BU maçın, sportif açının dışında hem bizler için hem de Almanlar için sosyolojik ve kültürel bir anlamı da var. Özellikle Mesut Özil açısından merakla beklenen bir maç olacak. Bizim açımızdan ise eğer liderlik hesabı yapıyorsak en kritik puan maçımız. LOW’ÜN de dediği gibi Almanya favori. Onların belli bir oyun istikrarı var, bizimse yok. Açıkçası Almanlar’ın değil bizim ne oynayacağımız önemli. Savunmayla hücum arasındaki köprü Schweinsteiger’in oynamayacak olmasını avantaja çevirebilir miyiz? Bunun için kalabalık, iyi pas yapan, teknik kapasitesi yüksek ve mücadeleci bir orta alan lazım. TOPUN bizde kalma yüzdesini arttırabilirsek tempoyu da biz ayarlayabiliriz. Aurelio, Emre, Hamit ve Nuri gibi pas yüzdesi yüksek oyunculara büyük iş düşüyor. Lahm ve Müller’li sağ kanadı da iyi savunmamız şart. Hiddink atakları bizim sol kanadımıza birikmeden karşılamanın bir yolunu bulmalı. İstikrarımızın olmayışı dezavantaj. Ancak Berlin’de oyuncular bir ritm tutturup büyük bir coşku da yakalayabilirler. PANZER’İN KALBİ YOK! SchweInsteIger’SİZ Almanya bocalayıp orta alan organizasyonunda zorlanacaktır. Savunma ve orta alanımız birbirine yakın, yardımlaşmalı ve uyumlu olmalı, Hücumu da takım halinde çok adamla yapabilmeliyiz. Forvetteki sorunları ceza sahası dışından şut atabilecek Emre, Hamit ve Nuri gibi oyuncularla bertaraf edip gol, goller bulabiliriz. KAYBEDERSEK dünyanın sonu değil. Bu rahatlık sahada bize avantaj olarak geri dönecek. Almanya çok güçlü ama takımın kalbi ve beyni olan Schwenisteiger’in olmaması bizi puana yaklaştırıyor. Müller ve Lahm’ın oynadığı sağ kanattan geçit vermezsek puanla dönebiliriz.
FUTBOL oynatmamayı değil oynamayı düşünen 2 takımın maçını merakla bekliyorduk. Agresif ve kararlı başlayan taraf Trabzon’du. Beşiktaş ilk 25 dakikada sezon başından bu yana oynadığı resmi maçlarda ilk kez topun ve oyunun hakimiyetini rakibe kaptırdı. DEVRENİN ortasında dengeyi kuran Beşiktaş, Hilbert ve Tabata ile etkili olurken gole yaklaştığı pozisyonları sonuçlandıramadı. Holosko ve Nobre güçlü oyuncular. Rakip savunmayı rahatsız ediyorlar. Ancak becerikli değiller. Amaç sonucu değiştirmek ise beceri şart. Bobo ve Q7’yi zorluk derecesi böylesine yüksek bir maçta çok aradı Beşiktaş. ŞENOL Güneş akıllı ve tecrübeli bir teknik adam. Baktı ki, maç orta alan savaşı şeklinde geçiyor. Devrede bu savaşa katılmayan Yattara’yı çıkarıp korakor mücadeleye girecek Ceyhun gibi bir askeri daha dahil etti ve Trabzon’un orta sahada egemen olmasını sağladı. BOBO TUTTUDURAN toptan gelen gol sonrası 2. gole de yaklaşan bordo-mavililer maçı koparma şansını değerlendiremeyince Bobo hamlesi ile Beşiktaş oyunda kalmaya devam etti. Trabzonlular’ın sertlikle yıldırmaya çalıştığı Guti orta alanda pas trafiğine yardımcı olurken savaşan bir asker olamadı. Bu oyun görüşü ve pas becerisi ile Guti’nin rakip ceza alanına daha yakın konumlanması verimliliğini daha da arttıracaktır. SON 20 dakika düşen tempo ve Trabzon’un skoru koruma arzusuna Guti-Necip değişikliği eklenince oyun kale önlerinden uzaklaştı. Ofansif açıdan en yoksul maçını oynayan Beşiktaş kendisinden fazla isteyen rakibi karşısında kesinlikle kazanamazdı ve öyle de oldu.***Kuddusi MüftüoğluKAYSERİ’DE hakeme top atan E.Belözoğlu’nu atamadı.. Dünkü maçta Egemen’in Guti’ye yaptığı sakatlayıcı faule kart göstermedi, Aurelio’nun elle kestiği pozisyonda yine kart kullanmadı..Teofilo’nun Toraman’a attığı tokat ve yumruğa 2. sarıdan kırmızı gösterdi! Kuddusi Müftüoğlu’nun yönettiği maçlardan hiç kimse memnun değil. Hakem kuralları uygulayan bir otoritedir. Müftüoğlu ne yazık ki bu görüntüden çok uzak!
ARKA arkaya gelen 2 gol, Emenike gibi bir kontratak silahı olan Karabük karşısında G.Saray için en büyük felâketti. Öyle bir maçtı ki, oyunun çok büyük kısmında savunma Emenike korkusundan öne çıkamadı ve durum böyle olunca da inanılmaz kopuk görüntüler ortaya çıktı. Evet G.Saray eksik, zemin kötü ve erken yenen gollerle yenik duruma düşmüş. Ama bu kadar kopuk, bu kadar isteksiz bu kadar organizasyondan uzak etkisiz bir G.Saray’ın mazareti yok.MISIMOVIC geldiğinden beri hiçbir şey yapmıyor. Zemin mazaretse 35’lik Cernat nasıl oluyor da yetenekelerini sahaya yansıtabiliyor. Zoraki bir hazırlık maçı oynuyor gibiydi sarı-kırmızılılar. Net görülüyor ki takımda saha dışında da ciddi problemler var. Kazanma arzusu taşıyan sadece 2 ya da 3 oyuncu olursa zaten kazanamazsınız. UZUN lafın kısası G.Saray için söylenebilecek olumlu bir şey yok. Karabük, Cernat’ın organizatörlüğünde, Emenike’nin gücü, sürati ve kazanma arzusuyla haklı bir galibiyet aldı.Aytekin Durmaz ise verdiği yanlış penaltının etkisinde kaldı ve özellikle Emenike’ye yapılan faullere müsamaha gösterdi.
HER iki devrenin de ilk 5 dakikası hariç oyunun kontrolü tamamen Beşiktaş’taydı. Uzun yıllardır takımlarımızın Avrupa maçlarını izliyoruz. Deplasmanda bu kadar üstün oynayan ve gol kaçıranını az gördük. Rapid ilk yarı Beşiktaş’a saygı duyarak oynadı. Quaresma, Rapid savunmasını hallaç pamuğu gibi atarken, arkadaşları ona ayak uyduramadı. Yine de Beşiktaş topun ve oyunun tek hakimiydi. Devre arası belli ki Rapid’in hocası “Quaresma çıktı. Bu takımı yenebiliriz. Bu kadar pasif olmayın” düşüncesini takımına empoze etmiş. 2. yarının ilk 5 dakikasında agresif başlayan Rapid golü buldu. Ancak sonra Beşiktaş, üst üste bulduğu dört % 100 pozisyondan sadece birini gole çevirdi. İlk yarıda kapanan, alan bırakmayan, iyi savunma yapan Rapid karşısında zorlanan Beşiktaş, 2. yarıda savunmayı öne çıkaran rakibi karşısında tarihi bir farka da ulaşabilirdi. ANAFİKİR şu: Quaresma süper oynarken çıkmış; Guti çok fazla ortalarda görünmemiş. Ama Beşiktaş yine de sahanın hakimiydi. Ayrıca unutmayalım ki bu Rapid, A.Villa’yı eleyerek buralara geldi. Beşiktaş doğru yolda ve harika bir Avrupa gecesiyle yoluna devam etti.
SCHUSTER farklı bir formasyon ile sürdü takımını sahaya.. 4-4-2’nin bir versiyonu olan 4-3-1-2’yi ilk kez oynadı Beşiktaş. Orta alanı ele geçirdi, rakibine pozisyon vermedi ancak bu kez de orta saha yaratıcılıktan uzak kaldı. Bu sistem daha güçlü takımlara karşı deplasmanda çok işe yarayabilir. Sanıyorum buradaki amaç verilen pozisyonların sayısını azaltmak idi. Ancak santrfor Bobo ile birlikte forveti oluşturan Quaresma serbest oyuncu olarak oynarken kalabalık savunmanın arasında boğuldu. Siyah-beyazlılar, enerjisine ve baskısına rağmen rakip ceza sahasına fazla adam sokamadı. Kanat beklerinin katkısı da kısıtlı olunca beklenen gol ilk yarıda gelmedi. 2. yarı da şablonda değişiklik olmadı.ERNST HARİKAYDIFAKAT şu net bir şekilde görüldü ki Ernst ve Hilbert’e ‘daha çok hücuma katılın’ mesajı verilmiş. Markaj altındaki Quaresma’nın boşalttığı alanlara da Tabata’nın girmesi istenmiş Schuster tarafından. Fabian Ernst bu ligin açık ara en iyi orta alan oyuncusu. Cisse varken performansı zirvedeydi ve şimdi Aurelio gelince yine zirvede. Defansif olarak güçlü, pozisyonunu biliyor ve özverili. Çok top kazanıyor.Temposu hep yüksek, istikrarlı. Gol atıyor, attırıyor. Sahanın her yerinde var. Harika bir oyuncu.BOBO’NUN golü sonrası oyunu yine elinde tutmaya devam eden Beşiktaş yine Bobo ile ikinci gole çok yaklaştı. Maçı koparma şansını buldu. Ancak futbol bu. Rakibine tek pozisyon vermeyi bırakın, olgun atak şansı bile vermediği maçta Hilbert-Hakan Arıkan ikilisinin ortaklaşa bir hatasıyla kalesinde tuhaf bir gol gördü. ŞUURSUZLUK..En az 3-0 olması gereken maç 1-1 olunca şoka giren Beşiktaş oyunu rakip yarı alanda oynamaya devam ederken, golün verdiği moralle daha dirençli bir Antalya buldu. Son bölümde hücumlar aceleci ve şuursuzdu. Süper kahraman Ernst son saniyede birkez daha sahneye çıkıp 2. asisti de Bobo’ya yaparken maçı da kurtaran isim oldu. Daha fazlasını hakeden Beşiktaş bu maçta çok acı verecek bir puan kaybı yaşamaktan son anda kurtuldu. CSKA ve F.Bahçe maçlarında son dakikalarda gelen gollerin Antalya karşısında devam etmesi ve Beşiktaş’ın bu şekilde istediğini alması siyah-beyazlılar açısından hem güven verici hem de düşündürücü..Hakan artık genç değil Nobre-Aurelıo değişikliği ceza alanı içindeki etkinliği artırmak için yapılan olumlu ancak geç kalınmış bir tercihti kanımca. Hakan Arıkan iyi bir kaleci ancak artık genç değil ve skora etki eden çok fazla hata yapıyor. 2 haftadır takımı iyi oynarken ve hiç pozisyon vermemişken yediği goller maalesef bir çuval inciri mahvediyor. Dünyada hatalı gol yemeyen kaleci yok. Hakan’ın moralini bozmadan devam etmesi şart. MEHMET Özdilek’in Antalyaspor’unun defansif disiplinini ve mücadelesini beğendim. Ancak ofansif olarak organize olmaktan çok uzaklardı. Ayrıca “her sahada pozitif oynamaya çalışan takım” mottosunun da dün için unutulduğunu gördük. 1 puanı açıkçası haketmemişlerdi ve bunun farkında olmaları şart.
BEŞİKTAŞ’IN akl› Schuster’in tüm uyarılarına rağmen F.Bahçe maçındaydı. Tempoyu fazla yükseltmeden kazanmaya çalıştılar. Özellikle ilk yarıdaki düşük tempolu oyun, savunmada kalabalık kalan CSKA takımının işini kolaylaştırdı. Rotasyonda şans bulan Holosko ve Hilbert olağanüstü kötü oynayınca da ilk yarıdaki futbolun gol getirmesi söz konusu değildi. İkinci yarıda yürüyerek rakibini geçemeyeceğini anlayan Beşiktaş tempoyu biraz yükseltti. Rakibi zorlamaya başladı. Schuster’in Quaresma ve Bobo hamleleriyle vites yükseltmesi CSKA Sofya’nın kendi yarı sahasına hapis olmasını sağladı. Sahanın en iyisi CSKA Sofya kalecisi Mbohli, Beşiktaş’ın gerek kanatlardan getirdiği toplarda gerekse de cepheden gelen pozisyonlarda geçit vermedi. Guti son bölümde biraz daha sorumluluk alarak forvet bölgesinde aksiyonlara katılmaya başladı. Sakatlıktan yeni çıkan Quaresma takıma ve tribünlere getirdiği hareketle Beşiktaş için dün akşam bir kıvılcım olmaya yetti. Beşiktaş’ın dün gece en iyi ismi olan Fabian Ernst, attığı kafa golüyle son dakikada 3 puanı da kurtaran oyuncu oldu. Grupta istediğinizi almak için özellikle içeride oynadığınız bütün maçları kazanmanız şart. Beşiktaş aklı F.Bahçe maçındayken sezonun resmi maçlardaki en durağan futboluyla istediğini almayı başardı. ROTASYON OLMADIFutbol öyle bir oyun ki; sıkmadan, tempo yapmadan, rakibi zor duruma sokmadan kazanmanız mümkün değil. Beşiktaş son bölümdeki baskısıyla ve ciddiyetiyle istediğini elde ederken sanıyorum teknik direktör Schuster bu galibiyet sonrası en mutsuz kişidir. Çünkü rotasyondan dün istediğini alamadı. Bu tip maçlar için rotasyona soktuğu oyunculardan verim alamaması ileride Alman teknik adamın baş›nı ağrıtabilir. Bir paragraf da F.Bahçe maçına ayıralım.. Galibiyet ve kazanma alışkanlığı her zaman güven getirir. Beşiktaş Kadıköy’e yıllar sonra ilk kez bu kadar güvenli, güçlü ve rakibini ürküterek gidiyor. Ancak derbilerde anahtar kelime ‘istemek.’ Kalite veya form yeterli olmayabiliyor. Daha fazla isteyen, yüreğini koyan ve savaşan bir adım önde olacak. Beşiktaş’ın derbide bu faktörleri gözönüne alarak sahada yer alması şart.
İSTANBUL BŞ. karşılaşması Schuster’in Süper Lig ile tanışma maçı oldu bir anlamda. Henüz ikinci haftada gelen bu radikal rotasyon, ligdeki rakipleri tanımamaktan kaynaklanan bir yanılgıydı. 2-0’ın avantajı ile gidilecek Helsinki deplasmanı İstanbul BŞ maçından daha zor değil. Ayrıca 8-10 yabancı ile de çıkılabilecek bir maç. Yani kontenjan sorunu da yok. Schuster henüz Türkiye’yi tanımıyor. Rakiplerin büyük çoğunluğu -kimse kusura bakmasın ama- futbol falan oynamıyor. 9 kişiyle savunma yapıp ‘1 tane tesadüf pozisyon bulur muyum?’un peşinde. Frank Rijkaard, Del Bosque ve Luis Aragones de aynı hataları yaptı.İSTEKLİ ve tempolu başladığı maçta siyah-beyazlı takım, rakibin katı savunması karşısında ceza sahasına taşıdığı pozisyonları gole dönüştüremedi. Bunun nedeni Holosko ve Nihat’ın Bobo veya Nobre stilinde ceza alanı santrforu olmaması. Kanatlarda oynayan Quaresma ve Hilbert’in getirdiği toplar takım arkadaşlarıyla bir türlü buluşmadı. Açıkçası Beşiktaş bu 90 dakika boyunca Bobo’yu çok aradı.DELGADO KÖTÜ..İKİNCİ yarı biraz daha cesur oynayan İstanbul ekibi, ‘Bu kadar önde oynayan bir takıma gol bulabilirim’ düşüncesini ortaya koydu ve tipik bir kontra oyuncusu olan İskender’le öne geçti. Bu an, daha önce de yaşanabilirdi.DELGADO, Beşiktaş’ta orta alanda oynadığı her maçta ortaya pahalı bir fatura çıkartıyor. Top rakipteyken hiç yok. Top ayağındayken de çok top kaybediyor. Oyuna ağırlığını koyamıyor ve pozisyonunu dolduramıyor. Belli yetenekleri olan, ancak kalibresi sınırlı bir oyuncu. Guti Hernandez’in alternatifi ise kesinlikle değil ve olamaz da..SCHUSTER’İN oynatmak istediği total futbol stilindeki oyun, zayıf rakipler karşısında keyif verir. Ancak dünkü gibi daha diri ve ciddi rakipler karşısında Beşiktaş’ın işini güçleştirir. Çünkü orta alanda etkin pres yapacak oyuncu sayıları az. Ve hal böyle olunca savunma güvenliği de azalıyor.TARAFTARA UYARIALMAN teknik adam bu denklemi çözemez ise Beşiktaş, bu ligde çok puan kaybeder ve hedeflerine ulaşamaz. Bu lig, kırıcı ve zor bir lig. Rakipler futbol oynamak için değil, Büyükler’in işini güçleştirmek için sahaya çıkıyor. İstanbul BŞ özellikle ikinci yarıdaki akıllı oyunuyla boş alanları iyi kullandı ve haklı bir galibiyet aldı. Rakip takımdan gelen erken tokat Bernd Schuster için önemli bir ders olur mu? Yoksa bildiğinden şaşmayan bir çizgide devam edecek mi? Bunu zaman gösterecek.BİR cümle de Beşiktaş taraftarına. Ricardo Quaresma büyük bir oyuncu ve çok arzulu yürekli oynuyor. Ancak maçı kaybederken sadece Quaresma’ya tezahürat yapmak diğer futbolcuların moralini ciddi derecede olumsuz etkiler. Benden söylemesi..
ROY Hodgson ile yeni bir devir başladı Liverpool’da. Hodgson için ‘’Hocaların hocası’’ deyimini kullanmak yanlış olmaz. Direkt ve hızlı oyuna inanır. Çalıştırdığı takımları 4-4-2 oynatan Hodgson analiz uzmanıdır. Yıllarca UEFA seminerlerinde hocalık yapan saygın teknik adam UEFA teknik komitesinde maç analizcisi olarak görev yaptı.SANIYORUM Trabzon’un analizini de mutlaka yapmıştır. Transfer döneminde Chelsea’den J.Cole ve S.Liege’den Jovanoviç’i kadrosuna katan Liverpool, Benayoun’u ise Chelsea’ye sattı. Torres sakatlıktan çıktı ve ısınma turlarında. Arsenal maçında uzun süre 10 kişi oynamasına rağmen Liverpool güçlü rakibine kafa tutmayı başardı. Kaleci Reina’nın hediyesi olmasa 3 puanı da cebine koymuştu. Hodgson’ın Trabzon karşısına nasıl bir 11 ile çıkacağını bilmiyoruz ancak sakat Mascherano’nun yokluğu avantaj.JUVE’DEN alınan Poulsen ilk kez forma giyecek. Agger de sakat ve oynamayacak. Liverpool yeni bir oluşum içinde ve Hodgson’ın takımda eksik olan sevgi ve güven ortamını geri getirdiğini görebiliyoruz. Anfield’da aç ve ciddi bir Liverpool olacak. Aman dikkat..