Taktım ben bu 3G işine... Cep telefonlarındaki 3G sistemine...Sistem sistem değil adeta ilişki düzenleyici...Yok canım, o bile değil sanki hepsi birer pe...Şey yani...Arabulucu...Cep telefonunun özelliklerine bakar mısınız?Dikkatli eş ve sevgilinin gözünden her şeyi kaçırmak mümkün olacak.Arkadaki görüntü değiştirilebilecek. Böylece, kişi olduğunu söylediği yerdeymiş gibi görünecek. Ancak, kendisi bambaşka bir yerde bulunabilecek. Bir eğlence yerinde bulunan eş veya sevgili, ortamdaki gürültü veya istenmeyen sesleri de söz konusu yazılım sayesinde engelleyebileceği gibi karşı tarafa duyulmasını istediği sesin iletilmesini de sağlayabilecek.Ortamda bulunmayan bazı görüntü veya kişiler de oradaymış gibi görüntüye dahil edilebilecek.Telefona bak, adeta sırdaş!Üstelik yarın öbür gün seni satması ihtimali de yok. Hemen hemen bütün özellikleri çapkınların yakalanmaması üzerine kurulmuş Telefoncuya gidiyorsun mesela...- Telefon bakacaktım...- Tabii, nerede kullanacaktınız?- Nasıl yani?- Yani bardayken sizi işte göstersin mi? Yanınıza da şöyle en emin arkadaşınızın resmini koyarsınız... Ohhh!..Sana bunları anlatıyor..- Yok ben sadece konuşacaktım da...Veya almışın telefonu, hiçbir özelliğini kullanamıyorsun düşünsene...Bu daha kötü.Parayla saadet olmaz gibi bir şey...Sesini değiştirmen gerekmiyor, bulunduğun yeri gizleyeceğin kimsen yok falan...Yani Allah insana telefonun da hayırlısını versin. Alt tarafı telefonla konuşacağız yahu!Yok görüntü yükleyeceksin, sesi değiştireceksin zart zurt...Ne o?Yakalanmayacaksın...Tabii bütün bu fikirler kadının aptal olduğu varsayılarak üretilmiş.Yahu salak mıyız biz?Kadınlar bu telefonlarla neler yapılabileceğini okumuyor mu, bilmiyor mu?Kıskanç eş veya sevgilinin baskısından kaçmak, gereksiz ve bıktırıcı derecede uzayan görüşmeleri bitirmek veya herhangi bir sebepten ötürü görüşmenin kısa tutulması da son derece basit bir yöntemle mümkün olacakmış mesela... Böyle istenmeyen görüşmelerden kurtulmak isteyen kullanıcı, görüntü ve seste bozukluk yaratarak görüşmeyi sonlandırabilecekmiş.Yani bizim, “Aloo... Alo? Alooo... Allah Allah ses gelmiyor!!” un başına cazırt cuzurt efekti eklenmişi...Buna çok inanmıştık, efektli olanına taparız artık!Ha, tabii bu arada kimse kıskanç eşin bir erkek olabileceğini de varsaymıyor nedense!Heh heh hee...E iyi...Varsaymasınlar...
Çapkın eşlerin 3G korkusu yersiz çıkmış! 3G telefon... Bu “3 G” ne ki?Açılımı ne yani?3G’li telefonlar için geliştirilecek yazılımlar sayesinde çapkın eş veya sevgililerin yakayı ele vermeleri hayli güç olacakmış..Çünkü telefonlardaki bir özellik sayesinde dikkatli eş ve sevgilinin gözünden her şeyi kaçırmak mümkün olacakmış. Siz öyle sanın...Bizimkiler “G” özürlüdür.Bulamazlar...“G” dedin mi elleri ayakları birbirine karışır, heyecanlanırlar.Bunlar yüzyıllardır arayıp bulamadıklarından kadınlarda G noktası kalmadı, evrim geçirdi, yok oldu. Gerçi hâlâ arayanları da var: “Şuradaki ” g “ye benziyor ama bu küçük harf, olur mu ki?” diyerekten...Ne diyeceksin ki?“G” kalmadı, “S” verelim... “Sefol git”in “S” si...Yüzyıllardır daha birinin yerini bulamadılar, siz kalkıp 3G diyorsunuz...Olacak iş değil!1 değil, 2 değil tam 3 üç G...Bizimkilere G demeyeceksin. “A” de, “M, N, Z” de, ne dersen de ama “G” deme...G korkusu vardır onlarda...Hayır, yapamaz yani...Yakalanır.O 3G’yi kullanmayı öğrenecek, uygulayacak ve yakalanmayacak!!!Aklınız alıyor mu bunu?Mesela arkadaki görüntüyü, fonu değiştirmesi mümkün olacakmış. Böylece, olduğunu söylediği yerde görünecek. Ancak, kendisi bambaşka bir yerde bulunabilecekmiş. İş yemeğinde veya toplantıda olduğunu söyleyen ancak bir eğlence yerinde bulunan eş veya sevgili, ortamdaki gürültü veya istenmeyen sesleri de o yazılım sayesinde engelleyebileceği gibi karşı tarafa duyulmasını istediği sesin iletilmesini de sağlayabilecekmiş.Ayrıca ortamda bulunmayan bazı görüntü veya kişiler de oradaymış gibi görüntüye dahil edilebilecekmiş.Sadece 1 G’yi hayatları boyunca bulamamış insan cinsi bütün bunları yapabilir mi sizce? Karıştırıp yanlışlıkla porno filmin üzerine kendi görüntülerini yerleştirmezlerse neyim?Böyle sırıtarak bir de...Veya bu şimdi iş gezisinde ya...Telefon çalıyor...Ortaya şöyle bir görüntü çıkıyor:Bu, ofisinde gayet ciddi masasında çalışıyor. Arkada bir ‘grup’ insan otel odasında...- Aloo...Tankuuut napıyorsun sen?- Hiiç çalışıyorum hayatım görmüyor musun?- Görüyorum görüyorum da anlayamadım hangisinde çalışıyorsun?(Ha şimdi anlaşıldııı....3G’nin ne olduğu...Böyle durumlarda 3G devreye giriyor!Birinci G, gevelemenin g’si...)- Güzelim saçmalama, nerede çalışacağım, ofisteyim. - Saçmalama Tankut arkadakiler kim o zaman?(İşte şimdi ikinci G’nin sırası...Geyiğin g’si...)- Hadi ya? Arkadakiler... Bilmem. Yeni gelmişler herhalde... Reklam kampanyası falan olabilir mi sence?- Sefol git Tankut!(Üçüncü G ise, kendi g’si...Gö noktası... Yiyorsa şöyle der:)- Arkada çalışıyorum. N’oldu? Sorun mu var?
Eski Yunan’da kadının yaşı, doğduğu tarihten itibaren yaşadığı senelere göre belirlenmezmiş. Çünkü evlenmeden önce yaşıyor sayılmazmış. Yunanlı kadının doğum günü, miladı, yani yaşamaya başladığı gün, evlendiği gün olarak kabul edilirmiş.Söz konusu yaşlanmaksa, ne doğru bir formül!Yine öyle olsa...Mesela 5 yıl evli kaldı, 5 yaşında...Boşandıktan sonra 3 yılda 1 yaş alsa...Ya da ne bileyim kıstaslar belirlense ona göre...Ama söz konusu yaşamaksa...Güzel yaşadığı yıllar sayılacaksa...Nedir ki?Bir kadının en güzel yaşları...Hangileri? “Güzel” den sayılır mı bilmiyorum amaYapılan bir araştırma kadınların kendilerini en seksi hissettikleri yaşın 34 olduğunu ortaya koymuş.34...Burada bir yanlışlık var.Olur mu öyle şey?Ne yani?34 top noktası ve giderek azalıyor, öyle mi?Kesinlikle hayır. Ha-yır.34, bir kadının seksin henüz s’sini öğrendiği yaştır.Harflere göre sıralayacak olursak34’ünde s.36’sında se.38’inde sek.40’ında da seks olur...Ondan sonrası?Artık adamına, kadınına göre değişir.Var mı itirazı olan?Bakalım araştırmada başka neler var?Kadınların orta yaşa ulaştıklarında gençlik dönemlerindekinin yarısı kadar seks yaptığı da ortaya çıkmış.Doğru. Hem de çok doğru. Mecburenler, ayıp olmasın diye yapılanlar, hayır denilemeyenler, arada kaçanlar falan derken işte sayı yarıya iniveriyor demek ki...Araştırma sonuçlarına göre, 45-60 yaş dönemindeki kadınlar ayda ortalama 4,5 kez seks yaparken 20’li ve 30’lu yaşlardaki kadınların ayda ortalama 10,4 kez seks yapıyormuş.Ben size bu işin kaba hesabını yapayım bu rakamlar neyi gösteriyor, söyleyeyim.Önce 45-60 yaş dönemi kadınlar için:4 kez kendi istediği için...0,5 adamda yanılma payı...20-30 yaş dönemi kadınlarda ise 10,4’müş ya:4 kez kendi istediği için.3 kez mecburen.2 kez hayır diyemediğinden.1 kez ayıp olmasın diye...,4 erkenci payı...Araştırmaya katılan kadınların yüzde 56’sı, yaşları ilerledikçe seksten daha fazla zevk aldıklarını söylemişler. Söylerler tabii...Anladıkça, öğrendikçe...Ama nereye kadar?Söyleyeyim...Kadınların hayatında seksle ilgili dönüm noktaları vardır. Üç nokta.(...) böyle değil!Şöyle:Seks yaptıkları.Seksi anladıkları.Ve...Anladıkları için vazgeçtikleri...
Erkeklerin diyorum, başı ağrır mı?Gerçek bir baş ağrısından söz etmiyoruz tabii ki...Yani canları istemediği zaman ne gibi bahaneler bulurlar?Asıl sorun, canının istememesi ama hadi neyse onu bugünlük görmezden gelelim...Elime bir yazı geçti, orada diyor ki,“Sekse ‘hayır’ diyecek çok az erkek vardır ve daha da azı hızlı bir yatak macerasını geri çevirebilir. Bir şeyleri bahane ederek sizi reddediyorsa, bu, size karşı dürüst olmadığının göstergesidir.” Sadece dürüst olmadığının göstergesi olsa iyi, adam gitmiş, gitmiş!.. Sen ne diyon!!!Dürüst olmasına bile gerek kalmamış!!!Ayrıca bu durumda dürüst olmasın daha iyi!Ne diyecek yani?Ne desin?“Açık konuşayım, canım seni hiiç istemiyor” mu desin?Hayır.Geveleyip dursun, daha iyi.İşte şimdi sıra ne gevelediklerinde...Bakın neler söylüyorlarmış?“Yarın işte önemli bir gün, dinlenmem gerek.” Nedir bu kadar önemli olan? Mars’a ayak mı basacan? Böyle diyemezsin tabii...VeyaSanki yapsan çok yorulacaksın? Yani hep öyle olmuştur da!!!Bunu hiç diyemezsin.İyi niyetli olup, “iyi ya biraz gerginliğin azalır, rahatlarsın” da diyemezsin adamın meraklısısıymışsın gibi...Aslında zaten senin canın istemiyordur da, böyle, “dinlenmem gerek” falan deyince...Nedir yani?Bön bön bakarsın.Peki en kötüsü ne?Arkadaşın sorarsa...Şöyle yani:- Tarcan napıyo?- Dinleniyor.- Telefonu mu dinleniyor? Olsun canım. Siz de telefonda seks yapmayıverirsiniz...- Yok şekerim bizimki yatakta da dinleniyor, pek şansımız yok yani!!- !!!... En fazla kullandıkları bahanelerden biri de şuymuş:“Hafta sonu vaktimiz olacak, bekleyelim.” Bu adama verilecek tek cevap var, arkadaşlar:Tabii... Hatta bence bu işi yaşlılığımıza bırakalım. O zaman çok vaktimiz olacak! Emeklilikte falan... Bir çiçek sular, bir yatarız... Vee... sonuncusu:“Özür dilerim ama başım çok ağrıyor.” İşte!Onların da başı ağrıyormuş!Yahu bir kere, bu adam sevişse ne kadar sevişebilir ki zaten! Bahaneye bak! Sıfır yaratıcılık... Gerçekten de ağrıyormuş mesela...Hadi len!Beyin travması mı geçiriyor bu? Bir adamın sevişemeyecek kadar çok nasıl başı ağrıyabilir ki?Başı ağrıyormuş!Asıl benim sana başım ağrıyor...
Onlar” derken? “Hayır” derken? Tamam, hepsini anlatacağım...‘Onlar’la kastettiğim erkekler...Diğeri de, o iş...Yani erkekler sevişme isteğine “hayır” der mi? Tamam, “her erkek, her önüne çıkan kadınla yatar” demiyorum. Hemen dellenir şimdi bunlar! Biliyoruz, artık eskisi gibi değilsiniz. Yavaş yavaş seçici olmaya başladınız. Nihayet! Artık korkudan mı, doygunluktan mı neden bilmiyorum ama gidişatınızı beğeniyorum!!!Ancak bugün, erkeklerin “her önüne çıkan kadınlarından” bahsetmeyeceğiz...Normal ilişkiler veya uygun okazyonlardan...Onlara “hayır” derler mi?Direkt “hayır” demeseler de, önceden hissedip almaza yatarlar mı?Kadınların baş ağrısı gibi yani...E, herhalde...Sex machine değil ya bunlar? İnsan. Etten kemikten insan...Burada hemfikirsek şimdi işin sebeplerine bakalım.Neden “hayır” derler?Benim buna tek, açık ve net bir cevabım var. Ama sona saklayacağım...Önce uzmanlarınkine bakalım...Uzmanlar, “Cinsel isteğin azalmasına sebep olan, en sık rastlanan 5 neden”i bulmuşlar.Bulmuşlar da bizim bildiklerimize pek benzemiyor...1- Stresliyse...“Yorgun, bitkin veya stresli dönemlerde erkeğin cinsel isteğinde azalma yaşanabilir. Erkek arkadaşınız, işte yoğun bir dönem geçiriyorsa veya ailesel bir krizin ortasında bulunuyorsa, seks aklından bile geçmiyor olabilir. Bizim bildiğimiz: Stresli bir erkeğin eve gelirken aklına da gelen ilk şey seks yapıp rahatlamaktır. Adam hem stresli hem sevişmiyorsa ya gerçekten delirmiştir ya da başkasıyla sevişip geldiği için “Gerginim” ayaklarına yatıyordur. 2- Kızgınsa...“Erkekler kızgın olduklarında bağırıp çağırmak yerine bazen de sessizce kendilerini çekerler. Bu aynı zamanda cinsel olarak kendilerini uzak tutmaları anlamına gelebilir.” Bizim bildiğimiz: Kadınlar böyledir. Öfkelenince yatmazlar. Erkekler ise yatmadıkça öfkelenirler.3- Bağlanmaktan korkuyorsa...“Belki birlikte yaşamaktan veya gelecekle ilgili planlardan bahsettiniz. Bu tür konular en bağlı erkeği bile telaşlandırabilir.” Bizim bildiğimiz: Bir erkeği “Hamileyim” demekten başka hiçbir kelime kaçırmaz. O da, yattıktan sonra...4- Yatakta emin değilse...“Son zamanlarda içtiği içkilerin performansını etkilemiş olması veya yatakta son birkaç seferde sizin çok da fazla zevk almadığınızı fark etmiş olması, kendine olan güvenini zedelemiş olabilir. Bizim bildiğimiz: Tam tersi. Yapamadıkça hırs basar bunları. Bunun için bir avuç Viagra bile yutabilirler...5- Ayrılmak istiyorsa...“Acı ama gerçek. Bir erkek, içinde bulunduğu ilişkiyi bitirmeyi istiyorsa bunu bir anda dile getirmeyecektir. Fiziksel olarak ortadan kaybolmadan önce duygusal anlamda da kendini geri çekmeye başlayacaktır.” Bizim bildiğimiz: Duygusal geri çekilmeler falan kız işi. Bunlar ayrılana kadar yapar sonra da cep telefonlarını açmaz, biter. Bizim bildiğimiz yani...
Her şeyin bir kriteri var da, kahvaltının niye olmasın?Okudunuz siz de belki, “ertesi gün kahvaltısı” için yorumculardan biri bakın ne diyor? n “Ben de diyorum ki, adamın iyi sevişip kadını memnun edeni ve bundan emin olanı yatağa kahvaltı mahvaltı getirmez, aksine kadın kahvaltı hazırlayıp adamı uyandırır. Budur...” Hadi bakalııımm...Buyrun buradan yakın.O zaman “kadının iyi sevişeni de kahvaltı mahvaltı hazırlamaz” değil mi?Burada anlaşalım da...Oldu!Sevişmeye kahvaltı kriteri...Performansı kötü olan kahvaltıyı hazırlar. Yani suçluluk kompleksi gibi bir şey... Kahvaltı hazırlayarak kendini affettirmeye çalışıyor!!Olur mu be!Bir kahvaltıyla?Hadi diyelim ki olur.Düşünsene, ezik büzük, elinde tepsi, “Tatlıımmm, günaydıınnn...” diyor.Ama sesi kısık kısık, suçlu ya, şeydeki gibi, Şener Şen domates satıyordu ya öyle...Öteki de kendinden emin ya, “Tamam! Götür içeri koy. Gelecem birazdan!” Ez artık ezebildiğin kadar!Performans ne kadar düşükse, kahvaltının da o derece, ters orantılı olarak iyi olması gereksin, tamam mı?Menüden de anlaşılsın yani...Erken bir durum varsa, çiçek koymak mecburi olsun falan...Çok da kötü değilse, tek kruasanla idare edilsin.Ama kötü olan kendini bilsin ve kahvaltıyı hazırlasın.İki taraf da kendinden emin mesela... O zaman ne olacak?Herkes birbirine bakıyor, “Kalksa da getirse şu kahvaltıyı artık” diye...Ya da tam tersi...İkisi da kahvaltı hazırlamak için birbiriyle yarışıyor...Yalakalık durumu!Böyle kapıdan aynı anda geçme yarışı falan...“Kim önce domates doğrarsa” lar...Saçma mı?Yaaa...Peki bu da mı saçma?Akşam her şey çok iyi gitmiş mesela...Kadın süper!Adam da dolayısıyla ve haliyle iyi...Ertesi gün adam tam, “Ya, gerçekten de iyiyidi. Kalkıp bugün ben hazırlayım kahvaltıyı” derken bir de ne görsün?Ne görsün?Kadın kapıda!Elinde tepsi!“Günaydıınnn...” diye...Bir de üstelik neşeli!Heh heh hee...(Durumu anlamayan lütfen bana sormasın)Peki...Şimdi bana açık yüreklilikle, tüm samimiyetiyle cevap veren çıkacak mı bakalım?...İyi olmadığı bir gecenin...İyi olmadığını bildiği bir gecenin sabahında...Bir erkek...Hiçbir baskıya altında kalmadan, kendi kendine...Kalkıp kahvaltı hazırlar mı?Durun.Hemen cevap vermeyin.Biraz düşünün. Sakin olun. Objektif olmaya çalışın.Yapılması gerekeni değil, siz ne yaparsınız bana onu söyleyin.Yoksa o kahvaltılar boğazınızda kalır ona göre...
Sen uyuyorsundur... Ya da uyanmak üzeresindir, uyanmış ama numara yapıyor da olabilirsin.Fark etmez...Yataktasın daha yani...Buradaki tek şart, uyumadan önce adamla sevişmiş olman.Yoksa niye kahvaltı hazırlasın ki? Manyak mı bu?Yani sevişmeden bir adam sana kahvaltı hazırlar mı?Hazırlıyorsa kaç.Kaç, ne yapacağı belli olmaz! Ya gey ya da sapıktır, söyleyeyim...Ama her şey normalse, işte sen öööle yatarken adam elinde tepsi sana doğru sırıtarak geliyorsa... Öyledir ya klasik manzara...Acemi bir yürüyüş, suratında ciddi ama çocuksu bir ifade, elinde tepsi...Tepside kahve, bir tost, yumurta falan...Ve mutlaka bir çiçek...“Eveeet... Günaydın prenses hazretleriii...” gibi bir tiradla uyandırılırsın...“Ayyy.... Sabah mı oldu? Hımmm neredeyim ben?” gibilerinden gerinerek...Sanki her sabah öyle uyandırılıyor da!.“Sen getirmesen benim her sabah kahvaltım başucuma gelir” havalarında!Ah gelir!Yataktan doğrulup kucağına tepsiyi alırsın, küçük bir öpücük dudaktan kalbe falan filan...Manzara bu değil mi?Hayır işte!Hiç öyle değil.Ben şimdi size işin aslını anlatacağım...Şey kısmı doğru ama hani adam sevişmeden kahvaltı hazırlıyorsa kaç kısmı.. Ondan sonrası...Özellikle kadının uyanmasından sonrası...Gerçi adamın hayalleri her hâlükârda yıkılacak ama henüz bunun farkında değil. Kadın, “Nasıl yaparım?”ın peşinde...Tek harekette elimi yüzümü düzeltip, çişimi bastırıp çok acıkmış gibi yapmanın...Yapamaz tabii...Eziyet!Zaten sabah sabah ya da insan gözünü açar açmaz kahvaltı mı eder yahu?Günaydın, hop yumurta...İnsanın elini yüzünü yıkayıp, çişini yapıp bir kendine gelmesi lazım. Biraz kapatıcı falan...Hadi onları yaptın, bir de tepsi meselesi var.O tepsi kucakta hiçbir zaman rahat durmaz. Her an her şey dökülecekmiş gibidir.Oradan öyle yemek falan yenmez.Kahve kayıp durur...Rahatsızdır yani...“Size de yaranılmıyor” diyorsunuz, biliyorum.Ne alakası var?Hazırlayın içeri bir yere. Artık mutfak mı olur, salon mu neresiyse, kapıdan uyandırın tatlı tatlı...Ne güzel söyledim değil mi?Bir daha söyleyeyim mi?Tatlı tatlı... Tatlım!!!Ay, nerede kalmıştık?Hıh, işte...Hazırlayın kahvaltıyı...Hatta, önce kahveni mi içersin tatlım? diye sorun.Sorun, sorun...Bakın neler oluyor, neler?
Yapılan bir araştırmaya göre, rasgele sekste Türkler dünya sekizincisiymiş. Rasgele derken?T “siz...”Rastgele değil yani...T’li olsa, “önüne gelenle” diyeceğim hatta gözümün önüne şöyle bir kare gelecek:“Genç adam gece dışarı çıkmadan önce son kez aynaya çapkınca bakar ve kendi yanağından bir makas alır. Bu, “Hadi oğlum rastgele” hareketidir mesela...Hep böyle hareket yapan var mıdır acaba diye düşünmüşümdür. Komedi filmlerinde falan olur da, gerçek hayatta veya dramalarda olmaz...Sessiz Gemi’de...Aman ne “Sessiz Gemi”si, Issız Adam diyecektim...(Issız Adam da sessiz gemi gibi bir şey değil mi yani!!!)Issız Adam duştan çıkınca ha bire aynada saçlarını düzeltip duruyordu fark ettiniz mi? Çok filmografik hafızam vardır!Halbuki ben duştan çıkan adama saç düzeltmeyi hiç ama hiç yakıştıramamıştım. Daha doğrusu doğal bulmamıştım.Ne yani? Duştan çıkan adam ıssız veya değil, direkt aynaya gidip saçını mı düzeltir?Yoksa?Yapmayın yaa...Evden çıkarken belki ama duştan çıkarken...Bize ne ya? Ne düzeltirlerse düzeltsinler...Şu, rasgele işine dönelim...T’siz...Durun bakayım bu ne demekmiş?“Bir sürecin olasılıksal yapıda olduğunu belirten terim. Örneğin, bir nesneler kümesinin her bir öğesine eşit seçilme olanağı veren süreç rasgeledir.” TDK böyle diyor.Nesneler kümesi dediği ‘bar’ olsa, her bir öğesi ‘biz “olsak, eşit seçilme olanağı veren süreç de ‘yalnızlık’ olsa, sonuç rasgele” olabilir, evet...Peki “tek gecelik ilişki”yle, “rasgele seks”in arasında ne fark var acaba?Tek gecelik, adı gibi tek gecede kalacak! Yok, bir gece daha uzarsa o rasgeleye girer... mi acaba?Yani cümle içinde kullanacak olursak:“Oooo... Yine mi sen? Hadi rasgele, rasgele...” Tamam, daha fazla cıvıtmayacağım, araştırmaya dönüyorum:48 ülkede, 14 bin erkek ve kadın üzerinde yapılan araştırmaya göre, “ayrım yapmadan, önüne gelenle cinsel ilişkiye girmede dünya birincisi İngilizler olurken Almanlar ikinci, Hollandalılar ise üçüncü sırada yer almış.Türkler ise dünya sekincisi...Olsun! Bizimkilerin sırası bile başka: Sexinci...Peki gerçekten öyle miyiz sizce?Dünya sexincisimiyiz?Sadece erkeklere sorsalardı kesin birinci olurduk da, kızlara da sordukları için biraz gerilemişiz...E öyle tabii...Elin Amerikalı’sı soruyor şimdi:“Rasgele seks için ne düşünüyorsun? Yapar mısınız?” E bizim erkeklerin hepsi:“Hep yaparız abi, ne demek!” demezler mi?Derler...Peki kızlar,“Aaaa... kıkır kıkır, hiii... nooo, no! Biz yapmayız, never yani!” demezler mi?Derler.E, erkeklerle kadınların uçuşlarının ortalamasını alsak!Galiba doğru ha?Dünya sekxincisi miyiz, neyiz?