Al işte bak yine Temmuz’a geldik nerdeyse. Zaman olanca hızıyla akıp gidiyor. Daha dün seçim bir geçsin de hele diyorduk seçim geçeli 20 gün oldu ve nerdeyse koalisyon kurulacak. Game Of Throns’un yeni sezonu yedik yuttuk, Sinan Akçıl ve Ömür Gedik ısrarla şarkı söylemeye devam ediyor, Tuğçe Kazaz akıllara zarar siyasi tespitleriyle güldürmeyi sürdürüyor, teee ne zamanların modası popoyu kaybeden yüksek bel pantolonlar malesef yine moda oldu, spor gazeteleri çoktan “Messi Mersin İdman Yurdu Spor’da, Ronaldo Kayserispor’a göz kırptı“ manşetleriyle süslendi bile. Birkaç güne tekne merdivenlerinde duran eski assolist poposu da gördük müydü tamamdır. Yani diyeceğim odur ki dostlar batı cephesinde değişen hiçbir şey yok, hayatı bir ucundan yakalamamız lazım. Bizi üzen, durduran, sinirimizi bozan, agresif yapan herkesten ve her şeyden uzaklaşmak şart. Bak yemin ediyorum pırıl pırıl, tertemiz, çiçek gibi biri olacaksın gereksizleri hayatından çıkardığında. Yaşasın ne varsa yenilerde var dünyası! Misal;- İlk maddeye eski sevgiliyi koydum ki ilk maddeden yok olsun bu yazıdan, hayatımızdan ve anmayalım bir daha. Bak güzel kardeşim; olmadıysa olmamıştır, olmamasının da bir nedeni vardır, deyip yoluna devam edeceksin, ötesini düşünmeyeceksin. Söylemesi olduğu kadar yapması da kolay inan bana. Sadece biraz sabır meselesi. Bırak kendini hayatın akışına. Öyle bir zaman gelecek ki kendini bir ahırda, ondan kurtulmanın şerefine adaklık kurban alırken bulacaksın.- Yaptığı iyiliği sürekli başımıza kakan ve ona sürekli minnet etmemizi bekleyen aklı evveller var mesela. Yahu tamam ettik teşekkürümüzü birader, kulun kölen müridin mi olayım? Sağol varol çok yaşa, ama yeter yani, anladık iyi birisin. Buna devam edeceksen ne olur çık hayatımdan.- Özellikle iş ortamlarında samimiyetin şeyini çıkaran şabalaklar var bir de, onlardan da kaçmak lazım. Misal ben oyuncu tarafımdan örnek vereyim. Şimdi bir sete gidiyorsun, gayet bilerek ve isteyerek set çalışanı arkadaşlarla sıkı fıkı oluyorsun. Ki ben genelini çok severim, esas emekçiler onlardır benim gözümde. Neyse işte sonra ulaştırmadan bir arkadaş seni evinin 30 km uzağından almaya kalkıyor. Ya da seni 8 kişilik arabanın içine sokuşturmaya çalışıyor. Öbür tarafta kimseyle muhatap olmayan, kimseye gülmeyen, buzdolabı oyuncu evinin salonundan helikopterle alınırken senin gördüğün muameleye bak. Arkasından “Allah belasını versin” denen ama işi görülen insan olmak daha iyi galiba.Hesap ödeme meselesi...Bu hafta sanal mecralarda erkeğin hesabı ödemesi meselesi enine boyuna masaya yatırıldı. Onbinlerce yorum yapıldı. Çıkış noktası bir hanfendinin “eğer erkek hesabı yemek çekiyle öderse ondan soğurum” temalı tweetiydi. Ömür kardeşinizin de naçizane tespiti şudur ki; erkek ya da kadın farketmez;- Eğer hesabı o ödüyor diye sağda solda bununla övünüyorsan.- Eğer hesabı o ödüyor diye ona daha hayranlıkla bakıyorsan.- Eğer hesabı o ödüyor diye onu daha bir el üstünde tutuyorsan.- Eğer hesabı o ödüyor diye için içine sığmıyorsa.- Eğer hesabı yemek çekiyle ödüyor diye ondan soğuyorsanSen onu sevmiyorsun, ona aşık falan da değilsin. Ayrıca da seninki ilişki değil, seninki başka bir şey.
Milletçe birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan şu günlerde klişesiyle başlamak istemezdim ama sahiden de öyle a dostlar. Evet, gerçekten de milletçe birlik ve beraberliğe, ve hatta koalisyona en çok ihtiyacımız olan günler bunlar. Bir an önce toparlanmalı, sakinleşmeli, kaynaşmalı, ve şu güzel yaz mevsiminin tadını çıkarmaya başlamalıyız. Daha okuyacağımız, duyacağımız bir ton haber var. İşte bazıları...-Ünlü şarkıcı X , yürekleri hoplattı, nefesleri kesti haberi.-Ünlü at hırsızı X, sosyetenin tanınmış fingirdeği Y ile orda burda fingirdeşti haberi.-Ünlü assolist teknesine binerken totosunu gözümüze gözümüze soktu haberi.-Murat Boz'un memelerinin bu yaz ki durumu haberi.-"Sıcak havadan bunalan İstanbullular soluğu boğazın serin sularında aldılar" haberi.-Çeşme mi? Bodrum mu? Yoksa cehennemin dibi mi? haberi.-Ajda Pekkan'ın aliminyum folyoyla kaplanan vinçe çıktığı prodüksiyon komedisi konser haberi.-Böbreğine kadar bronzlaşmış eski playboyun kimle oynaştığı haberi.-"Ünlü türkücü bilmem kim 35 saat jetski keyfi yaptı" haberi.-"Ohaaa Türkbükü'de lahmacun 750 lira oldu." haberiYEMİNLEN ÇOK BUNALDIM SİZDEN- Yemek yemeden, nefes almadan, çoluğunu çocuğunu görmeden, odalara kapanıp gece gündüz siyasi analizler yapan klavye politikacıları.- Popülaritesini kaybetmiş ünlülerin sosyal medyada kendileriyle dalga geçerek sempati toplamaya çalışma faaliyetleri.- Trafikten şikayet etmekte haklı olmakla beraber, canını alsalar, çocuğunu kesseler, toplu taşımaya binmeyen inatçı İstanbullu.- Seçim öncesi söylemlerini seçim sonrası hiç yüzü kızarmadan, utanıp sıkılmadan, gözümüzün içine baka baka değiştirebilen politikacılar.- Transfer dönemi gelince Allahtan korkmadan, fütursuzca Messi Beşiktaş'ta, Ronaldo Fener'de, Neymar Galatasaray'da başlığı atan bazı spor basını.- "Derinizi yüzerek 1 günde 10 kilo vermeye hazır mısınız?" gibi, "Domates yiyerek bir haftada 5 kilo verin" gibi, kaba et bölgesinden diyet şekilleri uyduran diyetisyenler.- Marjinal olcam, tarz olcam derken "ohaaa ne giymiş la bu salak" dedirten sözüm ona stil ikonları.- "Aaa çok güzel proje, bunu yapalım." diyen, "Aa çok güzel senaryo bunu çekelim" diyen, ama verdikleri sözü hiç tutmayan sözde yenilikçi Cihangir zontaları.- "Bilgisayarı açmayı bile bilmiyorum." diyeceğine "Sosyal medya çok berbat bi şey, iğreniyorum" diyen ortaçağ aydınları.- Neden bu aralar olur olmadık zamanlarda sürekli arıyorsun ve darlıyorsun herhangi bir call center'cı kardeş, anlatsana biraz?
Hazır seçimlerin olduğu gündeyken, özel hayatımızdaki seçimler meselesini bir deşeyim istedim. Tespitim odur ki özel hayatımızdaki seçimler meselesinde büyük sıkıntılarımız var. Mantığımızın kalbimize her gün miting düzenlemesi lazım. Kalp çok başına buyruk, kalp hoyrat. Olmayacak duaya amin demeye bayılıyor. Sonra mantığı da kendine uydurmaya, peşine takmaya çalışıyor, al sana elem, al sana hüsran, al sana kahır, al sana keder. Al sana aşk acısı, bir sürü sıkıntı. Mantığımızı sessize alınca üzülüyoruz.-Mantık sakin olsun diyor, kalp çaçaronu seçiyor.-Mantık akıllı olsun diyor, kalp tek rakamlı IQ'luyu seçiyor.-Mantık yanımda olsun diyor, kalp uzaydakini seçiyor.-Mantık naif olsun diyor, kalp camışı seçiyor.-Mantık; mühim olan iç güzelliği derken, kalp ne çıkarsa bahtına diyor.-Mantık zengin olsun diyor, kalbin umrunda değil.-Mantık sadık olsun istiyor, kalp hoppasını manyağını seçiyor.Hayaller güzel köy hayatlar MecidiyeköyDünya üzerinde bir yer düşün;-Yeşillikler içinde, bol oksijenli-Selamlaşılan, "Günaydın" denilen-Trafik olmayan-Sokak hayvanlarının mutlu mesut yaşadığı-İçinde yaşayanların birbirini çok sevdiği, güleryüzle baktığı-Kimsenin kimseye kin duymadığı, linç etmediği-İnsanların birbirlerini ötekileştirmediği-Herkesin birbirinin yardımına koştuğu-İçinde yalan, dolan, entrika, intikam, kumpas, hırsızlık olmayan.Düşündün mü? İşte orası Güzel Köy'dü. Şu zamanda herkesin yaşamaya hasret olduğu, içinden sevgi fışkıran, dostluk fışkıran, dayanışma fışkıran bir yerdi Güzel Köy. Mustafa Şevki Doğan, Baykut Badem ve Filiz Ekinci'nin kurduğu, Faruk Turgut'un yapımcısı olduğu ve benim de oyuncu kadrosunda olduğum bu enfes dünya 52.haftasına denk gelen 17 Haziran'da final yapmak zorunda kaldı. Kanalın uygulamayı düşündüğü yayın stratejisinden dolayı oldu bu olan.Bizi haftalarca reyting'te birinci yapan izleyicimize, ve Muğla'nın güzel insanlarına sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.Tatil yolunda dinlenilmesi gereken 10 şarkı1- Riffi Cohen - Dans Mon Quartier2- Ayşegül Aldinç - Bir tek gördüğüm3- Teoman - Yıldızları Yakalamak4- Majör Lazer & Dj Snake- Lean On5- Mirkelam - Tatlım6- Ahmet Enes - Cennet7- Ceza - Suspus8- Lost Frequencies - Are you with me9- Gülşen - Dan dan10- Sean Finn - Summer Days
- Uyandığında nefes alamıyorsun ilk zamanlar, korkma, biraz bekle, geçiyor.- Yalnız kahvaltı yapmaya, tek yumurta kırmaya, beyaz peyniri 100 gram almaya.- Sahilde yalnız yürümeye. İlk zamanlar "yorulunca şu bankta otururduk" falan diyorsun. Gün geliyor o bank ya da bu bank, umrun değil.- Onsuz alışveriş yapmaya alışıyorsun. Bir zamanlar kendine sadece onun sevdiği şeyleri aldığını farkedip "iyi ki yok" bile diyebiliyorsun hatta.- Sesini duymadan günler geceler geçirmeye alışıyorsun. Zaten sesini duyup ne yapıcan boşver, son zamanlarda iyice darlıyordu seni hatırlasana.- Instagram'a hangi fotoğrafı koymuş diye bakmamaya bile alışıyorsun.- Başkasıyla olabileceği fikrine de alışıyorsun. Elin kolun bağlı sonuçta. Yapmaz deyip kendini avutma, yapıyor. Senden sonra kimse olmadı falan, büyük yalan, salak mısın? Sen olmadın mı başkasıyla, ordan yola çık, ordan çalıştır kafayı.- Henüz alışamadıysan da rahat bırak, zorlama kendini. Belki çıkıp gelecektir bir gün. Belki eskisi kadar istemen ve çok özlemen gerekiyordur onu. Belki doğru olan onsuzluğa alışmamaktır.- Hem ne demiş Arnon Grunberg abimiz; "Her şey bir nedenle olur, olmuyorsa onun da bir nedeni vardır" demiş... O yüzden akışına bırak.Pozitif ol olumlu düşün, yani diyor ki;- Trafiğe çıkma, evde kazak ör. Â Sevdiceğine hatalarını söyleme, içine at.- Basküle çıkma, baskülü kır.- Haber izleme, gündemi takip etme, gözünü kapat.- Terfi eden yalaka iş arkadaşına "hakettin kardeşim" de.- Eski sevgilisine dönen eski sevgiline "nikahına beni çağır sevgilim, istersen şahidin olurum senin" de. - Kira artışını batık Yunanistan'ın enflasyon oranına göre yapmak isteyen ev sahibine "müthiş hesap, tebrikler" de.Merhaba yaz- Merhaba hepsinin fragmanında kumsalda çılgınca dans eden gençler olan copy paste yaz dizileri.- Merhaba birbirini hiç tanımayan insanların mezdeke çalar çalmaz çılgınca göbek atmaya başladığı boğaz tekneleri.- Merhaba buram buram, efil efil ter kokan toplu taşıma araçları.- Merhaba bikinili yakalanmak için çırpınan çok pişmiş dana bonfile rengi tenli bikinili az ünlü.- Merhaba açık ayakkabıdan fırlayan kumpir patatesi büyüklüğündeki ayak baş parmağı.- Merhaba slip mayo giyen eski body'ci kel adam ve onun türlü türlü kasılmaları.
1- Kahvaltı hızlı servis edilmesi gereken bir öğündür. Kahvaltı yapmaya gelen insanların tahammül eşikleri düşüktür. Kahvaltıyı yavaş servis eden müesseseler başarısız olmaya mahkumdurlar.2- İlk buluşmada “Kahvaltı yapalım” diyen insanlar “akşam yemeği yiyelim” diyen insanlara göre daha bir sevgili olunası, daha bir evlenilesi insanlardır. Kahvaltı insanların en kendileri oldukları öğündür. Yeni uyanılmıştır, afyonlar patlamamıştır ve rol yapmak zordur.3-Yatakta kahvaltı hiç de öyle romantik bir şey değildir. Çarşafa ekmek kırıntısı dökmeler, yatak odasındaki o keskin yumurta kokusu, yorganın izerindeki zeytin çekirdeği falan. Yıllarca gözümüzü boyadılar, hep Hollywood’un işleri bunlar.4- Bizden önce uyanıp kahvaltı hazırlayan insana mutlu bir gün yaşatmak boynumuzun borcudur. Kahvaltı sonrası onu istediği yere götürmek gibi, beğendiği bir şeyi almak gibi, istediği bir şeyi yapmak gibi jestlerle “odun” olmadığımızı ona ispat etmeliyizdir.5- Sevgiliyle kahvaltı esnasında ilişkinin gidişatı hakkında konuşulmamalı, türlü şikayetler dillendirilmemeli, mümkünse iyi şeylerden bahsedilmeli, hatta susulmalıdır. Kahvaltı sırasındaki küçük bir gerginlik bütün gününüzü kepaze edebilir ve sonu ayrılığa kadar varacak ekşınlı saatler yaşamanıza neden olabilir. O yüzden susun ve onun gözlerine sevgiyle bakıp ekmeğinizi menemeninize banın.HAFTANIN “YUH OLSUN” DEDİRTENLERİ- Bir cenazeyi podyuma dönüştürüp ilgi çekmeye çalışan Bülent Ersoy- ”Atatürk yaşasaydı ev ev dolaşıp X partiye oy isterdi” gibi ve benzeri tweetlerle saçmalamanın ansiklopedisini yazan Tuğçe Kazaz.- Televizyonda karşılarına aldıkları politikacıyı yağlama yıkamadan geçiren bazı tiyniyetsiz gazeteciler.- Beşiktaş taraftarına yakınlığıyla çok sevdiğimiz teknik direktörümüz Slaven Bilic’in bizi şampiyonluktan eden sistemi ve oyuncu tercihleri.- Kaybettiği kedisinin ardından ağlama videosu çekip acısını şova dönüştürme peşine düşen Ömür Gedik.BU TAKLİTLERİ NEFİS YAPIYORUZ- Fena halde aşık insan taklidi.- Mesaja geri dönemeyen aşırı meşgul insan taklidi.- Çok mutlu, ultra gamsız insan taklidi.- Görmezse yaşayamazmışca özleyen insan taklidi.- Televizyon izlemeyen insan taklidi.- Kanka, kanki, kardo, panpa, pampa taklidi.- Parası için değil karakteri için seven insan taklidi.
Hayatta kafama takılan çekici ve itici hareketlere buyrun beraber göz atalım... Ama en iticisi şüphesiz yanında selfie çubuğu taşıyan erkeğin iticiliği ve elinde sürekli telefon olan kadın iticiliğidir bana göre... Sizin için nedir?İTİCİLİĞİ-Whatsapp’ta kelime kelime mesaj gönderen insan iticiliği.-”Bugün hava çok güzel” deyince “ama yarın soğuyacakmış“ gibi cevaplar vermeye bayılan, alayına negatif, hiçbir şeyden memnun olmayan, kendiyle kavgalı insan iticiliği.- Orada burada “işçi emekçi dostuyum” diye şirin şirin takılıp çalıştığı ekip arkadaşlarına dünyayı dar eden oyuncu iticiliği.- Herkesin o gündemle ilgili kendi ağzından çıkacak iki cümleyi merak ettiğini sanarak yaşayan kanaat önderinden bozma ego çuvalı iticiliği.-Yanında selfie çucuğu taşıyan erkek iticiliği. Elinde sürekli telefon olan kadın iticiliği.ÇEKİCİLİĞİ-Karşıt görüşlü gazetecilerin sorularından korkmayıp onlarla televizyon programına çıkan politikacı çekiciliği.-”Erovizyona gitmek istiyorum” diye çırpınmayan popçu çekiciliği.- Sigara dumanını burnundan çıkarmayan insan çekiciliği.-Bakkala bile topuklu ayakkabı giyerek giden kadın çekiciliği.-Oy kullanacağı sandığı bilen seçmen çekiciliği.-Hayattaki tek ideali evlilik olmayan insan çekiciliği.-İzin almadan SMS gönderememe gibi tüketici haklarını koruyan kanun çekiciliği.-”Gel beni al” yerine “orada buluşalım” diyen manita çekiciliği.-Sanal mecralarda hiçbir hesabı olmayan, tamamen hayata konsantre insan çekiciliği.-Göbeğimizi seven sevgili çekiciliği.-”Sen gel yeter, evde var her şey” diyen arkadaş çekiciliği.YAZA DAMGA VURACAK EĞLENCELİ ŞARKI NASIL YAPILIR?- Öncelikle bir tutam “göstercem gününü“ temasını alıyoruz.-Ve sonra bu “göstercem gününü“ temasının içine bir tutam da “ben çok psikopat bir kadınım ha, her şey beklenir benden” temasıyla bir tutam “er ya da geç köpeğim olacaksın” teması ekliyoruz.-Tabii ki bunun için de şarkımızın sözlerine; benim olmazsan vururum, ağzını dağıtırım, saçını yolarım, suratını parçalarım, pipini keserim gibi tehditler serpiştiriyoruz.
Evet, bugün benim doğum günüm. Umuyorum ki bu sabah yatağımdan hayatımdaki bir kaç güzel insandan gelen bir kaç güzel doğum günü mesajını okuyarak kalkmışımdır. Aksi de öyle çok üzmez hani beni, "kaderde varsa üzülmek neye yarar büzülmek" der, nakliye şirketlerinden gelen doğum günü sms'lerine fit olurum. İlişki durumu karmakarışık bir yer değiştiren olarak nakliye şirketlerinin en gözde müşterilerinden biriyim. Unutmazlar beni. Her sene bir kamyon daha keşke biriktirmesek daha bir coşkuyla kutlayacağız doğum günlerimizi. Acıtmaz dediğimiz her şey sonradan küçük küçük ısırmaya başlıyor ruhumuzu. Her şey yolunda gitse bile, bir yanın hep eksik kalmaya mahkum sanki. Bu eksiklik kimi zaman yarım kalmış bir aşk hikayesi oluyor, kimi zaman annene söylediğin kötü bir söz, kimi zaman severek yapmadığın bir iş, kimi zaman kaybettiğin bir dost, kimi zaman da başka, bambaşka bir şey. Her yaşın ayrı bir güzelliği var lafına da zerre katılmıyorum ayrıca. Büyük bir yalan o laf. En güzel yaş kesinlikle 0-6 yaş arası. Okul yok, karne yok, vize yok final yok, manyak sevgili yok, ayrılık yok, iş derdi, para pul olayı zerre umrunda değil, herkes deli gibi üzerine titriyor. Hep bir pohpoh, hep bir "delidir ne yapsa yeridir" muamelesi. Gazını çıkardığında evde bir bayram havası. Altına işemek, halıya kaka yapmak serbest. Duyduğun en büyük yalan "yemeğini yersen sana oyuncak alıcam" yalanı. 6 yaştan sonrası tufan. Bilincin yerine gelip işin içine beyin mekanizması, akıl fikir falan girdikçe dünya yaşanması zor bir yer olmaya başlıyor. Hele ki günümüzde, hele ki ülkemizde durum daha da vahim. Her iyi niyetin altında bir çapanoğlu arar hale geldik. "Kesin bir menfaati var, yoksa bana bu iyiliği yapmazdı" cümlesi dillerimize pelesenk oldu. Az yalan söyleyen, az sahtekarlık yapan, az yüzsüz, az şerefsiz insanlara "iyi insan" der hale geldik. Eskiden "onun bunun çocuğu" dedirten şeyler yapan tiplerin aynısına şimdinin o ihtişamlı Maslak plazalarında "gerçek bir profesyonel" diyorlar. Ben yine de umutluyum Gün gelecek daha güzel, daha mutlu, 10 numara 5 yıldız insanlar olacağız. Buna inanıyorum. Ve hayatımdaki herkese çok teşekkür ediyorum. Gidenlere de, yeni gelenlere de, her zaman benimle olanlara da. Yüzümde minik bir tebessüm yaratabilenlere, bana bir toplu iğnenin ucu kadar serotonin salgılatabilenlere, "sen başarırsın" diyenlere, "sensiz oranın tadı olmaz" cümlesini kuranlara sonsuz kere teşekkür ediyorum.Neyse; şimdi çıkıp kendime bir pasta alayım, üzerine mumlar koyayım ve alkışlarımla kesip afiyetle yiyeyim... En çok da kendime ne hediye aldığımı merak ediyorum. İnşallah işime yarayan bir şeydir...Şunları bir sor kendineEn Son Ne Zaman- Gökyüzüne baktın?- Birine "gitme" dedin.- Her şeyi oluruna bıraktın.- Bir insanı çıkarsız sevdin?- Birinin dudaklarından önce elinin sıcaklığını öğrendin.- Biri için endişelendin?- Çalışma arkadaşını onore ettin?- Annene, babana, arkadaşına "seni seviyorum" dedin?Anlatsana biraz...- Bunca güzel ve klasikleşmiş 23 Nisan şarkımız varken, "23 Nisan şarkısı benden" deyip bunu kendine görev edindin Sinan Akçıl, anlatsana?- Oraya gitmek için 500 parende atarken, şimdi zorla götürülmüşsün gibi "ana baba bacı gardaş" diye zarıl zarıl ağlıyorsun Survivor yarışmacısı kardeş, anlatsana biraz?- Neden sürekli korna çalıyorsun trafiğin saykosu, anlatsana biraz?- Neden bu aralar olur olmadık zamanlarda sürekli arıyorsun ve darlıyorsun herhangi bir call center'cı kardeş, anlatsana biraz?- Neden o koca köşende iki günde bir "sürekli ünlülerle haşır neşirim" temalı yazılar yazıyorsun layf staylı yazarı çok gezen kardeş, anlatsana?- Neden terfi etmene giden tek yolun birilerinin ayağını kaydırmak olduğunu düşünüyorsun beyaz yakalı kardeş, anlatsana biraz?- Neden rakip partilere oy vermeyi düşünenlerle fikir alışverişi yapmak yerine sanal mecralarda ana avrat küfrediyorsun klavye delikanlısı kardeş, anlatsana biraz?- Kısa mesafe yolcu binince neden makaslar atıp, ani frenler yapıp aklınca yolcunu cezalandırıyorsun taksici kardeş, anlatsana biraz?
Bu yazıyı “ayrılık da sevdaya dahil” diyen, o en güzel duyguların insanları için yazıyorum sevgili okuyucu. “Valla benim için biten bitmiştir giden de cehennemin dibine gitmiştir, çok da tın, çok da fifi” diyorsan gazeteyi yere bırak ve ekmeğini menemenine banmaya devam et. Biz bu Pazar burada biraz etik, biraz duygusal takılacağız müsaade edersen eğer. Ayrılık sonrasının yazılı olmayan kurallarını deşeceğiz.Ama tabii ilişki var ilişki var. İki günlük aşna fişneyle 2 senelik ilişkiyi kıyaslayabilir miyiz? Kıyaslayamayız. Oysa ikisine de ilişki deniyor evrende. Ne kadar beraber oldun, nasıl ayrıldın bunlar önemli şeyler. Nasıl ayrıldın kısmını baz alırsak yanarız, bütün gazeteyi bana ayırmaları lazım. Milyar tane farklı insanın, milyar tane farklı insanla, milyar tip ilişkisinin, trilyon tane ayrılık nedeni. Yaz yaz bitmez. O yüzden ben kimsenin yatakta, sokakta, telefonda, başkasıyla basılmadığını farzedip, akça pakça ayrılık nedenleri olduğunu düşünüp, süre meselesini ana kriter yaparaktan ayrılık sonrası anayasasını şu şekilde dallandırıp budaklandırayım dedim;1 gün - 1 hafta arası1 ila 1 hafta arası süren ilişkilerde, “pardon ilişki demişim” diyesim geldi. Neyse işte böyle şeylerde ayrılık sonrası pek özenli olmaya gerek yok. Biter bitmez hemen yeni bir sevgili kovalanmaya başlanabilir. Zaten bu tarz ayrılıklara ayrılık demeye de gerek yok bence. İki tarafta ne olduğunu anlamadığından bitirme sonrası böyle şekile şukula jeste, adamlığa falan gerek yok. Eğer mallık yapıp bu sürede instagrama beraber fotoğrafını falan koyduysan o fotoğrafı hemen sil, takipten çıkar ve engelle, Twitter’da da takibi bırak ve engelle, Facebook’ta mal gibi ilişki durumuna var yazdıysan hemen değiştir arkadaşlıktan çıkar ve engelle, hediye aldıysan geri iste, telefonunu sil, hayatından hemen çıkar. Yani bütün çirkeflikleri yapabilirsin kısacası. Adını sorsam hatırlamayacaksın nerdeyse be, ne şirinliği? boşversene. Demet Akalın ablamızın da dediği gibi umalım ki bu geçici hevesinin tadını çıkarmışsındır.1 hafta - 1 ay arasıTam havaya girerken ayrılık olmuş, böyle kalakalınmış, yazık. Oysa 1 hafta eşiği atlatılmış küçük küçük seni seviyorum lafları edilmeye başlanmıştı. Bünyelere “Oha çok mutluyum” düşüncesi telkin ediliyor, buluşmalara uça uça gidiliyor, onun whatsapp mesajlarına saniyenin binde birinde dönülüyordu. Derken bir anda bitti ve dımdızlak kalındı. Eğer yüz kızartıcı bir suç yoksa ayrılık sonrası en az bi 3-5 gün falan durup hiçbir şey yapmadan beklemek yakışan hareket olur bence. Yani o 3-5 gün “oh be kurtuldum, dünya varmış“ temalı şeyler yazmasan Twitter’a ölür müsün? Evet tamam cıvırların olduğu çok meşhur bir gece kulübünde check-in yapıp “Nişantaşı merkez, çok seksi herkes” diye bir şey yazmış olabilir o, ama sen yapma. Stalklamayı da kes yavaş yavaş. Telefonundan fotoğraflarınızı da silebilirsin. Ama yeni macera için de 3-5 gün sonra kudurmaya başlayabilirsin bence. Mahsuru yok.