MAÇTAN önce Slaven Biliç’le futbolculara ‘Sizi 2-1 galip ilan edip bu maçı oynamayalım’ deseler açık ve net söyleyeyim razı olurlardı. Ama kazın ayağı öyle değil. Maç bitiminde Beşiktaş soyunma odasının önünden geçiyordum. Futbolcular sanki deplasmanda 2-1 kazanmış gibi değil, farklı mağlup olmuş gibi üzüntü içersindeydiler. Haklılar... Çünkü Beşiktaş’ın öylesine mükemmel oynadı demeyeceğim ama öylesine akıllı ve iyi mücadele ettiği karşılaşmada bırakın gol yemeyi en az 2 tane daha atması lazımdı. O pozisyonları buldu da. Son paslar iyi olsaydı Beşiktaş 2’de kalmaz 3’ü-4’ü bulurdu.BEŞİKTAŞ’TA şu iyiydi şu çok iyiydi tabii ki diyeceğim ama ön plana çıkan şey takım ruhuydu. Herkes birbirine yardım için adeta yarış içersindeydi. Mustafa Pektemek’in işi gol atmak. İşini dün de yaptı. Alkışlıyorum ama golü için değil inanılmaz mücadelesi için.ALKIŞLAR?ATIBA’YABEŞİKTAŞLI futbolcular cesur ve akıllı oynadılar ama Biliç daha da cesurdu. 1-0 galipken bunu korumak yerine 2-3’ü bulmak için Demba Ba ve Cenk gibi golcü oyuncuları oyuna soktu. Ersan’ı Beşiktaş’ın yeni transferi olarak görüyorum. Çok başarılıydı. Kerim’in golünü de alkışlıyorum. En az 40 metre sürdükten sonra o topa gol vuruşu yapmak fizik gücü ister.DEMBA Ba’ya gelince... Fizik olarak hazır olduğunda Mustafa veya Cenk’le süper ikili olurlar. Türk futbolcuları kutluyorum ama Atiba’yı başka yere koyuyorum. Atiba bunu hem futboluyla hem ortaya koyduğu mücadeleyle hem de inanılmaz futbol zekasıyla fazlasıyla hak ediyor.TOLGA’YA fazla iş düşmedi. Buna rağmen 2 inanılmaz kurtarış yaptı.HEM Mustafa Pektemek hem de Biliç tur için temkinli konuştular. Tabii ki futbolun içinde her şey var ama ben eğer Beşiktaş aynı futbol ve mücadeleyi İstanbul’da da gösterirse tura yakın olan takım olarak görüyorum. Feyenoord seyircisi kızgın ve havalıydı. Ama bir avuç Beşiktaş taraftarı 50 bine yakın Hollandalı taraftarı fıss diye söndürdü.KARŞILAŞMANIN hakemi mi... Tek kelimeyle mi, mükemmeldi...
EŞİN peşin söyleyeyim, bu yazı G.Saray Başkanı Sayın Ünal Aysal ve Yönetim Kurulu’na akıl vermek için değil.. Haddim de değil. Sadece düşündüklerimdir. Roberto Mancini ile yollar ayrıldıktan sonra G.Saray, teknik direktör arayışına girdi.Önce Mircea Lucescu denildi, hiç ciddiye almadım. Çünkü Lucescu’nun olmayacağını adım gibi biliyordum. Yabancı ağırlıklı olmak üzere arayışlar devam ediyor. G.Saray büyük bir kulüp. Teknik direktörsüz kalmaz. Peki ama hemen burunlarının dibinde Mustafa Denizli gibi bir isim varken bu arayışlar neden?SORGULAMAK?KOMİK OLUR...Denizli’nin futbolculuk kariyerinden şüphe eden olur mu? Denizli’nin teknik direktörlük kariyerine laf söyleyen olur mu? Olursa da komik olur. Denizli, Türk futbolunu avcunun içi gibi bilir... Türk futbolcusunun ciğerini tanır. Kimse teknik direktörlük hayatında ‘Ne yapmış’ da diyemez. Yaptıklarını tek tek anlatmama gerek yok herkes zaten biliyor.BEN sadece bir hatırlatayım dedim. Top tabii ki Ünal Aysal ve yönetiminde. Onlar benden tabii ki daha iyi bilirler. Ama doğrusunu isterseniz merak etmiyor da değilim. Neden Mustafa Denizli değil de başkası veya başkaları?TÜRKİYE'Yİ TANIMALIBİR yabancının geldiğini düşünelim... Türk futbolunu tanıyacak, Türk futbolcusunu tanıyacak. G.Saray taraftarını tanıyacak. Türk hakemlerini tanıyacak... Bunları tanıması için en az yarım sezon geçer mi? Geçer.E bütün bunları bilen birisi varken bir yabancıda ısrar etmek neden? Bunu da merak etmiyor değilim.SADECE DEDİKODUG.SARAY büyük bir kulüp ve büyük bir camia. Herkes, G.Saray takımının teknik direktörü olmak ister. Tabii ki Mustafa Denizli de. Ama dedikodulara şöyle bir kulak kabartıyorum, Mustafa Denizli, G.Saray’a teknik direktör olmak için aracılar kullanıyormuş. İsmi üstünde dedikodu. Denizli böyle bir şey yapmaz. Ayrıca hiç ama hiç de ihtiyacı yok. Yine üstüne basa basa söylüyorum. Sayın başkan ve yönetime akıl vermek gibi bir niyetim yok. Ben sadece soruyorum neden Denizli değil?
SEZON içinde ‘Mustafa Pektemek’e neden yeteri kadar şans verilmiyor? Görev aldığı takdirde Beşiktaş’ın gol sayısını arttıracaktır’ diye bir yazı yazmış, Pektemek’in çok iyi bir futbolcu ve golcü olduğunu söylemiştim. Bu, Pektemek’le alakalı ikinci yazım. Eğer bu iki yazıyı ben okusaydım ‘Yahu bu Ömer Güvenç de Mustafa Pektemek’i ne kadar çok övüyor. Ya çok yakın bir akrabası ki onu kolluyor ya da menajeri’ derdim. Fakat hiç alakası yok. İkisi de değil. BİR ÇAY BİLE İÇMEDİKMUSTAFA’YLA bırakın dışarıda yeme içmeyi, Ümraniye’de oturup bir çay içmişliğim bile yok. Kara kaşına gözüne de hayran değilim. Ben sadece Mustafa’nın çok iyi bir golcü olduğuna inanıyorum. Hepsi bu. Bugünlerde ‘Mustafa Pektemek’ satılacak, ‘Mustafa takasta kullanılacak’ diye sıkça yazılıp çiziliyor. Gerçekten inanılır gibi değil. ÖNCELİKLE Mustafa, Türk statüsünde bir oyuncu. 2. olarak da Türkiye’nin en iyi golcülerinden biri. Beşiktaş olarak senin elinde böyle bir futbolcu var ve sen satmayı ya da takasta kullanmayı düşünüyorum. Diyeceksiniz ki ‘Cenk de var’. Doğru.. O da iyi bir golcü. Hele Beşiktaş gibi büyük bir takımda oynayıp, Beşiktaş taraftarı gibi coşkulu bir seyirciyi de arkasına aldığında çok iyi işler yapacağına inanıyorum. Ama ‘Cenk’i aldık ya, Mustafa’yı elden çıkartalım’ zihniyetini aklım almıyor.KİMSE YALANLAMADI MUSTAFA’NIN Cenk Tosun’a oranla artıları çok fazla. Ve ayrıca elinde Türkiye’nin en iyi iki yerli golcüsünün olmasının sana ne zararı olabilir ki? Tabii bunları gazeteler yazıyor, TV’ler söylüyor.. Ve Beşiktaş taraftarının kafasında da şu soru işaretleri oluşuyor; Acaba doğru mu? Ayrıca çok tuhaftır ne başkan Fikret Orman ne 2. başkan Ahmet Nur Çebi ne Ahmet Kavalcı ne de Önder Özen’den ‘Bunlar da nereden çıkıyor? Biz bunları satmayız’ ya da ‘Beşiktaş’ın menfaatineyse satarız’ şeklinde bir açıklama da yok. YAZILAN-çizilenler doğruysa Sayın Orman’a, Çebi’ye, Özen’e, Biliç’e ve Kavalcı’ya iki sorum var. İlki gerçekten Mustafa Pektemek’i satacak ya da takasta kullanıcak mısınız, yoksa şaka mı yapıyorsunuz? İkincide ise soruş tarzım biraz kaba olacak ama aflarına sığınarak soruyorum... Siz deli misiniz, kafayı mı yediniz?
OLCAN Adın Türkiye’deki en etkili futbolculardan biri. Takımını rakip kaleye çok çabuk taşır, sol ayak içiyle çok etkili gol vuruşları yapar, defansına yardım eder... Beşiktaş ve G.Saray’ın listesinde. Peki Beşiktaş için gerekli mi? Tabii ki gerekli ama Beşiktaş’ta hemen hemen aynı özelliklere sahip Gökhan Töre var. Beşiktaş, Gökhan’ın bonservisini alacaksa Olcan’ın transferi biraz lüks olur. Bu futbolculardan para kazanmak istiyorsa tercih Gökhan olmalı. Çünkü Adın’ın yaşı 29, Töre’nin ise 22.BEŞİKTAŞ “Param çok, ikisini de alırım” diyorsa o zaman başka. Böyle iki kanat oyuncusunu her takım ister. Ama Beşiktaş birini tercih edecekse Töre seçilmeli. Tabii ki son karar başkan, Biliç ve Önder Özen’in.AYRICA Trabzon’un Olcan’ı satacağına da inanmıyorum. Başkan ve yöneticiler satmama kararı aldıklarını açıkladılar. Ben onların yalancısıyım. Ama bir gerçek var ki; Olcan’ın 1 sene sonra bonservisi elinde olacak. MUSTAFA BIRAKILMAZ!BİR de Mustafa Pektemek için ‘Satılacak’, ‘Takasta kullanılacak’ diye yazılıyor. Acizane bir tavsiye; sakın ama sakın böyle bir yanlış yapmayın. Çünkü Pektemek Süper Lig’in en iyi golcülerinden biri.
Önce Kosova, dün de İrlanda Cumhuriyeti.. Milli Takımımız kazanmaya devam ediyor. Ben hazırlık maçı falan anlamama arkadaş. Kazanmak kazanmaktır. En azından alışkanlık yapar. Ve özellikle de Milli Takım’a katılan yeni genç futbolcularımıza özgüven getirir.DÜN İrlanda Cumhuriyeti karşısında beni en çok memnun ve mutlu eden Milli Takımımız’ın hırslı, istekli ve iştahlı futboluydu. Adeta basket takımı gibiydiler: Toplu defans, toplu hücum... Toplu defansta çok iyi olduğumuzu söyleyebilirim ama hücumda eksiklerimiz var. Zaman zaman çok hızlı rakip kaleye gidiyoruz. Peki gittiğimiz zaman çoğalıyor muyuz? Hayır. Bu önemli bir eksik. Fatih hocanın bunu halledeceğine inanıyorum.KAZANMAK için çok iştahlıydık dün. Yardımlaşma mükemmeldi. Bunların başında Ahmet İlhan'ı sayabilirim. Büyük sorumluluk alıyor. Milli Takım topu kaybettiğinde başta Ahmet İlhan olmak üzere herkesin aklında geriye dönüp defansa yardım var. Attığı golde Gökhan'ın ortası, Ahmet'in ön direğe hamlesi ve darbeli kafa vuruşu süper. SELÇUK İnan ve Nuri çok yetenekliler. Organizasyonu bu ikilinin yapması lazım. Ama bu ikilide dün bunları göremedim. MİLLİ Takımımız’ın, atağa kalkmayı çok seven iki oyuncusu var: Sağda Gökhan Gönül, solda Caner... Dün Gökhan, Caner'e oranla bu görevi daha iyi yaptı.OĞUZHAN'IN ASİSTİ MÜTHİŞTARIK Çamdal'ın 76’da attığı golde, golden çok Oğuzhan Özyakup'un akıl dolu asisti vardı. Fatih hoca iki maçtır oldukça çok fazla değişiklik yaparak oyuncuların durumlarını görmek istiyor.YEDİĞİMİZ golde ise Gökhan Gönül'ün hatası oldukça fazlaydı. Ömer'in de bu kadar kolay çalım yememesi gerekiyor. Nitekim Fatih Terim yenilen golden sonra adeta çıldırdı. İnanın maç 4-0 olsa da o golü yeseydik hoca yine çıldırırdı. Çünkü Fatih Terim’in böylesine basitçe yenen gollere hiç tahammülü yok.OYNANAN futbol bana çok keyif verdi mi? Hayır. Ama Milli Takım’ın oynama ve kazanma iştahına bayıldım. Adeta iştah şurubu içmiş gibilerdi. Şurubun ismini mi soruyorsunuz? Fatih Terim.
KOCA bir sezon acısıyla tatlısıyla, keyfiyle ızdırabıyla sona erdi. Ve Beşiktaş 3. oldu. Peki 3.’lük başarı mı? Tabii ki hayır. Kesinlikle ama kesinlikle Beşiktaş gibi büyük bir kulüp için 3.’lük başarı değil. Başarı sayılmaz, sayılmamalı... PEKİ neden Beşiktaş başarısız oldu? 1. neden: Eğri oturup doğru konuşalım. Beşiktaş’ın çok kaliteli bir kadrosu yok. 2. neden: Beşiktaş’ın yedek kulübesinde oyuna girdiği zaman skoru değiştirecek ayakları yok denecek kadar az. Ve veee 3.’sü: Beşiktaş adeta bir göçebe gibi bir Olimpiyat Stadı’na, bir Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan Stadı’na geldi gitti. Bana göre başarısızlıktaki en büyük etken buydu. Ve eğer Beşiktaş, maçlarını eski İnönü’de oynasaydı belki şampiyon olamazdı ama şunu açık ve net söyleyeyim ki, sonuna kadar bu yarıştan vazgeçmezdi. SEZON bitti. Artık Beşiktaş önüne bakmalı. Biliç’le ve Önder Özen’le kesinlikle devam etmesi taraftarıyım. Biliç, hem kendi takımı tanıdı hem de diğer takımları... Ama kadroya 4-5 oyuncu takviyesi şart. Ve onlardan en az ikisi taraftarı coşturacak, tribünlere heyecan verecek isimler olmalı..ZEVKSİZ MAÇTIMAÇA gelince Beşiktaş’ın hiç “Bu maçı kesin kazanmalıyız” havası yoktu. Zaten kalitesiz ve zevksiz bir maç izledik. Almeida’nın golü süperdi ama golden daha güzeli asisti yapan Motta’nın ortasıydı.KERİM Frei ve Ramon Motta Beşiktaş’ın en iyi oyuncularıydı. Daha doğrusu kötünün iyileriydi.HAKEME gelince... Hocam, Beşiktaş lehine penaltı, penaltı değil. Hocam, G.Birliği’nin bir penaltısını yedin. Hocam, Oğuzhan’a çıkardığın kırmızı kartta sonuna kadar haklısın.G.BİRLİĞİ ligi 9. bitirdi. Ve bu dereceyi yaparken de takır takır futbol oynadı. Bu nedenle Mehmet Özdilek’i alkışlamak ve kutlamak boynumuzun borcu.
AVRUPA hedefi olan Sivas ile Şampiyonlar Ligi’ni kovalayan Beşiktaş arasındaki maçı Yiğidolar kazandı. Hem 3-0 gibi net bir skorla hem de takır takır futbol oynayarak.EVET Beşiktaş’ta sakatlar ve cezalılar çoktu. Ama bu dünkü farklı skor için kesinlikle ama kesinlikle mazeret olmamalı. “Beşiktaş ne veya neleri yapmadı da kaybetti?” derseniz, cevabım kazanmak için hiçbir şey yapmadı olurdu. “Peki Sivas ne yaptı da kazandı?” diye soracak olursanız, en azından kazanmak için hırsı ve isteği Beşiktaş’tan çok daha fazlaydı. 1’i attılar, 2’yi, 2’yi attılar 3’ü, 3’ü attılar 4’ü kovaladılar. 90 dakikanın hiçbir anında maçı çirkinleştirme çabaları yoktu. Beşiktaş’tan “Kim iyi oynadı?” derseniz, cevabım hiç kimse olur. “Peki Almeida daha maçın başında o mutlak golü kaçırmasaydı sonuç ne olurdu?” derseniz, inanın Beşiktaş’ın dün oynadığı futbolla yine de bu yenilgi kaçınılmaz olurdu.NE YAPTIN TOLGA?İLK yarıda top devamlı Beşiktaş’ta gibi göründü. Gerçekten de öyleydi ama rakip kaleye yakın yerde hiç ama hiç etkili olamadılar. Ne final pasların yapabildiler ne de final vuruşlarını... Yani özellikle rakip ceza sahası içinde bir kalite eksikliğinin olduğu ortadaydı. Mustafa sağ açık oynuyor, orada ne işi var? Çocuk sudan çıkmış balığa döndü, ne yapacağını bilemedi. Biliç’in sonra 4-4-2’ye dönmesi de bir şey getirmedi. Çünkü öyle oynadığında kanatlarının iyi çalışması lazım. Kartal’ın dün gövdesi olmadığı gibi kanatları da yoktu. Beşiktaş’ın skor değiştirecek oyuncuları Olcay, Oğuzhan, Almedia ve sonradan giren Gökhan gerçek performanslarının yarısını bile gösteremediler.BEŞİKTAŞ’TAN futboluyla bu kadar söz etmek bile çok fazla. Esas alkışlanması gereken Sivas’tı. Hem oynadı hem attı. Attıkları 1. ve 3. gol jeneriklikti. Kaleci Tolga’nın da yapacağı bir şey yoktu. Ama o tecrübeli Tolga öyle bir 2. gol yedi ki, bir an “Kalede Tolga mı oynuyor?” dedirtti. DEFANSTA müthiş kademe markaj, orta sahada inanılmaz pas alışverişi ve yardımlaşma, ataklara çabuk çıkma, kısacası modern futbolun gerektirdiği her şeyi Sivas yaptı. Başta hocaları Roberto Carlos olmak üzere futbolcuları alkışı sonuna kadar hak ettiler.
Beşiktaş ve Milli Takımımız'ın başarılı futbolcusu Gökhan Töre, pazar gecesi profesyonel bir futbolcuya yakışmayacak ve profesyonel bir futbolcunun yapmaması gereken büyük bir yanlışa imza attı. Önce geçmiş olsun... Ben bir daha Gökhan'ın ve diğer futbolcuların böyle bir yanlışa düşeceğini zannetmiyorum. Zaten düşerlerse ya aptaldırlar ya da futbol oynamaktan bıkmışlardır. İnanıyorum ki Gökhan'a büyük bir ders olmuştur. Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, futbol direktörü Önder Özen, A takımdan sorumlu yönetici Ahmet Kavalcı, teknik direktör Biliç ve yönetim kurulu; kendisini kadro dışı bırakmak yerine para cezası verdiler. Başkan; başkanlıkta, 2. başkan; 2. başkanlıkta futbol direktörü; futbol direktörlüğünde, A takımdan sorumlu yönetici; A takım sorumluluğunda, teknik direktör; teknik direktörlükte, kulüp yöneticileri; kulüp yöneticiliğinde çiçeği burnunda kişiler. Yani deyimi yerindeyse acemiler. Ve bu acemiler ordusu sanki işlerinde 40 yıllık tecrübelilermiş gibi Gökhan'ı kadro dışı bırakmak yerine para cezası vererek son derece akıllıca bir iş yaptılar, kendilerini tebrik ediyorum. Bu acemilerin akıl dolu kararını alkışlıyorum. AKLINI BAŞINA AL KARDEŞİMSağın, solun dolduruşuna gelmeyip Gökhan'ı kadro dışı bırakmadılar. Gökhan'ı kadro dışı bırakmak ona değil, Beşiktaş'a ceza vermektir. Profesyonel futbolcudur, para cezasını verirsin, acemiler de onu yaptı. Ama Gökhan bunu 2. kez, 3. kez yaparsa o zaman durum değişir. Para ödeyip Gökhan'a bir ders vermek isteseniz bu kadar etkili olamazdı. Gökhan'a bir kez daha 'Geçmiş olsun, aklını başına al kardeşim' derken, başta başkan Fikret Orman olmak üzere 'acemiler mangasının' verdiği kadro dışı değil, para cezası kararını tekrar alkışlıyorum.