74. saniyede yediği golle şoke olan G.Saray, kendine çabuk geldi. 10 dakika sonra kanatlarını kullanan, yetenekli oyuncularıyla iki yönü de doğru oynayan, sahada aklı başında duran bir ekip haline dönüşmüştü. Kuşkusuz hücum hattında genelde kanat organizasyonu açısından çolak kalan temsilcimiz Podolski’nin devreye girmesiyle çok aktif hale dönüştü. SELÇUKL’UN maestroluğunda Bilal’in de yumuşak oyundan uzak, futbol bilgisini sahaya yansıtmasıyla hakimiyet bizde kaldı. Rakibin zaman-zaman topu bize teslim etme niyetiyle geliştirmeye gayret ettiği stratejiden iyi yararlandık. Herkes kusursuz bir 35 dakika oynadı. Hem penaltı hem gol beceri ürünüydü. Podolski’nin harika golü gelen maçın habercisiydi. Chedjou’nun 4 gün aranın ardından yaptığı 2.kritik asist maçı çözdü.CHEDJOU ZİRVE YAPTI2. yarıda 48.50’de direkte, 50.47’de Cesar’ın ayaklarında eriyen yuzde yuz pozisyonlar sonrası solumuzdan teslim olduk. İlk yarı hücumunun etkin ismi Yasin, ikinci yarının takım savunma hattının zayıf halkası oldu. Hamza hoca çok doğru bir hamle ile defansa daha yardımcı bir aktör olarak Olcan’ı oyuna attı. Olcan’ın savunmaya getirdiği yardım ve enerji, ikinci yarının 35 dakikalık rakip baskısının zayıflamasına neden oldu.AKŞAMIN yıldızları vardı.. Selçuk, Hakan, Bilal.. Ama ille de Poldi.. Ve Chedjou.. G.Saray kariyerinin zirve maçını oynadı... Podolski de öyle.. 2. forvet gibi de kanat forvet gibi de oynadı.. Büyük kariyerinin en sarı-kırmızı gecesini yasadı yaşattı.. Son söz Hamza hocaya.. O da kulübemin yıldızıydı.. Harika bir rakip analizi.. Büyük bir yönetim.. Tebriklerin en halisi ona...
LİGİN oyun ve oyuncu kalitesi bakımından en zayıf takımlarından biriyle karşılaşırken elbette, ruhsal pansumanları da göz önüne alıp Van Persie ve Fernandao ikilisiyle çıkacaktı F.Bahçe. Nani ve Markoviç gibi topu onlara getirme kapasitesi yüksek iki oyuncunun da varlığı maçı 11’ler bazında da kağıt üzerindeki gibi kolaylaştırmıştı. Ancak öndeki 4 oyuncu ve arkasındaki çift çapa, ne tempo koyabildi, ne topu oraya taşıyabildi. Kanatlar oyuna hiç giremedi. Mesafeler açıldıkça açıldı. Markoviç, öndeki 6’lının en iyisiydi! Canlandırdı mı? Çok az! Kayserispor yerine bir tık daha kaliteli ekip olsaydı dün akşam, derbi öncesi felaket bir sonuçla karşılaşabilirlerdi. VAN Persie’nin frikik golüyle biten ilk 45 dakika sonrası, 48 ile 79 arasında (biri zorunluluktan) 3 enerjik oyuncu ile orta sahayı canlandırmak istedi hoca. Ancak olmadı oğlu olmadı! Ozan, Diego ve Alper ilk yarıdaki olumsuz tabloyu değiştiremedi.Sonlara doğru galebe çalan galibiyeti koruma güdüsüyle geri çekilme, ev sahibine davetiyeydi. 76.38 ve 87.22’deki Volkan dokunuşları, 10’a 11 oynarken dahi rakibinden üstün olan Kayseri’nin galibiyetini engelledi. Kayseri üstün olmasına üstündü ama ne son vuruşları iyiydi, ne ceza sahası organizasyonları… Topu rakip ceza sahasına yakın tuttular sadece!EMRE’Yİ ARIYORLAR!F.BAHÇE dün o kadar kötüydü ki, var olan kalitesi dahi sahaya yansımadı. Daha önce de yazdım; 36’dan gün almış Emre Belözoğlu bu takımın her yönden her anlamda en aradığı isim şaka değil! Adam eksilten, tempo yapan, oyunun yönü değiştiren, rakibi boğan takım yoktu sahada! Ayrıca gerek Caner, gerek Gökhan türü zor anlarda ortaya çıkıp, oyun ve ruh enerjisini yükseltecek oyuncusu da yok! Derbiyi bilmem; ancak Kayseri galibiyeti Ajax önünde endişe sebebidir. Bu oyunla, bu ağırlıkla, bu boşluklarla Ajax, bu takımı mahveder. 3 puanın kahramanı ise Volkan Demirel…
CHEDJOU.. 1 gol, 1 asist. Bilal.. 1 gol. Burak.. 1 penaltı, 1 gol. Yasin.. 1 gol, 1 MAÇ.MAÇIN özeti bu.. İlk yarıyla ikinci yarı arasında klasik deyimle siyahla beyaz kadar farklı bir G.Saray… Ve tabii ki bu farkı yaratan Yasin Öztekin... Hamza hocanın 3 iç orta sahayla oynama merakı zaman-zaman başına iş açabiliyor. Ön taraftaki üçlüden haklı olarak tasarruf edemeyince, ortada Melo’suz yani yumuşak bir 3’lüyle oynamak zorunda kalıyor. O da kalite problemi ne olursa olsun, mütevazı takımlara topla oynama imkanı sağlıyor.KANATSIZLIK ise senin başına dert açıyor! Üç iç orta sahayla üretemiyorsun, rakibin dengesini, defansın balansını Selçuk (ki en geride), Jose ve Bilal ile bozamıyorsun. Bunun en büyük göstergesi Sneijder’in neredeyse aktif alanında hiç topla buluşamaması.. Ona top gelemedi. Gelemeyince hücum kısır kaldı. Arkaya atılan toplardaki sıkıntının da 12. dakikada Chedjou’nun asistiyle (!) zorluk yaratacağı belliydi. Geniş alan verdiğin takdirde çok kötü bir takımın dahi maça ortak olabileceği görüldü! Gol de böyle geldi. 2. yarı Yasin ile top kanada inince, 4 dakikada gelen 2 golün özgüveni maçı G.Saray’a getirdi. Sonrası oyuncuların çerçeveyi gördükleri anda vurdukları güzel şutlar, topla sevişmeleri, keyif almaları ve seyircinin sahadakiyle ortaklaşması...TEBRİKLER HAMZA HOCA ELBETTE Hamza hocaya gönderilecek koca bir tebrik.. Bu maç hiç kuşkusuz Benfica maçının B’sinin ölçüsü değil. O maça bu maçta Yasin’li formül tuttu diye 4-2-4 kabilinden bir sistemle çıkılırsa, ilk yarıda Ankara temsilcisinin önünde verilen açık alanlar daha da fazlaca verilir. Sonuç hüsran olur. Hoca elbette bu hesapları çok iyi yapıyordur. İlk yarının sıkıntılı halinin çarşambaya yansımaları lezzetli olmaz. Orta sahanın bu yumuşaklığı Şampiyonlar Ligi seviyesinde sıkıntı olur.
ANALİZİ Günto yazsın, maçı Oğuz hoca değerlendirsin! Benim derdim bu gece başka. Yazacak tebrik cümlesi bulamıyorum. Herkesi kutluyorum. Başta da olası kötü sonuçta asacağımız Fatih hocayı. Onu tanıyanlar içindeki başarı azmini, coşkusunu, hırsını (hadi siz istediğiniz için söyleyeyim), şansını bilirler. Çalışmasını, imanını da… İzninizle tebrik ve coşkumu bir kenara bırakayım. Direkt ona sesleneyim. HOCAM... Yaptığın jenerasyon değişikliği hamleni n’olur tamamla! 2016’ya gitmemizin bir sonuç değil, aydınlık geleceğin bir nedeni olduğunu söyle, anlat, paylaş! Bu geleceğin inşaasında bugüne kadar çalıştığının 2 misli çalış! Çünkü sen bize hep ‘turnuvaya gidip gitmemekten daha öte işlerimiz var’ diyordun. İşte meydan. Turnuvaya gidebiliyor olmamızın gözümüzü kör etmemesi gerektiğini kanıtla.OLUŞTUR, KUR, YAP!TIPKI Arda’ya nasıl kaçta yatacağını öğretemeyeceğimiz gibi sana da nasıl sevineceğini söyleyemeyiz. Ancak bir parça seni tanıyanlar olarak biliriz ki, belki 3-4 günlük bir Bodrum dinlencesinin ardından, aklın fikrin U-17 kız takımındaki yapılanmada ya da Ege bölgesindeki TFF binasının akan çatısındadır. Değilse bize sadece ‘sonuç’ hediye etmişindir. Sen bize Türkiye Futbol Direktörü sıfatınla sonuçları değil o sonuçlara giden nedenleri anlat, yol göster ve tahkim et o yolları. Oluştur, kur, yap!ADAŞIM Demirkol’a, ara sıra bizim çocuklara, 75’lik Hıncal ağabeye falan laf yetiştirme telaşına girme; bizim kalbimizin senin gelecek planlarınla çarptığını bil.MİLYAR kişi tebrik etmiştir seni. Onlarca basın mensubu. Benim naçiz kanaatim tebrik aşamasını bir tık geçecek izin verirsen.. Çünkü ben biliyorum ki SEN VARSAN HER ŞEY TAMAM… Ama sahada tamam… Geleceğimizin mühendisi de sen ol.. N’olur! Saygılar sunarım.
LAF Ali Ece’nin; futbolda ilk ondan duydum ‘eşit ağırlık’ kavramını. Yakın dönemde Sporting kadar oyunu eşit ağırlıklı oynayabilen bir ekip görmedim. İlk yarı bizi dağıttı. Futbol neyi gerektirdiyse yapamadık. Defans arkasına atılan toplardaki durumumuzu görünce Skenderbeu muamelesine tabi tutulduğumuzu sandım.ŞENOL hoca analizlerinde böyle bir ekiple karşılaşacağını tahlil etmiş ki, Necip-Atiba’yı tercih etti. Haklıydı; ama rakip kusursuzdu. Kanatlara inme, topun yönünü çevirme, ikiye bir, verkaç vs... Ne gerekiyorsa! 40’larda bir kez boş yakaladık gibi olduk; inanın 2’ye 6 idik!OLCAY YOKKEN...DEVRE arası operasyon gerekmekteydi. Hoca doğruyu yaptı. Riskliydi ancak bu kumar değil, cesaret etmekti. Oğuzhan, oyun karakterimizi başkalaştırdı. Öndeki 6’lı hareketlendi. 61’deki gol umut aşıladı, sonra karşılıklı pozisyonları hem onlar hem biz bulabildik. İlk yarı kadar aciz olmasak bile sıkıntıya düştüğümüz saniyeler oldu. Tolga’nın 1-2 kritik kurtarışını unutmamalı! Ancak kontrol Beşiktaş’taydı.68’DEN sonra hocanın çift forvete dönmesiyle hücumdaki zenginliğimiz arttı. Grubun favorisi olan ve Olimpiyat’ta rotasyonla sahne alan gerçek bir antrenör takımı Sporting önünde yenilmemek sevindirici. 2. yarı Oğuzhan patronluğundaki oyun ve orta saha kurgusu umut verici. Cezalı Olcay’ın olmayışında sık-sık enerji kaybı gözlemlediğimiz temsilcimiz için ilk 2 uzak değil zannımca.
NERESİNDEN tutsan elinde kalacak, analiz yapma değil sinir boşaltmak üzere cümle kuracak bir maç! Bu devirde hiçbir takımın küçümsenecek tarafı yok! Ancak Şampiyonlar Ligi 32.’si takım önünde 14. kez bu deneyimi yaşamaktaysan, elinde 2-3 dünya, 5-6 Türkiye yıldızı varsa böyle bir maç oynamaya, insanları kahretmeye hakkın yok arkadaş! KAPASİTEN skor 1-0’ken top yapmaya, 2-1 olduktan sonra skoru tutmaya yeterli değilse kapat dükkanı ve çek git dostum! Bu maçın analizi olmaz, tepkisi olur. 90 dakikanın teknik-taktik yorumu olmaz öfkesi yansır kağıda, mikrofona! Ne olacaktı daha bilmiyorum! Astana geldi grubuna yahu; altı üstü Astana… Ye-ne-cek-sin, lamı-cimi yok!LAMBADAN CİN ÇIKTI AMA..HOCASINDAN stoperine, yedeğinden sol bekine… Kimi eleştirelim? Sana ne kağıtta, ne sahada, ne kalitede, ne pahada rakip olacak Astana’yı yenemiyorsan ne yazalım! Uzaktan denk gelen bir şut ile gol... 46-70 arası yenen baskı... Aptalca üst üste yapılan hatalar ve gelen 1-1… Sonrası Allah’ın lütfu bir gol… 2-1 öndesin! Alaattin’in sihirli lambasından cin çıksa bundan başka bir şey isteyemezsin.. O pozisyonu 4 dakika koruyamıyorsun! Elinde 3 ayağı top yapan orta saha ve Wesley varken bunu beceremiyorsun. Kendi kalene 2 gol... Yazık kere yazık!RUHUNA EL-FATİHADİLİMİZ ve terbiyemiz içimizden geçenleri söylemeye, bu köşeye yazmaya engel maalesef… 8 Aralık’ta grup finali oynamak, 3.’lük bileti için bir şans daha var. Velev ki 3. oldun. Seviyen Asya Ligi bile değil. Tek gerçek şu ki takımın genleriyle oynandı. Emeği geçenlerin eline sağlık! Ali Sami Yen ve Avrupa ruhuna EL-FATİHA… Ve Semih Kaya… Bence artık sen de… Herkes gibisin…
MAÇ önü yorumum ile özellikle ilk 18 dakika örtüştü. Merkezdeki 6 oyuncuyu kıyas ettiğimizde Raul-Ozan-Topal’ın total kalitesi gerek savunma/hücum dengesi, gerekse efektif oyun olarak Atiba-Oğuzhan-Sosa’dan daha iyi duruyordu. Hem kağıtta hem sahada böyle oldu. Ancak ne ben ne hiç kimse tahmin edebilirdi ki; Kjaer kendi kalesine bir gol, bir asistle 4 dakikada fişi çekecek. 30’LARDA Olcay’ın kaçırdığı pozisyonla maçın içinde kalan, Fernandao ile birkaç kez gole yaklaşsa da golü bulamayan sarı-lacivertliler için Tosic devreye girdi. Harika(!) bir kafa golüyle Kjaer’e nazire yaptı. 45 dakika oyuna bakılacak olursa üstün taraf yine F.Bahçe’ydi. Şenol hocanın Sosa’nın yerine Necip’i alarak savunmayı sertleştirdiği ikinci yarı süresince de hem top hem oyun yine deplasman takımında kaldı. Van Persie’nin golüyle yine umutlanan Kanarya’yı Gomez’in harika golü yere indirdi.F.BAHÇE’NİN FORVETİ ROBIN VAN PERSIE’DİRŞENOL Güneş yönetiminde bilhassa öne geçtikten sonra ‘mağlup edilmesi zor bir ekip haline dönüşen’ Beşiktaş önünde F.Bahçe’nin başlardaki oyunu, yoğunluğunu azaltarak sürdü. Bunda Markoviç’in sakatlanarak takımın hızının kesilmesinin de bir müddet etkisi oldu. Ancak sonra Volkan Şen etkili oldu ki; 2. golün hazırlayıcısıydı. Son olarak şunu ifade etmeli: Her türlü taht oyunu, güç savaşından bağımsız olarak bu takımın 4-2-3-1 veya 4-3-3 formasyonlarındaki golcüsü Van Persie’dir. Kalitesi, fizik kondisyonundan çok ileride olduğu için bu maçta olduğu gibi her maçta sonuç alıyor. Kalanı laf-ı güzaf olur! Muhteşem derbide ‘sonucu alan futboluyla’ kazanan Beşiktaş’ı yürekten kutlarım.
SELÇUK ’SUZ orta sahasıyla G.Saray’ın ne kadar yumuşak olabileceği tahmin edilirdi. Karşıdaki M’Bia-Okay merkezine karşı Jose-Bilal ikilisi bildiğin helvaydı. Buna rağmen oynatmama çabası değil de, oynama gayreti gösteren merkez ilk 20 dakika G.Saray’ınkiydi. Sonrasında taaa 65’lere kadar sazı ev sahibi eline aldı. ÖNCE çok etkili oyuncuları olunca, onlarla pas alışverişi kurmak, pozisyon üretmek kolay oldu. 4-5 tane %100 pozisyon yakalandı bu 40-45 dakikada. Hele bi 54-65 arası var ki aman aman! Kolayca kat edilen mesafelerle, orjinal yerleri dışında oynayan rakip savunmacılar üzerine rahat-rahat gidişler; kale(ci)yle karşı-karşıya kalmalar!SONRA birden bu gidiş durdu. Trabzon kaçırdıkça iştahlanacağına güven sorunu yaşamaya başladı. Peşi sıra dengeyi sağlayan G.Saray’da Sinan oyuna girince, takım tekrar 11 kişi oldu. (Detay yazmaya yerim yok; Podolski bir yazı konusu çünkü!) Bir de Umut, Burak’ın yerine zorunluktan dolayı da olsa oyuna dahil olunca, ön taraf hem sertleşti, hem de daha tehditkar hale geldi. Sinan’ın direkten dönen topuyla başlayan dakikalar, güven yenilemesine neden oldu.ELİ GÖRMEDİ!GOL, gol pozisyonundan gelmedi belki ama ötesinde kaçan 2-3 net pozisyonla G.Saray, rakibinden daha az iyi oynadığı maçtan 3 puan çıkardı. Oyunun genelinde galibiyete yakın taraf Trabzon’du. Marin, Cavanda, MBia ve N’Doye ile bu takımın yolu çok açık. Ayrıca Cüneyt Çakır Denayer’in elle oynadığı pozisyonda vermediği penaltıyla maçın sonucuna Trabzon aleyhine etki etti. Burak’a karşı anlamsız kinlerini artık bırakmalarını tavsiye ettiğim Trabzon taraftarı ise gerek sayı olarak, gerekse coşku olarak olağanüstüydü.