“Kuraklığa dayanıklı çalı türleri var. Ama dikemeyiz, dibinde fuhuş, gasp olur.”
Bunu söyleyen kim?
İstanbul Park ve Bahçeler Müdürü...
Gördüğünüz gibi dünya barışına hizmet ediyor! Bir çalı fidanına bakınca kimin aklına fuhuş gelir ki?
Yani düşünsenize, mesela Tabu oyunuyorsunuz. Sana “Çalı” kelimesi çıktı.
Başlıyorsun fuhuş hareketleri yapmaya... (‘Fuhuş hareketi ne?’ demeyin.)
Ya da tam tersi, “Fuhuş” çıktı, çalı anlatıyorsun.
Arkadaşlıktan reddedilirsin be...
Daha da kötüsü; kullanmayacağın kelimeler arasında ‘çalı’ da var mesela...
Ama biz ne yapıyorsak halkımızın iyiliği için yapıyoruz, değil mi?
Ayrıca fuhşu önlemek de Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün sorumluluğundadır!
Hadi yarın öbür gün o çalıların altında fuhuş, gasp yapan birileri yakalandı diyelim, ne olacak? Sormayacaklar mı, “Kardeşim sen bu çalıları nasıl dikersin?” diye. “Hiç mi düşünmedin? Hiç mi aklına gelmedi? Hiç mi vicdanın sızlamadı bunları dikerken?” diye...
Sorarlar adama. Burada sormasalar, öbür dünyada sorarlar.
Haklı. Dünyanın neresinde öyle çalılar var? Hı?
Ne-re-de?
Maki olsun her yer!
Kesin çalıları neyin!
Sıkıysa çimlerde yapsınlar da görelim.
Kardeşim, gizli saklı bir şey kalmasın! Herkesin ne yaptığı bi-lin-sin, gö-rün-sün!
Kim ne yapıyor bi-le-lim!
Yok öyle!
PATLICAN VE HIYAR KONSEPTİ!
Müdürümüz diyor ki, “Bu yüzden çiçek, çim ve ağaç konseptini benimsedik.”
Yani bizce de... Bu çalı konsepti nedir yani? Olmasın. Hatta dünyadan bu konsepti kaldıralım. Yani hatta gidip Dünya Çevre Konferansı’nda falan bu konsepti gündeme getirmekte yarar var.
Diyelim ki: “Arkadaşlar, ey dünyalılar. Çalı konseptini kaldıralım, çiçek konseptini benimseyelim.”
Onlar akıl edememişlerdir bunu.
İngilizler Hyde Park’ta, Amerikalılar Central Park’da, Fransızlar Boulogne’da falan...
Düşünemişlerdir.
Müdürümüz ayrıca iyi niyetli. Diyor ki “Çimler kurursa tekrar yeşillendirme maliyeti yüksek, ancak tabii ki zor durumda kalınırsa öncelik insandır.”
Yani, yeter ki, üç beş kişi fuhuş yapmasın! Polis de onları toplamasın.
Çalı olmaazzz. Gelmeyin üstüme!
Ol-maz! Attırmayın tepemi.
Yalçın Küçük’ün dediği gibi:
“Biz burda beş taş oy-na-mı-yo-ruz!”
Ya da Cemal Süreya’nın şiirindeki gibi:
“Onlar için Minibüs Şarkısı”ndaki:
“Padişahtırlar ferman çıkarmışlardır: hareme patlıcan ve hıyar ancak kıyılarak sokulabilir” diyordu ya...
Çalı görünce aklına fuhuş gelenlerin manava da gitmemeleri lazım.
Patlıcan ve hıyar konsepti!
Onları da kaldıralım.
Manav falan olmasın kardeşim!
Dikemeyiz! Çalının dibinde fuhuş yaparlar
Haberin Devamı

