15 Temmuz alçak darbe girişimi, cumartesi öğle saatlerinde Akıncı Üssü’nün bombalanması sonrası tam anlamlıyla bastırıldı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu yöndeki açıklaması aslında terör saldırısının 16 Temmuz gün ışıdığında tamamlanmadığını gösteriyor. Ülke olarak gösterdiğimiz sivil ve milli reaksiyon sonrasında normalleştik. OHAL, sadece hükümetin kanunlar ve temizlik konusunda hız yapmasına araç olan bir prosedürel uygulama olarak kaldı. Etrafınızda OHAL görüyor musunuz? Bırakın bugünü 16 Temmuz’da OHAL var mıydı? Üşenmedim baktım...AKINCI (Mürted) Üssü ile 75. Yıl Ankara Hipodromu arası 24 km... Anka-ra’da o gün at yarışları yapıldı! 14.30’da koşular başladı. Yani darbe girişiminin en alçakça ölüm kustuğu Ankara’nın hemen 15 km. ötesinde hayat (hem de at yarışları gibi ‘olmasa da olur’ ile) devam ediyordu. 26 gündür de çok şükür hayat normalleşmiş bir şekilde sürüyor ülkede.PEKİ ya futbol... Demokrasi için meydanlarda eski/yeni futbolcular, hocalar boy gösteriyor. 7 Ağustos’ta futbol ailesinin lider isimleri Yenikapı’da idi. Kulüpler demokrasi üzerine güzellemeler yapıyor, herkes olanın bitenin farkında ve ‘darbelere hayır!’ korosunun birer asil parçası.. Amenna!ROMANTİZMDEN KURTULUNO zaman kritik soru! Cumartesi Süper Kupa maçı var, gelecek cuma da lig başlıyor. Konya’da G.Saraylı ile Beşiktaşlı etli ekmeğe çökmüşken sergilediği birlikteliği 5 km. ötede statta sürdürecek mi? Ya da muhtemelen gelecek hafta toplanacak İstanbul İl Spor Güvenlik Kurulu ‘derbilerdeki deplasman yasağını’ kaldırabilecek mi? Hayır! Zinhar Hayır!ÇÜNKÜ tankın önüne yatan milletten spor barışını tesis etmiş taraftar ne yazık ki çıkmıyor! Çünkü tankın egsoztuna gömleğini tıkayan akıl, ezeli rakibinin kendisi gibi emekçi olduğunu düşünmüyor! Çünkü darbeye karşı gelmek için kamyonete davranan Şerife Ablam’ın dorsesine hep birlikte binmeyi kimse gururuna yediremiyor!SANIYORLAR ki Mehmet Ayan taraftarın bir arada maç izlemesini istemiyor! Hayır! En çok ben isterim; işim büyür! Ama bu romantizmden kurtulun. Türkiye ne zamanki spor izleyicisiyle de ‘darbeye karşı durduğu gibi’ bir arada olur, o zaman birlikte maç da izleriz, olimpiyat da yaparız. O güne kadar da romantik takılımların manası yok. Kafa ütülemeyin!
40. saniyede soluyla vurduğu ve direkte patlayan top... İlk 7 dakikada duran toplarda sağ ayağıyla yarattığı iki önemli tehlike... Maça çok iyi giren Salih’le başlamalı yazıya! Çünkü kimsenin beklemediği başlangıcın kahramanıydı Uçan! Verilmeyen golümüz, 18 ve 27’de Emenike’nin akıllara zarar kaçırdığı pozisyonlar... İşler iyi gidiyordu. Mütereddit kaldığımız 3-5-2 ise deneyimli savunma üçlüsü ile iyi bir sınav vermişti. Oyun bir parça soğuduktan sonra Emenike’nin devreye girmesiyle çok iyi zamanda 1-0’ı yakaladık! Ancak yine bir klasik Türk takımı zaafiyeti... Soyunma odasına galip gidecek oyun soğutma faaliyetindeki başarısızlık!2. yarıda başlangıç rolleri değişti. Rakip, ilk 10 dakika teslim aldı, önemli pozisyonlar yakaladı. Emenike’nin 60’ta gelen harika golü, herkesin rahatladığı an oldu. Yapımı harika bir goldü... 3-5-2’nin en kıymetli aksiyonlarından olan kanat organizasyonundan skor üretmek, Kjaer-Salih-Wiel-Emenike dörtlüsünün golü hazırlaması ümit vaat etti. Merkezi doğru kullanıp kanatları etkin kılmak. İlk yarıda birkaç pozisyonda olduğu gibi Hasan Ali üzerinden de gelebiliyor olmak...3-5-2 KOLAY DEĞİL1989 G.Saray’ı ve 2003 Beşiktaş’ı dışında ülkemizde iyi örneklerini görmediğimiz, Euro-16 ile tekrar moda olan 3-5-2’yi oynamak da oynatmak da kolay değil. F.Bahçe ilk sınavını iyi verdi. 6 net eksik ve boş tribünler önünde bu oyunu oynamak, çeşitli sıkıntılarına rağmen tatmin edici.SONUÇTAN bağımsız oyuna bakacak olursak.. F.Bahçe orta sahasının göbeği arkada Topal; önünde Salih ve Ozan ile tahkim edilecek gibi duruyor. Souza’ya kupa yolları görünüyor! 81. dakikada Ozan’ın kaçırdığı pozisyonları çoğaltmanın yolu da bu üçlünün uyumlu oyunundan geçecektir.
İLK 4-5 dakika müthiş baskı yiyerek başladık maça. Püskürtmemiz güç oldu. Topu ayağımıza aldıktan sonra doğru oynadığımız atakla nefis bir gol bulduk. Sonrasındaki 35 dakikada oyuna hakim olduğumuzu söylemek zor... Çünkü Hırvatistan ve İspanya maçlarındaki kalabalık ‘topu seven orta saha yerine’ iki hızlı adam tercih ettiğimiz için (Burak da dahil) onları geniş alanlara kaçırma stratejisi geliştirmeye çalıştık.DENEMELERİMİZ de fena sonuçlar almazken rakibin duran top ve kenar organizasyonlarına engel olamadık. Bilhassa sol tarafımız yer-yer otoban oldu! Ancak gol yemedik. İkinci yarı için ciddi moraldi bu.46’DAN itibaren özellikle kendi alanlarımızda baskı yedik. Hem kenar, hem göbek ciddi-ciddi sıkıntıya uğradık. O sırada gelen golle rahata erdik. Sonrasını hocanın doğru değişiklikleriyle koruduk. İyi oynamadan doğru alan kapatarak zaman-zaman iyi çıkışlarla 3’ü bulmaya gayret ettik. Olmadı. Kritik yerlerde kalecimiz Volkan Babacan’ı alkışladık. Çok iyiydi. Gerek stoperlerimiz gerek ön stoperlerimizsavunmalarını doğru yaptılar.HARİKA DEĞİL DOĞRUYDUK!İYİ oynamadık, doğru oynadık. Harika hücum etmedik; gerektiği gibi, yeteri kadar etkiliydik ofansta. Emre Mor’u, attığı golle Burak’ı, topla ilişkisinin doğruluğu ile Oğuzhan’ı, kattığı enerjiyle Olcay’ı kutlamalı. Zor günler geçiren Arda’nın da genelde olmasa dahi, bazı anlarda orta yere koyduğu kalitenin altını çizmeli.ALINAN galibiyet mutluluk verici. Ancak 21.59’daki gerçeklerimizi, tartışmalarımızı, kırgınlık ve üzüntülerimizi unutturmasın 2-0... Arabesk halleri Orhan, Müslüm Baba şarkılarında; sloganları reklam setlerinde bırakalım... Galibiyet sevinci, gerçeklerle ilişkimizi saçma sapan propaganda sözleriyle örtmesin. Mutluyuz; aklımızı, sorunlarımızı unutmadan kutlayalım galibiyetimizi...
4. dakikaya kadar itirazım olmayan oyun. Topla ilişki kurmayı seven düzenini Hırvatistan yenilgisine kurban etmeyeceğini, Burak’ın ekstra koşularına Cenk’in ceza alanı vuruşçuluğundan daha fazla inandığını gösteren, bunun üzerine plan geliştirdiği görülen bir taktik tahtası. Biri duran toptan iki isabetsiz Çalhanoğlu şutu dışında önde iyi olamasa da bek ardına atılan toplarda hem Oğuzhan’ın hem de Hakan’ın yardımlarıyla iyi bir savunma tahkimatı.RAKİP çok klas da görünse, ayağına topu aldığında tehdit de yaratsa ‘mukabele gücü’ yerinde bir oyun düzeni. Yardımlaşmayı, parselasyonu, nadir de olsa topla çıkabilmeyi, geriye koşabilme kabiliyetini gösteren bir takım. İspanya’nın 3-4 önemli pozisyonu da olsa direnen bir savunma.KAZANAMASAK dahi, oyunun geneline bu 34 dakikalık performansın 4’te 3’ünü yansıttığımızda biliyorduk ki, görüyor, anlıyorduk ki ‘oynamış’ olacağız. Mücadele etmiş olacağız! Çek maçına umutlu çıkacağız! Ancak olmadı. Reaksiyon gösteremedik. 34’ten sonrası amiyane tabirle ‘TRAŞ’.. 3 dakika sonra gelen golle ise zaten maç bitti.TERİM DE FORMDA DEĞİLO dakikaların tek aksiyonu Arda’nın tribünlerce yuhalanmasıydı. Oyuncuyu protesto etme hakkı vardır taraftarın. Ancak bunu maç oynanırken, o kişi mesleğini icra ederken yapamazsın. Arda, kötü mü? Evet! Hem de en kötüsünden! Ancak Barcelona’ya gitmiş bir ihracat kalemine bu denli haksızlık edemezsin!HOCAYA gelince... Oyuncuların reaksiyonsuzluklarına eşlik etti. Onun da formda olduğunu düşünmüyorum. Hezimetlerin faturası da ona çıkacaktır. Çek maçında almak zorunda olduğumuz galibiyet dahi en iyi 4 üçüncü arasına girmeye yetmeyebilir. Bir Türk olarak dahi umudum az iken, ekmeğini spordan kazanan bir adam olarak ‘meslek aklım’ Çek’leri de yenemeyiz diyor. Hocanın lafında olduğu gibi ‘DAHA BAŞLAYAMADIK Kİ’... Korkarım 270 dakika sonunda da tablo farklı olmayacak!
MUSTAFA Denizli sonrası G.Saray’ın zirve yaptığı bir 45 dakika izledik. Hem skor hem de oyun olarak doyurucu ötesiydi. Öyle ki orta sahada rakibin 2 ön liberolu sistemine bırak teslim olmayı, onları hem oynatmayıp; hem de iyi oyun sergilediler. Caner ve Gökhan’sız kanatlara inemeyen, orta sahada kısır kalan, Selçuk’un Nani’yi kilitlediği, Alper ve Volkan’ın plansız işleriyle atakçıklar geliştirmeye çalışan, Van Persie’ye top getiremeyen F.Bahçe’ye karşı oyun iyiden öteydi. Emre ve Selçuk organizasyonu öndeki 4 oyuncuyu da oyuna kattı. Podolski ve Sinan kalitelerini göstermeleri için yeterince alan ve “an” buldu. Jan Olde hoca duran toplarda ciddi bir ezber geliştirmiş takımda. Gol dışında iki duran topta da bunu görmek mümkündü.RIEKERINK SEYİRCİ KALDIİKİNCİ yarıya çıkarken gayri iradi Wesley değişikliği kağıtta 1-0 önde olan takımın orta alanda Chedjou ile sertleşmesini ifade ediyordu. İlk yarının güzel oyunu üzerine “Selçuk/Emre biraz öne Chedjou defansın önüne” taktiği, 15-20 dakika oyunu tutması, kupa için yeterli olabilirdi. Ancak bu kez maçı ağır forse eden F.Bahçe oldu. Sistemini değiştirmeksizin G.Saray’ı alanına hapsetti. Nani kıpırdadı, defans orta sahaya kadar çıktı. Oyun F.Bahçe’ye döndü ve epey de kaldı. Bilal türü top tutma becerisi yüksek bir adamı oyuna almayı düşünmeyen Hollandalı hoca, takımının 45 artı 5 gömülmesine seyirci kaldı.PORTEKİZLİ hoca ise sezon boyu yaptığı gibi geride 2, ortada 2 stoperli ezberini bozmadı 3 oyuncu değişikliğinde de! 4-5 yıllık Gökhan-Caner hücum hattı müktesebatı belki dün gece itibariyle tarih olurken sarı-lacivertliler için bir kupa daha yitti gitti. G.Saray tarihinin en kötü sezonunda, 70 milyon Euro bonservisle kurduğu takımla, ondan 2 beraberlik 1 yenilgi aldı. Ezeli rakibinin cezasını da bir yıla çekti. Bence iki takım da tarihe geçti!
HER şeyini 26 Mayıs F.Bahçe finaline bağlamak istemeyen havada başladı G.Saray maça. Oyuncularda 5.’liğin ne kıymetli olduğu bilinci fark ediliyordu. Beşiktaş’ı oyun ya da skor olarak yenebilen her takımın yaptığı işi yaptılar ilk yarı. Aşırı efor sarf etme pahasına Atiba’nın pas bağlantısını kesmekti hedef; öyle de yaptılar. Bir iki oyuncu değil, neredeyse 6-7 oyuncu Atiba’nın dış dünya ile top bağlantısını kesmek için didindi.G.SARAY yılın en iyi derbi dakikalarını oynadı. Son haftalarda yükselen oyun performansını taçlandırdı. Gol bulamamasının nedeni ise bir santrforunun olmamasıydı. Sabri, Yasin, Podolski fırsatları ‘gol vuruşçusu olmamaktan’ ötürü kaçırdılar. Oyunla ilişkili dört dörtlük, skorla ilişkili ‘sıfır’ bir ilk yarıda Beşiktaş ne yaptı? Koca bir hiç! Taraftarlarını heyecanlandıramadıkları gibi ‘acaba şampiyonluk yine mi kaçıyor?’ duygusuna ittiler.2. yarı iki takım da aslına rücu etti! G.Saray yorgunluğun da verdiği geri çekilme ile birkaç hafta öncesinin ‘büzüşmüş’ futboluna döndü. Beşiktaş da devrede kendine geldi. 46’dan itibaren bildiğimiz Beşiktaş gibi yayıldı sahaya.AVRUPA KUPAYA KALDIG.SARAY, Atiba’ya ve 3. bölgeye baskı yapamayınca tüm alan Kartal’a kaldı. Nakış gibi dokudu Oğuzhan ile Sosa... Sosa en az 3 önemli pozisyondan yararlanamadı. Gomez’in golü ile maçın sonucu belirlenirken öncesindeki 2-3 paslaşma zaten sezonun özeti. G.Saray, maç sonrasında hocasının belirttiği gibi, yediği golün reaksiyonunu gösteremedi. Beşiktaş şampiyonluk yolunda çok önemli krediyi cebine koyarken, G.Saray’ın Avrupa bileti büyük olasılıkla 26 Mayıs gecesine kalmış durumda!
ÖNCELİKLE sözüm sevgili arkadaşım Fırat Aydınus’a... Türkiye’nin en iyi hakemlerinden olmasına rağmen “oyuncularla müzakere şehvetini hayatından çıkaramadığı için” sıkıntı yaşıyor. O çok konuşunca, adrenali yüksek adam da öteki takımdan bile olsa görüşme heyetine iştirak ediyor. Sohbetten de manasız sonuçlar çıkıyor bazen! Etki etmeyecek onun davranışlarına bu sözler ama olsun.MAÇA gelince. Net üstün başladı G.Saray. 20 dakika 2-3 fırsat buldular. Sağı Sabri, ortayı ise Selçuk ile etkili kullandı. Emre ona ayak uyduramasa da Olcan ile Yasin merkezi güçlendirdi, Umut ile Poldi de çift santrfor gibi oynadı. Fatih Terim’in “2012 şampiyonluğunun sırrı kanatsız 4-4-2” işliyordu sanki. Sabri-Carole hücuma destek verip hattı zenginleştirmekteydi.25’LERDEN sonra Bursa oyunu ele aldı. Denk güçlerin mücadelesi olduğu dakikalarda G.Saray çaptan düştü. Bursa zorlamaya başladı. Batalla ve Stoch liderliğinde hücum hattı iyi işler yapsa da golü Sivok buldu.POLDI’Yİ GÖRMEDİ!2. yarı genelde olduğu gibi ‘Bir G.Saray maçının resmi ne kadar parçalı olursa, o kadar parçalı’ geçti. Bursa da Kasımpaşa modeli, sahadaki duruşu sorunlu takım olduğu için duran toptan gelen gol saçmalığında 45 izledik. Sonlarda bir iki pozisyonda skor değişebilirdi de netice değişmezdi! Netice derken neyi kast ediyorum?78’DE Yasin getirdiği topta Podolski’yi görmedi. Göremedi diyemiyorum üzgünüm. Çünkü görebiliyor olsaydı kendinden sadece 2 yaş büyük ‘vatandaşı’ Poldi, bu kadar büyürken bir Alman gol ustası olurken, kendisi de Dortmund’dan kovulmazdı! Ve son bir anektod... G.Saray-Benfica maçı sonrası ‘kulübeye’ bir soru yönelttim. ‘İşler bugün çok iyi. İyi günde sorayım. Sorun var mı takımda?’ Var dediler... “Yasin kendini bu sezon Wesley ile kıyaslıyor!”
İLK gol ofsayt kokuyor. 2. gol elle oynama. 3. golü temiz, 4. gol ilkinin kopyası Antalya’nın! Donk’un atılışı adil, ilk yarı da net bir penaltısı verilmedi güney ekibinin. Oyununa ise diyecek söz yok. Gerçi G.Saray’a karşı herkesler kazanıyor iç sahada ama oyunlarının kalitesini düşürmez rakibin durumu!HAKKI olan galibiyet aldı Antalya. Öndeki oyuncuları, Eto’o önderliğinde iyi çözmüştü maç içinde G.Saray’ı. Mustafa Denizli’nin ‘4. tercihimdi’ dediği zaman ben dahil çok kişi ‘Hoca o Molde’deki sağ bek senin nasıl 4. tercihin olur!’ dediği Linnes’i tanıyamadık! Serdar ile Motta paçavraya çevirdi ilk yarı o kanadı. Gol değil belki ama bütün etkili pozisyonlar oradan geldi.2. yarı bu kez Koray değişikliğiyle ‘F.Bahçe maçının Volkan mağduru Semih’ oraya monte edildi; o da olmadı. Donk’un kırmızısından sonra iş iyice çığrından çıktı.53’TE Eto’o’nun golünün elle atılması G.Saray’ı 2016’nın en ateşli 10 dakikasını oynamasını sağladı. Takım ilk kez ‘Bir hedef etrafında buluşmuş oyuncular grubu’ haline dönüştü. 2-2’nin 118 gün sonra golü bulan Umut ile gelmesi bir joker daha oluşturdu. 69’da Donk balonu söndürdü. Bin kere değişen defans hattı bu hafta da ‘Çizgi defans nasıl yapılamaz’ örnekleri verdi.SAYIN USLU DİYOR Kİ...F.BAHÇE Asbaşkanı Sayın Mahmut Uslu diyor ki ‘Bizimle berabere kalan G.Saray’ı Beşiktaş maçında da göreceğiz!’ Uslu’nun ne niyetle söylediğini tahmin edebiliyorum. Bir küçük anımsatma yapabilir miyim kendisine... ‘Göreceğiniz G.Saray bu. Eskişehir maçında da bu, Rize karşısında da, Beşiktaş maçında da!’ATAMA hoca Olde, kendisini oraya atayan Wesley ile Selçuk’u Antalya’ya ‘%100 hazır değil diye getirmedim’ dedi. Yani hazır olsalar getirip kart ve sakatlık riskine sokacak iki kaptanını! Ne zaman? Türkiye Kupası’nda tarihi yarı finalin 3 gün öncesinde! Hatırlatırım! O yarı finalde elenmenin sonucu 2 sezon Avrupa’da olamamak! Ya hoca, ya onu oraya atayan, ya da atayana selam duranlar ‘G.Saray tüzüğünün ilk maddesine bakarlarsa’ iyi olur.