MICHAL Kadlec Sparta Prag’da oynadığı dönemden beri tanıdığımız bir oyuncu. Babası Miroslav Kadlec de milli futbolcuydu. KADLEC hem stoper hem de sol bek oynayabiliyor. Çok yönlü bir savunma oyuncusu. Ancak hücumcu sol bek sevenler için çok da tatmin edici bulunmayabilir. Defansif özellikleri daha fazla ön planda olan stoper kimlikli bir sol bek. Uzun boyu ve hava hakimiyetiyle ileri çıkışlarda zaman zaman sürpriz goller bulma özelliğine de sahip. GENEL anlamda istikrarlı bir oyuncu ancak geçen yıl Bundesliga’da sadece 14 maç oynamış olması bir soru işareti. Ayrıca 2012-13 sezonunda genel performansı hiç de olumlu değildi. Tirbünleri heyecanladıracak bir oyuncu değil. 5 milyon Euro civarında bonservis bedeli ödenerek alınacak bir futbolcu hiç değil.İSTİKRARLI, defansif özellikleri iyi olan, hücuma da desteğe giden, dengeli bir profesyonel.
Gökhan Töre, alt yaş gruplarından itibaren milli takımlara çağrılan bir oyuncu. Kendisiyle ilgili beklenti hep yüksek oldu. Ancak bu beklentilere gerek oynadığı kulüplerde gerekse de milli takımlarda yanıt veremedi. 1992 doğumlu olması tabii ki büyük avantaj. Belki de beklenen patlamayı Beşiktaş’ta yapabilir. Kıvrak ve çabuk bir oyuncu, rakip savunmaların dengesini bozabilecek yeteneklere sahip ancak oynadığı hiçbir resmi maçta tek bir gol bile atmaması şaşırtıcı. Bugün itibarıyla ‘Çok iyi bir transfer’ demek iyimserlik olur. Şu ana kadar hiçbir şey yapmamış bir oyuncuyu, övmek, iyi transfer demek doğru bir yaklaşım değil. Ancak gelişmeye açık, potansiyeli olan genç bir futbolcu. Çok çalışırsa ve güven kazanırsa, kendisinden beklenen çıkışı nihayet yapabilir. Beşiktaş bu oyuncuyu bonservisiyle transfer etmiş olsa tartışılabilir ama kiralık olduğu için çok tartışmaya gerek yok. Futbolcu oynadı, pişti, istediğin noktaya geldi fakat 7.5 milyon Euro verip bonservisini alabilecek misin, yoksa beli bir noktaya geldikten sonra Rubin Kazan mı yararlanacak. Bence çok mantıklı bir transfer değil.
Bence F.Bahçe’nin az gol atmasının nedeni forvetlerinin yetersizliğinden çok, orta saha oyuncularının yapısıyla alakalı. 4-2-3-1’in 2 oyuncusu çok defansif kaldılar. Ve takımın golcü olup olmadığı sadece kadroyla ilintili değildir. Asıl önemli olan, oyun mantalitesi. F.Bahçe, gol atmaktan çok, gol yememeye programlı bir takımdı. Bunu ben söylemiyorum. Aykut Kocaman da “Bütün sporlarda savunma önemlidir” dedi. G.Birliği ve A.Gücü’nün Ersun Yanal döneminde Caferli, Youlalı, Veyselli kadrolarla 70 golün üzerinde atması zaten birçok şeyi gösteriyor. Gelecek olan teknik adam, çok adamla hücum yapmayı düşünmezse değil Cardozo, Ibrahimovic gelse çok şey değişmez. Ama bir gerçek var ki, Cardozo Benfica gibi büyük bir takımda yıllardır kapalı savunmalara karşı oynuyor. Gol bölgesindeki ustalığı tartışılmaz. Webo ve Sow’a oranla farkı bu.
Uluslararası seviyede büyük deneyime sahip, yıllardır Portekiz Milli Takımı’nda forma giyen bir yıldız. Bir defansın tüm özelliklerine sahipAlves’in pek de yumuşak ayakları yok ancak deneyimi ve pozisyon bilgisiyle bu eksikliğini hissettirmez. F.Bahçe’ye çok katkılı olacaktırHiago Silva’nın Milan’dan PSG’ye transferine kadar bir stoper için ödenen en yüksek bonservis bedeli Bruno Alves’e aitti. Porto kaptanının Zenit’e transferi, ödenen rakam herkesi şaşırtmıştı.Bruno Alves, yüksek hava hakimiyeti, agresif ve sert oyun kimliğiyle ün yapmış bir oyuncu. Porto’da kaptandı. Bu da sorumluluk duygusu ve liderlik özelliklerine sahip olduğunu gösterir. Savaşçı ve cesurdur. Mücadeleden kaçmaz. Duran toplarda ileriye çıktığı zaman çok etkili bir silahtır. ‘Golcü stoper’ tanımlamasına uyar. Uluslararası seviyede deneyime sahip, yıllardır Portekiz Milli Takımı’da oynayan bir Şampiyonlar Ligi oyuncusudur. Türkiye’de tercih gören hamleli, agresif stoper özelliklerine tümüyle sahiptir. Hatta kavgacıdır da. Bu yüzden kart görme potansiyeli de yüksektir. Top tekniği bir stoper kadardır. Çok üst seviye bir yumuşaklık kimse beklemesin. Ancak tecrübesi ve pozisyon bilgisiyle saha içinde eksiklerini hissettirmez. Boyuna göre çabukluğu da iyidir. Rusya kariyerinde zaman zaman sakatlık sorunları yaşadı. Ancak bunlar çok büyük boyutlu sakatlıklar olmadı. UYUM SAĞLARPorto ve Zenit gibi şampiyonluğa oynayan, oyunu hep rakip yarı sahaya yıkan büyük takımlarda oynaması da bir avantaj. Bildiğim kadarıyla profesyonellik anlayışı da oturmuş bir oyuncu. Maddi olarak, kariyer ve başarı olarak doyuma ulaştığını düşünüyorsa tek sıkıntı bu faktör olabilir. Bir diğer soru işareti ise F.Bahçe’nin Alves transferi için Zenit’e ödeyeceği bonservis ücretinde. Henüz açıklanmadı ancak şu bilinmelidir ki Avrupa’da hiçbir kulüp 32 yaşına gelmiş bir oyuncuya yüksek bonservis ücreti ödemez. Tabii ki F.Bahçe’nin sorunu.Yanında kimle oynarsa oynasın, uyum sorunu yaşayacağını düşünmediğim üst düzey deneyime sahip, uluslararası bir stoper olan Alves, çok katkılı olacaktır.
Bu final için Almanya Kupası finali gibi değerlendirmeler yapılması haksızlıktı.. Dünkü final ile futbolun büyük bir dayanıklılık, güç, yardımlaşma ve gerçek bir takım oyunu olduğu yine belgelendi..Dünya futbolunun Everest’i vardı dün gece Wembley’de.. Tempo, hız, saha içi organizasyonu, yardımlaşma bakımından mükemmele yakın 2 takım vardı Londra’da... Avrupa’nın en iyi 2 takımı olmayı hakeden Borussia Dortmund ve Bayern Münih’i izledik..Ligde rakibine 25 puan fark yapan Bayern, dün de rakibinden üstün göründü. Evet, Dortmund insanüstü koşuyor, Bayern de koşuyor.. BAYERN MÜNİH HAK ETTİDortmund sahaya çok iyi yayılıyor.. Bayern de. Dortmund’un iyi yaptığı her şeyi yapan bir Bayern var.. Ve de tabii ki fazlası.. Dortmund’da Götze’nin yokluğunda yıldız statüsünde sadece Reus var.. Bayern’de ise Robben, Ribery, Müller ve Schweinsteiger.. Ne kadar koşarsanız koşun yetenek de koşuyorsa sizi yener. Bayern’in yaptığı gibi.. Dante’nin sakarca yaptırdığı penaltıya rağmen rakibinin üzerine giden bir B.Münih vardı.. İlk yarının ortalarındaki bir bölüm hariç sahadaki güçlü takım onlardı.. Kazanmayı hak ettiler.. Dün de güçlüydüler.. Sezon boyunca da.. Avrupa’nın dünyanın en iyisi Alman futbolu ve onların da en iyisi Bayern Münih.. Son 4 yılda 3 Şampiyonlar Ligi finali oynadılar ve dün gece nihayet taç giydiler..Not: 2 takım futbolcuları birbirini gırtlaklamak yerine alkışladı, tribünde muz sallayan, sahaya şişe atan yoktu.. Neden acaba?
Trabzon finale iyi başlayan tarafdı. 9. dakikada yedikleri gole kadar iyi pas yapan ve oyunu rakip yarı sahada oynayan bordo-mavililer Volkan ile bir de net pozisyondan sonuç alamadı. F.Bahçe ise son derece durgun başladığı maçta Mehmet Topal’ın pasıyla ilk hızlı çıkışında golü buldu. Volkan Şen’in Sow’u takip etmek yerine ofsayta düşürme çabasından faydalanan Senegalli golcü F.Bahçe’yi 1-0 öne geçirdi. Golün ardından 2.’ye de de yaklaşan sarı-lacivertliler oyunun genelinde bir kupa finalinde 1-0 öndeyken nasıl oynanması gerekiyorsa öyle oynadı. Dengeli ve kontrollü oynayan sarı-lacivertliler 2. yarıda da zaman zaman etkili pozisyonlar yakaladı. Özellikle Cristian ve Gökhan Gönül son derece etkili futbol oynarken Mehmet Topal da orta alanda Emre’nin güçsüzlüğünü kapatan isimdi...Tolunay Kafkas sarı kartı olan ve oyundan atılma riski ile oynayan Zokora’yı çıkartıp Aykut’u oyuna aldı. Bu değişiklik Trabzonspor’un pas kalitesini düşürdü. Sapara tercihi 1-0 yenik oynayan bordo-mavili takım için daha akıllıca olabilirdi.Zaman zaman Olcan ile etkili olan bordo-mavililer hücumda istediği etkinliği bir kaç kanat hücumu dışında gerçekleştiremedi. TECRÜBE KAZANDICristian'ın direkten dönen topu ve Webo’nun 86. dakikada kaçırdığı net fırsatlar Trabzonspor için son bir şans daha anlamına geliyordu. 87’de Sapara bu fırsatı buldu ancak uygun durumda topu dışarı atınca kupa F.Bahçe’nin oldu.BU tip maçları oynamaya daha alışık olan tecrübesi yüksek olan sarı-lacivertliler önde oynamanın da avantajıyla kupaya uzanmayı başardı. Her şeyden önemlisi olaysız, kavgasız bir final oldu. 65. resmi karşılaşmasında sezonu kupa ile kapatan F.Bahçeli futbolcular tatil öncesi bu mutluluğu hak etti.
OPU ayağına her aldığında yüksek oyun zekası ile ataklara şekil veren, oyunu yönlendiren bir Oğuzhan izledik dün. Genç yaşına rağmen takımına liderlik yaptı kendine ve arkadaşlarına pozisyonlar hazırladı. Ligde kaç tane bu profilde yetenekli oyuncu var? ŞAYET Mustafa Pektemek ve Holosko biraz gününde olsaydı iyi oynayan Beşiktaş dün Kayseri’den rahat bir galibiyet ile dönebilirdi. Hemen hemen hatasız oynayan Escude-Sivok-Cenk 3’lüsüne rağmen Beşiktaş kalesinde golü gördüyse bunda Gökhan Süzen’in hatası büyüktü. Tamam, Gökhan bir savunma oyuncusu değil zaafiyet gösteriyor ama hücumda da hiç etkili değil. KAYSERİSPOR gibi güçlü bir ekip karşısında deplasmanda bu kadar üstün oynayan bir Beşiktaş’ın sonuca gidememesi ilginçti. Bobo’nun attığı gol ise Beşiktaş seviyesinde bir takıma yakışmayacak cinstendi. Ligimizdeki takımlar alan savunmasını yanlış yorumluyor ve uyguluyor. Beşiktaş bu sorunu en derin yaşayan takımlardan birisi. Herkes alanını koruyor ancak kimse topa gitmiyor. Kaleye bu kadar yakın gelen bir topa kimsenin hamle yapmaması da ilginç.BRAVO PROSINECKI49 gol yiyen Beşiktaş kendi savunmasının solundan çok çekti. Ara transferde yapılacak isabetli bir sol bek transferi siyah-beyazlıların kaderini değiştirebilirdi.BEŞİKTAŞ İnönü’deki F.Bahçe maçı hariç ligin ilk 5-6 sırasındaki takımlara karşı iyi sonuçlar alamaması da iyi analiz edilmeli. Ligin 2. yarısında 33 puan alan Prosinecki’nin Kayserispor’u ve 18 gol atan Bobo alkışı fazlasıyla hakediyor.
50 bin seyircisinin önünde konsantrasyonu çok daha yüksek, daha çok isteyen bir F.Bahçe vardı başlama düdüğü ile birlikte. F.Bahçe orta sahası rakibi sindirmek isteyen sert ve baskılı bir oyun sergiledi. Ancak bu oyun net bir futbol kalitesi ve pozisyonlar da getirmedi. G.Saray ise hem kendi kalitesinden hem de hırs tempo ve mücadele gücünden uzaktı. G.Saray Teknik Direktörü Fatih Terim’in Johan Elmander ile başlama tercihi G.Saray’ın güçlü orta sahasını eksik bıraktı. F.Bahçe bu bölgede 1 kişi fazla oynadı ve G.Saray’a pas yaptırmadı. Öyle ki ilk yarıda doğru düzgün tek bir atak bile yapamayan G.Saray Gökhan’ın elle oynamasıyla bir penaltı kazanarak 1-0 öne bile geçti. F.Bahçe’nin bu gole cevabı gecikmezken sahanın en iyisi Webo’nun 2 golünden önce de faul tartışması vardı. Özellikle de 2. golde Pierre Webo, G.Saraylı Eboue’yi iterek topu kazandı.SADECE FELIPE MELOSarı-lacivertli takımın ikinci yarının başında da istekli oyunu devam etti. Oyun olarak hiçbir bölümde G.Saray maçı kontrolü altına alamadı. Orta sahada Cristian Baroni cezası nedeniyle zaten yok, sakatlıktan yeni kurtulan Raul Meireles ve Emre Belözoğlu da oyundan çıkmış olmasına rağmen sarı-kırmızılılar karşılaşmaya ağırlığını bir türlü koyamadı. G.Saray'da fizik olarak tek ayakta kalan oyuncu Felipe Melo idi. Son bölümde skoru koruyan F.Bahçe ezeli rakibinden çok daha fazla istediği maçta haklı bir galibiyet elde etti. Hem de kadro zaafiyetine rağmen.. Cüneyt Çakır yine fiyasko!Hakem Cüneyt Çakır’ın yönettiği bu derbiyi UEFA hakem komitesi izlese iddia ediyorum bırakın Şampiyonlar Ligi maçı; Şiroki Brieg-Glentoran ön eleme maçında bile görev vermez. Karşılaşmanın son bölümünde yaşanan rezillikler için ise söyleyecek birşey yok. Milli Takım’dan da arkadaş olan G.Saray Kaptanı Sabri Sarıoğlu ve F.Bahçe Kaptanı Volkan Demirel’e hiç yakışmadı.