Geri Dön

Kurtulmuş: Cumhurbaşkanımız 20 yıldır yıpranmıyor da sizin adayınız 20 günde mi yıpranacak

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, seçimin yaklaştığını belirterek, "Karşı tarafa adayınız kim diye sorduğumuz da 'Biz adayı söylersek yıpratırsınız' diyorlar. Cumhurbaşkanımız Erdoğan yıllardır siyasetin içinde yıpranmıyor. 20 yıldır bu ülkenin başında yıpranmıyor da sizin adayınız 20 günde mi yıpranacak? 20 günde yıpranacak adayı da koymayın. Esas sorun adayın kim olacağı sorunu değil, esas sorun Türkiye'yi nasıl yönetmeyi düşündüklerine dair fikir birliği içinde olmamalarıdır" dedi.

Kurtulmuş: Cumhurbaşkanımız 20 yıldır yıpranmıyor da sizin adayınız 20 günde mi yıpranacak

Bir dizi etkinliğe katılmak için Van’a gelen AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, partisinin il başkanlığında basın toplantısı düzenledi. Dünyanın birkaç asırda bir göreceği, son derece zor ve sıkı bir gündemden geçildiğini söyleyen Kurtulmuş, "Dünyanın hemen hemen her yerinde hem ekonomik, hem siyasi, hem de güç mücadeleleri olarak hepimizin yakından takip ettiği, özellikle koronavirüs salgınından sonraki süreçle birlikte giderek ağırlaşan bir ekonomik tablonun olduğunu biliyoruz" dedi.

Kurtulmuş, "Rusya-Ukrayna arasında devam eden savaş ve Rusya ile Batı arasında devam eden savaş, diğer tarafta pasifikte Tayvan adası çevresinde Çin ile Amerika arasındaki mücadele sadece iki ülke arasındaki bir mücadele değil, dünyadaki güç dengelerinin arasındaki bir mücadeledir. Dolayısıyla ekonomik olarak son derece zor bir sürece dünya girmiştir. Bir taraftan da büyük mücadelelerin ortaya çıktığı, önce vekalet savaşları üzerinden terör grupları vasıtasıyla desteklenen, ardından ticaret savaşları üzerinden sürdürülen, ardından ekonomik savaşlar üzerinden gündeme gelen ve ne yazık ki bugün fiili savaşlar şeklinde hep beraber gözlemlediğimiz bir sürecin içindeyiz" diye konuştu.

Bütün bu gerilimlerin odak noktasındaki coğrafyanın, Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafya olduğunu belirten Kurtulmuş, ülkenin özellikle Ukrayna-Rusya Savaşı'nın başladığı andan itibaren fevkalade güçlü bir denge politikası oluşturarak, hem dünya barışı için umut olan bir ülke hem de dünyada barışa giden yolu sağlam bir şekilde tahkim edecek bir küresel aktör olma becerisini kazandığını söyledi.

Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin, Rusya'yla Ukrayna arasında başından itibaren pozisyonunu belli ettiğini, iki ülkeyle de konuşabilen neredeyse dünyadaki tek ülke olarak bu anlamda barış için ümit kapısı olduğunu belirterek, "İstanbul'da yapılan müzakerelerde son bir görüşmeye sıra gelmişti. Ama maalesef bazı ülkeler savaşın uzun süre devam etmesini istediği için ne yazık ki savaş bitirilemedi. Bu anlamda Türkiye'nin bu savaşla birlikte ortaya çıkan önemini de görmüş olduk. Bütün dünya anlamış oldu. Bu anlamda Türkiye ortaya koyduğu bu denge siyasetini inşallah dünya barışı için kullanacak ve ümit ediyorum ki bu coğrafyada barışın sağlanması için en önemli güç olma özelliğini sürdürecektir" dedi.

'DÜNYA BÜYÜK BİR ENERJİ KRİZİYLE KARŞI KARŞIYA'

Bu savaşla, meselenin sadece savaş olmadığını, başka alanlarda da zorluklar ortaya çıkaracağını ilk andan itibaren söyleyen ülkenin Türkiye olduğumuzu belirten Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Maalesef bazı Batılı ülkeler, gelen enerji krizini hafife aldılar, bunu çözebileceklerini zannettiler. Rusya, vanayı biraz kıstı. Bir hafta içinde enerji fiyatlarının Avrupa'da iki katına çıktığını gördük. Şimdi tam da kışın öncesinde Avrupa'nın hemen hemen her ülkesinde 'Nasıl enerji tasarrufu yapabiliriz?' diye düşünüyorlar. Dünya büyük bir enerji kriziyle karşı karşıyadır. Türkiye bunu vaktinden evvel gördü. Doğu Akdeniz'de ve Karadeniz'de doğal gaz ve hidrokarbon arama faaliyetlerine hız verdi. Şu anda biz konuşurken Abdulhamid Han gemisi, Akdeniz'de petrol ve hidrokarbon arama faaliyetleri devam ediyor. Karadeniz'de bulduğumuz çok büyük bir doğal gaz kaynağından sonra Akdeniz'de de doğal gaz kaynaklarını bularak Türkiye, bu anlamda, bütün dünyanın kriz yaşadığı süreçten en az etkilenen ülkelerden birisi olmaya devam edecek."

Kurtulmuş, Ukrayna ve Rusya arasında devam eden savaştan dolayı yaşanan tahıl tedariki krizinin çözümünde önemli rol oynayan Türkiye'nin, sadece kendi başının çaresine bakan bir ülke değil, dünyadaki gelişmeleri çözebilen bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın küresel bir lider olarak bu süreçteki etkisini ortaya koyduğunu aktaran Kurtulmuş, pandeminin ilk günlerinden itibaren alınan tedbirlerle Türkiye'de ekonominin büyümeye devam ettiğini ifade etti. Kurtulmuş, "Bazılarının 'Büyürsek neye yarar, ne anlam taşır?' dediğini duyar gibiyim. Dünyada büyümeden, gelişmeden, güçlenmeden güçlü bir ekonomi olmadan halkının sorunlarının çözüldüğü bir ülke görülmemiştir. Bu anlamda Türkiye'nin bu yılın ilk çeyreğinde 7,5, ikinci çeyreğinde 7,6'lık büyümeyle dünyada en çok büyüyen ikinci ülke olması kayda değer bir gelişmedir. Türkiye, güçlü, üreten, ihracat yapan ülke olma yolunda adımlarını atmaya devam edecek ve bu sıkıntılı süreçlerin sonunda en karlı şekilde çıkmasını başaracaktır" dedi.

'İLAVE TEDBİRLER GÜNDEME GETİRİLECEK'

Yılbaşında asgari ücretin iyileştirilmesi için atılan adımları hatırlatan Kurtulmuş, KDV indirimleri, devletin bazı vergilerden vazgeçmesi ve malların ucuzlatılması gibi tedbirlerin alındığını hatırlatarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu hafta Bakanlar Kurulu toplantısının ardından önemli müjdeler vereceğini söyledi. Kurtulmuş, "Sayın Cumhurbaşkanı'mız, vatandaşımıza dönük altı önemli tedbiri çok büyük bir ihtimalle paylaşacak. Böylece bu süreçte vatandaşımızın yükünü hafifletecek adımlar, ilave tedbirler gündeme getirilecek. Yine benzer şekilde vatandaşımızın en büyük çilelerinden birisi olan özellikle konut ve iş yerindeki kiraların aşırı yüksekliğini önlemek, dar gelirli vatandaşın konut sahibi olmasını temin etmek için yine önümüzdeki hafta içinde 250 bin konutun ve 100 bin arsanın vatandaşlarımıza verilmesiyle ilgili Ankara'da bir lansman gerçekleştirilecek" diye konuştu.

Türkiye'nin yeniden güçlü büyük bir ülke olarak yoluna devam etmesi gerektiğini anlatan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Ekonomide, iç politikada güçlü, demokrasisi sağlam, hak ve hukuk anlayışında dünyanın en ileri ülkelerinden birisi olan, içeride toplumsal bütünlüğünü bütünüyle sağlamış, terör ve silahlı baskı unsurlarından kurtulmuş, vatandaşlar arasında etnik, mezhebi ve başka farklılıklar yüzünden hiçbir ayrımın kalmadığı, tam manasıyla demokratik bir Türkiye'nin inşa edilmesidir. Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Arnavut'un, Boşnak'ın bu ülkede yaşayan hiçbir yurttaşımızın bir diğerine yan gözle bakmadığı, silahın gölgelerinin bu ülkenin üstünde asla kalmadığı bir Türkiye'yi inşa etmek boynumuzun borcudur. İşte Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerimizde her geldiğimizde geçmişle olan kıyası yapıyor ve Allah'a şükrediyoruz. Türkiye on yıllar boyunca terör örgütleri vasıtasıyla meşgul edilmiş 1,5 trilyon dolar ekonomik kayba uğramış, 40 binin üstünde insanını da maalesef teröre kaybetmiştir. Niçin? Elin oğlu, elin gavuru böyle istiyor. Bu ülkenin içinde Türk-Kürt, Sünni-Alevi kavgası çıksın ve Türkiye bununla vakit kaybetsin diye. Bu oyunu Allah'a çok şükür bozacağız. Bu bölge halklarının birbirinden başka bir kaderi yoktur. Türk'ün Kürt'ten, Kürt'ün Arap'tan, Arap'ın Acem'den başka bir geleceği olamaz. Irak'ın, Suriye'nin, İran'ın, Türkiye'nin velhasıl bütün bu bölge halklarının geleceği birliktedir, kardeşliktedir, ortaklaşmadadır. Bunu sağlamak için güçlü bir Türkiye olarak ayakta durmayı ve koşmayı kendimiz için önemli görüyoruz. Bu anlamda o geçmiş günlerle baktığımızda şimdi Allah'a çok şükür Çaldıran'ın en uzak köyünde gece yarısı gidebiliyorsunuz. Allah'a çok şükür bugün Türkiye'de terör, bir şekilde halkın gündeminden kalkmıştır. Kürt kardeşlerimiz yıllardır kendi ensesinde boza pişiren terör örgütüyle arasına büyük bir mesafe koymuş ve terör örgütünü dağa hapsetmiştir."

'20 GÜNDE YIPRANACAK ADAYI DA KOYMAYIN'

Seçimin yaklaştığına değinen Kurtulmuş, "Karşı tarafa adayınız kim diye sorduğumuzda 'Biz adayı söylersek yıpratırsınız' diyorlar. Cumhurbaşkanı'mız Erdoğan, yıllardır siyasetin içinde yıpranmıyor. 20 yıldır bu ülkenin başında yıpranmıyor da sizin adayınız 20 günde mi yıpranacak, ondan mı çekiniyorsunuz? 20 günde yıpranacak adayı da koymayın. Esas sorun, adayın kim olacağı sorunu değil, esas sorun Türkiye'yi nasıl yönetmeyi düşündüklerine dair bir fikir birliği içinde olmamalarıdır" diye konuştu.

Kurtulmuş, "HDP'nin oyu olmadan yarışa katılmanız bile mümkün değil. HDP'yi gösterirseniz, bu sefer başkaları rahatsız oluyor. Zorlukları burada. O zaman, "Öyle bir formül bulalım ki HDP görünmesin ama oylarını bize versin. HDP de haklı olarak diyor ki; kardeşim ben sizi oraya getiriyorum seçiyorum yani hem oy ver hem görünme. Şimdi ortada bir cümbüş var gidiyor" dedi.

Kurtulmuş, gazetecilerin, İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünde, Osmanlı Devleti'ni hedef alan açıklamalara ilişkin sorulan soruya da şöyle yanıt verdi:

"Söyledikleri sözlerin zerre kadar kıymeti yoktur. Bizim gibi büyük milletlerin hayatı hikaye okunur gibi okunmaz. Bir roman gibidir. Her bölümünde başka bir şey anlatılır ama hepsi birbirinin devamıdır. Osmanlı, Selçuklu'nun devamıdır. Selçuklu öncekilerin devamıdır. Bu milletin devamını, tarihini böyle hikaye okur gibi okursanız hiç anlamamış olursunuz. Osmanlı'yı Cumhuriyet'ten ayıracak hiçbir şey yoktur. Osmanlı da Cumhuriyet de bizimdir. Anadolu topraklarında yaşayan bütün medeniyetler bizimdir. 24 medeniyete ev sahipliği yapmış bir ülkeden söz ediyoruz. Bunların hepsi, ülke tarihimizin kültürümüzün bir parçasıdır. Şimdi Osmanlı'yı düşman gibi görürseniz adama sormazlar mı Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlı subayı değil miydi? Yani hep beraber bu millet, Birinci Dünya Savaşı'na girmiş, kurtuluş mücadelesini vermiş, topu, tüfeği değil, kazması, küreği olmayan bir millet, 'Ya Allah' demiş, ayağa kalmış. Çanakkale'de düşmanların hiçbirini içeri sokmamış, gavura eyvallah etmemiş, hep beraber ayağa kalkmış ve en sonunda o yıkılmış, dağılmış. Koskoca imparatorluk da taze genç bir Cumhuriyet'i kurmuş. Benim dedem de subaydı. Dedem de bütün savaşlara katılmış gazi bir subaydır. Osmanlı subayıdır. Osmanlı subayı olanların da içinde olduğu, milletin içinde olduğu bir kurtuluş mücadelesi verilmiş ve sonunda genç Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte inşallah kıyamete kadar devam edecek olan son devletini kurmuştur. 'Bu devlet bizim öteleri başkasının' demek 'Bu toprakların bir parçası benim, öteki parçası başkalarına ait' demek gibidir. Bu tarihin her sayfası bizim. Her sayfası şeref doludur. Eksikleri, noksanları, yanlışlıkları vardır. Bugün de vardır, yarın da olacaktır ama bizim gibi köklü bir milletin tarihini parçalara bölerek ayırmak çok büyük bir talihsizliktir. Bu, milletin tarihinden hiçbir şey anlamamak demektir. Kurtuluş mücadelesinin içerisinde yer alanları saygıyla, rahmetle anıyoruz. Bu anlamda genç Türkiye, kıyamete kadar inşallah ilelebet yaşayacaktır. Ara sıra böyle arıza fikirler çıkabilir, buna rağmen Türkiye, daha ileriye gidecek, daha güçlü olacaktır."

Kurtulmuş, basın toplantısının ardından partiye yeni katılanlara rozetlerini taktı.