Atın intikamı

Haberin Devamı

Eğlenceli aslında...

Düşünsene, evlerde şöyle diyaloglar yaşanacak:

- Nusret, bugün yemek memek yok. Ne halin varsa gör!

- Ne diyon Hayriye?

- O duyduğunu diyom Nusret!

- Bana bak! Kaşınıyon sen yine...

- Hee... Kaşınıyom n’olmuş?

“Tııssss...”

Tabii en fazla üniversite mezunu kadınların dayak yediğini anımsayacak olursak diyaloğu biraz değiştirebiliriz:

- Bu saate kadar iş yerinde miydin yani?

- Yok, bar bar dolaştık. Söyledim ya geç geleceğim, mesai var diye...

- Ne mesaisiyse bu, anlamadık! O gıcık herif de oraydı değil mi?

- Üff... Sana ne Hakan?

- Beni delirtme be kadın!!!

- Delirirsen n’olacak?

“Tııssss...”

Anladınız herhalde...

Fethullah Hoca’nın önerisinden yola çıktık. Hani dayak yiyen kadınlara, “karate öğrenin, size vurana siz de vurun” demiş ya, oradan...

Bu kesimin “o bir adım atıyorsa sen iki adım at” türünden yaklaşımlarına alışık olduğumuzdan şaşırdık yani...

Biraz değişmiş!

“Sana bir vurana sen iki vur.”

Oldu.

Vuralım... Vuralım da...

Her şeyi kuralıyla yapmamız lazım. Kadınlar böyledir biliyorsunuz...

Ben araştırmacı gazeteci olarak sizin için araştırdım:

“Bu spora yeni başlayan kişiler bir aylık süreçten sonra ’karateka’yemini eder. Bu yemine göre bir sporcu birini dövmeden önce 3 kez uyarmak zorundadır. Aksi halde karateden çıkartılır.”

Anlaşıldı mı?

İyi de, üçüncüye kadar adam bizden önce davranırsa...

Artık başımızın üzerinde ekmek kırarız...

Ekmek yoksa pasta!

O da olmadı bisküvi falan. Artık evine göre... Krikkrak da olur.

Yani olaylar şöyle gelişecek:

- Tahsin, bak seni uyarıyorum!

- Gerek yok hayatım! Ben zaten hazırım!

- Tahsin, bu iki oluyor...

- E, sen de bana dayılanıp duruyorsun. Gücün bana yetiyor. Sıkıyorsa

patronuna saysana “Mithat Bey bakın bu ikiiii...” diye.

- Tahsiiin!!!

- Tamam tamam, Git nereyle gideceksen...

Ya da yatakta mesela...

Canın çıkmış çalışmaktan, eve gelmişsin yemek, çocuklar, ortalık falan, kendini yatağa zor atmışsın. Adam sırnaşıyor:

- Aşkım bir şey mi demek istiyorsun sen?

- Burada da mı? Yeter yahu bıktım şu saymalarından senin!Gidip başkalarıyla mı yapayım yani?

- Tahsin, kalkamayacağım, içeriden bir ekmek getirsene...

Ertesi gün:

- Aşkım bir şey mi söylemek istiyorsun sen?

- Yooo... Pardon, yanlışlıkla elim değmiş...

Heh heh hee...

İyiymiş bu iş!!!

Bundan böyle kadınların mutfak önlüklerinin kuşakları da siyah falan olur herhalde...

Veya sabahlığınki...

Çağrışım yaptırması bakımından...

Hani, dalgınlığına gelip bir yanlış yapmasın diye...

Böyle böyle alışırlar hem!

Bir süre sonra kendiliklerinden, “Hayatııım... Ellerine sağlık, ne güzel yemek yapmışsın. Bugün de çok güzelsin” falan demeye...

Şimdi gelelim yazının başlığına...

Neden, “Atın intikamı” ?

Neden sanat? (Vardır ya öyle sorular...)

Şimdi karate deyince Fethullah Hoca’dan önce akla kim geliyordu?

Bruce Lee...

Ve dolayısıyla intikam...

E, kadınlarınki de bir nevi intikam olacağına göre...

Eski ama klasik bir fıkra vardır ya o aklıma geldi, niyeyse?

Hani adam çok zor durumdaymış da, mecburen “ata tecavüz eden adam” rolünü kabul etmiş. Bir hafta sonra filmciler yeni bir teklifle gelmişler. Adam filmin adını sormuş, onlar da söylemişler:

“Atın intikamı.”

Ne alakası mı var?

Ne bileyim?

DİĞER YENİ YAZILAR