BU sezon ilk golü attığı 17 maçın 13’ünü kazanan Başakşehir, Rize maçında da oyunu tutamazken golü buldu. Kuşkusuz bu istatistiği avantaja döndürecek yöntemler, Avcı’nın ‘elifbası’ gibidir. Kaldı ki ilk 15 dakika oyunu domine eden Rize, golden sonra reaksiyon vermesi gerekirken sindi.2 Cengiz, 1 Adebayor şutu, 1 Adebayor volesi ile rakip kalede 4 tehlike bulan yine Başakşehir oldu. Visca hiç oyuna sokulmadı, Mossoro ise 1 pozisyonda ‘buradayım’ dedi.ALPARSLAN’IN golünde tam bir SET BİRLİĞİ vardı. Sağdan göbeğe 4 pasta bir basketbol üçlüğü görüntüsü söz konusuydu. Devre sonlarına doğru kenardan gelen bir topta biraz da (asistte) şansla ev sahibi 1-1’i buldu. Çok pozisyon vermese de Başakşehir için ‘savunmada kötü, hücumda aktif’ bir 45 geride kalmıştı.İKİNCİ yarı ise Başakşehir baskısı başladı. 11 dakika rakip kaleyi abluka altına aldılar; gol bulamadı ama her şeyi yaptılar. Rize, 2. yarının ilk atağında golü yaptı.EMRE 2. YARIDA BÜYÜLEDİBAŞAKŞEHİR tıpkı ligin ilk yarısındaki gibi bastırdığında Hikmet hocanın planı hızlı toplarla çıkmaktı. Umumiyetle de yaptılar. Ancak hoca, oradaki istasyon Kweuke’yi 2-1’den sonra çıkarınca, takım top tutmakta zorlandı. Abdullah Avcı da 4-4-2’ye dönüp Pektemek/Napoleoni’yi alınca saz yine İstanbul ekibinin oldu.BİRİ gol attı, öteki penaltı yaptırdı. Rize arkalara sarkınca Yalçın dağıldı, hoca onu çıkarttı. Son dakikalarda Başakşehir’in tartışmalı, Rize’nin net penaltısı sonucu değiştirmedi, skoru zenginleştirdi. Emre ikinci yarı büyüledi. Rize ise 1 puanla sadece umut sürdürdü. O da sanırım matematik olarak! İyi maç izledik. Teşekkürler.
MAÇ önü olayların iki ekibi de etkilemediği başlangıç, futbol adına pek lezzetliydi. Rakip, analiz ettiğimiz gibi oynadı, biz ise bir çıt üzeri. Ancak gole kadar sürekli oyunun elimizden kayıp gitme ihtimali vardı. Rakibin ön kurgusu el-hak etkili oyunculardan kuruluydu. Hareketli ve delici! Ancak orada Marcelo fark yarattı. Savunmada ‘Mitroviç’e ağabeylik etmenin’ yanı sıra sadece ilk yarı 3 gol girişiminde bulundu. AKIL dolu bir golle öne geçtik. Sonrasında ise hatt-ı müdafaa’ya! Mitroviç’i çapa yapan Şenol Güneş hocamız, Adriano’yu sol beke çekip savunma tahkimatını yaptı. Buralarda ikili mücadelelerde etkisiz kaldık. Hücumda da eksik! Yine de bu anlayış ilk yarıyı galip bir şekilde bitirmemizi sağladı.İKİNCİ yarı oyun baştan sona onlarındı! Kımıldayamadık! Maçın bizim adımıza kırılması 48’de Talisca’nın kaçırdığı bomboş kafa! Sonra 53’te 2 oyuncu değiştirdiler; ardından ne yapsak para etmedi. 83’e dek direndik ama sonra resmen saçmaladık! 71 ve 78’deki ataklarında çok çok şanslı, böyle bir hakem maçı yönettiği için ballıydık!FABRI ZIRVALADIADETA bir basketbol koçu gibi takımına sürekli olarak müdahale eden, yerinde oyun/oyuncu değişiklileri yapan Şenol hoca bu yenilgide en son suçlanacak kişi! Tolisso’nun müthiş oyununa, Valbuena, Fekir ve Lacezette’nin hareketliliğine direnç koyamadık. İyi oynadığımız dakika sayısı sınırlı, doğru oynadığımız dakika sayısı yüksekti.OYNAMADAN 2-1’e razı olurdum! Oyunu gördüm Fabri’nin zırvalığına rağmen yine razıyım bu sonuca! Tur için umutlanmak adına Q7’nin dönüşünü ve Dolmabahçe’nin atmosferini belleğime kazıdım. O zihnimde, dün gecenin adamı Marcelo’nun da olmaması var. Bu sebeple iş hala 50-50.
UTANMA sıkılma duygusu olmayan bir takımla işini doğru yapmaya gayret eden iki takımın karşılaşmasıydı! G.Saray, Başakşehir’e yenilemez mi? Elbette yenilir. Ama G.Saraylı oyuncuların kulübü, camiayı rezil etme hakları yoktur. Tonla para alan, köpeksiz köyde değneksiz oynayan, kıçı-başı belli olmayan bir futbol yönetimiyle, bu yıl aldıkları puanlar bile fazla! Hoca da sorgulanır bu saatten sonra! İçeride Fener’e kaybederse kimin gideceğini kimse bilemez! Bu işin G.Saray tarafı, yani içinde futbol olmayan tarafı!RAKİPTEYSE buram buram futbol vardı. 2-0 biten ilk yarıda 4 net pozisyon daha buldular. 2-0 biten 2. yarıda ise 3... Abartmıyorum 10-0 olurdu. Cengiz kariyer maçını oynadı. Adebayor, kariyerini anımsadı. Mossoro, maçın sökülüşündeki en önemli faktördü. Emre yönetti, üretti; takımı büyüttü. Caiçara döktürdü.VOLKAN ÜŞÜDÜ!ALPASLAN ‘Ben bu akşam fazlayım galiba!’ dedi. Mahmut, alan bilgisinde bilge seviyesine erişti. Visca, bol bol gol kaçırdı. Yalçın ile Epureanu’ya iş düşmedi. Volkan kalesinde üşüdü! G.Saray’ın ‘Adana maçındaki kadar yumuşak olmasında sakınca görmediği’ merkez orta sahasının her santiminde kedi-fare gibi oynadılar.RODRIGUES, Bruma, Yasin gibi aynı tip 3 oyuncunun hücum bölgesinde topla oynamak yerine alıp gitmeyi tercih edeceğini herkes gibi Avcı da biliyordu. Bu tercih işine geldi. Selçuk/Josue’ye yapılan alan baskısı merkezde Mossoro’yu, kenarlarda Cengiz ile Visca’yı maç boyu kaymaklı ekmek kadayıflarıyla buluşturdu. Sonunda Mustafa’dan dahi gol yemeyi başardı G.Saray... Utanma sıkılma olmadıktan sonra bir oyuncu grubunda... Dua etsinler, yedek kaleci Ufuk atmadı!
MAÇI yazmak işin en kolayı. Gördüğünü futbol umurunca değerlendir, kaleme dök! Yazılamayacak, anlamlandırılamayacak olan tribünler. Bakın F.Bahçe’nin G.Saray ve Beşiktaş’tan farkı tribünleridir. Kuşkusuz bir Çarşı efekti dünya çapında, elbette bir Ali Sami Yen atmosferi dillere destandır.ANCAK F.Bahçe tribünleri bambaşkadır. Stadın 2001’de endüstriyel modernizme adım atmasıyla F.Bahçe taraftarı, oraya mutlu olmak için gelirdi. Orta-üst gelir grubuyla belki ‘dakikalar boyu aynı nakaratla bağırmayan’ ancak gerektiğinde rakip ve hakem üzerinde olumsuz, takımı üzerinde olumlu tesir yaratan insanlar grubuydu Kadıköy’e gelenler. Şimdi yoklar! Şimdi gelmiyorlar.KUŞKUSUZ yönetimin anlamsız uygulamalarıyla tetiklenen iç çekişmeler kadar, büyük taraftarın ‘küçülmüş’ futbolu izlemek istememesinin de etkisi var bu boşluklarda. F.Bahçe taraftarı mutlu olacağı etkinliklere gelmeyi bilecek kadar tribün kültürüne haiz bir insan grubudur. Şimdi yoklar! Takıma, yönetime, hocaya isyan halinde olmalarını anlıyor hak veriyorum. Bu yıl da böyle geçti. Sarı-Lacivertlilerin tez zamanda yapması gereken iyi bir futbol takımı kurmak kadar, tribünle sosyal kontratı yenilemek olmalı.REZİL BİR İLK YARIYDI...SAHA sonucu gelir; gelmese de olur. Bu takım tarihi 89 sezonundan sonra o muhteşem kadronun oyuncularının çoğuyla 7 yıl şampiyon olamadı. Yine olur dert değil. Sorunu yeşil zeminde değil, sarı-lacivert tribünlerle kopan bağda aramalı.MAÇIN özeti ise... Rezil bir ilk yarı! Seyircisizliğin ürettiği temposuzluk! Akhisar’ın işine gelen bu ortam 44 dakika sürdü. Diego Lopez’in kendi kalesine attığı gol, sayı üstünlüğü getirdi ev sahibine. İkinci yarı ise penaltının hareketlendirdiği bir 45 oldu. İlk yarıdan daha futbol eğlencesine sahipti. Souza ve Lens’in golleri 2.’lik mücadelesi için umut verdi. Elbette Dick hocanın 95 dakika hiç oyuncu değiştirmemesi de maçın önemli notlarından biriydi.
LEVENT hoca, G.Saray’ın iki bekinin ardına top atmak suretiyle hücum, neredeyse 9 kişiyle kapanarak da savunma stratejisini kurmuştu. Hiç fena olmayan bir fikir. Orjinal olmayan sol bekin, orjinal olsa da bekliğini sorgulayacağımız sağ bekin arkasına hızlı koşular sonrası top Magaye ile buluşturulduğunda sonuç alınabilirdi. İlk 12 dakikada 2 kez iş yaptı bu plan. G.Saray, bir türlü oyuna giremedi bu sıra.SONRA Selçuk başta olmak üzere merkez ve kanatlar oyunu ele aldı. Rodrigues sağda, Yasin/Linnes solda ön tarafı beslemeye başladı. Golü Itandje attı, pozisyon değildi ancak G.Saray devre sonuna doğru baskıyı arttırdı, oyunda da skorda olduğu ölçüde öne geçti.İKİNCİ yarı başlar başlamaz gelen Rodrigues golü maçı kopardı. Golün oluş şekli de Tudor’un oynatmak istediği Karabük orjinli futboldan esintiler taşımaktaydı. Kenarı iyi kullandı süratli oyuncu, iyi de bitirdi. Hem atağı, ayrıca maçı! 2 penaltı ve kalan 35 dakikalık serbest zamanla tamamlanan maç.‘ESNEĞİM’ İLETİSİ GÖNDERDİTUDOR, Adana gibi nispeten zayıfça bir ekibe karşı da olsa takım üzerinden kamuoyuna birçok mesaj verdi. Sneijder’e ‘yedeklik’, Selçuk’a ‘liderlik’, Josue ve Linnes’e de güven sms’leri attı. Ayrıca 4’lü oynatabileceği yönünde de ‘esneğim’ iletisini de gönderdi. 4-4-2, 3-4-3, 3-5-2, 3-4-1-2 gibi şablonları oynatabileceğini gösterdi. Wes’i yedek bırakıp, Josue ve Linnes’e de ‘bu takımın parçalarısınız!’ dedi. Eren ve Poldi de önümüzdeki dönem G.Saray’ının ikili forveti olabilir. O halde Sneijder’e ne olur? Uff olur!
29 Ocak 2017... İBFK-Bursa maçı sabahı... Yönetim Abdullah hocaya telefon ediyor. ‘Hocam, Sokol’a Legia Varşova’dan teklif var, ne dersiniz?’ Abdullah Avcı, geçen sezon transfer ettiği Arnavutluk Milli Takımı santrforu için iyi duygular beslemesine rağmen, 2. yarıdaki seviyeye uygunluğunu kafasında sorguluyor, 1.2 milyon Euro civarındaki teklif sonrasında da ‘kulüp menfaatleri ön planda, bu paraya verilir’ diyor.Elinde Pektemek, Batdal, kısmen Napoleoni var; gerekirse ‘alo’ dediği anda gelebilecek 1-2 oyuncusu var. Yönetim Sokol’u Legia’ya veremiyor ama ertesi sabah Adebayor’u indiriyor Yeşilköy’e. Hoca mutlu. Sokol, Akhisar’a veriliyor.Geçen haftalar içinde tıpkı Okan Buruk gibi, Abdullah Avcı’nın çok yakın dostu Tolunay Kafkas hocaya defalarca ‘Allah razı olsun sizden. Çok iyi bir oyuncu, iyi profesyonel, katkısı çok Sokol’un’ diyor.AKHİSAR LİGDE KALDI!VE o Sokol, dün ‘İtalya-Arnavutluk maçında 90 dakika forma giydikten sonra’ Okan hoca tarafından sonradan oyuna alındı. 83’te girdi, 93’te attı! Attığı gol, kimilerine göre dün dahi şampiyonluk iddiası olan (ki bence şampiyon 27 Şubat’ta Beşiktaş oldu bile) Başakşehir’i yarıştan koparttı.ZANNIMCA Akhisar’ı da ligde bıraktı. Yine de maçın adamı o değil. Maçın adamı 3 Adebayor tehlikesini savuşturan Lukaç’tır. Bir de oynamadığında takımının bütün şaftı şaşan Emre Belözoğlu. Futbol anlar ve kaderler oyunudur. Bazen o kaderler elem keder, bazen neşe keyif verir. Sokol dün ikisini birden yaşadı tek vuruşla!
FATİH hocanın ve hepimizin hesabı çok netti! “İki Kosova arası Finlandiya var; 9 puan yapar. 2 Eylül’deki Ukrayna deplasmanına 11 puanla gidelim.” Kundaktaki Kosova sorun olmayacaktı ama buluğ çağındaki Finlandiya ile mücadeleni 3 puansız geçersen yakıcı olabilirdi. Hoca bunun bilincinde, takımına hücumda inanmış bir 11 ile sahadaydı. 4-1-5’e yakın formatta; Arda ve Yunus ile forvet arkası hattı oluşturup; iki kenar ile de tehditkar bir 5’li yapmıştı. Selçuk’un da ne kadar defansif bir adam olduğunu herhalde kendisi de tartışır. Dolayısıyla hoca sonuçtan bağımsız doğru kadro yapmıştı. 9 ve 13’teki Cenk golleri iki önemli çalışılmışlığı orta yere koymaktaydı. Hem kanattan sert orta, içeride bol adamlı hücum seti, hem de son FAS maçı dahil açık veren rakip duran top savunmasının iyi analizi. Finliler, yakın direğe dışa kavisli kullanılan rakip vuruşlarında sorun yaşamaktaydılar.FAZLA KONTROLLÜYDÜK!13’TE 2-0 yaptıktan sonra üstüne yattık canım! Hiç başka tanımı yok. Adına ister geri yaslanma deyin, ister topu rakibe verme, ister gücünü ekonomik kullanma! Ne dersen de oyun senin değildi tıpkı top gibi! Ne 13 dakikada 2-0’ı bekliyordum, ne bu kadar kontrollü oyunu! Ama dün gece kazanmalıydık. Rakibe direkten dönen topları dışında fırsat vermedik. ‘Acaba 2-1 olur da sonra sıkıntı yaşar mıyız?’ sorusunu da sormadık.GÖZÜNE tutulmuş tavşan misali kuzey ülkelerine karşı neredeyse hiçbir maçı kazanamayan, berabere kaldıklarında da oyun olarak kaybolan ülke takımlarımızın en büyüğü, dişli Finler’i mağlup etti. Dün akşamki galibiyet iyi analiz, doğru kadro ile maçı önceden kazanan Terim’e yazar. Özel Moldova ve resmi Kosova maçlarında ciddiyetli oyunlarımızla şimdi hedef 2 Eylül’de Ukrayna..
SONUÇTAN bağımsız... G.Saray’da dünya çapında bir oyuncu var. Yaptığı işi dünyada en iyi yapan 5 kişiden biri olduğuna inandığım lukas Podolski’den söz ediyorum. Bu adam ceza sahası içi ve civarından önünde topu düzeltip sol ayağıyla sert/isabetli vuruş yapan dünyanın aktif en iyi 5 oyuncusundan biri hala. Taraftar üzülüyor onun gitmesine.LUKAS, hırsını takıma zerk ediyor. Dün gecenin de iyilerindendi. Bunda ona getirilen topların katkısı büyük. 3-4-2-1’i andıran modelde en öndeki oyuncunun ardında bulunan en az 6 kişilik destek gücü oyunu ve hücumu çeşitlendiriyor. Eren gibi klasik santrforların da iş görebileceği bu düzende Poldi türü hareketli oyuncularla ileri 7’li, her hücumda birkaç pas olanağı, seçeneği bulabiliyor. Golü de öyle buldu.KUŞKUSUZ yeni G.Saray’ın oyununda arazlar olacaktır. Yıllardır 4’lü savunma oynamış takıma 3 stoperli bir düzen getirmek, bek orjinli olmayan en az 1 kanat oyuncusuna (ki o şu an Yasin) kanadı 90 metre git gelli oynatmak zor. Buna rağmen ilk yarıdaki G.Saray hareketli oynadı.KARAKTER İŞİ!2. yarı fizik olarak çözüldüler ancak Selçuk’un klas frikiği ile 3 puana ulaştılar. Maçları sonlarda kazanmak karakter oluşturma işidir. Bunu yapıyor G.Saray; iyi de yapıyor. G.Birliği de hiç mi hiç maçtan kopmadı. Ümit hoca 2. yarıdaki üçlüye dönme planıyla oyuna müdahale edip değiştirme konusunda başarılı bir iş yaptı; olmadı. Bugün olmaz yarın olur!MAÇIN adamı hakem olur mu? Olur! Kusursuza yakın bir performans gösterdi Fırat Aydınus. G.Saray lehine 1, aleyhine (1 dakika arayla) 2 penaltı verdi. Selçuk’un frikiğine neden olan penaltıda 10 cm. ceza sahası dışını süzdü, serbest vuruşa hükmetti. 86’da G.Birliği atağında yardımcısına uymayarak aktif/pasif ofsayt uygulamasını nefis çözdü. Disiplin kararlarında da iyiceydi. G.Saray-F.Bahçe, ya da Beşiktaş-F.Bahçe maçlarından birini Aydınus yönetir.