Mutlu evlilik için son formül

6 Ekim 2008

Son formül derken?Yani bu çözdü çözdü, çözemedi geçmiş olsun gibi mi?Yoksa ‘En son çıkan formül’ anlamında mı?Ne fark eder ki?Bir araştırma şirketi, 4 bin mutlu çift üzerinde yaptığı inceleme sonunda ortaya bir formül çıkarmış.Da...Ben şeyi merak ettim 4 bin evli ve mutlu çifti nasıl bulmuşlar?Araştırma şirketinin asıl başarısı burada...Herhalde yıllar sürmüştür.Hatta o zamanlar mutlu olanlar, araştırma bittiğinde artık evliliğin bunalım, aldatma, yakalanma ve boşanma/boşanmaya direnme evrelerinden birindedirler...Neyse biz yine de önyargılı olmayalım, şu formüle bir göz atalım...Dün okumuşsunuzdur ama yine de hatırlayalım...Sarılma: Günde 4 kezRomantik jestler: Ayda üç kezDışarıda akşam yemeği: Ayda iki kezRomantik yürüyüş: Ayda iki kezRomantik hediye: Ayda iki kezEvde romantik akşam yemeği: Ayda üç kezYatakta kahvaltı: Ayda bir kezÖzel sırların paylaşımı: Ayda altı kezBara gitmek: Ayda bir kezRahat bir akşam geçirmek: Ayda yedi kezEvi birlikte temizlemek: Ayda üç kezAyrı uyumak: Ayda bir kezSinema ya da tiyatro: Ayda bir kezTatil: Yılda iki kez Bu reçeteyi buzdolabına tutturursunuz artık, bir magnetin altına...Ayva magneti!Heh heh hee...Yakışır!Liste biraz uzun ama...Hiç uğraşmayın ben sizin yerinize hesapladım.Ayda 21 aksiyon var. Yazıyla tam YİRMİ BİR ...Bunun içinde romantik jestler ve günde 4 kez sarılmaca da yok üstelik.Ha, bir de o sırları anlatmaca...Ayda altı kez hem de...Bu tempo içinde insanda sır mı kalır?Sır yapacak ne zamanın ne de fırsatın var yahu?Olsa olsa şöyle bir sırrın olabilir:.“Biliyor musun hayatım, o sabah sarılmaları var ya, işte onlardan iğreniyorum!” “Madem açtın konuyu ben de söyleyeyim o zaman. Hani geçen akşam romantik jest diye şeyine kurdele taktın ya, o günden beri seksten soğudum” “E, ama 6 aydır şu reçeteyi uyguluyoruz. Ayda üç kereden 18 jest eder. Ben de bu kadar yaratıcılık olsa, Harry Potter’ı ben yazmış olurdum. Ve şimdi dolar milyarderi olmuştum. Hatta şu anda sen de o kurdeleyi dişlerinle açıyor olurdun. Sen mi? Ne sen’i? En iyi ihtimalle sen ve diğerleri...” Ben size bir şey söyleyeyim mi?Ki buna itiraz eden çıkmayacaktır bu formül var ya, yordu beni...Mutsuz oldum.Şimdi bir çoğunuzun ne dediğini duyar gibiyim.“Yahu bunları yapacaksak niye evlenelim ki?” “Bunları yapacak para mı var?” “Ben reçetedeki her maddeyi ayrı kişiye yapsam ayda 21 sevgilim olurdu.” E, haksız da değilsiniz...Bütün bunlar evliliğin doğasına aykırı bir kere...Çünkü neden? Evlilik tembel işidir de ondan.Hatta evlilik tembellik içindir.“Gel evlenelim ve ben sana artık yalakalık yapmak zorunda kalmayayım” demektir.Bu mealde daha birçok şey demektir.Yahu evliliği, evlilik gibi görsek diyorum.Sevgililere özenmesek!Özenmeseniz...Siz de, kendi elinizdekilerin tadını çıkarmaya çalışsanız. Onun da kendine göre güzellikleri var.Vardır yani..

Devamını Oku

Bazen...

6 Ekim 2008

Bazen elin gitmiyor o harflere... Gidemiyor... Aşk yazayım, meşk yazayım diyorsun.Hem de inadına...Ölümün, öldürenlerin inadına...Hani yenilmemek için...Kafayı dik tutmak adına...*** Bazen dilin varmıyor...Bir fıkra anlatmaya...Fıkra neymiş, bazen...Gelecekten konuşmaya utanıyorsun,Yaşıyor olmaktan...***Bazen için daralıyor...Neşeli bir şarkı dinleyemiyorsun o gün.Hatta ne yapsan neşelenemiyorsun.Aslına bakarsan neşelenmeyi istemiyorsun...***Bazen için sızlıyor...Birinin yanında sanıyorsun kendini...Oğluna, babasına, kardeşine, kocasına, aşkına ağlayan birinin yanında.Ona ne diyeceğini bilmiyorsun.Bakıyorsun öyle...Ben de çok üzgünüm diyor bakışların...Ben de.Diyor da...*** Bazen aklın almıyor. “Neden?” diye soruyorsun.Önce kendine, sonra onlara.Onlara..Hem de ölümün ve bütün ölenlerin hıncıyla...İlle de ölmeleri mi gerekiyordu?*** İşte o zaman, yaşam-ölüm serüveni başlıyor içinde...Bir tarafın ölüyor, bir tarafın yaşıyor.Hatta ikisi savaşıyor.Bir an geliyor, hayata tutunuyorsun.Her zamankinden fazla...İnatlaşıyorsun.İki dakika sonraysa kopuyorsun.Yeniliyorsun.Her zamankinden daha umutsuzca...Bazen de ikisini aynı anda hissediyorsun.***Tam o sırada galiba:Bir anda uzlaşıyorsun.Veya barışıyorsun.Ne dersen de...Çaren yok çünkü, yaşıyorsun.***İşte o zaman da...Biraz ölüme. Biraz hayata.Hani dedim ya. Biraz da inadına:İçiyorsun,Gülüyorsun,Seviyorsun,Sövüyorsun,Hem de bütün ölenlerin hatırına...

Devamını Oku

Sıradışı bir alışveriş! Ne olabilir ki?

2 Ekim 2008

NN’apalım... Biz de böyle bayram günü, bir yere de gidemedik, fantezi mantezi uğraşıyoruz işte!Siz nassınız İnşallah?Aman iyi iyi...Siz oturun öyle miskin miskin, elinizde gazete falan, ben de size birkaç ünlünün fantezisini daha anlatayım... (Belki canlanırsınız.)* Nikki Sanderson, eski sevgilisi Jamie Meakin ile yaşadığı çok özel bir anısını anlatmış. Sevgilisiyle gittikleri bir otel odasında beyaz bir elbise giyen Nikki, yatağın ve yerlerin güllerle kaplı olduğunu söylemiş. Bir kadeh şampanyadan sonrasını ise hatırlamıyormuş. E, zaten şampanyadan sonrası da adamın fantezisi olmuştur artık. Şimdi anlatıyordur, “Abi, önce gülleri dağıtacan etrafa, kız afallayacak, arkasından şampanyaya biraz uyarıcı sonra zabaga kadar...” diye... İyi olmuş bunun da hatırlamadığı... Kimbilir başına neler geldi...* Britney Spears, kontrolün her zaman kendisinde olduğunu söylemiş ve eklemiş: “Kontrolü erkeğe vermek her zaman bana çok zor geldi.” Ha, bu da kontrol manyağı... Kapı kollarını da temizliyordur o. Adamla sevişirken bir yandan da çarşafın buruşan taraflarını düzelte düzelte... “Kontrolü bana bırak aşkım, böyle dağınık dağınık olmuyor ama!” * Mariah Carey, ilişkilerinde en çok telefonda konuşmayı sevdiğini söylüyormuş. Fıkradaki gibi... Hani kadına sormuşlar, “Sevişirken kocanla konuşur musun?” diye... O da, “Ararsa konuşurum tabii ki...” demiş ya. “Alo... Merhaba hayatım. Ben mi? N’apayım? Bugün bööle üzerimde bir yük var gibi... Yatıyorum. Sen n’apıyorsun?” * David Boreanaz Eski kız arkadaşı David hakkında şunları söylüyormuş: “Gerçekten çok eğlenceli bir erkek. Vücudumla öylesine oynuyor ki, en çok da ayaklarımla oynaması hoşuma gidiyor” Bu ne be? Ayaklarıyla oynamak falan. Tomi Tomi Tomi, hooop Tomi diye... İnsanı seksten soğutur bunlar. Tomi miydi o?Hazır bulmuşken sırtını da kaşıtsaydın adama... Hani bir yer vardır, bulunamaz bir türlü: “Aşağı aşağı... Çok gittin, biraz aşağıya... Sol, sol milim sağ yap şimdi amaannn bulamadın...” * Gari Halliwell bir seferinde kaldığı bir otel güvenlikçisine sıra dışı bir alışveriş yaptırdığını söylemiş.Hadi bakalım... Nasıl bir alışveriş bu? Ne aldırdı acaba?Çalıştırın kafanızı... Ne buldunuz?Bahse girerim yüzde 90’ınızın aklına ’zenci hayat kadını’geldi. Hepinizden utanıyorum! Bunun nesi sıra dışı?Sıkı bir “sıradışı alışveriş” bulanı, “yılın en fantesizt erkeği/kadını” ilan edeceğim.* Sophie Anderton, mutluluğu yakalayabilmek için yoga yaptığını açıklamış. Vücut hareketlerine esneklik katmak için Yoga’nın kendisine çok iyi geldiğini söylüyormuş.Sana iyi geliyor da, adama nasıl geliyor acaba? Gördünüz...Ünlülerin yatak odalarında öyle ahım şahım fanteziler yaşanmıyor... Diyorum ya,Biz ünlü olacaz ki...

Devamını Oku

Seks sırları...

1 Ekim 2008

Bunun üzerine yani seks üzerine yazılmayan, söylenmeyen, bilinmeyen bir şey kalmış gibi...Var mı?Kaçırdığımız bir pozisyon falan?Veya şimdiye kadar hiç duymadığımız bir his!!!Herhangi bir durum?Hayır, bilelim de!!!Hâlâ “sır” diyor...Ne sırrı?Neyin sırrı?Bu sefer de ünlülerin seks sırlarını açıklamışlar.Sahi onlarınki farklı mıdır? Sırları yani... Yoksa başka neleri farklı olacak ki? Yok artık!Ünlü diye...Kanatları olacak hali yok ya!Varmış mesela!!Hatta bu yüzden ünlü oluyorlarmış!!! (Tamam, uzatmayacağım.) Hayır mutlaka bir farklılık vardır tabii de, o da nedir? Onlar en azından düşündüklerini gerçekleştirme imkânına bizden daha fazla sahiptir, o kadar...Bakalım ne kadar?* Halle Berry, yaşadığı ilişkilerinde sesini kaydetmeyi çok sevdiğini anlatıyormuş.Koskoca Halle Berry olmuşsun sırrına bak. Utanır be insan bunu söylemeye... Ben Halle olacam ki! Ha, çıkardığı ses ya da kayıt aleti farklıysa, o başka! Ne sesi çıkarıyor ki? * Beyonce eşi Jay-Z ile yaşadıkları hakkında “Biz eşim Jay-Z ile çok seksi siyah bir elbise gibi oluyoruz. Ancak her kadın başka başkadır. Her kadının ayrı ayrı sırları vardır” demiş. Ben bu sözlerden, “Jay-Z ile siyah elbiseleri giyeriz, sonra bir sürü başka kadın da gelir...” Ya da “Biz Jay-Z ile yatarken başka başka siyah elbiseli kadınlar...” Ne?Herhalde “ruh elbisesi” muhabbeti yapılmıyor değil mi?Tuhaf olan ben değilim yani...* Dita Von Teese, ilişki yaşadığı Marilyn Manson’ın en çok çorap ve kemerlerinden şikâyetçi. Doğru çorap ve kemeri tercih etse her şey daha yolunda gidecek diyormuş. Kadın siyah şoset çorap falan mı giyiyor acaba? Burnu açık terliğin içine hem de... Kibar adammış doğrusu. Ama şu kemer meselesi beni biraz zorladı. Doğru kemer derken? Herhalde renk uyumundan bahsetmiyor. Kemer, kemer, kemer...Hayır, klasik kırbaçlama falan değildir o. Umarım yani...Başka ne olabilir ki?* Eva Longoria Parker, basketbolcu eşi Tony Parker ile ilişkisinde en çok Fransızcayı kullandığını söylüyor. Bir Fransız olan eşi için Fransızca özel kelimeler öğrenen Eva, zaman zaman yeni öğrendiği kelimeleri eşinin kulağına fısıldıyormuş. Asıl fantezi, bilmediği dilden ve onun asla bilmemesi gereken şeyleri kulağına fısıldaması olurdu...Heh heh hee...Nasıl ama... Alın size sahibinden hiç kullanılmamış fantezi!* Kristen Dunst yaşadığı ilişkilerde genellikle yatak odasını tercih etmediğini söylüyor. Yatak odası hariç aklınıza gelebilecek her yer onun için uygunmuş.Aman! Yakında yatak odasında yapan kalmayacak, orası fantezi yeri olacak. “Biliyor musun dün yatak odasında yaptııık!!” “Hadiii... Nasıldı?” gibi diyaloglar falan... Nedir yani bu? Zaten sanki o sırada odayı modayı gördüğün var!* Jack Nicholson hakkında ise Ursula Auburn açıklama yapmış. Nicholson’un yatakta küfür ettiğini söylemiş.Adam kovmuş, Ursula farkında değilmiş mesela... “...tir git kızım” diyor, Ursula tavan yapmış, “Söyle! Bir daha söyle!” Dedim ben size, bunların farkları yok diye...Kanat manat hikâye...Biz ünlü olacaz ki...Sır görsün bunlar...

Devamını Oku

İyi insan diye birşey var mı?

30 Eylül 2008

Ben de buna taktım.Herkes kendini iyi sanır ya...Mesela şöyle bir durum olur:Birinden hoşlanmışsın, işe bak ki o da seni beğenmiş.Hem de aynı anda!Bu da çok önemlidir ya! Aynı anda olacak! Biri önce, öteki sonra olsa olmaz sanki! Ben bu konuyu yazmış mıydım? Bir bakayım da, yazmadıysam şu “hem de aynı anda” meselesini biraz kurcalayalım...Neyse hoşlanmışsınız ama daha tanımıyorsunuz birbirinizi...Yemeğe çıkmışsınız, konuşuyorsunuz..Sen kendinden bahsediyorsun, “Ben çok göstermem ama aslında biraz fazla hassasım galiba” falan diye...Daha da kötüsü, mesela o senden bahsediyor aynı cümlelerle..“Sen göstermiyorsun ama aslında hassas bir insansın...” Ha sen söylemişsin, ha o söylemiş, fark etmez... O anda kendini gerçekten de hassas bir insan sanırsın.Havalara bile girersin.Hassas insan havalarına...Suratında masum bir ifade, hafif gülümseyerek, iyi bakarak falan... Boşluğa doğru.Sanki hassas insanlar boşluğa bakar da!Yaptığın bütün domuzlukları bir anda unutursun. Bütün o kalp kırmalarını, insanları azarlayışını, yaptığın dedikoduları, annene avaz avaz bağırmalarını vs...Sanki hiiç yapmadın.Onları yapan sen değildin çünkü!Hassasmış!Neyin hassas be senin?Ama laf ağızdan çıktı bir kere...“Sen hassasın” dendi ya, bu da iyi bir şey ya, öyle zannedersin kendini...Ve hatta belki bir süre hassas bile olursun.Bir süre!!! Fazla değil.Ya da sadece onun yanında...Hani biri senin için “Aa... O çok iyi biri” dediğinde de aynısı olur artık onun yanında kötü olamazsın...Mecburen kibar falan davranırsın..İşte öyle bir şey...Şimdi...Bunlardan da kötü bir durum daha vardır hayatta...Yine çıkmışsınız yemeğe... Adamla ya da kadınla...Sana anlamlı anlamlı bakarak...“Ben seni tanıyorum zaten” der.Yani “Kendini anlatmana gerek bile yok, ben insan sarrafıyım ya, bir bakışta bu insan iyi mi kötü mü anlarım, sen de iyisin ve ben bu yüzden seninleyim” demektir bu.İşte burada da aynı yüz ifadesi yerleşiverir suratına...O, boşluğa doğru baktığın salak ifade var ya, o..Hani kendini iyi sandığın...Hatta eve gelir gelmez arkadaşını arayıp bir de ona anlatırsın, biraz kendini övmek biraz da övüldüğünü göstermek için...Arkadaşın arkadaşsa, aranızda şöyle bir konuşma geçer:“Bana Seni zaten tanıyorum bendediiii...” “Nasıl yani?” “Yani iyi manada...” “Ha, karıştırdığın haltları bilmiyor yani? Hani çatır çatır...” “Sus be!” İşte o anda birden aslında iyi olmadığın aklına gelir. Pis pis gülmeye başlarsın...“İyi be! Ne var?” “Daha ne olacak? Hatırlatayım istersen tek tek...” “Ne var? Sonuçta iyi bir insan değil miyim?” “İyi insan mı?” Çok eskidendi o, çoook eskiden.Hani herkes arkadaşHani oyunlar sürerkenKimse bize ihanet etmemişBiz kimseyi aldatmamışkenHani biz kimseye küsmemişHani hiç kimse ölmemişkenEskidendi, çok eskiden

Devamını Oku

İyi insanlar da aldatır(mış)

28 Eylül 2008

İyi derken? Ne yani? İlle de katiller, hırsızlar mı aldatacaktı...Veya aldatanlarda böyle bir potansiyel de var mıdır?“Aldatan her şeyi yapar” gibisinden...Cinayeti falan bilemem de...Yalandolan, iz bırakmama bakımından hırsızlık ve yolsuzluklara daha yatkın olabilirler!!!Şimdi, Amerikalı ünlü evlilik terapisti Mira Kirshenbaum “When Good People Have Affairs” diye bir kitap yazmış.Artık nasıl çevirirseniz..İster, “İyi İnsanlar Aldattığında...” diye ister “İyi İnsanlar da Aldatır” diye...Hangisi işinize geliyorsa...Herkes onu okuyormuş bu aralar.Google’da tam 8 bin 810 sonuç çıkmasa inanmayacaktım.İnsanların kitabı okumalarındaki en önemli neden de ne biliyor musunuz?Mira Hanım iyi insanların kaçamak yapmaları için 17 neden bulmuş. (Yani kötüler zaten aldatır da!!!)Veya bu 17 nedenden dolayı insanlar eşlerini aldatır diyor.Yine hangisi işinize gelirse...Biraz aklıyor yani...Ama bana sorarsanız, bu 17 nedenin 17’sine de itirazım var. Niye mi?Onu yazının sonunda yazacağım...Önce şu nedenlere bir bakın...1 Kişilik patlamasıUzun zaman kendinizi ifade edememiş olmanızdan. 2 KazaraHiç niyetiniz yoktu... Ama yanlış zamanda yanlış yerdeydiniz...3 Seksüel panikSeksüel gücünüzün bittiğini hissedip paniğe kapılabilirsiniz. Ve hâlâ gücünüzün yerinde olduğunu ispat etmek istersiniz. 4 Şu ilişkiyi bir öldüreyim (Bakalım geri gelecek mi?)Fikir şu: bir aldatma bu ilişkiyi öldürür mü yoksa daha da kuvvetlendirir mi? Kendisini deniyor. 5 Evlilik SendromuEvliliğiniz monotonlaşmıştır veya bir sürü problemleriniz vardır...6 Alışveriş bitimiSiz hayatta başka yerlere gitmiş, kendinizi geliştirmişsinizdir eşiniz arkada kalmıştır...7 Evliliğinizi hareketlendirmek içinUfak bir kaçamağın sizin veya eşinizin tutkusunu artıracağını düşünürsünüz.8 Kendinizi ödüllendirmek içinÇok çalışıyorsunuz, çok yoruluyorsunuz ve bir kaçamak, kendinize verebileceğiniz en iyi hediye. Bunu hak ettiniz...9 BahaneEvlilikten sıkıldınız ama boşanmaktan da korkuyorsunuz. Bir ilişkinin bunları sonlandıracağını umuyorsunuz. Ya eşiniz sizi yakalar ya da sevgiliniz sizi boşanmaya zorlar.10 Sırf meraktanBakalım başka birinin varlığı evliliğinizi nasıl etkileyecek? Gerek var mı? 11 Rahatlamak içinHayatınızda her şey öyle yorucu, zor ve karışıktır ki, romantik bir ilişki bütün bunları unutturabilir.12 Takdir edilmek içinBir tür yardıma ihtiyacınız vardır. Belki takdir edilmek istiyorsunuzdur...13 Hâlâ var mıyım?Yıllar geçiyor, evliliğiniz gayet normal ama siz hâlâ birini etkileyip etkileyemeyeceğinizi merak ediyorsunuz. Daha doğrusu başkasını etkilemek istiyorsunuz. Başka birileri size âşık olsun istiyorsunuz... 14 Deneyim azlığındanEvlenmeden önce çok ilişkiniz olmadı ve şimdi neler kaçırdığınızı düşünüyorsunuz...15 İntikam içinEşinize kızdınız veya sizi çok kırdı, ondan intikam almak için. Bunu duymadığı sürece tabii...16 Orta yaş kriziAzdır çünkü gerçek ortayaş krizi de azdır. Herkes kaçamakları buna bağlar ama asıl nedeni “Evlilik sendromu” veya “Takdir edilmek için” maddeleridir.17 Beklenmeyen ihtiyaçlarEşinizin karşılamadığı bir ihtiyacınız vardır. Dıd dır dır...Dedim ya, itirazım var diye...İtirazım neye biliyor musunuz?“Aslında iyi insan diye bir şey yoktur.”

Devamını Oku

Seksist erkekler

25 Eylül 2008

Konumuzun seksle alakası olmadığını anladınız herhalde değil mi? Evet, içinde hem seks hem de erkek kelimeleri geçiyor olabilir ama bazen bu ikisi bir araya geldiğinde, ortaya böyle bir eylem çıkmayabiliyor.Tıpkı şimdi olduğu gibi...Uzatmadan konuya gireyim:Seksist erkekler daha fazla kazanıyormuş. Olayımız bu.Önce merak bilmeyenler için, “Nedir lan bu seksist erkek?” diye soranlara...Veya:“Lan oğlum, seks yapanlar mı daha çok kazanıyormuş, mıçtık!” diyenlere.veyahut:“Maaşını söyle, sana haftada kaç kere yaptığını söyleyeyim” geyikçilerine ve onlara...“Haftada derken?” diye cevap verenlere.“Kazanırsan, para olunca tabii seks de yaparsın” diyen materyalistlere!“Ne adamlar var abi! Böyle olacan, hem kazanacan hem seks yapacan, hayat bu” diye hayıflananlara bir daha söylüyorum:Hiç alakası yok. Konumuzun seksle ilgisi yok!Yok!Atın kafanızdan.Düşünmemeye çalışın.Meditasyon yapar gibi, aklınıza seks geldiğinde, zihninizden hemen başka kelimelere konsantre olmaya çalışın.Ne bileyim,“Para” deyin, “iş” deyin, “borç” deyin, “eş” deyin...Bir şey deyin işte!Yani iştahınızı kaçıracak bir şey olsun. Konu yine nerelere gitti... Tam seksist’i bilmeyenler için ne demek olduğunu açıklamaya çalışıyordum..Laf yine değişmeden söyleyeyim seksist, cinsiyetçi yani cinsiyet ayrımı yapan demek.“Ne yani biz de cinsiyet ayrımı yapıyoruz, yani her cinsle seks yapmayız, karşı cinsçiyiz” demeyin.Cahil cahil konuşmayın.Normal, günlük hayatta yani...Bu seksist erkekler karılarının çalışmasını istemiyor falan... Kadın-erkek eşitliğine inanmayan, “Kadının yeri evidir” gibi düşünceleri olan erkekler...Yani bir tartışmada, biri gelip sana “çok seksistsin” derse, fermuarına bakıp “nereden anladınız?” “Estağfurullah, beni seviyorsunuz da ondan böyle söylüyorsunuz” türünden zırvalamayın diye söylüyorum. Veya kadınsan, öyle her erkeğe, hem de ters ters bakarak, “Seksistsin sen!” deme diye...“Ana! Kadına bak, isterik midir, başına mı vurdu, nedir” yorumlarına maruz kalabilirsin.Şanslıysan, kibarına veya espritüeline rastlayabilirsin,O da dese dese, şunu der:“Evet, sen de mi seksistsin yoksa? Aaa... ist’lerimizi atalım, fazlalık yapıyor güselim.” Ne diyeceksin o zaman?Anlat artık, “Yok ben onu demek istememiştim” de, zart da zurt da...Bak konu yine değişti.Oysa neler yazacaktım, neler?Mesela, “Seksistler niye daha fazla kazansın ki? Belki fazla kazandıkları için karıları çalışmıyor” diyecektim...Veya:“Para kazanıyorlar da peki ya kaybettikleri??” diye soracaktım...Arkasından “Para her şey demek mi?” diye de soracaktım sonra ondan vazgeçtim...Bir de, merak edenler için “Sesksitler de seks yapar mı?”yı kurcalayacaktım...Yani eşleriyle...

Devamını Oku

Sanal erkek

24 Eylül 2008

Yok, bu sandığınız gibi bir şey değil.Öyle internet arkadaşlığından bahsetmeyeceğim...Orada yaşanan aşk-meşklerden de...Bu konu başka...Japonya’da genç kızlar arasında yeni bir moda başlamış: “Sanal erkek arkadaş.” Bir zamanlar da Tamogoçi mi neydi, bir bebek çıkarmışlardı hatırlarsanız. Onun gibi bir şey bu da...Bebek bakıcılğı yapmıyorsun da, flört ediyorsun.Bilgisayar ekranındaki çizgi film tarzı erkekleri kendilerine âşık etmeye çalışıyorsun.Olayı şöyle anlatıyorlar:“Sosyal ağ platformu” ile “flört simülasyonunu” birleştiren “internet tabanlı uygulamada genç kızlar...” Hoop, hop!Dur yahu...Ne deyiveriyon sen? Dizilerden kaptım bu şiveyi de... Ne var?Biz internet dilinde, “Ne diyon?” diye yazınca “Gidiyor Türkçemiz” falan diye kızıyorlar, dizilerde şiveli konuşunca çok güzel oluyor, sanat oluveriyo...Oluyo...Bu da internet şivesi!!!Hadi bakalım, var mı itirazı olan?Neyse biz konumuza dönelim.Ne diyordu bu?Flört simülasyonu, internet tabanlı ağ platformu falan...Ne len bu?Flört mü edecez, aksiyomatik matematiksel kuramlar mı çözecez?Ben olayı flört düzeyine indirip anlatayım.Şimdi bu sanal erkek arkadaş sitesinde kızlar, flört simülasyonundaki Ryuuji Ayakawa, Tsukasa Ayakawa, Shun Aiba, Kaoru Souma ismindeki 4 erkek karakterden biriyle aşk yaşamaya çalışıyor. Baştaki ikisi de akraba herhalde! Adamları birbirine düşürecekler. Bizde olsa, düşünsenize, bir kadın iki kardeşi birden...Bu işten ya cinayet ya da iyi bir dizi çıkar. Ama oyun farklı.Birbirinden yakışıklı ve farklı huylara sahip dört sanal erkekle internet ortamında konuşan Japon kızlar, eğer olumlu bir yanıt alırlarsa sanal ortamdan çıkıyorlarmış.Bu ne demek şimdi?Yani adamı kendine âşık edince oyun bitiyor...Görüyorsunuz değil mi? Sanal âlemde bile ilişkiyi uzatamıyorsun.Her şey iyi hoş da, benim aklım başka bir şey takıldı.Oyunda birbirinden yakışıklı ve farklı huyda 4 erkekle oynuyorsun ya...İyi tabii de...Bence başka bir versiyonunu yapmalılar...Mesela beğendiğin yani gerçek hayatta hoşlandığın bir adamı o simülasyon adama formatlayacaksın. Huyunu suyunu falan...Sonra onun üzerinde oynamaya başlayacaksın.Onu kendine âşık etmeye çalışacaksın.Hangi taktiğin tuttuysa, gerçek hayatta da onu uygulayacaksın.İyi fikir değil mi?Mesela, adamı formatladın değil mi?Değişik taktikler uygulayacaksın.Bir seferinde hemen ilk yemekten sonra yatacaksın. Bakalım ne yapıyor? Olaylar nasıl gelişiyor?Baktın adam aramıyor, oyunu yeniden başlatırsın. Bu sefer hemen vermezsin kalbini...İki üç ay bekletirsin.Bakalım ne oluyor?Ben söyleyeyim...Adam seni boş bırakmayıp üç kişiyi daha idare etmeye başlıyor...Kapat, kapat!Yeniden başlatalım...Bu sefer diğer kadınları görmezden gelelim, bakalım ne olacak?Nereye kadar idare edebilecek?Diğerinde de rest çekelim...Birinde vamp olalım, ötekinde cici kız, sonra ev kadını veya iş kadını...Bakalım hangisi tutacak?Oyna oynayabildiğin kadar...Ama unutma!Bu bir oyun.O-yun.Ne yaparsan yap, sonuç değişmiyor.İstediğin olunca...Ortamdan çıkıveriyon...

Devamını Oku