Ön taraftaki 12 oyuncunun en defansifinin Manisapor’un iyi dönemindeki maestrosu Uğur olduğu ortadayken Şenol ve Mehmet hocaları kutlayarak başlamalı söze. Adrian, 12’de golü atarken kimbilir benim gibi kaç bin Trabzonsporlu ‘Şenol hocam, oynatmadığın dönemde bu oyuncuya bir parça da olsa haksızlık etmedin mi?’ diye düşünmüştür!Trabzonspor erken golün verdiği rahatlıkla maçı ilk uzun süre iyi götürdü. 37.dakika içinde arka arkaya Diarra ve Issac’in pozisyonlarıyla oyuna ortak olan Antalya 41.40’ta N’Dong’un kurtardığı Janko pozisyonuyla maçta kaldı.İkinci yarının hemen başında Antalyaspor beklendiği gibi oyuna hızlı başladı. Trabzonspor’un teknik kapasitesi yüksek orta sahaların defansa yardım etmemesi de Antalya’nın işini kolaylaştırdı.COLMAN FAKTÖRÜ!Tam da bu sıralarda gelen ilk penaltıyı Sapara gole çeviremeyince Antalya’nın gole gelişi hızlandı. Issac’in golüyle oyunu çevirme şansı yakalayan ev sahibi, ikinci penaltıyla yine düştü. Golü bulan Adrian, iki dakika sonra atılınca zar yine Mehmet hocanın eline geçti. Ancak ne Antalya şansını iyi kullandı, ne de Colman’ı oyuna atan Şenol hoca buna izin verdi. 2-1’den sonra gelen kırmızı kart ile iki gol, maçın sonucu (en azından zihinlerde) belliyken oluştu. Emre oyuna girdikten sona iyi işler yaptı. Adrian Trabzon’un beyni olması gereken bir oyuncu olduğu mesajını 65 dakika da olsa Şenol hocaya “artık iletmiştir” diye düşünüyorum. Antalya’ya gelince... Bu maçın izleri sadece bu maçta değil; Akhisar maçında aranmalı diye düşünürüm. Mehmet hoca da benden iyi düşünür!
KAYSERİ’NİN en büyük handikapı herkesin malumu! Eren-Zurab arkasına attığınız her topta tehlike yaratabilirsiniz! 06.07’de rakip kaleyi orta şiddette bir şutla Baroni yoklamıştı. Aynı Baroni, F.Bahçe’nin o ana kadarki tek defans arkası atılan top denemesinde Sow’un ortasına 23.39’da harika bir kafa attı; kalecide kaldı. 29.15’TE Kayseri’nin kaleyi bulan ilk tehlikesinde Sefa’nın kafa vuruşu az farkla auta gitti. İlk yarım saatin görünüşü durağan/sıkıcı şeklindeydi. Çünkü F.Bahçe, Baroni’nin sürpriz koşuları dışında ön tarafta verimsiz, iki kenar Caner-Kuyt yer değiştirmeleriyle bile etkisiz, Topal-Meireles ile hücum konusunda ilgisiz durumdaydı! 30’lardan sonra maça biraz tempo geldi. 32’DE Kuyt, 34’te Sefa’nın gol pozisyonlarıyla maç biraz izlenir hale geldi. Hele ki 41.39’da Bobo’nun kafa vuruşunun Volkan’ın göğsünden tesadüfen dönmesi maçın kırılmalarından biriydi. İlk 45 dakikada alanları iyi kapatan, rakibinin etkili ayaklarına topla hareket imkanı nadir veren, takım savunmasında başarılı, hücumda da umut veren bir Kayseri vardı. Sağ tarafta mecburi sağbek Berkay açıklar verdi. Ama ne Caner, ne M.Topal, ne Kuyt, ne Hasan Ali bir netice elde etti! 2. yarı golle başlıyordu. İlk yarıda neredeyse hiç denenmeyen Eren-Zurab arkasına top atma girişimi, 20. saniyede Baroni’ye müthiş bir fırsat getirdi. Topa sahiplenme adına bir tempo koyan F.Bahçe için maçın en önemli gol pozisyonlarından biri 55.35’te Baroni ile geldi yine! (18’e yapılacak sürpriz koşuların ne kadar tehlikeli olduğunu söylememiz gerekmez herhalde) SEZER DE İLAÇ OLMADI58’DE Sezer’in girmesi F.Bahçe adına maçın geneline yayılan durağanlığa ilaç olacak mıydı? Olmadı zannımca! Çünkü özellikle 60-70 arası Kayseri’nin yakalayıp Volkan’ı geçemediği 3-4 pozisyon var ki inanılmaz! Bobo-Cleyton ikilisine Sefa ile Mouche müthiş katkılar verdi. F.Bahçe oyunu lehine çeviremedi. Volkan ile oyunda kaldı. Akhisar maçındaki duran top taktiği ile bulduğu Kuyt golü, haneye çok önemli 1 puan yazdırdı. O 1 puanı alan adam tek kelimeyle Volkan’dır! 90.35’TE Semih’in kendini ispat çabasıyla vurduğu anlamsız şut, pozisyon iyi değerlendirilseydi, 3 puanı İstanbul’a getirebilirdi! İlk yarı uyuduk, 2. yarı için herkese teşekkürler. Maçın hakkı beraberlik miydi? Tartışılır! Bence girdiği pozisyon netliği olarak 3 puanı Kayseri hak etti. Aykut hocanın Caner’e 75 dakika nasıl sabrettiğindeki çelebi hali ise tartışılmaz!
MAÇIN ilk 10 dakikasındaki oyun bize Trabzonspor’un orta saha göbeğindeki üç iyi top kullanıcısının (Soner, Adrian, Colman) çeşitli varyasyonlarla gol pozisyonu üretebileceğini gösterdi. Halil Altıntop ile Olcan Adın iki kanattan destek verecek, Janko da havadan yerden, kenardan göbekten iş bitiricilerin sonuncusu olacaktı. ESKİŞEHİR bu plana uygun bir şekilde kapanan, ceza sahası içindeki ve önündeki hunide üç iyi top kullanan rakibini, iki iyi top kullanan (Tello, Alper) ve bir defansif orta sahasıyla (Hürriyet) durduruyordu. 15.dakikaya kadar Eskişehirspor kaleci artı 7 kapanan ile oynuyordu. Hatta 09.20’de Trabzon’un bunalttığı saniyelerde Eskişehir tam anlamıyla kendi 18’ine gömülmüştü.11.50’DE Olcan’ın sağ tarafa gelip attığı şut planın aksamaya başladığının habercisiydi. Tello’dan 15 dakikalık önlibero yaratan Ersun hoca stratejisini çok iyi oturtmuş, kımıldatmadığı Trabzon altılısına bir tane bile açık vermemişti. Ne olduysa 15.dakikadan sonra oldu zaten. Eskişehirspor ‘Türk Tipi Total Futbol’ anlayışıyla, sahip olduğu topları o kadar güzel kullanmaya başladı ki, o kadar harika açıldılar ki ataklarda, 20’lerde geliyorum diyen gol, plakada geldi! Diego asistinde de, Kuyt-Sow golünün aynısı Necati golünde de, Servet’in unutulmayacak slalomunda da hep boştular. Hep bomboştular! 2-0’LA girilen soyunma odasından çıkışta Trabzonspor, hafiften topa sahip oldu. Ersun Hoca hemen oyuna bir sübap; Mehmet Güven’i aldı. O da biliyordu ki rakip Trabzon ve şakaya gelmez, 2-0’a ise hiç güvenilmez! Fakat 65’te gelen Marduk’luk Servet golüyle Yanal da rahatladı. Eskişehirspor kalan dakikaları daha çok topa sahip olup, daha rahat ön alan oyunları oynayıp, az eforla rakip kaleye rahat gidip, mutlu mutlu tamamladı.OLCAN DÖKÜLDÜJANKO’YA bir top indiremeyen, kadife ayaklarından bir pazen kalitesi orta saha çıkaramayan, defansında sapır sapır dökülen, Olcan’a ara topları açmayı beceremeyen, üç golü de aynı kulvardan yiyip o kanadın önüne, berisine, gerisine çare bulamayan, garibim Onur’u doğduğuna pişman eden bir Trabzonspor izledik! Pardon izlediğimiz oyuncuların arasında 13 bordo-mavi forma giyen oyuncu vardı.HER şeye rağmen ve bordo-mavililerin aciz futboluna karşılık Trabzonspor’un gerekçe her ne olursa olsun üç hafta üst üste pazartesi oynaması adaletsizliktir.
YILMAZ hocanın dersine iyi çalıştığının sahaya yansıdığı bir 30 dakika izledik. Göbekte ilk yarının en çok mesafe kateden isimleri Sezer ile Murat’ın iki yanına koyduğu Köksal ve Aydın, öndeki Zaki-Tum ikilisini iyi beslediler. Ayrıca bol-bol Riera üzerinden oynayıp rakibi zor durumlara düşürmeye çalıştılar. Hakçası, organize değillerdi, organize olabildiklerinde de iyi bir son vuruşçularının olmamasının handikapını yaşadılar. Yılmaz Vural zaten bu sıkıntıyı (60. dakikaya kadar) öndeki iki forvetini peşisıra çıkartarak seslendirmiş oldu.SELÇUK ve Hamit’in olmamasının balans bozduğu orta sahada ilk 45 dakika boyunca ciddi bir üretim sıkıntısı vardı. Yekta cılız koşularla ceza sahasına dalsa da 13’te Riera, 20’de Melo-Elmander duvar paslarıyla pozisyoncuk üretseler de sarı kırmızılılar ilk yarı süresince G.Saray gibi gidemediler rakip kaleye. Tehditkâr atak sayısı Elazığ’da daha çoktu. Vakıa 30-45 arası zaten G.Saray topu eline aldı! İlk yarı dengede bitti. Oyunu hiç çirkinleştirmeyen, hatta Burak’ın yokluğundan istifade olması gerekenden önde bile ‘önde’ oynayan Elazığspor’un kalitesi 2. yarıya sıçrayamadı. GEÇEN seneki Süper Final’in son maçında sakatlandıktan sonra bir türlü önceki Elmander olamayan Johan’ın yerine 2. yarıda Aydın’ı kullandı Fatih Hoca. Amrabat da ona uyunca Aydın’ın getirdiği hareketlilik, 5 dakikalık bir pres ve iyi oyun da yetti Elazığ’ı teslim almak için. Ivesa’nın hatasını değerlendiren Yekta, sonraki dakikalarda da ilk yarıdaki kadar, ama daha efektif koşular yapıp hücum hattına destek verdi. Hatta öyle ki 71. dakikada girdiği gol pozisyonunda topla çok oynayıp Umut’un (bence haklı) isyanına da neden oldu. FUTBOL FANTEZİSİSONLARA doğru Elazığ’ın baskısı penaltı getirdi. Serdar kendi sağ koridorunu oyunda bulunduğu dakikalarda çok etkili kullandı... Oyuna Hakan Balta’yı alsa bile Riera’yı sol bekte bırakması hocanın bu mevkideki tercih ısrarını gösteriyor. (İspanyol’un arkaya pek çok kaçırdığının altını çizelim) Melo penaltıyı kurtararak sıkıcı sıradan bir maç gibi görünen karşılaşmaya büyük bir hikaye ekledi. Lezzetli bir maç olmadı. Rotasyon sınavını iyi veremeyen Galatasaray üç puan için mutlu olmalı.G.SARAY kazanmış olabilir. 2 puanı bir futbol fantezisiyle kurtardı. Yenilebilirdi bile... Penaltıdan önce pozisyondan sonra yazının sonuna iliştirdiğim cümleyi değiştirmeyeceğim. (Çünkü penaltı/kırmızı kart kararı sonrası hocanın tepkisini de gördüm ekranda) Terim’in Florya’ya dönüldüğünde 86. dakikada Sabri-Yekta-Umut ve Emre ile kaçırılan 4’e 2 pozisyonla ilgili söyleyeceği çok şey olacaktır!