Güntekin Onay

Güntekin Onay

gonay@gazetevatan.com

Kötünün de kötüsü

30 Eylül 2013

Sezonun değil, son yılların en kötü Beşiktaş’ı vardı dün sahada. Elle tutulur tek bir tarafı yoktu. Beşiktaş ilk yarıda çoşkudan uzak ve durağan bir futbol ortaya koydu. Orta alanda sadece Fernandes’in sorumluluk aldığı Atiba ve Motta’nın iyi oynadığı ancak buna karşın Olcay ve Gökhan Töre’nin hiç ortalarda görünmediği bir 45 dakika... Duran toplardan da sonuç çıkmayınca 0-0 kaçınılmazdı.2. yarıda ise baskı yapacağını düşündüğümüz Beşiktaş golü yedikten sonra çok dağınık ve pasif bir görüntü ortaya koydu. 2 stoperin Diarra’nın hızına yetişmesi zaten beklenemezdi. Ancak burada asıl sorun orta alanda rakibe hiç baskı yapılmamasıydı. 6 haftanın en kötü Beşiktaş’ını izledik. Top rakipteyken hiçbir şey yapmayan siyah-beyazlılar top ayağındayken de üretkenlikten ve tempodan son derece uzaktı. Veli oyuna hiçbir değer katmıyor. Fernandes de Serkan’ın markajına takılıp kalırken, Olcay ve Gökhan da çok kötü oynayınca Beşiktaş kaleye bile gidemedi. YENİLGİYİ KABULLENMEKİşin ilginç tarafı siyah-beyazlı futbolcuların yenilgiyi kabullenen, direnmeyen, başkaldırmayan görüntüsüydü. Kaybeden Beşiktaş çok gördük de son yıllarda yenilgiye böyle reaksiyon gösteren bir Beşiktaş hiç görmemiştik. Takımın en yenisi Motta mağlubiyete isyan eden tek oyuncuydu.Beşiktaş'ın acilen kadroda bazı yeni isimlere ihtiyacı var. Veli ve Olcay bu formlarıyla bu takımda oynamaz. Oğuzhan olmadığı zaman orta alanın kalitesi düşüyor ve Beşiktaş sadece Fernandes’in ayağına bakıyor.Daha çok isteyen ve her haliyle maça daha iyi hazırlanmış Antalyaspor haklı bir galibiyet elde etti. Belli ki Samet Aybaba eski takımını iyi analiz etmiş. Haftaya Eskişehirspor deplasmanına gidecek olan Beşiktaş’ın dünkü görüntüsü ile ayağa kalkması ise çok ama çok zor görünüyor.

Devamını Oku

Parıldamasa da...

30 Eylül 2013

Ankara'da mükemmel bir zemin ve deplasman için ‘Harika’ bir hakem vardı F.Bahçe açısından. Buna karşılık F.Bahçe ilk yarıda uyutan bir futbol oynadı. Keza G.Birliği de öyle...Meireles'in ceza sahası dışından attığı 2 şut hariç hemen hemen hiç hücum aksiyonu yoktu. İlk 45 dakikada sahanın hem ofansif hem de defansif açıdan en iyi orta alan oyuncusu Raul Meireles de sakatlanınca F.Bahçeliler ‘Eyvah’ dedi.İkinci yarıda rakibine önde baskı yapan sarı-lacivertliler bir korner sonrası oluşan karambolde Kuyt ile golü buldu. Sow ve Webo ile kaçan net fırsatlar maçı kopartabilirdi de. Ancak Ankara deplasmanından F.Bahçe’nin son 2 yıldır 0-0 ve 0-2’lik skorlar ile döndüğünü hatırlarsak bu skor ve alınan 3 puan sarı-lacivertliler açısından çok önemliydi. İŞLER YOLUNA GİRMİŞ GİBİF.Bahçe'nin dün akşam takım savunmasında rakibine fazla açık vermeyen dikkatli oyunu en pozitif yönüydü. Alper özellikle ikinci devrede iyi maçlarından birini oynadı. Kuyt ise her zamanki istikrarlı çizgisini korudu. Caner de son haftalardaki formundaydı. F.Bahçe'de oyun çok parıldamasa da işler yoluna girmiş görünüyor. Takımın mücadele gücü ve temposu sezon başına oranla çok daha iyi bir seviyede. G.Birliği ise sert değil, hızlı değil, defansif değil, ofansif değil... Başkent ekibinin hiçbir silahı yok. Tosiç gibi önemli bir oyuncu sol bek oynasa daha verimli olacak. Kadroları kötü değil ancak genel resim hiç iyi değil. Hakem Serkan Çınar ise 2. yarının başında Egemen’in açık olan eline temas eden topu penaltı olarak değerlendirebilirdi.

Devamını Oku

Hatalar ve tecrübe

22 Eylül 2013

Beşiktaş tedirgin başladığı maçta 10. dakikadan sonra G.Saray’ın zaaflarını bulmaya başladı. Maçın başından itibaren Drogba’ya yüksek top atıp dönen topa baskı yapmaktan başka planı olmayan rakibi karşısında önce Fernandes ile %100 bir gol kaçıran siyah-beyazlılar, Fernandes-Gökhan-Serdar üçlüsünün harika kanat kombinasyonu ile golü buldu. Almeida’nın ters kademede kendisini kapatmakla görevli Sabri’ye üstünlük kurmasını zaten bekliyorduk. Beşiktaş bu şekilde golü buldu ancak bu yanlış eşleşmeyi daha fazla kullanamadı. 1-0’ın ardından Almeida ile 2. golü bulmuş olsa G.Saray iyice kontrolü kaybedecek ve maç belki de o dakikada kopacaktı. Devrenin sonlarına doğru yine yüksek toplar ile baskıyı arttıran G.Saray 2. yarıda Bruma-Engin değişikliği ile kanatlara daha fazla açılmayı hedefledi.Burak'ın karşı karşıya kaçırdığı pozisyon, Gökhan Töre’nin karşı karşıya ayağından açtığı pozisyonlar gol olmayınca G.Saray daha baskılı görünse de aslında oyun kilitlendi. Serdar deneyiminde bir oyuncu top, aut’a çıksın diye bırakmak isterken büyük bir hata yaparak topu Bruma’ya ikram etti. BİLİÇ’İN HATALARIG.Saray top ayağındayken iyi, top rakipteyken sorunlar yaşayan bir takım. Biliç bunu iyi analiz edememiş. Maçın devamında değişikliklerle de takımına güç katamadı.Topun ve oyunun kontrolünü G.Saray’a bu kadar bırakırsanız bireysel hatalarla da olsa G.Saray Drogba’yla golü bulur.Fırat Aydınus ne yazık ki ikinci golde Veli’nin pasında sol koluyla topu kazanan Burak’ın pozisyonunu süzemedi.İlk yarı iyi oynayan Fernandes 2. yarı oyundan düşünce Beşiktaş orta alanda sorunlar yaşadı. Muhammed yerine fizik olarak daha güçlü olan Necip bu alanı kapatabilirdi. Beşiktaş savunmada kalarak G.Saray’ın ekmeğine yağ sürdü, kazanabileceği tarihi derbiyi kaybederek de büyük bir fırsatı tepti. G.Saray ise zorluk düzeyi bu kadar yüksek bir maçtan yenik duruma düşmesine rağmen galibiyet ile ayrılarak yeniden hayata döndü. Sarı-kırmızıların tecrübesi ve soğuk kanlılığının bunda etkisi büyüktü.G.Saray'da Muslera gerçekten farklı boyutta bir kaleci. Drogba ise iyi oynamadığı bir maçta fırsatçılığı ile bulduğu iki pozisyonu gole çevirerek galibiyeti getirdi.Maçın özeti şu: G.Saray’ın ve Terim’in tecrübesi Biliç’i ve Beşiktaş’ı yendi. Türkiye'ye geldiği günden bu yana futbol sahasında her türlü ahlak dışı hareketi yapan Melo için ise söylenecek bir şey yok.

Devamını Oku

Bu stoperlerle Devler Ligi olmaz

18 Eylül 2013

Fatih Terim’i, Fatih Terim yapan, bugünlere getiren cesareti Real Madrid’e karşı çift forvet arkasında Sneijder’le, sol bekte Riera ile “Ben çıkarım hücum oynarım, kendi oyunumdan rakip kim olursa olsun taviz vermem” düşüncesiyle takımını sahaya sürdü.Real Madrid’in Isco ile bulduğu gole kadar da 30 dakika her şey istediği gibi gitti. Ancak golden sonra ibre Real Madrid’e döndü. İlk yarım saatte bu tip takımlara karşı bulduğunuz pozisyonları değerlendireceksiniz. Bu maçlarda bu pozisyonları değerlendiremezseniz rakip hata affetmez. Nitekim öyle oldu.2. yarının başında da Burak Yılmaz’ın kafa vuruşu beraberlik için iyi fırsattı. Ancak o dakikaya kadar alanı iyi kapatan G.Saray, savunmadaki dengeden uzaklaştı ve Real Madrid, çok süratli oyuncularıyla bulduğu geniş alanlarda sürekli pozisyonlar üretmeye başladı.Zaman zaman Muslera’nın kritik kurtarışları olmasa daha da farklı olabilirdi. Real Madrid’e alan verirseniz, hata yaparsanız sizi paramparça eder. Bu seviye farklı bir seviye... En küçük hata bile en ufak disiplinsizlik bile önünüze böyle bir fatura çıkartıyor.G.Saray ligde de bu savunma hatalarını yapıyor ama rakipler cezayı kesemiyor. Birlikte ilk kez bir resmi maça çıkan savunma hattı da bana göre son derece riskli bir tercihti. Carlo Ancelotti, gördü ki stoperler topu oyana sokamıyor 2. yarının başında önde baskı yaptı ve G.Saray’ın stoperlerinin defoları ortaya çıktı.YÖNETİM HATA YAPTIArka arkaya gelen gollerle demoralize olan G.Saray maça havlu attı. Maçı konuşmak gerekirse bu stoperlerle Şampiyonlar Ligi ve gruptan çıkma planı iyimserlik olur.BU grup geçen seneki grup değil. Cluj ve Braga yok. G.Saray yönetimi bu seviyeyi kaldırabilecek bir stoper ve sol bek almayarak hata yapmıştır. Daha 5 maç var, tabii ki G.Saray ilk maçtan sonra havlu atacak değil. Ancak önemli olan bu maçlardan dersler çıkartabilmek.Real Madrid, özellikle orta alanda sakat olan Xabi Alonso ve takımdan ayrılan Mesut Özil’in kalitesini arayan bir görüntüdeydi. 5-0’ı bulmaları G.Saray’ın savunmadaki Hatalarından oyuncu kalitesinin düşüklüğünden ve rakibe alan bırakmaktan kaynaklandı.

Devamını Oku

BeşikTAŞ gibi..

16 Eylül 2013

Beşiktaş, Bursa gibi zorluk derecesi son derece yüksek bir deplasmanda favori gibi başladı, favori gibi oynadı. Teknik direktör Bilic resmen bir devrim yapmış. Böylesine sakin, olgun, organize ve özgüvenli bir takımı bu kadar kısa sürede inşaa etmek kolay değil. Sahaya çok iyi yayılan, ne yaptığını hem top rakipteyken hem de ayağındayken bilen bir Beşiktaş var. TAKIM kimyası çok iyi oturmuş durumda. Birbirini tamamlayan pozisyonunun gerektirdiği her şeyi yapabilen bir kadrosu var Beşiktaş’ın. TARİHİ FARK GÖREBİLİRDİKGEÇEN sezon sürekli pozisyon veren dağınık takım ligin ilk 4 haftasında rakiplerine daha pozisyon vermedi. 25 bin seyircisinin önünde oynayan Bursaspor, Beşiktaş’ın kalesine 1 kez bile organize bir atakla etkili gelemedi. BU durum Beşiktaş’ın sahayı çok iyi parsellemesinden ve alanları iyi kapatmasından kaynaklandı. Hep yazıyorum, net bir şekilde görülüyor: Çok iyi çalışan bir takım var. Bu kadar iyi yardımlaşma ve saha parselizasyonunun nedeni bu.SİYAH-beyazlılar hücumda biraz daha dikkatli ve becerikli olsa tarihi bir fark bile çıkabilirdi. Olcay ve Gökhan Töre ligin en etkili kanat oyuncuları. Oğuzhan ve Fernandes çok klas ve çalışkan. Atiba pozisyonunu çok iyi kapatıyor. Almeida sahada olduğu zaman gol yüzdesi hep yüksek. Yeni transfer Ramon Motta, ilk maçı olmasına rağmen hem hücumda hem de savunmada çok dengeli.DAHA DA İYİ OLACAKSERDAR her maç daha iyi oynuyor. Escude ve Sivok ise uluslararası deneyime sahip iki deneyimli stoper. GÖRÜNEN o ki: Beşiktaş ilerleyen haftalarda daha da iyi olacak. Bursaspor ise Beşiktaş’ın presi ve pas trafiği karşısında istediklerini karşılaşmanın hiçbir bölümde sahaya yansıtamadı.

Devamını Oku

Terim varsa rüya bitmez

11 Eylül 2013

55 bin kişi önünde deplasmanda oynamak ve kazanmak zorunda olmak zor bir denklem. İlk yarıda her şey istediğimiz gibi oldu. 15’inci dakikadan sonra kontrolü eline alan milliler Selçuk İnan’ın organizatörlüğünde topu iyi dolaştırdı.Karşılaşmayı izleyen tarafsız bir göz “kırmızı formalı” takımın daha iyi olduğunu kolayca görürdü.Fatih Terim’in farkı şu: Bu kadar kısa sürede zorluk düzeyi böylesine yüksek bir maçta oyuncu grubuna müthiş bir özgüven aşılamış tecrübeli teknik adam... Burak ile bulduğumuz golün ardından baskı yememek ve kendi oyunumuzu oynamaya devam etmek önemliydi. Top bizde kaldı ve sahaya iyi yayıldık.İkinci devrede Gökhan Töre ve Arda’nın hazırladığı pozisyonlarda Umut ve Gökhan pozisyonları değerlendirebilse maçı çok daha erken kopartabilirdik. Son 20 dakika Burak’ı çıkartıp Olcay’ı oyuna sokan Terim, hem orta alanı kalabalıklaştırdı hem de Arda’yı ortaya çekerek sağ kanattan Matel ile zaman zaman etkili gelen Romanya’ya önlem almış oldu.ÖZGÜVEN KAZANDIKMili takımda dün gece görevini yapmayan yoktu. Ancak orta alanda oyuna hakim olduğumuz bölümlerde Selçuk; rakibin hücumlarında da Semih çok iyi oynadılar. FIFA organizasyonlarında genel averaj uygulandığı için 2 farklı kazanmak bize play-off yolunda büyük avantaj getirecekti. Ve Mevlüt’le son dakikada bulduğumuz golle bunu başardık ve 2-0’ı bulmak en az 3 puan kadar önemli bir kazanç oldu bizim için.İmkânsız gibi görünen rüya devam ediyor. Ancak hâlâ aşılacak çok yol var. İnanmak ve yola devam etmek için kazanmak şart idi ve milliler zoru başardı. Bunda en büyük pay takıma ihtiyacı olan özgüven kazandıran Fatih Terim’in..

Devamını Oku

Taktiksel disiplin ve olgun oyun

2 Eylül 2013

Beşiktaşlılar takımlarının 3’te 3 yapmasından çok taktiksel açıdan son derece olgun bir oyun ortaya koyan takımlarından memnun olmalı. Sonuçlar bazen doğaçlama olabilir ama Beşiktaş’ın oyunu ve sonuçları öyle değil. 90 dakikanın 1 dakikasında bile rakibi oyuna ortak etmeyen bir Beşiktaş vardı. Saha içi organizasyonu ve yardımlaşması en üst seviyede, son derece kontrollü ve kendi oyununu rakibe kontrol ettiren bir Beşiktaş.. Ne yaptığını bilen, belli bir oyun planına sahip bir Avrupa takımı görüntüsünde. Savunmada çok disiplinli, top ayağındayken de dan-dun uzun toplarla oynamayan, ısrarla ayağa pas yapan bir Beşiktaş. Siyah-beyazlıların sadece kazanmak ve skoru almanın ötesinde bu kadar taktiksel disiplin ile oynaması önemli. Geçen yılki dağınık,doğaçlama ve plansız görüntüsünden %100 sıyrılmış bambaşka bir takım var sahada. Bu görüntü Beşiktaş’ın iyi çalıştığını ve daha da iyi olacağını belgeliyor. Futbol bireysel bir oyun değil, ekip işi-takım oyunu.. Beşiktaş şu anda bir takım. Ancak yaptıklarını veya yapamadıklarını da bireylerle sahaya yansıtıyor. HERKES GÖREVİNİ YAPIYORBilic inatçı bir teknik direktör değil. Baktı ki Oğuzhan, takıma yetenek ve yaratıcılık katıyor. Oğuzhan’ı oynatıyor. Baktı ki Ersan Gülüm sol bekte aksıyor, Atiba’yı sol beke çekiyor. Bir teknik direktörün bu kadar kısa sürede böyle bir oyun disiplini oturtması kolay bir hadise değil. Haftayı ligde attığı 4 golle kapatan Almeida’nın sakatlanması Beşiktaş açısından büyük talihsizlik. Zaten problem Portekizli santrforun gol istatistiklerinde değil. Oynadığı toplam maç sayısında. Siyah-beyazlı takımda herkes görevini biliyor ve yapıyor. Fernandes ve Oğuzhan ile sonuca gitmek, pozisyona girmek hiç de zor değil. Gökhan da ofansif katkı sağlıyor ve genç oyuncu topun değerini daha çok biliyor. Olcay ise çok çalışmasına rağmen hâlâ üretken değil. Veli sahanın en çok top kazanan oyuncusu ve olağanüstü faydalı. Genç Muhammed’in son dakikadaki harika frikiği de golle sonuçlanmış olsa dün gecenin kreması olacaktı. G.Antep ise son derece silik, pasif ve etkisiz bir futbol sergiledi. Beşiktaş’ın buna imkân vermemesi dışında kırmızı-siyahlı ekibin saha içi ve dışında ciddi sorunları var gibi gözüküyor.

Devamını Oku

50 dakikalık resital

1 Eylül 2013

Bundan önce oynadığı 7 resmi maçın hepsinin toplamında bu kadar pozisyona girmeyen, şut atmayan F.Bahçe henüz ilk yarıda maçı 3-0 yaptı daha da farklı olabilirdi. SONUÇLAR ne olursa olsun, Ersun Yanal göreve geldikten sonra beklenen, istenen oyun buydu. Ancak son derece uyuşuk, rakibe baskı yapmayan, hücumda üretemeyen ve pas bile yapmayan F.Bahçe dün gece ne oldu da bambaşka bir kimlik ile canavarlaştı? 1- Kötü sonuçların getirdiği açlık ve hırs: Tüm futbolcular Sivas maçını kazanamamaları halinde işin içinden çıkılmaz bir noktaya geleceğini biliyordu. “Biz bu değiliz” diyerek nihayet silkindiler.2- Holmen Faktörü: Maç başına 13 km (hem de yüksek tempo ile) koşan İsveçli oyuncu modern futbolun emrettiği herşeyi yapıyor. Pası verdikten sonra yerinde durmaya devam etmiyor. Boş alanlara koşuyor. Rakibi durarak karşılamıyor. Pres yapıyor. Hücumlarda aktif ve hareketli. 3- SİVASSPOR’UN yanlış oyunu : Roberto Carlos F.Bahçe’nin kötü halinden faydalanıp İstanbul’a kazanmaya gelmiş ama rakibi analiz etmeden, önlem almadan bu işler öyle kolay olmuyor. Yılların üst seviye futbol tecrübesine rağmen teknik adamlık ile futbolcular apayrı işler. Türkiye Liginde özellikle deplasmanda haddini bilmeden böyle oynamaya devam ederse Sivasspor bir anda kendini ligin dibinde bulur. Pozitif oyun düşüncesi iyi ama futbol realist bir oyun.MAÇIN ADAMI KUYTF.Bahçe'de dün gece 50 dakika boyunca işini yapmayan, kötü oynayan tek bir isim bile yoktu. İlle de birini diğerlerinden ayırmak gerekirse 2 gol atan Kuyt maçın adamı idi. Duran topların hepsine F.Bahçe vurdu. İkinci yarının başında farkı 4’e çıkarmasına rağmen dakikalar geçtikçe yüksek tempo ve baskı yüzünden yorgunluk belirtileri gösteren F.Bahçe geçmiş maçlardaki kimliğine dönünce kalesinde 2 gol gördü.

Devamını Oku