Gövdeler değil akıllar yarışsın

12 Haziran 2013

Gerçekliği kanıtlanmadan gündemde dalgalanmaya bırakılan iddialar serseri mayına benzer.İçerdiği suçlama nedeniyle tehlikedir.Siyaset -hem de en yüksek düzeyde- bu oyuncakla oynamayı seviyor.İddia Başbakan’dan geldi.Başbakan Erdoğan Gezi Parkı direnişçilerini hedef alan iddiayı Esenboğa Hava Limanı’nda açıkladı ilk; sonra Meclis’teki grupta tekrarladı:“Ayakkabılarla caminin içine gireceksiniz, orada içeceksiniz ve bu ülkenin dini mabetlerine karşı bu saygısızlığı yapacaksınız; ne adına? Çevre adına!”Dolmabahçe CamiiHaberin doğru olmadığı, bulunabilecek en doğru kaynaktan kanıtlanmıştır.Yenişafak yazarı Süleyman Gündüz örnek bir gazetecilik yapmıştır. Dolmabahçe Camii’ne gidip olayı, caminin müezzini Fuat Yıldırım’dan dinlemiştir.İyi bir rastlantı olarak Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın da ortak olduğu tanıklığı, sütununda paylaşmıştır.Müezzin Fuat Yıldırım’ın anlattıkları Yenişafak okurlarından daha geniş bir kitleye Turizm ve Kültür eski Bakanı Ertuğrul Günay’ın çabası sayesinde ulaşmıştır.Günay’ın Twitter yardımı ile paylaştığı gerçek, olayın tüm tarafları için koruyucu, hatta kurtarıcı olmuştur.İşte bir özet:İnandırıcı yalanlama“Cumartesi ve pazar akşamı Dolmabahçe’de göstericilere polis müdahale edince bir grup camiye sığınmak zorunda kalmış. İlk gün yeterli zaman bulunduğu için ayakkabıları çıkartmışlar.İkinci gün müdahalenin şiddet dozu arttığı için can havliyle, ayakkabılarını çıkarmadan girmişler.Müezzin Fuat Bey göstericileri sakinleştirmiş, yaralananlara tedavi imkânı tanımış.Ne alkol alan ve ne de içen bir kişi görmemiş.. Son cemaat mahfilindeki pencerede ezik bir bira kutusu kalmış. Oraya nasıl bırakıldığını görmemiş.”Bu açıklama, iyi niyet taşıyan, barışçı bir son düşleyen herkes için tatmin edicidir.Çünkü kitlenin din temelinde ayrıştırılması yanlıştır; vebal yükler.Camiye saygısızlık bir ölçüde şüphe uyandırıyor olsa bile devlet adamının sorumluluğu, halkı tahrikten korumaktır.Başbakan burada birinci derece tanık tarafından yalanlanan o çirkin iddiayı tekrarlamak yanlışına düşmüştür.Hafta sonunda planlanan mitingler de yanlıştır. Çünkü gövde gösterisidir.Zaman gövdenin değil, beyinin, aklın kullanılacağı zamandır!

Devamını Oku

Gençliği kazandık

11 Haziran 2013

Direniş, hukuk devletinin kabullenmekte zorluk çekeceği zaman sınırını aştı denilebilir mi?.Güvenlik güçlerinin dünkü manevraları, yukarıdaki soruya karar vericilerin “Evet” dediklerini düşündürüyor.Kamu otoritesi bu nedenle direnişin kalbi olan Taksim’de dün birkaç teşebbüste bulunmuş ama fiili müdahaleyi “tadında” bırakmaya özen göstermiştir.Taksim Gezi Parkı direnişinin ekonomik alandaki kayıpları önemsiz değildir ama teselli getirisi vardır.Siyaset bilimci Prof. Hakan Yılmaz VATAN’a verdiği mülâkatta net bir değerlendirme yapıyor:“Bu olaylar sebebiyle Türkiye’nin imajı çok zarar görüyor deniyor... Ben tam aksini düşünüyorum; Türkiye’nin gençlerinin ne kadar Batılı, modern, aydın oldukları görüldü. İnanılmaz bir itibar kazandı Türkiye. Avrupa Birliği’ne girişi kolaylaştı.”Şahane tanıtmaProf. Hakan Yılmaz’a göre gençliğin Gezi Direnişi’ndeki duruşu sayesinde Türkiye, milyonlar verse yapamayacağı tanıtımı gerçekleştirmiştir.Başka bir akademisyen Prof. Ahmet İnsel de toplumsal direnişin parlayan yıldızı olarak gençleri görüyor. Tarifi de ötekine benziyor:“Güçlü bir mizah yeteneği olan, şiddeti benimsemeyen ama şiddete de pabuç bırakmayan bu nedenle otoriter gücü çaresiz bırakan bir gençlik...”Bu gazetenin basıldığı saatlerde uygulanan gaz saldırısı, basınçlı su ve cop zorlaması umarım ki direnişin sonunu getirmemiştir.Elbette hukukun egemenliğini kabul eden bir anlaşma ümidimizdir.Ama anlaşmanın zemini, açıklandığı şekilde Başbakan’ın ev sahipliğinde parti genel merkezi olmalıdır.Laik devlete hasımBöyle bir uzlaşma, sorunlarını daha kolay çözen bir pratiğin sahibi kılar Türkiye’yi.Bir yanda yaratıcı, nükteci, temiz gençlerin masum ve yaşama sevinciyle dolu dünyası;Onun karşısında ise düşman bellediği insanları gireceği günahı düşünmeden “dinsiz” diye yaftalamakta hiçbir sakınca görmeyen iftiracıların yeryüzündeki cehennemi...Bir yanda da “camide içki içildiği” haberinin kışkırtıcı bir iftira olduğunu tahmin edecek ve küçük bir zahmetle yalan olduğunu öğrenecek yeteneğe sahipken siyasi sömürü uğruna susup oturan hatta şehvetle tırnak kaşıyan fırsatçılık...Türkiye’nin gençleri topluma ümit ve cesaret veriyor.Ama onlar yetişkin yönetici koltuklarına ulaşana kadar demokratik laik hukuk devletini koruma andına bağlı olanlar, gitgide zorlaşan görevleri için sürekli uyanık kalmak zorundalar!

Devamını Oku

Din sömürüsü gölgelemesin

10 Haziran 2013

Yaraların ihmale uğradığı zaman kangrene dönüştüğünü herkes bilir.Bu gerçeğin siyasal sorunlar söz konusu olduğunda kendini tekrarladığını unutmamak lâzım.Dileriz bu gerçeği Taksim Gezi Parkı krizi bağlamında bir kez daha yaşamaz bedel ödemeye mahkûm olmayız!Kriz iki haftasını doldurdu.Ağırlığını genç öğrencilerin oluşturduğu kalkışma, hele devlet güçlerince bu kadar açık müdahale görmüşse, şimdiye kadar çoktan tatmin edici bir sona bağlanmış olmalıydı.Gecikmenin son yıllardaki kazanımlara zarar vereceğinden korkmak lâzım.Polisin işin başında orantısız güç kullanmasının iktidara yönelik şikâyetlerin açığa çıkmasına ve daha geniş halk kitleleri tarafından sahiplenilmesine etkisi olmuştur.Masum çocuklarBaşbakan son zamanlarda artan hatalı adımlarına belki de iktidarının en ağır vebalini eklemiştir.Olayların başında daha kolay ikna edilebilecek kesim, kibir yüzünden çoğulcu bir kitleye dönüşmüştür.Başbakan bu krizi dışardan izlerken müdahale etme yanlışına da düşmüştür. Terör örgütü ile dahi konuşabilen iktidarın aşırı kendine güven duygusu, parktaki masum çocukları büyük bir toplumsal hareketin taşıyıcısı durumuna getirmiştir.Başbakan harekete yanlış teşhis koymuştur perde açılırken.Gücünü ve ikna yeteneğini olayları yatıştırmak yerine protestocuları çapulcu, anarşist, terörist, yağmacı diye aşağılayarak israf etmiştir.İngiliz Telegraph gazetesine göre son zamanlardaki hatalar iktidarın başarılarına gölge düşürmektedir.Saygı görmelilerBu sivil hareket hak ettiği saygıyı görmeli, direniş platformunun istekler listesine, demokratik katılımın ilk ciddi uygulaması olarak şans verilmelidir.Mesela Başbakan, sorunu önüne getirecek gruplarla tartışmaya hazır olduğunu söylüyor.Bu vaadini yerine getirmelidir.En ciddi tehlike siyasi grupların birbirlerini akıl ve vicdan dışı şüphelerin hedef tahtasına koymaya kalkışmaları ihtimalidir.Dolmabahçe Camii’nde görülen boş bira şişeleri ve içeri birilerinin ayakkabılarını çıkarmadan girdikleri söylentisi...İktidar şikâyetçi, muhalefet suçlanan taraf; insaf!İktidar mücadelesi gitgide sertleşiyor. Çünkü gerçekte laik rejimin kaderi tartışılıyor.Camiye saygısızlık varsa hesabı iktidar verecektir.İktidar koruma zaafiyetindeki kusuru çıkarmalı, tekrarını önleyecek tedbiri de almalı ama asla din istismarına kalkmamalıdır!

Devamını Oku

Erken seçim hazırlık ister

8 Haziran 2013

Erken seçim ihtiyacını daha yoğun tartışacağımız günler yaklaşıyor.Bu ihtiyacı güncelleyen bir açıklama dün MHP lideri Devlet Bahçeli’den geldi.Bahçeli, ikna edici özelliği olan bir gerekçe ortaya koydu:“Son gelişmeler karşısında Türkiye’nin çok ciddi kutuplaşmaya sürüklendiği bir ortamda Sayın Başbakan’ın tavrı, kargaşa ve krizi derinleştirecek bir boyut taşımaktadır.Sayın Başbakan’ın artık zamanı dolmuştur. Bir iktidar yenilenmesine ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz.”Seçmen kütükleri, oy sayımını sağlıklı yapacak fiziki ve yasal alt yapı, erken seçim kararını kolayca vermenin gönül rahatlığını maalesef sağlamıyor.Milletvekillerini lider kulluğundan kurtarmak, utanç verici yüzde 10 barajını kaldırmak, seçime giden yolda denetim süzgeçleri tesis edip işletmek ortak şart olamaz mı?Rakamlar masum değilBaşbakan son seçimde partisinin oyların yarısını aldığını söyleyerek benzeri az görülecek bir tek parti iktidarı ayrıcalığı ile övünüyor.Buna hakkı var ama bazı hesaplar bu konuda şüphe besleyenlerin de çok haksız olmadıklarını ortaya koymaktadır.Emekli Büyükelçi Onur Öymen, en azından ciddi araştırma yapmayı zorunlu kılacak bir durumun var olduğunu söylüyor.Seçmen sayısı 1999 yılında 37.5 milyon olmuş.2002’de 4 milyon daha artarak 41.4 milyona varmış.2007’de seçmen sayısı 42.8 milyon olmuş.Seçim dönemlerindeki seçmen artışı ortalama 3.5 ile 4 milyon olduğu halde 2007’deki artış sadece 1.4 milyon düzeyinde kalmış.Ve 2011 seçimleri, 7.5 milyon gibi bir seçmen patlaması sonucu 50.2 milyon seçmenle gerçekleşmiş.Son kez siyah boyaSeçmen sayısında görülen bu olağanüstü artışa hiçbir yetkili tarafından ikna edici bir açıklama getirilememiştir.Geçen seçimin sonuçları üstündeki şüphenin soğuması, önümüzdeki seçimin gölgesinden kurtulacağının garantisi olamaz elbette.CHP milletvekili Erdal Aksünger’in hileyi önlemek ve sonuçların sağlıklı biçimde takibi için verdiği kanun teklifi umarız mecliste hak ettiği desteği tüm partilerden görecektir.Hatta partiler çifte güvence üstünde anlaşmayı denemelidirler.Hem sonuçların Bilgisayar Destekli Merkezi Seçmen Kütüğü Sistemi’ne aktarılması tüm partiler tarafından izlenebilmeli ama oy kullananların parmaklarına siyah boya gerekirse o da son kez uygulanmalıdır.Parmağımızdan sakındığımız boya alnımıza kara leke olmasın!

Devamını Oku

Köşk’e nasıl çıkacak?

7 Haziran 2013

Başbakan’ın yurda döndüğünde bir balkon konuşması yaparak işleri yoluna sokacağı bekleniyordu.Kendisinden önce hayal kırıklığı ulaştı memlekete...Muhalefetin harekete geçirdiği kalabalıklarla yaratmak istediği göz dağına aynı ile mukabele etmek sayılara meraklı Tayyip Erdoğan için daha etkileyici görünmüş olmalı ki on binler gece yarısı yollara döküldü.Gezi Parkı eylemlerinin Türkiye’deki demokrasiye çağdaş kalite kazandırdığı yolunda oluşan mutluluk yaralandı, zarar gördü.Bu kitle içinde AKP seçmeni bulunmuyor olabilir mi?Taksim Gezi Parkı’nı kurtarmaya dönük eylemlerde oluşan ilişkiler mutlaka dengeleri sarsıp yeni saflaşmalar getirecektir.“Tek adam” buyruklarıyla yönetilen bir “polis devleti”...Yazıktır ki içeriden ve dışarıdan görünen budur.Eskiden bu tür sapmalar dış basında değinilir, geçerdi.Şimdi öyle değil. Türkiye kaybedilme riski göze alınmayacak kadar önemli bir ülkedir artık.Başbakan bunun avantajını kullanmalıdır. Kullanmıyor.Yurda dönüşünde, had bildirir bir havada “Topçu Kışlası yapılacak, eylemler derhal son bulacak” diye buyruk vermesi siyasette ustalık dönemini yaşadığı iddiasını sakatlıyor.Batı medyasında Türkiye ile ilgili tahliller, haberler şaşırtıcı bir yoğunluk kazandı.“Ne olacak bu memleketin hâli?” sorusu her gün yabancı basında farklı bir cevap bulabiliyor.İngiliz medyası dün Thatcher ve De Gaulle’ün sonunu getiren bedeli Tayyip Erdoğan’ın da ödemek zorunda kalabileceğini yazıyordu. Bu iki büyük siyasetçi, başarısız olmadıkları hâlde sahneden çekilmişlerdir.Economist dergisi aynı sebebin Erdoğan’ı bitireceğini yazarken şu ifadeyi kullandı:“Türkler Erdoğan’dan bıkmaya başladı!”Dergi, Erdoğan’ın güçlü başkan hayali kurmaktan vazgeçerek parlamenter sistem sınırlarına razı bir Cumhurbaşkanı olmayı kabul etmeye kendini alıştırmasını öneriyor.“Partinin liderliğini ve icra yetkisini bu seçimde daha bir devlet adamı gibi davranan Gül’e devretmeli” diyor.Hizmetin kalitesi!Başbakan “polis aşırı güç kullanmış olabilir ama görevini yapmıştır” dedi.Bu tespit, acımasız polis müdahalesine onay vermemelidir.Çünkü polisin aşırı güç kullanması nedeniyle elde edilen sonuç “Ameliyat başarılı geçti, fakat hasta öldü” diyen doktorun gülünçlüğünü hatırlatıyor.Tabii şu da var:“İyi bir amaç için kötü ve uygunsuz araçlar kullanmak da ahlâk suçudur!”

Devamını Oku

Geç olmadan uzlaşmak...

6 Haziran 2013

Siyaset alanı söylenen her şeyin anlaşılabilir olduğu bir zemindir.Bu niteliğini kaybettiğinde beş para etmez.Süren direnişe baktığımız zaman ilişki ve çözüm üreten zemini öbüründen ayıran farkın Başbakan Erdoğan olduğunu görüyoruz.Türkiye’nin büyük kentlerinde hayatı zehirli gaza ve dumana boğan ateşi söndürmek için henüz hiçbir şey yapılmadı.Ama göstericilerin kamplaştığı birçok yerde gerilimin yerini karnaval havasının devraldığı görülüyor.Sebep arayanların ulaştıkları gerçek şudur:“Gerginliği Başbakan’ın siyaset üslubu yaratıyor. O yurt dışına gidince diyalog ortamı geri geldi ve siyaset normalleşti..”Evet, Başbakan yurdu terk ettikten sonra Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Vekili Arınç yapıcı roller üstlenmiştir.“Çapulcu, ayyaş, alkolik” hakaretleri ve “Yüzde 50’yi evde tutamıyorum” türü ayıplı ve kaba tehditler tedavülden kalkmıştır.Uzlaşma gereği doğduToplumsal karakterimizin doğasına uyan bir gidiş kendisini ancak bu şartlarda gösterebilirdi. Gösterdi...Şimdi gerilim politikaları izlemekte menfaatleri bulunmadığına Başbakan’ın inanması lâzım.Dün bir göstericinin tuttuğu pankartta “Başbakan’a hoşgörü çağrısı” yazıyordu.İki siyasetçinin katıldığı bir münazarada biri “Benim her söylediğim doğru değil. Rakibimin her söylediği yanlış değil” diyordu.Bir ara TBMM Başkanı Cemil Çiçek göründü, o da “Bu işi kıvamında bırakalım” dedi ve kayboldu.Geç kalmanın doğuracağı tehlikeleri önemsemek lâzım!Yazının bu noktasında TV’ler Tunus’ta bulunan Başbakan’ın açıklamalarına bağlandı.Ve güvenilir bir siyaset zeminine sahip olmadığımız daha birinci dakikada belli oldu.Ümit verildi, dönülmezBaşbakan “Topçu Kışlası’ndan geri adım atmayacaklarını” açıklamakla beraber, çevre duyarlılığına sahip vatandaşları terör örgütlerinin istismar ettiğini öne sürdü.Bir haftayı aşkın zamandır katlanılan fedakârlıklar, kurulan hayaller boşa mı gitmiş oluyor şimdi?Arınç’ın özrü, Başbakan’ın üzüntülerini aktaran sözleri... Bunların tümü işe yaramaz kurgular mıydı?Başbakan’ın tavrına bakıldığında maalesef böyle bir ümitsiz tablo çıkıyor.Başbakan Erdoğan, kendisi Afrika’dayken yerine bıraktığı arkadaşlarının açıkça veya örtülü biçimde neler vaat ettiklerini sorup öğrenmelidir.Bu borç inkâr edilmemelidir.Kamu yararına olacak vaatler konusunda kıskanç ve korkak davranmamalıdır.

Devamını Oku

Bu tecrübe lâzım olur..

5 Haziran 2013

Taksim’de birkaç ağacın gölgesinde başlayan direnişin benzersiz bir halk hareketine dönüşüp yurdun bütün büyük kentlerini kapsaması ilk kez yaşanıyor.Milletçe büyük bir badire atlattık.Ama bu tecrübe bize özgüven kazandıracaktır.İleride benzer bir olay patlak verdiğinde, tecrübe birikimimiz yardıma gelecek, insanda hor görülme duygusu yaratan gaz bombası, basınçlı su ve cop gibi araçlar bu kadar sorumsuzca kullanılmayacaktır.Protestocu takım bir karmadır. Fakat şaşırtıcı bir marifet göstermişler, destekçi kitleyi meşru ve demokratik bir eylemin sınırları içinde tutmuşlardır.Eylemcilerin ortaya koyduğu beceri güven kredisi ve diyalog köprüsü olmuştur.Bu sayede direnişçi grupların temsilcileri Başbakan Vekili Bülent Arınç’la görüşerek isteklerini hükümete duyurmuşlardır.Bir gün önce Cumhurbaşkanı Gül’ün dedikleri, dün göstericilerin istek listesini Bülent Arınç’a vermeleri, sağlıklı bir iletişimin kazançlarıdır.Gezi Parkı direnişi gösterdi ki günümüz ihtilâfları cesur ve yaratıcı gençlerden oluşmuş büyük bir kitleyi “karşı taraf”a yerleştirme riski taşıyor.Bir haftadır sosyal medyada izlediğimiz söylem ve görüntüler hayal gücü ve espri anlayışı gelişmiş bir genç kuşağın daha keyifle yaşanır bir dünya kuracakları müjdesini veriyor.Gül ile Arınç’ın tutumları bir haftadır sancı çeken büyük kentlerin gazını almıştır.Şimdi muhtemel bir yakın tehlike vardır ve adı Başbakan Erdoğan’dır.Giderken “Biz de yüzde 50’yi evde zor tutuyoruz” diye tehdit içeren bir söz söylemişti.Bu kaba tehdidi unutturmak zorundadır.Tehdit eden, korkutan, dediğini de çoğu zaman yapan Erdoğan’a son krizde harikalar yaratan gençlerle internet dünyasını paylaşmasını tavsiye ediyorum.Fragman olarak Başbakan Erdoğan’a hitap eden bir duvar yazısı:“Alkolü yasakladın, millet ayıldı!”İmdaaat polis! Polisin yakaladığı suçluyu acımasızca coplayıp gazlarken ne tür bir ruh hâli taşıdığını hep merak ederim.Bir profesyonel gibi davranmak zorundadır oysa.Taraf olması motivasyonunu artırabilir belki ama o zaman da suç işleme yanlışına düşme riski büyüyor.Hatay’da iki göstericinin, çivi çakılmış kalın tahtalar taşıyan polisler tarafından dövülerek öldürüldüğüne dair haberler vardı dün.Ankara’da bazı polislerin, kasklarındaki sicil numaralarını kapattıkları belirlendi.Tabii amaç, suç işlerse yakalanmamak.Daha doğrusu suç işleme ayrıcalığı kazanmak! Olmaz!!

Devamını Oku

Çoğulcu kalabalık

4 Haziran 2013

Başbakan Erdoğan kurban gibi davranmayı bırakıp devlet adamı gibi hareket etmeli!Bu tavsiye dünyanın en etkili gazetesi Financial Times’tan geldi.Ama toplumun en dinamik kesimlerini birleştirerek sokağa indiren sebepler tehlike özelliğini yitirmemiş hâldeyken Başbakan Erdoğan’ın her şeyi yüz üstü bırakıp resmi ziyaretler için Afrika’ya gitmesi “devlet adamı davranışı” kabul edilebilir mi?Üstüne üstlük gezi programına kurtuluş gibi sarılan kişi padişah yetkilerine sahip Başkan olmak için partisini Meclis’te güç testine sokan lider ise...Bir haftadır süren toplumsal vicdan muhasebesi sokakları kızgın gösterilere terk eden sebeplerin ciddi analizlere tabi tutulmasını emrediyor.Meselenin Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçları kurtarmaktan ibaret bir iş olmadığını öğrendi herkes.Gösterilere katılan kalabalığın içinde hemen fark edilen düzgün ve temiz genç insanlar sokaktaki ateşi geç kalmadan söndürmenin isteğini uyandırıyor.Yani toplumsal tercih bu olaylardan suç ve suçlu çıkarıp mahkemelerde süründüren ve peşin peşin cezalandıran Türk usulü infaz mı uygulansın, yoksa?..Hayır hayır; suçlu aramanın enerjisini iktidar birikmiş sebepleri aramaya çözümleri bulmaya harcamalıdır.Protestocu kalabalığın dış görünüşü, içindeki temizliği dışa vuruyor.Anlaşılıyor ki demokratik ilkelerde gerçekleşen birleşme bu protestocu toplulukları, kötü niyetli, komplocu dış etkilerden korumuştur.Yürüyen kalabalıkların şaşırtıcı bir çoğulcu yapıya sahip bulunması, harcanacak emeğin, hayırlı bir yatırım olmasını sağlayacaktır.Şu andaki tuhaflık, hedefe giden yoldaki etkili tek engelin Başbakan Erdoğan olmasıdır!Bu mahkemeye içilir!Isparta İdare Mahkemesi tarihi önemde bir karar verdi.Valilik il sınırları içindeki açık alanlarda içki içilmesini yasaklayan bir genelgeyi üç ay önce yayınlamış ve hemen uygulamasını başlatmıştı.Ev hariç, içki yasağının geçerli olmadığı mekân bırakılmamıştı.Mahkeme, yasak genelgesinin “temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına yönelik hükümler” içerdiğine ve ölçüsüz genişlikte tutulduğuna karar verdi.Ve yürütmenin durdurulmasına hükmetti.Bağımlı olmadıkları,s ara sıra içtikleri hâlde Başbakan nazarında “ayyaş” nitelemesine lâyık görülen vatandaşlar, Isparta’dan doğan adalet güneşinin şerefine bir kadeh içebilirler.Aman fazla kaçırmayın!

Devamını Oku