LİGDE önce Erciyes, sonra da F.Bahçe’ye kaybeden Beşiktaş’ta bütün herkesin moralleri adeta yerle bir olmuştu. İşte bu moral bozukluğuyla Partizan maçına çıktılar.MORALLERİ bozuk ama Partizan’ı da 4-0 yenmiş olmanın özgüveni vardı Beşiktaşlı futbolcularda. Gerçeği söylemek gerekirse Beşiktaş, futbol olarak çok fazla bir performans ortaya koymadı dün gece. Peki nasıl kazandı? Hemen söyleyelim: Usta ayaklarının sayesinde. Kimdi bu usta ayaklar? 1. ve 2. golde büyük pay sahibi olan Gökhan Töre ile 2. golden önce Töre’ye müthiş bir pas veren Oğuzhan. Bu arada 2 gol atan Demba Ba’nın hakkını vermek lazım. Hem penaltısı hem de Gökhan’ın asistindeki gol vuruşu güzeldi.İLK 45 dakikada daha doğrusu Beşiktaş’ın 62’deki 2. golü gelinceye kadar her iki takımda da futbol adına olumlu işler yapıldığını söylememiz çok zor. Beşiktaş çok oyuncuyla defans yapan takımlara karşı bırakın golü pozisyon bulmakta zorlanıyor. Bunun çaresi ne? Kanatlardan gelmek. Kanatlarda oynayan hem Olcay hem de Gökhan içeri kat etmeyi seven oyuncular. Böyle olunca da oyun iyice sıkışıyor. Bu nedenle Beşiktaş’ın oyunu kanatlara taşıması gol için olmazsa olmazı.BRAVO SANA CENKKALECİ Cenk Gönen’e çok fazla iş düşmedi. Yediği golde hatası yoktu. Çünkü top kendi takım arkadaşına çarpıp ağlara gitmişti. Ama 90+3’te öyle bir gol kurtardı ki, uzun süredir oynamamasına rağmen kendisine iş düştüğünde işini yaptı. Bravo Cenk.ÖZETLE ligde son iki haftayı 0 moralle bitiren Beşiktaş, Avrupa Ligi’nde hem moral buldu hem de taraftarlarını sevindirdi. Bir bravo da Olimpiyat Stadı’na gelen ve futbolcuları 90 dakika boyunca destekleyen siyah-beyazlı seyircilere.AYRICA Slaven Biliç’in son iki maçta büyük hatalar yapan Necip’i sonradan da oyuna sokması son maçlarda büyük hatalar yapan genç oyuncuya moral verme açısından son derece olumlu hareketti.
VE Beşiktaş geçen sezondan beri kazanamadığı derbilerine bir yenisini ekledi. Yani 5 derbi, 0 galibiyet. Futbol olarak çok kaliteli bir maç izlediğimiz söylenemez. Unutmadan şunu belirteyim "Tek bir adam ne yapardı?" diyebilirsiniz. Ama Gökhan Töre'nin olmaması Beşiktaş'ın hücumdaki etkinliğini en alt seviyeye düşürdü.ŞÖYLE bir hafızamı yokluyorum, Beşiktaş'ın neredeyse "Ah bu da kaçar mı?" diyebileceğimiz net bir pozisyonu yok. Maça F.Bahçe sakin, kontrollü; Beşiktaş ise bir an önce golü bulmak amacıyla hızlı ama kontrolsüz başladı. Kartal'ın yediği ilk golde Necip'ten başlayıp Sivok ve Ersan'la noktalanan hatalar zinciri vardı. Ama bu arada Alper'in topu taşıyışı ve pası mükemmeldi. Alper'in de hakkını vermek lazım.MANZARA HİÇ DE HOŞ DEĞİLBEŞİKTAŞ 10 kişi kaldıktan sonra F.Bahçe özellikle orta sahada üstünlüğü ele geçiren takımdı. F.Bahçe gibi iyi futbolculardan kurulu bir takıma 47 dakika 10 kişi oynamak hiç de kolay değil. Ama 10 kişi kalmasına rağmen Beşiktaşlı futbolcular belki rakip kalede pozisyon yaratamasalar da mücadeleyi bırakmadılar. Eğer F.Bahçe bize 1-0 da yeter düşüncesinde olmayıp daha çok hücumu düşünse fark artabilirdi. Oğuzhan Özyakup, Olcay Şahan, Atiba ve Demba Ba gibi Beşiktaş'ın kazanmasında önemli rol oynayan oyuncular bu rollerini iyi oynayamadılar. Hiç etkili değillerdi.LİGDE son iki haftada kaybedilen 6 puan... Manzara hiç de hoş değil. Taraftarı, yöneticisi, futbolcusu, hepsinin birlik olup kenetlenme zamanı. Bu moral bozukluğunu bir an önce atmaları gerekiyor.YILDIRIM KÖTÜ GÜNÜNDEYDİ2-0 kazanan F.Bahçe çok iyi mi oynadı? Bence hayır. Peki çok akıllı ve sakin miydi? Evet. Kendilerinin yerine topu koşturarak Beşiktaş'ı yordular ve diri kaldılar.VE gelelim hakem Bülent Yıldırım'a. Detaylara inmeden kestirmeden söyleyeyim. Her futbolcunun kötü gününde olduğu gibi dün Yıldırım da kötü günündeydi. Bülent Yıldırım'ın özeti bu. Hele hele ilk yarıda en az 6-7 dakika uzatma vermesi gerekirken 2 dakika ile geçiştirmesi inanılır gibi değildi. Yıldırım kötü hakem mi? Bence değil. Bülent Yıldırım dün kötü müydü? Evet.
7. haftanın son karşılaşması K.Erciyes ile Beşiktaş arasındaydı. Birisi hiç kazanamamış, diğeri hiç kaybetmemişti. Yani kazanmak için oynayan iki takımın maçını izledik. Önce Erciyes'i tebrik ederim. Kazanma hırsını, oyun disiplinini, mücadelesini tebrik ederim ve doğrusunu söylemek gerekirse şuna da hayret ederim, bu takım 7. haftaya kadar nasıl maç kazanamamış?İLK yarıda Partizan maçının moraliyle Beşiktaş'ın hücum edeceğini, gol arayacağını bekleyenler yanıldı.MAÇA Beşiktaş kontrollü, Erciyes ise devamlı atak yaparak başladı. İlk 45 dakikada taraftarları heyecanlandıracak çok fazla pozisyon olduğunu söyleyemeyiz. Ama ikinci 45 dakikada öyle bir maç izledik ki hop oturttu, hop kaldırdı. Ve Erciyes'in bir yan toptan golü geldi. Beşiktaş'ın yediği klasik gollerden biri.‘BÜYÜK’ BÖYLE KAYBETMEZMAÇ yine karşılıklı ataklarla geçiyordu. Beşiktaş, Gökhan Töre'nin oyundan atılmasıyla 10 kişi kaldı. Gökhan hakeme bir şeyler söyledi mi söylemedi mi bilemiyorum. Zaten 4. hakemin uyarısıyla kırmızı kart gösterdi.BU dakikadan sonra Beşiktaş eksik kalmamış, sanki 12 kişi oynuyormuşçasına saldırdı ve Kerim'in 2 golüyle öne geçti. İlk golde Atiba'nın mükemmel pası, 2. golde ise Kerim'in vuruş tekniği mükemmeldi. Ve kronometre 85. dakikayı gösteriyordu. Beşiktaşlılar bu maçı kazandık derken kalelerinde 2. daha sonra da 3. golü gördüler. 2. golden sonra 10 kişi kalmış bir takımın böylesine oyun disiplinini unutup topyekün saldırması hataların en büyüğüydü.BANA göre diğer bir hata da ileride top tutan pas yapan Oğuzhan'ın çıkıp Sivok'un oyuna girmesiydi. Sevgili Biliç; bırak ısınmış oyuncular oyuna devam etsin. Zaten kalmış birkaç dakika.ÖZETLE Beşiktaş gibi 'Ben şampiyon olacağım' diyen, 'Ben büyüğüm' diyen bir takım bu saatten sonra maç kaybetmez kardeşim. Maçın özeti bu.
DAKİKA 88, gazeteden Beyduhan yazı için aradı. Hemen başlığımı verdim: "Hak etmedik." Tam yazıya başlayacaktım, Beşiktaş'ın penaltı golü geldi. 1-0 mağlup da olsaydık başlık 'Hak etmedik' olacaktı. Gerçekten yenilgiyi hak etmemiştik. Bu maç 1-0 bitmemeliydi. Hak yerini bulmalıydı, çünkü hakkımızdı.EN az rakip Tottenham kadar koştuk, mücadele ettik, tempo yaptık, onlar kadar pozisyona girdik... Pardon, pardon... Onlardan daha fazla pozisyona girdik. Hem de bunlar dan-dun vuruşlarla değil, organize ataklarlaydı. Ama bir türlü atamadık fakat atacaktık arkadaş.BÖYLE Avrupa maçlarında, hele deplasmanda zaten az pozisyona girerdik. Bunların birini içeri bırakmazsan puanı alamazsın. Beşiktaşlılar 1-1'lik sonuca muhakkak sevindiler. Hele bu gol son dakikada gelince. Ama açık söyleyeyim, Beşiktaş'ın dün oynadığı futbolun karşılığı 3 puan olmalıydı. Gökhan, Olcay, Demba Ba, Sosa gerçekten yetenekli ve maç kazandıracak özelliklere sahip oyuncular. Ama üzülerek söyleyeyim hiçbiri dün gerçek performanslarını sahaya yansıtamadılar. Biliç'in "1-0'da aynı 2-0'da aynı" düşüncesiyle oyuna Oğuzhan ve Mustafa'yı sokması son derece cesurcaydı.BİLİÇ bize göre sürpriz bir kadroyla başladı. Özellikle defansta Serdar ve Motta tercihi gerçekten ilginçti. Başta Sivok olmak üzere defansımız hatasız oynadı. Orta sahanın yardımı da defansımızın işlerini kolaylaştırdı.MAÇ 1-1 olmuş, Slaven Biliç 4. hakeme 'Kaç dakika var' diye sordu, hakem parmaklarıyla 3'ü gösterince Biliç, itiraz edip 'Hayır, hayır 5 dakika' diye bağırdı. Yani İngiltere'de Tottenham'la oynuyorsunuz... Biliç biraz daha zaman olsun da kazanalım düşüncesindeydi.TARAFTAR MUHTEŞEMDİİNGİLTERE'DE 1500 2 bin civarında taraftar vardı. Başlangıçtan bitiş düdüğüne kadar takıma inanılmaz bir destek verdiler. Mağlup duruma düştüklerinde bu desteklerini daha da sürdürdüler. Çünkü Beşiktaş'ın oynadığı oyunu görüyorlardı. Onlara da kocaman bir alkış ve bravo.ÖZETLE dünkü futbolun karşılığı 3 puan olmalıydı. Ama net fırsatları kaçırınca 1 puana razı olduk. Buna da şükür.
GEÇEN hafta Bursa gibi zor bir deplasmandan 3 puanla dönen Beşiktaş, geçen sezon olduğu gibi Olimpiyat Stadı'nda puanları dağıtmaya devam ediyor. En baştan şunu söyleyeyim; Beşiktaş dün 3 puanı hak edecek futbol oynamadı. Peki Eskişehir oynadı mı? Hayır. VE maç hakkı olan bir skor olan beraberlikle bitti. Beşiktaş'ın Oğuzhan gibi, Gökhan gibi, Demba Ba gibi, golü atmasına rağmen Olcay gibi skor değiştirecek futbolcuları gerçek performanslarını sahaya yansıtamadılar. Maç genellikle orta saha mücadelesi şeklinde geçti. Zeminin bozuk, hava şartlarının da son derece kötü olması, 90 dakikayı da adeta bir kör dövüşü haline getirdi. İddia ediyorum Olimpiyat'ın zemini güzel olsa hem daha zevkli, kaliteli hem de bol gollü bir maç izlerdik. Arkadaş bu zemin ayda 3-4 maçı kaldıramıyor. Zeminin çim bakımcılarında hiç kabahat yok.BEŞİKTAŞ'IN golü erken dakikalarda geldi. Her takım şunu iyi bilmeli ki, tek farklı galibiyetlerden hiç garantisi yok. Onun için 2'yi 3'ü bulacaksın.FİZİK?GÜCÜ?TEPELERE?ÇIKMALIOĞUZHAN Özyakup bir an önce fizik gücünü daha tepelere çıkarmalı. Hele hele böyle sahalarda ancak ayakta kalabilir ve yeteneklerini sahaya yansıtabilir. Anlaşılan o ki Sosa ile Oğuzhan'ı bir arada göremeyeceğiz gibi. Geçen hafta Ozzie Sosa girdi. Bu hafta da Sosa oynarsa Oğuzhan yedek kalacak.DÜNKÜ 90 dakikanın son 6-7 dakikası hariç izleyici hop oturup hop kaldıran gol pozisyonu olmadı. Son 8-9 dakikada Beşiktaş karambolden de olsa gol pozisyonları buldu ama ağları bulamadı. Sosa'nın kaçırdığı gol onun gibi usta bir ayağa ise hiç yakışmadı.MORI ACEMİCE DAVRANDIBEŞİKTAŞ'IN attığı golde ofsayt tartışması yaşandı. Vardı veya yoktu tartışılır ama Eskişehir'in attığı golde ben ofsaytlık bir pozisyon göremedim.ÖZETLE futbolun olmadığı, kör dövüşünün ön plana çıktığı dünkü maçın hakkı beraberlikti ve öyle de bitti. Ha bu arada Eskişehirli Mori'nin 2. sarıdan gördüğü kırmızı kart tam bir komedi. Böyle acemice ilk sarıdan sonra kırmızı görüp oyun dışı kalmak, sahada 8-9 dakika da olsa takım arkadaşlarını yalnız bırakmak tam bir amatörlük.
BEŞİKTAŞ, her zaman zorlu geçen Bursaspor deplasmanından geçen sezon olduğu gibi bu sezon da 3 puanla dönmesini bildi. Kolay mı oldu? Kesinlikle hayır. Zor oldu, hem de çok zor. Peki Beşiktaş hak etti mi? İlk yarıdaki oyunuyla kesinlikle hayır, 2. yarıdaki futboluyla kesinlikle evet. İlk 45 dakika sahada tanınamayacak kadar kötü bir Beşiktaş vardı. 25. dakika olmuş, Bursa’nın yedi şut atmış, Beşiktaş sadece bir.TABİİ bu arada Bursalı futbolcuları tebrik ediyorum. İlk yarıda Beşiktaş oynamadı değil; Bursa, Beşiktaş’ı oynatmadı. Öyle bir baskı yaptılar ki, Beşiktaşlı futbolcular nefes bile alamadılar. Eğer Bursa bu aralarda 1 gol bulsaydı Beşiktaş’ın işi daha da zor olurdu. 2. devreye Beşiktaş istekli başladı. İlk yarı rakip kaleye tek şut atan siyah-beyazlılar, 2. devrede inanılmaz net pozisyonlar buldu. 3 pozisyonda da Olcay vardı... İnanılmaz goller kaçırdı. Ama öylesine güzel bir gol attı ki, adeta kaçırdıkları için özür diledi.BURSA FIRSAT TEPTİİLK yarıda istekli oyunuyla Beşiktaş’ı adeta sahadan silen Bursa’nın 2. devredeki oyunun rüyamda görsem inanmazdım. Devre arasında ne değişti merak ediyorum. Biliç’in değişiklikleri de çok yerindeydi. Oğuzhan’ın çıkması doğruydu. Oğuzhan sahada yürüyordu. İlk 45 dakikada Bursa, 2. devrede de Beşiktaş’ın oynadıkları futbolun karşılığı 3 puandı. Bursa ilk yarıda bu şansını kullanamazken Beşiktaş 2. devrede oynadığı istekli futbolla çok ama önemli bir galibiyet aldı.CÜNEYT Çakır ve yardımcıları temposu yüksek maçı iyi yönettiler. Her iki takım futbolcularına kocaman bir teşekkür borcumuz var. Bize keyifli heyecanlı bir maç izlettikleri için...
ŞAMPİYONLAR Ligi'ne elveda diyen Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'ne merhaba dedi. Merhaba demesine dedi de, maalesef kötü dedi. Ama buna rağmen Beşiktaşlı futbolcuları yürekten kutluyorum. Ayaklarına sağlık, çok koştukları için... Yüreklerine sağlık, gerçekten yürekli oynadıkları için... Hem de bu zeminde. Pardon, pardon, patates tarlasında!PEKİ diyeceksiniz ki neden kazanamadı? Kazanamaz arkadaş! Böylesine maçlarda, böylesine berbat zeminde zaten çok az gol pozisyonu bulursun. Ama Beşiktaş bu berbat zemine rağmen Olcay'la, Oğuzhan'la, Gökhan'la Cenk'le net fırsatlar buldu... Buldu oğlu buldu! Ama bu fırsatları maalesef kullanamadılar. Böyle maçlarda ikinciyi bulamazsan adamın biri öyle bir zamanda senin kalene gol atar ki, çıkaracak zaman da bulamazsın. Örnek mi? İşte dünkü maç.MAÇ genellikle Beşiktaş'ın kontrolü altında geçti. Gökhan ve Oğuzhan'ın takıma gelişleri çok net ve açık belli ki bir kalite getirmiş. Gökhan'ın golü de kalite doluydu. Gökhan'ın gol vuruşu kadar, Oğuzhan'ın asisti de bir o kadar güzeldi.BEŞİKTAŞ'TA koşmayan mücadele etmeyen futbolcu yoktu. Yani 3 gün önce oynadıkları Rize maçını tam aksine Veli, Atiba, Gökhan Töre, Olcay sahada basmadık yer bırakmadılar.TARAFTAR NEREDE?YEDİĞİMİZ gol ise tam bir skandal. 1-0 galipsin, dakika olmuş 87... Hep beraber nereye gidiyorsunuz kardeşim! Franco'nun bir anlık tereddüdü rakibin golünü getirdi. Yalnız hakkını verelim Parra gelişine çok güzel vurdu.DİYECEKSİNİZ ki Sosa nasıldı? Valla 15-20 dakika oynadı. İlk dikkatimi çeken ayağıma hakim, tekniği futbol zekası olan bir oyuncu.YAZIK oldu, çünkü Beşiktaş, Asteras'tan çok daha iyi bir takım. Yazık oldu, çünkü maç boyunca hep Beşiktaş üstündü. Özetle, hep söylediğimiz gibi; bu kadar gol kaçırırsan zaten maçı da kazanamazsın.AYRICA Beşiktaş, Avrupa maçı oynuyor, 80 bin kişilik statta 8 bin kişi var. Tamam, hava çok kötü, trafik rezil de hani iyi günde kötü günde, ne oldu? Beşiktaşlı futbolcular maça gelen o taraftarlara kocaman bir teşekkür borçlu. Gelmeyenlere de hani neredeydiniz, deme hakları var sanıyorum.
BEŞİKTAŞ evinde Süleyman Seba Sezonu’na iki puan kayıpla başladı. Tabii ki bu Beşiktaşlılar için sürpriz. Ama maçı izleyenler için hiç de sürpriz değil. Eğer böylesine kötü oynarsan ve Gökhan Töre, Olcay, Cenk ve Mustafa Pektemek gibi golcülerin varken doğru dürüst gol pozisyonu bulamıyorsan bu skor sürpriz olmaktan çıkar. Açık ve net söyleyeyim; Beşiktaş dün 3 puanı kazanacak hiçbir şey yapmadı.4-4-2 oynuyorsun, ortadaki 4’lü, ilerideki Cenk ve Mustafa’ya pozisyon üretemiyorlar. Ne iştir anlamadım. Sağda İsmail, solda Motta, onların önünde Gökhan Töre ve Olcay Şahan... Ya kardeşim, insan duran toptan dahi doğru düzgün bir orta yapmaz mı! Kanatlardan orta yapmayan bir takımın forvetlerinin gol atması mümkün mü? 90 dakika boyunca rakip kaleciyi rahatsız eden şut bile atılmadı.BİR PUAN ÇOK BİLEGÖKHAN Töre’yi, Olcay Şahan’ı tanımasam, nasıl yetenekli iyi futbolcular olduğunu bilmesem, bu futbolcuların Beşiktaş’ta ne işi var diyeceğim. Beşiktaş’ın yediği gole bakın; bütün Beşiktaşlı oyuncular orada, vuran Rizesporlu Ümit... Ve top çok iyi yere gitti, Tolga’nın yapacağı hiçbir şey yoktu.BEŞİKTAŞ Oğuzhan’ı ve Demba Ba’yı aramadı mı? Evet, aradı. Ama dün onlar da oynasa bu kötü takıma ayak uydururlardı.RİZESPOR’A gelince tahmin ettiğimden çok daha hırslı ve istekliydiler. Çok iyi mücadele ettiler, biraz daha golü düşünselerdi belki de İstanbul’dan 3 puanla dönerlerdi.MAÇIN hakemi Hüseyin Göçek ve yardımcıları iyi bir maç yönetti. Peki taraftarlar neden ‘Hırsız Hüseyin Göçek’ diye bağırdılar, onu da söyleyeyim: Rizespor kalecisi Serkan maçın en az 5 dakikasını çaldı ve bunu daha 5. dakikadan itibaren yapmaya başladı. Hüseyin Göçek buna başlarda tolerans göstermese Serkan da bunları yapamayacaktı.BEŞİKTAŞLILAR yatsın kalksın 1 puana dua etsin. Çünkü 1 puan bu futbola çok bile. Ne kadar ekmek o kadar köfte misali...