ŞENOL hocanın rotasyon yapabileceğini öngörmüştük. Yoğun takvimde farklı oyunculara şans verip kadronun moral kondisyonunu diri tutması çok anlaşılır. Dün gece Necip’in 11’e çıkmasına itirazım yok. Ancak ‘çimento Atiba’nın’ dinlendirilmemesine itirazım var! Sonuçtan bağımsız olarak 67 saat sonrasında Akhisar gibi önemli bir maç varken Necip türü formda bir alternatifle öne 1 hücumcu daha ilave edebilirdi Güneş! Bir de Milosevic meselesi var ki, Ersan sakatlandıktan sonra kulübede olduğu halde oyuna giremiyorsa devre arasında yolcu!ZORUNLU Ersan-Tosic değişikliğini önemsiyorum. Sırp oyuncunun sahaya girmesi, zayıf rakip önünde İsmail’in ileriye daha çok çıkması konusunda güven tesis etti. Köybaşı, ilk golde yaptığı asistin yanı sıra arkasındaki stoper-sol bekin güveniyle de rahat oynadı. Dört nala Euro 2016 için Fransa’ya koşuyor.GÖKHAN DÜŞÜŞÜ SÜRDÜRDÜÖN taraftaki lezzetli oyunu alışıldık hale getiren Beşiktaş, o altılının içindeki 3 yeniyle (Necip, Kerim, Cenk) klasik etkili performanslarından bir vites aşağıdaydı. Gökhan bu oyunun kreması. Ancak son dönem düşüşü dün gece de sürdü. Ricardo Quaresma’nın girişiyle sola geçmesi dahi etkinliğini (2. golün başlangıcı dışında) arttıramadı. Kerim Frei ise bulduğu ilk 11 şansını 68 dakika iyi değerlendirdi.CENK’İN DE AKLI FRANSA’DA!VE elbette Cenk... 2 golle maça damga vuran adam. İlk goldeki becerisi, 2. goldeki aklı ile ‘geçmiş iyi oyunlarının kontrol açısından aynı lezzet açısından bir tık gerisinde olan’ takımını galibiyete taşıyan isim oldu. Kaçırdıkları var. Onun da aklı Fransa’da elbet.PORTEKİZ’DEKİ beraberlik ile gruptan çıkma kartını eline alan Beşiktaş, bu formuyla bunu becerebilecek kalitede bir ekip.
HOCAN kim olursa olsun Vicente Calderon’da Atletico Madrid’e kazanırım diyemezsin. Yenilgi her şartta normal. Ancak ‘karaktersiz futbol’ utançtır. Onbirde kimler var, kim nerede nasıl oynamış, ne yapmış inanın şu saçma akşamın ardından manasız geliyor. 2-0 biten maçta Muslera şahlanıyorsa hangi taktikten, hangi kaliteden söz edeceğiz. İkinci toplar, düşen toplar... İçim sızlar! Antrenman çift kalesinden hallice geçen bir Şampiyonlar Ligi gecesi... DENİZLİ’NİN İŞİ ÇOK ZOR11’DE Wesley’nin bulduğu pozisyon dışında rakip kaleye gidemeyen oyuncu topluluğu. Avrupa’nın sahada en iyi ‘duran takımına’ sadece durarak geçen koca bir maç! Hezimet üstü rezalet olmadıysa sebebi Atletico’luların bir miktar gayri ciddiliğidir! Şimdi herkesin kafasında aynı kuşku var; Mustafa Hoca’nın işi çok zor! Doğrudur. Dikensiz gül bahçesine gelmediğini en iyi o biliyordur. İlk yapması gereken de bu ekibi tüm oyuncularıyla ‘takım’ yapmaktır. Astana maçından sonraki 2 ay olası bir UEFA yolculuğu için yeterli zamandır.
JOSE’Lİ Selçuk’lu orta saha (önündeki 4 forvet özellikli adam ile) ne demektir? Top bende kalsın, bende olsun, yumuşak (geçirgenliği fazla) rakibin önünde iç sahada oyuna hakim olayım hissiyatının tezahürü olarak anlarım! İlk 10 dakika ve gelen golle pekişmesi gereken anlayış 20’lerden çöktü. Maçın sonuna kadar da geri gelmedi. Antalya sana oyununu kabul ettirirken sen sustun, pıstın! Kımıldayamadın! Burak’ın 40’larda kaçırdığı pozisyon dışında taraftarının heyecanlandıramadın. Aksine Antalya’nın 2. yarı ataklarıyla yüreğini ağzına getirdin. Hiçbir oyuncun vasata bile ulaşamadı. Podolski 2. golle takımı maça tutundurmaya çalıştı ama nafile!CHEDJOU NİYE YOK?HAMZA hoca ve sonrası ile ilgili milyar tane cümle kurulabilir. Konumuz bu maçsa Taffarel’e yazar kayıp 2 puan. Rize maçı belki kötü oynadıama Chedjou’nun bu takımdan kesilmesi intihardır. Bu denli kritik bir maçta ilk kez yan yana oynayan 4 oyuncuyla defans hattı oluşturmak takımı yeterince tanıyamamakla ile ifade edilebilir. 2 puan kaybı günün hocasına yazar ama, genele yayılan sorumsuzlukları pas geçtiğimizi sanmayın. Bu maçı Taffarel alamazsa da Hamza hocayı gönderenlerin alması lazımdı!
FATİH hoca sahaya Katar maçı sonrasında ilk idman olan pazar akşamı antrenmanındaki çift kalenin as 11’yle çıktı. Cenk’in arkasındaki 5’li oyunun merkezi... İsmail ve Gökhan’a derinlik kazandıranlar da onlar, kaleyi gören noktalarda kümelenenler de… İlk yarı İsmail’den beklenen hücum katkısını alamayan Milli Takım sağdan Arda-Gökhan’la atakçıklar geliştirdi. Atakçıklar diyorum, 15-45 arası oyunda üstün, sette mahir, alan daraltmada başarılı olmakla birlikte atak sonlandırma sorunumuz vardı. Bunda Olcay’ın bazen sarsaklaşma, Cenk’in de yalnız kalmasının etkisi büyüktü.EMRE İÇİN ÖMRÜM YETMEYECEK2. yarıya bıraktığımız yerden yine topa sahip görüntümüzle başladık. Kale önüne daha çok gelebildiğimiz bu 45’te, 54’teki Arda tehlikesi tribünleri ilk kez ayağa kaldıran atağımız oldu. 64’te Yunus girdi. Ayağına hakim, futbolu bildiğini hissettiren Yunus da pozisyon üretmeye yetmedi.KAPANAN Yunanistan’a etkili ayaklarımızla çilingir olamadık. Topla çok oynadık ama ne tempo yapabildik, ne de oyunun yönünü çabuk değiştirip rakibi şaşırtabildik. Oyuncu değişiklikleri de derde derman olamadı. Kazanabileceğimiz yetenekte olup, uyuşuk bir halde 90 dakikayı tamamladık. Maçın ciddiye alınması olumlu, tempo yükseltilememesi olumsuzdu. Hakan/Oğuzhan ikilisi takımın hareketlendirilmesi konusunda yetersiz kaldılar. Gökhan Gönül, ilk yarıdaki oyunuyla eski günlerine döndüğünü müjdeledi, ciddi kazançtır Emre Çolak konusunda Fatih hocayı anlamaya benim beynim ömür boyu yetmeyecektir.Son not! Bu topraklar bu kadar saygısızlığın türediği topraklar değildir. Bu toprakları bizim yapan Mustafa Kemal Atatürk, Başakşehir’de dün akşam yuhalanan Yunanistan’ın (bize düşmanlarken) bayrağını çiğnemeyip yerden kaldırmıştır. Kimin olursa olsun, milli marş yuhalanmaz! Milli marş ıslıklamak, milli bir davranış değil; evrensel bir kabalıktır!
HANGİ dakika, hangi soruya, hangi cevap? Öyle bir maç ki yanıtı 15’te farklı, 40’ta farklı, 75’te farklı... 90 artıda bambaşka! İlk 15 dakika parçalayacak bir G.Saray izledik. Wesley Sneijder’in müthiş golüyle öne geçen, oyunu ele alan, farka gideceği tahmin edilen bir takım! Ardından Selçuk İnan-Hakan Balta sakatlıklarıyla dengesi bozulan, Mehmet Akyüz’ün deparlarına teslim, 2 gol yiyen bir G.Saray!HAFIZALARDAN ÇIKMAZİKİNCİ yarıda oyunun hakimi, maçı çevirecek bir oyun. 2-1’den 3-2’ye gelen kalite. Sonrası... Umut Bulut’a verilen gereksiz 2. sarı kartla ve Semih Kaya’nın sakatlığı sonrası Benfica yorgunluğunun tezahürü... Hafızalardan çıkmayacak bir maç! Hamza hocanın başlangıç stratejisinin tartışmalı halinden tutun da 90 artılarda kopan oyun disiplini ve gelen yenilgi! Bir yazıya sığmaz bu maçın analizi!
BEŞİKTAŞ bizi ‘Beşiktaş standartlarına’ alıştırdı. Sahada standart işler yapıyorlar. Her maç benzer tutumlar içindeler. Sonunda futbol adına dimağında tat bırakan bu anlayış, her Beşiktaş maçını izlenir, keyif alınır kılıyor. Spor yazarı, futbolsever olarak bundan şikâyetkâr olamazsın. Hep iyi futbol maçları izliyoruz... 14 tane 90 dakika oldu. ANCAK bunun Beşiktaşlı için her maçta başarıya dönme ümidi açısından pek rahat bir durum olduğu söylenemez! Bir taraftan ‘iyi bir kalecim var’ diyorsun, her maç gol yiyor! Bir cümlede ‘defansım toparlandı’ diyorsun, golleri ‘alıkça’ yiyorsun! (İsmail’in dünkü ofsayt bozuşu iş mi Allah aşkına) ‘Beklerimin hücum katkısı fena gitmiyor, gelişmekte’ diyorsun, hiçbir maçta kanattan boğamıyorsun; en iyiyken bile çolaksın!CİCİM AYLARI ÇABUK BİTER ‘ATIBA önderliğinde orta saha harika, büyük akıl, yüksek kalite’ diyorsun, kazanamadığın her maçın sebebi, öne geçip oyunu orada vermen! Hiç itirazım yok, hepimizi maça bağlayan bir oyun akışıyla reyting çeken takımken Kasımpaşa ve dün akşamki arazlarını söylemek vazifemiz. Karşındaki elbette köy takımı değil ancak 30-45 arasındaki baskıdan bu yüksek kalibre oyunla gol çıkaramayıp 58-80 arası oyunu rakibe teslim edip reaksiyon gösteremiyorsan cicim ayları çabuk biter.ŞİMDİLİK tünelin ucu Güneş’e bakıyor ve sorunlar çözülebilir duruyor. Yine de bazen reytingi düşük, izlenirliği az ancak neticesi sağlam Beşiktaş izlemek durumunda kalmak hayırlısı gibi duruyor!
G.SARAY, İstanbul’daki maçta etkili başlayıp 2’de golü bulduktan sonra 10 dakika kadar baskıyla oynayan Benfica’yı topa sahip olarak yenmişti. Ayağına mahir adamların bol olduğu bu tip takımlara “topla oyna” derseniz, ilk yarı olmazsa 2. yarı, o da olmazsa eninde sonunda seni yenerler. Arena’da bunu yapamamalarının sebebi Gaitan’ın etkisizliğiyle, Hamza hocanın Olcan’ı 2. sol bek olarak Carole’un yanına monte etme başarısıydı. OYUN üstünlüğü, İstanbul’dan daha genele yayan rakip, hakkı olan galibiyeti elde etti. Momentum 30’larda 3-4 dakika, 80’lerde de 7-8 dakika bize geçti. Kalanında farkı kaçırdılar! Peki İstanbul’daki oyunun “en azından snopsisini” burada niye oynayamadın? Sebebi rakibin iyiliği, deplasman handikapı kadar Wesley idi! G.Saray’a geldiğinden beri en etkisiz maçını oynadı. Selçuk ve Bilal’in defansif olarak daha fazla aksiyon aldıkları maçta ne topla sık buluştu, ne oyunun merkezi oldu, ne forvetleri besleyebildi.GERÇEK HEDEF UEFASONLARDA rakibin gömülmesiyle 1.5 pozisyonda sahada olduğunu anımsatan yıldız oyuncu dün akşamki kötü oyunun nirengi noktasıydı. Podolski’nin golündeki klas ne kadar değerliyse bu oyun kısırlığında, iki yan top golünün saçmalığı da o kadar gerçekti. Her şeye rağmen Yasin golü atsa grup matematiği değişirdi!BİR müsibetin bin nasihatten iyi olduğu başka gerçek de vardı Lizbon’da! Burak ile Selçuk’un Madrid’de cezalı olması hayırlıdır. Çünkü İstanbul’daki Benfica galibiyetiyle gruptan çıkması hayali kurulan, ancak gerçek (ideal) hedefin UEFA olması gereken G.Saray’da, iki yıldız oyuncu grubun sürpriz takımı Astana önünde lazım!
İLK cümleler Fırat Hoca için! Gerçi yardımcısının kurbanı oldu ama F.Bahçe’nin golü ofsayt! Bir de ev sahibi maçı en fazla 10 kişi bitirebilirdi! Burak-Kjaer penaltı pozisyonu da çok tartışmalı.İŞTAHLI başlayan F.Bahçe için gol ideal dakikada (37) geldi. Seyirci desteğiyle, hızlı oyunuyla, “sahada doğru bir resim verememesine rağmen” soyunma odasına önde gitmeyi hak ediyordu. Dönen/düşen toplarda birçok kez rakibine üstünlük kurdular, gol de öyle geldi. G.Saray doğru dürüst 1 kez dahi ceza sahasında topla buluşamadığı 45 dakikayı 1-0 yenik kapatmakta şanslıydı. Orta sahanın hem merkezinde, hem hücumda 6 oyuncuyla teslim bir sarı-kırmızılı grup izledik. Üstüne 2 stoperi de sarı kartlıydı.MAHİR AYAKLAR...2.yarı da benzer bir tabloyla başladı. G.Saray mahkumiyeti sürerken, sarı-lacivertliler 60’lara kadar yine maçın sürükleyicisi oldular. Ne zamanki Burak oyuna girdi, tablo değişti. G.Saray’lı oyuncular ‘en oynayabilecekleri oyunu’ oynama tercihine gittiler. Kaleye yakın, 2 ve 3.bölgeleri mahir ayaklarıyla kontrol altına alan, rakip kaleye oyunu yıkan anlayışı sonlara doğru ‘bu maç 1-1’e gidiyor’ duygusunu herkeste oluşturdu.BU OYUNLA 1 PUANF.BAHÇE kulübesi reaksiyon veremedi. Maç genelinde iyi oynadığı 5’er 10’ar dakikaları sürekli hale dönüştüremeyen ev sahibi için gol de çalıştığını varsaydığım yerden geldi. Wesley, duran topu ‘bölgeye atmaktansa’, hareketli topu “istediği yere” attı! Ba ile Kjaer kısacık Olcan’ın önünde uyuyunca maç berabere bitti. “3 iç orta saha ya da Yasin ile kanatlı oyun dışında” formasyon seçeneği bulunmayan G.Saray, 70 milyon Euro’ya kurulan F.Bahçe önünde son 25 dakikadaki oyunuyla 1 puanı aldıysa, sorun ev sahibinin kulübesinde aşureyi yapamayandadır!