İki puan Kaptan’dan

1 Şubat 2015

MUHTEŞEM bir futbol maçı izledik. Baştan sona Bursaspor’un domine ettiği, nefis bir ziyafet! G.Saray’ın anca 80’lerden sonra katılabildiği festivalin kırılma anı Volkan Şen’in penaltıya sebebiyet vermesi ve atılmasıydı. Ligin en kendini, ne yaptığını bilen takımlarının ilk üçünde yer alan Bursa 2 puanı kaptanı eliyle verdi rakibine. İLK 20 dakikada net 4 gol pozisyonunu atamaz, 2. yarıda da bu kadar etkili oyunu sadece 1 golle süslersen, puanı verirsin rakibe! Josue’nin yokluğuna karşın muhteşem bir orta saha kurgusu, bek katkısı ve rakip analiziyle karşıdakini çökerten bir oyun anlayışı...G.SARAY’IN golü sonrası Bursaspor’un maçın içinde kalmasıdır asıl maharet. Çünkü iyi oyunun ardından yenen gol -ki nefis bir organizasyonla atıldı- onları oyundan düşürmedi, planlarını bozmadı. İlk gol gibi pozisyonları bulma, “rakibin duruşunu etüt etmekten” geçer! Bunu çok iyi yapmış Şenol hoca. İkinci golde de “G.Saray’ın bin defa verdiği duran top resim bozukluğunu” sonuca dönüştürdüler. Hesap ettikleri her şeyi elde ettiler.SADECE kaptanlarının yaptığını hesap edemediler. Duran topta voleybol hareketi, Bursaspor’un tüm güzelliğine sekte vurdu. Golden sonra sarı-kırmızılıların daha çok topla oynayıp baskı kurma çabaları neticeyi değiştirmedi.FARKTAN KURTULDULARFARKINDAYIM G.Saray’dan az söz ettim! Öncelikle güzelliğin, doğru oyunun hakkını vermek istedim. Sonra da “defansı defalarca acz içinde kalmış, oyuncu değişiklikleriyle karmaşıklaşan, farktan rakibin beceriksizliğiyle kurtulan, Sneijder dururken Emre’ye penaltı attıran” bir takımı önümüzdeki dönemlerde daha çoook yazarız diye geride bıraktım! O yazılarda da “acz içindelik, bedbinlik, bedbahlık” gibi kavramları çok kullanırız daha!

Devamını Oku

Dem ve acz

25 Ocak 2015

ÖNCE zemin! Bin kez eleştirdiğimiz G.Saray yönetimlerini zemini bu hale getirdikleri için kutlamalıyız. O zemin ki, ayağına mahir adamların döktürmesine sebep teşkil ediyor. Sende de Sneijder, Selçuk, Emre, Bruma tipi adamlar varsa, oynaması da, izlemesi de büyük keyif veriyor. Ayrıca rakibin duruma da çok iyi bakmalı. A2 takviyeli 17 kişilik kadroyla TT Arena’ya çıkan Rize’nin göbek defansındaki üç oyuncu Kıvanç, Koray ve Sylvestre! Sol bek Eren orjinal sol bek değil, sağ bek Orhan devamlılığı olan bir isim değil. Kalan 5 oyuncu ise ofansif orta saha/forvet/kanat! HAL böyle olunca G.Saray’ın öndeki 6 oyuncusu hem iyi oynadılar, hem keyif aldılar, hem keyif verdiler. Gollerde açıkça görüleceği gibi o kadar büyük boşluklar buldular ki, ceza alanı ve civarında... Antrenmanlarda buluyorlar mı bu tip pozisyonları emin değilim. Çünkü ne Sneijder, ne Selçuk, ne Emre, ne Bruma hiçbir engelle karşılaşmadılar kale önüne akarken. Bruma ve Emre bu açıkları kanattan ziyade ortada bulunca hep içeri doğru girdiler, hücuma alternatifler kazandırdılar. Kaliteleriyle Selçuk ve Sneijder’i saymıyorum bile! Hem rahat, hem klas oyunlarıyla tüm oyunun organizasyonunu yaptılar.KLAS FARKIYLA KAZANDIMAÇIN sonucuyla çok ilgilenmemek lazım! G.Saray klasıyla olağan bir galibiyete imza attı. 24 saat öncesinde şampiyonluktaki rakibi F.Bahçe gibi. İki takımın ortak özelliği takımların deneyimleri! Hatta ben buna DEM diyorum. Her ne kadar dün ilk 11’de iki 94’lü, bir 92’li olsa da sarı-kırmızılılar DEMLİ bir takım. Kalitesini iyi oynasın oynamasın sahaya yansıtıyor.VE son not! Affedersiniz ama 9 yaşındaki bir çocuğun görebileceğini, koskoca G.Saray’ın teknik patronunun görememesi ACZ’dir! ACZ ağır bir kelimedir. Maç 2-0’ken; sakat olduğunu, riske etmeyeceğini daha 100 dakika önce söylediğin Burak’ı oyuna almak ACZ’dir Hamza hocam! Teknik Direktörlük ACZ’i! Ve bu acz içindelik, sizin kariyerinizden çok önemli şeyler götürebilir! Kibar deyimle akıl tutulması da demeyeceğim; yaptığınız ACZ içinde bir adamın yapacağıdır. Yakışmadı!

Devamını Oku

Proje polisliği

8 Ocak 2015

MEVZUYU Malazgirt’e, Söğüt’e uzatabiliriz! Bu toprak insanlarının ‘birilerinin, tek adamların’ peşinden gitmesi; imparator, reis, başkan, müdür kültürüyle bileşik kaplar yaşaması çok alışkın olduğumuz bir tablo.GALİBA ağırlıklı hata da buradan kaynaklanıyor. Fatih Terim eleştirileri son dönemde kavramsal, kuramsal, teorik olmaktan çıkıp davranışsal kritikler haline dönüştü. Hocayı neredeyse herkes ‘şunu yaptı’ diye değil; ‘şöyle yaptı, şu edada, bu tavırda’ yaptı diye eleştiriyor.Özellİkle G.Saray taraftarının kahir ekseriyeti (kallavi bir vefasızlıkla) hocayı gönül tahtlarından çıkarmış durumdalar. Onlar için o ‘kovulan’ değil, ‘giden’ bir hoca! Hatta bırakıp giden! Terim’in terimleri arasında da geri vites olmamasından ötürü arada duygusal bir bağ kalmadı neredeyse.HOCA dahil Türkiye’de herkes, her alanda herkesten her şeyden şikayetçi olduğundan dolayı 7 Ocak açıklamaları da eleştiri, şikayet, mızırdama, vozurdama türü sesleri çoğalttı. Şunu görmekten mutlu değilim; “Türkiye’de sistematik bir Fatih Terim düşmanlığı ürüyor” Hoca bu noktada hiç kabahatsizdir demiyorum.ATARLANMA KÜLTÜRÜÜlke genelinde sıklıkla görülen ‘atarlanma kültürü’ sıfırdan hayat yoluna çıkmış ardından zirveye tırmanmış bir Adanalı’da yok dersek komik oluruz. O aslında ‘sokağın dili’… Aşırı çoşkun, aşırı çökkün; fazla agresif, fazla hoyrat! Ve bu eda, hem kendi, hem de karşı tarafın ‘saflarını’ sıklaştırıyor.Fikr-i takip!7 Ocak’ta da çıktı; durum tespiti yaptı. Kendi dahil hatalarını orta yere koydu. ‘1 yıldır çalışıyorum, şimdi düzeltme vakti; düzelteceğim, yapacağım’ dedi. Burada yapamadığı takdirde ‘başka’ yerlerde yapacağının altını çizdi son cümlelerinde. Ve bizim artık spor kamuoyu olarak onun dediklerini tartışma kotamız doldu. Şimdi hepimiz birer proje polisi olacağız. Spor medyasının yapması gereken hocanın/hepimizin tespit ettiği sorunların çözümde fikr-i takipte kalmak. Hocaya ‘tamam 7 Ocak 2015’e kadar hepimiz konuştuk, artık senin konuşma, sızlanma, şikayet kotan doldu. İcraat vaktidir. Adımlarını at ve biz bunları değerlendirelim’ demek.TÜRK sporunda hiçbir güç, bugünkü Fatih Terim kadar kudretli olmadı, olamadı. Lütfen bizi ikide bir ‘kudret sınavına’ tabi tutmak zorunda bırakmasın!ARTIK bu solan bahçede bülbüllere yer yok!

Devamını Oku

Akıl oyunu

4 Ocak 2015

BUZ gibi bir havada, yağış altında, son derece güç şartlarda başlayan bir maç. İlk yarı süresince Beşiktaş’ın birkaç 2-3 dakika süren baskıları dışında buz gibi bir devre Olimpiyat’ta. Hani iki takım oyuncularına da desen ki ‘Maç bitsin. 0-0’a razı mısınız?’, ‘Evet’ diyecekler gibiydi. Baskı ibresi Beşiktaş’tan yana görünse de 39. dakikada sağ taraftan başlayan Burak ve Wesley Sneijder’le tamamlanamayan pozisyon, ilk yarının en heyecanlandıran anıydı.BEŞİKTAŞ’IN en kritik hücum aksiyonları, Gökhan Töre’nin adam eksiltmelerinden kaynaklandı. Bu bölgeye Alex Telles’in yanına Emre katkısı önemliydi. Maçın en iyilerinden olan Semih Kaya’nın da yerinde müdahalelerini gözardı etmemek lazım. Hafta boyu hepimizin “Atiba yok. Beşiktaş orta sahası bundan savunma anlamında nasıl etkilenir?” soruları bir parça havada kaldı. Çünkü G.Saray rakibinin üzerine baskı kurarak çok gitmedi.VELİ EKMEĞE YAĞ SÜRDÜ!PEKİ Beşiktaş orta sahası hücumda ne alemdeydi? Bu takımın komple hücum edemediği zaman tek adamın ayağına, Gökhan’ın adam eksiltmelerine kalıyor. Dün akşamın en önemli oyuncularından biri olmasına rağmen Gökhan Töre de bir yere kadar. Her şey bu adamdan bekleniyor ama olmuyor.OLCAY Şahan, Veli Kavlak , Oğuzhan Özyakup, Sosa, Kerim Frei, Demba Ba.. Hiç biri yeteri kadar katkı veremedi. Oyunun Beşiktaş üzerinden okunması gerekir. Çünkü G.Saray çok önemli bir dakikada golü buldu. Sonrasında kaliteli oyuncularıyla skoru korumasını bildi. Üstüne üstlük Veli’nin sorumsuzca gördüğü kırmızı kart, G.Saray’ın lehine bir diğer faktör oldu.70’LERDEN sonra arkaya atılan toplarda kaleci Tolga Zengin, çok önemli kurtarışlar yaparak farkın 2’de kalmasını sağladı. Savunma oyununu çok iyi beceren G.Saray, derbiyi kazanmayı bildi. Beşiktaş, Akhisar Belediye ve Torku Konya maçındaki kötü oyunlarının üstünde bir klas sergileyemedi. Siyah-beyazlılar bu kadar iyi bir dönemde ilk yarıyı ancak 2. olarak tamamlayabildi. Bu da bir futbol çelişkisi.

Devamını Oku

Prandelli vitesi

26 Aralık 2014

BÜYÜK bölümünde futbol keyfi alamadığımız bir maç izledik. Halbuki ‘Alkaralar’ ligin son dönemdeki en etkin ekiplerinden biriydi; Hamzaoğlu’nun G.Saray’ı ise anlatmaya gerek olmayacak kadar ‘değişmişti’. Ancak neredeyse Konya dışında bu yılki tüm deplasmanlara sirayet eden bir ürkeklikle oynadılar. Maçın başındaki gol, Aslan’da dünkü gibi kötü de oynasalar nelerin değiştiğini öyle güzel anlattı ki!SELÇUK ile başlayıp, Olcan ile süren; Burak’ın asistine Emre’nin akıl dolu dokunuşuyla gol olan uzun metrajlı atak müthişti. Maç boyu bu tip gol mühendisliğini bir kez daha göremesek de, lezzeti futbolseverlerin dimağında kaldı.VE maçın o golden sonraki en organize işini G.Birliği yaptı. Genç Berat’ın Selçuk’u sırtına alıp sol taraftan yaptığı ortaya kafayı vuran Stancu ile Alkaralar beraberliği yakaladı. Romen oyuncu kafayı vururken Semih, tatlı rüyalardaydı!OYUNUN iki gol arasındaki dakikalarında hakim olan ev sahibi son dakikalardaki rus ruletini 3 puanla bitirebilirdi. Çünkü G.Saray kötüydü. Sıkıntılarının başında da hız sorunsalı geliyordu.ÇÖZÜCÜ OYUNCU AZ!HAMZA hocayla aynı düzende ancak Snijder, Melo ve Chedjou ile sahada yer alan, oyunu çok daha akışkan oynayan G.Saray’ı dün ‘Prandelli Vitesi’nde izledik. Bunun nedenlerinden biri hocanın Bruma’nın yerine Olcan’ı tercih etmesi zannımca. Hamzaoğlu ‘Henüz değişen G.Saray’a bile futbol aidiyetini hisssetmemiş’ bir Olcan’a bundan böyle şans verirken, sanırım birkaç kez düşünür.BURAK’TAKİ iştah, Emre’deki özgüven artışı sarı-kırmızılı taraftarları ümitlendirse de kalan 12 adam için ‘Muslera dahil’ soru işaretleri bolca!77 dakika kaleye 1 şut atabilen, Yasin ve Bruma’yla oyunu hareketlenen G.Saray’ın problem çözücü oyuncu sayısının azlığı yine dikkat çekti. Derbi öncesi bu futbol gerilemesi, puan cetveli dinamikleri açısından endişe verici.

Devamını Oku

3-1 yanıltmasın!

21 Aralık 2014

AKHİSAR iseniz bu kadroyla yapacağınız ilk iş topu Gekas ile en etkili yerde buluştumak olmalı. Takımın başında kim olursa olsun bunu yapar. Mustafa hocanın gole kadar planı Bilal merkezli Gekas buluşturmalarıydı. Bu da tabii güçlü rakibi önünde biraz oyunun geride kabul etmeyi gerektiriyordu. Gole kadar plan tuttu.BEŞİKTAŞ 12. dakikada Merter’in çıkarken kaptırdığı Cenk pozisyonu dışında gole yaklaşamadı. Öyle de uzun süre gidecek gibi görünüyordu. Çünkü, Akhisar set oynuyordu ve sizin bu sette problem çözecek 2 oyuncunuz (sebepleri tabii anlaşılır) kulübedeydi. Gökhan ve Ba’sız öndeki dörtlü; adam eksiltme olsun, gol pozisyonuna girme olsun bu işleri çok iyi yapamıyordu. Ekstra işler lazımdı. O işi de Olcay yaptı; Cenk’in kafasına topu ‘al da at’ dercesine nişanlarken Bilal’e harika bir çalım attı, nefis orta yaptı.KONYA MAÇI DEZAVANTAJGOLDEN sonra anlamsızca durgunlaştı Beşiktaş. Başakşehir soğunda tribünlerden gelen coşkulu desteğe rağmen neredeyse pozisyona giremeden birkaç 10 dakika geçirdiler. Akhisar hem ilk yarının sonunda, hem ikinci yarının başlarında ciddi bir şekilde oyuna hakim oldu. Gekas, Djoum önemli fırsatları değerlendiremedi. 68’de ise ‘Beşiktaş’lı olmayanların bile’ maça gitme nedeni Sosa’nın harika golüyle Kara Kartal, maçı eline alır gibi oldu. Ama 7 dakika sonra gelen Bilal’in muhteşem golüyle maç bir kez daha başladı! Ve o maçta da oyun olarak üstün takım Akhisar’dı.SON dakikada gelen Gökhan golüyle 3-1 biten maç kimseyi yanıltmamalı. Beşiktaş oyunun en az %60’ında iyi bir performans ortaya koyamadı. Beşiktaş ilk ve 2. gollerinden sonra oyunu rakibe verdi. Geçen haftalardaki coşkusundan izlenimler görmek çoğu kez mümkün olmadı. Gelecek hafta Konya gibi sıkıntılı ve çıkış isteyen bir ekiple oynamak Kartal’ın bir diğer dezavantajı! Son not da zemin için! Bu zeminlerle bu lig bitmez!

Devamını Oku

Makam hicaz usul aksak

13 Aralık 2014

NE Konya’nın bu kadar erken/rahat çözülebileceğini, ne G.Saray’ın bu denli çabuk/kolay çözeceğini düşünmüştüm. Sert, sıkıcı bir 90 dakika öngörüyordum. Çünkü Aykut hoca önde yetenekli bir dörtlünün ardına, futbol altyapılarını Almanya’da almış iki defansif ancak ayaklarına mahir orta saha ile başlamayı tercih etmişti. Oyunu ele alabildiği kadar ele almayı, elde tutabildiği kadar elde tutmayı planlamıştı zannımca!HAMZA hoca da kontenjandaki yabancı tercihini Telles’ten yana kullanarak orta alanı daha top yapan enerjik bir hale dönüştürme planıyla çıktı sahaya. Bruma ile daha ‘kanatlı’ oynayacağına, Emre ile daha ‘merkezden’ oynamayı, oradaki pas kalitesini arttımayı tercihlemişti. Oyunun nirengi noktası da bu oldu.HALBUKİ ilk 15 dakika iki takımın da başlangıç stratejilerine uygun bir oyun izledik. Hatta Konya daha iyiydi. Sneijder’in harika şutu sonrası oluşan kornerin, Aykut hoca için bundan sonraki video analizlerinde birçok kez gündeme geleceğine eminim. Bir şeyden daha eminim ki, hoca oyuncularına Chedjou’nun bu pozisyonlardaki olağanüstü yeteneğini ve sezgisini bin kere anlatmıştır. Ancak ‘anlar oyunu’ futbol! Yarım saniye daldın mı geçmiş olsun.ALKIŞLAR TARAFTARAİLK gol çok şey demekti maçta! G.Saray kötü oynadığı dakikalarda bulduğu golün ardından moral ve güven tazeledi. Gerisi yeteneklerin sahaya yansımasıydı. Emre’nin golündeki Selçuk zekası, Burak’ın 1. golündeki fırsatçılık, Burak’ın 2. golündeki Selçuk-Sabri organizasyonu, Hamit’in golündeki takipçiliğin ödülü... Bunların hepsi G.Saray taraftarına hicaz makamında aksak usûl ile bestelenen ‘bir bahar akşamı’nı söyletti... ‘Daha önceleri neredeydiniz’BİR iki küçük tespit! G.Saray’ın övülmesi gereken yönü maçı 3-0’a getirmesinden çok 3-0’dan 5-0’a taşırkenki arzusuydu. Bu üzerinde durulması ve geliştirilmesi gereken bir anlayış! Dünyanın en temel futbol hücum prensibi “Orta saha oyuncularınız ceza sahasına ne kadar girerse golle buluşma şansınız o kadar artar!” (Bakınız Hamit, Selçuk! Hatta defanstan Sabri) O stadı Türk futboluna kazandıranlar kadar o stadı her maç şölen alanına çeviren Konyaspor taraftarına koskoca alkış..

Devamını Oku