Kumsalda erkek halleri...

1 Temmuz 2007

Adama bakınca ne olduğu hakkında bir fikir sahibi olursunuz. Kumsaldayken yani...Bir bakışta evli mi, bekâr mı, çocuğu var mı, kaçak kesimci mi, flörtçü mü, muhafazakâr mı, liberal mi, entelektüel mi, kapitalist mi, her ikisi birden mi, eski solcu mu anlarsınız...Yüzde 90 tutar.Hepsinin ayrı ayrı kumsal hareketleri vardır. Hatta adamlar kumsalda, her zamankinden farklıdır.Kumsal aynı kumsaldır ama adam...Adam yeni evliyse, eşiyle iki kişi tatile çıkarlar. Yıllar yıllar sonra bunun ne kadar sıkıcı olduğunu anlayacaktır ama...O zamana kadar plajın en suskun fertleri onlardır. Ne bileyim, akılları fikirleri başka yerde olduğundan mı nedir, konuşmazlar...Birbirlerine karşı nazik ve dikkatlidirler. Hata yapmamaya çalışırlar. 5 YILDAN FAZLA EVLİLEREvlilikleri 5 yıldan fazla olan adamları, telefonla konuşarak iskeleye doğru yürürken görürsünüz.Onlarda kaçma isteği vardır. İçi daralmıştır.Oradan uzaklaşmanın en iyi yolunun bu olduğunu düşürürler.İş konuşacakmış gibi yapar. Belki de gerçekten konuşur ama aslında hiç de mecbur değildir.Bağıra bağıra konuşur, böylece hem etrafı etkilediğini sanır hem de karısına, “Bak iş konuşuyorum, bu yüzden uzaklaşıyorum” mesajını verir. Ne alakası varsa! Sanki oturduğu yerden ve sessiz konuşamaz!Onları bir de şuradan tanırsınız: Yanındaki kadınla emir-komuta zinciri vardır. Kadın söyler, adam yapar.Tuhaftır ama hiç itiraz etmez. Üşenmeden, gıkı çıkmadan 5 kere odaya çıkar, iner.Yani orada “Tatil köyünün perdelerini as” desen asar, o derece...Kendini şartlandırdığından mı, huzurunu kaçırmak istemediğinden mi, yoksa kaçmak için bonus topladığından mı bilemem...Ama öyledirler.OMZUNU FALAN ÖPERSevgililer, ha bire birbirlerine güneş yağı sürerler.Ama her denize giriş çıkışta, sil baştan tekrar yağlanırlar.Bence bu güneş yağlarının faktör meselesi bununla bağlantılı.Evliler için yüksek faktör. 25 falan, bir kere süreceksin ki üç gün yetsin. Tatil diye ha, yoksa ne üç günü? Bir ay yeter... Yeni evlilere 12, sevgililere 3 faktör. Sevgililer bir de o sıcakta mucuk mucuk dip dibedirler ya...Yağlarken erotik öpücükler kondururlar, omzuna falan...Çoğunluğu koyun koyuna bile güneşlenir.Ay, bakınca insana fenalık gelir.Ama artık onlar başka bir boyuttadır. İrtifa kazanmışlardır. Ha, bir de mutlaka öğle uykusuna çekilirler!Denize de el ele girip el ele çıkarlar. Çıkarken adam mutlaka ayaklarına bakıyormuş gibi yapar! Hani...Aslında bu hareketi hepsi yapar.Onların işi de zor.Bir de gruplar vardır kumsalda. Kızlı erkekli...Erkeklerin bıkmadan araba motoru konuştuğu, kızların kımıldamadan güneşlendiği...Araba moturu yaa...Onu konuşurlar.Yerim kalmadı, yarın devam ederiz...

Devamını Oku

“Kapışılma” devriniz bitiyor, haberiniz olsun!

28 Haziran 2007

Seksi, sex diye yazan bir okuyucum var. “Ne var? Ha seks, ha sex ne fark eder?” diyeceksiniz şimdi?Demeyin.Bir farkı var elbet.Tek bir harf bile olayı baştan aşağı değiştirebilir.Şöyle ki;Yani seks, öyle herkesin yaptığı türden diyelim. Evlilerinki gibi falan...Ama sex...Tutkulu aşklarınki...Kim demiş bunu diye sorarsanız, cevaplayayım: Ben. Böylece şöyle cümleler kurabileceğiz:“Seksi de yaşadım, sexi de...” Ya da:“Bu sex yapmıyor, bununki düpedüz seks.” Ha, okunuşundaki farkı da siz yaratın artık.Geçenlerde bir erkeğin itiraflarını dinlemiştik; kadınlardan dert yanıyordu.Şimdi sıra kadınlarda...“Bırakın okuduğu kitaptan konuşmayı, köşe yazarlarının bile birçoğundan haberi olmayan... Kız tavlamak için öğrendikleri birkaç şiir dışında şiirle ilgilenmeyen...Şiddet ve seks filmleri dışında film kültürü olmayan, belki de bu yüzden sexi sadece orgazm olmak sanan ve bu konuda hiçbir yaratıcılığı olmayan...Güzel kokmaktan iyi giyinmekten anlamayan, birbirinin aynısı erkeklerden ben çok sıkıldım.” KARİYERLİ SIKICI, ORTA SINIF KAPRİSLİDİR Bitmedi...“Yani bu erkek milletinin iyi kariyer yapmış olanı okumaya ya da sosyal olmaya vakit bulamadığı için hayatı renkli hale getiremiyor. (Onlara göre para sadece Rus tavlamak ya da grup için gerekli ve renkten anladıkları da bu zaten.) Bu yüzden de bayıyorlar bir süre sonra...” Ya diğerleri?“Orta sınıf dediğimiz okumuş ama çok kazanmayan ise... Kaprisli, alıngan ve gereğinden fazla romantik oldukları için bayıyorlar. Bir süre sonra onlara fazla gelmenizden fena halde rahatsız oluyorlar. Zaten akılları fazla para kazananlarda ve nasıl ben de kazanabilirimle meşgul oluyor.” Eeee? Ne olacak peki?“Aslına bakarsanız aradıklarımın hepsini aynı adamda bulamamanın sıkıntısını yaşıyorum. Bunlar ne mi? Akıllı, zeki, kültürlü, konuşabilen pratik, plan yapabilen, tez canlı, zarif, komik, dürüst ve güvenilir. Ve tabii sexii... Yok böyle biri. Yok yani...” Bitti mi? “Haa... Bir de öpüşmesini bilen erkek görmedim. Oysa öpüşmek başlı başına inanılmaz bir keyiftir. Onlara sizin aracılığınızla şunu önerebilirim: Öpüşme sonrasına odaklanıp aklınızı bir an önce orgazm olmaktan uzak tutsanız da bu öpüşmenin tadını çıkarsanız birazzz... Sadece sizin için söyledim zira biz zaten bunu keşfettik ve tadını çıkarıyoruz bir çoğumuz.” Sonunda da, “Var mı böyle birini tanıyan?” diye soruyor.Var mı?Ben size birşey söyleyeyim mi? Erkeklere yani.Kadınlar artık nasıl düşünüyor biliyor musunuz?“Doğru düzgün olmayan erkeği ne yapayım ben? Hiç olmazsa böyle kafam rahat!” Yani “kapışılma” devriniz bitiyor haberiniz olsun!Bu bir tehdit değil, sadece bir uyarı!

Devamını Oku

Hastayım sana, kimse bilmiyor

27 Haziran 2007

“Gözlerimi kaparım, hayalimi kurarım. Hayalini de kurarım, bazen durumdan vazife çıkarıp gerekeni de yaparım. Kime ne?” “Göz benim, hayal benim” diyebilirsiniz.Durup duruken değil tabii...Yani konu hayal kurmaya, platonik aşklara gelirse...Hani insan akşam yattığında...Bazen...Duruma göre, kimisinde bazen de çok. Her zaman, her akşam...Yani adamına, kadınına göre...İnsan hayalini kurar ya...Onun bundan haberi olsun, olmasın.Platonik yani.Ferhat Göçer demiş ya, “Platonik aşklarla besleniyorum” diye, oradan aklıma geldi. Platonik.AKLINDAN BİLE GEÇİRMEÖnce kelime anlamına baktım: Gerçekte var olmayan, düşte kalan, hep öyle kalması istenilen aşk, sevgi ve ilgi diyor.Ama felsefi olarak daha farklıydı tabii...Adını aldığı Platon’un düşüncelerini yansıtıyordu... “Maddesel olmayan, sadece düşünsel boyutta var olan” anlamında...Sevişmeyeceksin yani...Ne sevişmesi... Dokunmayacaksın. Hatta bunu aklından bile geçirmeyeceksin. Hayalinde bile...Hele durumdan vazife hiç çıkarmayacaksın.Sevişirsen yani hayalinde bile, bu platoniği aşar, fanteziye girer artık.Elini bile tutmayacaksın.Zira bugün elini tutarsın, yarın...Bir de üstelik gerçek bile değil, hayal. Kim tutar seni... Yani eğer platoniksen diye söylüyorum. Elini melini tutma, nefsini tut.Ferhat Bey’in sözlerine dönelim o zaman:“Örneğin çoğu zaman şarkılarımı gözümü kapatarak seslendiririm. Çünkü o anda gözümde bir şey canlandırırım.” Nasıl yani?Var ya...Zaten o gözler başka türlü öyle kapanmaz!O göz kapanışında bir tuhaflık vardı zaten. O...O kapanış ben size söyleyim, hiç platonik falan değil.Gerçi ben baktığım zaman astımım tutuyor ama...O kapanış hiç hayra alamet değil. Kimbilir gözünün önünden neler geçiyor?“Eşim dostum beni hastayım sanıyor, yastayım kimse bilmiyor” derken mesela...Aslında içinden geçen tam tersiymiş:“Eşim dostum beni yastayım sanıyor, hastayım sana kimse bilmiyor...” Mesela yani...“Bu aşkın kahramanları zaman zaman değişiklik gösterebilir. Platonik aşkımı canlı tuttuğum sürece şarkılarımı daha güçlü söylerim.” Biz de daha güçlü dinleriz Ferhat Bey.Siz platonik ve yasta, biz birilerine hasta olarak yaşayıp gideriz.Ayrıca...Artık bu yazıdan da öğrendiğimize göre kimse kimse için platonik duygular beslediğini sanmasın.Yok öyle bir şey.Ben biliyorum ne haltlar çevirdiğinizi... Düşünecek, fantezisini kuracak tanıdık birini bulamazsanız, suratsız hayallerle vakit geçirdiğinizi...Sonra da onu buruşuk bir mendil gibi fırlattığınızı...Kimse bana böyle hayaller kurmadığını söylemesin. Kimse sadece beni hayal ettiğini de...Size de söylemesin.Yasaklansın bu cümle.*****DüzeltmeDün yazdığım “Çalı dikmeyiz, dibinde fuhuş olur” sözleri İstanbul Park ve Bahçeler Müdürü M. İhsan Şimşek’e ait değilmiş. Alıntı yaptığım Radikal Gazetesi, sözlerin müdürlüğün Halkla İlişikiler bölümüne ait olduğunu belirtti.Herkese duyurulur.

Devamını Oku

Dikemeyiz! Çalının dibinde fuhuş yaparlar

26 Haziran 2007

“Kuraklığa dayanıklı çalı türleri var. Ama dikemeyiz, dibinde fuhuş, gasp olur.” Bunu söyleyen kim?İstanbul Park ve Bahçeler Müdürü...Gördüğünüz gibi dünya barışına hizmet ediyor! Bir çalı fidanına bakınca kimin aklına fuhuş gelir ki?Yani düşünsenize, mesela Tabu oyunuyorsunuz. Sana “Çalı” kelimesi çıktı.Başlıyorsun fuhuş hareketleri yapmaya... (‘Fuhuş hareketi ne?’ demeyin.)Ya da tam tersi, “Fuhuş” çıktı, çalı anlatıyorsun.Arkadaşlıktan reddedilirsin be...Daha da kötüsü; kullanmayacağın kelimeler arasında ‘çalı’ da var mesela...Ama biz ne yapıyorsak halkımızın iyiliği için yapıyoruz, değil mi?Ayrıca fuhşu önlemek de Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün sorumluluğundadır!Hadi yarın öbür gün o çalıların altında fuhuş, gasp yapan birileri yakalandı diyelim, ne olacak? Sormayacaklar mı, “Kardeşim sen bu çalıları nasıl dikersin?” diye. “Hiç mi düşünmedin? Hiç mi aklına gelmedi? Hiç mi vicdanın sızlamadı bunları dikerken?” diye...Sorarlar adama. Burada sormasalar, öbür dünyada sorarlar.Haklı. Dünyanın neresinde öyle çalılar var? Hı?Ne-re-de?Maki olsun her yer!Kesin çalıları neyin!Sıkıysa çimlerde yapsınlar da görelim.Kardeşim, gizli saklı bir şey kalmasın! Herkesin ne yaptığı bi-lin-sin, gö-rün-sün! Kim ne yapıyor bi-le-lim!Yok öyle!PATLICAN VE HIYAR KONSEPTİ!Müdürümüz diyor ki, “Bu yüzden çiçek, çim ve ağaç konseptini benimsedik.” Yani bizce de... Bu çalı konsepti nedir yani? Olmasın. Hatta dünyadan bu konsepti kaldıralım. Yani hatta gidip Dünya Çevre Konferansı’nda falan bu konsepti gündeme getirmekte yarar var.Diyelim ki: “Arkadaşlar, ey dünyalılar. Çalı konseptini kaldıralım, çiçek konseptini benimseyelim.” Onlar akıl edememişlerdir bunu.İngilizler Hyde Park’ta, Amerikalılar Central Park’da, Fransızlar Boulogne’da falan...Düşünemişlerdir.Müdürümüz ayrıca iyi niyetli. Diyor ki “Çimler kurursa tekrar yeşillendirme maliyeti yüksek, ancak tabii ki zor durumda kalınırsa öncelik insandır.” Yani, yeter ki, üç beş kişi fuhuş yapmasın! Polis de onları toplamasın. Çalı olmaazzz. Gelmeyin üstüme!Ol-maz! Attırmayın tepemi.Yalçın Küçük’ün dediği gibi:“Biz burda beş taş oy-na-mı-yo-ruz!” Ya da Cemal Süreya’nın şiirindeki gibi:“Onlar için Minibüs Şarkısı”ndaki:“Padişahtırlar ferman çıkarmışlardır: hareme patlıcan ve hıyar ancak kıyılarak sokulabilir” diyordu ya...Çalı görünce aklına fuhuş gelenlerin manava da gitmemeleri lazım.Patlıcan ve hıyar konsepti!Onları da kaldıralım.Manav falan olmasın kardeşim!

Devamını Oku

Ara dönem erkekleri...

25 Haziran 2007

Ne düşündüm biliyor musunuz? Hani şöyle bir inanç vardır ya; inanç değil de ne diyelim, doğru ya da tavsiye...“Birisinden ayrıldığınız zaman hemen başka birisiyle çıkmayın. Onu unutana ama gerçekten unutana kadar bekleyin” diye...Bir de güzel cümleler kurarlar:“Kendinize zaman tanıyın.” “Bırakın önce yaralarınız kapansın.” “Yoksa yeni kuracağınız ilişki sağlıklı olmaz.” Sanki unutunca kuracağın çok güzel olacak!Zaten yeni ayrılanlar da bu tavsiyelere uyduklarından mı yoksa zaten başka şansları olmadığından mı nedir; “Bir süre kafamı dinleyeceğim,” “Şu anda hayatıma yeni birisi girsin istemiyorum” gibi laflar ederler.Yalan.Zaten oldum olalı o lafı anlayamadım, “Bir süre kafamı dinleyeceğim” lafını...Yahu ne dinleyecen?Dinlemişsin de böyle olmuş zaten. Bu sefer de dinleme.HEM DE ERTESİ GÜN, BAŞKASIYLA...Ne düşündüğüme gelince... İlk bakışta çok akıllıca, hatta doğru gibi görünen bu tavsiyeyi düşündüm.Bekleme tavsiyesini...Ve bunun aslında gayet yanlış bir fikir olduğuna karar verdim.Fikrim geldi yani...Anladım ki birisini unutmaya çalışmak hatta “unutmaya bırakmak” zamanı boşa harcamaktan başka hiçbir şey değil.Unutmaya çalıştıkça daha fazla batarsın. Bataklık gibi çeker seni içine...Ertesi gün başkasıyla olacaksın.Çok ani oldu ama öyle.Bunun en iyi tarafı şu:En azından suçluluk ve muzırlık duygusu olacak ya...Olur değil mi?Olacağını farz edelim, en azından kadınlar için; işte bu duygular acınızı azaltıp, unutmayı kolaylaştıracaktır.Sırf bu yüzden yani... Onlara kısaca şöyle tarif edebiliriz:“Ara Dönem Erkekleri...” (ADE)Yok, bari “Ara Dönem Adamları” diyelim, o zaman kısaltılması anlamlı olur: ADA.SEÇMECE OLACAKŞimdi bunlar da öyle herhangi birileri olmamalı.Seçmece olacak ki işe yarasınlar...Mesela:Çok Yakışıklı: Her kadının hayatında çok yakışıklı bir adam olmalı. Hatta yakışıklı da değil, resmen güzel olacak. Bakınca için açılacak. Kısa bir dönem için de olsa... Zaten “sonra” bulacağınız bu kadar güzel olmaz. Olmaz olmaz...Güçlü: Fiziki manada. Zira çok yakışıklı olan, çok güçlü olmayacaktır. Ve çok yakışıklı adam, kendine hayran olduğu için muhtemelen sizinle ilgilenmemiş olacak ya... Zaten “sonra” bulacağınız çok güçlü de olmaz. Olmaz olmaz...Duygusal: İçiniz daraldığında sizi dinlesin diye. Ağlarsınız falan. Başka hiçbir kötü niyetimiz yok. Zaten “sonra” bulacağınız duygusal olmaz. Olmaz olmaz...Olmaz tabii...Nasıl olsa “sonra” gidip hiç olmayacak birine takılıp kalacaksınız.

Devamını Oku

İnsan eski sevgilisinden utanır mı?

24 Haziran 2007

Sevgili, eş fark etmez. Tek şart “eski” olması. Eski, bitmiş, gitmiş bir ilişkiden utanılır mı?İnsan hiç eski sevgilisinden utanır mı?Cevabımız “evet” ise o halde yeni bir soru daha ortaya çıkar. Ne olursa, hangi durumda utanır? Lafı getirmek istediğim yer burası yani...Hüsnü Şenlendirici ile Deniz Seki’nin maceralarını okudukça aklıma hep bu soru geliyor. Arto ona “Düdükçü” diyor ya... Nereden bileceksiniz? “Allah’ın düdükçüsü” diyor.Okan Bayülgen utanıyor mudur?Arto öyle dedi diye değil. Benim bahsettiğim utanç, “Ay ben onunla nasıl birlikte olmuşum, ne acayipti” gibi bir duygu da değil.Onlardan bahsetmiyorum. Ayrıca işi hiç ama hiç kişiselleştirmiyorum. Onların durumu bana genel anlamda bu soruyu çağrıştırdı o kadar...YATAKTA EŞİTLENİRLERŞöyle bir şey:Hani birisinin eski sevgilisi, yeni sevgilisi için bir referans olur ya...Olmaz mı? Olur tabii...Hele erkekler için. Öyle bir olur ki. Hatta şöyle bir tez var ya: Erkekler hayran oldukları bir adamın veya rakibinin ve hatta üstünün eşini... Tamam, kadının da çok kötü olmaması şartıyla...Yani... Aslında o kadını değil de adamı... Adamla ödeşmesi manasında... Çünkü erkekler yatakta eşitlenirler. Hırslarını, kıskançlıklarını ancak orada bırakırlar. Kavga sonrası sevişmeleri hatırlayın... İşte öyle bir şey.Bu yüzden kızdıkları ya da akıllı buldukları kadını daha fazla isterler ya...Ne bileyim? Vardır belki de psikolojide bir ismi...BENİM GİBİSİNİ BULAMAZ Kİ!Konumuza dönecek olursak... Eski sevgili referans oluyor da, yenisi olmaz mı? Sizden sonraki...Yeni sevgilisi de, bir şey ifade eder mi? İçinizde bir şeyler kalsın veya kalmasın...Onun sizden sonraki sevgilisi...Ne demektir?Sizin de değerinizi alçaltır ya da düşürür mü?Yoksa adamına göre, kadınına göre değişir mi?Sizin ayarınızda birisiyse sorun yok. En fazla kıskanırsınız. Klasik duyguları yaşarsınız.Ya çok çok düşükse...Amma sordum. Hepsinin cevabını vereceğim, merak etmeyin. Hadi bir tane daha:Hangi duygu ağır basar?“Benim gibisini bulamadı tabii...” “Bana da âşık oldu, ona da... Beni seven onu da seviyor. Olamaz.” Hangisi?İkinci durumda...İşte o zaman, insan utanır. Eski sevgilisinden utanır. Peki tam tersini düşelim; sizden sonraki daha iyiyse... Sizden daha iyi... Tamam, biraz komplekslenir, kıskanırsınız falan ama hiç olmazsa utanmazsınız.Sanki sizin de değeriniz artar.Hatta hava bile atarsınız. Canınız isterse uçarsınız da,“Onunki mi? Ya, bir ara birlikte oldum da sıkılıdım, biliyon mu?” Bu, “Ölümlerden ölüm beğen” gibi bir şey ama seçecek olsam...Siz seçecek olsanız?..

Devamını Oku

Peki kızlar konuşur mu?

21 Haziran 2007

Yani kendi aralarında... Seks meks konuşur mu? Erkeklerin şöyle bir iddiası vardır ya, “asıl siz bizden daha fazla konuşuyorsunuz...” Bu doğru mu?Biz en azından konu açılınca konuşuyoruz, aklımıza gelince...Aradaki fark bu işte; sizin hep aklınızda ama her zaman konuşmuyorsunuz, biz ise aklımıza gelince...Gelirse tabii...Yok yok, ben size gerçeği söyleyeyim; kadınlar bunları eğlenmek için konuşur...İçinize oturdu değil mi? (Erkeklerin yani...)“Neyimizle eğleniyorsunuz?” diye düşünüyorsunuz...Tahmin edin!Buldunuz. Aynen öyle.Amma...Bir kadın da tıpkı sizin gibi, kocasından veya o andaki sevgilisinden pek bahsetmez. Genellikle eskilerden söz eder.Eskilerin de en berbat ve komik hallerinden.DAĞITTIM HERİFİ...Yani erkekler gibi değildir. Bir kadının ağzından, “yatırdım herifi...” türünden cümle zor duyarsınız. Ya da, “dağıttım adamı...” falan. Çok zor. Ben henüz duymadım. Yani buradaki fark da şudur; kadınlar kendilerini övmek için seks konuşmaz...Bu konuşmaların bir kısmı intikam niyetlidir, bir kısmı da gerçekten sırf eğlence olsun diye... Yani kötü ayrıldıysa ve henüz acısı dinmemişse, konuya “zaten” diye başlar.Gerisini siz tahmin edin artık...Ama aradan uzun zaman geçtiyse...Hele yeni ilişkisi de iyi gidiyorsa...Geçmiştekileri hem rahat rahat, hem de mizahi bir şekilde anlatır.Parmağının ucuyla göstere göstere...“Ne var bunda?” demeyin. O anda çok komik olur.Bu yüzden erkeklere kadınları incitmeden ayrılmalarını tavsiye ederim.Bir de her zaman söylerim, boşanmış kadının ilk erkeği olmayacaksın diye...Yani boşandıktan sonraki ilk...O, geçiş döneminin kurbanıdır. Ve o gece mutlaka anlatılır.Dedim ya, kadınlar durup dururken değil, bazen konuşurlar diye...Ne zaman konuşurlar?Kız kıza buluşmalarda.Evde ya da bir restoranda... Hani, “bu akşam kız kıza çıkacağız” derler ya, işte o zamanlarda...Eğer, “eskiler listesi” yapmaya doydularsa sıra yaşanmış hikâyelere gelir.İşte orada...O akşam...Her şey, bire bin katılarak anlatılır. Anlatılanlara fanteziler de eklenir. Çok eğlenilir, çook.HİÇ Mİ İYİSİ YOK?Evet, abartılır biraz. Yani “bire bin katmak” ve “abartmak” kelimeleri yanlış anlaşılmasın, büyütmek değil, küçültmek anlamında... Küçültmek!Ha, hiç mi iyisi yoktur?“Çok iyiydi” diye hiç anlatılmaz mı?Varsa, anlatılmaz. Bir cümleyle geçiştirilir. En fazla, “Ona söylecek bir lafım yok, arkadaşlar. Hakkını teslim etmek lazımdı” falan dersin.Ama böyle, sonsuza doğru dalarak...

Devamını Oku

Erkekler ne konuşur?

20 Haziran 2007

Yani kendi aralarında... Ne konuşurlar? Sanıyorum bu konuda biraz dertliler. Hep seks konuştuklarını düşündüğümüzü sanıyorlar.Bu yüzden de savunmadalar. “Biz seks konuşmayız” diye...Oysa biz böyle düşünmüyoruz. Hep seks konuştuklarını yani... Gerçekten...Biz onların hep seks konuştuklarını değil, düşündüklerini sanıyoruz. Sanıyoruz da demeyelim de şuna; biliyoruz.Var mı itirazı olan?Zaten ne anlatacaklar ki? Sorsan hepsi muhteşem. Kim bilir belki hepsi de birbirinin uçtuğunu bildikleri için konuşmuyorlardır.Zevkten değil, yalancılıktan uçmaca... Bir okuyucu erkeklerin aralarında neler konuştuklarını sıralamış:“Futbol + spor (maalesef), teknoloji, arabalar, politika, ekonomi, sanat, seks, aşk.” Ah, işte şu sıralama tam tersi olsaydı, dünya böyle olmazdı.Devam etmiş: “Kadınların düşündüğünün aksine erkek muhabbetlerinin çok az bir kısmını seks oluşturur, o da asla yaşadıkları tecrübe değil, genellikle yeni aldıkları porno film veya yeni keşfettikleri internet sitesi ile ilgilidir.” Seksi de porno filmlerden öğrenmeselerdi, dünya olmasa da, ilişkilerin çoğu kurtulurdu...Bazen karıştırıyorum; porno filmler mi gerçek hayattan etkileniyor, gerçek hayattakiler mi pornodan? Yani adamlar seksi, pornolardaki gibi mi sanıyorlar yoksa akıllarındaki seks gerçekten o mu?Bu sorunun cevabını onların da bildiğini hiç sanmıyorum. Eee? Ne zaman konuşuyorsunuz?“Eğer diğer konular konuşulmamışsa sohbette direkt seks muhabbetine geçilmez. Erkekler, kadınlardan farklı olarak (inanılması zor gelebilir ama, sırdaşlık derecesinde yakın oldukları hariç) arkadaşlarına tek gecelik kaçamaklarını dahi anlatmakta ketumdurlar. Maço kültürde buna ‘erkek adam yaptığını anlatmaz’ kuralı denir.” Yok artık! Abartma istersen. Hiç mi konuşmuyorsunuz yani?Konuşurlarmış...ALACAKSIN ONU...“Yapmak istediklerini anlatmakta bir sakınca yoktur. ‘Yeni gelen sarışın fıstığa hastayım’ ile başlayan ve ‘Alacaksın onu...’ ile biten cümleler kurulabilir. Ama genellikle düşük bir kültür seviyesindeki erkekler arasında bu cümlelerin kurulması daha yaygındır.” Düşük seviyeler, duydunuz mu? Size söylüyor...Bunlar böyle konuşur da... Sonuç?“Eyleme dönüştüğü pek görülmemiştir. Eyleme geçilecek durumlarda ise zaten bu konu asla paylaşılmaz, ne de olsa iş ciddiye binerse arkadaşlarına anlattıkları yüzünden ileride sıkıntı doğabilir. Yani ilerde eş veya sevgili olunursa...” E, iyiymiş. Konuşun o zaman.Peki ya kızlar...Kızlar seksten konuşurlar mı? Bazen. Ne zaman?Onu da sonra anlatırım.

Devamını Oku