Güntekin Onay

Güntekin Onay

gonay@gazetevatan.com

Sneijder: 2 F.Bahçe: 1 Bruno Alves: -1

19 Ekim 2014

İLK 45 dakikada bir takımın evinde oynadığı bir derbide bu kadar pasif kaldığı bir maç izlememiştik hiç. G.Saray futbol adına hemen hiçbir şey ortaya koyamadı. 4-3-3 oynayan sarı-kırmızılılarda orta alan ile forvet arasında büyük bir kopukluk vardı. Bu bağlantıyı sağlayacak olan Sneijder sol kanatta adeta hapsoldu. F.Bahçe ise orta alanı ele geçirdi ve üstün bir futbol sergiledi.EMENIKE 1. SINIF DEĞİL!F.BAHÇE, Manisa'daki Süper Kupa ve Trabzon deplasmanında da rakiplerinden üstün oynamıştı fakat gol bulamamıştı. Dün de ilk 45 dakikada gol bulamadı ise bunda Emenike en büyük etkendi. Hep yazıyorum, söylüyorum Nijeryalı 1. sınıf bir santrfor değil. Bu oyuna kalitesi yüksek bir santrfor ile F.Bahçe maçı çoktan kopartırdı.F.BAHÇE'NİN bir diğer önemli problemi ise hiçbir maçta 90 dakikayı bitiremeyen ve sezonların yarısında sakatlık yüzünden oynayamayan Emre.. Ayrıca hemen her maç kırmızı kart görme riski ile oynayan bir de Bruno Alves var. Portekizli'nin atıldığı pozisyonda Dzemaili'ye yaptığı hareketin izahı yok.‘KAYBETMEYEYİM’ HAMLESİKIRMIZI kartın ardından ikinci yarıda roller değişti. 1 kişi eksik kalan rakibi karşısında G.Saray, hücum üstünlüğünü ele geçirdi. Olcan'ın direkten dönen topu ve Kadlec'in kafa vuruşları ile her 2 taraf da öne geçmeye çok yaklaştı. İsmail Kartal, Emenike'yi oyundan alıp Hasan Ali'yi oyuna dahil ederek "kazanamıyorsam, deplasmanda kaybetmeyeyim" hamlesi yaptı.WESLEY SNEIJDER FARKILİGİMİZİN en pahalı oyuncusu olan Sneijder ise kalite kavramının, yıldız futbolcunun?ne demek olduğunu, bu tip maçların nasıl kazanılacağını herkese gösterdi. Hollandalı 2 mükemmel golle derbide galibiyeti getiren isim oldu. Geçen yıl da G.Saray 1-0 kazanırken yine gol Sneijder'den gelmişti. G.Saray kötü Sneijder harika, F.Bahçe ise güvenilmeyecek isimlere bel bağlamış durumda.

Devamını Oku

Düzen bozuk

14 Ekim 2014

TÜRK futbolunun meselesini değerlendirirken olaya daha makro açıdan bakmak gerekiyor. Sorun aslında 3-5-2, 4-4-2 ya da Hiddink, Avcı, Terim meselesi değil. Kabul edelim ki Türkiye Ligi'nin genel futbol seviyesi Avrupa'nın 5 büyük liginin altında. Ve bizim Milli Takım da bu 5 büyük ligden birinde oynayan tek futbolcumuz var. Oyunculara reel olmayan ücretler ödediğimiz için hepsi Türkiye Ligi'nde oynuyor. Daha rekabetçi, gelişebilecekleri liglerde oynasalar seviyeleri daha üst noktalara gelecek.BU PARALAR VERİLMESE...BELÇİKALI, Hırvat, Kolombiyalı, Arjantinli, Brezilyalı, Uruguaylı kendi liglerinde bu paraları bulamadıkları için üst düzey 5 lige gidiyorlar ve buralarda gelişip, en üst seviye liglerde futbol oynuyorlar.Bizde bu paralar ödenmese Milli Takım'daki oyuncular ligimizin daha üzerindeki 5 büyük ülkede oynasa genel kalitemiz doğal olarak yükselecek. Premier Lig'de, İspanya'da, İtalya'da, Almanya'da oynayan futbolculardan kurulu bir Milli Takım, kuşkusuz daha başarılı olacak.Yerimizi bilmiyoruzORGANİZASYONUMUZUN temelinde problem var. Bir Arda göndermek yerine, 7 oyuncu göndersek futbolumuz gelişir. Belçikalı milli oyuncular, Belçika Ligi'nde kalsa bu seviyeyi yakalayabilirler mi?Türkiye Ligi'nden 10 oyuncuyla sahaya çıkarsak tempomuz ve kalitemiz de buna paralel bir şekilde rakiplerle boy ölçüşemeyecek düzeyde kalıyor. Mesela benzer problemleri Rus Milli Takımı da yaşıyor. Temel problemlerden birisi bu. Kaliteyi çok abartıyoruzİKİNCİSİ ise gerçek yerimizi bilmememiz ve beklentileri hep yüksek tutup hayâl kırıklığı yaşamamız. Türkiye'nin futbol seviyesi ve kalitesini çok abartıyoruz. Oynanan futbolun seviyesinin dışında tabii ki eğitim, altyapı ve kulüp organizasyonları konusunda da ciddi sorunlar var. Bunlar da meselenin bir başka parçası. Ancak daha fazla gelişebilmek için mevcut futbol düzenini değiştirmek kesinlikle kaçınılmaz. MEHMET Topal Valencia'ya gidiyor, orada gelişebilecekken 2 katı ücretle çok daha alt seviyedeki Türkiye Ligi'ne geri dönüyor. Sorun burada.

Devamını Oku

Fiyasko

14 Ekim 2014

KABUL etmek gerekir ki Letonya son derece zayıf bir takım. Oyuncu kaliteleri düşük olduğu gibi, saha içi organizasyonları da son derece alt seviyede. Çok sert ve fizikli değiller. Üstün bir mücadele güçleri de yok. Teknik kapasiteleri ise son derece kısıtlı. Kalitesini tartıştığımız bizim Süper Lig’de oynasalar ligin bitimine 10 hafta kala küme düşmüş olurlar. 2003’deki Letonya’dan da fersah fersah gerideler.BÖYLE bir rakip karşısında şartlar ne olursa olsun ilk yarıyı golsüz bitirmemiz düşündürücü. Özellikle Umut ile net gol fırsatları da bulduk. Baskı da kurduk ancak oyuncularımızın özgüvensiz olması bazı pozisyonlarda aceleci davranmamıza neden oldu. İlk yarıda yapmadığımız şeylerden biri de şut atmadık. Böyle katı savunma yapan bir rakibe karşı daha fazla şut atmamız gerekiyordu.2. yarının başında nihayet attığımız Bilal’ın şutu ile “Artık rahatladık, 3-0, 4-0 kazanırız” diye düşünürken Ozan’ın yaptığı acemice penaltı ile maçı 1-1’e getiren de biz olduk. 1-1’den sonra başta Adem ile olmak üzere pozisyonlarımız da var ama demoralize olduk ve oyundan düştük. Profesyonelliğin en önemli kriterlerinden biri hiçbir şekilde oyundan düşmemek. Ama bizim oyuncularımız kırılgan ve duygusal. Nedense Letonyalı, İzlandalı bile kırılgan olmuyor da hep bizimkiler oluyor.TOKAT ÜSTÜNE TOKATBU kadar kötü bir takım karşısında kazanamamış olmamız anormal.. Kabul edelim ki artık bu grupta 3.’lük şansımız bile mucizelere kaldı. 24 takımın gideceği EURO 2016 ‘Kaf Dağı’nın arkasında.. Futbolda bir çok şeyi sorgulamamız gerekiyor. Dünya Kupası elemelerinde de sadece Estonya ve Andorra’yı geçerek 4. olmuştuk. Ders almadık. Tokat üstüne tokat yiyoruz, hala kendi seviyemizi algılayamıyoruz. Fatih Terim sorumlu ve hatalı ama inanın suçlu değil. Ülke futbolu dibe vurmuş durumda.BU arada Letonya’lı gazetecilerden arkadaşlarımızın aldığı bilgiye göre Letonya milli takımında oynayan futbolcular ayda ortalama 500 ile 2 bin Euro arasında bir maaş alıyorlarmış, seviye ortada ve biz bu takımı yenemiyoruz.

Devamını Oku

Yine hüsran

11 Ekim 2014

LKEMİZDE futbolun dışında o kadar çok faktörler etken ki, oyun son sıralara iniyor sıralamada. Sürekli bir kavga, huzursuzluk, mutsuzluk ortamı var.Rakipleri de yenemiyoruz, maalesef bu kaos ortamını da.. Bu kadar negatif enerji ile işimiz zaten zor.İLK yarıda A Milli Takım maksimum düzeyde iyi futbol oynadı. İyi başladık golü bulduk. Kontrol hep bizdeydi. Alanları iyi kapattık. Görevini yapmayan tek bir oyuncu bile yoktu.Ancak bazen oyun istediğiniz gibi gider ama skor öyle olmaz. İlk 45 dakika durum buydu. Ancak yine de yediğimiz golü kabul etmek mümkün değil.FIRSATLARI?HARCADIKTÜRKİYE Süper Ligi’nin yüksek toplarda en etkili futbolcusu olan Sivok’tan yediğimiz gol resmen “bile bile lades” oldu. Tanımasak, bilmesek belki kabul edilebilir. Bizi hiçbir zaman duran toplarda iyi yapamadığımız alan savunması yaktı. En azından sadece Tomas Sivok’a duran toplarda adam adama eşleşme verebilirdik. Golden sonraki 10-15 dakikalık bocalamanın ardından devrenin son 15 dakikasında ise Çekleri kendi ceza alanına hapsettik ancak bu kez de Gökhan Töre ve Umut ile yakaladığımız fırsatları gole çeviremedik.2. yarıda ise olumsuz anlamda bambaşka bir milli takım vardı sahada. Takım halinde tel tel döküldük. 2’nci golü yedik, o golün ardından demoralize olup iyice dağınık bir görüntü ortaya koyduk.İLK 2 ARTIK ÇOK ZORİLGİNÇ olan şu: Ligimizin en istikrarlı, en güvenilir oyuncularından biri olan Gökhan Gönül milli takımda genellikle kendi kalitesinin altında kalıyor. Dün de öyle oldu. Yine güvendiğimiz isimlerden Selçuk İnan, beklentilerin çok altında idi. Kadrolar, teknik adamlar, yıllar geçiyor ama olmuyor. Milli takım bir türlü istenen düzeye gelemiyor. Bu durumun 1’nci nedeni Süper Lig’de oynanan futbolun seviyesi.2 maçta 0 çektik. Grupta ilk 2 için doğrudan rakibimiz olan 6 puanlı Çek Cumhuriyeti ve İzlanda’nın 2’sini birden geçmemiz artık çok zor. Daha 8 karşılaşma var ama bundan sonra en gerçekçi hedef grupta 3. olup play-off ile Fransa biletini almak olmalı.

Devamını Oku

Kazanacak kadar oynadılar

5 Ekim 2014

PERŞEMBE-pazar, Londra-Balıkesir oynamak kolay değil. Biliç'in bazı oyuncuları dinlendirmesi ve değiştirmesi de doğal karşılanabilir. Ancak bu futbolculardan biri Olcay olmalı mıydı? Olcay bu takımın en çok gol atan ve pozisyona giren oyuncusu.. Ayrıca geldiği günden beri tek bir maç kaçırmadı. Yani devamlılığı olan bir futbolcu. Tottenham karşısında Sosa ile iyi bir iletişim kurduğu da net bir şekilde görüldü.İLK yarıda Sosa'nın çizgiden çevrilen pozisyonu ve yine Arjantinli'nin kullandığı, kaleci Emrullah'ın kurtardığı mükemmel frikik dışında birkaç da karambol pozisyonu var. Fakat Gökhan Töre ve Kerim Frei etkisiz kalınca Beşiktaş gereken üretkenliği sağlayamadı.JOSE?SOSA?ÇOK?KLASTAM formunu yakalamışken Jose Sosa'nın sakatlanması ise çok büyük talihsizlik oldu. Arjantinli oyuncu her hareketi ile çok klas bir futbolcu.BİLİÇ, Demba Ba'nın yanına Mustafa Pektemek'i sahaya sürüp çift forvete dönerek çok doğru bir hamle yaptı ve bu kararı galibiyeti getirdi. Oğuzhan çok enerjik görünmese de harika bir gol pası ile Mustafa'yı etkin noktada topla buluşturdu. Mustafa bu tip golleri daha çok atmalı. Çünkü hem dikey sıçrama özelliği çok iyi hem de darbeli hedef vuruşu yapabiliyor.KARTAL?DAVETİYE?ÇIKARDIBEŞİKTAŞ, golü bulduktan sonra adeta kronikleşen sorunu ile bir kez daha yüzleşti. 1-0'dan sonra 1-1 için rakibe davetiye çıkardı. 1-0'dan sonra ikinci golü bulmayı nasıl öğrenirler bilemem ama Slaven Biliç, oyuncularının 2-3 hatta 4. goller için şartlanmasını sağlamalı. Çünkü rakip Balıkesir değil de daha güçlü bir takım olsa Beşiktaş bir kez daha sahadan 1 puanla ayrılabilirdi.FEYENOORD, Tottenham ve Arsenal maçlarında parlayan Demba Ba, aynı performansı henüz Süper Lig’e taşıyamadı. Senegalli yıldızın lig konsantrasyonunu arttırması şart.DENİZ Çoban, Ersan'ın Sercan'ı düşürdüğü pozisyonda kırmızı kartını kullanmayarak hata yaptı. Son 30 dakika 1 kişi eksik Beşiktaş 1-0'ı koruyabilir miydi? Bunu kestirmek zor ancak hakemin yanlış kararı skoru olmasa bile oyunu etkiledi.

Devamını Oku

Bu Beşiktaş'a 1 puan çok az

3 Ekim 2014

BEŞİKTAŞ bir futbol takımının, bir deplasman maçında girebileceği gol pozisyonlarını fazlasıyla buldu. Sadece pozisyon bakımından değil, oyun olarak da hiçbir bölümde Tottenham'dan geri kalmadı. Kalesinde hiç gol pozisyonu vermeden ekstra bir gol yedi. 1-0'dan sonra biraz bocalasa da özellikle 2. yarıda oyunun tüm kontrolünü ve atak üstünlüğünü elinde tuttu. Maç boyunca Olcay'ın 4, Demba Ba'nın 3 net pozisyonu var. Ancak zaman zaman şanssızlıklar, bazen de Lloris'in kurtarışlarıyla penaltıya kadar direndi İngilizler.SOSA, sahanın en iyilerinden birisiydi. Mükemmel paslarıyla arkadaşlarını çok iyi yönlendirdi. Keza Atiba da çok çalışkandı. Bu maçın son yarım saatlik bölümü Biliç'e ilham vermeli. 4-2-3-1'den özellikle daha ofansif oynaması gerektiği maçlarda 4-1-4-1'e kesinlikle bir dönüş yapmalı. Görünen o ki Sosa'dan vazgeçmek imkansız. Veli çok çalışkan bir oyuncu ama büyük takımda sadece top kazanarak oynayamazsınız.SOSA MÜKEMMEL OYNADIBEŞİKTAŞ'IN maç boyunca oynadığı futbol iyiydi. 3 puanı hanesine yazdırabilecek pozisyonları da buldu. Rakibin istediklerini yapmasına da izin vermedi. Ancak skor istediği gibi olmadı. Çünkü bu futbolun karşılığı kesinlikle3 puan olmalıydı.BEŞİKTAŞ, gruptaki 2 maçını kazanamasa da oynadığı bu futbolla liderlik için en güçlü aday olduğunu gösterdi ancak bu kadar pozisyon bulduğu ve kazanmaya yakın oynadığı maçlarda artık sonucu da almayı öğrenmeli.88. dakikada kazanılan penaltıda da Sosa olağanüstü bir pas attı. Beşiktaş, beraberlikten çok daha fazlasını hak etti. Penaltıyla da olsa Londra'dan puanla dönmeyi başardı. Bu gruptaki geleceği açısından son derece kritikti. Ancak her şeyin ötesinde Sosa'nın ve Beşiktaş'ın mükemmel oyunu siyah-beyazlı renklere gönül verenleri gelecek adına umutlandırdı.

Devamını Oku

Invenzione (icat)

2 Ekim 2014

Yİ bir G.Saraylı, aynı zamanda G.Saray liseli olan eşimle birlikte izledik maçı Londra’da. 2-0’dan sonra sordu: “Bu savunma kurgusu ile ve önlerinde Sneijder ile G.Saray çok zor anlar yaşar diye az önce konuşuyordunuz. Öyle de oldu. Sizler bunu görüyorsunuz da; nasıl oluyor İtalyan Milli Takımı teknik direktörlüğü yapmış birisi bunu düşünemez?” dedi. Anlam veremiyordu. Cevap veremedim. Çünkü bilemiyor ve göremiyor olamazdı.YENİ İCATLARA NE GEREK VARBELKİ de doğru bildiğimiz veya doğru sandığımız her şey yanlıştır diye sorarım bazen kendi kendime. Çok da faydalıdır... Ancak bu felsefi bir tartışma değil.. Futbol...KARİYERİ boyunca Felipe Melo ve Wesley Sneijder’in oynadıkları ve verimli oldukları pozisyonlar belli. Yani, yeni icatlara ne gerek var? Neden Prandelli böyle deneysel çalışmalar içinde? Veya bunun yeri Şampiyonlar Ligi’nde Arsenal deplasmanı mı? Sivas maçında rakibe 6-7 pozisyon verilmedi mi? Arsenal, Sivas’tan güçlü değil mi?CHELSEA’Yİ DÜŞÜNDÜLER!İLK yarıda skor 3-0 olduktan sonra görüp değiştirmenin ne faydası var? Madalyonun bir de öbür yüzü var.. Ligimizin temposu, hızı ve kalitesi.. Sadece teknik direktör Prandelli’nin dizilişi ve tercihleri değil mesele..İDEAL ilk 11’den tam 5 oyuncusu eksik bir Arsenal senden daha teknik, hızlı ve yetenekli.. Pas, çalım, oyun görüşü taktik anlayış ve hız bakımından bizden kat be kat daha iyiler. Bu da başka bir gerçek.63. dakikada gelen kırmızı kart ve penaltı ise karanlık gecede adeta bir güneş gibi oldu bizim için.. Farklı skoru bulmuş, 10 kişi kalmış ve hafta sonu Chelsea olan ile maçı düşünen Arsenal karşısında baskılıymış gibi gözükmek de yanıltıcı olmamalı.

Devamını Oku

ZULÜMPİYAT

28 Eylül 2014

BU maç için eleştiri yapmak, futbolu analiz etmek büyük haksızlık. Bu koşullarda futbol oynamak çok zor. Ağır bir saha, şiddetli bir rüzgar.. Tribünlerde seyirci yok.ADI Süper Lig ama maalesef fiziki koşullar son derece olumsuz. Oyunu güzelleştirecek dış etkenlerin hemen hepsinden yoksundu 2 takım da... Tüm bunlara her ikili mücadeleye düdük çalan bir hakem de eklenince futbolsuz bir gece oldu. Harcanan paralara, emeklere yazık..MAÇA gelince Beşiktaş ilk 15-20 dakika dışında olumlu bir görüntü ortaya koyamadı. Tamam koşullar son derece kötü ancak1 gole endekslenen bir takım maç kazanamaz. Biliç'in takımı 2'inci golü bulmayı öğrenmediği sürece bu puan kayıplarını yaşamaya devam edecek. Sahada Atiba dışında ne yaptığını bilen ve konsantrasyonu yüksek oyuncu yok gibiydi. Beşiktaş, Eskişehirspor'a "gel bana gol at, benim 2'nci gole hiç niyetim yok" davetiyesini çıkarınca konuk takım da bunu geri çevirmedi.KAZANMAYI BİLMİYORLARBURSA deplasmanında fiziksel olarak hiç de hazır görünmeyen Demba Ba yine kayıplardaydı. Bu da Beşiktaş'ın hücum performansını olumsuz etkiledi.FUTBOL oynamak belki imkânsızdı ama en azından fiziksel bir mücadele ortaya koymalıydı siyah-beyazlılar. Daha fazla yüksek top ve daha fazla baskı ile oynayabilirdi. En azından bir kaos oyunu ile sonuç alabilirdi. Sürekli yerden ve kısa paslarla oynamaya çalışmak bu sahada anlamsızdı.MAZERETLER belki makul gibi görünse de birisi çıkıp Beşiktaşlı futbolculara bu maçların puan mücadelesi olduğunu anlatmalı. Kazanmayı bilmek, bu iradeyi göstermek ayrı bir beceri. Beşiktaş bunu yapamıyor. Asteras ve Rize'den sonra Eskişehir karşısında da bir kez daha aynı şeyi yaşamak kabul edilebilir bir durum değil.BU PUANLAR ÇOK ARANIR1-1'DEN sonra oyunu kanatlara açıp bol bol orta yapmak yerine etkisiz bölgelerde pas yapmak ve gereksiz driplingler ile ayakta top tutmak da hiç akıllıca değildi.BEŞİKTAŞ, 2 puan daha kaybetti. 3 puanı da hak ettiğini kimse iddia edemez. Ligin devamında bu puanları çok arayacak. Ancak tek bir kazancı var ki Olimpiyat zulmünden kesinlikle kurtulması gerektiğini nihayet idrak etti.

Devamını Oku