Avrupa’ya ait olmak

5 Nisan 2014

Yargıyı çağdaş ve evrensel normlarından soyutlarsanız işte bu olur:Adalet heykeli erir. Tunçtan yapılmış olması bile kurtarmaz!Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi uzun yargılama, en çok sayfalı gerekçeli karar gibi rekorlar yaratmış bir mahkemedir.Bilindiği üzere mahkeme başkanı Köksal Şengün AİHM içtihatlarına bağlı kalarak uzun tutukluluk kararlarına eylemli tepki gösteren, muhalefet şerhleri ile gerekçesini hemen yazan bir yargıçtı.HSYK onu Bolu’ya savurdu.Köksal Şengün’e göre yapılan şey gözdağı amaçlı sürgündü.On yedi bin sayfalık gerekçe halâ sondaj yoluyla inceleniyor.Düz okuma ile bitmez.O nedenle körün fili tarif etmesine benzer yorumlar çıkıyor.Uydurma bağlantılarDoğru adresi Milliyet’ten Musa Kesler bulmuş. Mahkemenin eski başkanı Köksal Şengün’ün kapısını çalmış.Eski mahkeme başkanı gecikmenin, suçlama yapmaya elverişli bir olay bulunamamasından doğduğunu söylüyor.Gecikmeye cevap çok basit:“Bir şey bulamadılar ; ne yapacaklar?“Terör davası tarifine uysun diye Danıştay cinayeti ile Ergenekon’u birleştirmişler.“Danıştay davası ile çoğu konuda bağlantı bulamadık!..”Birleştirmekten buna rağmen vazgeçmemişler.Genelkurmay Başkanı’na “terörist“ diyorsunuz yargılıyorsun ama onu atayan Başbakan’a bir şey sormuyorsun.Telefon defterinde senin numaran mı çıktı; örgütsün diyorsunuz; böyle olur mu?AB’ye böyle girilmezKöksal Şengün: “Birbirini tanımayan kanlı bıçaklı olan insanlar örgüt yapıldı!”Her kusurda bir adalet cinayeti.Haklı olarak soruyor gazeteci;- Yargıtay yerel mahkemenin kararını onar mı, bozar mı?BAŞBUĞ: Çok da bir şey yapacağını sanmıyorum. Balyoz’u ne yaptılar? “Adil karar vereceğiz” dediler ama hepsini onadılar.Türkiye’nin göstergeleri zaman zaman kıskançlık uyandıran tavanlar yapıp sonra inişe dönebiliyor.Yine o zor dönemlerden biri geliyor işaretleri var. Dost uyarıları kızgınlık yaratmasın.Başbakan’ın balkon konuşması alışılan barış mesajlarını taşımadı. Almanya’daki hükümetin koalisyon ortağı CSU’nun Genel Sekreteri Andreas Scheuer haklı bir uyarıda bulundu:“Muhalifleri tehdit eden, demokratik değerleri ayaklar altına alan bir ülke Avrupa’ya ait olamaz!”İfade özgürlüğü ve bağımsız tarafsız yargı...Başbakan’ın sözünü ettiği istiklâl savaşına daha lâyık bir hedef bulunamaz.

Devamını Oku

Zaman değerli kaybedemeyiz

4 Nisan 2014

Cumhurbaşkanı Gül bile aynı görüşte: Yeni Cumhurbaşkanı için konuşma zamanı gelmiştir..Birçok çevrede ve özellikle AKP toplumunda bu mesele çözüme ulaşmıştır.Mesele değiş tokuş yöntemi ile halledilecektir.Bir hatıra fotoğrafı çekilecek olsa değişimi fark etmek bile garanti değildir. Çünkü aktörlerin sandalye değiştirmekten başka bir eylemleri olmamıştır.Bu tablo, provası yapılmış bir oyun oynanacak beklentisi uyandırıyor. Yani kolay yürüyecektir oyun.Erdoğan Başbakan koltuğunu bırakarak adaylığını ilân edecek, Gül’ü Başbakan yapacak yol da 2-3 aylık bir operasyonla açılacaktır.O arada Başbakan koltuğunun geçici olarak emanet edileceği kişiler şimdiden parti kamuoyunda belirlenmiştir bile (Bülent Arınç, Mehmet Ali Şahin, Ali Babacan).Fedakârlık kime düştü?Geliştirilen tüm senaryolar Cumhurbaşkanı Gül’ün uslu çocuk tavrı ile söylenen her şeyi mızıkçılık çıkarmadan kabulleneceği varsayımına dayanıyor. Halbuki unutulmaması gereken, tüm hesapları bozacak bir ihtimal vardır: Abdullah Gül ikinci kez seçilme hakkından vazgeçmeyebilir!Neden vazgeçsin?Cumhurbaşkanlığı koltuğundan feragatin açıklanması kolay değildir.Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkmaya Özal ve Demirel’den daha az lâyık olduğu nasıl söylenemezse, Abdullah Gül’ün ikinci adaylık hakkından vazgeçmesi de aynı şekilde istenemez.Güncel konularda kamuoyundaki çoğunluğun tercihlerini destekleyen çıkışlar Gül’ün, bir dönem daha Çankaya’da kalmak arzusunu açığa vuruyor.Kutuplaşma bitsin..CHP lideri Kılıçdaroğlu “Erdoğan aday olursa halk seçmez” demiş. Bu iddianın, geçen pazar yüzde 45 oyu AKP liderinin nereden topladığına cevap bulmak gibi bir zorluğu vardır.Son göstergeler, giderek artan bir kırılganlığın alârmını veriyor.Ülkeyi her alanda kutuplaşmaya iten alışkanlığı siyaset diye sisteme taşıtamayız. Bu gereğin ertelenemeyeceğini ne kadar erken kavrarsak o kadar iyilik olur.Son Economist dergisinde çıkan analiz ciddi bir dost uyarısıdır:“Türkiye on yıl istikrarlı ve müreffeh bir dönem geçirdi. Bu dönemin iki güçlü çıpası vardı:1. İlki başta IMF sonra da mali piyasalarca desteklenen doğru makro ekonomik politika; 2. Diğeri Sayın Erdoğan’ın Ekim 2005’te üyelik müzakerelerine başlaması ile muhtemel AB üyeliğiydi.Türkiye bugün bunların ikisini de kaybetme riskiyle karşı karşıya!”Zamanı kavgayla harcama lüksümüz yok..

Devamını Oku

Dersimiz Çankaya

3 Nisan 2014

Yarım çözümler, bizdeki yönetim modelinin hastalıklı sonuçlarıdır.Siyasi liderlerimiz önemli gündem değişikliklerini yabancı ülke ziyaretlerinde açıklamaktan hoşlanırlar.Cumhurbaşkanı Gül’ün Kuveyt ziyareti, bu anlamda üstüne düşen görevi yerine getirdi.Fikri olan söyleyebilir artık; Cumhurbaşkanı Gül ağustos ayında halk oyu ile belirlenecek yeni Cumhurbaşkanı için siyaset meydanının önerilere ve tartışmaya açıldığını, mayıs ayı içinde adayın belli olması gerektiğini ifade etti.Gül’ün anlattığına göre AKP’nin adayını, Başbakan’la varacakları mutabakat belirleyecektir.Gül “sürpriz yapmam” demekle kalmıyor Başbakan Erdoğan’dan da bir oldu-bitti beklemediğini söylüyor.Son seçimin eğilim bulguları AKP’nin rahat bir kampanya dönemi geçireceğini düşündürmüyor.İş dünyası Erdoğan ile Gül’ün yerlerini değişerek yaratacakları çözümü “kullanışlı” buluyor.İstikrarı riske sokmamanın kestirme yolu budur.Erdoğan’nın yeni dönemde daha dirençli bir dokunulmazlığa ihtiyacı olacaktır. Yolsuzluk iddiaları ve suçlamaları hükümet başkanı kaldığı takdirde peşini bırakmayacaktır.Aynı şekilde Çözüm Süreci sıkıntı verecektir.Son zamanlarda sık sık “Tek vatan, tek millet, tek bayrak” sloganı atan Başbakan Erdoğan, Kürt kökenli vatandaşların desteğini sağlayan vaatlerine nasıl güvence sağlayacaktır?İktidar kurmayları, birinci turda oyların yarısını sağlama kabiliyetine sahip olmanın keyfini çıkarıyordu.Ama son seçim taşları yerinden oynattı.AKP seçmeni yüzde 5 oranında küçüldü.Milli iradeden bile sayılmayan parçalı muhalefet aynı oranda büyüdü. Çankaya yolu arızalı hâle gelmiştir.CHP lideri Kılıçdaroğlu, Çankaya için eli yüzü düzgün ve temiz bir aday bulunduğu takdirde öteki partilerle işbirliği yapabileceklerini ilân etti bile.Bu yaz çok sıcak olacak..Sahte demokratlarKendi dertlerine gömülen Türkiye hakaretamiz eleştirilerin kum torbası oluyor.Bu sadece içerde toplumsal zafiyet yaratmakla kalmıyor, dışarda da ülke prestijine zarar veriyor.Dün yine “BBC Türkçe”nin hedef tahtasında idik.Seçime giderken Twitter ve YouTube’a yasak getiren dar görüşlülük “Kahrolsun sahte demokratlar” diye protesto edilmiş, bir de uyarı yapılmış.İngiliz yayın kuruluşu, yapılan müdahalenin dış dünya ile gençlerin bağlantısını kesme çabası olduğunu ancak başarılı olamayacağını belirtti.Ve liberal demokrasi yolundaki reformcu günlere dönme çağrısı yaptı.

Devamını Oku

İktidarın borcu var

2 Nisan 2014

Kazananın alicenap olması şanındandır. Seçim sonuçlarına itirazlar daha cömert muhataplar bulmalıydı.Seçim kurulları harıl harıl çalışıyor.Beklentiyi karşılayacak çapta olmasa bile yine de el değiştiren yerler oluyor.CHP’nin üst düzey yöneticilerinden biri dün adının açıklanmaması kaydıyla AKP’ye dönük beklentilerinin gördüğü karşılıktan dolayı hayal kırıklığı yaşadıklarını anlattı.İtiraz hakkının kullanılması ne tür bir karşılık görmüştür hükümetten?Polisin uyguladığı şiddet en gerçekçi cevaptır.Sokak ve meydanlar yine TOMA’lara, gaz bombalarına ve basınçlı su işkencesine terk edilmiştir.Polis emir kuluHaksızlık yapıldığını düşünerek itiraz etmek ne kadar demokratik bir görevse, bu görevin gereğini yapmaya çalışan vatandaşları ölüm tehlikesi içeren polis terörüne muhatap kılmak o kadar yanlış ve affedilmezdir.Polis böyle toplumsal olaylar karşısında benimseyeceği müdahale biçimini, iktidarın talimatları çerçevesinde belirliyor.“Polis imdat, oyumu çaldılar” diye yardım çağırmanın cevabı gazlanıp ıslatılarak coplanmak mıdır?Vatandaşa müdahale biçiminin polis ayağı için sertliği seçen iktidarın, oy sayımındaki yanlışı protesto etmek için sokağa çıkanlara anlayışlı davranılmasını istemesi zaten düşünülemezdi!Onu kurtaran kim?CHP’li yönetici, gerek iktidar partisinin gerekse doğrudan Başbakan Erdoğan’ın teşekkür borcu altında olduğunu söylüyor.Bu hak 9 Mart 2003 tarihinde Pervari’de seçimin yenilenmesi nedeniyle doğmuştur.Hatırlayacağınız gibi 2002 genel seçimine hapse hükümlü olduğu için Tayyip Erdoğan girememiş, o suçlama yükü nedeniyle muhtar bile olamayacağı söylenmişti.Bugünkü kutuplaşmanın yarattığı canavar bu durumun keyfini çıkarmaya bakardı. Ama o gün “Bu ayıbı işbirliği ile kaldıralım” kararı verildi.Ve her şey saat gibi işledi. Yüksek Seçim Kurulu Pervari’nin Doğanköyü’nde seçimi iptal etti.9 Mart 2003’te Tayyip Erdoğan önce Meclis’e girdi, sonra hükümetin başına geçti.CHP olmasaydı bu demokrasi macerası yaşanmayacaktı.Peki bu borç nasıl ödenecek?CHP yöneticisi “YSK’daki yargıçları özgür bıraksınlar yeter” diyor.Bu gerçeğin itirafı, sistemin ne kadar basit arızalar yüzünden ne devasız gibi görünen hastalıklara mahkûm edildiğini gösteriyor. Güç kavgasının tahrip ettiği siyasi ilişkilere asgari uygarlık normlarını kazandırmak herkesin menfaatinedir!

Devamını Oku

Milli irade tamir edildi

1 Nisan 2014

Seçimler demokrasinin arınma dönemleridir. Temiz sayfa açma fırsatıdır.Ama yaşadığımız son tecrübe çaplı bir yenilenmeyi vaat etmiyor.Balkon konuşmasında kampanya döneminin zehirli dilini koruyan Başbakan iyi mi yapmıştır?Hayır.. “İnlerine gireceğiz” sözü tehditten daha kapsayıcı bir niyetin varlığını haber veriyor.Nitekim CHP lideri Kılıçdaroğlu da Başbakan’ın sözlerini “Medyaya, sivil topluma, partilere; her alana baskının artacağı” biçiminde okumuştur.Başbakan, kendisine ve ailesine yöneltilen yolsuzluk suçlamaları ile “tek adam” ithamlarını seçim zaferi ile bertaraf etmeyi tasarlıyordu.Balkon konuşması bu planından vazgeçmediğini düşündürüyor.Laikliğin önemi...“Yargının görevini seçim sandığına devretme yanlışının ömrü seçimde dolar” diye düşünenler yanıldılar.Ailesi fertlerine elleri kenetlenmiş bir hâlde balkondan halkı selâmlatması seçimin leke temizlemekteki kerameti konusunda ısrar edeceğini gösterdi.Tabii “inlerine gireceğiz” söylemini cemaate yönelik bir operasyonun sinyali sayanlar da az olmadı.Fakat unutmamalı ki seçim sandığı mahkemenin yerini tutamaz. Temize çıkma hakkının teslim edileceği yer bağımsız mahkemedir.Yüksek Seçim Kurulu (YSK) dürüstlüğünü yargının garanti ettiği bir kurumdur. Yargının uğradığı itibar kaybından YSK’nın da payını almaması düşünülemez.Bu seçimde yaşadığımız tecrübeler demokrasiyi ayakta tutmak için laikliğin ne kadar vazgeçilmez olduğuna herkesi inandırmış olmalıdır.Denge böyle kurulduAçıkça görüldü ki koalisyon ortağı biçiminde içine aldığı Gülen cemaati iktidarın midesine oturmuştur.Din siyasete alet edilmiş, bundan din de, onu sömüren parti de cemaat de ağır zararlar görmüştür.Meclis Başkanı Çiçek “Böyle seçim görmedim” derken haklıdır. Ama şikâyetçi değil çözümleyici olmak için katılmalıdır çalışmalara.Seçimin hayırlı sonuçlarından biri iktidarın meclisteki temsil oranının beş puan gerilemesidir. Oranların eşitliği AKP dışı partileri Başbakan’ın gözünde milli irade sayılmaktan düşürüyordu.Çok partili muhalefetin temsil gücünü yüzde 55’e çıkarması, birçok sorunu doğmadan çözecektir.AKP’nin seçim başarısı tartışılamaz. Bu durum Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasına normalde yeter.Ama hata yaparsa, karşısındaki dağınık güçleri birleştireceğini bilerek hareket edecektir!Evet, çok etkili bir sigorta değil.Yine de hiç yoktan iyidir!

Devamını Oku

Gündemimize artık dönelim

31 Mart 2014

Keskin muhalefetin de yararları vardır ama birkaç küçük ders için sıkıntılarına katlanmak akıl değil..Türkiye’deki siyaset hayatı etkin muhalefet ve sürekli mağduriyet üstünden yaşanıyor.O kadar ki iktidarlar bile direnemiyor.İşte AKP iktidarı: Başbakan ana muhalefet partisinden daha eleştirel davranıyor. Dara düştüğü zaman mağduriyetle ilişkili bir sebep, bir kusur icat ediyor oklarını muhalefete yöneltiyor.Kazanılmış seçimler ardından Başbakan’ın yaptığı balkon konuşmaları hasara uğrayan değerlerin ve ilişkilerin onarılması amacında yararlanılan fırsat molaları idi.Yazık ki o da kutuplaşma hastalığının kurbanı oldu.İktidarın tatmin edilememiş tehdit ve küfür ihtiyacına feda edildi.Kaçma-kovalamaBaşbakan’ın bu son defaki balkon performansı, barış çağrıları duymayı bekleyen vatandaşların iştahını kursaklarında bıraktı.“Kaçanlar kaçtı. Bazıları yarın da kaçabilir ha.. Bundan sonra dediğim gibi inlerine gireceğiz. Bedelini ödeyecekler!”Barış ve uzlaşma çağrısı değil bu sözler.Özellikle Gezi Parkı eylemlerinden bu yana devletin dengesinde başgösteren bozulma kontrolden çıkmamalıdır.Liderler üzerilerine büyük bir sorumluluk düştüğünü görmek zorundadırlar.Pazar günkü seçimin ayırıcı bir özelliği olağan dışı katılım oranıdır. Sandığa gidenlerin yüzde 90’ı aşması halkın çareyi demokraside aradığına işarettir.İletişim sorunu bulunmadığına göre parlamento seçmenin ne istediğini anlamış olmalıdır.Bu ihtiyaç sahipsiz kalmaz.Cadı avı dönmesinTürkiye’nin özellikle son bir yılı demokratik taleplerin cevapsız kalmasından doğan sakıncaların adeta deney raporudur.Balkondaki başbakanın tavırları ve sözleri “baskı ve cadı avı” ile geçecek yeni bir dönemin habercisi gibiydi. Financial Times dün şöyle yazdı:“Türkiye’de iç siyaset daha dramatik belirsiz ve bazı açılardan uzun zamandır görülmemiş şekilde istikrarsız hal aldı.Türkiye’nin büyük zorluklarla elde ettiği kazanımlar son buluyor gibi. Türkiye’nin Avrupa’daki, NATO’daki ve bölgedeki rolünü önemseyen herkes kaygı duymalı...”Cumhuraşkanı Gül oyunu verirken doğru bir mesaj verdi.“Seçim kampanyası sert bir havada geçti. Artık bunları geride bırakmalı ve Türkiye kendi gündemine dönmeli” dedi.Akıl için yol bir...

Devamını Oku

İktidara yeni kredi açıldı

31 Mart 2014

Başbakan Erdoğan için “seçimi kaybetmedi” demek mi, yoksa “seçimi kazandı” demek mi doğru olur?Tayyip Erdoğan sadece sesini kaybetti. Ama kendisini o duruma sokan kampanya performansı, iktidarına yeni bir seçim kazandırdı.Dünkü seçim genel seçim olsaydı iktidar partisi, kayıp görüntüsü vermeyecekti.Bugün için şu denilebilir: Ülkenin biriken ciddi sorunları vardır ve bu sorunları, tecrübesi artmış AKP iktidarı ile aşmak daha akılcı olur.Bu değerlendirme ışığında ayrıca AKP iktidarına halk tarafından cömert bir kredi açılmış olduğu söylenebilir.Peki mantığı sağlam bir temele oturuyor mu diye sorarsanız...Siyasi mücadelenin kontrolden çıktığı durumlarda verilen tepki kararları sürprizlere gebedir. Sonucu iktidarın elde ettiği fırsatı nasıl kullanacağına bakarak öğreneceğiz.Kutuplaşma etkisiTürkiye’nin gündemi kördüğüme dönüşmüş bir yumağı andırıyor.Çözüm süreci, yeni anayasa baskısı, Gezi olayları, 17 Aralık operasyonu, Suriye meselesinden yansıyan casusluk şoku, AB bağlamında Türkiye’nin doğrultusu ile ilgili şüpheler...Bunlar muhalefetin değil iktidarın ödemek zorunda olduğu açık hesaplardır.Ama seçmen meseleye öyle bakmamıştır.Çünkü kutuplaşmanın seçmende yarattığı etki, partiler arasında geçişleri önlemiştir.Muhalefet partilerinin bu konuda güven vermediği söylenebilir mi? Hayır haksızlık olur.Çünkü adaleti olmayan bir propaganda dönemi yaşadık. İktidar özel TV’ler yanında TRT’nin imkânlarını da neredeyse tek başına kullanmıştır.Ankara’nın taşına...Seçmenin kampanyadaki kırıcı ve aşağılayıcı üsluptan etkilenmekle beraber nihai seçimi iktidar partisinden yana yaptığı anlaşılıyor.Kutuplaşma demokratik siyaseti işlemez hale getirmiştir.Düşünün ki yolsuzluk soruşturmaları bağlamında yaşanan acıklı komik olaylar bile seçmenleri beklendiği kadar etkilememiştir.KONDA’nın son araştırmasında halkın yolsuzluk ve rüşvet iddialarına genel olarak inanmadığı, inanan kesimin ise “Herkes yapıyor” diye mazur gördüğü anlaşılıyor.Sonuç olarak şu denebilir:Dünkü seçim bir önceki genel seçimin tekrarı oldu.En dikkat çekici haber Ankara’dan geldi. Bu yazının kaleme alındığı saatte CHP ile MHP işbirliği Mansur Yavaş’ı Gökçek’in yerine geçirecek gibi görünüyordu. Son sandıklar merakla bekleniyordu.Bir önemli tespit de AKP’yi terk eden Cemaatçiler...Yoklukları fark edilmedi bile.Şimdi ihtiyaç, demokratik hukuk devletine bağlı ve saygılı bir iktidardır.

Devamını Oku

Hayırlı olsun uğur getirsin

29 Mart 2014

Cennet ve cehennem birbirine ne kadar yakın; seçim yasakları başlayınca gördük, öğrendik..TV ekranlarında, meydanlar ve sokaklarda cazgırlık faaliyetinin sona ermesi ile ülkeyi kaplayan sükûnet eminim ki sizlere de iyi gelmiştir.Bu seçim kampanyası, benzeri görülmedik derecede kirli bir üslupla yürütüldü.Seçilen kelimeler eleştiri duvarını delip geçerek hakaret ve küfür çamuruna bulandı.Türkiye’nin seçimden sonraki gündemi, konuşmayı bilen uygar insanlara ihtiyaç duyuracaktır. Örneğin anayasayı değiştirmek gereken reform yasalarını çıkarmak bağıran siyasetçiler yerine doğruları sükûnet içinde savunan uygar insanların işbirliğini gerektirecektir.Demokrasi kendi başına ödül gibi vermiyor cenneti.Nasıl tarif ettiğimize bağlı olarak değişiyor birçok şey. Onun için seçimi sevelim demokrasiden ötürü ama fazla da abartmayalım.Çünkü o durumda demokrasi değil adına demokrasi dediğimiz bir ucube oluşuyor.Bir düşünür “Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı” demiş.Tabii o kadar da küçümsemeyelim bugün yerine getireceğimiz görevi. En azından şunu diyebiliriz:Oy vermek vatandaşlık şerefini taşımayı hak etmenin en masrafsız yoludur; tadını çıkarın..Seçim milletimize, ülkemize hayırlar ve uğur getirsin.Adalet yukardan!Kampanyanın iş bitirici son iki gününü sesi kısıldığı için Başbakan’ın kullanamaması seçmenlerini üzdü.Benim bir arkadaşım da aynı duyguyu paylaşıyor.Ona çok tekrarladıkları bir sözle “Takdir-i İlâhi” diyerek teselli verdim.Hatta “İlâhi Adalet” demek bile mümkündür.Bu savı RTÜK raporu çok belirgin biçimde ispatlıyor.Kanuna göre TRT’nin tarafsız olması lazım. Bunu geçerli kılmanın ilk koşulu, yayın sürelerinin adalet ölçüsü ile dağıtılıp kullanılmasıdır.22 Şubat-4 Mart tarihleri arasındaki uygulamayı değerlendiren RTÜK raporu geçen gün medyaya yansıdı.Sözü edilen süre içinde TRT’yi iktidar partisi AKP 13 saat, ana muhalefet CHP 45 dakika, MHP 48 dakika, BDP 2 dakika kullanmış.Durumu yasanın öngördüğü fırsat eşitliği açısından değerlendiren uzmanlar ihlâli hemen tesbit ettiler.Kamu imkânlarından yararlanmakta TRT’nin partilere adil davranmadığını kaydettiler.Başbakan’ın sesi kısıldığı için kullanamadığı iki günlük imkân adaletsizliği dengelemiş midir?Eşitsizliğe bir şekilde itiraz geldiğini düşündüren rastlantı, şükürle, teşekkürle karşılanmayı hak ediyor.

Devamını Oku