ÖNCELİKLE Kayseri şehri! Ne bugünkü takımı hak ediyorlar ne başka bir takımı. Bu kadar futboldan uzak, şehir sinerjisini bu kadar takıma yansıtamayan bir kent olmamalı. Düşerlerse sadece takımın suçu olmaz bu. Seyirci yine sınıfta kaldı sayı itibariyle. Halbuki İBFK maçında canlı izlediğim Kayserispor, gerek oyuncu, gerek oyun olarak üstüne koymuş durumda.F.BAHÇE’NİN uzun erimli oyununa doğru alanları kapatarak cevap vererek başladılar. Gerek Rotman, gerekse Lawal orta sahada takıma sertlik getirmişler; Varela da hücumda Deniz ile birlikte oyuna doğru katkı verdiler. Seti tercih etmeyen, dün gece de beceremeyen sarı-lacivertliler ise ilk 24 dakika rakip kaleye gidemedi.TEK ezberleri ‘kafayı kaldıran Lens’i aramak’ oldu. 24 ve 26’da Fernandao’nun kafası ve Topal’ın şutlarıyla pozisyon bulan F.Bahçe, 33’te Umut’tan golü yedi! Bir 10 numara olsanız arkanızda Türkiye şartlarında en iyi 4 merkez savunmacı herhalde F.Bahçe’deki olur. O merkezin şut attırması ciddi bir soru işareti! Mehmet’in bulduğu gol, soyunma odasına krediyle gitmesinin nedeni oldu F.Bahçe’nin.SAHADAN SİLİNDİLER2. yarıda beklenen reaksiyonu gösteremeyen F.Bahçe her hali ile tel tel döküldü. Bilhassa Güray’ın attığı ilk golden sonra adeta sahadan silinen sarı-lacivertliler maçın sonunda oluşan üç farklı mağlubiyeti hak ettiler. Neredeyse 49 dakika kaleye gidemediler ve Kayserispor’dan 2 maçta 7 gol yiyerek tarihi bir felakete imza attılar. Geçen haftaki Başakşehir galibiyeti böylece tüm anlamını yitirmiş oldu. Şampiyonluk artık çok zor.
19 haftada 21 puan toplayabilen, hocasının da ‘10 maç gol yemedik efendim!’ türü gevelemelerle övdüğü Akhisar, dün gecenin ilk konuşulması gereken tarafı. Hamza Hamzaoğlu ve Cihat Arslan’la ülkenin en düzenli ekiplerinden biri haline gelen Ege temsilcisi, Tolunay Kafkas’ın bu anlayışıyla TFF 1. Lig’in adaylarından biri olur.RODALLEGA’YI satarak hücumunun %51’ine veda eden Akhisar’ın kalan haftalarda işi zor. Eli kolu tutmuyor! Direnç mafiş! Akıl zayi, taktik terk!FİNAL MAÇI OLURPEKİ maç niye, nasıl farka gitti? Hakkını yemek olmaz, bilhassa ilk yarı G.Saraylı oyuncular arzunun, hırsın, iştahın, temponun zirvesindeydi. 4 gol de birbirinden kıymetli.BU kadar çıkmaya gücü olmayan rakibe karşı, seti de açık alan oyununu da, bire biri de verkaçı da.. Hepsini yaptı G.Saray... Bruma’nın kalite kokan koşu ve golleri, Podolski’nin ‘beni niye satıyorsunuz ki!’ serzenişlerini anlatan oyunu, Wesley’in şef garsonluğu, Yasin’in hep oyunun içinde olma isteği, Selçuk’un yönlendiriciliği; hatta Josue’nin katkısı... Geçen hafta “Ben yoruldum hayat” şarkısı ile anlatırdık G.Saray’ı... Bu hafta ise işler değişti.ÖN taraftaki 6’lı her şeyi yaptı. İş düşmedi dediğin arka taraftan da gol geldi. Yetmedi Muslera çalım attı. Kısaca buz gibi bir havadan sımsıcak bir keyif ortamı çıktı. Kupada Başakşehir, ligde içeride Kayseri, dışarıda Rize maçlarından ortaya çıkacakolumlu tablo; Beşiktaş maçını şubat sonunda yarı finale dönüştürür bu statta!
F.BAHÇE, her geçen gün gerçek bir savunma takımı olduğunu kanıtlıyor. Genlerinde hücum olan sarı-lacivertliler, maçına göre doğru ve gerçekçi savunma oyunlarıyla halen zirve adaylarından. Bunu uçup kaçıp yapmıyor, bilakis iyi savunma bu seneki kritik maçlarda hep galebe çaldı. Dikkat edin, F.Bahçe’nin puan kaybettiği maçlara... Hep iç saha ve Anadolu takımları.. Hedef maçlarda hep başarı var. Belki doğru oyun değil ama gerçek oyun. İŞTE bu gerçek oyun, Başakşehir’e de üstünlük kurdu. İşte bu gerçek oyun, orta sahada Mossoro, Emre, Mahmut üçlüsünü kitledi. Alper, Josef, Ozan, Salih, Roman maç boyu orada kimseye yaşam alanı bırakmadı. O merkez işlemeyince, kenarlardaki Cengiz de Edin de işlevsiz kaldı. Emre oyunu organize etme şansı bulamayınca, takım hiç etkili olamadı! F.Bahçe etkili miydi? Hayır! Karavaiev’in 90+’da kaçırdığı dışında gol pozisyonu yoktu ev sahibinin. Başakşehir’in ise 4-5 etkisiz şutu ve 46-60 arasındaki oynadığı kısmen etkili oyunu.BEKLENTİLERİMİN altında, tribüneki dondurucu soğuğa rağmen gelen 20 binden fazla izleyiciye keçi boynuzu kadar bile lezzet vermeyen bir futbol izledik. F.Bahçe maçı kazandı; oyunda kaldı. Şampiyonluk denklemi tekrardan kurulacak şimdi. Tekrar ve 4 takımla...
ÖNCE Cüneyt Çakır! Hocam be! Harika süzmüşsün pozisyonu, golü vermişsin. Milletin ağzına ne demeye laf verirsin gidip Yasin’e sorarak! Sonra verdiğin yanlış penaltı kararı. Eee o zaman haklı olarak ‘Gidip onu da Carole’e sor’ derler adama!NEYSE Allah’tan harika bir yardımcın vardı! JOR hoca ile ilgili başından beri serinkanlı kalmaya, yapılan ‘Hoca değil’ eleştirilerine sakin durmaya çalışıyorum. Ancak bitti! Herkesin çizgisine geldim. Evet, G.Saray hocasız bir biçimde yola devam ediyor. Çünkü G.Saray’ın bir hocası olsaydı, gerek Garry’yi, gerekse Eren’i yanında bu kadar bekletmez, hatta en az birini 11’de başlatabilirdi.GİDİP gitmeyeceği belki de şu sıralarda belli olacak Podolski’den mi hayır gelir, ‘Ben bu takımın 1 numaralı santrforu olurum’ iddiasında olması gereken Eren’den mi? Geçen hafta cebine 3 puan koyan Garry mi sana yararlı olur, yoksa düşük formlu Yasin-Bruma’dan biri mi? Yahu rakip takımda hafta boyu önlem alman gereken, çalışman gereken tek adam var; Latovlevici! O kanadı tutamadın arkadaş!HOCANIN ÇAP SORUNU VARASLA Karabük’ün başarısına laf etmek istemem. Bugüne kadar çok hakem gadrine uğradılar, bugün de yanlış karar onların lehine verildi. Bu, G.Saray hocasının çap sorununu örtmez! Selçuk İnan’ın 4-5 sezon öncesinden kimi esintiler sunduğu, Yasin’in çabaladığı, Nigel de Jong’u iyi oynadığı bir G.Saray izledik.ŞAMPİYONLUK yolunda halen önümüzdeki 4 maç çok önemli. Biten bir şey yok. Ancak G.Saray, bu çap ve oyun okuma sorunu olan hocasıyla nereye kadar gider bilemem. Sezon sonuna doğru Bülent Ünder, Cevat Güler, Raşit Çetiner gibi camianın saygı duyduğu isimlere görev düşecek gibi duruyor. Hocayla zor dostum, zor!
BAŞAKŞEHİR açısından 5-0’lık galibiyet, oyunun karşılığı kesinlikle değil. Maç sonunda Avcı’nın “Devre arası idmanlarında tempo daha yüksekti” açıklaması çok şeyi anlatıyor. Bunun sebebi, saha dışı dertlerle boğuşan Kayseri’nin kalitesizliği. Sergen Hoca’nın da başka bir hocanın yapacağı bir şey yok! 15 oyuncuyla çıktılar sahaya...İLK 15-20 dakikada ellerinden geleni yaptılar. Fatih Terim Stadı’na gelenler, o oyunun 90 dakikaya kesinlikle yayılamayacağını, bilhassa ilk golden sonra çok rahat teşhis ettiler. Penaltı sonrası maç bitti. Son 3 gol adeta birbirinin aynıydı.BU maç oyuncuya, hocaya falan yazmaz! Kayseri’yi (son 10 yıldaki oyuncu satışlarına bakarsanız) yönetenlere yazar. Üzgünüm; küme düşmenin 1 numaralı adayı durumundalar. Umarım düzelirler.YENİ RAKİBİ İRFAN CAN...LİDERE gelince... Bildikleri oyunu gayet rahat oynadılar. Rakibin durumuna rağmen ciddiyetlerini yitirmediler. Emre önderliğinde herkes işini yaptı. Can Kahveci için ilk izlenimler olumlu. Ancak gerek saha içinde, gerek idman sahasında G.Birliği’ndeki kadar ‘rahat’ olamayacak.O, Ankara’da yıldız olabilir; buranın yıldızı başkan, hoca ve kulübün behemehal kendisi! 11 için rakipleri de sert. Cengiz Ünder’deki düşüş sürüyor. Hoca inatla 90 dakika görev verdi. Son 2 gol onun, kabul.Ama oyun içindeki sallanmalarında bir değişiklik yok. İrfan da yeni rakibi. Dikkat!
Büyük bir G.Saraylı Ali Kocatepe’nin muhteşem şarkısıdır Al Gönlümü Diyar Diyar Sürükle... Wesley dün onu yaptı. Hepimizi diyar diyar sürükledi keyifle. Bir insan oğlunun topla oynaması, topla sevişmesi, topu bu kadar güzel yönetmesi, yönlendirmesi dimağımızda ancak bu şarkının ürettiği tadı bırakabilirdi. Sneijder, topla muhteşem sevişti. Harika bir resital sundu. Sevgilisine serenat yapan, yağan yağmurla kemanının teline parmağının ucuyla biraz daha sertçe basan, çıkan nağmeyle daha da mutlanıp ona aşkını daha gür söyleyen genç oğlandı.BİR oyuncu yakın dönemde bir maçı bu kadar domine etmemişti. Türkiye’de onu izlediğimiz için şanslıyız. G.Saray’lı olsak da olmasak da... O gönlümüzü diyar diyar sürükledi, futbola doğru dün. Yaptığı her hareket, hepimizi mutlu etti taraflı tarafsız. Geldiği günden beri adeta yaptıklarının hepsini ikiye üçe çarptı. Diyebilirsiniz ki Alanya maçında tabii yapar! Yok arkadaş bunlar idmanda bile yapılamaz. Bunu ancak bu kalite becerir. Teşekkürler Wes...MUHTEŞEM SKOR!G.SARAY’A gelince... 16 maç 33 puan, 2.06 puan ortalaması... Bu teknik yönetimle, bu idare biçimiyle, bu kadar iç sıkıntıyla... Muhteşem bir ilk yarı skoru oldu bu G.Saray için. Bizim Serdar Ali’nin (Çelikler) deyimiyle üç beş hafta daha böyle gitsin, Beşiktaş’ı da içeride yensin, en büyük şampiyon adayı olur. Olur mu? Olur... Geçmişte yaşanmışı o kadar çok ki!
FUTBOL bazen analize sığmıyor. Skorla oyun, gidişatla olan biten hiç birbirine uymuyor. 43 dakika oyunun tek hakimi Adanaspor. Kuşkusuz sezon öncesi kadro mimarisinden ötürü onulmaz yaraları var. Oyun onlardayken bile ‘maçı alırlar az sonra gol atarlar’ hissi uyandırmıyor. Klişe ama Levent Şahin hocanın takıma, ligi bilen oyuncularla tahkim etmesine ihtiyaç var!Adana, bu oyunu nasıl ilk yarıda bu kadar gelişkin oynayabildi? Cevap Mahmut ile Yalçın. Yalçın olmayınca kenar toplarda, Mahmut olmayınca da orta sahadaki etkinliğini kaybediyorsun! Ayrıca Mahmut yokken Emre’nin kendine yakın bir kaliteyi etrafında bulamaması sebebiyle ön taraftaki işletime yardımcı olamadığını gördük. Başa dönersek! Futbol niye analize sığmaz? İlk yarı boyunca bol analiz yapar ‘Attamah, Mahmut’un açığını kapatamıyor, oralar yayla gibi kalıyor’ dersin; çocuk çıkar 43’te yapıştırıverir golü. Analizler skorla çöpe gider!Oyuna karşılık gelmeyen bonus gol sonrası Avcı soyunma odasında ‘beraberlik için üzerimize gelecekler, 20 dakika iyi savunma yapalım, fizik olarak düşüp mental olarak yıpranacaklardır, değişikliklerle oyunu tutarız; kazanırız’ demiştir. 52’deki gole kadar öyle oldu. Adana’nın direnci yüksekken gelen Magaye golünden sonra Avcı, aksiyon aldı. Doka ile kanadı güçlendirdi. Mustafa ile ilerde top tutmaya başladı.ADANA savundu, Başakşehir saldırdı Pektemek sonrası. Nizami bir gol de attılar; manasızca sayılmadı. Başakşehir için kredileri çerçevesinde bir beraberlik değildi. Takımda doğal olarak bir sallanma var. Son 5 maçın dördünün beraberlikle bitmesi tesadüf değil. İlk yarıdaki oyun Ayan-Beyan mental sorun. Nefis bir hikayenin ilk bölümünün son sayfası daha güzel yazılmalıydı. Hüseyin Göçek’in sayfa üzerindeki karalamasını atlamamalı!
RAKİBİNDE Webo varsa ne yapar? Ona top keser! Demek ki iki kenarını güçlü kılacaksın! Onu Sabri ve Carole ile beceremedin mi? Stoperlerini ‘Webo’ya iyi baskı yapın’ şeklinde uyaracaksın. Yapamadın! Ve maç böyle geçti. Kuşkusuz önden yardıma gelmedi açık oyuncuları. Ancak bilhassa Carole’un bu kadar sürklase olmaması gerekmekteydi.BEN UTANIRDIM!Osmanlı, bildik oyun tarzıyla göbekten kanattan geldi oğlu geldi. Son vuruşlarını iki kez skora çevirebildiler. Orta sahayı yol geçen hanına çevirdiler. Oyunu güzelleştirdiler, G.Saray’ı figürana dönüştürdüler. Selçuk ve Wes, savunmaya bir gıdım yardım etmediler. Musa ile Mehmet orayı parselledi.SADECE bir soru sormak istiyorum... G.Saraylı bir oyuncu olsanız her maçta aldığınız puanı kalecinizle kazandığınız gerçeğiyle yaşarken utanır mıydınız? Ben utanırdım! Bir küçük eleştiri de Mustafa hocaya... 82’ye kadar Erdal, Delarge, Diabate ve Maher gibi 4 ofansif adamı yanında tutması yanlıştı. Daha erken alabilirdi bu oyunculardan en az ikisini! Kötü rakibini erken çözer farkı geliştirebilirdi. Tüm bunlara rağmen G.Saray nasıl bir puan aldı? Çekirge yine sıçradı. Son 360 dakikada toplamda 90 dakika top oynamayan bir takımda kimse çekirgenin ömrünün uzunluğuna inanmıyor!