ARSENAL’İN 8 eksikli yedek kadrosu devreyi 7-0 bitirebilirdi. As takımı kendi liginde yerden yere vurulan Arsenal’den söz ediyoruz. Diyorlar ki “Onlarla nasıl yarışalım? 1 oyuncuya 40 milyon Euro veriyorlar.”TÜRKİYE’DE kimsenin umurunda olmayan U-19 UEFA Gençler Ligi’nde de aynı takımlar oynuyor. Orada para-pul yok. Arsenal, G.Saray’ın genç takımına orada 5, burada 3 attı. Bu tablo bizim gerçek futbol seviyemizi gösteriyor. Gençler aynı grupta 17 gol yedi. A takım 19. Yani mesele para değil. Sürekli bir eyyam kültürü içinde giderek domestikleşiyoruz. Uluslararası düzeye doğru çıkmak yerine geriye giden ‘Yerli’ anlayışı pompalıyoruz.22 yıldır bu sektördeyim. Doğduğum günden beri de futbol sahalarında... Bütün yerli antrenörlerimiz çok iyi, yabancıların %90’ı kötü algısıyla yaşadık. Bunu pompaladık. Veya pompaladılar. Tabii ki iyisi de var kötüsü de. Ama evrensel futbol normlarına göre değerlendirme ve analizler yapamıyoruz. Yürüye yürüye top oynayan adamları yıldız yaptık. Daha fazlasını talep etmedik.DOĞRUYU ARAYIP BULALIMFUTBOLUMUZU hep göklere çıkardık. Futbolu bir tek biz Türkler biliyoruz, bizim futbolcularımız çok iyi diyerek inanılmaz paralar ödüyoruz. Avrupa’da şu an Lokeren seviyesinde oynayabilecek futbolcularımızdan biri burada eşine sadece Cristiano Ronaldo’nun binebildiği otomobili hediye alıyor ve bu durum kimseye tuhaf gelmiyor.MİLLİ takımımız Letonya dahil kimseyi yenemeyen bir noktaya geldi. Şampiyonlar Ligi’nde averaj takımı olduk. Seviyemiz düşük. Ama önce doğruyu bulmak gerekiyor ki yukarıya çıkalım. Reel dünya ile kendi yarattığımız fiktiv dünya arasında büyük fark var.GEÇEN yıl bu takım Devler Ligi’nde iyiydi. Eboue ve Drogba vardı. 2’sini yine koy! Takımın kalitesi 1 seviye yukarıya çıkar.TEKRAR maça dönersek; ‘Önde baskı ve çift forvet’ klişeleri Şampiyonlar Ligi’nde Arsenal B takımına bile sökmüyor. O kadar kolay değil bu işler, laf ile olmuyor. Hiç kimse 2. yarı iyi oynadık demesin! En fanatik Arsenal taraftarının bile adını duymadığı O’Connor, Niles ve Zelalem oyuna girdi ve skor zaten 3-0’dı.GERÇEKÇİ olalım, doğruyu arayalım ve bulalım. G.Saray son 1 yılda büyük transfer yanlışları yaptı ve maalesef gücü bu kadar...
FUTBOLDA, sporda kusursuzluk yoktur. Ancak dün Beşiktaş kusursuza yakın bir futbol sergiledi. Pres ile başladı, Trabzonspor'u sahasından çıkartmadı. Baskı ile devam etti. Beşiktaş'ı diğer rakiplerinden ayıran ve güçlü kılan önemli bir özelliği var. Rakip savunmaya önde baskı yaptığı zaman kazandığı toplarla en hızlı rakip kaleye giden takım. Bu enerjisi var. Hep savunduğum şey skor ne olursa olsun böyle oynaması ve bunda devamlılık sağlaması gerektiği. Çünkü yavaşladığı zaman sıradanlaşıyor.HAFTAYA başlarken ligin en çok gol atan takımıydı Trabzonspor. Beşiktaş kalesinde cılız bir pozisyon bile üretemedi. Bunun nedeni Trabzon savunmasına ve orta sahasına yapılan presti. Trabzonspor bile bu baskıdan boğuluyor ise Türkiye Ligi'nde hiç bir takım çıkamaz. İşte Beşiktaş böyle oynamalı. Çünkü Veli-Atiba-Olcay-Gökhan dayanıklılık olarak son derece üst seviyede. Sosa gibi çok klas bir oyuncu dahi rakibe nefes aldırmıyor. Bu oyuncu profili ile Beşiktaş hız kesmeden oynarsa hedefine sağlam adımlarla ilerler.DÜN akşam vasat oyuncusu bile yoktu Beşiktaş'ın, herkes çok iyiydi. Tüm futbolcular çok çalıştı. Ersan, Serdar ve Motta sezonun en iyi performansını ortaya koydu. Atiba harikaydı. Veli ise sadece koşan ve top kazanan bir oyuncu olmadığını dosta-düşmana gösterdi. Olcay bu takımın vazgeçilmezi. Buna da bir kez daha şahit olduk.SOSA-BA BEŞİKTAŞ'IN bir başka avantajı ise şu: ligin en iyi ofansif orta alan oyuncusu Jose Sosa ve en iyi santrforu Demba Ba Beşiktaş'ta oynuyor. Sosa attırıyor, Demba atıyor. Diğerleri de görevini yapınca ortaya böyle bir tablo çıkıyor. Arjantinli oyuncu hem hızlı düşünüyor, hem de doğru kararlar veriyor. Takımın hücum performansını başka bir boyuta taşıyor. Cenk Tosun da önemli bir golcü olduğunu 4 günde 3 gol atarak gösterdi ve "Ben hazırım" mesajı verdi.BEŞİKTAŞ için önemli olan devamlılık sağlamak ve aynı çizgide ilerleyebilmek. Harika bir Partizan maçının ardından Erciyes gibi ani bir şoku da yaşadı bu takım.DÜN Beşiktaş açısından sevindirici olan bir diğer gelişme de Trabzon gibi ligin duran toptan en çok gol atan ekibine karşı hata yapmamaları idi.MUHTEŞEM SEYİRCİKONYA'DA harika bir ambiyans vardı. Kuşkusuz bu da Beşiktaş'ı öne doğru itti. Futbol taraftar ile güzel.HAKEM Mete Kalkavan bu kadar hızlı, temaslı ve sıkı geçen bir maçı çok iyi yönetti. Sertlik ve mücadele vardı ama kimse art niyetli değildi.
SEVGİLİ Biliç... Harika bir takım yaratmışsın, saha içi organizasyonun kusursuz. Oyun disiplini,geometrisi ve takım savunması mükemmel. Demba Ba ve Sosa gibi Türkiye standartlarının çok üzerinde 2 yıldızın var. Maçlar berabere giderken veya skor olarak geride iken harika futbol oynuyorsun, fakat öne geçtikten sonra veya 2 farkı bulduktan sonra bir anda hiç şans vermediğin, orta sahayı geçirmediğin rakiplere teslim oluyorsun, maçı zor bitiriyorsun. 1 değil 2 değil 3 değil... Neden bu hep böyle Biliç? Neden ? Geçen sezon da böyleydi, bu sezon da böyle..SÜREKLİ pozisyona giren ve şiir gibi futbol oynayan takım neden maçın sonunu kabus ile bitiriyor? Geçen yıl G.Saray ve F.Bahçe derbilerinde ilk yarı iyi oynayıp, öne geçip, 2. yarılarda mahkum oynamadın mı? Neden oyun içinde devamlılık sağlıyamıyorsun dün Karabük'e yakalandın, Partizan'a İstanbul'daki maçta yakalandın, Asteras'a 2 maçta da yakalandın, Erciyes'e 5 dakikada yakalandın. Kaybettin. Eskişehir'e yakalandın.. Aslında 3-2 kazandığın Sivas maçında da yakalanmıştın. Neden Sosa ve Demba Ba çıktı? Neden Kerim çıkmadı? Neden Olcay girmedi gibi sorular da sorulabilir.DÜNE zel bir durum olsa bu maç için çok farklı şeyler konuşabilirdik. Hep aynı sorun devam ettiği için ve bir türlü çözülmediği için artık ders al lütfen sevgili Biliç... Demek ki bir şeyleri doğru yapıyorsun ki bu takım zirvede. Ama bir şeyleri de yanlış yapıyorsun ki maçlar böylesine zora giriyor. Büyük takımlar maçların son 20 dakikasını böyle oynamaz. Farklı kazanılması gereken maç güç bela kazanıldı ise bunda senin hataların var Biliç.DURAN top hücumu ve savunmasındaki sorunlarını çöz. Maçların içinde oyun devamlılığı yakala ve biraz daha cesur kararlar ver. Bu ligde açık ara şampiyon olmaman için hiçbir neden yok.SOSA-BA ŞOV YARIM KALDITOP nereden gelirse gelsin ve nasıl ceza alanına düşerse düşsün Beşiktaş takımı savunmada sorun yaşıyor ve pozisyon veriyor. Ersan Gülüm güven veren bir stoper değil, hata yapıyor. Beşiktaş'ın bu sezon kaybettiği 3 maçta da Ersan sahada. Ayrıca 2 veya 3 gol yediği 4 maçta da Ersan sahada.Pedro yüksek toplarda zayıf, güçlü ve hamleli değil. İsmail ve Veli panik içinde. Rakip hücum gücü zayıf Karabük değil başka bir takım olsa bu maçı çevirirdi. Sosa 2 mükemmel asist yaptı. Demba 2 gol atarak, 15 gole ulaştı. Gökhan çok etkiliydi. Fakat 3'ü de oyundan çıktı. Resital yarıda kaldı.
BEŞİKTAŞ ağır sahada ilk 45 dakika son derece etkili bir futbol ortaya koydu. Evinde kolay kolay maç kaybetmeyen ve iyi oynayan Asteras karşısında Demba Ba net pozisyonu gole çevirse maçı da erkenden kopartabilirdi. Demba Ba 16. maçında 13. golüne imza attı. Bu Türkiye standartlarında inanılmaz bir rakam. Avrupa çapında isim yapmış çok değerli bir futbolcu olmasının ötesinde iş ahlakı yüksek, karakterli bir sporcu. Demba Ba gibi büyük bir golcüyü Beşiktaş'a transfer edenlere siyah-beyazlı taraftarın müteşekkir olması lazım.GÖKHAN Töre'nin goldeki pası harikaydı. O'nun da hakkını vermek gerekiyor.İKİNCİ 45 dakikada Beşiktaş oyundaki hakimiyetini ve hücum zenginliğini devam ettirdi. Olcay'ın düşürülmesi ile kazanılan penaltıyı Gökhan gole çevirirken hepimiz maç bitti diye düşündük. 2-0 sonrasında da ev sahibi ekip maça asılan çok inançlı bir görüntü ortaya koymadı. Rahat bir tempoda seyreden maçta savunmada Ersan'ın bir anlık dalgınlığından oluşan pozisyonda Asteras 2-1'i buldu ve hemen ardından Atiba kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Kanadalı futbolcu Beşiktaş'a geldiği günden beri hiç itirazdan kart görmedi. İlginçtir dün 2 sarı kartı da itirazdan geldi. Kolay gözüken, güle oynaya kazanılacak maç anlamsız bir şekilde zora girdi.ARTIK BİR ÇARE BUL BİLİÇBEŞİKTAŞ gibi bir takımın skoru bulduktan sonra artık rakibini ortak etme veya yakalanma alışkınlığından kurtulması gerekiyor. Ne yazık ki bu durum bir türlü çözülemeyen kronik bir rahatsızlık haline geldi. Çok güçlü rakipler karşısında belki bu durum kabul edilebilir fakat iyi oynarken ve skoru bulmuşken mütevazi rakipler karşısında bu tip skorlar elde edilmesi veya böyle oyunlar oynanması ciddi bir sorun.AYNI oyun ritmini sürdürmek, maçın içinde devamlılık sağlamak bu kadar da zor olmamalı. İstanbul'daki Asteras maçı ve dün geceki karşılaşma Beşiktaş'ın rahat ve farklı kazanması gereken maçlardı. Ancak 2 karşılaşmada da hiç tehdit etmeyen bir rakip karşısında beraberlikle sonuçlandı. Nitekim İstanbul'daki Partizan maçı da 2-2 bitebilirdi son saniye kaçan gol bir mucizeydi.BEŞİKTAŞ bu beraberlikle bu turu herşeye rağmen almayı garantiledi. Ancak Biliç'in dünkü maçtan mutlaka dersler çıkartması gerekiyor. Beşiktaş'ın bir diğer önemli problemi ise top siyah-beyazlıların ceza sahasına düştüğü zaman Beşiktaş savunması sürekli sorun yaşıyor. Duran toplardan pozisyon üretemiyor ve rakibe pozisyon veriyor.
G.SARAY ilk yarıda futbol adına ortaya hiçbir şey koyamadı. Anderlecht takımında ilk 11'deki oyunculardan Tielemans 17, M'Bemba, Praets ve Mitroviç 20, Acheampong 21, Conte ise 23 yaşında. Böylesine genç bir ekip karşısında ilk 45 dakikada tek gol girişimi var o da Sneijder'in attığı frikik... Kazanmak zorunda olduğun maçta kaleyi bulan tek şut bile yok.İLK yarı Anderlecht üstün oyununu 1-0 ile sonuçlandırdı. İkinci yarı rakibinin savunma ağırlıklı skoru koruma duygusu G.Saray'ı daha fazla hücuma taşıdı.Ancak Burak ve Bruma'nın oynadığı bir takımın rakip yarı sahaya yerleşerek set oynaması çok zor. Çünkü Burak çizgi halindeki savunmanın arasında sürekli ve sadece arkaya koşu yapma düşüncesinde. Arkadaşlarıyla saha içindeki tek iletişimi onların savunma arkasına atacağı toplar. Servis ve pas alışverişinde, top tutmak da hiç yok. Burak silahları olan bir oyuncu, her zaman da gol istatistiği yüksek olur fakat tek santrfor oynayamıyor. Takımın oyununa katkı sağlayamıyor.BRUMA’NIN PAS BİLGİSİ YOKLİG maçlarında 18'e giremeyen Bruma Şampiyonlar Ligi'ndeki tamam-devam maçında ilk 11'de.. Bu tercih de tuhaf. Bu oyuncunun çok kilometreye ihtiyacı var. Yetenekli ama oyunu hiç olgun değil. Tercihleri yanlış. Pas bilgisi yok denecek kadar az. Çok da kuvvetsiz. Ligde aralıksız 50 maç oynasa ve deneyim kazansa belki istenen noktaya gelecek. Ama oynamadan da pişmesi imkansız.HAMİT Altıntop elinden geleni yapıyor. İyi niyetli ama kimsenin farkında değil, Hamit artık bu seviyede futbol oynayacak fizik kalitesinden çok uzakta. Keza Selçuk da belli bir metrekare içinde düşük tempo ile oynuyor. Durum böyle olunca da G.Saray hücum yapamıyor. Top taşıyamıyor. Taşısa bile önde tutamıyor.PRANDELLI ile kimya tutmadı. Fizik zaten yerlerde. Ekonomi 1, matematik ve geometri ise '0'. Yani sorun sadece Prandelli de değil aslında.DEVLER ligi bitti. Avrupa'ya da veda etti. Ancak G.Saray ligdeki hedefinden uzak değil. Ayağa kaldıracak bir adrenalin şoku gibi bir etki lazım. Bu işe yarar mı ? Bu kadro ayağa kalkıp iyi futbol oynar mı? Çok zor.
BEŞİKTAŞ'IN geride kalan 10 haftada en kötü oynadığı maçlardan biriydi. Demba Ba'nın golcülüğü, Jose Sosa'nın kalitesi, Veli Kavlak ve Atiba'nın çalışkanlıkları galibiyet için yeterli oldu.KASIMPAŞA'DA Ryan Donk ve Barış'ın cezalı olması, Orhan Şam'ın sakatlığı Beşiktaş için bulunmaz bir fırsattı. Gökhan Töre son derece etkisiz bir futbol sergilerken Kerim Frei da geçen haftaların uzağındaydı. Ramon Motta ise son derece dağınık hatta şuursuz bir oyun sergiledi.NECİP İYİ AMA YA GERİSİ?BEŞİKTAŞ'I yoğun bir maç trafiği bekliyor. O yüzden kadroda bazı değişiklikler yapmak olağan. Stoper pozisyonunda Pedro Franco'nun cezalı, Sivok'un da sakat olması Biliç'i Necip tercihine itti. Necip stoper olarak iyi bir futbol sergiledi. 0-0'ken bir topu da çizgiden çıkararak golü önledi. Fakat genel resime bakarsak Beşiktaş'ın savunmada son derece dağınık ve yanlış pozisyon aldığı bir maç izledik. Nitekim Kasımpaşa ilk yarı 3, ikinci yarıda da 2 net pozisyon buldu.DEVAMLILIK ŞARTBİLİÇ takımını gole programlamalı. Oyuncuların kafasında sürekli rakip kale olmalı. Dün ikinci yarıda oynanan futbol Beşiktaş'ın en önemli sorunlarından biri. Bu takım şampiyon olmak istiyorsa skor ne olursa olsun yüksek tempo ve preste devamlılık sağlamalı. Rakipler her zaman girdikleri pozisyonlarda cömert olmayabilir. Bu zihniyet değişmeli.KASIMPAŞA takımının mücadele gücü düşük. Daha sıkı ve dirençli olmalılar.
KAZAKİSTAN çok zayıf bir ekip. FIFA klasmanında 132. sırada. Böylesine gücü kısıtlı bir ekip karşısında kazanmamız çok doğal. Futbolumuzda büyük bir düşüş olduğu gerçeği var ama Kazakistan’ı evimizde yenemeyecek kadar da uzun boylu değil. İLK yarıda kararlı ve baskılı başladık. Fatih Terim de rakibin sadece direnmeye çalışacağını göz önünde bulunduran bir kadro sürdü sahaya. Orta alanda topu iyi kullanan oyuncular ve önlerinde çift santrfor Umut ile Burak.BURAK önemli fırsatlar kaçırdı. Ama son derece istekli ve hazırdı. Önemli olan herşeyini ortaya koyması. Arda’nın ise böylesine kolay bir maçta sarı kart görüp cezalı duruma düşmesi ve Hollanda’ya karşı oynamayacak olması da büyük talihsizlik.POZİSYONLAR bulduk ancak attığımız goller bu pozisyonlardan gelmedi. Penaltı ve bariz bir kaleci hatası ile soyunma odasına 2-0 önde gittik. 2. yarıda ise ilk 45 dakikaya oranla daha düşük bir tempoda oynadık. Yine de 4-5 farklı kazanabilecek kadar pozisyonlar ürettik.TÜRK futbolundan rölanti kelimesini kazımak lazım. Sadece düne özel değil, genel anlamda skoru bulduktan sonra tempoyu düşüren anlayış futbolumuzun en büyük düşmanı. Hollanda-Letonya maçını da izledim. 1. dakika nasıl bir baskı ve tempo varsa 90+2’de de aynı şekilde devam etti Hollandalılar. Bizimkiler neden yapmıyor ? Anlamak mümkün değil.GRUPTAKİ ŞANSIMIZKAZAKİSTAN’I yenmek olması gerekendi. Gruptaki 3 rakibimiz de Kazakistan’ı zaten yenecek. Gruptaki iddiamızı arttıran bir galibiyet değil bu. Bizim için önemli olan mart ayında Hollanda’dan puan alabilmek. Letonya beraberliğini telafi edebilmek için grupta ekstra puanlar çıkartmamız gerekiyor. Çünkü Letonya’yı da herkes yenecek. İzlanda’nın Çek Cumhuriyeti karşısında kaybetmesi de bizim için önemliydi. Biz İzlanda ile içerde oynayacağız. Onları yenme şansımız Çekleri deplasmanda yenmemizden daha yüksek.VOLKAN OLAYI! VOLKAN Demirel’i sevmeyebilrsiniz, antipatik de bulabilirsiniz. Ancak kimsenin kimseye özellikle de ay-Yıldızlı formaya hizmet eden birisine küfür ve hakaret etmeye hakkı yok. Bu ülkede fanatizmin çivisi çıktı. Volkan’a küfür veya hakaret edenler şunu bilmeli ki ‘Volkan Demirel sizin için bir rakip.. Düşman değil’. Dün akşam rakip de değildi. Sizin, bizim hepimizin tarafındaydı. Milli takım için oynuyordu. Volkan demoralize olmuş olabilir. Fatih Terim ile konuşup moral çöküntüsü yaşadığını ve oynayacak psikolojide olmadığını anlatıp yedek soyunması en doğru olanıydı. Stadyumdan ayrılması yanlış.
102 ülkeden 2 milyar kişi bu maçı izledi ve Türkiye'de futbol oynanmadığını gördü. Letonya'yı yenemeyen, İzlanda'ya 3-0 kaybeden, 2014 Dünya Kupası Elemeleri'nde grup dördüncüsü olan milli takımın zaten Brezilya karşısında rakibiyle boy ölçüşmesi beklenemezdi. Brezilya'ya kaybetmek belki normal ancak işin üzücü ve acı tarafı Brezilya'nın evimizde bize hiç sıkmadan, yürüye yürüye 4 atması.İDDİA ediyorum şu yürüyen Brezilya'yla Almanya yarın oynasa 7 olmasa bile 5 atar. Bizimkiler koşamadığı için Brezilya'da zaten koşmaya gerek görmedi, yürüye yürüye oynadı.İŞİN bir başka acı tarafı da karşılaşmadan sonra herkes “Ne yapalım bizim gücümü bu, futbolumuzun kalitesi ve seyise bu” diyecek. Madem seviyemiz bu, çapımız ve kalitemiz bu, neden bu futbolcular 3-4 milyon Euro maaş alıyor demiyoruz.TAMAMEN hayâl ürünü, hiçbir realitesi ve karşılığı olmayan, fiktiv bir futbol dünyamız var. Her geçen gün domestikleşen, dış dünyaya kapalı, uluslararası normlara uzak bir futbol ortamında kendi içimizde yerli dizi izler gibi farklı bir dünyada yaşıyoruz. Mesele Brezilya'ya yenilmek değil bu manteliteyle, bu düşünce yapısıyla maalesef bu işler düzelmeyecek. Arada çok büyük fark olduğu kesin.HAMİT NEDEN VAR!BİR de işin başka bir boyutu var. Hangi performans kriteriyle Hamit Altıntop milli takımda oynuyor. Her oyuncu tartışılır. Umut Bulut bile G.Saray'da en azından 2 kez sonradan oyuna girip gol attı! Hamit Altıntop 2 yıldır ne yaptı da milli takımda oynuyor? En azından diğerleri iyi-kötü oynuyor.ŞÜKRÜ Saracoğlu Stadı bu sezon ilk kez doldu. Türk seyircisi vallahi cin gibi. futboldan anlıyor, neyi seyredip neyi seyretmeyeceğini de çok iyi biliyor. Brezilya gelmiş tribünler full. Sahaya bakınca kimin hangi seviyede futbolcu olduğunu da hemen kavrıyorlar.KAZAKİSTAN çok zayıf bir takım. Artık o hale geldik ki onları bile yener miyiz diye düşünüyoruz. Brezilya'yla oynadık bir kez daha boyumuzun ölçüsünü aldık. Bari biz de Kazakistan'a boyunun ölçüsünü gösterelim.