MAÇIN ilk yarısında çok kötü bir futbol izledik. G.Saray’ın bir iki dakika anca süren yalancı baskıları, her önüne gelenin şut atma histerisiyle birleşince sarı-kırmızılı tribünlerden homurtular yükseldi peşisıra. Bizim Ilgaz Çınar ‘G.Antep’in kalitesiz kadrosuyla iyi savunma yapabilmesi için seni set oyununa mecbur bırakması lazım’ tezi doğruydu. HAKAN GÜNÜ KURTARDIBU noktada Yasin ve Bruma’nın yedekte olması hataydı. Teknik direktör Hamza Hamzaoğlu ikinci yarıda bu akışkanlığı sağladı. Chedjou ile 1, Burak ile 3 tane yüzde yüz pozisyona girilmesinin temel nedeni buydu! Topu hızla çevirmek ve oyunu kanada indirmek...Bu oyunun baş kahramanı da Emre Çolak... Takıma ‘silkinin’ diyen ve bu pısırık anlayışa itaatsizlik eden de... Hakan Balta’nın golü ise sadece bugünü kurtardı; kalan son 6 haftayı değil!
G.SARAY rakip kaleye ilk şutunu 43’te atabildi. İkincisini ise 49’da... 49 ile 67 arasında ise rakip kale, tahrip gücü yüksek atak bombardımanıyla ablukaya alındı. Oysa ilk yarı senaryo tam tersiydi. 42 dakika orta sahayı geçemeyen G.Saray, enikonu teslim olmuştu Trabzonspor’a. Bu öyle bir teslimiyetti ki, bordo-mavililerin öndeki 5’lisi 2 ve 3. bölgede dilediğini yaptı. Goldeki rahat Özer koşusu ve bitiriciliği, Mehmet’in atak başlangıcındaki rahatlığı, Cardozo etkinliği, defansın dengesini kolayca bozuverdi. Çok net gol pozisyonu bulamamasına rağmen Trabzonspor çok rahattı ilk yarı... Salih’in yıldızının parladığı bir 45 dakika izledik.İKİNCİ yarı ile birlikte bambaşka bir G.Saray çıktı ortaya. Emre’nin içine bir Wes kaçmıştı ki sorma gitsin! Adeta Hollandalı’nın dublörü gibi oynuyordu. Aslı da golde ona büyük ‘kıyak’ yaptı. Harika bir koşu, nefis bir geriye bırakış ve muaazzam bir asist. Emre, Wes abisinin bu ikramını geri çevirmedi.TELLES UYUYUNCA...ANCAK sonrasında iş yine ev sahibinin lehine döndü. 25-30 dakikayı bulan ön taraftaki G.Saray oyunu, her ne kadar kısa boylu bir oyun da olsa ciddi yordu sarı-kırmızılıları. 80’lerde nefes alan Trabzon, halen bu takımda bir sol bek eksikliği hissettiren Telles’in anlık uyumasıyla mağlup duruma düştü. Golde elbette diğer defans unsurlarının da hatası var ama Telles’in salilelik uyuması finali oldu!LİGİN bitimine 7 hafta kala G.Saray için hiçbir şey bitmiş değil. İplerin elinden kaçması gibi bir avantaj yitimi, bu akşamın en olumsuz tarafı. Yalnız Hamza hocanın şans verdiği oyuncular arasında ciddi bir tercihte bulunma vakti geldi. İradi tek değişikliği olan Olcan bu formayı hak etmeyen bir aymazlıkta! Telles’ın dağınıklığı, Sabri’nin kondisyon yetersizliği, Yasin’in Wes ile temas kuramadığında bir ‘hiç’ olması gibi detayları hoca bizden iyi görüyordur. Gereğini yapmazsa kendi şampiyonluk apoletini kendi söker!
F.BAHÇE taraftarı sürekli medyanın Emre ve Volkan’ı hedef gösterdiğini iddia ediyor. Bu ikiliye geçen yıllarda Caner’i de katıyorlardı. Medya aynadır; zaman-zaman abartsa da nihayetinde olanı gösterir. Caner Erkin, agresif tavırları sebebiyle eleştirdiğimiz bir adamdı. (Tam satırlara başkarken hakem kararına gösterdiği tepki nedeniyle sarı kart görmesi de ilginç oldu!) Artık eski agresifliğini görmüyoruz. Çünkü yatıştırıcı bir oyuncu haline birkaç aydır evrilmiş durumda. HAKEMİN saçma ötesi penaltı-kırmızı kart kararı neticesinde atılan Efe’ye gösterdiği abice tavır, bana Beşiktaş maçındaki tantana öncesi Biliç’e yaptığı sakinleştirici hareketi anımsattı. Tebrik ediyoruz. Demek ki medya da “iyi olana iyi demeyi” biliyor. Caner böyle kalırsa önce kendine sonra futbolumuza artı değerler katar. (Tam bu cümle biterken de Caner 4.golü attı! Büyük bir tesadüf daha!)HAKEM Coşkun’un 29’da verdiği ‘aklıbaşında her F.Bahçe’liyi rahatsız eden’ penaltı-kırmızı kart kararı sonrası maçın rengi belli oldu. Gerçi 6’da klasik bir KUYT golüyle öne geçen sarı-lacivertlilerin maç önü de tur sorunu yoktu ama durduk yerde maçın karşılıklı olmasının önüne geçti hakem. 29’da maç zihnen bitti. Sonrası basına ve taraftara açık resmi antrenman haline dönüştü.EMENIKE’NİN ÇABASIYİNE de İsmail hocanın başlangıç stratejisi itibarıyla maça stoper özellikli 4, sol bek özellikli 3, ön libero özellikli 2 oyuncuyla çıkması, ligde kalan haftalara dönük değerlendirme ve denemeler yaptığının göstergesiydi. Özellikle Caner’i orta sahada kullanması maçı izleyenlerin ilgisini çekti. Caner, bu pozisyonun yabancısı değil. U-17 milli takımında, CSKA Moskova’da ve Ukrayna-Türkiye özel milli maçı türü karşılaşmalarda orada denenmişti.MERSİN 4-0’dan sonra oyunu ele aldı. F.Bahçe de buna izin verdi. Emenike’nin 45 dakikalık performansı kısa süre ıslıklansa da sonrasında her şey normale döndü. Onun çabası, Hasan Ali’nin golü, altı çizilmesi gereken diğer notlar.
G.SARAY taraftarının günlerdir hazırlandığı, güzel hava ve pazar 16.00 motivasyonlarıyla özlemle beklediği maçta beklenen şölen atmosferi yoktu. 35 bine yakın seyircinin çoğunda, bir önceki akşam yaşanan vahşetin şevksizliği hissedilmekteydi. Rahat geçen, gollerle süslenen maçta bir türlü sahaya kanalize olamadı taraftar. Gerçi sadece bu maça has değil G.Saray taraftarının tavrı. Birçok maçta oyuna konsantrasyonu düşük olan sarı-kırmızılılar, takımın sahadaki düşmesine zaman zaman etken oluyorlar.HEM oyun, hem psikolojik olarak G.Saray’daydı. (3-2’deki birkaç dakikalık panik durumunu saymıyorum) Defansı zaten önde olan, bir de üstüne Musa-Furkan-Hakan gibi yumuşak bir üçlüden oluşan orta sahasıyla mücadele eden Karabük için teslimiyet kaçınılmazdı. Selçuk ve Hamit, iki kanattaki Yasin ile Bruma’yı, ayrıca Sneijder’i çok rahat beslediler.MUSLERA EN İYİLERDENWesLEY, klasik sol iç koridoru oyunlarını yardımcı aktör Yasin ile beraber bol-bol yaptı. (Bu arada Hollandalı 5-6 pas hatası yapınca sesini çıkarmayan tribünün, Bruma’nın aynı türden 2 hata yapınca homurtusu doğru mu?)Bir lafım da Fernando Muslera’ya... İlk yarının sonunda Erdem’in frikiğini kurtarınca ‘Bir gece önce bir futbol takımının otobüsüne pusu kurulup, kurşun atılan bir futbol ülkesinde; böyle bir kalecilik abidesinin ne işi var!’ dedim. Dünyanın en iyilerinden o!ABDULAZİZ’İN hatasından Yasin’in golü, Wes’in harika frikiği, Bruma’nın asistinde Umut’un; Emre’nin çabasından sonra da yine Sniejder’in golüyle rahat kazanan G.Saray’da maç sonu açıklamalarıyla dünün en iyi adamlarından biri olan Hamit’e de kulak vermeli bir parça... “Dört dörtlük oynamadık. Futbolumuzu iyi analiz etmeliyiz, ciddiyeti korumak gerekir.”UYARIYI CİDDİYE ALMALIHAMZA hoca G.Saray’ın başına geldiği günden beri yediği gol ortalaması maç başına 1.30’u bulan bir takımda, Bayern Münih ve Real Madrid görmüş bir abidenin bu ‘içten’ uyarısını ciddiye almalı. Şampiyonluk için sadece atarak değil, yemeyerek de yol alınmalı.
TELEVİZYON ekranından maçı, internet üzerinden Çağlayan baskınını izleyerek maçı yazdım itiraf edeyim. Yazarken de çok çok üzgünüm. Çünkü tam Hakan galibiyet golünü attığı sırada Mehmet Kiraz savcımızın şehit olduğu haberi düştü ekranıma. Allahtan rahmet, kederli ailesine ve Türkiye’ye başsağlığı diliyorum.MAÇA gelince. FIFA sıralamasında birkaç da olsa puan alabilmek, planlandığı an itibariyle olası (ve ağır) bir Hollanda yenilgisinin acısını, gündemini bir parça dağıtmak adına alınmış bir maç görüntüsündeydi. Milli Takım yetkililerinin niyet okuyuculuğunu yapmak güç. Ancak kamuoyundaki ‘genel kanaat böyle değildir!’ demek de yanlış olur.GELİN görün ki, Hollanda maçındaki düzenli oyun, kaçırılan galibiyet, umut verici 1 puan gibi faktörlerle iş tersine döndü. Aslar, Türkiye’ye döndü. Caner ve Arda dışında B takımı diyebileceğimiz bir milli takım çıktı 3600 kişinin önünde Lüksemburg karşısına.MAÇ boyunca top sürekli bizdeydi. 72. dakikadaki istatistik 416’sı isabetli 480 pası gösteriyordu. Ancak karşılaşmanın başında Mevlüt Erdinç’in nefis golü dışında neredeyse ilk yarı yokları oynadık. Üstüne bir de 30’da harika bir gol gördük kalemizde. Kutlamalıyız Mutsch’un muhteşem golünü.ÇALHANOĞLU AÇILDI!2. yarıda hoca, Mevlüt ve Kazım gibi tempoyu artırmakta güçlük çeken 2 oyuncunun yerine Umut ve Volkan’ı aldı. Deneyimli iki forvet, hücum hattına zenginlik kattı. Ataklarla pozisyonlar bulduk. Fakat bir türlü 90 dakika sahada niye kaldığını anlayamadığım Caner’in kanadından 3-4 pozisyon verdik. (Caner bence elimizdeki en kıymetli isimlerden; hoca bu tip bir maçta onu riske etmemeliydi.)TOPUN bizde çok kaldığından söz etmiştim. Bol isabetli pas ve (çoğu isabetsiz) bol şuta rağmen hücumda etkili olamadık. Bunda 70 dakika oyunda kalan Ekici’nin etkisizliği, Hakan’ın da ona ayak uydurmasının payı yüksekti. Arda, birkaç klas hareket dışında soru işaretiydi? Çalhanoğlu sona doğru bir açıldı, pir açıldı. Harika bir golle 2-1’i getirdi.VE son not! Maç boyu üç kez topla oynayan Fatih hoca! Bari bu maçta 4. hakemle ilişkilerde biraz soğukkanlı olmayı başarsaydın; hiç fena olmazdı.
ÖNCELİKLE harika bir futbol maçı seyrettiğimiz için stadyumda olan herkesin mutlulukla evine döndüğünü sanıyorum. 5 golün dışında pozisyonu, heyecanı bol bir 95 dakikayı geriye dönüp düşündüğümüzde hatalar kadar futbol güzelliklerini de anımsamalı. Bu sebeple iki takımın tüm unsurlarına teşekkür etmeli. İKİ devreden oluşan bir maç! İlk yarı G.Saray defansının ardına atılan en az 6-7 topta defans bazen tek kişi, bazen 2 kişi yakalandı. Kasımpaşa’nın öndeki yetenekli oyuncuları buralardaki fırsatları sadece 2 kez gol yapabildiler. G.Saray hücum hattının kötü çalıştığını söylemek de mümkün değil. Umut’un takipsizliği nedeniyle boşa giden 1-2 şut, Yasin’in direkte patlayan topu, Ertaç’ın 45’te çıkardığı nefis Sneijder şutu... Bunlar sarı-kırmızılıların hücumunun ilk yarıda da maçın içinde olduğunun göstergesi...İKİNCİ yarının hemen başında Adem’in nefis kafa vuruşu sonrasında Muslera artı direk nedeniyle maçın 3-0’a gelmemesi, başta Wesley olmak üzere takıma ‘maç gidiyor beyler’ dedirtti. Sazı eline alan Hollandalı, ilk iki golün hazırlayıcısı oldu. Florya’dan gelen haberlere göre birlikte oynamayı “En sevdiği” Yasin’i adeta maç boyu oyuna sokan Wesley, galibiyetin mimarı oldu. Yasin’in etkili oyununda en az onun kadar ‘oynatanın’ da etkisi vardı. (Veysel Sarı’nın etkisini yazacağım da yerim dar!)HAMİT YILDIZLAŞTIVE Selçuk İnan ile birlikte orta sahayı bir maestro gibi yöneten Hamit Altıntop! Felipe Melo’nun yokluğunu hiç aratmadığı gibi kalite ve klas açısından gecenin yıldızlarındandı. G.Saray, Beyoğlu’ndan şampiyonluk için çok önemli bir üç puanla ayrıldı. Takıma ikinci yarıda gelen özgüven de cabası! Milli maçın ardından bu üç puanın ne demek olduğu çok daha net anlaşılır! Acaba bu akşamdan sonra mı demeliydim?
HER şey Abdullah Avcı’nın istediği gibi başladı. Planı “ilk 20 dakika G.Saray’ın yüksek temposunu durduralım, sonra oyunu dengeleyelim, yapabiliyorsak Edin ile sollarından atak yapalım. İlk yarı dengede tutabilirsek oyunu 2. yarıda rakibin fizik düşüşlerinden faydalanıp maça ortak oluruz” şeklinde olan İBFK’nın istediklerinin neredeyse hepsi oldu. Çünkü, diğer maçlardaki yüksek temposunu ortaya koyamayan G.Saray, sol tarafından da bol gedik verdi. İlk 39 dakikada tam 5 kez Visca orayı zorladı. Çözülmesi kolay Olcan-Koray sol tandemine belli ki hafta içi çok çalışılmış. Ciddi tehlikeler geldi, bitirici bir ismin olmaması nedeniyle sonuca ulaşılamadı. İŞLER tam da ‘soyunma odasında stratejilerimizi pekiştiririz’ duygusuna yönelmişken, kalite yine tebaruz etti. Oyuna tam hakim olamayan G.Saray, sağ taraftan gelen bel hizası ortaya ‘leziz bir dömi vole’ vuran kaptanıyla 1-0 öne geçti. 2. yarının hemen başında gelen 2.golle de skor avantajı ev sahibinin eline geçti. Oyun ise misafir ekibin! Golün asistini yapan Yasin’in hoca tarafından oyundan alınması sadece onu değil, tribünde bu işten en alt seviyede anlayan G.Saray taraftarını da rahatsız etti. Baş ağrısı yaptı bazılarında! Çünkü futbol izleyen herkes iyi Yasin’in çıkışı sonrasında, bir de Abdullah Avcı’nın Uğur’u çıkarıp durum 2-0 iken Visca’yı almasının bir tehlike olacağını bilebilirdi.ASLAN BÜYÜK YARA ALDI TAYFUN ve Mehmet Batdal’ın oyuna girişi, Visca’nın Dzemaili’nin önünden rahat rahat çıkışı, oyunu İBFK’ya verdi. İki gol hiç sürpriz olmadı. Topu ileride tutamayan, fizik olarak düşen, tribünlerle gönül irtibatı kopan G.Saray, Muslera sayesinde 1 puana daha tutundu.BU beraberliğin sorumlusu sadece Hamza hocadır. İki puan kaybı şampiyonluk yolunda inanılmaz bir yara açtı. Kolay toparlanır mı emin değilim! Emin olduğum bir şey var... Akşamın duası Yasin-i Şerif’tir. Yasin’i oyunun şeriflerinden biri olma adayıyken çıkaran Hamza Hamzaoğlu, kariyerinde unutulmayacak bir hataya imza attı. Şampiyonluk ümitlerine de belki bir FATİHA...
ÖNCELİKLE iki büyük camianın derbi öncesindeki olgunluklarına teşekkür ederek başlamalı. Başkanlarından malzemecilerine hiçbir unsuru maça ve ebedi dostluğa halel getirecek davranışlarda bulunmadılar. Sahadaki futbolcular da sadece top oynamayı düşününce hepimizin futbolu düşünüp konuştuğu bir 90 dakika yaşadık. Maçı da hak eden kazandı. İLK 15 dakikayı bir kenara bırakacak olursak, maçın tümünde üstün olan, çeşitli futbol doğrularıyla galibiyeti arayan takım F.Bahçe’ydi. Selçuk İnan, Hamit Altıntop ve Yasin’in şutlarını harika çelen kaleci Volkan Demirel’e bir büyük tebrik parantezi açmalı. Burak’ın 11.dakikadaki aşırtması G.Saray’ın maçta akılda kalan öteki pozisyonuydu.F.BAHÇE’YE gelince! İlk 15 dakikada yediği baskıdan olanca deneyimiyle çıkmayı başaran sarı-lacivertliler, hücumun tüm yönlerini eşit ağırlıkta kullandılar. Bilhassa Gökhan-Caner kanatlarından elbette bindirmeler söz konusuyken, ortaya ‘ortadan’ Diego Ribas çıktı; ortalara Kuyt geldi. F.Bahçe, birçok şut atarak rakibini boğdu.OLCAN’I ATAMADI!DEVRE sonunda Hakan’ın sakatlanıp çıkması ikinci yarıda F.Bahçe’nin maçın hakimi olmasını sağladı. Ne kadar yetenekli olursa olsun Koray’ın deneyimsizliği savunma balansını 46’dan itibaren iyiden iyiye bozdu. Sonrasında söz, Muslera’nın ve F.Bahçe forvetlerinindi! Mehmet ve Emre müthiş organizasyonlarıyla öndeki arkadaşlarının atak devamlılığını sağladılar. Topal’ın goldeki zihin parlaklığı görülmeye değerdi. Kuyt, müthiş bir enerji gösterdi; yanına yaratıcılığını koydu, bitiriciliğini ilave etti.MAÇIN 1-0 bitmesinde, yani F.Bahçe’nin tek golde kalmasına etkenlerden biri de Cüneyt hoca oldu. Olcan’ın pozisyonunda vermesi gereken kartın rengi sarı değil, kırmızı olmalıydı. Kalan haftalar şimdi çok daha heyecanlı geçecek.