MANİSASPOR ile başlamalı. PTT 1. Lig’de can derdinde olduğundan dolayı rotasyonla mücadele eden kadro, İstanbul’da 50 dakikasını 10 kişi sürdürdüğü maçta iyi bir mücadele gösterdi. Beşiktaş altyapılı Kalecisi Umut Kaya, ligde sadece bir 90 dakika oynamasına rağmen sakatlanana kadar G.Saray ataklarına iyi direndi.BÜYÜK bölümü Manisaspor’un 1. bölgesinde geçen maçın, hele de kırmızı kart sonrası bir taktik analize ihtiyaç gerektirdiğine inanmıyorum. Kuşku yok ki, maçın yıldızı bir Makedon’dan söz etmeli. 1986 Tetova doğumlu Dzemaili, İsviçre Milli Takımı oyuncusu. 6 sezon Serie A’da oynadı. 3 sezon üst üste Napoli’de görev yaptı. Bunları niye yazıyorum! Bakın biz ülke olarak sadece futbolda değil hayatın her alanında adam itibarsızlaştırmakta, onur suikasti, asalet katliamı, saygı cinayetleri ifa etmede dünya lideriyiz.ARTIK İKİ SEÇENEĞİ VAR...SAKATLIĞI öncesi de sonrası da Hamza hoca onu takımda hiç düşünmedi. Hatalı mı? Hayır! Ancak çıktı ‘Ben futbolcuyum arkadaş!’ dedi. Attığı gol, yaptırdığı penaltı, 4. golün asist başlangıcından söz etmiyorum. Maç boyu modern bir orta saha oyuncusunun ceza alanı içine koşu yapabiliyor olmasının ne anlama geldiğini gösterdi bize Tetova’lı! “Manisa maçında bunu kolay yapabildi!” bahanesine sığınacak olanlara özetlediğim kariyere bakmalarını öneririm. Şimdi Hamza hocanın elinde bir değil; iki seçenek var. Selçuk’u, Wesley’nin yerinde, onu da gerekirse solda kullanmanın kartı var hocanın elinde. Kimbilir belki de F.Bahçe önüne Hamit-Dzemaili önlerinde Selçuk solda Wesley türü daha orta saha özelliği yüksek bir organizasyonla çıkabilir G.Saray.MAÇA gelince! 30 civarı şut attı. G.Saray! Diğer Makedonu da 2. yarı sahneye çıktı. Fark 4 oldu. 3-4 tane direkten dönen topu var. Maçın taktik analizi açısından yapılabilecek en önemli tespit; “Bu takım artık soldan en az iki kişinin organizasyonlarıyla ceza alanına girebilen bir takım oldu” türü bir farklılıktır. Gerisi Tetova’lıdaydı dün gece!
BURAK, varlığından çok yokluğunda kıymeti bilinen bir oyuncu. Bunda en önemli faktör Sneijder’in onsuz daha az faydalı oynaması! Diyeceksiniz ki ‘maça damga vuran bir adam nasıl az faydalı olur?’ Wesley’in solunda Yasin, sağında Bruma, önünde Umut... Bu üç oyuncunun da ona uyması, o kaliteyle müsemma oyun geliştirmesi söz konusu olmayabiliyor. BURADA gerek 10, gerek 9 numara pozisyonunda oynasın gözler Burak’ı arıyor. Yıpratıcı koşularıyla, son vuruşlarındaki yeterliliğiyle, Selçuk ile uyumuyla! Umut ezelebed bu takımın 1.santrforu olamayacak. Çünkü G.Saray’ın dün gece gerçek bir santrforu olsa ilk 20 dakikada 9 orta 6 şut 5 korner performansından sadece 1 gol çıkmaz, minimum 3 gol bulması gerekirdi.BİR diğer önemli isimse Hamit! 3 hafta öncesine kadar ‘Dzemaili muamelesi’ gören deneyimli oyuncu, artık sadece karakteriyle değil; oyun karakteriyle de saygı görüyor. Müthiş bir orta saha performansı gösterdi. 11 top kaptı. İkili göbeğin vazgeçilmezi olacağının mesajını verdi.EN BÜYÜK KOZ SNEIJDERSON notlarım derbiye ait! 1-) Burak eğer derbide forma giyemezse ve bunun o meşum sakatlığından kaynaklandığı tıbben tespit olunursa, Hamza hoca olası bir yenilginin faturasını tek başına öder! 2-) Her maç gol yiyen G.Saray’ın F.Bahçe’nin etkili hücumcularına ekstra önlemler çalışmaları gerektiği aşikar! 3-) Sneijder’in alındığı zaman 23 milyon Euro’yu bulan toplam maliyetine o dönem itiraz etmiştim; bugün de ekonomik itirazım bakidir. Ancak böyle büyük bir klası izleyebildiğimiz için çok şanslıyız! 4-) Kendisi de Aslan’ın 8 Mart’taki en büyük kozu.
BU maçın benzerini 8 Kasım’da bu stadda izledim! Özdilek yönetimindeki Rize, aynı dakikalarda bulduğu golün ardından Akhisar gibi oynadı ve kaybetti! Çünkü rakip F.Bahçe’ydi. Kaliteli ayaklardan sonuç bulması mümkündü; öyle de oldu. O maçta o güne kadarki en iyi Diego performansını izledik. İsmail hocanın dün gece içinde o maçı anımsayamadığını düşünüyorum. Anımsasa, bu tip 8.5 kişiyle gömülüp 1.5 kişiyle atak yapan takımların en iyi çözücüsü Diego’yu 79 dakika yanında oturtmazdı. GÜRAY’IN dillere destan golü sonrası Akhisar gömülmeye karar verdi. Neredeyse kendi birinci bölgesinin içinde yığıldı kaldı Ege ekibi. İsmail hocaysa 20’lerden itibaren o Akhisar’a 2 stoper ve Topal ile önlem (!) aldı. Alves’in yerine Diego’nun oyuna girişi sarı-lacivertlilerde; öne geçmenin şaşkınlığını yaşayan rakibe karşı “netice” demek olabilirdi. Diego en az 60-70 dakika bu takımın gerek ikiye birleriyle, gerek şutlarıyla, gerek çalımlarıyla çözücüsü olabilirdi. Hoca buna gerek duymadı.EMENIKE BİLE İYİYDİF.BAHÇE geçen hafta 5-0 kazanırken 1.yarı kötü oynamış; 2.yarı kalitesiyle maçı almıştı. Bu maçta ise geçen haftadan çok daha iyi oynadı ancak 2.’yi bulamadı. Bulsa çok şey değişirdi. Oyun olarak sarı-lacivertlileri eleştiremem! Her şeyi denediler; çok gol kaçırdılar.İKİNCİ yarı Emenike bile iyiydi. Son 10 dakikaya gelene kadar kaybettikleri büyük eforun cezasını Vaz Te kesti. 33 hafta sonra Saracoğlu’nda kaybedilen puan sıkıntı yaratır. Derbi yolunda en büyük kazanç ise Caner’in gelecek hafta cezalı olacak olması!
G.SARAY için her şey çok iyi başladı. 9’da Yasin’in ceza sahası içine düşen topu net bir vuruşla ağlara göndermesi, takımdaki ‘soğuk Sivas’ta zor maç’ psikozunu aşmaya yardımcı oldu. Kadir-Mehdi-Adem göbeğini rahat aşan sarı-kırmızılılar, Burak’a 2 gol pozisyonu hazırladı. O sıra oyunun dengesini kuran ev sahibi; Kadir’in yerine Batuhan oyuna girdikten 2 dakika sonra golü buldu. Duran toptaki faul ‘tartışmasız!’ Yani uzaktan yakından ilgisi yok faulle. Ancak hakemin bu büyük yanlışına G.Saray seviyesindeki oyuncuların duran topta pozisyon alamamaları hatasını da eklemeli! 7 oyuncu üzerinden geçen bir top uzak altıpastaki Aatif’ın önüne düşüp gol yiyorsan, hakem kadar hatayı senin alan/adam savunman da yapıyor demektir!İKİNCİ yarı Olcan’ın yarısıydı. O da neredeyse G.Saray’ın yarısı! Soldan 49’da aktı geldi; kendi vurdu sonuç alamadı. 56’da ise Burak’ın golünü hazırlayan isimlerin birincisi oldu. (90 artı 1’de de denedi) Sivasspor, 11 dakika topa daha çok sahip oldu. G.Saray bu bölümde gol yemeyerek oyunun içinde kaldı. Çünkü o baskı sırasında bir gol yemenin, o golün sonrasında maçı çevirmenin kolay olmayacağı dakikalar başlayabilirdi. Sarı-kırmızılıların egemen bir oyun sergilediğini ‘maç boyu’ söylemek güç! 56’da Burak’ın çaba ve takibiyle, 67’de de Telles’in akıllı koşusuyla gelen goller ile ‘kağıtta zor olan maç’ kolaylandı!KOLAY GALİBİYET3-2’YE rağmen G.Saray oyununu bütünüyle beğenmek mümkün değil. Zaman-zaman rakibe uydular; iyi bir deplasman oyunu oynadılar. Beklenenden kolay bir dış saha maçı oldu.Bunda Sergen hocanın topla oynama konusunda hasis davranmayan oyuncu tercihlerinin de etkisi oldu. Cicinho, Olcan’ı maç boyu birkaç kez kaçırınca maçın düğümü oradan çözüldü. Olcan, birçok otoritenin haklı eleştirisinin sonrasında bu maçta ilk kez iyi oynadı. Hamit’in futbol aklını, Burak’ın fırsatçılığını ve çabasını, Yasin’in forma mücadelesini saygıyla anmak gerek.
ÜM maça yayılması beklenen, nefis gollerle süslenen bir ilk yarı! Tribüne o soğukta gelen insanlara saygısız futbolun adresi ise 2. yarı. Hamza hoca, 2. yarı için mutluysa, bize 3. kişi olmak düşer! Anlayamadığım bir noktada da Yasin’i bu takıma kazandıran Hamzaoğlu, tam kıvamına ulaşıyorken çıkarması. Skor sende, adamın ayağı sıcak, 2 asist yapmış, dakika almaya ihtiyacı var, Türk olması itibariyle sana lazım... Niçin oyundan çıkar ki! BALIKESİR’İN gol vuruşlarındaki kalitesi, 2 akşam önce G.Antep seviyesinde olmasaydı maçın daha farklı bir sonuçla bitmesi mümkündü. Ancak, Bal-kes’e gel oyna, ben ileride (Sneijder hariç) ‘Şımarayım’ diyen de ev sahibiydi. Büyük takımların zaaflarının kazandığı zaman görülmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Hamza hoca 2.yarıdaki oyundan müsterihse kimsenin bir şey söylemeye hakkı yok!
OKAN Buruk’u tebrik ederek başlamalı söze. Bu kadar resmi bozuk, ne oynadığı belli olmayan, kalitesi düşük bir ekiple 20 haftada 27 puan alabilmek büyük iş. Muhammet dışında belki kaleci Karce’yi bir takımınız olsa almayı düşünürsünüz! Kalanı mafiş! Bu niteliksizliğe rağmen o Antep 10 ile 40.dakikalar arasında F.Bahçe’yi teslim aldı. 4’ü net 6 pozisyon buldu. İşte orada takıma sirayet etmiş kalitesizlik maça damga vurdu. KARTAL’A ELEŞTİRİM VAR!F.BAHÇE önce maçın başında, sonra ise 2., 3., 4.gollerde ‘büyük takım ile küçük takım arasındaki farkı’ herkese gösterdi. Maçın skorunun 5-0 olduğuna bakmayın. Dörde bölünmüş bir müsabaka izledik. 1-) İlk on dakika bir gol bir net pozisyonla F.Bahçe üstünlüğü, 2-) 10 ile 40 arası 4 net 6 pozisyon ve bol porsiyon G.Antep beceriksizliği, 3-) 40 ile 58 arası ‘eh işte’ dengesinde giden bir maç, 4-) 58’de Kuyt ile kopan, rakibin sağ tarafını otobana çevirip farka giden F.Bahçe5-0 kazanan takımın hocası eleştirilir mi? Kimine göre hayır; bence bu maçta koca bir EVET! Emmanuel Emenike, Kuyt, Sow ile başlayıp; ardına Diego’yu monte edip; bir de sakatlıktan henüz çıkmış bir Emre’yi koyarsarız maçın 30 dakikası rakip sizinle top gibi oynar.KALİTE VE DENEYİM FARKIİKİNCİ yarı oyuna Alper’i almazsanız 13 dakika daha dengeyi lehe değiştiremeyip Selçuk ile 1-0’ı koruma telaşına giderseniz birileri de çıkıp sizi eleştirir. Çok kullanıyorum bu tabiri ama DEM, KALİTE, DENEYİM gibi kavramlar sarı-lacivertlilerin en büyük desteği. İsmail hoca bazen bunların gerisinde kalıyor. Kuyt’ın, Sow’un oyun/oyuncu karakterleri, Egemen, Alves ve Selçuk deneyimleri; kötü M.Topal’ı, Emre’yi kamufle etti.TRABZON maçında oyununun karşılığını alamayan F.Bahçe, bu kez rakibin kalitesizliğinden istifadeyle kazandı. Hatice Teyze gündüz düşleri kurmayı sürdürürken Netice Abla, mahallenin en konuşulanıydı.
KUŞKUSUZ maçı izleyemeyip sonuca bakan, bir de 3 dakikalık özetleri seyredenler harika bir G.Saray oyunu algılayacaklardır. Zinhar yanlış! Zinhar gerçek dışı! İkinci yarı sadece 2 pozisyon ve 1 gol! İlk yarı 4-5 pozisyon, bol porsiyon beceriksizlik.ŞUNU önyargısız kabul edelim. Benim için gerçek bir emek kahramanı olan, alnından düşen her damlanın altın olduğu Umut, üzgünüm ki; G.Saray santrforu değil. Yine üzülerek bildirmeliyim ki olamayacak. Bu formada Metin, Gökmen, Tanju, Hakan türü efsanelerin golcülüklerini tarih yazmışken Umut, hep bir kulübe umudu olarak adlandırılacak.Burak’ın bile tartışıldığı yerde kusura bakmasın G.Saray’ın ancak emek umudu olabilir; santraforu değil. 15 Mart 1983 doğumlu bir adama 32. yaşının son günlerinde son vuruş öğretilemez!İLK yarıdaki gol pozisyonlarında hem Umut, hem Emre sonucu elde edemeyince, zaten oyuna ortak olan Eskişehirspor ikinci yarıda tam gaz güvenle bastı marşa. Sınırlı güçlerine rağmen harika bir 2. yarı oynadılar. Farkı yine büyük takımın demli hali belirledi.MEHTER SEVİYESİ...CEZA sahasında bitirici son vuruşları yapamayan, kale alanına geldiği organize atakları sonuçlandıramayan Emre Güral ile ciddi bir şanssızlığı yaşayan Es-Es’in önünde bir de Fernando Muslera diye bir dev vardı. Bin atlı Es-Es akınlarda çocuklar gibi şen olsa da; bin atlı o gün dev gibi Urugaylı’nın saygın direnişine karşı koyamıyordu. Golde hatalı da olsa ‘oradan bir üç puan daha rica ediciiim’ türünden bir Halit Akçatepe repliği koydu puan rejisine!G.SARAY taraftarı şapkasını önüne koymalı. Bu takımın bu halde kalan haftalarda bu formuyla şampiyonluk mücadelesini sürdürmesinin olanağı sınırlı. Temposunu mehter seviyesinden, melodisini Feraye Zeybeği kıvamından öteye taşıyamazsa ‘suyun öte yanından gelen’ genç adamın işi hayli güç olur.SON not zemin ve taraftar için! Eskişehirspor yönetimi bu rezil zeminle ve uyguladığı saçma bilet satış politikasından ötürü 111 biletle gurur duyabilir! Artık bozdurup bozdurup harcasınlar kazandıkları bilet paralarını!
SONUCU üzerinden okunabilecek bir maç değil. Alt lig takımları için yerel kupaların en önemli nişanesi gidebildiği yere kadar gitmektir. Balçova da 6 maçlık serüvenini onurla tamamladı. 3-1 değil 13-1 de bitebilirdi maç. Çünkü G.Saray’da mesleğine saygı duyan birçok oyuncu gördük.BİR türlü dikiş tutturamayan Tarık ile hatalar kalecisi Eray’ı, bir parça da Yekta’yı kenara bırakırsak; herkes bu resmi idmanı, esameli antrenmanı görevlerini eksiksiz yaparak tamamladılar. Yasin, Hamza hoca döneminde formaya ciddi ciddi asılıyor; akşamın iyilerindendi.KORAY ve Hakan iki büyük savunma ustası. Futbolculuklarından öte, profesyonelliği, görev adamlığıyla büyük saygıyı hak ediyorlar. Hele de Hakan Balta... Bu tantana arasında bu kadar soğukkanlı, olgun ve dayanıklı... Kutluyorum. Ama en büyük kutlama Sneijder’e. Wesley, 4. Lig ekibi rakibi önünde sanki ªampiyonlar Ligi maçı oynuyormuşçasına disiplinli. Maçın her yerinde var! Harika işler yaptı. Diyebilirsiniz ki ‘rakip ne ki?’ Kabul kıyas götürmez! Ama onun mesleğine duyduğu büyük saygıyı herkes bir kez daha gördü. Saygıyla eğiliyorum. Melo’nun penaltı atarkenki laubaliliği ne kadar boşvermişse, onun topla sevişmeleri o kadar şehvetliydi.ŞAMPİYONLAR LİGİ KADROSU!HAMZA hoca gelecek perşembe Konyaspor ile içeride oynayabilmek için maçı ciddiye almış belli ki! Maçı bitiren 11 neredeyse Şampiyonlar Ligi kadrosuydu! Hocanın ciddiye almasını anlıyorum. Kişisel kariyeri açısından da ‘lig olmazsa kupadan garanti Avrupa’ yedeklemesini anlayabilirim.YALNIZ anlayamadığım bir konu var! Pandev ile ilgili çok olumlu görüşleri olduğunu bilmemize rağmen, gol sonrası daha 73’te onu niçin oyundan aldı? Burak’ın ne zaman döneceği konusunda soru işareti varken, Pandev’e kalan 17 dakika daha şans verebilirdi zannımca! Şampiyonluk mücadelesinin orta/uzun vadede Umut’un ayaklarına kalması sıkıntı doğuracaktır.