BAŞLAR başlamaz yenildik. Hem de farklı yenildik. Peki neden? Çünkü kötü oynadık... Kötü de oynamadık, çok kötü oynadık... Pardon, hiçbir şey oynamadık!BÖYLESİNE yetenekli futbolculardan kurulu milli takımımızın farklı yenilmesini eleştirmeyecek miyiz? Tabii ki eleştireceğiz. Mesela Selçuk, Emre, Arda gibi üstün yetenekli futbolcularımıza 'neredeydiniz' diye sormayacak mıyız?, Tabii ki soracağız. 3. golde Ersan'a "Adam yanından gidip gol vuruşu yapıyor. Niye müdahale etmiyorsun?" demeyecek miyiz? Tabii ki diyeceğiz. Yediğimiz 2. golde Onur'un çabasına rağmen top içeri düştü.Ama içeri düşmese bile adam neredeyse evden gelip içerideki topu tamamladı. Defans oyuncularına "Kardeşim adam evden gelip topa vuruyor, neredesiniz?" demeyecek miyiz? Tabii ki diyeceğiz ve bunlar için eleştireceğiz. Ama kırmadan dökmeden... Çünkü daha kazanılacak puanlar var. Haklı olarak diyeceksiniz ki: "Bu futbolla mı?." Tabii ki değil. Ben şuna inanıyorum bundan sonraki maçlarda böyle kötü bir milli takım seyretmeyeceğiz.BU FUTBOLCULAR BİZİM90 dakikada girdiğimiz gol pozisyonu 2-3'ü bulmaz. Zaten en net pozisyonu 69'da Burak Yılmaz kaçırdı. Kontrolü mükemmel, vuruşu ise berbattı.ŞURASI kesin ki, fizik gücü yüksek bir takımla oynadık. Ama şu soruyu da sormadan edemiyorum; onların fizik gücü iyi ama bizim de Arda, Selçuk, Caner, Emre gibi çok iyi pas yapan oyuncularımız var. Peki niye buna rağmen pas yapamadık diye eleştirmeyelim mi?ÖZETLE kötü bir başlangıç yaptık. Yine üstüne basa basa söylüyorum, bunu fırsat bilip de "İzlanda gibi bir takıma nasıl 3-0 yenilirsin kardeşim!" diye belden aşağı vurup, kırıp dökmeyelim. Bu futbolcularla 3 puan kaybettik. Ama şunu da unutmayalım ki kazanacağımız maçları da bu futbolcularla kazanacağız.
ÖNCELİKLE şunu söyleyeyim; kazanmamıza rağmen hazır değiliz. Zaten Fatih Terim de bu endişesini maç öncesi yaptığı açıklamalarda söylemişti. Özellikle ilk 45 dakika tam bir kâbustu. Bir tane pozisyon bulamadığımız gibi, kalemizde de 3-4 pozisyon verdik. Kaleci Onur olmasa, Ersan, Ömer ve Mehmet Topal kademelere girip çok kritik müdahalelerde bulunmasa maç 3-0 olurdu. Sol tarafımızdan yağmur gibi geldiler. Gelen de sağ açık değil, sağ bekti.DÜN gol makinemiz Burak Yılmaz’ı sahada hiç göremedik dersek abartmış olmayız. Bunda da Burak’ı çok fazla suçlamak istemiyorum... Çünkü Burak istediği pasları ve ortaları alamadı. Orta sahada Selçuk ve Oğuzhan gibi mükemmel asist yapabilecek iki oyuncu var. Bir de bu oyuncuların ikisi birden ilk 11’deydi. Bu biraz tuhaf geldi bana. Çünkü ikisi de aynı tarzda oyuncular.İLK 45 dakika kâbus gibi bitti. İddia ediyorum, Fatih Terim futbolcuların ‘Kötü oynayın’ dese bizim oyuncuları dünkü gibi oynamayı başaramazlardı. 2. yarıya Olcan ve Emre Belözoğlu ile başladık. Hücumda daha çok görünmeye başladık ve 55’te de gol geldi. Golü Olcay attı; vuruşu çok iyiydi alkışlıyorum. Burak’ın ince pasını da alkışlıyorum. Ama goldeki aslan payı rakibe orta sahada baskı yapıp topu çalan Selçuk’undu. Zaten bu da onun maçtaki tek olumlu hareketiydi.BU TERİM’İN TARZI DEĞİLİLK yarı adeta kendi sahamıza yaslandık... Ki rakip kim olursa olsun bu kesinlikle Fatih Terim’in tarzı değil. Ben dün Terim’in takımını ikinci yarıda gördüm. Tam olarak mı? Hayır.ARDA için sevindim. Çok mu iyi oynadı? Hayır... Dikkatle izledim; hiçbir pozisyondan ‘Eyvah sakatlığım nüksedecek mi?’ diye kaçmadı. Benim için sevindirici olan Arda’nın sağlıklı olması. Genç Ozan?Tufan’ın harika golüne fazlasıyla sevindim. Çünkü her güzel hareket, her güzel asist, hele hele dün attığı gibi bir gol Ozan gibi genç oyunculara özgüven getirir.İLK yarıyı oynanmamış sayıyorum ve galibiyeti de İzlanda maçı için çok büyük bir moral olarak görüyorum. Benim gibi siz de ilk 45 dakikayı unutun, moralinizi bozmayın. Çünkü Milli Takımımız böyle kötü bir futbolu bir daha istese de oynayamaz.
JOSE Sosa... Nam-ı diğer 10 numara nihayet geldi. Beşiktaş'ın böyle bir oyuncuya ihtiyacı var mıydı, kesinlikle evet. İyi futbolcu mu, o da evet. Peki Beşiktaş'a faydalı olacak mı, işte bunun cevabını önümüzdeki haftalarda göreceğiz. Çünkü buraya ne kaliteli, yetenekli ve şöhretli oyuncular geldi ama bekleneni veremeden gitti. Dilerim Beşiktaş, Jose Sosa'da bunu yaşamaz.PEKİ gelmesine geldi de nerede oynayacak. Biliç şanslı... Elinde gerçekten alternatifi çok olan bir kadro var. Burada önemli olan Biliç'in bu kadroyu nasıl kullanacağı. Biliç'in orta saha ve forvet hattında vazgeçemediği oyuncular var mı, tabii ki var. 1- Veli, 2- Atiba, 3-Gökhan Töre, 4-Oğuzhan, 5-Olcay, 6-Bugünkü formuyla Mustafa ve Allah'ın emri Demba Ba. Eee Biliç, Sosa'nın oynaması için kimi yanına alacak? Veli mi??Iıh!.. Beşiktaş'ın en çok koşan, top kazanan ve rakibi bozan oyuncusu. Geçiniz...BİLİÇ?DÜŞÜNSÜN, ÇÖZSÜNATIBA veya Mustafa mı? Yok artık daha neler. Gökhan ve Olcay mı? Hadi bunlardan biri diyelim ama Sosa da kanat oyuncusu özellikleri olan bir futbolcu değil. Geriye kaldı Oğuzhan. Valla Biliç böyle bir tercih yaparsa peşin söyliyeyim Oğuzhan için içim cız eder.MUSTAFA şu anda Beşiktaş'ın en formda oyuncusu. Biliç sistem nedeniyle onu 2 kanatta da kullanmayı tercih ediyor. Yazık hem Mustafa'ya hem Beşiktaş'a. Sisteme ve oyuncu kadrosuna bakıyorum. Çift santrfor oynama şansı yok gibi. Hele hele de Sosa geldikten sonra. Şimdi elinde Demba Ba, Mustafa ve Cenk gibi golcülerin var ama çift santrfor oynayamıyorsun. Niye, çünkü sistem. Vallahi ben bu denklemin içinden çıkamadım. Zaten benim işim de değil. Problem Biliç'in. O düşünsün ve çözsün.
UMUTLA geldiğimiz Londra'dan maalesef elimiz boş dönüyoruz. Bu tür maçlarda gol atamazsan rakibini yenemezsin. İstanbul'da olduğu gibi, dün Londra'da olduğu gibi...ASLINDA şu gerçeği kabul etmek lazım. Arsenal, Beşiktaş'tan çok daha güçlü, çok daha iyi organize olmuş, çok daha çabuk ve hızlı oynayan, çok daha etkili futbolculara sahipti. Böyle bir takım karşısında kazanmak da zor olurdu. Nitekim zor olmadı, imkansız oldu.İYİ mücadele ettik. Yardımlaşmamız da mükemmeldi. Ama yardımlaşmamızda bir dengesizlik vardı. Orta saha oyuncuları defansa yardım etmek de çok iyiydiler ama gol atmak için hücumda da çoğalmak gerekirdi. Bu var mıydı? Yoktu, hem de hiç yoktu. Demba Ba'ya uzun toplar attılar ama sonra arkasında yardıma gitmeden ne yapıyor diye izlediler. Tamam Demba Ba iyi topçu iyi bir golcü ama Süpermen değil. Topu alsın, takımın bütün oyuncuların geçsin, kendisi gol atsın; böyle bir şey yok.BU takımın hocası Slaven Biliç... Kimin nerede oynayacağına kendisi karar verir. Ama Mustafa'nın golden uzak, sağ çizgide, sol çizgide oynatılmasına karşıyım. Mustafa 2-3 maç daha böyle oynasın gol atmayı unutur. Çocuk sağ veya sol bekin kademesine mi gireyim diye düşünmekten golcülüğünü unutacak. İlk maçta da yazmıştım, şimdi de yazıyorum: Hocam, Mustafa'yı sağ veya sol çizgide oynatacaksan hiç oynatma. Hem Mustafa'ya hem de Beşiktaş'a yazık.DEFANS SAĞLAM AMA...İKİNCİ yarıda hücum eden biz gözüküyorduk ama net pozisyonları Arsenal yakaladı. 90. dakikada Demba Ba'nın kafası az farkla dışarı çıkarken Arsenalliler'in yüreği ağzına geldi.ÖZETLE Beşiktaş bu oyun sisteminde belki çok az gol yer. Nitekim Arsenal gibi takım 180 dakikada 1 gol atabildi. Ama şu da bir gerçek ki Beşiktaş bu oyun sisteminde çok da zor gol atar.AYRICA Mustafa'yla Motta'ya ceza alanı içinde yapılan iki hareketi ne hakem ne de 6. hakem inanmadıkları için penaltı noktasını göstermediler.
BEŞİKTAŞ, Şampiyonlar Ligi'ne katılacak mı, katılmayacak mı? Bunun cevabını Olimpiyat'ta değil Londra'da alacağız. Beşiktaş maça golle başlayabilirdi ve bu gol Şampiyonlar Ligi'ndeki en erken gol olabilirdi. 5. saniyede Damba Ba'nın santradan attığı şutu, Szczesny son anda çeldi.9. dakikada Oğuzhan Özyakup’un güzel ortasında 'Baba'nın ayak içi plasesi kaleciden döndü. 43. dakikada yine Demba Ba, yüzde 100 golü kaçırdı. Düşüncesi iyiydi ama vuruş kötüydü.BEŞİKTAŞLI futbolcuları hiç ayrım yapmadan gösterdikleri inanılmaz mücadeleden ötürü kutluyorum. Hatalar ve yanlışlar yaptılar mı, yaptılar. Ama bir tek Beşiktaşlı futbolcu için hiç koşmadı, yan gelip yattı, mücadele etmedi, yardıma koşmadı, denemez.BİLİÇ'İ KUTLARIM AMA...BEŞİKTAŞ'I sanki sezon ortasıymış gibi fizik olarak çok iyi buldum. Bu nedenle Biliç'i kutluyorum. Takımı iyi hazırlamış. Tabii eleştirilecek yanları da var. Özellikle gol koklayan, rakip kaleye ne kadar yakın olursa gol atma ve attırma şansı yüksek olan Mustafa Pektemek'i sağ veya sol açıkta oynatmasını şiddetle eleştiriyorum. Mustafa'yı çizgide oynatmak Beşiktaş'ı 10 kişi bırakmak gibi bir şey. Ha kulübede oturtmuşsun, ha tribüne göndermişsin, ha çizgide oynatmışsın.BEŞİKTAŞ'IN orta sahası Necip gibi, Veli gibi çok koşan mücadele eden oyunculardan kurulu. Özverilerine şapka çıkarıyorum. Ama Beşiktaş'ta forma giyen oyuncunun nerede oynarsa oynasın biraz da yaratıcı olması gerekmiyor mu?Demba Ba yalnızları oynadıSENEGALLİ, Beşiktaş'ı gole yaklaştıran en önemli oyuncuydu. Hem de adeta yalnızları oynamasına rağmen. Kanatlardan yeteri kadar ne orta geldi, ne de orta sahadan derinlemesine pas... Tabi Arsenal de kalemizde pozisyon buldu. Ama bu pozisyonları kendileri değil, bizim futbolcularımızın inanılmaz yerlerde inanılmazca kaptırdığı toplardandı. Özetle Arsenal avantajı cebine koydu ama turu değil.
‘Efsaneler ölmez’ derler ya, işte tam da onun için söylenmiş bir söz sanki. Her insanın hayâl kahramanları vardır hani ölümsüz olan. İşte Seba da onlardan biriydi bizler için.FSANE başkan Süleyman Seba'yla o kadar çok anımız var ki.. Hepsini tek tek anlatmaya kalksam bırakın gazetenin bu sayfalarını, ansiklopediler yetmez.. Cilt cilt, nesilden nesile aktarılması gereken birçok anıyla ayrıldı aramızdan. 'Efsaneler ölmez' derler ya, işte tam da kendisi için söylenmiş bir söz sanki. Her insanın hayâl kahramanları vardır ya hani ölümsüz olan, Seba da onlardan birisiydi bizler için.ŞİMDİ herkes birbirine "Bir Süleyman Seba daha gelir mi?" diye soruyor. Bu soruların cevabını herkes değişik şekilde verebilir. Ama ben şunu üstüne basa basa söylemeliyim ki bir Süleyman Seba daha gelmez.'İNÖNÜ ÇİMİYLE GÖMÜN' SON zamanlarında durumu ağırdı, her geçen gün kötüye gidiyordu durumu. Fırsat buldukça ziyaret ederdim onu. Bir gün Şansal Büyüka, İsmail Ünal'la GATA'ya gittik yine. Yanında her zaman olduğu gibi yeğeni Tayfur Havutçu vardı. Odaya girdiğimizde 'Merhaba ağabey, nasılsın?' diye sordum. Ancak cevap veremeden boş gözlerle baktı bana. Devamlı yaptığım gibi yine elini öpmek istedim. Ancak her zamanki gibi, buna müsaade etmedi. Tam olarak kendinde olmadığı halde elini öpmek için uzandığımda, gayri ihtiyari elini çekti. Öptürmedi o haliyle bile.SÜLEYMAN Ağabey'in doktoruna 'Konuşabiliyor mu?' diye sordum. "Zaman zaman" dedi. Ve şu aralarında geçen diyalogları anlattı. Kendisine "Merak etme başkan. Çok kısa zamanda iyi olacaksın" demiş. O da "Fark etmez. Er ya da geç hepimizin gideceği yer aynı. Defnederler, üzerimize de toprağı atalar. Benimkinin üzerine de İnönü'nün çimlerini atarlar" cevabını vermiş. Doktor da "Orada çim kalmadı başkanım. Biliyorsunuz stadı yıktılar" deyince "Olsun olsun. Onlar Süleyman ağabeylerinin üzerine örtecek 2-3 metre çim bulurlar" demiş.KULÜBÜN 20 LİRASINI GETİR ÖMERBAŞKA bir anıma da Beşiktaş'ın bir maçı öncesinde o zamanın kulüp müdürü rahmetli Şevket Yorulmaz şahitlik etti. 3 tane bilet istedim Yorulmaz'dan. Ama 15-20 liram eksikti. Kendisine "Eksik parayı daha sonra tamamlarım" dedim o da "Olmaz öyle şey. Git başkana söyle kabul ederse veririm" dedi. Ardından soluğu Seba’nın yanında gittim, durumu anlattım. Süleyman ağabey cüzdanını çıkarttı, eksik kalan paramı tamamlarken "Muhakkak git bu parayı kulübe ver. Bu benim param değil, kulübün parası" dedi.KULÜPTEN çıktıktan 15 dakika, kanala varır varmaz "Seni Beşiktaş'tan arıyorlar" dediler. Telefonu aldım, karşısımda Süleyman ağabey. Sinir içinde "Kardeşim nerede bilet paraları? Neden hala getirmedin?" dedi bana. "Ağabey daha 15 dakika oldu. Birazdan getireceğim" dedim. Beni dinlemedi bile. "Ben anlamam kardeşim bu kulübün parası hemen gönder" diye fırçaladı.ARKADAŞLARINA CÖMERTTİBEŞİKTAŞ'IN menfaatlerini kim olursa olsun koruyan biriydi Süleyman ağabey. Devlet memuruydu, kısıtlı parası vardı. 3-4 kişi yemeğe gittiğimiz ısrarla hesabı yanındakiler ödemek ister ama o kimsenin cebine elini attırmazdı. Çok ısrar ederlerse de "O zaman Alman usulü olsun" derdi. Ancak iş Beşiktaş'ın parasını harcamaya gelince kılı kırk yarardı.
BEŞİKTAŞ'IN formalarına yine talep çok... Yurt içinden ve yurt dışından dostlarım, arkadaşlarım, 'ne olur bir forma' diyor başka da bir şey demiyor. Formalar gerçekten çok güzel. Özellikle de siyah olanı. Yakından bakın daha çok beğeneceksiniz. Formanın içinden sanki yüzlerce Kartal çıkıyor! Neyse...PAZAR akşamı Beşiktaş'taki Kartal Yuvası'na gittim. 3 forma istedim, baskısı ile birlikte 45-50 dakikada ancak hazır olur dediler... Dedim ki "Neden bu kadar geç oluyor", Dediler ki "Aşağıda baskıda forma var bitsin sizinkileri de basarız." Haydaaa 3 forma için 45 dakika bekleyeceğiz... Sanki takım elbise diktiriyoruz... G.Saray'dan, F.Bahçe'den dostlarım arkadaşlarım da benden forma istediklerinde onların shoplarında 15-20 dakikada dakikada hallediyorlar. Söz vermesem, beklemeden almadan giderdim.O sırada bir baba-oğul geldi... Onlara da bana söylenenler aktarıldı. 45 dakika bekleyeceksiniz! Baba, "Benim işim var. O kadar bekleyemem sonra almaya gelirim" dedi. Küçük Kartal, forma alamadıgı için ağlaya ağlaya gitti.ALMADAN ÇIKILMAZGÖRDÜĞÜM kadarı ile satışta bir genç kız ve iki de delikanlı var... Allah var haklarını yemeyelim, talepleri karşılamak için bir aşağı bir yukarı koşturuyorlar. Ama yapacakları fazla bir şey de yok. Aşağıda tek baskı makinası var, o da siparişlere yetişiyor. Kısacası gördüğüm kadarı ile Beşiktaş'taki Kartal Yuvası'nda (diğerlerini bilemiyorum) talepleri karşılayacak ne personel ne de baskı makinası var.AMA bu sorunlar Kartal Yuvası'nda ürün alacak Beşiktaşlı'yı ilgilendirmez! Kartal Yuvası'ndan sorumlu yönetim kurulu üyesi Emre Kocadağ'ı aradım... Bu yazdıklarımın aynısını ona da anlattım.. Emre kardeşim kendi işiymiş gibi beni oflayıp puflamadan, sıkılmadan dakikalarca dinledi. Hemen ilgileneceğini söyledi. Başkan, yönetim ve sevgili Emre kadeşimin bu sorunu acilen çözmeleri gerekiyor. Eğer çözemezlerse "Biz neden G.Saray ve F.Bahçe kadar forma satamıyoruz" demesinler. Bu anlattıklarım küçük bir detay gibi görünebilir ama çok önemli.TEKRAR söylüyorum... Formalar gerçekten çok güzel. Kartal Yuvası'na girseniz kesinlikle almadan çıkmazsınız. Tabii 45-50 dakika beklememek şartı ile!
BEŞİKTAŞ, Hollanda'dan 2-1 gibi Avrupa kupalarında büyük avantaj sayılan bir skorla dönmüştü. Buna rağmen Beşiktaşlı taraftarlar tedirgindi. Nedeni de Beşiktaş'ın böyle avantajlı skorlardan çok eli boş dönmüş olmasıydı. Ancak dün korkulan olmadı ve Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi için play-off turuna adını yazdırdı. Ve Biliç, başkan Fikret Orman ile yönetime "Şampiyonlar Ligi için iddialıyız ve hırslıyız ama sizin de bu takıma bir 10 numara almanız şart" diyordu. Biliç doğru mu söylüyor; evet.MAÇA gelince Beşiktaş ilk 20 dakikada sanki deplasmanda oynuyordu. Top hep rakipteydi. Beşiktaş ilk atağını Demba Ba ve Olcay ikilisiyle geliştirdi. İlk 20 dakikada top Feyenoord'daydı ama pozisyonu bulan Beşiktaş'tı. Nitekim 15. dakikada Mustafa ayağına gelen pozisyonda şut atsa belki de gol daha erken gelecekti.GOL ATMADAN MAÇ BİTİRMEZ28. dakikada hem Beşiktaşlı taraftarları hem teknik heyeti hem de futbolcuları rahatlatan gol geldi. Gol Demba Ba'ya yazıldı ama ilk maçta olduğu gibi dün de çok çalışan, koşan Mustafa Pektemek'in payı çok fazlaydı. Bu arada ikinci golde de Olcay'ın katkısı çok fazlaMUSTAFA bu performansını devam ettirdiği müddetçe Beşiktaş hiçbir maçı gol atmadan bitirmez.Bu takıma bir 10 numara şartDEMBA Ba ilk kez Beşiktaş seyircisinin önüne çıktı ve hat-trick yaptı. Kısa zamanda Mustafa ile mükemmel bir ikili olmuşlar. Biliç dün 4-4-2'yle maça başladı. Elinde Cenk, Demba Ba ve Mustafa gibi 3 santrforun varsa ikisiyle sahaya çıkmak Allah'ın emri.ŞU anda bu ikili forvette kimler olur? Mustafa ve Demba Ba gibi görünüyor. Yalnız şunu merak ediyorum, Beşiktaş 4-4-2 oynarsa Biliç orta sahada oynayan Veli-Atiba-Oğuzhan 3'lüsünden hangisini yanında oturtacak. Bu sene Biliç'in elinde alternatif çok... Beşiktaş'ı tur için tebrik ediyor ve yönetime de şu mesajı gönderiyorum: Başkan bu takıma 10 numara lazım.