Örtülü 4-2-4

6 Kasım 2016

BİR nevi 4-2-4’e alıştırdı Dick Hoca takımı! Topal ve Souza’nın oyun görüşünün tetiklediği, Hasan Ali ile Şener’in ofansif katkılar verdiği sistem, birbirine benzer hareketlilikte 3 orta saha oyuncusuyla keyif veriyor. Mevzu şu... Direkt oyun... Topu eveleme gevelemeden... Gerektiğinde de iki ön libero aklıyla iyi kapan... ManU maçı sonrası plan buna yakındı sanırım. Ancak bir güç ekonomisi gerekti ki burada da maçın başındaki yavaş tempo devreye girdi. RVP, tıpkı ManU ve Karabük maçında olduğu gibi çok kolay (ancak akılla atılabilecek, durmayı bilmekle ilgili) bir gol attı. Goldeki Aatif asisti müthişti. İlk yarı süresince sol taraftan Aatif/Volkan’ın müthiş bindirmeleriyle o tarafı çökerttiler! Sonrasında kaçan penaltıyla maça ortak olma konusunda küçücük bir ümidi olan Akhisar’ın umudu yitti, gitti!OYUN ZENGİNLEŞİYORRVP’NİN sakatlığına rağmen ritmi bozulmayan F.Bahçe, 2. yarıda da oyun anlayışından, taktik disiplininden ödün vermeksizin devam etti yoluna. 4. resmi maçını üst üste kazandı. F.Bahçe’de bir şeylerin değiştiği, geliştiği aşikar. Oyun da zenginleşiyor. Örneğin dün akşam Lens büyük oynamazken sahneye Aatif çıkıyorsa, olanca takımdaşlık sorununa rağmen Emenike 2 golde varlığını hissettiriyorsa, kötü Akhisar’a karşı kendi oyununu, planını; F.Bahçe iyi uyguluyorsa bu hocaya yazar.HALİL Umut Meler’in harika bir maç yönettiğini ve büyük olasılıkla ocak ayında FIFA olacağını ifade edelim. Akhisar’a gelince... Başakşehir maçında gördüğümden bir fazlalık görmedim. Oysa ki hoca geçen hafta kadro dışı şoklaması yapmıştı takıma ancak fayda etmemiş görünüyor! Bu gidişle hem hocayı hem de takımı zor günler bekliyor.

Devamını Oku

Emre’dersiniz!

5 Kasım 2016

TÜRKİYE’NİN en iyi futbol takımı, Türkiye’nin en kaliteli takımlarından birini deplasmanda futbol olarakeze-eze yendi. Evet Medipol Başakşehir, ülkenin en iyi futbol takımı... Her şeyiyle, her haliyle...G.Saray’da Tolga Ciğerci’nin olmaması sarı-kırmızılılar için neyse, Başakşehir’de Eprianu’nun olmaması onun 5 misli handikaptı. Çünkü oyunun temel merkezi Emre ise, onun ardındaki savunma mekanizması Eprianu’ydu. Sadece savunma değil, hücumun da ilk ateşleme sistemi bu oyuncuydu. O yokken, Emre daha da gerilere gelerek toplar aldı. Ancak müthiş kullandı. İnanılmaz işler yaptı. Takımın beyni, her şeyiydi.BAŞAKŞEHİR, savunma planını haklı olarak Bruma’yı durdurma üzerine kurdu. Hücumda da Sabri-Semih penceresinin arasına sızmayı başardı. 20’lerden itibaren G.Saray oyunu ele aldı. İlk yarıda bir adım G.Saray’ın iyi olduğu, genelde dengeli bir maç izlerken karşılıklı goller ile soyunma odasına gidildi.JOR GÜNLER BAŞLIYOR İKİNCİ yarıda Başakşehir kelimenin tam anlamıyla sazı eline aldı. Sadece onlar vardı. Wesley’in 3 şutu dışında 85’e kadar rakip ceza alanına giremeyen G.Saray’ı perişan ettiler. Yine Sabri-Semih tandemi üzerine yürüdüler. Visca orayı dağıttı. Merkezden Batdal’ın Mossoro ve Cengiz ile yaptığı link-up oyunları, alanı hep enine genişletti hücumda.DE Jong, çok uzun süredir oynumuyormuşcasına savunmada uğraşırken, Selçuk yine ‘kayıplardaydı’. Emre’nin maestroluğu, Mahmut’un işçiliği merkezi Başakşehir’e verince kalanı kolay oldu. Batdal ve Yalçın’ın kafa gollerindeki G.Saray duruşsuzluğu, önümüzdeki dönemde sarı-kırmızılıların çok büyük sorunlarından sadece biri olacak. JOR günler G.Saray’ı bekliyor!

Devamını Oku

İki helvacı

25 Ekim 2016

KONYA’NIN mütevazı kadrosu, oyuncu nitelikleri az /azalmış da olsa, oyunu doğru oynadığı için büyük dertlerle karşılaşmıyor. Geçen hafta IBFK maçındaki nitelik neyse bu haftaki kalite de oydu. Ali ve Vukoviç gibi iki temel oyuncu olmasa bile resimleri değişmedi maç boyu. Braga maçı da benzerdi. Başakşehir, 49 kenar topunu (basketbol deyimiyle) ampule atmış, yetersizlikten ötürü gol bulamamıştı. Takım savunmasında dikkatliler ve disiplinliler.F.BAHÇE, bunu yapmadı ilke olarak. ‘Emenike’ye uzun at, iki stoperin dengesizliğinden yararlan, RVP ve kanatlardan destek gelsin tehlike yarat’ oyunu oynadılar. Netice alamadılar. Taç sonrası kenar tehlikesi, penaltı getirdi. 2. yarıdaki 48 dakika Konyaspor’un baskısı ile geçti. Arada 1-2 pozisyon bulsa da F.Bahçe hep savunan takım oldu. 2. yarıda da Emenike ve RVP ile iki önemli heyecanı F.Bahçe yaşattı futbolseverlere… Kalanı? F.Bahçe’nin (tercih ettiğini sandığım şekliyle) topu rakibe bırakması… Ömer Ali dışında, onu da süratiyle kullanamadıktan sonra, rakibe tehdit oluşturacak hiçbir silahı olmayan, olanların da kalite sorunu olduğu, topa sahip olmaktan başka bir iş yapmayan Konyaspor!zengin bir çarşıda olacak!AYKUT hocanın işi zor. Saygın bir süreç yaşıyor. Un uzak bakkalda, şeker pahalı, yağın sonu gelmiş, helva yapmaya gayret ediyor. Tahminim o ki, seneye zengin bir çarşıda bulacak kendini. Ancak Mayıs sonuna kadar tatsız helvalar yapmak durumunda. F.Bahçe, uzun boylu bir oyun tercih etti. Bu oyunun bir kahramanı (Lens) 60 dakika oynadı, öteki (Volkan) hiç. RVP ısınıyor, Emenike havaya giriyor; kısaca orada da helva yapma çalışmaları sürüyor!

Devamını Oku

Emre ve Ceyhun

24 Ekim 2016

FUTBOLDA atletizmin önemi, “faydalı koşu” tanımı üzerinden tartışılıyor. Oyunun güzelliği 99 km. ile Şampiyonlar Ligi maçı kazandırmasında, 120 km. ile Süper Lig maçı kaybettirmesinde gizli. Tudor’un talebeleri 120 km. koşup, içeride 2-0 kaybettiler. Avcı’nın takımı onlara mukabele edebilmek için 117 km. koşuyor. Yüksek şiddette 8.2’ye 7.4 km. Karabük önde! Zaten bu maça kadar ‘yüksek şiddette koşan’ takım sıralamasında Mavi Ateş 1. sıradaydı. Topla ilişkisi eveleme-geveleme seviyesinde olmayan bir takım Karabük!BAŞAKŞEHİR’İN mücadele ettiği tablo buydu. Daha faydalı koşu yerine, daha faydalı topa sahip olma! Emre’yi olağanüstü kullanan, Batdal ile arasındaki üçlüyü çok iyi organize etmesine neden olan bir oyun. Batdal’ın da arkadaki 3’lüye ve Emre’ye baskı yaptırmayan baskısı! Böylelikle boyu uzun kalan Karabük’ün sürekli uzun top oynamasına rağmen düşen verimi. Yani Mavi Ateş’in oynamak istediği uzun erimli oyun, Başakşehir’in planı nedeniyle verimsiz bir mecburiyete dönüştü.F.BAHÇE’NİN İŞİ ZORTABİİ burada Ceyhun’un olmamasının takım üzerinde yarattığı olumsuzluk. G.Saray maçından bu yana takım lideri olan Gülselam’ın yokluğuyla defans ve ofans balansı bozulan Karabük önünde, Batdal, Mossoro ve Emre’nin iyi oyunlarıyla elde edilen bir galibiyet! 2. yarı oyunu teslim alan Karabük karşısında haftaya F.Bahçe’nin de işi kolay değil.

Devamını Oku

G.Saray’dan yine tek devre

15 Ekim 2016

BURASI üniversite, ilkokul hocası ile olmaz” diyenlere her hafta bir başka ders veriyor Riekerink! Çünkü alıcılarının ayarıyla oynamıyor takımının. Saçma arayışlara, absürd denklemlerin kahramanları olma sevdasına kapılmıyor. Bizim gazeteye, televizyon ekranlarına yazabileceğimiz, sokaktaki insanın ‘Wes yoksa yerine Josue oynar abi’ dediği bir kadroyla çıktı dün akşam sahaya.SABRİ tercihini tartışabilirsiniz, onun dışındaki 10 adamı tartıştırmıyor bile! Maça çok iyi başlayan ve gole kadar 2 net pozisyon bulan G.Saray’da ilk yarının yıldız ismi Carole ile sol taraftan etkili oldu. Aydın-Ahmet Oğuz hattını çok iyi kullanırken, Eren’in Elmander’i anımsatan hücumdaki etkinliği ön tarafta bol ve lezzetli işlerin yapılmasına neden oldu. Sahada hem 10, hem 9 numara oynayabilen Eren’in avantajıyla büyük fark yaratan G.Saray, rakibi hiç kaleye yaklaştırmadan ilk yarıyı tamamladı. Takımın her hattı iyi çalıştı. Öyle ki Yasin ve Josue’nin defoları bile kayboldu gitti.2. yarı bambaşka bir G.Saray vardı! Yani yoktu! Yani yok oldu, yani yok edildi! G.Birliği, ilk yarı rakip takım kalesine gidemezken, 2. yarı hocanın de doğru dokunuşlarıyla oyuna ortak oldu. İşler tersine dönerken, 2. yarı rakip kaleye gidemeyen takım bu kez sarı-kırmızılılar oldu. 50’den sonra 7-8 pozisyon bulan, 54, 72, 77, 80.dakikalarda Muslera’yı aşamayan G.Birliği puanı kaçırdı.1 PUAN KAYBETTİDAHA önce de yazıp söylediğim gibi... Milli’si, kulüp takımı... Bütün takımlarımız oyunu tek devrelik oynuyorlar. Ulusal kondisyon sorunumuz herkesin sorunu. Yazının başında haklı olarak övdüğümüz Riekerink’i 90 dakika sonunda net eleştirmeliyiz. Maçın içinde hamle kabiliyeti sıkıntılı! Dün gece G.Saray 3 puanı almadı, bence G.Birliği 1 puan kaybetti. Muslera yine devleşti. Ve bunun alışkanlık haline gelmesi G.Saray adına ‘yine, yeniden’ hiç hoş olmadı!

Devamını Oku

3 evre ve bir karar

11 Ekim 2016

MESELE haziranda TRT’de yapılan röportaja gidiyor. “Arda egolarını bırakıp gelecek!” diyor hoca. Euro 16’da ne olduğunu hâlâ bilemiyorum; orada değildim. Güvenilir haber kaynaklarının istihbaratı da benim gibi fanilerin ne olduğunu anlamaya yetecek nitelikte değildi. Duyumlar habere dönüştü mü? Hâlâ enikonu değil; 5N 1K’sı yok. Dahası manipülatif! Hem de çift yönlü. Tüm bunlardan azade süreci 3’e ayırmalı.1-) Hoca anlatmadı!FATİH hocanın şampiyona sonrası oradaki dedikodulara ilişkin sarih bir bilgilendirme yapması gerekirdi. Bu, EURO16 muhasebesi ve spekülasyonların önüne geçmek adına gerekliydi. Sorsan “yatak odasını mı anlatayım?, oyuncuları halkın önüne mi atayım” türü bir savunmaya gireceğini çok iyi biliyorum. Ama anlatmalıydı; çığın büyümesini engellemeliydi. Şimdi altında kalanların arasında kendisi de var!2-) Arda TURAN Krizi!ÇOK doğal. “Barçalı Arda’nın” hocaya kafa tutması sonrasında kadronun dışında kalması. Çünkü Terim takımlarında ‘ona tabi’ olmak gibi zorunluluk vardır. Arda bunu aşmak istemiş olabilir. Hiç kuşkum yok ki meselede Fatih hocanın da haksız olduğu yerler vardır. Ancak en az 45 gündür sosyali/konvansiyoneli tüm medyada hep Arda lehine sesler yükseldi. El-hak Arda da bu ortamı iyi kullandı. Yanındaki dostları ve profesyonelleri süreci lehlerine doğru yönettiler. Çünkü mesele Arda sevgisi değil; ülkede oluşmuş Terim nefretidir. 3-) Sözleşme sızdırılması!2013’TEN beri bildiğimiz sözleşme 4 Ekim’de TFF içinden sızıyor, sızdırılıyor. Yayınlanmasına lafım yok. Ancak 3. aşama artık Fatih hocanın da Konya’da farkına vardığını belirttiği üzere hedefin başkası olduğunu orta yere koymuştur. Sayın Haluk Ulusoy’un ve herkesin TFF’yi beğenmeme ve oradaki yönetimi indirme niyeti olabilir. Ancak bunu Arda-Terim polemiğini kendine payanda yaparak hayata geçirmek, o koltukta daha önce oturmuş bir kişi için şık durmuyor. Gazete beyanatları, mahdum tweetleri, Haluk beyin bildiğimiz açıklığıyla yan yana olmuyor!EZ cümle... Ey Fatih hoca! Bir gazeteci olarak önerim lütfen Türkiye Futbol Direktörü ol. Sadece direktör... Bir teknik direktörün olsun. Bu ismi sen seç! Sözleşme süreni lütfen Türk futboluna daha tepeden yönlendirmelerde bulunarak tamamla. Sevenlerinin daha da üzülmesine izin verme!

Devamını Oku

Kartal’ın güç ekonomisi

1 Ekim 2016

ÖNCE anlaşalım. Geçen seneki Beşiktaş olamayacak. Sosa ve Gomez’e takılmaktan söz etmiyorum, onlar yok! Ancak onların yerine yapılan tahkimat, Beşiktaş’ın oyun düzeniyle bağdaşmıyor. Talisca halen ‘süper starlık’ konusunda notunu veremediğimiz bir oyuncu. Ancak 8 resmi maç sonunda Aboubakar’ın Mario Gomez’in yarısı bile olamayacağını söylemek iddialı da olsa, bugünün gerçeği.MERKEZDEN KATKI OLMADIKALDI ki oyunu değiştirenlerden biri olmasına rağmen bitiricilik konusunda sıkıntıları aşikar. Şenol Güneş’in Ömer-Olcay yerine Q7-Aboubakar değişikliği sonrasında hızı ve etkinliği artan siyah-beyazlılar ilk yarı uyku modundaydı.NECİP-Atiba orta sahasının önündeki Tolgay’a rağmen üreticiliği sınırlı kalan siyah-beyazlılar, kanatlardan da hiç gelemedi. İlk 25 dakika oyunda hiç yoktular. Ahmet İlhan, özerk koşularla rakibin sol kanadını bir iki kez delmeye çalıştı. Onun dışında bir verimi olmayan Rizespor’a karşı, Cenk-Ömer organizasyonundan anca bulunan 1-2 pozisyon. Merkezden hiç gelmeyen, çok beklenen katkılar!CANER OLAĞANÜSTÜYDÜPEKİ sonrası? Siyah-beyazlılar son 7 günde 3 önemli maç oynadılar. G.Saray ve Rize’de ikinci yarı, Dinamo Kiev maçında ise ilk yarı olmak üzere sadece üç 45 dakika etkiliydi. Güç ekonomisini doğru yönetemediklerini, takımın oyundaki ağırlığı 90 dakikaya eşit yayamadığını düşünüyorum. Ya önce, ya sonra etkililer! Bunun sebebinin fizik kalite olduğunu yazsam, Kiev basın toplantısında ‘kat edilen mesafe’ sorusunu soran mel’un gazeteci olarak Şenol hocadan bir papara daha yerim herhalde! Neyse vardır bir bildikleri!ADRIANO’NUN harika golü, 2. yarıdaki güzel oyunun meyvesi oldu. 46 sonrasındaki oyunuyla hak ettiğini aldı. Golü, 90 artı 2’de büyük bir oyun karakteri gösterip orta sahada rakibinden söküp alan ve Adriano’ya veren Caner’e de yazmalı.. Maç içinde de olağanüstüydü.

Devamını Oku