Büyük takımları farklı kılan en önemli özelliklerden biri düştüklerinde ayağa kalkabilmeleri. Beşiktaş çok zor bir deplasmanda bunu başardı. Eksiklerine rağmen kazanıp ayağa kalktı. Haftalar sonra gol yememesi bu zaferde en büyük etken. Çünkü çok iyi bir oyun oynamadı siyah-beyazlılar. Düz ve basit mantıkla şunu söylemek mümkün: “Sen kaleni kapa.. Nasılsa 4-5 pozisyon buluyorsun. En kötü ihtimalle bir tanesini at ve kazan.”McGregor nihayetDün aynen böyle oldu. McGregor maç 0-0 devam ederken 3 direğin arasına gelen 3 topta gole izin vermedi. Doğrusunu söylemek gerekirse bu toplar İskoç kalecinin çıkartması gereken toplardı. O da nihayet görevini yaptı ve Beşiktaş maçı kazandı. Olması gereken zaten buydu. Tuhaf olan son 10 haftaki performansıydı. Holosko'nun son derece etkisiz bir gününde olması, Niang’ın henüz hazır duruma gelmemesi takımın hücum gücünü olumsuz yönde etkiledi. Niang kesinlikle hazır değil ama iyi niyetle ve özveri ile kendini zorluyor. Net fırsatları kaçırmasına rağmen rakip savunmayı rahatsız ediyor. McGREGOR dışında Sivok, Veli, Olcay ve Hilbert Beşiktaş’ın kazanmasında başrol oyuncularıydı. Kaptan Toraman ise savunmanın önünde oynadığında gedikleri iyi kapatıyor. Fernandes standartının altında kaldı ancak Sivasspor, Portekizli oyuncuyu oynatmamak için özel önlem almıştı. Dün Samet Aybaba kısıtlı imkânlarını sonuna kadar zorladı ve maceraya girmeden takımını gerçekçi şekilde yönetti. (Demek kırmızı formasız da oluyormuş!)DERBİ ROTAYI BELİRLERSakat oyuncuların düzelmesi ve Niang’ın da zamanla daha fazla kuvvetlenmesi Beşiktaş’ı ligde daha iddialı duruma getirecektir. Ama asıl önemli olan bu süreci kayıpsız kapatmak. Önümüzdeki hafta F.Bahçe maçı derbi olması dışında Beşiktaş’ın ligdeki rotasını belirleyecek önemli maçlardan biri. Kazanırsa şampiyonluk yarışına tutunur, ikincilik için ise en güçlü aday olur. Bu stratejik maçta en azından iç sahada oynarken kaybetmemek zorunda.Sivassporlu Uğur’un adam öldürmeye teşebbüs olarak da değerlendirilebilecek hareketinde çıkan kırmızı kart tartışmasız doğruydu. Ancak Veli’nin Grosicki’ye yaptığı hareket de penaltıydı. Bu 2 pozisyon maçın dönüm noktalarıydı.
Galibiyetin her türlüsü tur için F.Bahçe’ye yetiyor. Bu önemli bir avantaj. BATE Borisov ilk maçtaki görüntüsüyle gücü ve kalitesi son derece sınırlı bir takım. Ama ilk maçtaki oyun, onların oyunu değildi. F.Bahçe’nin 10 kişi ile yaptığı katı savunmayı aşamadılar. Çünkü yaratıcılıktan yoksun bir ekip. Buradaki senaryo daha farklı olacak. BATE kendi tarzına daha uygun olan kapalı ve dirençli savunma oyunuyla F.Bahçe’yi bozmaya çalışacak. Genel tarzları oynamak değil, oynatmamak olan bir takım. Bu kritik karşılaşmanın seyircisiz olması çok büyük bir dezavantaj. Çünkü seyircisiz maçta tempoyu yükseltmek ve agresif oynamak daha zor. F.Bahçe’nin oyun kurucusu, orta alanın beyni Emre Belözoğlu ve bu işi yapabilecek bir diğer oyuncusu Meireles de yok. Orta sahada kapalı savunma karşısında pasın hızını ayarlayabilmek, oyuna şekil verebilmek bu yüzden güçleşebilir. AMAN YEMEYELİMKanat bekleri Gökhan Gönül ve Reto Ziegler’e ofansif anlamda büyük görev düşüyor. Rakibe üstünlük kurmak için sürekli kanat bindirmeleri şart. Ortadan değil de ağırlıklı olarak topu rakip ceza sahasına kanatlardan taşıyacağız. Rakibin gol bölgesinde ise Kuyt-Webo-Sow üçlüsü çözüm üretecek. Yapılması gereken bu. F.Bahçe için maç dengede giderken gol yemek ise gerçekleşebilecek en kötü senaryo olur. Rakibin savunma arkasına sarkabilecek çok hızlı oyuncuları yok. Duran topları çok etkili kullandıklarını da söyleyemeyiz. Normal koşullarda, standart performansla bile F.Bahçe bu takımdan gol yemez. Ama yine de bu bir tur maçı olduğu için ilk 60 dakika fazla riske gerek yok.KİLİT ADAM: WEBOÇünkü mevcut düzende gole en yakın isim o. Sow ve Kuyt ikilisi Webo’ya oranla rakip kaleye daha uzak oynuyorlar. Yakın olurlarsa gol şansları çok yükselir.Hücumda daha zenginizF.Bahçe'nin en büyük artısı saha ve seyirci avantajı olması gerekirken bunu kullanamayacak. Diğer en büyük artısıysa kadro kalitesi ve hücum zenginliği.Kadıköy’de çok kötüyüzEemre'nin yokluğu ve seyircisiz oynamak tabii ki en büyük eksiler. Ayrıca F.Bahçe iç sahada Limassol dışında son yıllarda kimseyi yenemedi.Turu nasıl atlarız?Belarus'tan 0-0’lık skorla İstanbul’a dönen F.Bahçe’ye her türlü galibiyet tur için yetiyor. Olası bir yenilgi ise BATE’yi son 16 takım arasına sokarken, 1-1 ve üzeri gollü beraberlikler de yine rakibe yarıyor. Maç 0-0 biterse uzayacak. GOLLÜ BERABERLİĞE ELENİRİZUzatmaların sonunda çıkacak bir gollü beraberlikte BATE’ye yararken, golsüz beraberlik mücadeleyi penaltılara taşıyacak ve temsilcimizin kazanması durumunda ise F.Bahçe adını üst tura yazdıracak.
Türkiye'deki genel kanı Schalke’nin çantada keklik olduğu yönünde. Bu çok tehlikeli. Almanya FIFA klasmanında 2., biz 41.’yken UEFA klasmanında Schalke 15, G.Saray 44.’yken bir Alman takımına karşı şartlar ne olursa olsun böyle düşünmeye hakkımız yok. Schalke son 11 lig maçında sadece 1 galibiyet aldı. Sorunları büyük. Sakatları çok ama neresinden bakarsak bakalım Avrupa tecrübesi olan bir Alman markası. Bunu bilerek sakin, sabırlı ve kontollü oynamamız lazım. Özellikle savunmada yapacağımız küçük bir hata pahalıya malolabilir. Maç eksiğine rağmen Huntelaar çok iyi bir golcü. Ona fırsat vermemek lazım. Farfan alan bulduğu zaman etkili olabilir. Schalke’nin en zayıf noktası savunması.. G.Saray bu takıma karşı hem burada hem de Almanya’da mutlaka gol bulacaktır. Önemli olan yememek.. Bunu bilerek, hesaba katarak oynamak şart. Karşılaşmanın yüksek tansiyonu ve heyecanıyla abartılı agresiflikten ve sertlikten de kaçınmak lazım. UEFA kriterlerinde hakemler yandan ve arkadan sert müdahalelere töleranslı davranmıyor. Kart görmemek de maçın ve turun seyri açısından çok önemli.SABIR ŞART G.Saray Schalke’den daha formda, daha güvenli ve moralli. Hatta daha da tecrübeli. Son transferlerle kalitesi de arttı. Güçlü bir orta saha bu maçın anahtarı olacaktır. Melo, Selçuk, Sneijder ve Hamit orta alanda oyunun kontrolünü ele geçirecek kalitede ve güçte oyuncular. Hücumda Drogba ya da Burak’la mutlaka pozisyonlar bulacağız. Yeter ki sabırlı ve sakin olalım. Kontrollü ve dengeli oyun rakibin kilidini açacaktır.Sneijder seyir değiştirirSneijder bu tip maçları, bundan çok daha zorlu maçları defalarca oynamış büyük bir tecrübe. Fizik gücü tam olmasa bile ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor. Yapacağı bir hareket, atacağı bir pas maçın seyrini değiştirebilir.Farfan’a alan bırakma!Farfan hızlı, açık alanı seven, yetenekli ve dripling üzerinden çok iyi şut atabilen bir oyuncu. Hem atan, hem de arkadaşlarına pozisyonlar hazırlayabilen bir isim. Kesinlikle ihmal edilmemesi lazım. Albert Riera’ya karşı üstünlük kurabilir.Rakibimizin artıları-eksileriSavunmaları çok ağırSchalke'nin savunmasının göbeğinde oynayan stoperler çok ağır.. Takım savunması çok organize değil.. Genelde Schalke hücumu düşünen bir takım. İstanbul’da bu takımdan gol yemezsek rövanş için çok büyük bir avantaj elde ederiz. Önemli olan Alman ekibinin kırılgan yapısını değerlendirebilmek.Kurtuluş maçlarıHücumda ve duran toplarda her an her şeyi yapabilecek bir takım. Kötü oynarken bile golü bulabilecek silahları var. Bastos, Huntelaar ve Farfan çok tehlikeli. Kanat beklerimiz hatasız oynamalı. Schalke ligde kötü. Bu maçı sezonu kurtarmak için son fırsat olarak göreceklerdir. Bu da onlar için ayrı bir motivasyon kaynağı.
Pozisyonun pieroya göre birkaç santimle gol olduğu ortaya çıkıyor. Pieronun dediği ‘Dogma’ gibidir.. Gerçekliği ıspatlanmıştır ve tartışılamaz. Ancak bu tip pozisyonlarda birkaç santimin hesabını yapıp hakemi ne karar verirse versin eleştirme hakkımız yok. Çünkü insan gözü o anlık olayda birkaç santimi ölçemez. İnsan gözü piero değil, görüntüyü de dondurma şansı yok. Zaten FIFA ve UEFA bu tip pozisyonlarda teknolojiden faydalanmak için gereken çalışmaları yapıyor. Bir başka konu da Ahmet Çakar, Erman Toroğlu, Markus Merk ve Rıdvan Dilmen gibi yorumcuların Lig TV’nin görüntüsüne göre hepsi pozisyon için “Gol değil” dedi. Bunu pieronun değil, maçtaki görüntünün dondurulduğu ana göre söylediler. Aslında haklılar. Fotoğrafa göre topun %95’i geçmiş ama %5’i çizgide. Fakat görüntü ve fotoğraf yanıltıyor. Çünkü Lig TV’nin kamerası tam hizada değil. %100 hizada olsa iki kale direği tek direk gibi gözükür. Çok dikkatli bakarsanız 2. direğin bu görüntüde seçildiği görülebiliyor. Herkesi yanıltan da bu oluyor. Kameranın bir karış daha solda olması lazımdı.
Bir futbol takımı, büyük bir takım, hem de kendi evinde oynayan bir takım bir sezonda kaç kez avuçlarının içindeki puanları rakiplerine hediye eder? 1, maksimum 2..BU durum sürekli tekrarlanıyorsa bunun açıklaması nedir? Avuçların içinden kayıp giden 12 puanın sorumlusu kim? 10 kişi kalan pozisyona bile girmeyen rakiplerden gol yemenin sırrı ne? Sahasında 12 maç oynayan Beşiktaş sadece 4 maç kazanmış. 7 tane beraberliği var. Trabzon hariç tüm maçlar galip iken berabere bitmiş. Takım son 30 dakikalarda 13 gol yemiş. Tesadüf mü? son 15 dakikalarda sadece 3 gol atmış hiçbir maçı çevirememiş, sürekli vermiş. Tesadüf mü? Şanssızlık mı, beceriksizlik mi, akılsızlık mı? Hepsi...AYBABA HAMLE YAPMASINTamam, Samet Aybaba’nın yedek kulübesi genellikle zayıf. Ancak bir türlü çözemediği bir şey var. Bazı oyuncular henüz bu seviyenin oyuncusu değil. Muhammed, Sinan, Erkan, Hasan vs... Bu oyuncular ile başladı veya sonradan soktu ama hiç katkı alamadı hatta öyle ki 1 kişi eksildi. Bunu göremiyor mu? Sinan'ı soktun berabere kaldın, Muhammed’i soktun berabere kaldın. Demek ki olmuyor. Kale sanki boş! McGregor yüzünden Sevilla’da 6 yıl banko oynamış Escude yedek. Sanki İskoç kaleci süper oynuyor da.. Toplamda 0, çarpmada 1 etkisiz elemandır. Beşiktaş’ın kalecisi McGregor da öyle. Beşiktaş aslında pozisyon falan vermiyor. Ama ilginçtir kaleye gelen her top gol oluyor. McGregor’un hatası var yok, onu tartışmayalım. 1 tane kurtar be kardeşim. Yan toplarda güven vermiyor, karşı karşıyaların zaten hepsini yiyor, uzak mesafeli şutlar da köşeye giderse gol. En kötü kalecinin bile sezonda kurtardığı 2-3 maç vardır. İskoç kalecide böyle bir durum yok. Sakatlık sorunları, çöken bir moral.. Bundan sonrası daha da zor görünüyor.NOT: Kaleci antrenörünü Bucaspor’dan, kondisyoneri de Kocaelispor’dan alırsan sonuçlarına katlanırsın...
G.Saray'da Drobga takıma girince yeni düzenin nasıl olacağını herkes merak ediyor. Sarı-kırmızılıların 4-2-3-1 düzeninde oynaması gol sorunlarını beraberinde getirebilir. Son MP Antalya maçında top rakipteyken mükemmel oynayan G.Saray top kendisindeyken rakip ceza alanına girmekte çok zorlandı. Hamit-Amrabat-Melo 3’lüsünün ligdeki toplam gol adedi sadece 1. Yapı itibarı ile G.Saray’ın gol yükünü forvetler çekiyor. Burak-Umut-Elmander 3’lüsü ligde ve Avrupa’da toplam 33 gol üretmiş. Forvetler dışında en çok gol atan ise Selçuk: 3 gol.Sneijder ise hem hazır değil hem de çok golcü bir oyuncu değil. (Son 5 sezonunda ligde 4 golden fazla atmadı)Halbuki benzer yapıda oynayan Beşiktaş’ta Olcay 7, Holosko 9, Fernandes 6 gol atmış. Yani 4-2-3-1 düzeninde forvetin arkasında oynayan oyuncuların gol sayısı kesinlikle yüksek olmalı.KONTENJAN SORUNG.Saray, Türkiye Ligi’nde mevcut ve iyi işleyen 4-4-2’ye devam etmeli. Drogba-Burak veya Drogba-Umut ikilisi arkalarında serbest oynayan bir Sneijder ve Hamit-Melo-Selçuk 3’lüsü en ideal çözüm gibi gözüküyor. Avrupa’da sorun yok ama ligde yeni düzende kontenjandan dolayı Amrabat, Riera veya Eboue’den de ikisi dışarda kalacak.G.SARAY'IN SIRRI NE?Algı G.Saray’ın harika bir hücum takımı olduğu yönünde. Geçen yılın şampiyonu ve şu anda Süper Lig’de 5 puan farkla lider olan G.Saray ilginçtir ofansif istatistikleri ile rakiplerinin gerisinde. Defansif olarak ise önünde. Fstats verilerine göre G.Saray Süper Lig’deki 18 takım içinde ligde en az korner atan ekip. Sadece 77 korner atmış. Cimbom’dan daha fazla gol pozisyonu üreten 7 takım var. En çok şut atan takımlar sıralamasında 7’inci, en çok isabetli şut atan takımlar klasmanında ise 4’üncü. En çok orta yapan takımlar arasında 5’inci; isabetli orta yapma konusunda ise 18’inci. Asist ile gol bulma alanında ise 7’inci. Hücum bölgesinde oyun konusunda da Beşiktaş ve F.Bahçe’nin gerisinde.POZİSYON VERMİYORPeki G.Saray rakiplerinden neyi daha iyi yapıyor ?Fatih Terim’in takımı rakipleri ileride karşıladığı için kendi ceza alanına sokmuyor. G.Saray açık ara ligin en az pozisyon veren takımı. Sarı-kırmızılar rakiplerinden daha sert ve faullü oynuyor. G.Saray 18 takım içinde Mersin’den sonra en çok faul yapan ekip. Buna karşılık ligin en az sarı kart gören takımı.Cimbom ligin 2’inci bölgede en çok topa sahip olan ve pas yapan takımı. Selçuk ise ligin en çok pas yapan oyuncusu. Takım savunması,pres, fiziksel temasa dayalı oyun ve pas kalitesi sarı kırmızılı ekibi öne çıkartan faktörler.HAKEMLERİMİZ AVRUPA'DAN MAÇ İZLEMİYOR MU?Geride kalan hafta sonu arkadan yapılan faullerin cezasız kaldığını gördük. Bursasporlu Şener, F.Bahçeli Meireles, Elazığlı Orhan Ak ilk aklıma gelenler. FIFA ve UEFA artık bu tip müdahalelerde çok katı. Hakemlerden rakibin sağlığını tehdit edecek sert ve kontrolsüz hareketlere izin vermemelerini istiyor. Bu tip ciddi faullü oyunun karşılığı ise kesinlikle ihraç. Artık arkadan veya yandan kayarak jilet gibi girme dönemleri bitti. Belli sınırları var.Bir diğer sorun ise ihlalin tekrarlanması, bakıyoruz aynı oyuncu aynı ihlali defalarca yapıyor ancak kart görmüyor. Mesela şarjlarda, ikili mücadelelerde koluyla rakibi itmek kural dışı. Bizde oyuncular sürekli kollarını kullanıyorlar. Faül kartlık değil ama aynı oyuncu 5-6 kez aynı şekilde faüllü oyuna devam ediyor.KIRMIZI FORMA TOTEMİDünyadaki tüm kulüplerin bir iç saha forması vardır. Bu forma klasik olandır. Her şeyden önce kulübün kendi tarihine saygıdır, formasını sahiplenmesidir. Klasik forma takımın tarihidir. Taraftarın onurudur.Klasik forma Anayasanın 4’üncü maddesi gibidir. Değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.Dünyanın büyük ve köklü kulüpleri iç sahada çoraplarından bile vazgeçmez. Dış sahada ise genellikle 2, 3 veya 4’üncü forma giyilir.Beşiktaş hem iç sahada hem de dış sahada kırmızı forma ile oynuyor. Neden ? “Samet Hoca totem yapıyor, uğurlu geliyor...” 110 yıllık koskoca Beşiktaş Kulübü’nde hiç kimse ‘Ne oluyor?’ demiyor. Bu mantıksızlığa bir son vermiyor.
Samet Hoca Elazığ deplasmanında genç Sinan ile başlayarak hatalı bir tercih yaptı. Nitekim 40. dakikada hata yaptığını teyit eden bir değişiklikle takımını tekrar en güçlü formasyona soktu. YAPMA hocam. Sinan bugün itibarı ile Beşiktaş’ta 11 oynayacak seviyede değil. Umuyoruz ki gelecekte iyi bir santrfor olacak. Tercihinde ısrar etseydin bu maç da dönmezdi. Nitekim yaptığın hamle ile hem oyunu hem de maçı aldın götürdün. Geçen hafta da aynısını yapsaydın şu an Beşiktaş’ın puanı 37’ydi. VELİ ve Sivok dün mükemmel oynadı. Sivok ligin tartışmasız en iyi stoperi. Atıyor, attırıyor, problem çözüyor ve savunmada güven veriyor. Veli dün çok top kazandı ve sonra olumlu kullandı. Gattuso gibiydi. İbrahim de orta alandaki delikleri çok iyi kapattı. İlginçtir defansif orta saha oynadığında daha verimli. Zaten Fernandes ve Oğuzhan oynuyorsa defansif özelliği olan 2 orta saha şart. McGREGOR-CENK DEĞİŞMELİFernandes ise henüz hala eski gücünde olmamakla birlikte toparlanma sinyalleri verdi. Oğuzhan çok klas ve yaratıcı. Ancak orta yuvarlak civarında daha basit ve çabuk oynamayı öğrenmeli. HOLOSKO rakip savunmaların sevmediği ve çekindiği bir oyuncu. Dün de etkiliydi ve 9 gole ulaştı. Son 10 dakika oynayan Niang 3. gol öncesi Hilbert’e attığı mükemmel pasla klasını gösterdi. Fizik ve koordinasyon olarak çok da olumsuz bir görüntüsü yoktu. Ama tam hazır olması için 2-3 haftaya ihtiyacı var. NIANG haftaya 11’de başlarsa kenarda kim kalacak? Asıl soru işareti ise bu. Toraman cezalı. Escude-Sivok tandemini bozmak mantıklı değil. Escude çok hamleli ve atletik olmamakla birlikte topu oyuna iyi sokan ve alan daraltarak oynayan deneyimli bir oyuncu. Maç kondisyonu kazanırsa Beşiktaş’a kalite katacaktır. En mantıklısı McGregor-Cenk değişikliği ki yabancı kontenjanında yer açılsın. İskoç kaleciyi kesmenin bir riski yok. Çünkü hiç kurtarış yapmıyor.ELAZIĞ fizik güç ve dayanıklılıktan yoksun. Maçlara iyi başlayıp 90 dakikayı zor bitiriyorlar. Ligde kalmak istiyorlar ise Yılmaz Vural’ın bunu çözmesi şart.
EK Cumhuriyeti’ne evimizde kaybettik. Özellikle maçın ilk yarısında hiç varlık gösteremedik. Maçlar kazanılır,kaybedilir ama asıl soru şu: “Biz bu kadar kötü müyüz?”MİLLİ takım ve Türk futboluyla ilgili cevap bekleyen o kadar çok soru var ki. Hollanda, Hırvatistan ve Almanya gibi takımlara zaten yeniliyoruz da Slovakya, Avusturya, Romanya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti ile oynuyoruz. Onların da hepsine kaybediyoruz... FIFA klasmanında dünyada 40; Avrupa’da ise 22. sıradayız.GERÇEK potansiyelimiz ve gücümüz ne? Sahaya çıkan milli takım ülkenin en güçlü takımı mı? ARDA dışında uluslararası boyutta gerçek bir yıldızımız var mı? GERÇEKTEN iyiysek neden Avrupanın büyük kulüplerinde Arda’dan başka oyuncumuz yok ?MİLLİ takımda oynayan bazı oyuncular iyi oldukları için mi milli? Yoksa milli oldukları için mi iyi? F.BAHÇE ve G.Saray’da oynamak veya oynayamamak milli takım forması giymek için yeterli mi? (Öyle değil ise yaşları genç olduğu halde artık bu kulüplerde oynamayan Kazım, Özer ve Emre Güngör gibi oyuncuların adı neden milli takım için bile geçmiyor?)TERCİHLERDE mi yanlışlık var? MİLYON Eurolar ile maaş ödediğimiz oyuncularımız bu kadar iyiler de neden kendilerinin 5’te biri civarı para kazanan meslektaşlarına karşı hep kaybediyorlar? Yoksa biz kendimizi çok mu abartıyoruz? Oyuncularımıza haketmedikleri halde mi milyon Eurolar ödüyoruz?YOKSA BİZ KATAR MIYIZ?AVRUPA’NIN en çok para harcanan 6. ligiyiz de milli takımımız Avrupa’da neden 22. basamakta?YOKSA biz Avrupa’nın Katar’ı mıyız? Ligde oynayan oyuncuların yarısı yabancı, yerlilerin de yarısı yurt dışında yetişmiş. Oyuncu yetiştiremiyoruz. Umudumuzu Almanya’da yetişenlere bağlamışız.KULÜPLERİN oyuncu yetiştirmek gibi bir misyonu ve vizyonu yok. Maalesef para ile yarışmak daha prestijli ve önemli...KÖTÜ oynadık, odaklanamadık değil. Sorun başka yerlerde ve büyük. Bu sorulara cevap bulamadığımız takdirde büyük turnuvaları ancak televizyondan izleriz. Sonra da onlarca milyon ödediğimiz yabancılarla avununmaya devam ederiz...