasında değişiklik yapan bir teknik adam var. Oyunun temposu düşük olduğu zaman Beşiktaş ligin en sıradan, en kötü takımlarından biri. Hiçbir silahı yok.Fernandes'in dün neden oynamadığı açıklanmalı? Gerçekten sakat mı ? Yoksa başka nedenler mi var ? şimdi soruYORUM: Beşiktaş bu kadar kötü ise nedeni ne olabilir ? A- Bu takım iyi çalışmıyor.B- Oyuncuların çoğu hocayı sevmiyor.C- Futbolcular paralarını alamıyor.D- Kadro yetersiz.E- Teknik ekip yetersiz. F- Yönetim zaafiyeti var.G- Hepsi.Dünkü maç Beşiktaş'ın yeniden silkinmesi ve ayağa kalkması için bir fırsattır. Bir milattır. Yeni sezon için planlama pazartesi gününden itibaren başlamalıdır. Kararlar alınırken Beşiktaş formasının büyüklüğü ve profesyonel hayatın acımasızlığı mutlaka gözardı edilmemelidir.Yönetim Aybaba'yı tek sorumlu ilan ederse de hata yapmış olur. Çünkü kendisini muhalafete rağmen göreve getirmekte ısrar edenler de onlardır.
Oğuzhan Özyakup.. Sadece Türkiye’de değil Avrupa’da bile tüm kulüplerin arayıp da bulamadığı klasmanda bir oyuncu. Genç yetenekleri tarayan ve büyüten Arsenal onu 16 yaşında iken keşfetmiş. Hollanda genç milli takımlarında oynamış.. Arsene Wenger gibi önemli bir eğitmenin tezgahından geçmiş. Beşiktaş'ın böylesine önemli bir yeteneği sadece 500 bin Euro ödeyerek transfer etmesi büyük bir şans. Üzerinde titrenmesi gereken bir değer. Sadece Beşiktaş’ın değil Türk futbolunun da geleceği olabilecek bir potansiyel. Sürekli ne doğru oynamak isteyen, rakip kaleyi düşünen nadide bir oyun zekası var. Tekniği ve oyun bilgisi üst seviyede. Fizik kalite olarak aerobik kapasitesi hiç kötü değil. Patlayıcı kuvvet, güç ve kuvvette devamlılık konusunda eksikleri var. Doğru bir ağırlık antrenmanı ile 8-10 haftada bile giderilebilecek eksikler bunlar. Böyle bir yetenek ile Samet Aybaba arasında zaman zaman sorunlar yaşandı. Samet Hoca yıllarca bu ülke futboluna bir çok genç oyuncu kazandırdı. Gençlere inandı, onlara cesaretle forma verdi. Gün oldu maç kaybetti ama oyuncu kazandı.Oğuzhan konusunda da sabırlı ve temkinli davranmaya çalıştı ancak gözardı ettiği önemli bir husus vardı. Bu çocuk Anadolu’nun herhangi bir kentinden gelmedi. Amsterdam ve Londra’da büyüdü. Küçük bir şehir takımından değil; Arsenal’dan geldi. Samet Hoca’nın Oğuzhan konusundaki hatası bu faktörleri gözardı etmek oldu. İkinci bir yanlış ise bir çok teknik adamda olan “Ben buldum,aldım,oynattım, parlattım” egosu... Samet Hoca Oğuzhan’ı kendi almadığı için biraz önyargılı yaklaştı sanki hep. Ancak yine de Oğuzhan bir yıldız konumuna geldi ise, düzenli olarak oynadığı ilk sezonda bu kadar yol katetti ise Samet Aybaba’ya rağmen değil; Samet Aybaba’nın da katkıları ile olmuştur bu. Aksini iddia etmek acımasızlıktır.Statla ilgili bilinmeyenlerYeni İnönü Stadı projesi Beşiktaş için en öncelikli konu durumundadır. Stat inşaatının gecikmesi kulübün maddi olarak düzlüğe çıkmasını geciktirir. Fikret Orman yönetimi yıkımın ve inşaatın ne zaman başlayacağını; Ne zaman biteceğini kamuoyu ile paylaşmak zorundadır. Önümüzdeki sezon için UEFA’ya yapılan ön bildirimde Atatürk Olimpiyat Stadı’nın adı verilmişken bu konuda kamuoyuna neden somut bir açıklama yapılmamaktadır? Paran yoksa aklın varTüm dünyada farklı kulüp modelleri var. Parayı bastırıp “olmuş” futbolcuyu transfer ederek yarışmak en kolayıdır. Bir diğer model de Porto, Arsenal, Dortmund gibi “oyuncuların büyüttüğü değil de oyuncuları büyüten” kulüp modelidir. Beşiktaş için bu mali kondisyon ile yapılması gereken budur. Ancak bunun için akıl, vizyon,sabır ve bilgi gerekir. En zoru bu modeldir. Doğru insan kaynakları ile “artık adama iş vermek değil de işe doğru adam almak” kaçınılmazdır. Sırası ile önce mali ve kurumsal yapılanma, doğru organizasyon şeması ile iyi bir ekip çalışması gerekir. İletişim ve PR’ı yapamazsanız çatlak sesler yükselir. Medyaya,taraftara kulübün vizyonunu, projelerini anlatabilmek de bunları gerçekleştirebilmek kadar önemli bir adımdır. “Para başarıyı getirmez ancak başarı mutlaka parayı getirir.” Beşiktaş bu bilinç ile hareket etmelidir. Ekonomik olarak bir kaç yıl daha 2 rakibinin gerisinde olacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki eldeki kaynaklar ve imkanlar diğer 15 kulübün de kat be kat önündedir. Akılcı hamleler ve doğru tercihler ile herşey başarılabilir. Rakiplerinden çok daha az bir bütçe ile geçen sezon basketbolda tüm kupaları süpüren takım paranın değil de doğru bir adam ile neler yapılabileceğinin bir göstergesidir.Akıl ve vizyon paranın her zaman önündedir.
İlk yarıdaki oyun ligimizde 29’uncu haftanın devamı gibiydi. Tempo yok, gol yok, pozisyon yok. Öyle ki oynanan 9 maçın 7’sinde ilk yarılar 0-0 bitti.İkinci yarı Beşiktaş eski kimliğinden esintiler ortaya koydu. Topa baskı, mücadele ve tempo yapmaya başladı. Oğuzhan’ın da oyuna girmesiyle pas kalitesi arttı ve genç futbolcunun nefis asisti ile Beşiktaş öne geçti. 1-0’ın ardından hız kesmeyen siyah-beyazlılar Mustafa ve Oğuzhan ve Olcay ile 3 net fırsatı kaçırdı.Oğuzhan neden ilk 11’de başlamaz ? Hücuma bu kadar değer ve kalite katan yetenekli bir genç neden yedek kalır anlamak gerçekten zor. Dün Beşiktaş gol ve pozisyonlar bulduysa bunda Oğuzhan’ın rolü büyüktü. Manuel Fernandes sezonun en kötü oyunlarından birini ortaya koyarken Mustafa Pektemek fizik olarak biraz daha yol katetmiş göründü. Gökhan geçmiş maçların üstünde bir performans ortaya koydu. Filip Holosko ve Hilbert durgundu. Olcay Şahan ise çalışkan ve üretkendi. Savunmada ise Ersan Gülüm hamleli; Escude akıllı idi. Antalyaspor gibi ofansif gücü olan bir takıma 90 dakikada tek pozisyon vermek defansif bir başarıdır.İKİNCİLİK ŞANSI VARBeşiktaş-Antalyaspor karşılaşmasının ilk ve 2. yarılarını iyi analiz etmeli. Siyah-Beyazlılar topa ve rakibe baskı yapmadığı zaman, temposuz oynadığı zaman çok sıradanlaşıyor. İkinci yarı ise kendi güçlü yönlerini ortaya koyan enerjik ve istekli bir Beşiktaş vardı. LİG ikinciliği zor görünse de hedef devam ediyor. Antalyaspor ise şaşırtıcı bir şekilde ağır ve pasif idi. Hedefsiz bir takım görüntüsü ortaya koydular.
Niang ve Almeida sakat. Bu 2 oyuncu da santrfor ancak G.Saray derbisinde olduğu gibi yine bir santrfor monte etmek yerine Beşiktaş’ın tüm şirazesi ve dengesi kaybolmuştu dün.Samet Hoca orta alanda sürpriz bir karar ile Mehmet Akgün’e şans verdi. G.Birliği’nde bile 2 yıl boyunca düzenli bir ilk 11 oyuncusu olmayan Mehmet Akgün zorluk düzeyi en yüksek maçlarda nedense hep ilk 11’de. İhaleyi sadece Mehmet’e veya Gökhan Süzen’e bırakmak tabii ki yanlış bir yaklaşım olur. Ancak bu detaylar skoru ve maçın seyrini belirliyor.Holosko yok, Oğuzhan sağ kanatta. Ağustostan beri tek maç oynamamış Mustafa Pektemek ilk 11’de.. Necip yedek. 52. dakikada herşey sil baştan. Yenilen gollerde savunma hattı ve kaleciye gelene dek orta alanda topun çıkış noktasında rakibe hiç baskı yok. Rahatsız eden yok. İlk Pinto golünde McGregor yine Pinto karşısında büyüyemedi. Rakibini usta bir vuruşa zorlayamadı bile. Bu hafta yaşadık. Muslera ve Volkan net pozisyonları çıkarıp takımlarını ayakta tuttu. Hep söylüyorum büyük takımların büyük kalecisi olur. Geçmişte çok eleştirilen Jurkovic, Mhyre ve Asper’in bile iyi maçları olmuştu. McGregor’un 28 haftada sadece 1.5 iyi maçı var.Sezon boyunca Olcay haricinde (dün hiç yoktu) Samet Aybaba’nın transfer ettiği tüm oyuncular verimsiz ve yetersiz. Mehmet Akgün, Gökhan Süzen ve McGregor’un takıma hiç bir katkısı yok.OĞUZHAN’I KAYBETMEK2. yarı normal düzen ile birlikte rakibinin üzerine giden hücum yapan bir Beşiktaş vardı. Ancak siyah-beyazlılar tam etkili oynarken Gökhan’ın yine büyük hatası ile maç 3-0’a geldi. Futbolcular bazen kötü oynayabilir. Hata da yapabilir. Ancak İBB’de sadece 5 maç 11’de oynamış ağırlıklı olarak yedek olan bir futbolcuyu “kurtarıcı” diye solbek’e alırsanız sonuçları da böyle olur. Gökhan zaten sol bek de değil. Önünde oynayan Olcay da yardım etmeyince o kanatta büyük sorunlar yaşandı.Son 5 haftada iyi futbol oynamayan Beşiktaş bu ağır mağlubiyetin sinyallerini zaten veriyordu. Siyah-beyazlı takım eski coşkusundan ve ruhundan uzaktı. Aynen dün akşam olduğu gibi.. Dünkü yenilgi ile 2’ncilik şansı da iyice azaldı.İlginçtir, kazanılmış 1 tane genç oyuncu olmadığı gibi eldeki Oğuzhan ve Necip gibi gençler de kaybedilsin diye bir çaba var sanki ortada. İlginçtir takımın en iyisi ise gönderilmek istenen Hilbert idi.
F.Bahçe dün akşam büyük bir mücadele ortaya koydu. Lazio karşısında ilk yarıda daha çok dengeli oynayan sarı-lacivertliler savunma güvenliğinden uzaklaşmadan Avrupa Ligi’ndeki oturaklı oyununu devam ettirdi. İkinci yarıda İtalyan temsilcisinin devrenin tamamını 10 kişi oynaması F.Bahçe’yi cesaretlendirdi ve rakibinin üzerine çok daha kalabalik ve etkli giden bir F.Bahçe izledik. 10 kişiye karşı topu hızlı dolaştırarak, boşlukları arayan F.Bahçe aradağı golü penaltıyla da olsa bulmayı başardı.2-0 harika bir skor. Çünkü rövanş seyirciz ve Lazio’nun pazartesi günü Roma’yla çok kritik bir derbi maçı var. Çok zor geçecek bu derbi göz ardı edilmemesi gerekecek başka bir avantaj. Lazio’nun savunmadaki eksikleri ve F.Bahçe karşısına ligde hiç oynatmadığı 4 oyuncuyla birden çıkması bizim için büyük avantaj oldu.İkinci yarıdaki F.Bahçe’nin hızı, baskısı ve coşkusu haklı galibiyeti beraberinde getirdi. Ben dünkü yazımda rakibin eksiklerini göz önünde bulundurarak F.Bahçe’nin galibiyetinden emindim. Hem fizik olarak, hem de taktik olarak çok iyi mücadele eden F.Bahçe tur kapısını ardına kadar araladı. Seyircisiz oynayacak olan Lazio, derbinin ardından 2-0’ın üstesinden gelemez. F.Bahçe yarı finale çok ama çok yakın.Dün gece kötü oynayan tek bir futbolcu bile yoktu. Herkes görevini yaptı ve F.Bahçe, Roma’ya tarihi bir tur için gidecek. Önümüzdeki perşembe kulüp tarhinin en önemli maçı olacak. Seyirci için de ayrı bir parantez açmak lazım. Son derece coşkulu ve takımını iten bir taraftarın ne kadar önemli olduğunu da dün gece gördük.
G.Saray, Madrid’de oynayabileceğinin en iyisini oynadı. Güçlü rakibi karşısında kendi oyununu ortaya koymaya çalıştı. İlk yarıda 2 net pozisyon yakaladı. Girişimlerde bulundu. Real Madrid hızlı oynamaya programlanmış bir takım. Orta alandan rakip kaleye çok büyük bir hızla inebiliyorlar.Aradaki hız ve çabukluk farkı yetenekle de birleşince bazı şeylerin önüne geçmek çok zor.Drogba eski gücünde olmasa da saha içinde aldığı sorumluluk ile bu seviyede en çok iş yapan oyuncu oldu. Çok şey beklediğimiz Burak silik kaldı.SneIjder ise fizik olarak bu seviyenin çok gerisinde. Dün gece bu net bir şekilde görüldü.1 GOL ATABİLSEYDİK...Mourinho kendi takımının hızlı çıkış silahını G.Saray’ın açık alandaki savunma zaafiyeti ile birleştirmek amacıyla temsilcimizin topu kullanmasına izin verdi ve geniş alanda gol aradı. Ancak özellikle Dany’nin atletik yetenekleri ve kritik müdahaleleri tehlikeleri büyümeden önledi. Topa sahip olarak oynama stratejisi ise genel anlamda yanlış değildi.Ronaldo gibi bir süper yıldızın sadece 1 gol pozisyonuna girmesi de bu durumun göstergesi. İkinci yarıda Gökhan’ı oyuna alarak savunmada 3’lüye dönen Terim açık alandaki tehlikenin önüne geçmeyi başardı.Ancak üçüncü gol duran toptan geldi. Son bölümdeki yorgunluk belirtilerine rağmen savunmada ayakta kalmaya çalışan G.Saray çok etkili olmasa da ihtiyacı olan gol için zaman zaman hücumlar da yaptı.1 GOL ATABİLSEYDİK...Rövanşta Dany’nin oynamayacak olması Real Madrid’in hızlı hücumları karşısında işimizi güçleştirecek. İlk gol haricinde sahneye çıkmayan Mesut ve Ronaldo’nun durgun oyunları da bizim açımızdan bir şanstı.Eksik olan ilk yarıdaki oyunun karşılığındaki goldü. 1 gol bulabilsek tur için az da olsa umutlanabilirdik. Ama her şeye rağmen G.Saray, dünya devi Real Madrid karşısında futbol oynayabildiğini gösterdi ve sahadan başı dik ayrıldı.
Yatamam ya devam maçında Beşiktaş’ta o kazanma kararlığı yoktu. Lig sonuncusu sorunlu rakibine gücünü ve kalitesini belli bölümler haricinde hiç hissetiremedi. Bazı sorulara cevap bulmak ise gerçekten zor. Sivok yok. Peki neden Escude oynamıyor? Ersan, Escude’den daha mı kaliteli bir stoper? Yenilen golde dengesiz yakalanıp yaptığı gereksiz faul pahalıya mal oldu.Tamam Ersan, Nobre’yi kaçırdı da Culio’nun ortasında ise kale sahası içine düşen topta kaleci McGregor neden çizgide kaldı anlamak mümkün değil. Ligde 27. hafta oynanıyor. Hala futbolun en temel prensipleri olan yardımlaşma eksikleri ve alan daraltma gibi büyük sorunlar var.Sahada derli toplu ve organize bir takım yok. Atılan goller ise Niang veya Fernandes’in bireysel becerileri ile gelişti.Dün Fernandes yine Beşiktaş’ın herşeyiydi. Bu seviyede bir futbol takımı ne kadar kaliteli olursa olsun bir oyuncuya bu kadar bağlı olmamalı. Samet Aybaba da bu durumu gördü ki 60. dakikada Oğuzhan’ı oyuna soktu. Oğuzhan girdikten sonra top Beşiktaş’ta daha fazla kalırken siyah-beyazlılar 3. golü bulamadığı için özellikle savunmadaki tedirginlik devam etti.Sakatlanan Almeida’nın yerine giren Holosko, Olcay ile birlikte son derece etkisizdi. Hilbert, N’Duka tehlikesinden dolayı hücuma fazla çıkamazken Gökhan Süzen yine vasatı aşamadı. Niang’ın zaman zaman parlayan kalitesi, Fernandes’in etkinliği ve İbrahim Toraman’ın iyi oyunu galibiyete yetti.Hakem Abdullah Yılmaz, Fernandes’in attığı golde harika bir avantaj uyguladı. Ancak devrenin sonlarına doğru Aydın’ın Ersan’a yaptığı net penaltılık çekmeyi atladı.
Türkiye'de son yıllarda“algıyı yönlendirmek ve saptırmak” moda haline geldi. 10 kişi aynı şeyi söyleyince tüm kamuoyu “doğru-yanlış” diye sorgulamadan aynı yöne sapıyor. Mesela Beşiktaş’ın zayıf olan kadrosu da bu algı yanılsamasının bir örneği. Öyle ilan edildi ki “Bu takım düşmemeye oynar”a kadar varan iddialar ortaya atıldı. 2009 yılında Mustafa Denizli çifte kupa kazanırken kadro bundan daha mı iyiydi? Veya iç sahada yenemediği Karabük, G.Antep, Kasımpaşa’nın kadroları daha mı iyi? TAKIMIN ÇOĞU MİLLİGenç ve tecrübesiz denilen kadroda Necip ve Oğuzhan Özyakup dışında düzenli oynayan genç yok. ‘Kalitesiz’ denilen kadroda McGregor İskoçya, Sivok Çek Cumhuriyeti, Hugo Almeida Portekiz, Filip Holosko Slovakya, Veli Avusturya milli takımlarının düzenli oyuncusu.. Necip, Oğuzhan Ümit Milli; Olcay A Milli Takım kadrosunda. İbrahim Toraman 31 kez A milli olmuş, hâlâ da oynayacak yeterlilikte.. Hilbert Bundesliga’da şampiyonluk yaşamış, Alman Milli Takımı’nda oynamış ligin hücum gücü en yüksek 2-3 sağ bekinden biri.. Escude 13 kez Fransa milli takımında oynamış Ajax ve Sevilla ile üst düzey futbol oynamış Avrupa’da final ve Şampiyonlar Ligi seviyesinde top koşturmuş. Niang Senegal Milli Takımı kaptanlığı yapmış Fransa liginde gol kralı olmuş, Fernandes birçoklarına göre ligin en iyi futbolcusu.. Şu an kadroda olmayan İsmail, Mustafa sakatlık öncesi A Milli Takım’ın bankoları, Uğur Boral ise Milli Takım ile Avrupa Şampiyonası ve F.Bahçe ile Şampiyonlar Ligi çeyrek finali oynamış bir tecrübe..AYBABA MEMNUN!Takımın yarısından fazlası kariyerlerinde şampiyonluk ve kupa yaşamış futbolcular, kaleci Cenk dahil hemen hemen tamamı ise kendi milli takımlarında oynamış.. Durum böyle iken teknik direktör Samet Aybaba bile ‘Kadronun zayıflığı ve yetersizliği’ üzerine söylemler oluşturdu. “3.’lük başarıdır” argümanı pompalandı. Aybaba kendini başarılı görüyor ve durumdan memnun. Bazı kesimlerin desteğini almış durumda ancak şunu unutuyor: Beşiktaş tarihinde sezon başı gelen, ligi 3. bitirip de bir sonraki sezona devam eden bir teknik direktör hiç yok. Oğuzhan sorunsalıSadece 500 bin Euro karşılığında İbrahim Altınsay’ın çabası ile Beşiktaş’a kazandırıldı Oğuzhan.. Beşiktaş için değil Türk futbolu için de büyük bir şans... Dünyanın dev kulüpleri bile bu tip kreatif oyuncuları sondajlıyor. Saha içinde zeki, sadece öne oynamayı düşünen az bulunur nitelikte bir oyuncu.. BEŞİKTAŞ’IN GELECEĞİYıllar boyu cesaretle gençleri oynattığı için takdir ettiğimiz Aybaba, Oğuzhan konusunda yanlış tutum içinde ya da genç oyuncu ile ilgili kendini yanlış ifade ediyor.“İşte halini gördünüz” dediği Kasımpaşa maçında bile Niang ve Olcay’ın karşı karşıya kaldığı pozisyonlardaki klas pasları Oğuzhan verdi.Bu çocuğu motive etmek, geliştirmek ve kötü oynadığı gün sırtını sıvazlayıp cesaretlendirmek varken medyanın önünde yermenin amacı ne? Kime ne faydası var? Samet Aybaba, Oğuzhan’ı bir baba şefkati ile kucaklamalı, üstüne titremeli ve onu yüceltmelidir. Oğuzhan, Beşiktaş’ın ve Türk futbolunun geleceğidir.. Stadyum çıkmazıBeşiktaş gelecek sene nerede oynayacak? Kasımpaşa’da oynayamaz çünkü kulübün sahibi Turgay Ciner’in gazetesinde çıkan malum fotoğraflı haber yüzünden Fikret Orman ile Ciner’in arası açık. Olimpiyat Stadı uzak, soğuk. G.Saray istemiyor, F.Bahçe taraftarı “hayır” diyor.. 2.5 AYLIK KAYIP!Mümkün olsa da Almanya’da, Münih Olimpiyat Stadı’nda veya Berlin’de oynasa diyeceğim. Şaka bir yana iş o noktaya geldi. Çünkü Anadolu’da oynarsa gelir düşük kalacak.Fakat Beşiktaş’ı bekleyen asıl tehlike yıkım ve inşaat konusunda. 26 Temmuz’da İnönü’de Iron Maiden konseri var. Halbuki ligdeki son maç 12 Mayıs’ta.. Aradaki kayıp zaman 2.5 ay.. Hem de yaz aylarına denk gelen değerli bir zaman bu. O mevsimde 24 saat 3 vardiya çalışarak 1 ayda stat yıkılıp temel atılabilir. Çünkü kışın inşaat daha yavaş ilerler. Planlandığı gibi Ağustos ayının sonunda kazma vurulursa Beşiktaş 2014-2015’te de stat aramak zorunda kalır, hem sportif hem maddi açıdan büyük kayıp yaşar. En doğrusu Orduspor maçının ardından Nisan sonu kazmayı vurup son G.Birliği karşılaşmasını dış sahada oynamaktır.