2010 Dünya Kupası ve 2012 Avrupa Şampiyonası’na gidemedik... Şimdi 2014 Brezilya da çok uzaklarda... Neden başarılı olamıyoruz?1- Kavga hiç bitmediMilli Takım olgusu eksik, sinerji oluşturamıyoruz Mustafa Denizli “İçimizdeki İrlandalılar” dediğinde ortalık ayağa kalkmıştı. Aradan 14 yıl geçti hiçbir şey değişmedi. Dünya 3.’sü olan takım ve Şenol Güneş yerden yere vuruldu. Ersun Yanal yeni sayfa açtı, başarısız da değildi, sürekli darbe yedi, o bırakmak zorunda kaldı. Ardından Fatih Terim geldi, Avrupa 3.’lüğüne rağmen medya ile kavga bitmedi. HEP MAAŞLAR KONUŞULDUSonra Guus Hiddink gibi dünya çapında bir teknik adamı Milliler’in başına getirdik, yerden yere vuruldu. 10 maçta 30 puan alan Almanya’yı geçemedi diye başarısız ilan edildi. Terim ve Hiddink’in kazandıkları zaman bile maaşları konuşuldu.. Son olarak da yeni bir değer olarak gördüğümüz Abdullah Avcı.. Medya, taraftar, futbolcu, teknik adam aradan geçen zamanda bir türlü tek yürek olamadı, ortak bir payda etrafında birleşip bir sinerji oluşturamadı. 2- Yerimizi bilemedikYanlış yönlendirme ve yüksek beklentiler; İspanya çıktı “Biz onlardan aşağı bir takım değiliz” denildi, Almanya çıktı, “Almanya aman aman takım değil, onları geçmemiz lazım” diyenler oldu.Hollanda ile eşleştik. “Hollanda’da bir şey yok, hedef grup 1.’liği olmalı” diye söylendi.. Beklenti hep yüksek tutuldu, kamuoyu gerçekten uzak beklentiler ile yanlış yönlendirildi. Yerimizi bilemedik. Halbuki tarihimizde elemelerde hiç grup lideri olamadık.3- Yanlış oynuyoruzFena takım değiliz ama kendimizi olduğumuzdan büyük görüp yanlış strateji ile oynuyoruz. Bir İspanya, Almanya veya Hollanda gibi büyük takım duygusu ile her maçta topa sahip olup rakibe oyun üstünlüğünü kabul ettirerek oynamaya çalışıyoruz. Dünyada içeride-dışarıda bunu yapabilen kaç ülke var? Zor olan oynamaktır, kolay olan ise bozmak.. Macaristan, Romanya, Bosna gibi ülkeler haddini bilerek savunma yapıyor, 3 pozisyonla istediğini alarak gidiyor. FIFA klasmanında 45.’yiz, tüm turnuvalara giden Yunanistan 12.. Yunanistan’ın santrforu Akhisarlı Gekas.. Onlar haddini bilerek savunma yapıyor, doğru oynuyor. Biz ise savunma ağırlıklı oynamaya utanıyor bunu korkaklık olarak değerlendiriyoruz. 4- Tercih hatalarıAbdullah Avcı, Sercan Sararer, Tunay Torun, Ömer Toprak ve Mehmet Ekici gibi gurbetçi oyunculara çok güvendi ancak bu isimler beklentilerin çok altında kaldı. Yeni bir Mesut Özil sendromu yaşamayalım diye bu tercihler bize pahalıya mal oldu. Kendi içimizdeki Alper, Oğuzhan gibi yetenekleri dışarıda bırakıp sadece Almanya’ya yönelmek hata oldu.5- 3 hata bize çok pahalıya patladıÖnceki gün G.Saray’ın genç stoperi Semih Kaya’nın hatası doğrudan maçın skoruna tesir etti. Budapeşte’de ve İstanbul’daki Romanya maçında da en çok güvendiğimiz oyuncularımızdan Volkan Demirel’in bireysel hataları ile olmayacak goller yedik bu 3 hata bize pahalıya mal oldu.6- İstikrarlı olamadıkBurak, Arda, Gökhan, Emre dışında kadro istikrarını yakalayamadık. Sürekli arayış ve değişiklik de bizi bu noktaya getirdi.7- Selçuk İnan kriziSon 3 sezondur Süper Lig’in en iyi orta saha oyuncusu olan Selçuk’un dışarıda bırakılması da bir krize neden oldu. Abdullah Avcı hem saha içinde hem de saha dışında bu krizi yönetemedi.
Milli Takım dün gece kronikleşmiş hastalığını yenemedi. Grupta oynadığımız tüm maçlarda Andorra dahil hiç kimse bize gol ikram etmedi ama biz sürekli yaptığımız ikramlarla gol yedik. Bu seviyede böyle hatalar yapmaya devam ederseniz faturası da ağır olur. Macaristan gibi organize ama yetenekleri kısıtlı bir takıma karşı kazanma arzumuz yetmedi. İlk yarının son 10 dakikasında istediklerimizi tam anlamıyla sahaya yansıttık ve pozisyonlar ürettik. İlk yarı boyunca bir duran top dışında rakibe de hiç şans tanımadık. 2. devrede Arda Turan’ın hazırladığı pozisyonda Burak’la golü bulana kadar aslında çok da etkili değildik. Golü bulduktan sonra ‘3 puan geldi’ derken taçtan yediğimiz gol tam bir fiyaskoydu. Genç olmasına rağmen uluslararası deneyime sahip Semih Kaya gibi güvenilir ve hamleli oyuncumuzun havadan 35 metrede süzülen topa yanlış hamlesi bize pahalıya maloldu. 1-1’in sonrasında psikolojik olarak büyük bir çöküntü yaşadık. Yeterli süre olmasına rağmen paniğe kapıldık. Oyun disiplininden uzaklaştık ve şuursuzlaştık. Son 20 dakika daha sakin ve akıllıca hareket etmeliydik. Tabii gruptaki durumumuzun da bunda etkisi büyüktü. TEK SORUMLU AVCIŞimdi 2014 Dünya Kupası ‘Kaf dağı’nın ardında. İpler elimizde değil. Kalan 4 maçı kazansak bile büyük olasılıkla yetmeyecek. Böyle bir grupta Milli Takım’ın bugün itibariyle Macaristan gibi vasat bir takımın 4 puan gerisinde kalması üzücü ve düşündürücü. Sadece dün gece değil, dün geceye gelene kadar yaptığımız hatalar içinde bulunduğumuz durumun aynası. Abdullah Avcı bazı tercihlerinde (Mehmet Ekici, Tunay Torun ve Sercan Sararer) hatalar yapmış olabilir. Dünya Kupası’ndan bu kadar uzaktaysak tabii ki sorumlu doğal olarak takımın başındaki teknik direktör olacaktır. Ancak şöyle bir gerçek de var ki özellikle savunma oyuncularımızın kalitesi de tartışılır. Dün gece bütün hücum aksiyonlarında yaratıcılığını konuşturan Arda, sürekli arayan, golü yapan Burak ile özellikle ilk yarıda iyi oynayan Alper Potuk ve yaptığı kurtarışlarla güven veren Onur Kıvrak dışında diğer oyuncularımız kendi çizgilerinin altında kaldı.
Beşiktaş oynadığı maçların, alınan ve kaçırılan puanların değerini bilmiyor. Gerek psikolojik, gerek taktiksel, gerekse de fiziksel olarak maçlara iyi hazırlanamıyor. Bu durum çok net ortada.Sahada kararlı ve organize bir takım yok. Hepsini kenara bırakalım fizik olarak eski gücünde ve arzusunda dinamik bir takım da yok. Sivas, F.Bahçe ve Trabzon maçlarında alınan 7 puana rağmen oynanan kötü oyundan ders de alınmamış. Yedek kulübesinde hamle şansı yoktu. Artık var. Kasımpaşa karşısında ilk yarı oynanan futbol kelimenin tam anlamıyla fiyasko idi.Savunmada güven vermeyen, orta alanda oyunu eline geçiremeyen, hücumda hiç etkili olamayan bir Beşiktaş vardı. Alan daraltma yok, herkes birbirinden uzak ve kopuk. Pres yok.İkinci yarı kendi kimliği ile oynayan agresif bir Beşiktaş vardı. Almeida, Niang ve Olcay ile girilen net pozisyonlar ve baskı golü getirmedi. Beşiktaş dün maçı kaybettiyse bunun nedeni ilk yarıdaki uyuşuk ve pasif oyun. İkinci yarıdaki gibi efor sarfetmezseniz maç kazanamaz, pozisyona giremezsiniz. Ligin 18 takımı içinde kendi evinde en çok gol yiyen takım olursanız da ligde zirve yarışını unutmak zorunda kalırsınız. Halbuki Beşiktaş dünkü maçı kazanmış olsa lige verilen ara ile birlikte sakatların da güçlenmesi ile kalan 8 haftada, rakiplerinin de Avrupa mücadelesini göz önünde bulundurursak en güçlü adaylardan biri olacaktı. Bu ligde herşey olabilir. Ancak şampiyonluk artık çok zor. İkincilik iddiası ise devam ediyor.
Beşiktaş’ın bu sezon en temposuz maçıydı. Hızı, bir silah olarak kullanan siyah-beyazlılar dün yavaş kalınca etkili olamadı. Bunda Trabzonspor’un Beşiktaş’a özel bir strateji ile hazırlanması da etkendi. Fizikel mücadeleye yönelik rakibine yakın ve temaslı oynayan bir Trabzonspor vardı. Beşiktaş iyi oynamadığı maçta 6 kez gole yaklaştı. Golü bulup öne geçse rakibin organize görüntüsü bozulacak ve daha riskli oynayan kontrolü kaybeden bir Trabzonspor olacaktı. İlk yarı Holosko, Olcay ve Niang; ikinci yarıda da Olcay, Oğuzhan ve Niang ile pozisyonlar bulan Beşiktaş, bunlardan en azından 1 tanesini değerlendirmeliydi. TEK POZİSYON VERDİLERFernandes’in fiziksel olarak çok da diri görünmediği karşılaşmada Holosko da yokları oynayınca Niang çok yanlız kaldı. Senegalli santrfor tek başına Mustafa ve Bamba gibi 2 güçlü oyuncuyla maç boyunca boğuştu durdu. Kaleci Onur Kıvrak’ın harika kurtarışı olmasa Mamadou Niang, Beşiktaş’a bir 3 puan daha getirebilirdi. Trabzonspor Henrique-Sapara değişikliğinin ardından orta alanı tamamen ele geçirince Samet Aybaba da akıllıca bir hamle ile Necip’i oyuna sürüp karşılık verdi. Samet Hoca 35’te yetersiz görünen Emre Özkan’ı da oyundan alarak çok yerinde bir hamle yaptı.Beşiktaş için söylenebilecek en olumlu şey ise maç boyunca Trabzonspor’a sadece 1 gol pozisyonu vermesiydi. Lig genelinde savunma güvenliğinden yoksun oynayan siyah-beyazlılarda Escude oyuna girdikten sonra Sivok ile birlikte sağlam bir görüntü ortaya koydu.TRABZON’A DESTEK ŞARTUzun bir aradan sonra kaleye geçen Cenk ise maçın başındaki 2 yan top hatası dışında güven veren bir oyun ortaya koydu. 9 maç kala 4 puanlık fark kapanabilir. Almeida dönecek, Niang artık hazır. Yedek kulübesi güçlendi. Bu yüzden dünkü maçta alınan 1 puan kötü değil. Trabzonspor’un ise kadro istikrarı, güven ve huzura ihtiyacı var. Bordo-mavili taraftarlar artık protestoyu bırakıp takımının arkasında olmalı.Son söz de maçın hakemi Fırat Aydınus için.. Aydınus, ülkemizin bence en iyi hakemi. Ancak Trabzonsporlu bir yöneticinin yaptığı talihsiz açıkçamalardan etkilenmiş göründü. Niang’a karşı faüllü oyuna fazla tolerans gösterdi.
F.Bahçe ilk yarıda bir Avrupa deplasman maçının ne kadar iyi oynanabileceğini fazlasıyla gösterdi. Oyunun kontrolünü rakibe vermeden iyi pas yaptı ve farklı gol girişimleriyle rakip kaleyi yokladı. 2 ekibi de hiç tanımayan birisi ilk yarıyı seyretse sahadaki beyaz formalı takımın, kırmızı formalı takımdan çok daha kaliteli olduğu kanaatine kolayca varırdı. Bu kalite farkı ne yazık ki skora yansımadı. Volkan’ın hatasıyla Rajtoral’ın direkten dönen topu ve 42. dakikada Kuyt’ın 6 pastan net bir fırsatı kaçırması ilk yarının 2 net pozisyonuydu.F.Bahçe 2 yarıda oyun hakimiyetini daha da arttırarak rakibinin üstüne daha da etkili gitmeye başladı. 70. dakikaya kadar bariz üstünlüğünü sürdürdü. Ancak kaleci Kozacik’in iyi oyunu bu etkili hücumlarda golü getirmedi. Açıkçası Plzen beklenenden çok daha düşük seviyede bir takım görüntüsü ortaya koydu. F.Bahçe rakibinden hem fizik, hem teknik hem de taktik olarak çok daha kaliteli bir takım. Sarı-lacivertli temsilcimiz de maçın 10’uncu dakikasından sonra bunu hissederek büyük bir güvenle oynadı.Avrupa deplasmanlarında şu ana kadar hiç kaybetmeyen F.Bahçe, geçmiş maçların aksine bu kez savunma yaparak değil, rakibinden üstün oynayarak kazandı. Plzen’de hakettiği galibiyeti alamasa gerçekten çok yazık olurdu. SKOR AVANTAJLIBir Türk takımının deplasmanda maç kazandığına çok şahit olduk ancak bu kadar üstün bir oyunla kazandığını çok az görmüştük. Rövanşın seyircisiz oynanacak olması büyük bir dezavantaj. Bu açıdan bakarsak Plzen deplasmanında kazanarak dönmek çok daha değerliydi. Dün gece F.Bahçe’de görevini yapmayan, kötü oynayan futbolcu yoktu. Ancak özellikle Sow, Cristian ve Kuyt çok iyi bir futbol sergilediler. Rövanşta seyirci desteği olmayacak fakat 1-0’ın avantajı ve kalite farkı ile F.Bahçe bu turu geçer.
Viktoria Plzen kendi liginde lider olan, son turda Napoli’yi hem içeride hem de dışarıda gol yemeden (3-0, 2-0) elemeyi başarmış bir takım.. Aldığı sonuçlar ve bulunduğu konum itibariyle iyi bir ekip. F.Bahçe’de orta sahanın iki önemli ismi Emre ve Meireles’in oynamayacak olmaları da bir dezavantaj. Sarı-lacivertli temsilcimiz UEFA Avrupa Ligi’nde şu ana kadar başarılı olduysa bunu kontrollü oyununa ve iyi savunmasına borçlu. Bugün de alanları kapatan, iyi yardımlaşan organize ve güçlü bir savunma izleyeceğiz.Deplasmanda alınacak avantajlı bir skorla Kadıköy’e tur şansını arttırarak gelmek çok önemli. Ancak bunun ötesinde hesaba katılması gereken bir faktör daha var. Rövanşın seyircisiz oynanacak olması İstanbul’daki karşılaşma için ‘Nasıl bir skor avantajlı olabilir?’ sorunu da beraberinde getiriyor.Orada gol ya da goller bulmak sanki yememek kadar önemli. İyi savunma yapan F.Bahçe’nin gol için de etkili hücum yapması şart. Aykut Kocaman Kuyt-Webo-Sow üçlüsüyle başlarsa ‘Ben gol istiyorum’ mesajını takımına verecektir. Forvetteki 3 oyuncu Cristian’ın da desteğiyle golü bulmak için yeterli olur. Rövanşta iç saha avantajı olmadığı için, üstüne basa basa söylüyorum orada alınacak sonuç, turnuvanın anahtarı olacaktır. F.Bahçe’de kazanmak için oynamalıdır.DARIDA’YA DİKKATPlzen takımında forvetin sağında oynayan Darida en tehlikeli oyuncuları. Beşiktaş maçında da aksayan F.Bahçe’nin sol kanat savunması Darida’ya mutlaka çok dikkat etmeli. Topla veya topsuz savunmanın arasına ve arkasına geçebilen bu oyuncuya önlem almak şart.Çek futbolu geleneksel olarak her zaman bize ters gelmiştir. Hem tempoları hem fizik güçleri hem de teknik kapasiteleri çok iyi. Son iki yılda Avrupa’da önemli tecrübeler de kazandılar. O yüzden her dakikası, her santimetre karesi mücadele gücü ve akıl isteyen bir 90 dakika olacak.
Çılgın bir derbi oldu. Özellikle 30. dakikadan sonra oyunun Beşiktaş karakterine uygun bir maç olması siyah-beyazlıların ekmeğine yağ sürdü. F.Bahçe 10 ila 25. dakikalar arası mükemmele yakın bir futbol oynadı. Topu çok iyi dolaştırdı. Kanatlara indirdi ve pozisyonlar buldu. Ancak 1-0’dan sonra da kendi yarı alanına çekilip Beşiktaş’a davetiye çıkardı.Dün de yazdım. 2 takımın da sol kanatlarında sorun yaşayacağı belliydi. Öyle de oldu. İlginç olan ise buna önlem alınmaması. Sow, Ziegler’e yardım etmiyor. Beşiktaş, Holosko ve Hilbert ile son derece etkili oldu. Gökhan Süzen, Gökhan Gönül ve Kuyt ile başedemedi. Beşiktaş o kanattan büyük tehlike yaşadı. Aybaba, Emre Özkan’la yamayı yapmaya çalıştı. Kocaman ise Caner’i almak için çok bekledi.2. yarı tam Beşiktaş’ın istediği gibi geçti. Siyah-beyazlılar F.Bahçe tempo sorunundan faydalanabilmek için oyunu hızlandırdı. İki ceza sahası arasında gidip gelen oyun hızlandıkça Beşiktaş’ın daha etkili olacağı ortadaydı.Beşiktaş, yürekten savaştı ancak inanılmaz pozisyon hataları da yaptı. F.Bahçe fizik olarak daha güçlü kalabilse, daha agresif olup Beşiktaş’ın üzerine kararlı gidebilse maçı kazanabilirdi.Beşiktaş çok yüksek tempolu bir takım. Hilbert, Holosko, Olcay ve Veli Türkiye’nin en çok koşan futbolcuları. Fernandes ise tartışmasız en iyisi. Sürekli dolaşıyor. sorumluluk alıyor. Topla direkt kaleye doğru girip rakip savunmayı dağıtıyor. Güçlü olduğu zaman dünkü gibi büyük bir silah.OLCAY, OLCAY, OLCAY...90 metre depar ile galibiyeti getiren Olcay, direk dibinde bir de gol çıkarıp maçın kahramanı olmayı haketti. Son dakikalarda yedikleriyle puan kaybetme rekoru kıran Beşiktaş, ilk kez son saniyede güldü. 2. golde topa çok klas vuran Niang, 3. golde de harika bir pasla derbiye damgasını vuran isim oldu.Şu görüldü ki hatalarına ve zaaflarına rağmen yürekten oynayarak kazanan Beşiktaş, taraftarıyla bütünleştiği zaman her şeyi yapabilir.Aykut Kocaman, Ziegler’i oynatmak için Yobo’yu kesip, Bekir-Egemen ile başlayarak büyük hata yaptı. Yobo’nun olmaması da F.Bahçe’nin 3 gollü yenilgi almasında etkendi.Son olarak kazanmak için her şeyi yapan ve centilmence oynayan 2 takım da büyüklüklerine yakışır derbi oynadı.
Beşiktaş bu sezon hiç derbi kazanamadı. Hatta ligde şampiyonluk yaşamış, büyük maç niteliği taşıyan Trabzon ve Bursa gibi rakipleri de yenemedi. Bu nedenle farklı bir motivasyon ve arzuyla sahaya çıkacak. Puanın ve prestijin ötesinde kendisini ispat etme duygusuyla. Tarihi statta son F.Bahçe derbisi. O yüzden farklı bir ortam olacak. Seyirci desteği ve atmosfer tabii ki Beşiktaş’ın arkasında. Ama F.Bahçe de bu tip maçları oynamayı bilen bir takım. Maçın favorisi yok. Tüm dünyadaki bahis şirketleri, Türkiye’dekiler de dahil olmak üzere Beşiktaş’ı küçük bir adım önde görüyor. O da iç sahada oynadığı için. Her iki takımın da bu maçı kazanmak zorunda olması bize farklı bir derbi izlettirebilir. F.Bahçe orta alanda özellikle Emre Belözoğlu geldikten sonra pas kalitesini çok arttırdı. Eğer Kartal F.Bahçe’nin güçlü olduğu orta alanda rakibi rahatsız etmezse, baskı yapmazsa sarı-lacivertliler daha avantajlı olur. Ancak Beşiktaş çok koşan ve rakibi bozan bir takım. Orta sahada fiziksel temasın fazla olacağı, kora kor bir derbi izleyeceğiz. Çıkan ve çıkmayan kartlar maçın gidişatını da etkileyecek.KANATLARIN MAÇI Beşiktaş hızlı hücum yapan bir ekip. F.Bahçe ise ağırlıklı olarak set oyanayan bir takım. Siyah-beyazlılar Sow ve Hasan Ali’nin (ya da Ziegler) kanadından Hilbert ve Holosko ile etkili olabilir. F.Bahçe ise Gökhan ve Kuyt’ın oynadığı kendi sağ kanadından Beşiktaş’ı zorlayacaktır. Beşiktaş savunması kanat beklerinin kademesinde çok pozisyon hatası yapıyor. Gökhan Süzen ve Hilbert orjin olarak savunma oyuncusu olmadıkları için Sow ve Kuyt arka direk koşularıyla pozisyonlar bulabilir.Beşiktaş sahayı diklemesine kullanan, hızlı hücumlarla pozisyonlar bulan delici bir takım. F.Bahçe öne geçerse yarı sahasında alanları kapatıp disiplinli ve organize savunma yapabiliyor. Ancak F.Bahçe’nin de tempo sorunu var. Yüksek tempo Beşiktaş’ın işine gelir. F.Bahçe Emre-Meireles’le tempoyu ve oyunu kontrolü altına almak isteyecektir.