Herkes kendi şeyinden sorumludur

28 Ekim 2008

Orgazmından... Halle Berry, gerçek orgazmın sırlarını açıklamış.Sanki gerçek olmayanı varmış gibi...Yani var da, taklit olanlar, onun sırrını verecek halleri yok herhalde...Hoş, onu da yaparlar yakında:“Orgazm taklidi yapmanın 5 kısa yolu...” “Gerçeğinden ayıramayacağınız taklitler...” “Taklit yaparken dikkat etmeniz gereken 8 nokta...” “Orgazm taklidi yapmanın sırları.” Vee...“Yeryüzünün en iyi orgazm taklidi yapan kadını” anketleri...Öyle de satarlar ki bunu, gerçeğini bırakıp taklidini yapmaya başlarsın. Nedir yani? Ha bire orgazm orgazm, nereye kadar? Dur biraz da taklit yapayım daha eğlenceli görünüyor haline gelebiliriz...Biz yine de şimdilik gerçeğinin peşinden koşalım.Şimdi ben bu noktaya nereden geldim, önce onu anlatayım.Okuduğum bir haberden...Haber de şu: “Yeryüzündeki yaşayan en seksi kadın seçilen Halle Berry, çok mutlu olan cinsel hayatının sırlarını açıkladı.” Ben de bu laflara hastayım. Yeryüzündeki en bilmem ne...Sanki gökyüzünde kadın yaşıyormuş gibi...Gelmiş geçmiş demeye dili varmıyor çünkü... Yoksa adamın önüne atarlar bir Marilyn Monroe’nun o çırılçıplak yan yattığı fotoğrafını, bir Brigitte Bardot pozunu... Halle Berry yanlarında çalı çırpısı kalır...Yani o da iyi de...Aman neyse...Şimdi çok mutlu olan cinsel hayatının sırlarını açıklamış ya, bakın neler demiş:“Bir söz vardır bilirsiniz, kadınlar kendi orgazmdan sorumludur diye, buna kesinlikle katılıyorum.” Ne?Öyle bir söz mü varmış?Biz bilmiyoz da!Bizimkinden devlet sorumlu. Kriz var ya, belli bir orgazma kadar devlet güvencesi altında!!!Laf!Kiminkinden sorumlu olacan, iş arkadaşınınkinden mi?Sabah işe geldin, sorumlusun ya,- Günaydın Esracıım, nasıl akşam orgazm oldun mu?- Ya, olamadım ama lütfen alınma. Senin bir suçun yok inan.- Ama olmuyor böyle Sema! Hayır, sonunda ben de gelmek zorunda kalacağım!!!- Sumruuu... Sen n’aaptın?Herkes kendi orgazmından sorumluymuş!!Bir de, “bilirsiniz” diyor... O kadar bilinen bir söz yani...Nereden bilecez?Kim demiş bunu?Çin atasözü falan mı ki? Yok yok Japon’dur bu.İngilizcesi ne acaba? Üşenmeyeceğim, bakacağım. Hıh buldum:“A woman being responsible for her own orgasms.” Bunu diyene kadar insanın orgazmı kaçar yahu... Aklından bile geçirsen konsantren dağılır...Düşünsene tam o sırada aklına bu söz geliyor, bırak İngilizcesini, Türçesi geliyor...(Ki, şimdi bunu okudun ya, neydi diye aklına takılır artık ‘being woman...’ yok yok, woman’ın başta olması gerekiyor, ‘woman has responsible’ yok bee, arada being vardı diye sen düşünürken adam o sırada kendi sorumluluklarına devam eder. Ama takıldın ya bir kere, orgasm sondaydı, a woman responsible her... Past tense miydi?)A aa adamın sorumluluğu bitmiş.İşte o zaman hatırlarsın:“Her kadın kendi orgazmından sorumludur.” Hemen harekete geçersin:“Dur bakiim, çekil kenara sen bi! Hıh! Tamaaam...” Hayır herkes kendi sorumluluğunu bilsin kardeşim. Ne sırmış ama...Yok canım:Hıh şuraya yazıyorum, bu sır bizde tutmaz.Var mı tutar diyen?

Devamını Oku

Tasarruf tedbirleri...

27 Ekim 2008

Herkesin tasarrufu kendine göre tabii... Pazar günü, bizim ‘Hafta Sonu’ ilavesinde “Sosyete krize karşı tedbirli” diye bir haber okudum. Haberin başlığından da anlaşılacağı gibi sosyeteye tasarruf tedbirlerini sormuşlar...Yüzde 90’ı elektrik, su ve telefon masraflarını kıstıklarını söylüyor.Kim bilir ne kadar geliyorsa? Fatura yani...Biz aynı yerlerden kıssak, toplamda 50 YTL falan tutar herhalde... E o da tasarrufa değmez. Bol bol yıkanalım bari, rahatlarız!!Zaten öyle yapıyormuşuz, anlatacağım birazdan...Temizliğe sardırdık anlamında söylemediğimi anladınız herhalde!!!Dedim ya herkesin tasarrufu kendine göre diye...Mesela:Geçenlerde bir kanalda şöyle bir program izledim...Standart bir Amerikan ailesine tasarruf tedbirleri uygulatıyorlar. Kapitalizm öldü diyenlere: Alın, krizden bile böyle program çıkaran kapitalizm mi öldü?Ben bile seyrettikten sonra...Program şu:İnterneti kesiyorlar, fast food yasak bir de odalarından çıkarken lambalarını söndürmeye başlıyorlar.O kadar.Sadece bu üç kesinti.Yani neredeyse bizim normal yaşantımız...Var yaa...Aile birbirine giriyor. Hepsinin sinirleri tepesinde, birbirlerine dalacak yer arıyorlar. Gırtlak gırtlağa girmelerine ramak kalıyor...Bizde de dizileri kısacaklarmış ya, yapmasınlar. Söyleyeyim o aileden beter oluruz.Hadi o program...Peki bu sefer de gerçek hayattan bir örnek vereyim size...Yine Amerika’dan...Bir Türk tanıdığımızın ev arkadaşı, tek mal varlığı olan arabasını satıp onun parasını da Kanada’da bir bankaya yatırıyor.Niye?“Kriz var. Devlet arabama, parama el koyarsa” diye... 10 bin dolar mıdır nedir, sen git Kanada’lara falan... Kesin bizimki doldurmuştur onu:“Oğlum, ben krizleri iyi bilirim, böyle durumlarda her an her şeyine el koyabilir devlet” diye...Sanki çok el koydular...Olsun, severiz ya böyle doldurmaları...İyi yine, “Arabanın parasını salondaki saksının içine göm” falan demedi... Ama biz...Bize kriz mriz koyar mı?Aşılıyız, aşılı...Bırakın kavgayı, neler oluyor, neler...Neler oluyor?Söyleyeyim...Bizde de iç çamaşırı satışlarında önemli bir artış başlamış...Evet.Ama fantastik olanlarında...Dantelli mantellilerinde...Onların da, pahalıları değil daha vasat fiyatlılarında...Şimdi bu ne demek oluyor?Bir sürü şey demek oluyor. “Zenginler sevişmiyor mu?” “Herkes bir sevgili buldu, sen ne yapıyorsun?” “Krizden hiç mi etkilenmedin?” “Yoksa hava mı atıyorsun?” “Sana yemek yapayımcıların günahı yok, suç krizin mi?” “Orta halli kadınlar daha mı seksi?”

Devamını Oku

Atın intikamı

26 Ekim 2008

Eğlenceli aslında...Düşünsene, evlerde şöyle diyaloglar yaşanacak:- Nusret, bugün yemek memek yok. Ne halin varsa gör!- Ne diyon Hayriye?- O duyduğunu diyom Nusret!- Bana bak! Kaşınıyon sen yine...- Hee... Kaşınıyom n’olmuş? “Tııssss...” Tabii en fazla üniversite mezunu kadınların dayak yediğini anımsayacak olursak diyaloğu biraz değiştirebiliriz:- Bu saate kadar iş yerinde miydin yani?- Yok, bar bar dolaştık. Söyledim ya geç geleceğim, mesai var diye...- Ne mesaisiyse bu, anlamadık! O gıcık herif de oraydı değil mi?- Üff... Sana ne Hakan?- Beni delirtme be kadın!!!- Delirirsen n’olacak? “Tııssss...” Anladınız herhalde...Fethullah Hoca’nın önerisinden yola çıktık. Hani dayak yiyen kadınlara, “karate öğrenin, size vurana siz de vurun” demiş ya, oradan...Bu kesimin “o bir adım atıyorsa sen iki adım at” türünden yaklaşımlarına alışık olduğumuzdan şaşırdık yani...Biraz değişmiş!“Sana bir vurana sen iki vur.” Oldu.Vuralım... Vuralım da...Her şeyi kuralıyla yapmamız lazım. Kadınlar böyledir biliyorsunuz...Ben araştırmacı gazeteci olarak sizin için araştırdım: “Bu spora yeni başlayan kişiler bir aylık süreçten sonra ’karateka’yemini eder. Bu yemine göre bir sporcu birini dövmeden önce 3 kez uyarmak zorundadır. Aksi halde karateden çıkartılır.” Anlaşıldı mı? İyi de, üçüncüye kadar adam bizden önce davranırsa...Artık başımızın üzerinde ekmek kırarız...Ekmek yoksa pasta!O da olmadı bisküvi falan. Artık evine göre... Krikkrak da olur.Yani olaylar şöyle gelişecek:- Tahsin, bak seni uyarıyorum!- Gerek yok hayatım! Ben zaten hazırım!- Tahsin, bu iki oluyor...- E, sen de bana dayılanıp duruyorsun. Gücün bana yetiyor. Sıkıyorsa patronuna saysana “Mithat Bey bakın bu ikiiii...” diye.- Tahsiiin!!!- Tamam tamam, Git nereyle gideceksen...Ya da yatakta mesela...Canın çıkmış çalışmaktan, eve gelmişsin yemek, çocuklar, ortalık falan, kendini yatağa zor atmışsın. Adam sırnaşıyor:- Aşkım bir şey mi demek istiyorsun sen?- Burada da mı? Yeter yahu bıktım şu saymalarından senin!Gidip başkalarıyla mı yapayım yani? - Tahsin, kalkamayacağım, içeriden bir ekmek getirsene...Ertesi gün:- Aşkım bir şey mi söylemek istiyorsun sen?- Yooo... Pardon, yanlışlıkla elim değmiş...Heh heh hee...İyiymiş bu iş!!!Bundan böyle kadınların mutfak önlüklerinin kuşakları da siyah falan olur herhalde...Veya sabahlığınki...Çağrışım yaptırması bakımından...Hani, dalgınlığına gelip bir yanlış yapmasın diye...Böyle böyle alışırlar hem!Bir süre sonra kendiliklerinden, “Hayatııım... Ellerine sağlık, ne güzel yemek yapmışsın. Bugün de çok güzelsin” falan demeye...Şimdi gelelim yazının başlığına...Neden, “Atın intikamı” ?Neden sanat? (Vardır ya öyle sorular...)Şimdi karate deyince Fethullah Hoca’dan önce akla kim geliyordu?Bruce Lee...Ve dolayısıyla intikam...E, kadınlarınki de bir nevi intikam olacağına göre...Eski ama klasik bir fıkra vardır ya o aklıma geldi, niyeyse?Hani adam çok zor durumdaymış da, mecburen “ata tecavüz eden adam” rolünü kabul etmiş. Bir hafta sonra filmciler yeni bir teklifle gelmişler. Adam filmin adını sormuş, onlar da söylemişler: “Atın intikamı.” Ne alakası mı var?Ne bileyim?

Devamını Oku

Cenazen neşeli olsun bari...

23 Ekim 2008

Devam ediyoruz...İstatistiklere...Bakın, bir kere daha söylüyorum bunların hiçbiri benim fikrim değil, bilim adamlarının yaptığı araştırmalar sonucu ortaya çıkan bulgular...Ben sadece naçizane yorumlarımı ekliyorum, o kadar...* “Kadınların yüzde 30’u dolunay zamanında seks yaparken daha aktif oluyor.” Ayda 1 gün... Yakaladınız, yakaladınız, (o gün dizisi yoksa tabii...) yoksa çay demlersiniz... İyi de, kalan yüzde 70’e ne oluyor acaba? Dolunay zamanı dahi aktif olmuyor!!! * “Sperm 10 santimetre mesafedeki dölleyeceği yumurtaya 2.5 saniyede ulaşıyor.” O halde şöyle bir hesap yapabilir miyiz? Aynı oranda artırarak bir erkek 10 metrekare içinde beğendiği bir kadına 25 saniyede yazmaya başlar... Ya da bir erkek 10 metre mesafedeki yazılacağı kadına 25saniyede 25 yalan-dolan atar... * “Erkeklerin dörtte üçü cinsel birleşmeden 2 dakika sonra orgazm oluyor.” Dörtte üçü!!! Vay be! Bu kadarını ben bile tahmin edemezdim. Ama onlar başka ülkedeki adamlardır. Bizimkiler o dörtte biri oluşturuyordur. Öyle değil mi? 1 dakika sonra orgazm olanları yani!!! * “Hadım erkekler, cinsel yaşamı sınırsızca yaşayanlara kıyasla 13 yıl daha fazla yaşıyor.” Hadi yırttınız hepiniz çok yaşayacaksınız... Tabii buna yaşamak denirse!!! Evet tamam, hadım değilsiniz biliyoruz da, sınırsızca da yaşamıyorsunuz yani... Tabii imkân verilse yaşayacaksınız da! Ayrıca sizin “sınırsızca”nızı da biliyoruz, merak etmeyin...* “Kadınların yüzde 12’sinin sperme karşı alerjisi bulunuyor.” Kalanların büyük çoğunluğunun da erkeklerin tümüne alerjisi var zaten. Üstelik antihistaminiği de yok. * “Amerikan Koku ve Tad Alma Derneği’ne göre kadınlar en çok kabak, muz kabuğu ve salatalık kokusunda baştan çıkıyor.” Hadi len! Derneğe bak! Bütün koku alma sorunlarını çözdü de, şimdi buna mı el attı yani? Daha sinüzite çare bulamadılar... Ayrıca gül koklattınız da kustuk mu? İyi o zaman, çiçek yerine kabak yollasınlar bakalım ne olacak? Ya da kabak ve salatalık potpurisi muz kabuğuyla sarılmış!!! Bir deneyin bakalım...* “Seks daha fazla sakal çıkmasına yol açıyor.” Ha şimdi anlaşıldı “kirli sakal” halleriii... Yani o kaddarrr ki, sürekli sakalım çıkıyor ben n’apiyim havalarında... * “Her yıl 250-1000 kişi (kadın-erkek) mastürbasyon yaparken ölüyor.” Heh heh hee...Güzel ölüm diye buna denir herhalde...Hani sorarlar ya “Nasıl ölmek istersin?” diye... Sanki “Acı çeke çeke...” diyen çıkarmış gibi...“Böyle” diyeceksin...En azından cenazen de neşeli olur.Heh heh hee.....

Devamını Oku

Şeyin kemiği olsa...

22 Ekim 2008

Sonunda bu da oldu. Bana hep kızarsınız, “genelleme yapıyorsun” diye, alın size bilim adamlarının istatistiği... Seks istatistiği...Ama siz başkasınız değil mi?Öyle olsun da... Merak ediyorsanız “siz hariç” insanların genelde neler yaptığını, buyrun buradan yakın o zaman...l “Dünyada en az 200 milyon cinsel birleşme yaşanıyor.” Sen ne yapıyorsun? Gazete okuyorsun. İyi oku.“200 milyon kişi” ne yapıyormuş onu da okudun mu?İyi...Yani...Bu ne demek?Sen bu satırları okuduğun sırada el âlem ohooo-oo... demek...“Dünyada 200 milyon birleşme oluyor ve sen onların arasında değilsin”de demek...Hani sen yapmayınca başkaları da yapmıyormuş gibi geliyor ya, hiç öyle değilmiş işte!Ama dur!Hemen moralini bozma. Böyle bol keseden atıyorlar ama ortada açıklama getirilmesi gereken hususlar var. Mesela bu 200 milyonun içinde neler var bilmiyoruz... Yani başarılı olan var olmayan var.Hepsi de cinsel birleşmeden mi sayılıyor? Sayılıyorsa, burada bir haksızlık yok mu?Bir de bu sayı, kişi başına düşen sevişme sayısı mı? Yani günde 200 milyon kişi mi seks yapıyor, yoksa bu toplam birleşme sayısı mı?Bu önemli..Çünkü mesela kişi başınaysa, o zaman bir kişi günde iki kere yapıyorsa 200 milyon sayısı birden 100 milyona düşer.Üç kere yapıyorsa 67’ye, dört kere yapıyorsa 50 milyona düşer ki bu durumda moral bozmanın âlemi yok. Tabii aklıma başka sorular da geliyor...Erkenciler nasıl hesaplanıyor? Yarımdan mı sayılıyor? En azından teşebbüs etti diye... Taklitçiler anlaşılıyor mu? Anlaşılıyorsa onlar bu sayıdan düşülüyor mu?Ayrıca nasıl anlaşıldığını ne zaman açıklayacaklar?Ha, tabii bir de kendi kendine olanlar var... Onlara ne olacak? “O cinsel birleşme mi ki?” diye itiraz edenler olabilir.Niye olmasın? İnsanın kendisiyle bütünleşmesi, birleşmesi... Böyle ifade edince manalı oluyor değil mi? Şiir bile yazılır zorlarsan...Kendimi arıyordum yalnızlıklardaBaşkalarının kollarındaMeğer ne yakın, ne kadar kolaymışAynalarda... Zaten herkes kendine hayran...Neyse konumuza dönelim...Tabii bu arada sevişenleri tenzih ederim.Onlar da sayıldıklarının farkındalar mı bilmiyorum ama yerin kulağı var artık biliyorsunuz...Olmadı, bitince parmak kaldırıp bağırın, “200 milyon biiirrr!” Devam edelim...l “Her yıl 11 bin seks kazası oluyor.” Seks kazası dediği arabadayken kaza yapanlar değil biliyorsunuz...Sahi, onlar da var mı ki?Yok canım, kullanırken de yapmıyorlar ya... Yapıyorlar mı yoksa?Kaza deyince herkesin aklına hani hep yazarım ya, o vaziyette hastaneye gidenler geliyor değil mi?Yoksa gelmiyor mu?E başka ne gelecek ki?Sanki şeyin kemiği var da kırılacak!!!Yok ki...Olsa...Olsaydı...

Devamını Oku

50’likler ayaklandı

21 Ekim 2008

Mecbur kaldım... Bu konuya dönmek zorundayım. Zira 50’liklerden çok ama öyle çok mail geldi ki...Uzlaşalım istiyorum.Bir erkeğin 40’ından sonra erkek olduğunu düşünen kadınlar adına 50’liklere de söz vermek boynumuzun borcu artık!50’ye kadar kullan sonra kaldır at, olmaz. Ayıp!Bakın şimdi bizim delikanlılara...* “Ben bu yaştayım övünmek gibi olmasın yalan söylemiyorum eşim benden 7 yaş küçük hadi dediğim zaman ‘git öteye’ diyor ve sırtını çevirip yatıyor.” Eşi haklı diyenler???* “50+ yazınızda bu konularda hiç bir şey bilmediğiniz anlaşılıyor. Sizin zamanınız geçtiğinde de öğrenemeyeceksiniz zira tek haklı olduğunuz konu devreye girecek ve bizler gene çıtırların olacağız.” E, siz de haklısınız, “Tavuk sersemken...” * “Yaşım 63 ve Viagra (tabii sadece Viagra değil örneğin Sinerji de var) sayesinde yaşam hâlâ çok güzel. Sex hala en geçerli zevk ve hayat kaynağı olmaya devam ediyor. Bilmem anlatabildim mi? Sizin kaç yaşında olduğunuzu bilmiyorum ama belki de bir barda karşılaşacak olursak benim için işi bitmiş muamelesi göreceksiniz.” Evet, ben de senin torunlarla takılıyor olurum herhalde... * “52 yaşındayım gönderdiğim resimler kişiliğimi yansıtıyor, başka söze gerek yok, vallahi her konuda 20’liklere taş çıkartırım. Hepsi kof gençlerin... Nereden çıkarıyorsunuz bunları, ilahi Dilek Hanım, 50’li yaşlar ihtiyarlığın gençliğidir, her konuda üstatlığın zirvesidir, hiç kuşkunuz olmasın, ne gizemler vardır o yaşlarda... -))))...” Kimsenin asla çözemeyeceği gizemler!! Resimlerini gördüm, çim sahada kupa almışsın, tamam o zaman... Sen yaparsın yani!!* “Elli üç mü? Ya ek süre isteyemez miyiz.? Hayır, ölmek için de erken bi yaş...” 30’luk delikanlı havası atmayanlara canımız feda. Ek süre ne demek? İstediğiniz kadar bekleriz...* “50 yaş üstü kadınlar diye Google’da arayınca da muhtemelen menopoz siteleri çıkar karşımıza, o kadar da güvenmeyin kendinize yani.” Ama menopoza giren kadının Viagra’ya ihtiyacı olmuyor ki!!! Heh heh hee...* “20-30 çıraklık, 30-50 kalfalık, 50+ ustalık dönemidir. Türkiye’de yaşamak o kadar kolay değil.” Kalfalık dönemini uzun tutmuşsun. Gel şunu 30-40 yapalım. 40-50’ye ustalık diyelim. Türkiye konusunu da sonra görüşürüz artık!* “50+ yaştaki erkekte bi hatunun istediği her şey olur. Para, mal, makam ne ararsan. Bir çok dünya işini halletmiştir adam. Konsantre zevkler ve düşüncelere dalmıştır. Az sonra kapıdan girecek sevgilisini bekliyordur büyük ihtimalle... Sen daha yaz, gençsin... vaktin var.” Güzel anlatmışsın da, o düşüncelere dalmakla, sevgili beklemek arasına “yarım saat önceden ilacı da almışsındır”ı koymamışsın. Orayı unutmuşsun, hatırlatayım dedim.* “Dilek Hanım, siz 50 yaş erkeğini, henüz feminenleşmemiş, erkeklik hormonları kafasını ve vücudunu henüz ele geçirmemiş, kadın olmaktan büyük zevk alan çıtır kızlara sorun bir de, fikriniz değişecektir umarım.” Ya onlar sizi bana sorarsa...

Devamını Oku

Erkekler külotlu çorap giyerse

20 Ekim 2008

Son günlerde orada burada...Gazete eklerinde, dergilerde falan habire karşıma, “Erkek modası” diye külotlu çorap çıkıyor...Hayır, bir değil iki değil..Erkeklerde külotlu çorap modası başlıyormuş!Hepimize hayırlı uğurlu olsun.Nedir yani bu? Ya bir yenilik getiremediklerinden, yapacak şey bulamadıklarından ya da gerçekten bunlar geyleşiyor...Yakında jartiyer falan da takacaklar...Başka ülkeleri bilemem ama bizde tutacağını pek sanmıyorum.Ama ya tutarsa...Nasıl olur acaba?Diyorum ki...Bize tanıtsınlar bunu...Çünkü aklıma takılan sorular var bu konuda...Mesela, kıllarla çorabın ilişkisi nasıl olacak?Hem görüntü hem de fiziksel olarak...Yani o kıllar yapışıp düzleşecek ve renkleri daha da koyu görünecek. Hırsız gibi...Hani karikatürlerde falan kafasına kadın çorabı geçiren hırsızlar vardır ya... Hadi diyelim ki, desenli yaptılar, kıllar görünmesin diye, o nasıl olacak?Leopar desenli olmayacak herhalde...Baklava deseni falan kullanırlar.Çok mu iyimserim?Yoksa araba veya örümcek adam figürleri mi kullanılır?Yok yok, en tutulanı araba desenlisi olur.Tam orada vitesi var mesela...5 ileri bir geri...Belli bir yaştan sonra da otomatik vites...40’a kadar düz vites, 40-50 arası tiptronic, 50+ otomatik...Daha sonra?Sonra da parası olan şoför tutar olmayanın arabası perte çkar.Cıvıtmayalım...Fiziksel olarak da, o kıllar yer yer dökülecek. Hani şimdi de çorap yerlerindekiler dökülmüştür ya onun gibi ama bütün bacak öyle olacak...Bir de nasıl giyecekler? Yani külotlu çorap üzerine boxer mı yoksa boxer’a gerek mi kalmayacak?Çorabın ön tarafı düğmeli falan mı olacak?Hayır, hazırlıklı olalım diye... Görünüşü falan neyse de..Asıl o anda...O anda ne olacak?Nasıl olacak?Daha bunlar kısa çoraplarını çıkarmasını öğrenemediler!!Bu pantolonla birlikte de çıkmaz ki... Yeni yöntemler geliştirmeleri gerekiyor. Geliştirmeseler de olur aslında... O halde hiçbir kadının onlarla seks yapacağını sanmam.Aklıma takılan başka sorular da var... Kadınlarınkiyle kıyaslıyorum tabii, mesela popo kaldıranları var ya...Onlarınkinin de böyle atraksiyonları olacak mı?Olacaksa neyi, neresini...Ve tabii kadınlar neyin sahte, neyin sahici olduğunu nasıl anlayacak? “Sanki şimdi anlıyor musunuz?” diyeceksiniz...Evet anlıyoruz tabii...Suratınızın morarmasından, 10 dakika sonra yeniden’ler... Off... konuşturmayın beni şimdi!Siz hâlâ gerçeği ile taklidini ayıramıyorsunuz ya...Onu bunu bilmem!Bildiğim şudur:Bugüne kadar bütün abukluklarınıza katlandık. Ama...Külotlu çorap giyen...Hatta giymeyi aklından geçiren hiçbir erkekle...Hiçbir kadının birlikte olacağını sanmıyorum. Ona göre...

Devamını Oku

50’lik erkekler

19 Ekim 2008

Erkeklerin en romantik olduğu yaş, 53’müş...Eveeet...Hep beraber söylüyoruz:“Mecbureeen...” Elleri göreyim, elleri...Tabii ilk akla gelen yorum bu.“Başka şansları yok ki!” anlamında..50+ adamlar alınmasınlar ama...Yahu niye alınmasınlar ki? Alınsınlar...Onlar ki 50+ kadınları yerden yere vururlar, öyle değil mi? Biz niye kibarlık yapalım?Ayrıca yalan da değil, hepsi doğru...Neyin hepsi doğru?50+’lık hallerinin hepsi...Ayrıca ben onlara 50+ erkekler demeye de karşıyım. 50+ deyince modern bir hal alıyor durumları..Ne gerek var?50’lik erkekler diyelim...Daha eğlenceli!!!Zaten Google’a, “50 yaş üstü erkekler” yazınca karşınıza 400 bin prostat sitesi çıkıyor. “50 yaş üstü erkekler bol domates yemeli” ve sonra da, “50gr’lık Viagra”lardan bahseden siteler...Şimdi ne diye durup dururken taktın 50’lik erkeklere diyeceksiniz...Asıl nedenini sona salkıyacağım ama diğer nedeni bu haber...l “İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre erkeklerin 53 yaşında en romantik çağında olduğu ortaya çıkmış.” Araştırmacılar, 51 ila 55 yaş aralığındaki erkeklerin 4’te 3’ünün eşlerine her gün, en romantik jest olarak bilinen “seni seviyorum” ifadesini kullandığını ifade etmiş.Bunlar 30 sene karılarına yapmadıkları eziyeti bırakmazlar, yaş kemale erince yalakalığa başlarlar...Korkudan...Ellerine düştüler ya...Ya da...Bildiğiniz gibi, suçluluktan!!Bitmedi...l “Araştırmacılar, 50’li yaşlardaki erkeklerin yarısının şiir yazarak, yarısının ise romantik hafta sonu tatili düzenleyerek eşlerine sürpriz yaptığını belirtmişler.” Şiir yazan kısım, belli yalakalık döneminde... Eşlerine sabır diliyorum... Diğer yarısı da romantik hafta sonu tatilini çıtır sevgilisiyle geçirerek eşine sürpriz yapan kesim ki, onların şiir yazmaya 3-5 yılları daha var.Şimdi 30 yaşındaki kadınlara bile “yaramaz” gözüyle bakıyorlar ama o romantik hafta sonu tatilinden sonra, yavaş yavaş halı sahada sakatlanmaları başlayacak...Çabuk yorulmalar...Olayları, isimleri karıştırmalar...Viagra’dan korkmalar...Ve hatta en önemlisi...Seksten tam olarak tatmin olmamaya başlamalar...Yapamamalarından bahsetmiyorum. O ayrı...Seks yapmanın eskisi kadar zevk vermemeye başlamasından söz ediyorum.Seksin artık “her şey” olmamasından...Yani bunlar aslında romantik olmasını biliyorlar da, 40’larında niye yapmıyorlar?İşte asıl ben buna kızıyorum...Tam insan olmayı öğreniyorlar bu sefer de...Bu sefer de...Bak, aklıma hangi fıkra geldi: 50 yaşlarındaki yakışıklı, barda yalnız başına oturan seksi sarışının yanına oturmuş. Laf lafı, laf kapıyı açmış tahmin edersiniz. Hangi kapıyı? Yatak odasının kapısını... Soyunmuşlar. Bembeyaz çarşafların üzerine uzanırlarken seksi sarışın sormuş:“Siz dişçisiniz galiba...” Adam “Evet” demiş, “Nerden anladınız?” “Yatağa girmeden önce ellerinizi ne kadar dikkatle, ne kadar titiz sabunladınız, ona dikkat ettim de...” Yarım saat sonra, seksi sarışın bir daha mırıldanmış: “Siz sadece dişçi değil, çok büyük, çok usta bir dişçi olmalısınız!” Adam hafiften kasılmış. Yatağın baş ucundaki sigara paketine uzanırken mağrur mağrur sormuş: “Peki bunu nerden anladınız?” “Hiçbir şey hissetmedim de...”

Devamını Oku