Emeğin zaferi

28 Nisan 2014

BU şampiyonluk teknik direktör Ersun Yanal’ın... Böylesi büyük bir camiada ilk geldiği yılda şampiyon olduğu için. BU şampiyonluk biraz da Aykut Kocaman’ın.. Bu takımın temel taşlarını yerine iyi otturtuğu için...BU şampiyonluk İsmail Kartal’ın, masörün, fizyoterapistin, takım doktorunun biraz da... Gölgedeki kahramanlar olarak görevlerini kusursuz yaptıkları için... BU şampiyonluk, işte bu oyuncu grubunun... 3 Temmuz sürecinin bitmek tükenmek bilmeyen izlerini sahaya yansıtmadıkları için...BU şampiyonluk çokça Caner Erkin’in... Böylesi bir sezonda, özel hayatındaki tüm çalkantıları futbolla unuttuğu, unutturduğu için...BU şampiyonluk Yönetim Kurulu’nun... Aziz Yıldırım her ne yapmış olursa olsun, ondan gönül bağını koparmadığı için...BU şampiyonluk çokça Aziz Yıldırım’ın... Belki siz bu satırları okurken hapse girecek olmasına karşın, 3 Temmuz’dan bugüne aynı şeyleri söylediği için! HİÇ VAZGEÇMEDİLER!BU şampiyonluk F.Bahçe taraftarının... Ne olursa olsun vazgeçmediği için... 3 Temmuz sonrasında daha bir kenetlendiği için... Ama bu şampiyonluk en çok kadınların... F.Bahçe’nin kadınlarının.... Kadın ve çocuklara ait hiçbir maçta çubukluyu yanlız bırakmadıkları için... En az erkekler kadar bu işe sahiplendikleri için... Maç sırasındaki cıvıltıları tezahürata çevirmeyi henüz beceremeseler de ‘erlerinin’ yanında şampiyonluk safı tutabildikleri için...F.BAHÇE Spor Kulübü Profesyonel Futbol Takımı’nın 19. profesyonel lig şampiyonluğu kutlu olsun. Emeği geçenlerin eline sağlık... Emeğine sağlık...

Devamını Oku

Tam iki dev adam

17 Nisan 2014

KAYBEDEN üzerinden konuşacak olursak defo sayısı milyonu bulur. Bursaspor, gelecek sezon planlarını şimdiden hayata geçirmeli. Kongre falan onlar bizi aşan iç işleri ama durum sahada iyi görünmüyor; tribünde de...G.SARAY siyah ve beyaz gibi iki yarı oynadı. 45 artı 1 dakika sürekli açık veren, ilk 7-8 dakika dışında hücumda dengesiz, savunmada panik, sol tarafı yol geçen hanı bir ekip görüntüsündeydi. Bir kişi hariç! Bakın radyoda defalarca ‘23 milyon Euro’luk kontrat taahhüdü olan bir adamın’ Türkiye’ye lüks olduğunu söyledim. Fikrim değişmedi. Ancak Sneijder’in bu bedeli, oynadığında gözümüzün pasını almasının önüne geçecek mazeret olamaz. Olağanüstü oynadı. Finali getiren 45 artı 2. dakikadaki golüyle sarı-kırmızılıları oyunda tuttu. Sonraki 4 golde de o vardı. Bir destan yazdı sahada. Her yönüyle bir virtüöz olduğunu ispatladı.YARDIMCI aktör görünümündeki Sabri de yürekti, emekti. İkisi bir araya geldi, oradan final çıktı. Defansın alacalı bulacalı haline, Selçuk’un ilk yarıdaki kaybına, Burak’ın kanıksanmış yokluğuna iki adam isyan etti. Sabri ve Sneijder rejisiyle G.Saray final filmini çekti. Kalanlar... Yardımcı oyuncuyla figüran arasında gidip geldiler. Üçüncü bir adam sorsan bi saat düşünürüm. Yine de G.Saraylılar bu iki adamın sırtına basıp tur sevincini yaşarken ilk yarıdaki oyunu hafızalarından çıkarmasınlar. Orada ‘error’ tuşu halen basılı duruyor.HAKEM İlker Meral ‘YOK YOKTU’ denecek bu maçta G.Saray’ın ilk penaltı kararında ne kadar saçmaladıysa, Melo’nun sarı kartında da o kadar saçmaladı.G.Saray’a sol bek lazım! Cidden!BU kutuyu yazmaya başladığımda maçın 25. dakikasıydı. Cümlelerim şöyle olacaktı; ‘Maçın skoru ne olursa olsun bu fikrim değişmez.’ Evet maçın skoru 5-2 oldu fikrim aynı. G.Saray’a 6.5 milyon Euro’ya alınan Telles’e rağmen, hatta ondan sebep bir sol bek lazım. İlk yarıda 10-12 bindirmede neredeyse 5-6 net pozisyona giren 2 de gol atan Şener-Ferhat ikilisi ve ikiliden daha güçlü ikililer G.Saray’ı hep zora soktu, sokacak!

Devamını Oku

Bu maç niye yayınlansın ki!

7 Nisan 2014

Adına ısrarla ‘dünya derbisi’ etiketini yapıştırarak, rezilliğimizi alay konusu haline getirdiğimiz maç için futbol namına bir şeyler yazmak elbetteki her spor yazarının temennisidir! Çoğu kez olduğu gibi yine sadece bizim yayınladığımız, dünyada kimsenin iplemediği, kendi kendimize yaptığımız Türk’ün Türk’e propogandası dışında bir numaranın olmadığı aptalca bir kör dövüşü! Sayıları iki takımda en az 2-3’ü bulan futbol karakteri mahrumu oyuncular, eyyamcılığı meslek haline getirmiş hakemler! İlk yarı sahada öyle bir harp vardı ki, ikinci yarıda savaşacak takadleri kalmadı! Kavga etmekten yorulunca akıllarına top oynamak geldi. İşin futbol kısmına gelirsek. G.Saray baskıyla başladı. Burada hocanın Yekta tercihinin etkisi büyüktü. Çünkü Selçuk ile Melo’nun etkili olabilmesinin ilacı her daim Yekta. Onlara alan, zaman kazandırıyor. Dün gece bir de kendi ön alanda olumlu işler yaptı. F.Bahçe özellikle ilk yarı hiç gelemeyince öne çıkabilmek için olanağı da çok oldu. Sarı-lacivertlilerin orta sahası temposuz, topla oynamayı daha çok seven ‘Kocamanvari oyunun’ elemanlarıyla kurulu olunca, maç boyu G.Saray bu durağanlıktan faydalandı. SELÇUK-MANCINI GERİLDİ2. yarıda bir 15 dakika 10’a 11 iyi bir performans gösteren F.Bahçe, sonrasında fren yapmak zorunda kaldı. Caner ile Gökhan çıkamayınca işin rengi belli olmuştu. Gerçi G.Saray defansı 46’da Hakan, 63 ve 82’de Semih ile gole davetiyeler bastırdı ancak Emenike yararlanamadı. Selçuk-Melo ikilisinin organizasyonunda Sneijder’in nefis vuruşuyla gelen galibiyet golü, bu pusun kirin arasında kardelen misaliydi. 32’de Drogba’nın direkten dönen topu ve 72’de Burak’ın vuruşları farkı arttırabilirdi. Galibiyetin dahi gölgeleyemeyeceği Mancini-Selçuk gerginliğini önümüzdeki günlerde çok konuşuruz!En başta da belirttiğim gibi karşılaşmanın içindeki futbolu samanlıkta iğne ararcasına bulma çabasında olduğumuz bu şebelekliği, dünyadaki hangi televizyon ne diye yayınlasın ki!

Devamını Oku

Bana trip yapmasana!

26 Mart 2014

FUTBOL ile streetball (sokak futbolu) arasında bir yere koyabileceğiniz oyun oldu. 20 oyuncunun 4’ünün ön libero, 8’inin defans olduğunu düşünürsek, 12 savunmacının neredeyse tümünün bir işe yaramadığını tespit edebiliriz! Eğer bu 12 oyuncu savunma işini düzgün yapabilmiş olsalardı, Rus ruletine dönen bir 90 dakika izlemezdik.ŞİMDİ diyeceğim ki ‘çok kötü bir maç oldu’ diyeceksiniz ki ‘38 gol pozisyonu var, neyi kötü’... İşte tam da bu yüzden maç çok kötüydü. İzleyene heyecan veren her maç iyi maç olmaz; kaliteli olmaz. Futbol adına iki takım da o kadar yanlış işler yaptılar ki neredeyse her yanlış iş gol pozisyonuna döndü. Elini kolunu sallayan herkes orta sahayı kolayca geçti. Orta sahalar takımların işletim sistemleridir. İşletim sistemi çökmüş, hatta hiç çalışmayan iki takım izledik 90 dakika boyu. ESKİ TAS ESKİ HAMAM OYUNLA ilgili çok şey söyleyebiliriz. Ancak özeti Bursaspor’un beraberliği, en azından beraberliği, hak ettiği minvalde olur bu sözler. G.Saray ile ilgiliyse söylenecek söz azalıyor git gide. Chelsea’ye elendikten sonra sezonun en önemli maçını dün gece oynadılar. Bursa’nın dağınıklığından buldukları pozisyonlar dışında, eski tas eski hamam!SADECE bir sorum var! Hazırlık karşılaşması oynarmış gibi goller sonrası trip üstüne tripler atılınca halen masum G.Saray taraftarı “Basın yalan yazıyor şampiyon olmayınca” diyor mu demiyor mu? Diyorsa suçlu basındır!

Devamını Oku

Fobi sürüyor

15 Mart 2014

İlk 15 dakika klasik deplasman G.Saray’ını gördük; tutuk, bekleyen! Ancak 16.15’te Melo’nun üstün gayretiyle hazırladığı Burak pozisyonundan itibaren bambaşka bir takım ortaya çıktı. Öyle 2-3 dakikalar vardı sıkıştırılmış 24 saniye! Aydın Örs, Aydan Siyavuş setleri! Basketbola döktü bir ara! Sneijder’in, Drogba’nın, Burak’ın ağzının içine ‘al da at’ diye gönderdikleri toplarla kaçan 5-6 pozisyonla ilk yarı golsüz tamamlandı. Demir erimiş, çelik bükülmüş; Karabük teslim olmuştu!2. yarı bambaşka bir G.Saray izledik. 16-45 arasındaki kusursuz fırtına yerini melteme bıraktı. Meltem de ne; bildiğin tropikal iklim sıcaklığı! Futbol adına yapılan tüm doğrular bir kenara bırakıldı. G.Saray taraftarı bana kızabilir ancak Selçuk diye bir oyuncu var bu takımda! Üzgünüm kendisinden ‘diye’ diye bahsettiğim için. Bir takımın, hatta bir ülkenin bölgesinde en kıymetli oyuncusu bu kadar kötü olursa o takımın maç kazanmasından söz edilemez. Oyunun ‘nirengi’ noktasındaki en kilit ismi, maç boyu Karabüklü’nün en güvendiği isim oldu. Aldığı her topu onlara attı çünkü!ZEKİ MÜREN DE GÖRECEK Mİ?Mancini de efsane! 76’da Umut’u oyuna aldı (ki o da Selçuk’tan farksız) fiili 4-2-4’e döndü, hiçbir şey olmadı. Sokaktaki çocuğun dahi bilebileceği gibi son dakikaların doldur-boşalt oyununda, takımda topu en iyi tutabilen adam Drogba’yı uzatmalar dahil bitime 8.5 dakika kala oyundan aldı. Sonra da şişirmeye başladı topu.Futbolda büyük konuşulmaz; ancak 9 hafta kala F.Bahçe önünde resmi olarak 2 puan geride kal, rakibin Erciyes’i yenerse 5 olsun, Trabzon’dan da 3 alsın 8.... Sen dış sahada böyle oynarsan, istediğin kadar avun ‘Fener, Telekom’a gelecek’ diye! ZEKİ Müren de bizi görecek mi?

Devamını Oku

Fobi komikliği

3 Mart 2014

Uğur hocanın maç önü planı çok netti. Rakibin en etkili yeri olan orta sahayı kilitlemek, Mancini'nin oradaki sürprizlerine dirençli bir oyun koymak. Aykut, Kıvanç, Kaan üçlüsü tam 1 saat G.Saray orta sahasını kıpırdatmadı. Bunun neticesi olarak Rizespor da üretemedi ama plan rakibi durdurmaktı. Galatasaray 17.00'da Snijder'in pasıyla Burak'ın bulduğu pozisyon dışında ilk yarıda etkili olamadı. Beğenirsin beğenmezsin Mancini, Melo ve Selçuk'u daha etkili kullanmak için arkalarına her maç bir sübop koyuyor! Yekta (veya Ceyhun) onları daha da ileri iten faktör olarak konumlanıyor. İleri iten var da, ileri itilecek var mı? Yani Melo-Selçuk ikilisinden ligde kaç haftadır iyi bir ikili performansı gösteremiyor? Melo standardını koruyor, Selçuk kötü; Melo-Selçuk daha kötü! Bu sebeple Snijder sürekli gerilere gelip top aldı. Aldığı toplardan 2-3 tanesini olumlu değerlendirdi uzun oynayarak. Ancak attığı yerden (17.00 dışında) geri geldi toplar! Beşiktaş maçının iki iyi beki Telles ile Veysel de beklenen hücum katkısını veremeyince lezzetsiz bir maç oldu uzun süre. Çünkü 0-0, Rize'nin, Uğur hocanın istediği gidişatın skora yansımış haliydi. 46-61 arası sarı-kırmızılılar yer yer ilk yarıdan bile kötüydü. 46'da Rize'nin kaçırdığı gol, maçı başka yere götürebilirdi. Chelsea maçının aynısından Chedjou golü gelince takıma güven de geldi. 71.37'de Umut, 78.51'de Yekta iki önemli gol pozisyonunu harcadılar. Tütüneker, bu sıralarda hücumcularını bir bir oyuna aldı. Penaltı neticesinde de bir puanı...'UMUT'SUZLUK!G.Saray'ın deplasman fobisi artık 'komik' hale getirdi şampiyonluk mücadelesindeki hırsını. İçeride 3 dışarıda 1 yaz! Her iki maçta 2 puan kaybet! Spor yazarlarının hele de bizim gibi idman takip etmeyenlerin daha geniş gönüllü, az acıtıcı yazılar yazmaları gerektiğine inanıyorum. Ancak bir takımda Umut gibi, (ligde) Selçuk gibi form durumları yerlerde adamların isimlerinin oynuyor olmasına anlam veremiyorum. Mancini, Drogba konusunda haklı olabilir. Ama Didier'in alternatifi bu Umut'sa şampiyonluk yolunda umutsuzluk vardır. Bu kadar düşük tempolu bir Selçuk için kimse 'Oğlum derdin nedir?' demiyorsa ortada dert vardır. Dış sahada kaybedilen 2 puan için halen anlamsız kılıflar icad ediliyorsa, burada bir komiklik vardır.

Devamını Oku

Fıtrat...

27 Şubat 2014

İLK 11’i öğrendiğimde ilk tepkim ‘bu takım nasıl savunma yapacak!’ oldu. Telles ile Eboue’nin ileri çıkışından ötürü göbeğe Melo’nun gömülmesi sebebiyle orta sahada oluşacak boşluklar, sahaya yerleşme konusunda usta olan rakibin işine gelecekti. Süratli hücumlarla canımızı sıkabileceklerdi. Hajrovic ve Sneijder’e kanatlarını, formsuz Selçuk’a göbeği emanet etmek takım savunması açısından riskliydi. İlk 30 dakika aynısı oldu. 9’daki Torres golü Eboue’nin kaptırdığı topla hızlı geçilen metreler, mahir ayaklardan gole uzandı. MANCINI için yapabileceğimiz en önemli eleştirilerden biri ‘takımı oyun hamuruna’ çevirmesi! Ancak dün yaptığı ‘hatadan erken dönmek’ olarak adlandırabileceğimiz seviyede bu alışkanlığından sonuç çıkardı. G.Saray, oyun açısından mahkûmdu, yürümüyordu. 30’daki Hajrovic-Yekta değişikliği ile takım toparlandı. Pas kalitesi arttı. 30-45 arası topla oynamada dengeyi sağladı. Oyun yine Chelsea’nin elindeydi. Bazen aktif dinleniyorlardı. Mourinho, parselasyon konusundaki mühendisliğini ilk yarı boyunca elden hiç bırakmadı. Hakçası karşılığında bir direnç de görmüyordu. SON 8 Mİ? NEDEN OLMASIN!2. devre ise ilk yarının hücum planı, orta saha organizasyonu olmayan parçalıları gitmiş, yerine ‘geninde, fıtratında var olan Avrupa’lılığı saha seren’ bir G.Saray gelmişti. 46-70 arası kazanmak isteyen bir takım, bir Kupa-1 maçı nasıl oynanması gerekiyorsa öyle oynadı. Setsizlikten, sete; sessizlikten sese büründüler. Kanat organizasyonları, göbekten ikiye birler, duran toplardaki dikkat, hücum pres... Ne ararsanız vardı. 2013-14’ün sıfatına, kariyerine göre en formsuz adamı Selçuk’un önderliğinde harika işler yaptı. Hiçbir iş yapmadı diyebileceğimiz Sneijder bile golde asist yaptı kornerden. ÖNDE basmanın doğal sonucu olabilecek rakibin hızlı ataklarına (Ben 3 kez saydım), Yugoslav Faulleriyle yanıt verdi. Orada bile savunma aklı sağladı. Kısacası ikinci yarı futbol adına tüm doğruları yaptı. 1-1 tur için yeterli mi bilemem! Stamford Bridge’den çıkabilmek mümkün olmayabilir. Ancak dün gecenin ikinci yarısı G.Saray’ın fıtratında, geninde olan bir Avrupa’lılığı ortaya koyması açısından önemliydi. Son 8 mi? Neden olmasın!

Devamını Oku

Çare değil sorun Drogba

18 Şubat 2014

ENOH-Köksal-Murat-Tita-Serkan başdöndürücü bir ilk yarı oynadılar. Öyle ki ileride süratli topların sultanı Diarra’ya ya 1 top attılar, ya atamadılar. Çünkü ev sahibi ekibin orta beşlisi karınca temposunda mevkiisizleşmişken, çıtkırıldımlaşan konuk G.Saray göbeği onlara hiç basamadı. SAVUNMA anlamında Snijder’i geç... Melo ve Selçuk’un bilinç altındaki sarı kart korkusu, forvetten gelmeyen baskı yardımları Antalya’nın ortada istediğini yapmasına izin verdi. Tita’nın golü bu uyumsuz görüntüsüyle Burdissio’nun Chedjou’dan formayı alamayacağı intibaıı uyandırdı. Kendinden 15 cm. kısa bir adamı pozisyona sokup, bir de onu nizami şekilde engelleyemezsen, Chedjou alır formayı senden paşam! 2. gol ise 45 artı 1’de geldi! Bağıra-bağıra... Çünkü sağ kanat aynı açığı 12.12’de Murat’a, 27.24’te Vederson’a vermişti. Antalyaspor maç boyu G.Saray sağını işledi durdu. İkinci yarıda 53’te aynı yerden bir Diarra pozisyonu maçın kırılmalarındandı. SARI-kırmızılılar ise ilk 10-15 dakikasında forse ettikleri oyunun gerisini getiremediler. Rakibe orta alanda o kadar boşluk verdiler ki, Antalya’nın ayağından topu almakta, dolayısıyla pozisyon üretmekte zorlandılar. Selçuk-Melo göbeği hiç işlemedi. Ancak Melo 2.yarıda takımda ayakta kalan tek oyuncuydu. Snijder zaman-zaman göründü. Oyuncu değişikliklerinin sonrasında hareketlenen hücum hattı, Antalya’nın 80’den sonra geri çekilmesiyle anca beraberliği buldu.SARI-kırmızılılar şampiyonluk yolunda, hele de rakibi Beşiktaş ile oynayacağı maç öncesi hayati bir 2 puanı bıraktı Üniversite kampüsünde! Defansın uyumsuzluğu bunda koca bir etkendi. Telles, uyum sürecinde; hücumun yüzde 20’sini oynayamadı savunmada. Olur, alışır! BURAYI ÇİFTLİK SANIYOR!ANCAK şu Drogba meselesine bir çare bulunmalı. 33 metreden kaleye gönderip gönderemeyeceği şüpheli topu atma kredisinin bulunduğu tek takım G.Saray sanırım. O burayı bir çiftlik olarak görebilir, sevgi ve saygıyı istismar edebilir, Chelsea maçına kendini (ne demekse) saklamak istiyor olabilir. Ama birileri ona burasının G.Saray olduğunu anımsatması lazım! Hem de acilen!

Devamını Oku