TAKIMIN şampiyonluğu kaybetmesi, camianın çalkantılı hali, kongre, bilet satış sınırlandırmasının genişletilmesi gibi nedenlerle taş çatlasın 1500 kişinin seyrettiği bir maç izledik. Durumun sahada, alanların boş bırakılması, disiplinin kaybolması, mücadelenin az olması gibi sonuçlar yaratması beklenirken özellikle ilk yarı başabaş geçti.22 oyuncudaki rehavet çıplak gözle görünse dahi, mücadele ciddiyetinde sorun gözükmüyordu. Zaten soyun üzerine derinlemesine tahliller yapılası bir maç değildi. Kasımpaşa ideale yakın kadrosuyla sahadayken F.Bahçe’de çeşitli sebeplerle tam 8 eksik vardı.SAHADAKİ 11’de ilgimi çeken bir nokta sözkonusuydu. Hepsi A Milli! Yedekteki Selçuk ve Serdar’ı da sayarsak F.Bahçe sezonu 21 milli takım seviyesinde oyuncuyla tamamladı. Belki 1-2’si 3-4 kez milli olmuştur. Kalanların içinde milli takımlarında kaptanlık yapmış 5-6 oyuncu saymak mümkün. Demem o ki; yaş vasatisinin yüksek olduğunu kabul etmekle birlikte bu ekibin G.Saray ve Beşiktaş gibi sezon boyu handikaplarla yaşayan iki rakibi geçememesi gerçekten tuhaf!KARTAL’A EKSİ YAZARİSMAİL hocayı (Azizsilin tipi söylemlerle) bu denklemin dışında tutmak doğru olmaz. Bu yeteneği ve deneyimi zengin ekipten helva pişiremiyorsa, ekipbaşına ‘halaybaşı’ muamelesi yapamayız. Kuşkusuz, geriye dönüp sezonu değerlendirdiğimizde hocanın taktik olarak, oyuna müdahaleler bazında kusurlarını görebiliriz. Hoca ayrıca “Türkiye Kupası’nda onu kazandık” dediği Uygar ve diger gençlere sağolsun (!) yer vermedi. Bu da veda günü ona eksi yazar!VE son söz KUYT’a... Bu topraklardan çıkmayacak bir karaktersin... Biz bir anıta tanıklık ettik, bir emek abidesine.. Var ol büyük adam...Ülke futbol kültürü seni 100 kişi ile uğurlayacak kadar fukara olsa da... İyi ki 4 yıl seninle aynı kentte aynı havayı soluduk.
MAÇ 5 bölümden oluştu. O beş bölümün en az 2.5’unda da Beşiktaş üstündü. İlk 15’te G.Saray baskıyla başladı. Yasin’in ürettiği gol sonrası Aslan, oyunu rakibine verdi. Beşiktaş, 15-35 arasını teslim aldı. Top göstermedi G.Saray’a! (Ba’nın direkten dönen topu da vardı) İlk yarının son 10 dakikası dengede gitti. Orta sahaların rahat geçildiği değil, çeyrek saat dilimlerinde rakip oynasın diye ikram edildiği bir 45 dakika izledik. 2. yarıya Serdar/Oğuzhan değişikliğiyle başlayan Beşiktaş, 15-30 arasında yaptığı gibi G.Saray’ı yine abandone etti. Bu kez ilk yarıda bulamadığı pozisyonları da buluyordu. Bilhassa rakibin Tellesli sol tarafını Kerim ile otobana çevirdi. Melo, yine defans dengesini yerle yeksan etti. Bir iki pozisyon dışında defans yerleşmelerini hep bozdu!İMDAT ÇEKİCİ MUSLERABEŞİKTAŞ ise 46-70 arası bir takımın 90 dakikada iyi oynayabileceği kadar iyiydi. Bunda Selçuk, Hamit ve Wesley gibi baskı esnasında topu alacak, al-ver’i güçlü, ekibin nefes almasını sağlayacak oyuncuların etkisizliği de söz konusuydu. Ancak ‘imdat çekici’ Muslera sahnedeydi. En sıcak dakikalar olan 57 ve 58’de öyle iki kurtarış yaptı ki.70’TEN sonra nefes alan G.Saray, oyunu dengeledi. Bunda sahanın iyilerinden Tolgay’ın oyundan alınmasının da büyük etkisi vardı. Baskıdan kurtulan G.Saray girdiği bir-iki pozisyon sonrası büyük kalitesi Sneijder’in harika golüyle maçı bitirdi.MAÇIN iyisi kuşkusuz Beşiktaş’tı. Oyun, Beşiktaş’ın maç G.Saray’ındı. Oyuna puan verilse maçı Kartal almıştı! Ancak hiçbir derbide gol atamazsan nasıl puan alacaksın? Atanı ve tutanıyla Aslan şampiyonluğa koşuyor. Taraftar dün resmen şampiyonluğu kutlayamadı ama finişe çok çok yakın. Küçük bir tahmin yapayım! G.Saray, bu akşam şampiyonluğunu resmen ilan eder! Şimdiden emeği geçenlerin eline sağlık, kutlu olsun.
ÇEŞİTLİ sebeplerle 7 asıyla sahaya çık(a)mayan İsmail Kartal’ın hedefi çok netti! 2-1’in avantajı, Başakşehir maçının önemi türü gerekçelerle amaç; maç boyu ‘idare etmek’ Defansın önünde 3 savunma ağırlıklı orta saha ve Kuyt ile hızlı Bursaspor’u çıkarmamak; ileride basmak! Alper’in sürati ve Emenike’nin bulacağı boş alanlara atılacak toplarla da bir gol gelirse; kaymaklı ekmek kadayıfı! 30 dakika kadar taktik işledi diyebiliriz.BURSA, süratini gösterdiği anlarda yine özellikle sağdan tehlikeli aktı ama kaleci dahil neredeyse 9.5 savunmacılı Fenerbahçe’nin sahaya dilediği gibi defansif yayıldığını belirtebiliriz. Taa ki gole kadar... Bursaspor ceza sahasının içinden başlayan, F.Bahçe’nin tüm ortasaha/savunma dengelerini yerle yeksan eden ve kısa sürede alevlenen atak, Bekir’in de Volkan Şen’e refakat edişiyle golle sonuçlandı. Tipik, nefis bir Bursaspor golüydü!2. yarıdaki senaryosu da farklı değildi İsmail hocanın. “Gidebildiği yere kadar 1-0 gitsin, sonra yanımdaki Diego, Sow, Webo’dan birini atarım içeri finali bulurum!” dürtüsüyle hareket etti zahir! Emenike sakatlanana kadar da işler fena gitmiyor, Bursaspor hareketli olabildiği bir iki anda gole yaklaşıyordu. Selçuk’un yerine Mehmet Topuz’un girişiyle takımın hücüm balansı tamamen bozuldu.HÜCUM AKLI GİTTİİSMAİL Kartal’ın takımın gole en yakın oyuncusu Alper’i göbeğe çekip, Kuyt’ı sola, Mehmet Topuz’u sağa atınca zaten az olan takımın hücum aklı tamamen gitti. 3 dakika sonra Webo girdi bu kez de ona uygun, atakların peşisıra olduğu, dönenlerin toplandığı bir baskı futbolu geliştirilemedi. Bursa, oyunu hep dengede tuttuğu dakikalarda bir de defansın balansının bozulduğu anlardan birinde 2.golü bulunca iş çözüldü. Kadlec atılıp 3 de gelince; tribün de maçtan koptu!BU maçtan F.Bahçe sadece finale veda ederek çıkmadı. 3-0, büyük olasılıkla İsmail hocanın F.bahçe kariyerindeki ‘son’ oldu. Kalan 2 lig maçına çıksa bile seneye o koltukta oturamayacağına kesin gözüyle bakılıyor. Mevzu 3-0 da değil... Yenilgiyi ‘harika bir rakip karşısında’ hakkeden Fenerbahçe’de Başakşehir maçı da çok tehlikeli bir hal aldı! O maçın da neticesi değil; sonucu çok önemli. O sonuç, başka sonuçları doğurabilir!
HAKEM ile başlamalı. Maçın kırılmasını oluşturan, kimbilir belki de Medicana Sivas’ın finaline mâl olan penaltı pozisyonunu veren hakemle, o mesleğin (bu sezondaki) en iyisinin aynı topraklarda yetişmiş olması, bu ülkenin onulmaz çelişkisi!YİĞİDO’LARIN oyun anlamında tamamıyla hak ettiği finalin kulbunu hakem adeta kırdı, kenara attı. Çünkü verilen penaltıda 2-0 önde olan Sivas’ın 3-0’ı bulması işten değildi. Mustafa İlker Coşkun verdiği kararla finalin adını değiştirdi belki de!G.SARAY YOKTUO yüzden Sivasspor’un hakkının yendiğini söylemeli. Kaldı ki sadece penaltı pozisyonu değil, başından sonuna kötü kararlar verdi. Maçta G.Saray ‘yok’a yakın bir performans sergiledi. Hamza hoca haklı olarak aslarını İstanbul’da bırakarak gitti 4-1’in rövanşına. İdeal de bir takım çıkardı sahaya. Ancak gerek maçın rehavetinden, gerek oyuncuların ciddiyetten uzak hallerinden, gerek rakibin arzusundan Sivas maça hep hükmetti.PANDEV&DZEMAILI BİTİKAATIF, ilk gol öncesinde yaptığı gibi en az 10 kez slalom ile kenardan ortaya, ortadan kenara dans etti. Ne Dzemaili, ne Yekta Kurtuluş gerekli katkıyı verebildi takım savunmasına. Ne iki sol bekten (!) oluşan sol taraf, ne Emre-Sabri’den müteşekkil sağ taraf, ne de presiyle bildiğimiz Umut Bulut... Hiçbirinde umut yoktu! Pandev ise muhtemelen son kez çıktı sarı-kırmızılı formayla sahaya! Ahı da gitmiş vahı da! Dzemaili de bu takımdan kopuk!
G.ANTEP maçında bol pozisyon ve 1-0, Akhisar maçında 45 dakika ‘Çanakkale geçilmez’ 2-0, Konya maçında verdiğin 8 pozisyonla 1-0 ve dün akşam top oynamadan 1-0... G.SARAY’IN özeti 360 dakikada 12 puan ve 5-0’lık toplam sonuç! 360 dakikadan 60 dakika futbol çıkarabilir misiniz? Klişelere bayılıyoruz ‘Bu dönemde futbola bakılmaz, büyük takımlar oynamadan da kazanmalı vs. türü’ ancak ‘oynamak da’ gerekmiyor mu? Son 4 maçta maç başı atılan 1.25 gol var! Hamza hocanın ‘yiyelim efendim, atan takımız zaten; telafi ediyoruz ya!’ önermesinin daha etken tarafı olan ‘atmada’ ciddi sorunlar oluştu! Takımın hücum-savunma ekseni eşit ağırlıklı çalışmıyor. Hatta hiç çalışmıyor!GOL atmaktan anladığı ya Konya/Antep maçları türü karambollerle (neredeyse) kalenin içine girmek, ya Burak’ın tek vuruş becerisi, ya da Wesley aklı! Ötesinde koordineli, organize, iler-tutar, enikonu bir gol arama faaliyeti bulunmuyor nicedir G.Saray’ın. 4 maç 5 gol... Şampiyon böyle de olunur; itirazım yok. Ancak ufuk karanlık.DÖRT DÖRTLÜK OLURSUN!BU futbol anlayışıyla şampiyon oldun mu, günü kurtarırsın. Hamza hoca kariyerine bir şampiyonluk yazar mı, tabii yazar! Anasının ak sütü gibi! Fakat bu futbol anlayışıyla, geçen Şampiyonlar Ligi gruplarında olduğu gibi yine DÖRT DÖRTLÜK olursun. Kimse bana ‘Efendim, para gelecek; yaz transferi yapılacak, yeni yönetim bizi uçuracak tatavası yapmasın. Kasanın ne halde olduğu malum!’ Bu takımın özel 2 adamı var! Muslera ve Sneijder. Bu iki adamı bakiyeden düştün mü hesabı kapatman zor. (Muslera’ya övgü için satırlar yetmez)KONYA maçındaki gibi sağ taraftan verdiğin 3 pozisyonla mı, Muslera’nın mucizelerini her maça taşımasıyla mı, Olcan’ın vurdumduymazlığı, Emre’nin saygısız tavrıyla mı ileriye gidecek G.Saray! Görünen o ki, yine Muslera tutacak; Wesley atacak. (Kaldı ki G.Birliği maçında Nando yok) Yasin gibi ekstra katkılara, Burak gibi potansiyelindeki becerilere, Selçuk gibi liderlere, Melo gibi savaşçılara G.Saray’ın hep ihtiyacı var! Ara sıra değil... Mevzu 4. yıldızsa; yakın... Ötesiyse uzak!
G.SARAY 2014/15 sezonunu şampiyon bitirecekse bu maçın hikayesi yazılır; yazılmalıdır. Çünkü sarı-kırmızılılar için ‘iyi oyunla gelen bir galibiyetten ziyade, alınması gereken bir galibiyet’ alındı. Oyun skoru taşıyacak kadar zengin değildi. Özellikle ilk yarıda kelimenin tam anlamıyla ucuz kurtulan bir G.Saray vardı. İlk 8 dakikada 2 pozisyon bulan Konya, özellikle Sabri’nin bulunduğu kanadı iyi işledi. 12’de Sneijder ile ilk şutunu/pozisyonunu bulan sarı-kırmızılılar devre boyunca adeta yüreği ağzında bir dönem geçirdi. 22, 35 ve 44’te Kenan ile tehlikeler yaratan, bunlardan yararlanamayan Konya ilk yarıda atamadı; ikinci yarıda ise işi çok çok zordu. G.Saray taraftarını ayağa kaldıran neredeyse tek pozisyon, 38’de Sabri’nin şutu oldu.OYUNU AÇAMADILAR2. yarıda G.Saray işin ciddiyetinin farkına varmıştı. Startı baskılı verdi. Ancak bir türlü kilidi açamadı. Orta saha, Konya’nın kapanan defans organizasyonu sonrasında açık yer/yurt bulamadı. Sıkışan oyunu açamadılar. Neredeyse her maçta yetenekleriyle sonuç alan Burak/Sneijder organizasyonu çift taraflı çalışmadı; çalışamadı. 2. yarıda sadece baskı vardı! Sonucu ise kaptan aldı. Orta sahada yapamadığını gol yolunda yaptı. 74’te ekürisinin kaçırdığı pozisyonun benzerini 10 dakika sonra gole çevirdi. Gemisini son 4 maç kala kurtardı.SARI-KIRMIZILILAR dönüm maçını kazandı. Kaptanıyla, Selçuk’uyla kazandı. Akhisar’da savunan kaptan, dün gece saldıran oldu. Golü buldu... Belki de sezonu kazandı!
AKHİSAR’DAN başlamak gerekiyor. Puan cetvelindeki yerleri ne olursa olsun, Bilal’in organizasyonu dışında ne yaptığını bilen ekip görüntüsü yok. Birisi, birileri oynayacaksa Bilal ‘eve ekmek getiren baba, sofraya yemek koyan ana’ gibi. İyi niyeti, pozitif anlayışıyla kalitesi dün gece bir yere kadar yetti G.Saray önünde. GEREK Hamza hocanın Akhisar’ın genlerini bilmesi, gerek bir küçük vitesle takımını maça başlatması, oyunu çabuk çözdü. Akhisar’ın en büyük kozu, ters ayaklı Güray’ın Telles-Hakan tandeminden sarkmasıydı; onu da 15’te bir kez denediler, Muslera’ya takıldılar. Son 15 dakikayı 5 hücumcu artı Bilal ile oynamalarına rağmen 67’de Vaz Te’nin bulduğu dışında aklıbaşında pozisyonları yoktu.G.SARAY’A gelince! Bu takım Fatih Terim’den bu yana taş çatlasa 2-3 maçta yoğun ve boğucu hücum anlayışıyla oynuyor. Hamza hoca zaman zaman bu anlayışla takımını sahaya sürdü ancak o zaman da eşit ağırlıklı bir oyun olmadı. Arkalarda birçok açık verdi. Lig Radyo’da 15 gün önce Fuat Buruk hocayla yaptığımız röportajda ‘G.Antep maçında gol yemeden kazanmayı hedeflemekteyiz!’ demişti. İkinci Süper Lig maçında da gol yemiyor G.Saray!LİDERLİK YAKIŞIYORÖN taraftaki klası Sneijder ve Burak ile anlatmak mümkün. Defalarca da anlattık. Ancak dün G.Saray, oynayarak değil; skoru bulduktan sonra koruyarak kazandı. İkinci yarı taraftarını mutlu edemedi belki oyunuyla ama Selçuk’un defansif organizasyonuyla sahada çok iyi durdu. Rakip cılız da gelse, onları hücum edemez hale getirmeye zorladılar. Başardılar da.HAMZA hoca başından beri ‘yediğimizin bir fazlasını atalım’ prensibindeydi. Son iki lig maçında bu anlayış yerini ‘yemeyelim, klas ayaklarımızla gol buluruz’a dönüşmüş vaziyette. G.Saray’ı şampiyonluk yarışında öne çıkaracak, Sneijder’in Burak’ın gol/asistleri kadar Selçuk’un savunma liderliği ve bu anlamda takıma kattığı organizasyon becerisidir. Liderlik Selçuk’a çok yakışıyor!
CICINHO ve Burhan ikilisinin önüne orjinal sol bek olmayan Yasin ile Olcan ikilisini koymak akıl kârı değildi. Nitekim golün de başlangıcı oradandı. Soldan başlayan atak, rakibin sol ön oyuncusu tarafından neticelendirildi. Sahte 9’u Aatif ve gerçek 9’u Batuhan ile sonrasını getirebilse, arkadaki Kadir ve Adem sağlamlığıyla iç sahadaki maç, formaliteye dönebilirdi.G.SARAY, bu baskın ortamdan çarçabuk kurtuldu. Sneijder yönetiminde 20’lerden itibaren kurduğu baskı neticesi iki gol buldu. Artık klasik hale geldi; G.Saray’a ama istem dışı ama niyetli olarak geriye çekilmenin cezası büyük oluyor.KALİTEYİ YÜKSELTİYORDÜN Wes vuruyor, bugün Sabri çakıyor şutla. Yarın belki Selçuk, Melo! Kabul şut atma yöntemiyle sonuç alınıyor belki ama Burak ile Wes bir arada olmadan G.Saray, atakla/pozisyonla gol bulmakta zorlanıyor. Sneijder demişken durmalı! G.Antep maçını (hele de statta) seyredenlerin ortak kanaati şu olmuştur ki, onsuz G.Saray’ın kalitesinde büyük eksilme yaşanıyor. Kalite bir kez daha kendini gösterdi dün akşam. Attığı harika frikik golünü bir kenarda bırakırsak, 2-3 şaheser saniyesi vardı ki, görmeye değer. Çok değil, onun dilinden anlayan 2 adamla sarı-kırmızılılar, bambaşka ufuklara yelken açabilir.G.Saray, final kapısını araladı. Hamza hocanın sol kanat tercihi dışında kusursuz bir sevk ve idareyle, oyuncuların da kaliteleriyle maçı kazandığı bir mücadele oldu. Ancak maçın kırılması olan ve Sivas’ın attığı goldeki senaryonun aynı haliyle tezahür eden 47’deki Burhan-Utaka atağı sanırım teknik ekipçe defalarca izlenecek. Çünkü herkes onlar kadar şanssız, her rakip onlar kadar beceriksiz olmayacaktır.