Emekli maden işçisi tazminatıyla babasından kalan atıl araziyi değerlendirerek çiftlik kurdu! Ürettikleri peynir ve yoğurtla gelir elde ediyorlar
Zonguldak'ın Kilimli ilçesinde Türkiye Taşkömürü Kurumu'ndan (TTK) geçen yıl emekli olan 43 yaşındaki üç çocuk babası Aydemir Akbaş, emeklilik tazminatını değerlendirerek yepyeni bir hayata adım attı. Eşi Yonca Akbaş ile birlikte babasından kalan atıl araziyi modern bir çiftliğe dönüştüren çift, hayvan sevgisiyle büyüttükleri işletmelerinde hem üretiyor hem de örnek bir dayanışma sergiliyor.

Zonguldak'ta emekli maden işçisi Aydemir Akbaş, tazminatıyla babasından kalan atıl araziye çiftlik kurarak eşiyle hayvancılık sektörüne adım attı.
Kilimli ilçesinde yaşayan 3 çocuk babası 43 yaşındaki Akbaş, Türkiye Taşkömürü Kurumuna (TTK) bağlı maden ocağında 16 yıl çalıştıktan sonra geçen sene emekli oldu.
Çalışma hayatına farklı alanda devam etmek isterken eşi 37 yaşındaki Yonca Akbaş'ın da çalışma isteği olduğunu öğrenen Akbaş, babasından kalan atıl araziyi değerlendirmek istedi.

Akbaş, emekli tazminatının bir bölümüyle bu alanda çiftlik kurarak 2 büyükbaş ve 15 küçükbaş hayvan satın aldı.
Çift, birlikte bakımını üstlendikleri hayvanların sütünden peynir ve yoğurt üreterek gelir elde ediyor.

"HAYVANCILIĞIN SEVGİYLE YAPILMASI LAZIM"
Aydemir Akbaş, AA muhabirine, çocukluğundan beri hayvancılık yapmak istediğini ancak maden ocağında çalıştığı dönemde bunu yapacak zaman bulamadığını söyledi.
Emekli olduktan sonra, eşinin de çalışma isteğiyle harekete geçtiğini belirten Akbaş, çiftlik kurarak hayvancılık sektörüne adım attığı için mutlu olduğunu dile getirdi.

Akbaş, hayvancılığın sevgiyle yapılması gerektiğine işaret ederek, "Bu, sadece kazanç olarak bakan birinin yapabileceği bir şey değil. Hayvanları sevmesi lazım, hayvanların dilinden anlaması lazım. Anlamasa bile öğrenmek için elinden geleni yapması lazım. Yoksa hayvancılığı kazanç kapısı olarak kimse yapamaz." diye konuştu.

Hayatı boyunca çalışmayı sevdiğini dile getiren Akbaş, "Hiçbir zaman kendimi boşta hissetmedim. Hiçbir zaman bir kahvehanede boş vakit geçirmedim. İşten sonra bile sürekli çalışma hevesimiz vardı. Dur durak bilmiyoruz. Biz çalışmayı seviyoruz. Emekli olanların hatta gençlerin bile bu sektöre adım atmaları lazım." ifadesini kullandı.

"HAYVANLARIMLA ÇOCUKLARIM GİBİ İLGİLENİYORUM"
Yonca Akbaş da daha önce hayvancılık tecrübesinin olmadığını, eşinin yönlendirmesiyle işi kısa sürede öğrendiğini söyledi.
Akbaş, başlangıçta tedirginlik yaşadığını ancak zamanla korkusunu yenerek hayvanlarla yakınlaştığını anlatarak, "'Benim hayvanım, korkacak bir şey yok.' dedim. Sonra onlarla sohbet ederek yakınlaşmaya başladım. Her şey zamanla daha iyi oldu." dedi.

Hayvanlarla vakit geçirmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Akbaş, şöyle devam etti:
"Çok güzel bir his. Onlarla konuştuğum zaman bana tepki verdiklerini görüyorum. Onlara yaklaştığımda, beni gördüklerinde, seslendiğimde bakıp ses veriyorlar. Seviniyorum. İletişim güzel oluyor, anlıyorlar. Ben de onların dilinden anlıyorum. Acıktıklarını, altlarını temizlemem gerektiğini biliyorum."

Akbaş, eşler arasındaki dayanışmanın ve kadınların üretim hayatındaki yerinin önemine değinerek, "Eşlerimiz, onlara destek olduğumuzda daha mutlu oluyorlar, seviniyorlar. Ben de çalışarak eşime destek olmak istemiştim ama 'Eşim başka bir yerde çalışmaktansa kendi işimizi yapalım, kendi düzenimizi kuralım.' dedi. Ben de mantıklı olduğunu düşündüm. Kadınlar isteyince her şeyi yapabiliyor. 'Yapamam.' demesinler aslında. Kadınların güzel düşünerek her şeyi başarabileceğine inanıyorum." ifadelerini kullandı.
Hayvanlarını çok sevdiğini anlatan Akbaş, "3 çocuğum var, ineklerim ve keçilerimle bir dünya çocuğum oldu. Severken onları 'bebeklerim', 'sarı kızım', 'kara kızım' diye seviyorum. Hayvanlarımla çocuklarım gibi ilgileniyorum. Onlarla konuşmayı da çok seviyorum." dedi.







